<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; ergen</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/tag/ergen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 23:36:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anne ve babanın yanlış tutumu gençleri riskli davranışlara sürükleyebilir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 17:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı baskı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[riskli davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da önemli derecede şekillendirmektedir. Anne ve babanın tutarlı, yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlarken; aşırı otoriter, ilgisiz ve empatiden uzak tavırları da çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.  </p>
<p>Çocuklar ergenlik öncesi dönemde, ebeveynlerinin yanlış tutumları karşısında genellikle &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; kalırlar. Çocuklar bu dönemde maruz kaldıkları yanlış tutumlar karşısında bir takım davranış bozuklukları sergilese de çoğu kez bu davranışlar &#8220;riskli davranış&#8221; grubuna girmemektedir. Fakat bu durum bir bakıma &#8220;fırtına öncesi sessizlik&#8221; gibidir. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; olan çocuğun yerini sorgulayan, beğenmeyen ve agresif davranışlar sergileyebilen bir genç almaktadır. Çoğu ebeveyn, çocuğundaki bu değişim karşısında şaşkınlığa uğrar ve çocuğunun huysuzluklarına, öfke patlamalarına bir anlam veremez. En yumuşak ikazlara bile çok sert tepki veren genç karşısında nasıl davranacağını şaşırır.</p>
<p>Gençlerin bu tepkiselliği karşısında bazı ebeveynler empatik olup çözüm odaklı davranmak yerine, genci yargılamayı ve suçlamayı tercih ederler. Hatta bazen de sertlikle bu işin üstesinden gelmeye çalışırlar. Hâlbuki bu durum &#8220;yangına körükle gitmeye&#8221; benzemekte ve çatışmaları daha da körüklemektedir. Ebeveyn ile ergen arasındaki bu çatışmaların &#8211; sürtüşmelerin süreklilik kazanması, ergenin bazı riskli davranışlara yönelmesine sebep olabilir.   </p>
<p><strong>Bu süreçte gençler en çok hangi &#8220;riskli davranışları&#8221; sergilemektedir?</strong></p>
<p>Aileleriyle yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü düşünen bazı gençler, bu sorunlarının çözümüne ilişkin ümitlerini de kaybedince evden kaçma, alkol ve uyuşturucuya sığınma, çetelere katılma, şiddete yönelik davranışlar sergileme, hatta intihara teşebbüs etme gibi bir takım riskli davranışlar sergileyebilirler. Gençler bu tür davranışları sergilerken çoğu kez bu yaptıklarının daha da büyük sorunlara yol açacağını hesaplamadıkları gibi, bilakis bu riskli davranışlarının bir &#8220;çözüm&#8221; olduğunu sanırlar. Bazı gençler de bu tarz riskli davranışlar sergilerken bir bakıma kendilerini anlamayan ailelerinden intikam aldıklarını da düşünürler.</p>
<p><strong>Anne - babanın hangi tutum ve tavırları gençleri riskli davranışlara sürüklemektedir?</strong></p>
<p><strong>1. Gencin sürekli rencide edilmesi</strong>: Anne &#8211; babanın gençle iyi bir iletişim kuramaması, genci sürekli eleştirip basit gerekçelerle rencide etmesi gencin zamanla onlardan soğumasına sebep olabilir. Bu tarz rencide edici davranışların toplum içinde -özellikle gencin arkadaş grubunun önünde- yapılması çok daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte kendi kişisel dünyasını oluşturmaya çalışan genç için toplum önünde &#8220;rezil olmak&#8221;, katlanılabilir bir durum değildir. Her seferinde onurun kırıldığını ve rezil olduğunu düşünen genç, ailesine karşı büyük bir öfke duyacak ve çözümü &#8220;riskli davranışlarda&#8221; arayacaktır.</p>
<p><strong>2.  Anne-babanın otoriter ve baskıcı bir tavır içinde olması</strong>: Hemen her şeyin katı kurallarla sınırlandığı ve cezanın önde tutulduğu bu yaklaşım tarzı, gencin kişiliğini hiçe saydığı gibi kendisine olan güven duygusunu da ortadan kaldırmaktadır. Bu tür ailelerde katı bir disiplin olduğu için gençler, attığı her adımda yanlış yapma korkusu yaşarlar. Neticede ise ya silik ve çekingen birisi olurlar ya da isyankâr bir kişiliğe bürünürler. İçinde bulundukları baskıcı ortamı bir &#8220;kâbus&#8221; olarak değerlendiren bu gençler, yaşadıkları baskıların tahammül sınırlarını aştığını düşündüğünde ilk fırsatta evden uzaklaşmayı tercih ederler.</p>
<p><strong>3.  Gencin ciddiye alınmaması ve yeterince değer görmemesi</strong>:  Aile içi iletişimde belirgin bir problem olmadığı müddetçe çocukların &#8220;ilk çocukluk dönemini&#8221; genellikle çalkantısız ve sükûnetli geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde çocuklar ebeveynlerinin ulaşılmaz ve yanılmaz insanlar olduğunu düşündüğünden dolayı, onların çizdiği çizgiden pek dışarı çıkmazlar. Bundan dolayı &#8220;ilk çocukluk döneminde&#8221; ebeveyn ile çocuğu arasında krize dönüşen sürtüşmeler pek yaşanmaz. Fakat ergenlik dönemiyle birlikte genç, artık yetişkin bir birey olduğunu, dolayısıyla ciddiye alınması gerektiğini düşünür. Ailesinden yeterince değer görmeyen gençler, bu boşluğu doldurmak için değişik arayışlara girebilirler.  Bu anlamda gencin ilk tercih ettiği kişiler genellikle &#8220;kafa dengi&#8221; arkadaşlarıdır. Fakat bazen de çetelerin hatta terör örgütlerinin kıskacına girebilirler. Terör örgütleri gençlerin ilgi ve sevgi eksikliğinden faydalanıp onlara ilgi gösteriyormuş gibi görünerek örgüt içine çekmekte ve daha sonra gerçek yüzlerini yansıtmaktadırlar. Gençler yanlış olduğunu bildikleri halde sırf kendilerini &#8220;daha değerli&#8221; ve &#8220;işe yarar&#8221; olduklarını düşündüklerinden dolayı bu hatayı göze alabiliyorlar.</p>
<p><strong>4.  Gencin başkalarıyla kıyaslanması</strong>: Anne-babalar çocuklarını başkasıyla kıyaslarken temelde &#8220;senden hoşnut değilim, falan kişi ya da kişiler senden daha iyi, sen onlara göre yetersizsin&#8221; mesajı verirler. Aslında ebeveynler gençleri olumlu davranışlara yönlendirmek için bu tür ifadeleri kullanırlar. Fakat ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yapılan kıyaslamalar gençlerin tepkisine yol açmakta ve onların öfkesini &#8211; inatlaşmasını arttırmaktadır. Sıkça kıyaslanan gençlerde içe kapanma, , öz güven eksikliği, çekingenlik ve bazen de şiddete başvurma gibi durumlar gözlenebilir. Kendi değerlerinin başkaları üzerinden biçildiğini düşünen bu gençlerde yoğun bir şekilde değersizlik duyguları da gözlenir. Ebeveynin abartılı derecede yaptığı kıyaslamalar bir anlamda &#8220;psikolojik şiddete&#8221; dönüşünce, gençleri riskli davranışlara iten bir sorun haline gelebilir.</p>
<p><strong>5. Kuşak çatışmasının etkisi</strong>: Ebeveyniyle anlaşamamak, birçok gencin en büyük sorunlarından birisidir. &#8220;Kuşak çatışması&#8221; olarak da bilinen bu durum, ebeveyn ile gencin arasındaki &#8220;duygusal mesafeyi&#8221; açmakta ve onları birbirinden uzaklaştırmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte büyük bir değişim geçiren gencin ebeveynine ve çevresine &#8220;eleştirel&#8221; bir gözle bakmasına karşı, ebeveynin bu değişimi görmezden gelmesi ve kendi doğrularından taviz vermemesi kuşak çatışmasının en büyük sebebini oluşturmaktadır. Bu tür ailelerde ebeveynler gençleri &#8220;asi ve saygısız&#8221; olmakla itham ederken, gençler de ebeveynlerini anlayışsız davranmakla ve &#8220;modası geçmiş&#8221; yüzeysel düşüncelere bel bağlamakla suçlarlar.  Ebeveyniyle ayın çatı altında yaşamasına rağmen farklı bir dünyanın insanı olduğunu düşünen genç, onlarla sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kuramayınca bu ihtiyacını başka kişiler ya da gruplarda arayabilir. Fakat gençlerin &#8220;ebeveynlerine alternatif&#8221; olarak benimsedikleri bu kişilerin etkisiyle çok riskli maceralara girdiği, alkol ve uyuşturucu bağımlısı hale geldiği hatta &#8220;satanizm&#8221; gibi bir takım sapık düşüncelere kaydığı bilinmektedir. Özellikle son yıllarda televizyonlarda ve gazetelerde bu durumla ilgili haberlere sıkça rastlamaktayız.  </p>
<p><strong>6.Gencin okul başarısızlığı karşısında anne-babanın çok sert tepki vermesi</strong>: Ergenlik döneminde gençlerin ilgi alanları daha çok sosyal hayata kaydığı için derslerinde bir düşüş gözlenebilir. Özellikle aşırı otoriter ve baskıcı aileler derslerindeki bu düşüşten dolayı çocuklarına karşı sert tepki gösterip cezalandırma yolunu seçebiliyor. Bu gençler, karnelerindeki kötü notlardan dolayı ailelerine verecekleri hesabın endişesiyle yalana başvurma, evden kaçma, hatta intihara teşebbüs etme gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Bunun yanı sıra çocuğunun kapasitesi hususunda gerçekçi davranmayıp yüksek beklenti içine giren bazı ebeveynler, hayal kırıklığına uğradıkları gibi çocuklarının da &#8220;eziklik&#8221; hissetmesine sebep olurlar. Ailesinin beklentisine cevap veremeyen çocuğun yaşadığı bu başarısızlık duygusu özgüvenine büyük bir darbe vurduğu gibi, yoğun bir suçluluk duymasına da sebep olmaktadır. Böyle hassas bir zamanda çocuğun tembel, sorumsuz ve geri zekâlı gibi olumsuz sıfatlarla yargılanması çok yıkıcı sonuçlar doğurmakta ve çocuğun iç dünyasında deprem etkisi oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Çocuğun riskli davranışlar sergilememesi için anne ve babaların dikkat etmesi gereken bazı hususlara gelince;</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle çocuğunuzu ciddiye almalı ve ona sevginizi hissettirmelisiniz.</li>
<li>Çocuğunuzun ergenlik dönemine girişiyle birlikte ailedeki kuralları bir miktar esnetmeniz yararlı olacaktır.</li>
<li> Çocuğunuzun yaptığı hatalar karşısında da hemen suçlayıcı ve rencide edici tartışmalara girmemeniz çok önemlidir.</li>
<li>Aşırı baskıyla çocuğunuzun davranışlarını kontrol altına almamalı ve onun hatalarını bir dedektif edasıyla araştırmamalısınız. Bu durum çocuğunuzla aranızdaki &#8220;güven köprüsünü&#8221; zedeleyeceği gibi onun sizden &#8220;gizli şeyler&#8221; yapmasını teşvik edecektir.</li>
<li>Yetişkin bir insan muamelesi görmek, ergenler için &#8220;psikolojik bir ihtiyaçtır&#8221;.Ergenin bu ihtiyacı karşısında duyarlı olmalı ve ona çocuk muamelesi yapmamalısınız.</li>
<li>Ergenin kendi adına karar verebilmesine müsaade etmelisiniz. Bu yaklaşımınız ergenin özgüven gelişimine katkıda bulunacağı gibi,  ergenin size olan sevgisinin de derinleşmesini sağlayacaktır.</li>
<li>Kuşak çatışması yaşamamanız için, çocuğunuzdaki değişim sancılarını anlayışla karşılamalı ve onun &#8220;kimlik kazanma&#8221; sürecinde yaptığı bazı hatalar karşısında da soğukkanlılığınızı korumalısınız.</li>
<li>Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat vermelisiniz. Çocuğunuzu dinlemekten ziyade kendi doğrularınızı ona dikte etmeniz, çocuğunuzda anlaşılmadığı duygusunu oluşturacak ve size tepki duymasına yol açacaktır.</li>
<li> Ders başarısı uğruna çocuğunuzla aranızdaki köprüleri yıkmamalısınız.</li>
<li>Ergenlik çağında ceza etkili bir yöntem olmaktan çıkar. Bunun yerine çocuğunuza verdiğiniz imtiyazları kısmanız daha etkili olacaktır.</li>
</ul>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuz-yaramaz-mi-yoksa-hiperaktif-mi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuz-yaramaz-mi-yoksa-hiperaktif-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 21:36:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[yaramaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi? Hiperaktivite bir yaramazlık biçimi değil, hastalıktır. Öğretmen, aile ve... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocugunuz-yaramaz-mi-yoksa-hiperaktif-mi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi? Hiperaktivite bir yaramazlık biçimi değil, hastalıktır. Öğretmen, aile ve uzman işbirliği ile tedavi edilmesi gereken bu hastalıkla ilgili merak edilenleri pudra.com?da Psikolog Pelin Kuzugüdenli anlatıyor?</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hiperaktivite nedir?</strong></span></p>
<p>Hiperaktivite, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dürtüsellik (ataklık) ve dikkat eksikliği belirtileri olan bir bozukluktur. Başlangıç yaşı 3-4 olarak gösterilse de belirtiler daha küçük yaşlarda da izlenebilir.</p>
<p>Bebeklerde görülebilecek hiperaktivite belirtilerini şöyle:</p>
<ul>
<li>Huysuzluk</li>
<li>Huzursuzluk</li>
<li>Fazla uyuma</li>
<li>Sürekli ağlama</li>
</ul>
<p>Okul çağı çocuklarına hiperaktivite tanısının konulabilmesi için 7 yaşından önce şu belirtilerin görülmesi gerekir:</p>
<ul>
<li>Aşırı hareketlilik</li>
<li>Dürtüsellik (ataklık)</li>
<li>Dikkat eksikliği</li>
</ul>
<p>Hiperaktivitenin erkeklerde görülme olasılığının kızlara oranla 3-4 kat fazla oluyor. Ayrıca, hiperaktivite ile yüksek zeka arasında herhangi bir bağlantı gözlenmiyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hiperaktivite neden olur?</strong></span></p>
<p><strong>1- Kalıtım etkisi</strong><br />
Hiperaktivite belirtileri gösteren çocukların birinci derece akrabalarında hiperaktivite görülme olasılığı çok daha yüksektir.</p>
<p><strong>2- Beyindeki bazı yapısal işlev bozuklukları</strong><br />
Dikkat eksikliğine, dikkatin yoğunlaştırılmasına ilişkin birtakım problemler yaratır.</p>
<p><strong>3- Çevre etkisi</strong><br />
Doğrudan doğruya hiperaktiviteye yol açtığı söylenemez. Ancak genetik bir yatkınlık varsa tetikleyici çevresel etkenlerle hiperaktivite ortaya çıkabilir. Bu etkenler, ailenin tutumları, doğum öncesinde bazı doğum komplikasyonları, hamilelikte kullanılan ilaçlardır.</p>
<p>Şu anki yöntemlerle hiperaktivitenin doğum öncesinde tespit edilme olasılığı yoktur. Bu nedenle hamilelikte ilaç, madde, alkol, sigara kullanımını önleme dışında alınabilecek herhangi bir önlem bulunmuyor.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kaç çeşit hiperaktivite vardır?</span></strong></p>
<p><strong>1- Bileşik tip</strong><br />
Hem hiperaktivite hem ataklık hem de dikkat eksikliği bir aradadır.</p>
<p><strong>2- Hiperaktivite ve ataklığın önde olduğu tip</strong><br />
Bu tipte dikkat eksikliği daha az gözlenirken, aşırı hareketlilik söz konusudur. Bu çocukların ders başarıları kötü değildir, ancak hareketlilik nedeniyle uyum sorunu yaşayabilirler.</p>
<p><strong>3- Dikkat eksikliğinin önde olduğu tip</strong><br />
Hareketlilik belirtileri çok fazla gözlenmez. Dikkat eksikliği nedeniyle okul başarıları çok iyi değildir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hiperaktivite çocuklarda çok yaygın bir hastalık mı?</span></strong></p>
<p>Hiperaktivitenin dünyada ve Türkiye?de görülme sıklığının benzer oranlarda. Hiperaktivite, okula başlayan çocukların yüzde 2-3?ünde görülür. Ülkemizde aileler hiperaktivite konusunda daha bilinçli hale geldi, ancak yine de hiperaktivite belirtilerinin yaramazlık ve benzeri durumlarla karıştırıldığı oluyor.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hiperaktif bir çocuk ile yaramaz bir çocuk arasında ne fark var?</span></strong></p>
<p>Her yaramaz çocuk hiperaktif değildir. Yaramaz çocuk mizaç özelliklerin yanı sıra ailenin tutumu gibi çevresel etkenlerin altında bazı davranışlar gösterebilir. Bir çocuğa hiperaktif denebilmesi için gözlenmesi gereken davranışları şöyle:</p>
<ul>
<li>Dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik belirtilerinin dış uyaranlara bağlı olmaksızın var olması gerekir.</li>
<li>Çocuk aşırı hareketlidir; elleri, ayakları kıpır kıpırdır. Sınıfta ya da oturması gereken diğer yerlerde oturmaz ya da otursa bile çok kısa bir süre sonra kalkar. Çoğu zaman çok konuşur, bağırır, başkalarını rahatsız eder ya da yaptıkları işten alıkoyar. Gereken eşyaları unutma da sık görülen özellikleri arasındadır.</li>
<li>Dürtüsellik hakimdir. Tehlikeyi kavrayamaz, birden atılır, soru bitirilmeden cevap verir, başkalarının yaptığı işlerin arasına ya da konuşmalarının arasına girer. Başladığı bir işi bitiremez.</li>
<li>Dikkat eksikliği görülür. Derslerinde önemli hatalar yaptığı için okul başarısızlığı yaşar.</li>
</ul>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hiperaktif çocuğa nasıl davranmak gerekir?</span></strong></p>
<p>Hiperaktivitede tedavinin ön koşulu okul, aile ve uzman işbirliğinin sağlanmasıdır.</p>
<p>Anne babanın çocuğun davranışlarının bir yaramazlık belirtisi olmadığını, rahatsızlığın sonucu olduğunu algılayabilmesi gerekir. Ancak aşırı hoşgörülü olmak, çocuğun her yaptığına izin vermek de doğru değil. Bazı kurallar koyulmalı ve bunlara kararlı bir şekilde uyulmalı. Çocuğun çabası desteklenmeli ve performansının her zaman için iyi olması beklenmemeli.</p>
<p>Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar daha fazla ödüllendirilmeli. Olumlu davranışların ödüllendirilmesi tekrarlanma olasılığını artırır.</p>
<p>Öğretmenin yönlendirilmesi ile çocuğun sınıfta dikkat dağılmasını azaltmak için pencereden uzak, tahtaya yakın bir yere oturtulması gerekir. Çocuğun performansının değil, çabasının desteklenmesi önemlidir. Ödev yaparken çocuğun ihtiyaç duyduğu yerlerde ara vermesine izin verilmeli. Türkçe, matematik gibi dikkatin yoğun olarak kullanılması gereken derslerin art arda olmaması, araya beden eğitimi, müzik, resim gibi yardımcı derslerin konulması gerekir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hiperaktivite nasıl tedavi edilir?</span></strong></p>
<p>Erken tanıyla birlikte başlayan erken eğitsel tedavi olumlu sonuçlar doğuruyor. Psikolog Kuzugüdenli, tedavi yöntemlerini şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Davranış değiştirme programları</li>
<li>Özel eğitim</li>
<li>İlaç tedavisi</li>
<li>Aile danışmanlığı</li>
</ul>
<p>Psikolog Kuzugüdenli, ?Tedavinin olumlu sonuçlar doğurduğu bir gerçektir, ancak tamamen iyileştirilmesi şu an için mümkün değildir? diyor.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ergenlerde hiperaktivite olur mu?</span></strong></p>
<p>Hiperaktiviteyle ilgili herhangi bir önlem alınmadığı takdirde sorunlar daha da büyüyerek devam eder. 10 yaşından sonra aşırı hareketlilik bir miktar azalsa da ataklık, topluma aykırı davranışlar, ergenlik ve yetişkinlik çağında da görülür. Ergenlikte hiperaktivite görülme sıklığı yüzde 1-2 olarak biliniyor.</p>
<p>Normal bir çocukluk döneminden sonra ergenlikte hiperaktivite görülmesi mümkün değildir. Hiperaktivite belirtileri 7 yaşından önce ortaya çıkar ve tanısı konulabilir.</p>
<p>Hiperaktivitenin ergenlikteki göstergeleri madde bağımlılığı, kaygı, depresyon gibi belirtiler olabildiği için tedavisi küçük çocuklara göre daha zordur.</p>
<p><strong>pudra.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuz-yaramaz-mi-yoksa-hiperaktif-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

