Veliler için karne tavsiyeleri

Önceki yazımda okulların karnelerden çıkartacağı dersleri sıralamıştım. Bu yazıda velilerin ne tür dersler çıkartacağı üzerinde durmak istiyorum.

Belkide kolaylarına geldiğindendir aileler sene sonunda karne eve gelince doğrudan çocuğa faturayı keserler. Başlarlar: “sana şu imkanı verdim, şu masrafı yaptım, şu kadar zaman ayırdım” demeye. Çuvaldızı öğrenciye batırmayı kafasına koymuş veliye haydi “iğneyi de kendine batır” diyelim.

Mutlaka aileler çocuklarına bir takım maddi olanaklar sunuyorlardır ve karşılığında da ele gelir bir karne bekliyorlardır. Peki, sadece maddi olanaklar sağlamak anne-babalık için yeterli mi? Bir defa bile sınav sonuçları, yanlış yapılan soru sayıları, yazılılardan alınan düşük notların konuşulmadığı bir akşam yemeği yememiş velilerden söz ediyorum. Yıllar öncesınav stresi dolayısı ile okula ve derslere karşı kendini kilitlemiş bir öğrencinin velisine “artık yeter, çocuk gerçektende acı çekiyor, önümüzdeki iki hafta boyunca sınavları, testleri konuşmayın” dediğimde,şöyle cevap vermişti: “Hocam biber yiyelim ağzımız yansın ama belli etmeyelim öyle mi?” Ne yazık ki velilerin önemli bir kısmı okul başarısını takıntı haline getirmiş durumdadırlar.Bu durumun çocuk üzerindeki olumsuz etkisini görmeye çalışmasını, velilerden istemek hakkımız olsa gerek.

Tüm dersleri beş ama resim, müzik vs. derslerinden bir tanesi dört diye strese giren veliler de tanıdık. “Çocuğunuzun her derste yetenekli olmasını beklemek doğru olmaz” dediğimizde suratının şekli değişen veliler yapay beşlerle dolu karnelerden büyük mutluluk duyabiliyorlar. Not dediğimiz şey aslında öğretmenin kendi bakış açısı ile yaptığı değerlendirmenin bir sonucudur. Bazı öğretmenlerin üçü bazılarının beşinden kıymetlidir. Burada dikkat edilmesi gereken konu öğrencinin öğrendiklerini kullanabilme yetisine sahip olup olmadığıdır. Yapay beşlerin gerek TEOG’da gerekse YGS ve LYS’de bir anlam ifade etmediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Bir çok velimiz çocukları derslerde yararlanabilsin diye evlerine bilgisayar ve internet alıyorlar. Hatta bir adım ileri giderek bilgisayarı çocuklarının odasına kuruyorlar. Yirmi yıllık eğitimci tecrübeme dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki çocuğunuzun kendi odasındaki bilgisayardan ders amaçlı yararlanabilme oranı çok düşüktür. Bilgisayar tabiri caizse ayak altı diyeceğimiz bir yerde mesela salonun bir köşesi hatta evin koridorunda bir yerde olabilir. Böylece sadece ders için yararlanma oranı en üst seviyelere çekilebilir.

Öğrenci başarısını etkileyen bir başka unsurda anne babaların tutarsız davranış sergilemeleridir. Anne ayrı baba ayrı açılardan yaklaşıyor, birinin yasakladığı diğeri tarafından serbest ediliyorsa çocuk bu durumu kendi lehine çok güzel kullanıyor. Anneye ayrı babaya ayrı davranıyor. Bu durum ders başarısını düşürdüğü gibi aile içi sorunlara da neden olabiliyor. Kimi zaman velilerimizden “çocuk beni dinlemiyor, siz bir konuşur musunuz?” şeklinde talepler geliyor. Öğretmeni olarak elbette konuşurum ama anne veya babanın annelik ve babalık rolleri ile çocukları üzerinde yeniden otorite kurması kadar kalıcı bir çözüm olmaz. Bu nedenle çocukları ile yüz göz olmuş velilerin mutlaka otoritelerini yeniden sağlamak için uzman yardımına başvurmaları gerekmektedir. Burada bir tespitimi de paylaşmadan geçemeyeceğim. Özellikle son dönem Türk aile yapısında anne ve babalar rollerinin otoritesini bilerek ve isteyerek kaybettiler. Bazı veli görüşmelerimizde şu iğreti ifadeyi duyabiliyoruz: “Hocam biz çocuğumuzla arkadaş gibiyiz” Onlara diyorum ki “eyvah çocuk annesiz ve babasız”. Anne-babalığı siz yapmazsanız başkası çok güzel yapıyor ve çocuğunuz üzerinde her türlü tasarrufu kullanıyor.  Diyorum ki: “çocuğunuza arkadaş değil anne-baba olun!”.

Bu yıl öyle ya da böyle geçti gitti. En azından velilerimiz önümüzdeki yıl ilk iş çocukları ile bir mukavele yapsınlar. Anne-babanın çocuktan beklentileri, çocuğun anne babadan beklentileri, durum değerlendirme toplantılarının hangi aralıklarda yapılacağı, yaptırımların neler olacağı vs. konularında mutabakata dayalı mukavele yapmakta yarar var. Bu mukaveleyi okul rehber öğretmeninin de bulunduğu bir görüşmede yapabilirler. Hem anne-baba hem de çocuk görev ve sorumluluklarını bilmeli ve bunları yerine getirmediğinde neyle karşılaşacağını görmeli.

Yazının sonuna geldiğimde şöyle yeniden okuduğumda aslında çuvaldızı veliye batırdığımızın farkına vardım. Bu da aslında normal bir durum. Modern psikolojide sorunlu çocuk yoktur sorunlu anne-baba vardır anlayışı hakim durumda. Öğrenci velilerimle yaptığım toplantılarda sıklıkla söylediğim bir şey var. Derim ki:”Elinize bir hamur veriliyor. Siz ona anne-baba olarak şekil veriyorsunuz ve daha sonra karşısına geçip olmamış diye eleştiriyorsunuz. Aslında olmamış değil, yapamamışız demeniz lazım”.

Son söz olsun. Karne sadece çocuğun başarısını ölçmez. Varsa bir başarı ya da başarısızlık bunda en az çocuk kadar okulun ve ailenin de payı vardır. Bu nedenle çocuğunuzun karnesini elinize aldığınızda “neyi doğru yaptık” ya da “neyi yanlış yaptık” diye düşünmek durumundasınız. Bu muhasebe, sizi sonuca götürecektir.

Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Ahmet GÜNAY

Psikolojik Danışman

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz