<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; şiddet</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/tag/siddet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 23:36:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), &#8221;şiddet&#8221; konusunda veliler için rehber hazırladı</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/milli-egitim-bakanligi-meb-siddet-konusunda-veliler-icin-rehber-hazirladi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/milli-egitim-bakanligi-meb-siddet-konusunda-veliler-icin-rehber-hazirladi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Oct 2010 18:29:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ailelere rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okulda şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1549</guid>
		<description><![CDATA[Rehberde, çocukların okulda şiddet görüp görmediğinin nasıl anlaşılacağı, hangi özelliklere sahip çocukların daha çok şiddet... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/milli-egitim-bakanligi-meb-siddet-konusunda-veliler-icin-rehber-hazirladi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rehberde, çocukların okulda şiddet görüp görmediğinin nasıl anlaşılacağı, hangi özelliklere sahip çocukların daha çok şiddet görebileceği, çocuğun şiddet gördüğü anlaşıldığında neler yapılabileceği konusunda öneri ve uyarılarda bulunuluyor.</p>
<p>Alınan bilgiye göre, &#8221;Çocuğum Okula Gidiyor&#8221; başlıklı rehber hazırlayan MEB, velilerin ihtiyaç duyabileceği bilgilere yer verildi. Akademisyenlerce hazırlanan rehberde, &#8221;Okulda Şiddet&#8221; konusuna özel bir bölüm ayrıldı.</p>
<p>Rehberde, şiddet, &#8221;her türlü güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel, ruhsal veya cinsel açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümü&#8221; şeklinde tanımlanarak, fiziksel, psikolojik ve cinsel olmak üzere üç tür şiddet olduğu belirtildi.</p>
<p>Fiziksel şiddetin &#8221;İteklemek, yumruklamak, vurmak, çimdiklemek, ısırmak, tekmelemek, yakmak, ağzı kapatarak boğmaya teşebbüs etmek, şiddetli bir şekilde sarsmak ya da herhangi bir başka şekilde çocuğun bedenine zarar vermek&#8221; olarak tanımlanan rehberde, bu yaralanmaların bir kısmının çocuk oyun oynarken kaza ile olmuş olabileceği ancak yaraların yerinin ve yaralanmanın sıklığının fiziksel istismardan şüphelenmeyi gerektirdiği vurgulandı.</p>
<p>Duygusal şiddetin &#8221;Bir kişiyi yapmak istemediği bir şeyi yapmaya razı etmek için duygusal durumundan yaralanarak psikolojik baskı uygulamak&#8221; olarak tanımlandığı rehberde, &#8221;eziyet etmek, aşağılamak, küfretmek, dalga geçmek, isim takmak, dedikodu çıkarmak, tehdit etmek, hakaret etmek, kızmak, küçümsemek, küçük düşürmek, gruptan ya da yapılan faaliyetlerden dışlamak ve alay etmek&#8221; gibi davranışlar psikolojik şiddete örnek gösterildi. Psikolojik şiddetin, fiziksel şiddet kadar zedeleyici ve incitici olduğu ve hatta gözle görülemediğinden daha da kötü olduğu vurgulandı.</p>
<p>&#8221;Bir kişinin rızası olmadan veya fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalarak cinsel amaçlar için kullanılması&#8221;nın &#8221;cinsel şiddet&#8221; olarak anlatıldığı rehberde, bunların, &#8221;İstenmeyen fiziksel yaklaşımlar, cinsellik içeren sözler, davranışlar ve dokunmalar, sarkıntılık, sıkıştırma, cinsel flört etmeye zorlama, cinsel ilişki için baskı kurma&#8221; gibi davranışlar olabileceği belirtildi.</p>
<p><strong>Rehbere göre, şiddet gören çocuklarda görülebilecek belirtiler şöyle sıralandı:</strong></p>
<p>- Çocuğun eve bedeninin herhangi bir yerinde veya çeşitli yerlerinde morluk, kesik, şişlik, yanık, sıyrık, kırık, çıkık veya yarayla gelmesi</p>
<p>- Bedeninde şiddet gördüğüne işaret edebilecek darbe, morlukları görülmesin diye giysilerle saklaması</p>
<p>- İyileşmeyen, sebebi belli olmayan yaralar</p>
<p>- Kendisine ait eşyaları kaybetmesi veya yırtılmış kıyafetlerle eve gelmesi</p>
<p>- Eşyalarını sık sık kaybetmesi veya eşyalarının çalınması</p>
<p>- Her zamankinden daha çekingen, içe dönük veya pasif davranması</p>
<p>- Aileyle veya çevresindekilerle iletişim kurmaktan kaçınması</p>
<p>- Çevresindekilerle ilişkilerinin azalması</p>
<p>- Evde odaya kapanma davranışının artması</p>
<p>- Başkalarına güvenmemesi</p>
<p>- Okula gitmek istememesi veya okuldan kaçması, devamsızlık yapması</p>
<p>- Uykusunda ve yeme davranışında belirgin değişiklikler olması</p>
<p>- Yatağını ıslatma, kekeleme veya konuşmada tutukluk göstermesi,</p>
<p>- Gece kabusları</p>
<p>- Okul başarısında anlam verilemeyen düşüş</p>
<p>- Normalin dışında çok sakin görünmesi veya çok saldırgan davranması (öfke patlamaları), söz dinlememe biçiminde belirgin davranış değişiklikleri,</p>
<p>- Gösterdiği tutum ve davranışlarıyla ilgili sorulara akla yatmayan, yalan söylediği duygusu yaratan cevaplar vermesi, hikayeler uydurması</p>
<p>- Dinlediği müzikte, çizdiği resimlerde veya yazdığı yazılarda ve karalamalarda şiddet içeren, cinsel tacizi andıran öğeler bulunması</p>
<p>- Vücudunun kirli olduğu veya cinsel organları bölgesinde bir sorun olduğu gibi düşüncelere sahip olması</p>
<p>- Cinsellik veya seks konularına anormal ilgi göstermesi veya tamamen ilgisiz kalması</p>
<p>- Oyuncak bebeklerle veya başka çocuklarla oynarken cinsellik veya şiddet içerikli oyunları tercih etmesi.</p>
<p><strong>-NE YAPILMALI?</strong></p>
<p>Çocuğun şiddet gördüğü anlaşıldığında ailelerin &#8221;huzursuz olmasının, yoğun öfke duymasının, kızgınlık ve suçluluk hissetmesinin son derece doğal olduğu&#8221; vurgulanan rehberde ailelere, şu önerilerde bulunuldu:</p>
<p>- Aşırı tepki göstermemeye ve sakin olmaya çalışmanız, enerjinizi sorunun çözümüne yönlendirmenize ve sorunu daha kolaylıkla çözmenizi sağlayacaktır</p>
<p>- Çocuğunuzu ve şiddet gösteren kişi/kişileri suçlamaktan kaçının. Suçlamak, sorunun çözümüne katkıda bulunmayacağı gibi sorunu daha da karmaşık hale getirecektir. Bu nedenle güvenli ve koruyucu ortamı yaratmak için gerginliklerden kaçının</p>
<p>- Çocuğunuzu karşınıza alıp onunla konuşmaya çalışın. Bu konuşmada şiddetin kabul edilemez bir davranış olduğunu, hiçbir kişinin kendisine şiddet göstermeye, istismar etmeye hakkı olmadığını ona anlatın</p>
<p>- Daha sonra çocuğunuzun duygularını ifade etmesi yönünde cesaretlendirin ve onu dinleyin</p>
<p>- Yaşadığı korku, kaygı, utanç, suçluluk gibi olumsuz duygularının normal olduğunu, ne olursa olsun onun yanında olduğunuzu belirtin, hissettirin ve ona güven vermeye çalışın. Şiddeti önlemek için bunu paylaşması gerektiği konusunda çocuğunuzu teşvik edin. Şiddete maruz kalıp bunu anlatmazsa durumun daha kötüye gidebileceğini belirtin</p>
<p>- Şiddet gösteren kişi/kişilerin amacının özellikle kendisini korkutmaya, kontrol etmeye çalıştığını ve bu durumda onun suçu olmadığını, utanmaması gerektiğini anlatın</p>
<p>- Çocuğunuzun bundan sonraki ne tür tepkiler gösterebileceği üzerinde durun. Bu tür çocuklarla dalaşmamak, yanında bulunduğu arkadaşlarından ayrılmamak, oradan uzaklaşmak, tepki vermemek, yardım istemek, oradan uzaklaşıp gitmek gibi tepkiler arasından çocuğunuzun özelliklerini de dikkate alarak hangisi veya hangilerini gösterebileceği üzerine konuşun</p>
<p>- Çocuğunuza özellikle, şiddete şiddet ile tepki vermemesi konusunu vurgulayın. Bu tür davranmanın çözüm olmayacağını, aksine sorunu daha zorlaştıracağını belirtin</p>
<p>- Çocuğunuzun öğretmeni/öğretmenleri, okul idarecileri ve rehber öğretmenleriyle durumu paylaşarak ayrıntılı bilgi almaya çalışın. Onlara, bu sorunu çözme konusunda ne tür önerileri olduğunu sorun</p>
<p>- Eğer profesyonel bir yardım alması gerekiyorsa psikolog, psikiyatrist gibi kişilere başvurarak yardım alın</p>
<p>- Evdeki ilişkilerinizi gözden geçirin. Daima onunla iletişime açık olun. Ona vakit ayırın</p>
<p>- Çocuğunuzun kendini ifade edici, hakkını arayıcı ve atılgan davranışlarını destekleyerek kendisine güven duyması yönünde destekleyin</p>
<p>- Arkadaşları ile ilişki kurmasına ve bu ilişkilerini güçlendirmesi konusunda ona yardımcı olun</p>
<p>- Onlarla çeşitli etkinlikler planlaması ve yapmasını sağlayın</p>
<p>- Çocuğunuzun davranışlarını ve etkileşim biçimini gözlemleyin ve gerekiyorsa yeni beceriler öğrenmesine yardımcı olun. Bu konuda okulunuzdaki psikolojik danışmandan yardım alabilirsiniz</p>
<p>- Ona günlük tutmasını önerin.</p>
<p><strong>-HANGİ ÇOCUKLAR RİSKTE-</strong></p>
<p>Rehberde, &#8221;Çekingen, içine kapanık, pasif, kendine güveni olmayan, düşük benlik saygısına sahip, çevreyle ilişki kurma becerisi yeterince gelişmemiş, az sayıda arkadaşa sahip, kendini savunamayan, hakkını arayamayan, ev ortamında da ailesi tarafından sindirilen, çok kolay suçluluk ve utanç duygusu yaşayan, istenmeyen, ihmal edilen, sevilmeyen, fiziksel ya da zihinsel engelli, küçük yaşta fiziksel olarak zayıf olan, duygusal olarak zayıf, daha küçük yaşlarda tacize uğrayan veya başkalarının tacize uğramasına tanık olan&#8221; çocukların şiddet görme riskiyle karşı karşıya bulundukları vurgulandı.</p>
<p>Çocuklara okulda veya okul ile ev arasında şiddet gösterebilecek kişiler rehberde &#8221;Kendisinden yaşça veya fiziksel olarak büyük okul çocuklarından, arkadaşlarından, öğretmenlerden, okul idarecilerinden, okulda çalışan yardımcı elemanlardan ve personelden, okul içindeki ve dışındaki gruplardan, okuldaki çocukların velilerinden, komşulardan, herhangi yabancı bir kişiden şiddet görme olasılığı&#8221; bulunduğu belirtildi.</p>
<p>Çocuklara yönelik şiddetin, sanılanın aksine yabancılar tarafından gösterilmediği, genellikle ya aile bireylerinden ya da yakın akrabalar tarafından gerçekleştirildiğinin altı çizilen rehberde, &#8221;Bu nedenle çocukları sadece yabancılardan korumak yeterli değildir. Şiddet gösterenlerin çoğunlukla çok yakın çevresinde olan ve güvendikleri kişiler olduğu unutulmamalıdır&#8221; denildi.</p>
<p><strong>Rehberde, ailelerin çocuklarıyla şiddet konusunda konuşmaları gerektiği ifade edilerek, şunlar önerildi:</strong></p>
<p>- Olası şiddet durumu ile karşılaşırsa veya tanık olursa kendisiyle, okul yönetimiyle, öğretmenleriyle ve rehberlik servisiyle mutlaka paylaşması gerektiğini belirtin</p>
<p>- Kendini nasıl koruyabileceğini ve ne tür tepkiler gösterebileceği üzerinde durun</p>
<p>- Çocuğunuzun cep telefonu, iPhone, MP3, gibi maddi değeri yüksek olan eşyaları yanında bulundurmamasına izin vermeyin</p>
<p>- Çocuğunuzun yanında fazla para taşımasını engelleyin</p>
<p>- Çocuğunuza, okula yakın ve iyi arkadaşlarıyla birlikte gidip gelmesini önerin</p>
<p>- Çocuğunuz toplu taşıt araçlarını kullanırken herhangi bir tehlike ile karşı karşıya kalır ise bir yetişkinden yardım istemesini söyleyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/milli-egitim-bakanligi-meb-siddet-konusunda-veliler-icin-rehber-hazirladi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel tacize uğrayan çocuk bundan nasıl etkilenir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 18:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1250</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hiçbir yaştaki çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Hiçbir yaştaki çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki çocuklarda bile aşırı uyarılma ile baş edememenin yarattığı sorunlar gelişecektir.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan</strong> cinsel tacize uğrayan çocukların bundan nasıl etkileneceği, ailelerin cinsel tacizi önlemek ve cinsel tacize uğramış çocuklarına yardımcı olmak için neler yapmaları gerektiği konusunda bilgiler verdi&#8230;</p>
<p>Çocukların olan biteni söylemekten korkmaları ve yaşananları hukuksal olarak ortaya koymanın güçlüğü nedeniyle çocuk tacizlerinin sayısının resmi kayıtlara yansıyandan çok daha fazla olduğunu belirten Dr. Erdoğan, cinsel tacizin yol açacağı uzun vadeli duygusal ve psikolojik hasarın çocuk açısından yıkıcı olabileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Cinsel taciz nedir?</strong></p>
<p>Çocukların cinsel tacize uğraması diğer pek çok toplumda olduğu gibi ülkemizin de yaygın olarak görülen acı bir gerçeğidir.</p>
<p>Çocuğa yönelik cinsel taciz, bir yetişkin ya da yaşça daha büyük bir çocuğun çocukla yaptığı her türlü cinsel aktivitedir. Bu aktivite çocuğun cinsel organlarını okşamayı; çocuğa diğer kişinin cinsel organlarını okşattırmayı; ağız yoluyla cinsel organa dokundurmayı içerebileceği gibi çocuğun vajina ya da anüsüne cinsel organ ya da başka şeylerin sokulmasını içerebilir.</p>
<p>Cinsel tacizin diğer formlarının saptanması ise güç olabilir. Bir yetişkinin cinsel organını çocuğa göstermesi, çocuğa pornografik ya da açık saçık materyallerin gösterilmesi veya çocuğun pronografik materyal üretmek amacıyla model olarak kullanılmasını bunlar arasında sayabiliriz.</p>
<p><strong>Kimler çocuğa cinsel tacizde bulunur?</strong></p>
<p>Çocuğa yönelik taciz ebeveyn, üvey ebeveyn, kardeş ya da başka bir akraba gibi aile içindeki kişilerden veya komşu, arkadaş, bakıcı, öğretmen ya da yabancılar gibi ev dışındaki kişilerden gelebilir.</p>
<p>Buna karşın, tacizlerin genellikle çocuğun tanıdığı ve çocuk üzerinde otorite kullanabilecek kişilerden kaynaklandığı görülmektedir. Tacizciler çocuğu cinsel ilişkiye girmek ya da cinsel aktivitelerde bulunmak için ikna edebilir, rüşvet verebilir, kandırabilir ya da zorlayabilir. Her durumda cinsel tacizi yaşayan çocukta çeşitli stres verici duygular, düşünceler ve davranışların gelişebilir.</p>
<p><strong>Hangi yaştaki çocuklar cinsel tacizden daha fazla etkilenir?</strong></p>
<p>Hiç bir çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Öyle ki, cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki çocuklarda bile aşırı uyarılma ile baş edememenin yarattığı sorunlar gelişebilir.</p>
<p>Tacizcinin aileden biri olması çocuğu çok daha yıkıcı biçimde etkiler. Beş yaş ve daha büyük olup, tacizciyi tanıyan ve ona karşı sevgi besleyen bir çocuk, bu kişiye yönelik şefkat veya sadakat duyguları ile onunla yaşadığı cinsel aktivitelerin aşırı derecede yanlış olması duygusu arasında sıkışıp kalabilir. Çocuk cinsel tacizden uzaklaşmaya çalıştığında tacizci çocuğu şiddet uygulamak ya da artık sevmemekle tehdit edebilir. Cinsel tacizin aile içerisinde meydana gelmesi durumunda çocukta öfke, diğer aile bireylerine karşı kıskançlık ya da utanma duyguları gelişebilir veya sırrı açıklaması halinde ailenin dağılmasından korkabilir.</p>
<p>Çocukların taciz karşısındaki tepkisi farklılık gösterebilir. Özellikle de tacizi açıkladığında gördüğü yaklaşım çocuğun tacizi ve kendisinin bu olaydaki rolünü algılama biçimini önemli ölçüde etkiler. Kendisine inanan ve destek veren bir aile ortamının olması çocuğun travma ile baş etme ve travmanın etkilerini azaltma kabiliyetini artırır.</p>
<p><strong>Cinsel taciz çocuğun ruh sağlığını nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Süreğen bir cinsel tacizin kurbanı olan çocukta düşük özsaygı, değersizlik duygusu ve cinselliğe yönelik anormal veya bozulmuş bir bakış gelişebilir. Çocuk içine kapanabilir ve yetişkinlere güvenini kaybedebilir ve intihara eğilim gösterebilir.</p>
<p>Cinsel tacize uğrayan çocukların bazıları başkaları ile cinsellik harici konularda bağlantı kurmakta zorlanabilirken, bazıları da yetişkin olduklarında cinsel tacizde bulunmaya veya fahişeliğe yönelebilir ya da daha başka ciddi sorunlar geliştirebilir.</p>
<p>Tacizin aile içinden biri tarafından yapılması; tekrarlayan nitelik arz etmesi; şiddet ve zor kullanılması veya şiddet ve zor kullanma tehdidinin olması ruhsal sorunların ağırlığını artıran unsurlardan bazılarıdır.</p>
<p><strong>Hangi çocuklar risk altındadır?</strong></p>
<p>Çocuğa yönelik cinsel taciz her türlü sosyoekonomik ve sosyokültürel sınıfta görülebilmekle birlikte, vakalar ve çalışmalar bazı durumların cinsel taciz riskini artırdığını göstermiştir.</p>
<p>Fiziksel ve zeka engelli çocukların cinsel tacizlere daha açık olduğu bilinmektedir. Bunun yanında başkalarından izole edilmiş, soyutlanmış çocukların tacize uğrama olasılığı da daha yüksektir. Arkadaşları, kardeşleri veya ailedeki yetişkinler ile iletişim şansı zayıf olan çocuklar daha yüksek taciz riski altındadır. Bazı hallerde tacizci çocuğun bu yalnızlığından yararlanırken, bazı hallerde de taciz eden çocuğu kendisini diğer kişilerden soyutlamaya zorlayabilir, teşvik edebilir, yöneltebilir.</p>
<p><strong>Çocuklar cinsel tacize uğradıklarını söylerler mi?</strong></p>
<p>Öncelikle çocukların cinsel tacizi sözlü olarak ifade etmelerinin çok güç olduğu bilinmelidir. Bunun nedenlerinden biri çocukların dünyasında pek çok şeyi yetişkinlerin kontrol etmesi ve çocuğun yetişkinlerin her şeyi bildiğini düşünmesidir. Özellikle de tacizi uygulayan kişinin çocuğu tehdit etmesi veya bu kişinin çocuğun tanıdığı biri olması durumunda çocuk bu kişinin otoritesini sorgulamayı aklına getirmeyebilir.</p>
<p>Öte yandan çocuklar neredeyse her durumda uğradıkları tacizi anlatmayı ve bunun sona ermesini isterler. Ancak kendilerine inanılmayacağından veya korunmayacaklarından korkar ya da anlatmaları durumunda bunun sonuçlarının neler olacağını bilememekten dolayı kaygı duyabilirler. Bu nedenle çocuğun cinsel tacize uğradığını söylemesi tacizin başlamasından sonra bir yıl ya da daha fazla bir süreyi alabilir. Özellikle tacizcinin aile içinden biri olması durumunda çocuk bunu hiçbir zaman açığa vurmayabilir ya da ancak yetişkin olduktan sonra açığa vurabilir. Aynı kişinin mağduru olan başka birinin konuşması veya taciz olasılığı hakkında dolaysız sorular yöneltilmesi konuşmalarını kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>Şu unutulmamalıdır:</strong> Çocukların yalan yere taciz iddiasında bulunması veya bir yetişkinin bazı davranışlarını yanlış anlamak suretiyle taciz olarak değerlendirmeleri çok çok nadir görülen bir durumdur. Çocukların yalan yere taciz iddiasında bulunduğu son derece nadir vakalarda da bunu bir yetişkinin yönlendirmesi ile yaptıkları görülmüştür.</p>
<p>Tam tersi, olan bir tacizi saklamak ya da daha önce dile getirdiği bir taciz durumunu sonradan inkâr etmek, olmayan bir tacizin olduğunu iddia etmekten çok çok daha sık görülen bir durumdur.</p>
<p>Çocuk tacizcileri çocuğu olan biteni söylememesi konusunda aşırı derecede korkutabilir ve böyle bir durumda çocuk sadece kendisini güvende hissetmesi için özel çaba gösterilmesi (aile desteği, profesyonel yardım gibi) durumunda rahatça konuşabilir.</p>
<p>Mahkemeye yansımış vakalarda, çocuğun ifade vermeden önce profesyonel yardım alması olayın zamanı, yeri ve şekli konusunda daha net ve doğru ifade vermesine yardımcı olacağı gibi çocuğun bu durumdan daha az zarar almasını sağlar.</p>
<p><strong>Çocuğun cinsel tacize uğradığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Genellikle cinsel tacizin dışarıdan fark edilen açık belirtileri yoktur. Bazı belirtiler ise ancak doktor tarafından yapılacak fizik muayene ile saptanabilir.</p>
<p>Cinsel tacize uğrayan çocuklarda şunlardan bazıları görülebilir:</p>
<ul>
<li>Cinsel nitelik taşıyan her şeye karşı olağan dışı bir ilgi gösterme veya bunlardan olağan dışı biçimde kaçınma</li>
<li>Belli kişi ya da yerlere karşı belirgin bir korku sergileme</li>
<li>Kendisine herhangi birinin dokunup dokunmadığı sorulduğunda beklenmedik ya da olağandışı bir cevap alma</li>
<li>Fiziksel muayenelerden olağandışı biçimde ürkme ve kaçınma</li>
<li>Uyku sorunları veya kabuslar</li>
<li>Depresyon veya arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşma</li>
<li>Başka çocukları cinsel aktivitelerde bulunmaya sevk etme teşebbüsleri</li>
<li>Mesane ya da bağırsak kontrolünü aniden yitirme</li>
<li>Bedenlerinin kirli ya da hasarlı olduğuna dair ifadeler veya genital bölgelerinde bir sorun olduğu korkusu</li>
<li>Okula gitmeyi reddetme</li>
<li>Suça yönelme veya davranım bozuklukları</li>
<li>Ketumluk</li>
<li>Resimlerinde, oyunlarında, hayallerinde cinsel tacize ilişkin unsurlar</li>
<li>Olağandışı saldırganlık</li>
<li>İntihar davranışı</li>
</ul>
<p><strong>Çocuğun tacize uğradığını söylemesi durumunda ebeveynler ne yapmalı?</strong></p>
<p>Tacize uğrayan bir çocuğun ebeveynleri her şeyden önce sakin olmaya çalışmalı ve çocuğun söylediklerini mutlaka ciddiye almalıdırlar. Ne yazık ki tacize uğradığını söyleyen pek çok çocuk söylediklerine inanılmaması durumu ile karşılaşmakta ve bu da çocuğun yaşadıklarını yeniden ifade etme şansını azaltmaktadır. Çocuğun anlattıkları ciddiyetle ele alınmalı ve çocuğa tacizin ne olduğu açıklanarak bu olanların kendi hatası olmadığı konusunda güven verilmelidir. Ayrıca ebeveynler  en kısa zamanda durumu adli makamlara bildirmeli ve çocuğun tıbbi muayeneden geçirilmesini ve psikiyatrik yardım almasını sağlamalıdırlar.</p>
<p><strong>Ebeveynler cinsel tacize uğramasını önlemek için neler yapabilirler?</strong></p>
<p>Ebeveynler cinsel tacizleri önlemek ya da cinsel taciz riskini azaltmak için şunları yapabilirler:</p>
<ul>
<li>Çocuğa birisi bedenine dokunmaya kalkışması ve kendisinin bir gariplik hissetmesi durumunda bu kişiye HAYIR demesini ve hemen durumu kendilerine anlatmasını istemeliler.</li>
<li>Çocuklara saygının yetişkinlere ve otorite figürlerine kayıtsız şartsız itaat anlamına gelmediğini öğretmeliler. Örneğin çocuklara öğretmen ya da bakıcının yapmasını istediği her şeyi mutlaka yapması söylenmemelidir.</li>
<li>Çocuklara yaşlarına uygun cinsel bilgileri vermeli, çocuğa her konuda olduğu gibi bu konuda da rahatlıkla konuşup kendini ifade edebileceği, sevgi ve güven ortamını sağlamalılar.</li>
<li>Okul eğitim sisteminde profesyonel önleyici programların yer alması için talep ve çaba göstermeliler.</li>
</ul>
<p><strong>Cinsel olarak tacize uğrayan çocuklar ve ailelerinin acil profesyonel değerlendirme ve tedavi görmeleri gerekir. Tacize uğrayan çocuklara yeniden özsaygı ve özgüven kazanmaları, tacizden kaynaklanan suçluluk duyguları ile baş etmeleri ve travmanın üstesinden gelme sürecine girmeleri için çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı hekimler yardımcı olabilir. Bu tedavi çocuğun yetişkinliğinde  ciddi sorunlar geliştirme riskini de azaltacaktır.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.aile.org">http://www.aile.org</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne ve babanın yanlış tutumu gençleri riskli davranışlara sürükleyebilir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 17:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı baskı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[riskli davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da önemli derecede şekillendirmektedir. Anne ve babanın tutarlı, yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlarken; aşırı otoriter, ilgisiz ve empatiden uzak tavırları da çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.  </p>
<p>Çocuklar ergenlik öncesi dönemde, ebeveynlerinin yanlış tutumları karşısında genellikle &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; kalırlar. Çocuklar bu dönemde maruz kaldıkları yanlış tutumlar karşısında bir takım davranış bozuklukları sergilese de çoğu kez bu davranışlar &#8220;riskli davranış&#8221; grubuna girmemektedir. Fakat bu durum bir bakıma &#8220;fırtına öncesi sessizlik&#8221; gibidir. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; olan çocuğun yerini sorgulayan, beğenmeyen ve agresif davranışlar sergileyebilen bir genç almaktadır. Çoğu ebeveyn, çocuğundaki bu değişim karşısında şaşkınlığa uğrar ve çocuğunun huysuzluklarına, öfke patlamalarına bir anlam veremez. En yumuşak ikazlara bile çok sert tepki veren genç karşısında nasıl davranacağını şaşırır.</p>
<p>Gençlerin bu tepkiselliği karşısında bazı ebeveynler empatik olup çözüm odaklı davranmak yerine, genci yargılamayı ve suçlamayı tercih ederler. Hatta bazen de sertlikle bu işin üstesinden gelmeye çalışırlar. Hâlbuki bu durum &#8220;yangına körükle gitmeye&#8221; benzemekte ve çatışmaları daha da körüklemektedir. Ebeveyn ile ergen arasındaki bu çatışmaların &#8211; sürtüşmelerin süreklilik kazanması, ergenin bazı riskli davranışlara yönelmesine sebep olabilir.   </p>
<p><strong>Bu süreçte gençler en çok hangi &#8220;riskli davranışları&#8221; sergilemektedir?</strong></p>
<p>Aileleriyle yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü düşünen bazı gençler, bu sorunlarının çözümüne ilişkin ümitlerini de kaybedince evden kaçma, alkol ve uyuşturucuya sığınma, çetelere katılma, şiddete yönelik davranışlar sergileme, hatta intihara teşebbüs etme gibi bir takım riskli davranışlar sergileyebilirler. Gençler bu tür davranışları sergilerken çoğu kez bu yaptıklarının daha da büyük sorunlara yol açacağını hesaplamadıkları gibi, bilakis bu riskli davranışlarının bir &#8220;çözüm&#8221; olduğunu sanırlar. Bazı gençler de bu tarz riskli davranışlar sergilerken bir bakıma kendilerini anlamayan ailelerinden intikam aldıklarını da düşünürler.</p>
<p><strong>Anne - babanın hangi tutum ve tavırları gençleri riskli davranışlara sürüklemektedir?</strong></p>
<p><strong>1. Gencin sürekli rencide edilmesi</strong>: Anne &#8211; babanın gençle iyi bir iletişim kuramaması, genci sürekli eleştirip basit gerekçelerle rencide etmesi gencin zamanla onlardan soğumasına sebep olabilir. Bu tarz rencide edici davranışların toplum içinde -özellikle gencin arkadaş grubunun önünde- yapılması çok daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte kendi kişisel dünyasını oluşturmaya çalışan genç için toplum önünde &#8220;rezil olmak&#8221;, katlanılabilir bir durum değildir. Her seferinde onurun kırıldığını ve rezil olduğunu düşünen genç, ailesine karşı büyük bir öfke duyacak ve çözümü &#8220;riskli davranışlarda&#8221; arayacaktır.</p>
<p><strong>2.  Anne-babanın otoriter ve baskıcı bir tavır içinde olması</strong>: Hemen her şeyin katı kurallarla sınırlandığı ve cezanın önde tutulduğu bu yaklaşım tarzı, gencin kişiliğini hiçe saydığı gibi kendisine olan güven duygusunu da ortadan kaldırmaktadır. Bu tür ailelerde katı bir disiplin olduğu için gençler, attığı her adımda yanlış yapma korkusu yaşarlar. Neticede ise ya silik ve çekingen birisi olurlar ya da isyankâr bir kişiliğe bürünürler. İçinde bulundukları baskıcı ortamı bir &#8220;kâbus&#8221; olarak değerlendiren bu gençler, yaşadıkları baskıların tahammül sınırlarını aştığını düşündüğünde ilk fırsatta evden uzaklaşmayı tercih ederler.</p>
<p><strong>3.  Gencin ciddiye alınmaması ve yeterince değer görmemesi</strong>:  Aile içi iletişimde belirgin bir problem olmadığı müddetçe çocukların &#8220;ilk çocukluk dönemini&#8221; genellikle çalkantısız ve sükûnetli geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde çocuklar ebeveynlerinin ulaşılmaz ve yanılmaz insanlar olduğunu düşündüğünden dolayı, onların çizdiği çizgiden pek dışarı çıkmazlar. Bundan dolayı &#8220;ilk çocukluk döneminde&#8221; ebeveyn ile çocuğu arasında krize dönüşen sürtüşmeler pek yaşanmaz. Fakat ergenlik dönemiyle birlikte genç, artık yetişkin bir birey olduğunu, dolayısıyla ciddiye alınması gerektiğini düşünür. Ailesinden yeterince değer görmeyen gençler, bu boşluğu doldurmak için değişik arayışlara girebilirler.  Bu anlamda gencin ilk tercih ettiği kişiler genellikle &#8220;kafa dengi&#8221; arkadaşlarıdır. Fakat bazen de çetelerin hatta terör örgütlerinin kıskacına girebilirler. Terör örgütleri gençlerin ilgi ve sevgi eksikliğinden faydalanıp onlara ilgi gösteriyormuş gibi görünerek örgüt içine çekmekte ve daha sonra gerçek yüzlerini yansıtmaktadırlar. Gençler yanlış olduğunu bildikleri halde sırf kendilerini &#8220;daha değerli&#8221; ve &#8220;işe yarar&#8221; olduklarını düşündüklerinden dolayı bu hatayı göze alabiliyorlar.</p>
<p><strong>4.  Gencin başkalarıyla kıyaslanması</strong>: Anne-babalar çocuklarını başkasıyla kıyaslarken temelde &#8220;senden hoşnut değilim, falan kişi ya da kişiler senden daha iyi, sen onlara göre yetersizsin&#8221; mesajı verirler. Aslında ebeveynler gençleri olumlu davranışlara yönlendirmek için bu tür ifadeleri kullanırlar. Fakat ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yapılan kıyaslamalar gençlerin tepkisine yol açmakta ve onların öfkesini &#8211; inatlaşmasını arttırmaktadır. Sıkça kıyaslanan gençlerde içe kapanma, , öz güven eksikliği, çekingenlik ve bazen de şiddete başvurma gibi durumlar gözlenebilir. Kendi değerlerinin başkaları üzerinden biçildiğini düşünen bu gençlerde yoğun bir şekilde değersizlik duyguları da gözlenir. Ebeveynin abartılı derecede yaptığı kıyaslamalar bir anlamda &#8220;psikolojik şiddete&#8221; dönüşünce, gençleri riskli davranışlara iten bir sorun haline gelebilir.</p>
<p><strong>5. Kuşak çatışmasının etkisi</strong>: Ebeveyniyle anlaşamamak, birçok gencin en büyük sorunlarından birisidir. &#8220;Kuşak çatışması&#8221; olarak da bilinen bu durum, ebeveyn ile gencin arasındaki &#8220;duygusal mesafeyi&#8221; açmakta ve onları birbirinden uzaklaştırmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte büyük bir değişim geçiren gencin ebeveynine ve çevresine &#8220;eleştirel&#8221; bir gözle bakmasına karşı, ebeveynin bu değişimi görmezden gelmesi ve kendi doğrularından taviz vermemesi kuşak çatışmasının en büyük sebebini oluşturmaktadır. Bu tür ailelerde ebeveynler gençleri &#8220;asi ve saygısız&#8221; olmakla itham ederken, gençler de ebeveynlerini anlayışsız davranmakla ve &#8220;modası geçmiş&#8221; yüzeysel düşüncelere bel bağlamakla suçlarlar.  Ebeveyniyle ayın çatı altında yaşamasına rağmen farklı bir dünyanın insanı olduğunu düşünen genç, onlarla sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kuramayınca bu ihtiyacını başka kişiler ya da gruplarda arayabilir. Fakat gençlerin &#8220;ebeveynlerine alternatif&#8221; olarak benimsedikleri bu kişilerin etkisiyle çok riskli maceralara girdiği, alkol ve uyuşturucu bağımlısı hale geldiği hatta &#8220;satanizm&#8221; gibi bir takım sapık düşüncelere kaydığı bilinmektedir. Özellikle son yıllarda televizyonlarda ve gazetelerde bu durumla ilgili haberlere sıkça rastlamaktayız.  </p>
<p><strong>6.Gencin okul başarısızlığı karşısında anne-babanın çok sert tepki vermesi</strong>: Ergenlik döneminde gençlerin ilgi alanları daha çok sosyal hayata kaydığı için derslerinde bir düşüş gözlenebilir. Özellikle aşırı otoriter ve baskıcı aileler derslerindeki bu düşüşten dolayı çocuklarına karşı sert tepki gösterip cezalandırma yolunu seçebiliyor. Bu gençler, karnelerindeki kötü notlardan dolayı ailelerine verecekleri hesabın endişesiyle yalana başvurma, evden kaçma, hatta intihara teşebbüs etme gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Bunun yanı sıra çocuğunun kapasitesi hususunda gerçekçi davranmayıp yüksek beklenti içine giren bazı ebeveynler, hayal kırıklığına uğradıkları gibi çocuklarının da &#8220;eziklik&#8221; hissetmesine sebep olurlar. Ailesinin beklentisine cevap veremeyen çocuğun yaşadığı bu başarısızlık duygusu özgüvenine büyük bir darbe vurduğu gibi, yoğun bir suçluluk duymasına da sebep olmaktadır. Böyle hassas bir zamanda çocuğun tembel, sorumsuz ve geri zekâlı gibi olumsuz sıfatlarla yargılanması çok yıkıcı sonuçlar doğurmakta ve çocuğun iç dünyasında deprem etkisi oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Çocuğun riskli davranışlar sergilememesi için anne ve babaların dikkat etmesi gereken bazı hususlara gelince;</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle çocuğunuzu ciddiye almalı ve ona sevginizi hissettirmelisiniz.</li>
<li>Çocuğunuzun ergenlik dönemine girişiyle birlikte ailedeki kuralları bir miktar esnetmeniz yararlı olacaktır.</li>
<li> Çocuğunuzun yaptığı hatalar karşısında da hemen suçlayıcı ve rencide edici tartışmalara girmemeniz çok önemlidir.</li>
<li>Aşırı baskıyla çocuğunuzun davranışlarını kontrol altına almamalı ve onun hatalarını bir dedektif edasıyla araştırmamalısınız. Bu durum çocuğunuzla aranızdaki &#8220;güven köprüsünü&#8221; zedeleyeceği gibi onun sizden &#8220;gizli şeyler&#8221; yapmasını teşvik edecektir.</li>
<li>Yetişkin bir insan muamelesi görmek, ergenler için &#8220;psikolojik bir ihtiyaçtır&#8221;.Ergenin bu ihtiyacı karşısında duyarlı olmalı ve ona çocuk muamelesi yapmamalısınız.</li>
<li>Ergenin kendi adına karar verebilmesine müsaade etmelisiniz. Bu yaklaşımınız ergenin özgüven gelişimine katkıda bulunacağı gibi,  ergenin size olan sevgisinin de derinleşmesini sağlayacaktır.</li>
<li>Kuşak çatışması yaşamamanız için, çocuğunuzdaki değişim sancılarını anlayışla karşılamalı ve onun &#8220;kimlik kazanma&#8221; sürecinde yaptığı bazı hatalar karşısında da soğukkanlılığınızı korumalısınız.</li>
<li>Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat vermelisiniz. Çocuğunuzu dinlemekten ziyade kendi doğrularınızı ona dikte etmeniz, çocuğunuzda anlaşılmadığı duygusunu oluşturacak ve size tepki duymasına yol açacaktır.</li>
<li> Ders başarısı uğruna çocuğunuzla aranızdaki köprüleri yıkmamalısınız.</li>
<li>Ergenlik çağında ceza etkili bir yöntem olmaktan çıkar. Bunun yerine çocuğunuza verdiğiniz imtiyazları kısmanız daha etkili olacaktır.</li>
</ul>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlerin intihar ve şiddet tehditlerini önemsemezlik etmeyin!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 21:31:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[alay edilme]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte intihar]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[intihar girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[intihar nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[intihara eğilimli kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[Öldüreceğim kendimi!, Atacağım kendimi aşağı!, Mahvedeceğim onları!, Yakacağım bu evi!, Kaçacağım bu evden!, Bir daha... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öldüreceğim kendimi!, Atacağım kendimi aşağı!, Mahvedeceğim onları!, Yakacağım bu evi!, Kaçacağım bu evden!, Bir daha yüzümü bile görmeyeceksiniz!</p>
<p>Çocuğunuz sık sık kendisine ya da bir başkasına zarar vereceğini mi söylüyor? Çocuğunuzun şiddet içeren düşünce ve planları sizi kaygılandırıyor mu? Bu tehditlerin gelip geçici bir öfkeyle söylenen sözler olmayı aşıp, kaygı verici boyutlara ulaştığını mı düşünüyorsunuz? Çocuğunuzun bu gibi tehditlerini mutlaka önemsemeniz ve hiç zaman yitirmeden uzman yardımı almanız gerekiyor!</p>
<p>Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan çocuk ve ergenlerin tehdit içeren davranış ve sözleri konusunda bilgiler vererek, zamanında yardım alınmaması durumunda, bu tehditlerin çok ciddi sonuçlara yol açabileceği konusunda aileleri uyardı.</p>
<p><strong>Çocuk ve ergenler neden tehditlerde bulunurlar?<br />
</strong>Çocuk ve ergenler &#8220;ağır&#8221; konuşma ya da ilgi çekme yöntemi olarak zaman zaman çeşitli tehditlerde bulunurlar. Bu tehditler bazen de incinme, reddedilme ya da kendisine yönelik bir saldırı algılamasından kaynaklanır.</p>
<p><strong>Hangi tehditler acil müdahale edilmesini gerektirir?</strong><br />
Çocuk ve ergenlerin yönelttiği ve tehlikeli olabilecek ya da acilen müdahalede bulunulması gerekebilecek tehditler şunlar olabilir:</p>
<ul>
<li>
<div>Birine zarar verme ya da öldürme tehdit ya da uyarıları</div>
</li>
<li>
<div>Kendine zarar verme ya da öldürme tehdit ya da uyarıları</div>
</li>
<li>
<div>Evden kaçma tehditleri</div>
</li>
<li>
<div>Mal, mülke zarar verme, imha etme tehditleri</div>
</li>
</ul>
<p class="\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;MsoNormal\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\&quot;">Ancak çocuğun gelecekte yapacağı davranışları tam olarak kestirmek çocuk ruh sağlığı uzmanları için dahi çok kolay değildir. Buna karşın, genellikle çocukların geçmişteki davranışları gelecekteki davranışları açısından en doğru ipuçlarını verir. Örneğin geçmişte şiddet içeren veya başkalarına zarar verici davranışlarda bulunan birinin tehditlerini gerçekleştirme ve şiddet uygulama olasılığı daha yüksektir.</p>
<p><strong>Çocuk ve ergenlerin tehditlerinin riskli sonuçlar doğurması olasılığını artıran durumlar var mı?</strong><br />
Aşağıdakilerden bir ya da daha fazlasının varlığı şiddet içeren veya tehlikeli davranışlarda bulunma riskini artırır:</p>
<ul>
<li>
<div>Geçmişteki şiddet içeren veya saldırgan davranışlar (kontrol edilemeyen öfke patlamaları da buna dahildir)</div>
</li>
<li>
<div>Çocuğun ateşli veya diğer silahlara erişim olanağının olması</div>
</li>
<li>
<div>Okula silah getirmesi</div>
</li>
<li>
<div>Geçmişte intihar girişimi veya intihar tehdidinde bulunması</div>
</li>
<li>
<div>Ailede şiddet davranışları veya intihar girişimi öykülerinin olması</div>
</li>
<li>
<div>Kendi davranışlarının suçunu başkalarına atması ve/veya davranışlarının sorumluluğunu kabul etmek istememesi</div>
</li>
<li>
<div>Yakın zamanlarda alay edilme, utanma, kayıp veya reddedilme gibi durumlar yaşamış olması</div>
</li>
<li>
<div>Akranları veya kendinden daha küçük çocukları tehdit etmesi, alay etmesi, baskı uygulaması</div>
</li>
<li>
<div>Tehditlerinin belli bir tarz içermesi</div>
</li>
<li>
<div>İhmal veya istismar kurbanı olması (fiziksel, cinsel ya da duygusal)</div>
</li>
<li>
<div>Evde istismar veya şiddete tanık olması</div>
</li>
<li>
<div>Konuşmalarında, yazılı ifadelerinde, okumak için tercih ettiği kitap ve dergilerde veya sanat çalışmalarında ölüm ya da depresyon temalarının tekrar etmesi</div>
</li>
<li>
<div>TV dizileri, filmler, müzik, dergiler, çizgi romanlar, video oyunları ve Internet sitelerinde şiddet teması ve eylemlerinin takıntı biçiminde yer alması</div>
</li>
<li>
<div>Depresyon, mani, psikoz veya bipolar bozukluk gibi ruh sağlığına ilişkin sorunların olması</div>
</li>
<li>
<div>Alkol veya uyuşturucu kullanımı</div>
</li>
<li>
<div>Okulda ve toplum içerisinde disiplinle ilgili sorunlar yaşaması</div>
</li>
<li>
<div>Geçmişte mülke zarar vermesi</div>
</li>
<li>
<div>Hayvanlara karşı acımasızlık</div>
</li>
<li>
<div>Yangın çıkarma davranışları</div>
</li>
<li>
<div>Arkadaş ilişkilerinin zayıf olması ve/veya sosyal izolasyon</div>
</li>
<li>
<div>Çetelere veya suç gruplarına katılma</div>
</li>
<li>
<div>Anne-babalar veya diğer bakım veren yetişkinlerin ilgi, denetim ve desteğinin az olması</div>
</li>
</ul>
<p class="\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;MsoNormal\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\&quot;"><strong>Çocuğun tehditlerinden dolayı endişe eden yetişkinler ne yapmalı?<br />
</strong>Çocuklar ciddi tehditler yönelttiğinde bunlar boş konuşmalar olarak değerlendirilip, önemsiz görülmemelidir.</p>
<p>Anne-babalar, öğretmenler ve diğer yetişkinler derhal çocukla konuşmaya çalışmalıdır. Çocuğun risk içinde olduğunun belirlenmesi veya çocuğun konuşmayı reddetmesi, tartışmacı bir tutum içinde olması, savunmacı cevaplar vermesi veya şiddet içeren davranış, düşünce ya da planlarının devam ediyor olması durumunda derhal bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır.</p>
<p>Çocuk ve ergenlerin yönelttiği ciddi tehditlerin değerlendirmesi çocuğun geçmişteki davranışları, kişiliği ve mevcut stres yaratıcı durumlar ışığında yapılmalıdır. Profesyonel yardım alınana kadar çocuk yakın gözetimde bulundurulmalıdır.</p>
<p>Ciddi tehditler yönelten çocuğun derhal uzman tarafından değerlendirilmesi ve uygun tedavilerin başlatılması sorunlu çocuğa yardımcı olabilir ve bir trajedi yaşanması riskini azaltır.</p>
<p>Dikkat! Ergenlerin intihar düşünceleri acil müdahale gerektiren bir durumdur. Kızınız ya da oğlunuz intiharla ilgili sözler ya da davranışlar sergiliyorsa, zaman geçirmeden uzman yardımı almanız gerekir</p>
<p>Kaynak: www.aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuldaki şiddete psikolojik müdahale ekipleri</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/okuldaki-siddete-psikolojik-mudahale-ekipleri.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/okuldaki-siddete-psikolojik-mudahale-ekipleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 19:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEB - Bakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=853</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okullardaki şiddetin önlenmesi için ?Acil Psiko-sosyal Müdahale Merkezleri? kurduklarını bildirdi.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/okuldaki-siddete-psikolojik-mudahale-ekipleri.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okullardaki şiddetin önlenmesi için ?Acil Psiko-sosyal Müdahale Merkezleri? kurduklarını bildirdi.</p>
<p>Çubukçu, son beş yıl içerisinde sekiz bin şiddet olayı yaşandığını da söyledi.</p>
<p>MİLLİ Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, son beş yıl içerisinde okullarda sekiz bin şiddet olayı yaşandığını ve 10 binden fazla öğrencinin bu olaylara karıştığını açıkladı. Çubukçu, tokat, tekme, zorbalık, cinsel taciz, hırsızlık, delici silahla yaralama ve ölüm şeklindeki olaylar için, ?Acil Psiko-sosyal Müdahale Merkezleri? kurduklarını bildirdi.</p>
<p>Çubukçu, CHP Milletvekili Hüsnü Çöllü?nün soru önergesine verdiği yanıtta, yaşanan şiddet olaylarının kaynağı ve nedenleri konusunda tüm il ve ilçelerde rehberlik ve araştırma merkezleri tarafından inceleme yapıldığını bildirdi. Çubukçu, okulların ?Vaka Analiz Formu? doldurması gerektiğini belirtti. Şiddet olaylarının nedenleri konusunda çalışma yapıldığını aktaran Çubukçu, şu bilgileri verdi:</p>
<p>Psikolojik destek ekipleri: ?Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı? çerçevesinde, akademisyenlerden danışma kurulu, uzmanlardan da teknik ekipler oluşturulmuştur. Kritik ve zorlu olaylara maruz kalan öğrencilerimizin, ailelerin ve öğretmenlerin yaşadıkları travmayı atlatmalarını sağlamak, bilgilendirmek ve baş etme güçlerini arttırmak amacıyla her ilde psiko-sosyal önleme ve müdahale ekipleri kurulmuştur.</p>
<p>Veli ve öğretmenlere eğitim: Yaşanan olayın kişiler üzerinde yarattığı travmatik etkilere göre bakanlık temsilcileri de psiko-sosyal önleme ve müdahale hizmeti vermek üzere bölgeye gönderilmektedir. Diğer yandan, şiddetin önlenmesi ve çocuk hakları konusunda bilincin oluşturulması amacıyla okul yöneticileri, öğretmenler ve veliler için ?çocuk hakları ve çocuk suçluluğu? konulu eğitim programı başlatılmıştır.</p>
<p>http://www.hurriyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/okuldaki-siddete-psikolojik-mudahale-ekipleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaş Çocukları</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/savas-cocuklari.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/savas-cocuklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 01:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Günay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/?p=295</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda başta televizyonlar olmak üzere yazılı ve basılı medyada ne çok şiddet görüntüsü izlemeye... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/savas-cocuklari.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda başta televizyonlar olmak üzere yazılı ve basılı medyada ne çok şiddet görüntüsü izlemeye başladık. <span id="more-295"></span>Savaşlar, cinayetler, çeteler, yakalanan silahlar, patlayan bombalar ve daha neler neler? Haber alma özgürlüğümüz var var olmasına da haberle birlikte başka neler alıyoruz ben birazda bunu sorgulamak istiyorum.</p>
<p>Akşamları ana haber bültenlerini şöyle bir takip etseniz, birkaç ciddi ulusal kanalın dışında kalan kanallarda sırf reyting arttırmak için haddinden fazla şiddet içerikli görüntülere rastlıyorsunuz. Gazeteler ona keza. Biz büyükler olarak izleyip izlememe konusunda tercihde bulunabiliyoruz ancak çocuklar isteselerde istemeselerde bu tür görüntülere maruz kalabiliyorlar. Bu görüntüleri izleyen çocuklar kendi iç dünyalarında olayı farklı yorumlayıp yeni ama istenmedik davranışlar kazanabiliyorlar. Bu konuyu daha önce <a title="Televizyon Seni ne Yapmalı" href="http://site.mynet.com/psikolojikdanismann/dokuman/tlvz.htm" target="_blank">?Televizyon seni ne yapmalı? </a>isimli yazımda uzun uzun anlatmış olduğumdan yeniden yazmıyorum. Ancak bir konuya dikkat çekmedende geçemeyeceğim. Biz çocuklarımıza her zaman -adına eğitim dediğimiz- istendik davranış kazandıramıyoruz. Bazı zamanlarda istemediğimiz davranışlarda kazandırabiliyoruz. Saddam Hüseyin?in idamında olduğu gibi? Bu idam görüntülerini televizyonlarda sansürsüz izleyen çocuklar istemedende olsa yeni bir davranış kazanmış oldular. Bazıları bu yeni davranışı uygulamaya koydu ve ne yazık ki hayatını kaybetti.</p>
<p>Yukarda anlattığım olayın bir boyutuydu. Olaya bir başka açıdan baktığımızda ise yanlış olan davranışı özümseyerek normalleştirme sürecini izleme fırsatı bulabiliyoruz. Bizler çoğu zaman kan görmeye dayanamıyorken, savaş yaşanan bölgelerde insan cesetlerinin yakınında oynayan çocukları görebilirsiniz. Çocuk bu durumu öylesine özümsüyorlar ki yaşananlar kendisine normal! geliyor. Çünkü her gün çevresinde insanlar ölüyor. Her gün birileri yaralanıyor. Bu durum çocuğun iç dünyasında yaşadığı bir sistematik duyarsızlaştırma sonucunda normalleşme! sürecini tamamlıyor.</p>
<p>Bu normalleşme! süreci bakın arkasından daha neler getiriyor. Çocuk öğrendiği şiddet içeren davranışı çevresinde uygulamaya başlıyor. Biri kendisine ait bir eşyayı kırdığında yada kazarada olsa kendisine zarar verdiğinde sorguya ve suale fırsat tanımadan doğrudan saldırganlaşıyor ve şiddete baş vuruyor. Çünkü öğrenmiş olduğu davranış kalıbı onu öngörüyor.</p>
<p>Çocuklar bu türden travmaları gerek yaşadıktan gereksede izledikten sonra beklide en büyük yarayı iç dünyalarında alıyorlar. Bu konularla ilgili yapılan onlarca araştırma bulunmaktadır. Doç. Dr.Burhanettin Kaya?nın yazmış olduğu <a title="Savaş Çocukları" href="http://www.birgun.net/science_index.php?news_code=1231166157&amp;year=2009&amp;month=01&amp;day=05&amp;action=read" target="_blank">?Savaşların Yol Açtığı Ruhsal Yıkımlar?</a>(Türk Psikiyatri Derneği) isimli yazıda geçen bir bilgiye göre 2000 yılında Filistin?in Gazze bölgesinde 7-12 yaşları arasıdaki ilkokul öğrencilerinde yapılan bir araştırmada savaş bağlı olarak ortaya çıkan travma sonrası stres bozukluğunun yüzde 42 olduğu çatışmalar bittikten yaklaşık 1 yıl sonra bu oranın yüzde 19 gerilediğini göstermiştir. Bu türden travmalara maruz kalan çocuklarda görülebilecek bozukluklar; altını ıslatma, tırnak yeme, uyku bozuklukları, sinirlilik halleri, saldırgan davranış sergileme olarak sıralanabilir.</p>
<p>Tüm bu travma sonrası bozukluklarla ilgili mutlaka uzman yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu profesyonel yardım bireysel verilebileceği gibi Adapazarı ve Kocaeli?nde yaşanan depremlerden sonra Milli Eğitim Bakanlığı?nın başlatmış olduğu Psikososyal Okul Programı projesi benzeri bir proje ile grup olarakta verilebilir.</p>
<p>Savaş bölgesindeki çocukların ilaç kadar, gıda kadar psikolojik desteğede ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu konu şiddetin normalleşmesine karşı mücadelenin en etkili yöntemlerinin başında gelmektedir. Bu kısır döngü kırılmalıdır. Çocuklara şiddetin, saldırganlığın istenmeyen bir davranış olduğunu, bu türden davranışlarda bulunanların anormal davranış sergilediklerinin anlatılması, normal olanın ne olduğu konusunda uzman yardımının verilmesi büyük önem taşımaktadır. Yine ayrıca şiddete maruz kalan çocukların kendilerini nasıl korumaları, nasıl davranmaları gerektiği konusunda da çocuğa yeni davranış kalıpları öğretilmelidir.</p>
<p>Anne babaların en azından şiddet ve savaş içeren haberleri izlerken çocuklarını televizyon başından uzaklaştırmaları bile onları travmadan korunmak için önemli bir tedbirdir. Savaş ve şiddete maruz kalan çocular içinse ne yazıkki bireysel tedbirler çok fazla anlam ifade etmemekte bu konuya devletler ve birleşmiş milletler bazında yaklaşılması gerekmektedir.</p>
<p>Günlerdir İsrailin masum sivilleri katletmesi, yüzlercesini sakat bırakması, bu olumsuzluklardan en çokda çocukların etkilenmesinden hareketle savaş çocuklarını yazdım. Filistinli savaş çocuklarının neler hissettiklerini ve bu durumun hayatlarının geriye kalan kısmını (eğer İsrail sağ bırakırsa) nasıl etkileyeceğini, olayın yüzlerce kilometre uzağında da olsa bu türden görüntülerin izleyen çocuklarda ne tür psikolojik sorunlara neden olacağını kendimce aktarmaya çalıştım.</p>
<p>Tüm kalbimle istiyorum ki, savaşlar olmasın ve insanlar ölmesin?.</p>
<p>Bir başka yazıda görüşmek dileğiyle?</p>
<p><a title="Kişisel Sayfam" href="http://pdrservisi.sitemynet.com/ag/id1.htm" target="_blank">Ahmet GÜNAY</a><br />
Psikolojik Danışman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/savas-cocuklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddet ve Saldırganlık Nasıl Önlenebilir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir-2.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 10:35:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özkan emiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/okulda-siddet-ve-kriz-yonetimi/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Günlük yaşamda ne kadar şiddete maruz kalıyoruz, evde, sokakta, televizyonda, sinemada, tiyatroda, okulda? bilinmeyen başka... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir-2.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Günlük yaşamda ne kadar şiddete maruz kalıyoruz, evde, sokakta, televizyonda,    sinemada, tiyatroda, okulda? bilinmeyen başka nerelerde ne şekilde şiddete maruz    kalıyoruz. Şiddet ve saldırganlık davranışı sert sert bakmadan tutunda, yüzün    buruşturulması, surat asma, bağırma, korna çalma, el kol hareketleri, kovalama,    tartışma, yumruklaşma, vurma, kırma, silahlı saldırılar, yakma?gibi hangi türüne    istersek bir çok yerde karşılaşabiliyoruz. Bu durum gençlerimize ve çocuklarımıza    nasıl yansıyor. Televizyon yayınlarında şiddetin ve saldırganlığın en küçük    biriminden en büyüğüne kadar baktığımızda şiddete rastlıyoruz. <span id="more-97"></span>Adeta bilinç    altı bombardımanı ediyoruz. Filimdeki silahlı saldırılar,tartışmalardaki konukların    birbirlerine bağırması,haberlerdeki her türlü görüntüler,tiyatro veya şaka programlarındaki    şiddet içerikleri ?aile içindeki tartışmalar ,dövüşler veya dövmeler baskılar,    ticari hayattaki kabadayıca çözümler, trafikteki şiddet (korna, yarışlar, atışmalar,    sıkıştırmalar, solanlınca karizma bozuldu anlayışı..), sokaktaki insanların    birbirlerine karşı sevgi yerine şiddet ve saldırganlıkla iletişim kurmaları,    çocukların oyuncaklarının silahlar olması ?.. hepsi şiddet ve saldırganlık toplumunun    temellerini oluşturmaktadır. Okul , iş yeri, futbol sahaları vb yerlere bakıyorsun    şiddet saldırganlık tansiyonu fırlamış sonuç birilerinin dünyası değişiyor,    birilerinin diyorum,buna birilerimizin desek daha doğru olur. Piyango bakarsın    bize vurur. Tüm olumsuzluklar çevremizde geziyor ondan sonra neden sevgi toplumu    olamıyoruz neden şiddet oranı bizim toplumumuzda yüksek diye düşünmeye başlarız.</p>
<p>İnsanlar doğduğu günden beri alması gereken sevgiyi zamanında veya hiç alamamışsa    kötü modeller de kendine rehber edinmişse ; şiddet davranışlarını temel dinamiği    olacaktır. Eğer insanlara yeteri kadar sevgi veremiyorsak bari önlerinden kötü    modelleri kaldıralım. Tv deki şiddet içeriklerini ,polisiye olaylar veya filimler    savaşlar? daha sayılabilecek çok şey var bunları nasıl yapabiliriz en azından    görüntüler ve olaylar biraz süzülerek topluma yansıtılırsa şiddetin ve saldırganlığın    bir parça önüne geçilebilecektir.</p>
<p>Yetişkin olarak çocuklarımıza veya gençlerimize nasıl kendini ifade edebileceğini    öğretmek yerine yasaklarla bir yerlere varmaya çalışırız. Şunu yapma bunu yapma..    yasak?iyide yasakların yerine yasak olmayanları koysak ve bu yolda toplumca    çaba gösterebilsek inanın bir şeyler yoluna girmeye başlayacaktır. Örneğin ceza    sistemlerimizi toptan değiştirmek gerekmektedir. Bura da bir ayrıntıyı gözden    kaçırmamak gerekir. Sistemleri değiştirirken mağdurun hakkının korunduğu gibi    suçluya da caydırıcı cezalar vermek gerekir. Bu sistemlerde hapishane olabileceği    gibi kamu yararına çalışmak şeklinde de olabilir. Cezanın günü ve iş türü kişinin    yaptığı suçlar belirleyebilir. Örneğin cinayet işleyen kişilere karşı suç durumuna    göre ömür boyu hapis niteliğinde ömür boyu kamu yararına çalışma gibi cezalar    verilebilir. Kişiyi bu ceza da caydırmıyorsa bu gün bu dünyanın kesinlikle kabul    etmiyorum diyeceği ceza sistemlerini çekinmeden ortaya koymak gerekir. Örneğin    haksız yere başkalarını öldüren kimselere zorunlu ve hemen organ bağışına zorlayacak    ceza sistemleri kurulabilir. Size verilen organları iyilik için kullanmadınız    bari ihtiyacı olan ve iyilik için kullanacak kişilere verilsin?</p>
<p>Şiddetin kültür olarak yaşandığı toplumlarda insanların özgüveni düşük olur.    Özgün ve iyi niyetli fikirlerini hiçbir zaman ortaya koyamazlar ve koysalar    da üretici yanları zayıf kalır. Bunun anlamı ise toplum fason üretim veya taklit    çalışmaları içinde olur. Bu durumda dünya üzerinde üretmeyen toplum konumuna    sokar ve itibar kaybına neden olur. Üretici ,kendine güvenen ,yeni ürün ,proje    çalışmaları yapacak toplumlar kesinlikle sevgi ortamında yetişen insanlardan    oluşan toplumlardır. Ezik ,silik insanlar geleneksel davranışlarının dışına    çıkamazlarsa kesinlikle ezik ve silik insanlar yetiştirirler. İnsanlara yasaklardan    daha çok nasıl iyi davranışlar sergileyebileceğinin yollarının öğretilmesi toplumu    korku davranışlarından sevgi davranışlarına yönlendirecektir.</p>
<p>Şiddet ve saldırganlığın nasıl ortadan kaldırılabileceğine dair bir gelişim    modeli ortaya konulmalıdır. Bu model elli yıllık olabilir.Her beş yılda her    on yılda ne yapılacağı belirlenip.Yapılacak çalışmalar yıllara ,aylara haftalara    ve günlere hatta saatlere bölünerek amaca adım adım ulaşılmaya çalışılabilir.    Eğer alan uzmanları hiç bir şey yapmazlarsa bu konularda hiç kimse bir şey yapmayacaktır.    Yani kısır döngü sürüp gidecektir. Bu değişime ve gelişime karşı en büyük direnç    olacaktır.</p>
<p>Sevgiyle yaşamanız ümidiyle?..</p>
<p>Öner ÖNDER Rehberlik Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddet ve Saldırganlık Nasıl Önlenebilir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2008 22:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[saldırganlık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/okulda-siddet-ve-kriz-yonetimi/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir.html</guid>
		<description><![CDATA[Günlük yaşamda ne kadar şiddete maruz kalıyoruz, evde, sokakta, televizyonda, sinemada, tiyatroda, okulda? bilinmeyen başka... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Günlük yaşamda ne kadar şiddete maruz kalıyoruz, evde, sokakta, televizyonda, sinemada, tiyatroda, okulda? bilinmeyen başka nerelerde ne şekilde şiddete maruz kalıyoruz. Şiddet ve saldırganlık davranışı sert sert bakmadan tutunda, yüzün buruşturulması, surat asma, bağırma, korna çalma, el kol hareketleri, kovalama, tartışma, yumruklaşma, vurma, kırma, silahlı saldırılar, yakma?gibi hangi türüne istersek bir çok yerde karşılaşabiliyoruz.<br />
<span id="more-78"></span>Bu durum gençlerimize ve çocuklarımıza nasıl yansıyor. Televizyon yayınlarında şiddetin ve saldırganlığın en küçük biriminden en büyüğüne kadar baktığımızda şiddete rastlıyoruz. Adeta bilinç altı bombardımanı ediyoruz. Filimdeki silahlı saldırılar,tartışmalardaki konukların birbirlerine bağırması,haberlerdeki her türlü görüntüler,tiyatro veya şaka programlarındaki şiddet içerikleri ?aile içindeki tartışmalar ,dövüşler veya dövmeler baskılar, ticari hayattaki kabadayıca çözümler, trafikteki şiddet (korna, yarışlar, atışmalar, sıkıştırmalar, solanlınca karizma bozuldu anlayışı..), sokaktaki insanların birbirlerine karşı sevgi yerine şiddet ve saldırganlıkla iletişim kurmaları, çocukların oyuncaklarının silahlar olması ?.. hepsi şiddet ve saldırganlık toplumunun temellerini oluşturmaktadır. Okul , iş yeri, futbol sahaları vb yerlere bakıyorsun şiddet saldırganlık tansiyonu fırlamış sonuç birilerinin dünyası değişiyor, birilerinin diyorum,buna birilerimizin desek daha doğru olur. Piyango bakarsın bize vurur. Tüm olumsuzluklar çevremizde geziyor ondan sonra neden sevgi toplumu olamıyoruz neden şiddet oranı bizim toplumumuzda yüksek diye düşünmeye başlarız.</p>
<p>İnsanlar doğduğu günden beri alması gereken sevgiyi zamanında veya hiç alamamışsa kötü modeller de kendine rehber edinmişse ; şiddet davranışlarını temel dinamiği olacaktır. Eğer insanlara yeteri kadar sevgi veremiyorsak bari önlerinden kötü modelleri kaldıralım. Tv deki şiddet içeriklerini ,polisiye olaylar veya filimler savaşlar? daha sayılabilecek çok şey var bunları nasıl yapabiliriz en azından görüntüler ve olaylar biraz süzülerek topluma yansıtılırsa şiddetin ve saldırganlığın bir parça önüne geçilebilecektir.</p>
<p>Yetişkin olarak çocuklarımıza veya gençlerimize nasıl kendini ifade edebileceğini öğretmek yerine yasaklarla bir yerlere varmaya çalışırız. Şunu yapma bunu yapma.. yasak?iyide yasakların yerine yasak olmayanları koysak ve bu yolda toplumca çaba gösterebilsek inanın bir şeyler yoluna girmeye başlayacaktır. Örneğin ceza sistemlerimizi toptan değiştirmek gerekmektedir. Bura da bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekir. Sistemleri değiştirirken mağdurun hakkının korunduğu gibi suçluya da caydırıcı cezalar vermek gerekir. Bu sistemlerde hapishane olabileceği gibi kamu yararına çalışmak şeklinde de olabilir. Cezanın günü ve iş türü kişinin yaptığı suçlar belirleyebilir. Örneğin cinayet işleyen kişilere karşı suç durumuna göre ömür boyu hapis niteliğinde ömür boyu kamu yararına çalışma gibi cezalar verilebilir. Kişiyi bu ceza da caydırmıyorsa bu gün bu dünyanın kesinlikle kabul etmiyorum diyeceği ceza sistemlerini çekinmeden ortaya koymak gerekir. Örneğin haksız yere başkalarını öldüren kimselere zorunlu ve hemen organ bağışına zorlayacak ceza sistemleri kurulabilir. Size verilen organları iyilik için kullanmadınız bari ihtiyacı olan ve iyilik için kullanacak kişilere verilsin?</p>
<p>Şiddetin kültür olarak yaşandığı toplumlarda insanların özgüveni düşük olur. Özgün ve iyi niyetli fikirlerini hiçbir zaman ortaya koyamazlar ve koysalar da üretici yanları zayıf kalır. Bunun anlamı ise toplum fason üretim veya taklit çalışmaları içinde olur. Bu durumda dünya üzerinde üretmeyen toplum konumuna sokar ve itibar kaybına neden olur. Üretici ,kendine güvenen ,yeni ürün ,proje çalışmaları yapacak toplumlar kesinlikle sevgi ortamında yetişen insanlardan oluşan toplumlardır. Ezik ,silik insanlar geleneksel davranışlarının dışına çıkamazlarsa kesinlikle ezik ve silik insanlar yetiştirirler. İnsanlara yasaklardan daha çok nasıl iyi davranışlar sergileyebileceğinin yollarının öğretilmesi toplumu korku davranışlarından sevgi davranışlarına yönlendirecektir.</p>
<p>Şiddet ve saldırganlığın nasıl ortadan kaldırılabileceğine dair bir gelişim modeli ortaya konulmalıdır. Bu model elli yıllık olabilir.Her beş yılda her on yılda ne yapılacağı belirlenip.Yapılacak çalışmalar yıllara ,aylara haftalara ve günlere hatta saatlere bölünerek amaca adım adım ulaşılmaya çalışılabilir. Eğer alan uzmanları hiç bir şey yapmazlarsa bu konularda hiç kimse bir şey yapmayacaktır. Yani kısır döngü sürüp gidecektir. Bu değişime ve gelişime karşı en büyük direnç olacaktır.</p>
<p>Sevgiyle yaşamanız ümidiyle?..<br />
Öner ÖNDER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/siddet-ve-saldirganlik-nasil-onlenebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon programlarındaki şiddet&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/televizyon-programlarindaki-siddet.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/televizyon-programlarindaki-siddet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2008 20:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Günay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/ergenlik-donemi/televizyon-programlarindaki-siddet.html</guid>
		<description><![CDATA[Televizyon programlarındaki şiddet, haz ve çıkar dünyasına ait kişilerin aile içi konuşmalarında gündem edilmesi, çocuklar... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/televizyon-programlarindaki-siddet.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon programlarındaki şiddet, haz ve çıkar dünyasına ait kişilerin aile içi konuşmalarında gündem edilmesi, çocuklar tarafından bu kişilere karşı özdeşim kurulmasına ve bu kişileri model almalarına neden olmaktadır.<span id="more-72"></span></p>
<p>Kış mevsimine yaklaşırken insanların evlerinde daha çok vakit geçireceğini bilen televizyon yapımcıları her gün yeni programla günün çok en reyting alabilecek saatlerini doldurmanın telaşı ile yeni yayın dönemine girerek ,dizi ve programlar furyasına başladı.Mesele en çok izlenilen kanal ve dizi olma yarışı olunca dizilere ve programlara reyting çekme adına her yola başvurulabiliniyor.</p>
<p>Zenginden haraç alıp fakire veren mafya babaları Türkiye?nin yüzde biri olmadı halde lüks ve İfrata dayalı hayatlar, haftada bir sevgili değiştiren ve eşini aldatan kişilerin ekrandan hiç inmemesi, reklamın iyisi kötüsü yoktur mantığı ile hareket eden şahısların özel hayatlarına dair her şeyin alaya ne yayınlanması, sihir yapıp kaybolanlar vb çocukların psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek sahneler. Saatlerce televizyon karşısında oturan çocuklar haliyle bulunduğu gelişimsel dönemin özelliği ile, gördüğü karakterleri de, taklit etmeye, hayran olduğu kahramanlar gibi davranmaya başlıyor.</p>
<p>Çocuklar model alarak büyürler anneyi, babayı, okul döneminde öğretmenini, arkadaşının toplumun ilgi gösterdiği kişileri, model aldıklarını görüyoruz. Doğru modeller çocuğun gelişimini olumlu etkilerken, yanlış modeller çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Özellikle anne ve babalarının, çocukların gelişim dönemlerinde yanında bulunduklarından çocuklarının olumsuz model almalarına farkında olmadan destekçi olabiliyorlar. Anne?baba çocuk ilişkisinin ve etkileşiminde en önemli zamanlarından biride aile fertlerinin bir arada olabilme ihtimalin en yoğun olduğu zaman, babanın işten gelip, çocukların okuldan döndüğü, akşam yemeğinin beraber yenilebildiği akşam saatleridir. Yemek den sonra baba bütün iş stresini, anne ise günün ev işlerinin yorgunluğunu televizyon dizileri veya magazinsel programları seyrederek atmaya çalışması. Hatta aynı saatlere denk gelen programlar, aile içi çatışmalara sebep olabileceğinden ortak bir televizyon programı seyretme veya televizyonu kapatma yerine, oluşabilecek çatışmayı önleme için, aynı çatı altında farklı odalarda iki üç televizyon alınması aile içi iletişimi olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Aile içi konuşmalar çocukların anne ve babalarla iletişime geçti zaman dilimidir. Aşırı derecede televizyon seyredilen ailelerde bu iletişim olumsuz yönde etkilenmektedir, televizyon programlarındaki şiddet, haz ve çıkar dünyasına ait kişilerin aile içi konuşmalarında gündem edilmesi, çocuklar tarafından bu kişilere karşı özdeşim kurulmasına ve bu kişileri model almalarına sebep olmaktadır. Çocuklar haliyle model aldığı karakterleri de, taklit etmeye, hayran olduğu kahramanlar gibi davranmaya başlıyor. Çocuklar gerçek dünya ile hayal dünyası arasında dengeyi kuramayarak bocalayabilir.</p>
<p>Çocuklar; şiddet, haz ve çıkar dünyası adına Özdeşim kurduğu ve model aldığı kişiler gibi olma ve O kişilerin yaşam tarzlarını ve standardını elde etme adına uygun olmayan davranışlara yönelimi başlatacaktır.</p>
<p>Bu konuda sadece program yapımcılarına değil aileye de düşen sorumluluklar vardır.</p>
<p>Çocuğun gençlik dönemine kadar ilk özdeşim kuracağı kişilerin başında anne ve babası gelmektedir. Anne- ve babalar model olduklarını akıldan çıkarmayıp anne ve baba çok fazla televizyon seyrederek çocuklarına olumsuz model olmamalı ve boş zamanlarını daha çok diğer aktivitelerle (kitap okuma, müzik dinleme vb.) doldurmaya çalışarak çocuklarını da bu konuda olumlu bir model oluşturmalıdırlar.</p>
<p>Anne ve babalar aile içi konuşmalarında şiddet, haz ve çıkar dünyasına ait kişiler yerine toplumun olumlu örnekleri olan bilim öncüleri, sanatçılar vb kişilere yer vermeli</p>
<p>Çocuğunuza davranışlarınızla model olmaya çalışın. Kararsız ve tutarsız davranımlarından kaçınılmalı. İleride çocuğunuzdan nasıl davranmasını bekliyorsanız, siz de öyle davranın. Çocuğunuzun çok erken yaştan sizi gözlemlediğini ve konuşmalarınızı dinlediğini unutmayın.</p>
<p>Çocuklarınız gelişimine faydalı olabilecek, yardımseverlik, paylaşım, ahlak kazanımı, dürüstlük gibi konuları içeren programlar seçilip beraber izlenmeli ve gerekli yerlerde çocuğunuza izahlar yapılmalı.</p>
<p>Televizyon Çocukların odalarından kaldırılmalı, herkesin kullanımına açık olan bir odaya konulmalı.</p>
<p>Çocuklarınız televizyonun karşısında savunmasız bırakılmamalı. Anneler ev işlerinin yoğunluğu ile çocuklarını televizyonun karşısında bırakarak işlerini bitirebilme telaşına düşebiliyorlar. Bunun yerine çocuğunuz başka ( resim yapma, oyuncakları ve arkadaşları ile oynaması kitap okuması vb) etkinlilere yapmaya yönlendirmeli.</p>
<p>Çocuğunuz model aldığı kişinin, istemediğiniz bir davranışını sergileyebilir. Ani ve sert tepki vermekten kaçının. Yaptığının yanlış olduğunu anlatıp, doğru davranış üzerine odaklanmasını sağlamaya çalışın.</p>
<p>Gerekirse programları beraber izleyip doğru &#8211; yanlış, iyi-kötü gibi kavramları beraber değerlendirilmeye çalışılmalı.</p>
<p>Anne ve babalar yorgunluğunu atmak için televizyon izlemeyi kullanmamalı. En iyi yorgunluğu atma yolu aile içi birliktelik olduğu akıllardan çıkartılmamalı.Unutmayın ki çocuklarınız iç dünyasına ait şeyleri aile içi konuşmalarında öğrenebilirsiniz. Ve bu birlikteliğiniz onu size daha çok yaklaştıracaktır.</p>
<p>Şenol YİĞİT</p>
<p>Burç Eğitim Kurumları</p>
<p>Özel Çukurova Lisesi</p>
<p>Psikolojik Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/televizyon-programlarindaki-siddet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddet..!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/siddet.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/siddet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2008 20:17:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Günay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/okulda-siddet-ve-kriz-yonetimi/siddet.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda okullarda bıçaklı eğitim üzerine diyerek bir giriş yapmıştık konuya..Son dönemdeki gelişmeler baktığımızda... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/siddet.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda okullarda bıçaklı eğitim üzerine diyerek bir giriş yapmıştık konuya..Son dönemdeki gelişmeler baktığımızda hız kesmek bir yana, bu gibi okullarda şiddet haberlerinin devam ettiğini görüyoruz..<span id="more-69"></span></p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı?nın bu konudaki çalışmaları, sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla da sürüyor ve akademik çevreler de bu konuda duyarlı..</p>
<p>Şiddet, okulda şiddet ve şiddeti yaratan faktörlere geçmeden once okullarda şiddetin toplumsal şiddetin bir uzantısı olduğunu vurgulamak gerektiğini düşünüyorum öncelikle.. Okullar toplumun alt sistemi olarak toplumda yaşanan şiddeti de içinde barındırmaya başladı.. Sokakta, evde yaşanan şiddetin okula yansıması aslında bizleri şaşırtmamalı.. Şiddet asıl olarak tüm dünyada yayılıyor ..UNICEF in verdiği rakamlara gore hergün 4 çocuk okullarda şiddet nedeniyle yaşamını yitiriyor..Almanya?da azınlıkların çocuklarının gittiği bir okulun müdürü , okulunda şiddet eylemlerini engelleyemediği için okulunun kapatılmasını bağlı olduğu eğitim bakanlığından talep edebiliyor!!</p>
<p>Suç ve şiddet kavramlarına bir tanımlama getirerek başlamak sanırım daha doğru olacaktır..</p>
<p>Suç; yasal prosedüre aykırı hareket etmek ya dad aha açık bir ifade ile içinde bulunulan kurallara aykırı düşmek şeklinde tanımlanabilir..</p>
<p>Suç işlemeye eğilim; yaşamı boyunca en az bir kez suç kapsamına giren eylemlerde bulunmayı karakterize eder.. Burada kolluk güçlerince yakalanmış olmak ya da yakalanmamakdan bağımsız olarak ele alınır.</p>
<p>Şiddet; suç kavramına gore tanımı çok daha zor bir kavramdır ve içeriğinde sadece fiziksel olarak zarar vermeyi değil, duygusal faktörleri ve sözel yönü de kapsar.</p>
<p>? Şiddet davranışının içinde sadece fiziksel içerikli şiddet değil; sözel ve psikolojik tacizi de içeren davranışlar ile birine bilerek rahatsızlık veya fiziki olarak zarar vermek de almaktadır. Son bir yıl içinde fiziksel bir kavga içinde yer alma; yaşamı boyunca bir kez dahi silah taşıma veya ateşli silah dışındaki çakı, bıçak, jilet gibi kesici aletler taşımak da şiddet kapsamında değerlendirilmelidir..? (Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu; Yeniden,s.9) denilmektedir..</p>
<p>Şiddet eğilimi : Kişinin kendi isteklerinin yapılmamasına toleransının düşüklüğü şeklinde tanımlanabilir.. Özellikle alt sosyo-ekonomik toplumsal katmanlarda daha sık rastlanıldığı düşünülse de üst sosyo-ekonomik ailelerde yetişen bireylerde de aşırı korunmuş ve tüm istekleri karşılanmış ailelrin çocukları ile alt sosyo-ekonomik ailelrden gelen çocukların bu tolerans düşüklüğü birbirine oldukça benzerdir..</p>
<p>Her iki tip ailede de ?hayır? cevabının karşılığı şiddet olabilmektedir..</p>
<p>Okullarda Neden Başladı? Diye sorulabilir..</p>
<p>Okul toplumun bir alt sistemidir ve system kuramına gore sistemin alt sistemleri sistemin özelliklerini taşır. Bu açıdan bakıldığında toplumsal şiddetin okul ortamında yansımalarını görmek bilimsel açıdan çok da şaşırtıcı olmaz. Ancak önceleri fiziksel şiddetin ya da şiddetin farklı türlerinin okulda görülüyor olması, son dönemde daha çok yaralama, darp, silah kullanma boyutuna doğru gitmiş ve bu toplumun gözünü bu açıdan da okullara çevirmesine neden olmuştur..</p>
<p>Toplumda yetişkinlerin birbirlerini, yetişkin erkeklerin kadınları, yetişkinlerin çocukları şiddete maruz bırakmaları neredeyse kanıksanmışken, çocukların artık birbirini darp etmeye başlamasına şaşırmak ne kadar gerçekçidir ki..?? Bu yetişkinler arasında yaşanan ya da yetişkinin çocuğa yönelttiğinin artık kanıksanmaya başlamasının mı bir göstergesi midir bilinmez..! Ancak şu an olayların boyutlarına bakıldığında ve dünya konjonktüründe ele alındığında bu sorun sadece ülkesel bazda karşılaşılan bir sorun değildir.. Şiddet evrensel bir sorundur ve herşeyden once de öğrenilen bir davranıştır.. Doğuştan gelmemesi ve modellerden öğrenilmesi aslında çocuklarımızın neden şiddete bu denli meyilli olduğunu da açıklıyor.. Burada Bandura?nın gözlem yoluyla öğrenme kuramına da atıfta bulunmak isterim..</p>
<p>Okullarda şiddetin varlığının tek sorumlusu ailedir, çocuktur, çevredir vs..demek bizi yanıltır.. Aslında sorumluların tümü bu etkenlerin birleşimdir.. En genel bakışla bir ülkede işsizliğin %1 artIşıyla o ülkede polisiye olayların %6 arttığını düşünürsek ülkenin genel yapısından tutun da bu konuda psikolojik faktörler ve çocuğun yetiştiği ortam, medya, aile içi iletişimin azalması, ergenlik döneminde gereken desteği bulamama ve zararlı arkadaş ilişkileriyle ve gruplarla kabul edilme( bir gruba ait olma) ihtiyacını karşılama, ? gibi pek çok neden şiddeti tetiklemektedir..</p>
<p>Şiddet davranışı için risk faktörleri şiddeti önleme kılavuzunda şu şekilde sıralanmıştır..: (Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu; Yeniden,s.12):</p>
<p>- Evde ve/veya okulda sosyal olarak aşırı içine kapanık olmak,</p>
<p>- Yoğun bir izolasyon içinde olmak</p>
<p>- Şiddete maruz kalmak,</p>
<p>- Başkaları tarafından çabucak kızdırılabilir olmak,</p>
<p>- Aşırı alınganlık,</p>
<p>- Kendine rahat verilmediği duygusunu sık yaşamak</p>
<p>- Okul başarısının düşük olması</p>
<p>- Öfkesini control edememek , sık öfke patlamaları yaşamak</p>
<p>- Geçmişinde , şiddet içeren davranışların bulunması</p>
<p>- Bireysel farklılıklara toleransın olmaması</p>
<p>- Madde kullanmak</p>
<p>- Dürtüsel(fevri) olmak</p>
<p>- Çok çabuk hayal kırıklığına uğramak ve bunu tolere edememek..</p>
<p>Bu risk faktörlerinin bilinmesi, okulda hangi tip özelliklere sahip birylere yoğunlaşılacağını ve daha da önemlisi, önleyici çalışmalarda hangi konulara yoğunlaşılması gerektiği açısından bize yol gösterici olacaktır..</p>
<p>Okul ortamında şiddetten bahsederken akran zorbalığı ya da sindirme davranışına mutlaka değinmek gerekmektedir.. Özellikle hangi tür çocukların sindirme davranışı gösterdiği ve hangi tür özellikler taşıyan çocukların bu davranışa maruz kaldıklarını incelemek gerekir.. Okul ortamında şiddetten bahsedilirken yetişkinlerden çocuklara yönelik olan şiddetin yasal düzenlemelerle artık azaltıldığını ya da azaltılmaya çalışıldığını biliyoruz. Geçmişin eti senin ?kemiği benim anlayışı artık yerini daha bilinçli velilere bıraktıysa da şu an okullarda asıl sorun olarak ve daha yaygın biçimde karşımıza çıkan konu akran zorbalığıdır..</p>
<p>Peki bugüne kadar sıradan dışlamalar yapan, birbirine sözlü tacizde bulunan, birbirini dışlayarak inciten çocuklarımız şimdi ne oldu da birbirini yaralayıp öldürmeye , bıçaklamaya başladı??? İstanbul Barosunun çocuk suçlulara yasal muameleye ilişkin verilerine baktığımızda 2002 yılında hakkında yasal işlem yapılan çocuk suçlu sayısı 8000, 2005 yılında bu rakam 15.450 ye yükselmiştir..!!Artış oranına baktığımızda bu ?ne oldu çocuklarımıza?? sorusunun daha geniş bir şekilde ele alınması gerektiği açıkça görülüyor..</p>
<p>02.04.2006</p>
<p>ZeynepUĞURLU</p>
<p>Eğitim Uzmanı (m.b.a) ve Rehber Öğretmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/siddet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

