Yemek yemeyen çocuk için alınabilecek önlemler nelerdir?

Okul öncesi çocuklarda sıklıkla görülen iştahsızlık ve yeme problemlerinin temelinde yaşın getirdiği gelişim özelliklerinin yanı sıra, onları üzen olayların da olabileceğine dikkat çeken uzmanlar aileleri bu konuyu saplantı haline getirmemeleri konusunda uyarıyor. Uzman Psikolog Yüksel Artar, “Ailelerin çocukların yemek konusundaki aşırı duyarlılığı yemeği bir sorun haline getirebilir. Bu da çocuk ile ebeveyn arasındaki iletişimi zedeler. Önemli olan çocukların yemek problemlerinin neden kaynaklı olduğunu erken tespit edip önlem almak” diyor.

Uzmanlar, ebeveynlerin en çok yaşadığı sorunların başında gelen okul öncesi çocuklarda iştahsızlık ve yeme problemlerinin temelinde, yaşın getirdiği gelişim özelliklerinin yanı sıra onu üzen ya da huzursuz eden durumların da bulunabileceği konusunda uyarıyor. Eve gelen yeni bir kardeşi kıskanma ya da ilgiyi üzerine çekmek isteğinin çocuklarda yeme problemine neden olabileceğine dikkat çeken uzmanlara göre, bu konuda erken önlem alınmaz ise çocukların gelecekteki fiziksel, psikolojik ve sosyal hayatları olumsuz etkilenebiliyor.

Bu konuda özellikle annelerin bilinçli olması ve çocukların yeme problemlerini bir saplantı haline getirmemesi gerekiyor. Annelerin yemek konusundaki aşırı duyarlılığı çocuk için yemek yemeyi sorun haline getirebiliyor. Anne-çocuk ve anne-baba-çocuk iletişimini zedeleyebiliyor.

ERKEN ÖNLEM ALIN!
Her yaşın gelişim özellikleri ve ihtiyaçlarının farklı olması nedeniyle çocukların yemek yeme miktarlarında değişim olması çok doğal. Okul öncesi dönemdeki çocuklar daha yavaş büyüdüklerinden çok yemeye gereksinim duymazlar. Genellikle 1 yaşından sonra çocukların iştahında belirgin bir düşme gözlenir. Okul öncesi dönemde gözlenen yeme miktarında azalma çocuğun içinde bulunduğu dönemin gelişim özelliklerinden dolayı olabilir.

Ancak çocuğun yeme miktarında olan değişimin çocuğun içinde bulunduğu durum ve koşullarla da ilgili olabilir. Şöyle ki; yeme problemleri erken dönemlerde başlayabilir ve zaman içerisinde şekil değiştirebilir. Çocukluk dönemi yemek seçme, az yeme, belli yiyeceklere takıp kalma veya aşırı yeme zaman içerisinde kendiliğinden ortadan kaybolabildiği gibi ergenliğe doğru fiziksel, psikolojik, duygusal ve çevresel değişimlerle aşırı zayıflık takıntısından duygusal aşırı yeme problemlerine kadar çeşitli yeme bozukluklarına dönüşebilir. Burada önemli olan, sorunlar için erken önlem almaktır.

YEMEK ZAMANLARI KABUSA DÖNÜŞMESİN!
Çocuğu yemek yemesi için zorlamak onda tam tersi bir etki yaratır ve bu ne kadar sık tekrarlanırsa da çocuk yemeği o kadar şiddetle reddeder. Bu yüzden çocuklarla yemek konusunda inatlaşmak yerine ve tutarlı davranmak gerekir.

Çocuklara yemek alışkanlığının kazandırılması için öğünlerin rutin olmasına dikkat edilmeli ve çocuk kendi kendine yemek yemesi için cesaretlendirilmelidir. Bu davranış şekli çocukta yemeğin olumlu bir kavram haline dönüşmesine neden olur.

 

ÇOCUĞA SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMANIN YOLLARI:
– Çocuklar anlatılanı değil gördüğünü taklit eder. Bu yüzden anne baba ve çocuğun bakımından sorumlu kişilerin kendi beslenme davranışlarına dikkat etmeleri gerekir. Anne ve baba da yemek seçmeyerek, değişik tatları deneyerek onlara örnek olmalı.
– Çocuğa yemek konusunda ısrarcı davranılmamalı. Zorla yedirmeye çalışmak çocukta kendi yaşamını kontrol isteğini daha fazla uyarır ve iştah yerine inatlaşma artar. Yemek düşüncesi “kontrol ve inat” gibi olumsuz kavramların bir arada hatırlanmasına sebep olur. Zorla yemek yedirme sonucu oluşacak kısır döngü içinde, çocukla aile arasında iletişim bozulabilir ve çocukta öfke nöbetlerine sebep olabilir.
– Zamanında ve yeterli miktarda yemediği, etrafı kirlettiği, çok yediği için ya da başka nedenlerle çocuğa baskı yapmak, bağırmak, korkutmak, zorla yedirmeye çalışmak, cezalandırmak gibi davranışlar çocuk üzerinde sonradan düzeltilemeyecek izler bırakabilir.
– Yemek saati yaklaştıkça çocuğa açlıktan, acıkmaktan söz edilebilir. Yemek sonrasında ise doymaktan bahsedilebilir. Böylelikle açlık-tokluk hissini söze dökerek daha fazla farkındalık kazandırılır.
– Oyun ile yemek zamanı birbirinden ayrılmalı. Yemekte çocuğun oyun oynamamasına ve oyun sırasında da yemek yememesine özen gösterilmeli.
– Çocuğun, beslenme gibi temel bir fizyolojik ihtiyacının karşılanmasının aynı zamanda psikolojik doyumunu da sağlayan bir süreç olduğu unutulmamalı. İnsanlar sevdikleriyle birlikte yedikleri bir yemekte, karınlarını doyurmuş olmanın vereceği rahatlığın ötesinde ruhsal olarak doyum sağlayan duygular yaşar. Ayrıca hayat için önem taşıyan görgü kuralları sofrada öğrenilir. Masa etrafında yaşanılan ve paylaşılanlar çocukların sosyal davranış yapılarını oluşturur.
– Ebeveyn olarak sizler de iştahsızsanız veya aşırı iştahlıysanız genetik faktörün önemini göz önüne almalısınız.
– Her çocuğun yemek ihtiyacı ve bünyesi farklıdır, çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın.
– Çocuğun yemeğini kendisinin yemesi teşvik edilmeli. Fakat yemek yerken yetişkinler kadar becerikli olması beklenmemeli. Dolayısıyla üstüne ve etrafına dökmesi durumunda çocuğa olumsuz bir tepki verilmemeli.
– Yemek saatleri tüm ailenin katılımının sağlandığı faydalı sohbetlerin yapıldığı çocuğun iyi vakit geçirdiği zamanlar olmasına özen gösterilmeli.

Kaynak: http://anneoluncaanladim.com

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz