<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/tag/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 23:36:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Umudu ve mutluluğu tükenen dostlara</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 18:58:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1540</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar zamanı nasıl da sürükler değil mi? Alır götürür yanından. Daha dünkü çocuk kocaman bir... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar zamanı nasıl da sürükler değil mi? Alır götürür yanından. Daha dünkü çocuk kocaman bir genç olarak çıkıverir karşına. Bu günün genci onlarca yıl sonra yeni bir ihtiyar olur. Ellerinde ve yüzlerinde çizgilerle genç bir ihtiyar olur.</p>
<p>Beden içinde sakladığın yürek, bir yangın selinde çırpınır durur. Hep hayallerin arkasında koşuşturup yorulur. Biri biter. Yenisi gelir. Hep böyle devam eder yaşam. Kuyunun içinde bağlı olsan da, yukarıdan sular dolsa da hep bir çırpınışın vardır bu dünyada. Yaşamak. Ne acı bir imtihandır yaşamak. En acısı da imtihanla yaşamak.</p>
<p>Hani dün çocukken yatağında hasta yatıyordun ya. Annen başucunda ıslattığı bezle ateşini alıyordu.  Ve sen bilmediğin bir mücadelenin içindeydin. Çocuk bedeninle direnirken bile iyileşip oyuncağına kavuşmanın sabırsız bekleyişi vardı içinde. Hani sokağınızdaki boş arsada bir maçlık bir bir kalabalık toplanmıştı. Gol kralı olabilmenin hayali ile vurmuştun top&#8217;a. Aynı yerde yarın ki buluşmanın hayalini kurmuştun. Büyüdün. Herkesi büyük görmeyecek kadar büyüdün.</p>
<p>Yaşamın en güzel sahneleri içindesin şu an. İçini karartmasın gördüğün, duyduğun karamsarlık bombardımanı. Kendini megaloman dizilerin batağında kaybetme lütfen. Kendini umutsuz, basit şarkıların sözlerinde kaybetme. Örnek al. Model al. Ama kendini unutma. Dikkatli bakarsan pencerene konan güvercini göreceksin. Bulutlar kadar beyaz kanatlarında dünyayı gezeceksin daha. Bir yıldız parlatacak gecenin kasvetli karanlığını. Ve sen bütün varlığınla bağıracaksın. &#8220;Ben buradayım&#8221; diye . Sesini önce sen duymalısın. Başkası duymasa da olur diyeceksin. Senin varlığın değil mi başkasını var eden. Senin varlığın değil mi başkasını gören. Önce sen. Bencillikten öte varlığın sembolü sen.</p>
<p>Bu gün sular kesik. Sokağımızda kavga var. Birileri ekmek kazanma davasını kaybetmek üzere. Birleri yanan parlak ışıklar altında karanlığı yaşıyor. Ve sen bunları fark etmiyorsun. Sadece sen sanıyorsun en acısını çekeni. Sadece sen sanıyorsun kuyunun içinde elleri bağlı olanı. Kazanıyorsun ama tadını alamıyorsun. Aldığın ekmeğin, açken koktuğu gibi kokmuyor. Komşunun selamı çok içten gelmiyor. Çünkü sen basit bir su çukurunu kuyu zannediyorsun. Sen büyüttükçe oda büyüyor. Hem de en derininden bir kuyu oluyor. Ve sen bir bardağın içinde boğuluyorsun.</p>
<p>Bilmiyorsun elle tutamamanın acısını. Bilmiyorsun mis gibi kokan çiçeği görememeyi. Bilmiyorsun ömür boyu koşamamayı. Hani bir bahar sabahında kır çiçeklerinin sarıp sarmaladığı bir tepeye çıkmıştın. Gökyüzünün yemyeşil vadiye uzanıp yattığını görmüştün. Burun direklerin papatya kokusundan sızlamıştı hani. İki çocuk önünden rengârenk uçurmalarla geçmişti. Sen uçurtmalara bakarken yağmur yağmıştı.</p>
<p>Nasıl dersin şansız olduğunu, ellerin, ayakların, gözlerin varken. Düşünen ve şu an beni anlayan bir aklın varken. Nasıl dersin şanssızım diye. Gelecek denilen bilinmezi görmeden. Şanlısın görmediğin kadar. Şanslısın bilmediğin kadar.</p>
<p>Senin ellerinle zincire vurduğun imkanların O?nda yok. Senin isyankar olduğun şartların asla olamadı onda. Olamayacak da.  Oysa senin gibiydi. Bir gecenin  sessizliğinde bankta otururken yoldan çıkan bir araba aldı götürdü her şeyini. Gözlerini, ellerini ve ayaklarını. Çevresinde kalmadı bir tane dostu. Kahır çekmek istemedi dostum dedikleri. Ölmeyi asla düşünmedi. Onu uçurumun kenarına iten gelgitleri görmedi. Çünkü yaşamak istiyordu. Her şeyi bitiren planı asla kurulmadı. Yaşamı hissetmek  güzeldi her şeye rağmen. Mahrum olsa da güzeldi can taşımak.  Geriye bitmeyen bir şey kaldı onda. Senin hiç kıymetini bilmediğin ve hep görmezden geldiğin;  umut. Çünkü onurlu bir mücadele vardı ortada ve bu mücadele umutsuz verilmiyordu.</p>
<p><strong>&#8220;Yazık</strong> sınav canavarı olmuşsun kitabının yazarından&#8221;                                                Kadir AKEL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamı 90 &#8216;dan ıskalamak</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yasami-90-%e2%80%98dan-iskalamak.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yasami-90-%e2%80%98dan-iskalamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 11:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1052</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz insanına verilen 24 saat yani bir gün, 36 saat olsaydı sanırım 36 saat te... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yasami-90-%e2%80%98dan-iskalamak.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz insanına verilen 24 saat yani bir gün, 36 saat olsaydı sanırım 36 saat te bizlere yetmeyecekti. Makine ve zaman içerisine hapsolmuş modern insan bir paradoks yaşıyor. Ürettiğimiz ve hayatımızın her alanında bizlere hizmet eden duygusuz, ağlamayan, gülmeyen, sevinmeyen kör makineler bizlere zaman yaratmasına rağmen nedendir bilinmez halen zamana karşı bir yarış içerisindeyiz. Bu ne olduğu bilinmez yarış içerisinde ise neleri kaçırıyoruz,neleri görmüyoruz,nelerden mahrum kalıyoruz? Aslında yaşamı 90? dan ıskalamak başlığı ile bunu felsefi ve ironik bir dille sorgulama gereği duydum?</p>
<p>Yıl 2002  Sömestri tatili için geldiğim memleketimden ayrılma zamanı gelmişti. Soğuk bir şubat ayı idi. Terminalde, Erzurum giden Esadaş firmasına ait otobüse yaklaştığımda içimde kırılgan bir çocuğun duygusu hâsıl oluverdi. Otobüse bindiğimde muavin 34 numaralı koltuğa geçmemi söyledi. Koltuğa baktığımda, gözlüklü, yaklaşık 45?50 yaşlarında bir adam vardı. Bilet almadığım için zoraki oturmak zorunda kaldım. Otobüsün hareket saati gelip yol almaya başladığımda ise yanımda oturan adamla koyu bir sohbete çoktan dalmıştık. Saatlerce sohbet ettiğim adam meğer gözleri görmeyen yani Kör birisiymiş. Erzincan?a yakın, yol azgında bir ilçede adam inmek için harekete geçti. Adamla Vedalaştıktan sonra ona şöyle sesleniverdim: <strong>&#8220;ağabey aman dikkat et hava kararmaya başladı ve yerler kaygandır&#8221; deyince hafifçe kafasını çevirerek&#8221;aslanım, benim için Gece ve Gündüzün ayrımı yok. Her ikisi de aynı şey&#8221; </strong>Dediğinde yüreğim ağzına gelmiş, sözcükler boğazımda düğümlenmişti. Dünyada bunca var olan güzellikleri, bunca algılanacak şeyleri, 34 nolu koltukta oturan bu insan göremiyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Düşündüm acaba peki ya bizler nasıl yaklaşıyorduk bunca güzelliklere? Güneşin doğuşu ve batışına, bir kasım patının yaprağına, eli yüzü pasaktan görünmeyen muzip bir çocuğun yüzüne, saçı başı yılların intikamına dayanamayıp ağarmış Mehmet amcaya var olan gözlerimizle bakabiliyor muyduk? Onları fark edebiliyor muyduk? İşte bunun üzerine düşünmek ve düşündürmek istiyorum.</strong></p>
<p><strong>Bir yaşadığımız birde seyrettiğimiz hayatımız var sanırım. Yaşanılan ve seyredilen hayatta nelerin farkına varabiliyoruz? Farkında olduğumuz ya da farkında olamadıklarımızı iç dünyamızda muhasebe edebiliyor muyuz? İ.Kant&#8217;ın deyimiyle &#8220;fenomen ve numen&#8221; alemi(görünen ve görünmeyen),platonun &#8220;gölgeler ve idealar&#8221; alemi diye ayrıma tabi tuttuğu yaşamı nasıl ele alıyoruz. Bu yaşama nasıl yaklaşıyoruz. Güzellikler ve farklılıklar ayağa kalkmış &#8220;Hey! ben buradayım lütfen beni görün&#8221; derken bizler gözlerimizde Miyop-Hipermetrop var diye görme problemimiz üzerine eğiliyoruz?</strong></p>
<p>Ne yazık ki bazı şeyleri ıskalıyoruz, gözden kaçırdığımız gibi gönlümüzden de ırak tutuyoruz. Gördük dediğimiz nesnelere bakmadan geçiyoruz. Görmek ve bakmak arasında ince bir çizginin olduğunu hesaba katmadan?</p>
<p>NEVZAT ÖZER</p>
<p>Psikolojık danışman -Rehber Öğretmen</p>
<p>Nevzatozer66@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yasami-90-%e2%80%98dan-iskalamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

