Ygs-lys sistemi değişmeli mi?

Her sene üniversiteye giriş sınav sistemi ile ilgili değişiklik dedikoduları çıkar. Aslında bu dedikoduların çıkması normal, çünkü ülkemizde eğitim sisteminde çok sık değişiklikler yapılabiliyor. Örneğin ortaöğretime geçişte son yıllarda OKS-SBS-TEOG gibi birçok sistem uygulandı. Ancak birtakım küçük değişiklikler olsa da üniversiteye giriş sisteminde 2010’dan beri köklü bir değişiklik yaşanmadı.

YGS-LYS ile formüle edebileceğimiz bu sistem bilindiği üzere 2 aşamalı bir sınav maratonunu içeriyor. İlk sınav olan YGS daha çok meslek liseli öğrencilere dönük yapılan bir sınav. Aynı zamanda LYS için bir eleme niteliği taşıyor. Sınav sisteminin 2010’dan önceki sistemden en önemli farkı; puan türlerinin ve dolayısıyla sınavların artması. Öğrenci hedefi doğrultusunda gireceği sınavları seçebiliyor. Hedefine uymayan derslere çalışmak zorunda kalmıyor. Üstelik gireceği sınavlarda da soruların puan getirisi seçeceği bölüme göre değişiyor. Örneğin Hukuk isteyen bir öğrenci LYS Fizik-Kimya ve Biyoloji konularına çalışmak zorunda kalmıyor; edebiyatın ve coğrafyanın da matematik ve geometriye göre daha çok katkısı olduğunu bilerek planlamasını yapıyor. Bu eski sisteme göre büyük bir avantaj, üstelik öğrenciyi bilinçlenmeye teşvik ediyor. Sınav sistemini daha iyi bilen öğrenciler bir adım öne çıkıyor.

2010’dan beri uygulanan bu sistemde katsayı değişiklikleri, puanlama sisteminde küçük değişiklikler, bazı programların farklı puan türlerine kayması gibi küçük değişiklikler yapıldı. Ancak sistemde kökten bir değişiklik yapılmadı.

TEOG benzeri bir sistemin üniversiteye girişte uygulanabilirliği yok. Adaylara üniversiteye giriş için tek bir sene şans vermek, sağlıksız yöntemlerle ölçülen diploma notunun etkisini arttırmak doğru olmaz. Uzun yıllar farklı sistemler denendikten sonra getirilen, “en az sorunlu” olduğunu düşündüğüm bu sınav sisteminin bu yüzden değiştirilmesini uygun bulmuyorum. Tabi yine birtakım değişiklikler yapılabilir:

  • Psikoloji kazanmak isteyen bir öğrenci psikoloji; Sosyoloji kazanmak isteyen bir öğrenci de sosyoloji sorularından sorumlu olmalıdır. Bu anlamda Psikoloji-Sosyoloji-Mantık sorularının TM puan türüne etki yapması uygun olacaktır.
  • LYS-3’ten Coğrafya testi kaldırılabilir.
  • Lisans programları sınıflandırılarak, bazı lisans programlarına sınavsız geçişin önü açılabilir.
  • Psikoloji-Sosyoloji-Arkeoloji gibi TM-3’te yer alan bazı programlar için matematiğin etkisi daha da düşürülerek edebiyatın etkisi arttırılabilir veya TM-4 şeklinde yeni bir puan türü oluşturulabilir. TS’nin cazibesini arttırmak adına bu gibi bazı bölümler TS puan türüne alınabilir. (Nitekim Hukuk-Arkeoloji gibi bazı bölümler daha önce sözel puan türü ile öğrenci alıyordu.)
  • Standart bir puan hesaplama modülü geliştirilebilir. Türkiye birincisi 500 puan almak zorunda değil. Bu sayede netlerini bilen öğrenciler puanlarınınsağlamasını kolayca yapabilir. Ayrıca sınavlardan istatistik çıkararak yorum yapmak isteyen uzmanların işi kolaylaştırılmış olur.
  • OBP hesaplama yönteminde değişikliğe gidilebilir, hatta obp etkisi sembolik hale getirilebilir.

 

Özet olarak YGS-LYS sisteminin üniversiteye girişte az sorunlu bir sistem olduğunu, değiştirmenin risk taşıyacağını, hele TEOG benzeri bir sistemin üniversiteye girişleri içinden çıkılmaz bir hale sokacağını düşünüyorum.

Rehber Öğretmen
Mürsel AKGÜNEY
https://twitter.com/murselakguney

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz