Sokaktaki sese kulak ver

Bir çocuk doğduğunda hastane odasında bir umut da doğar aslında dünyaya…  o hayatın ilk habercisi ağlama sesi bir bebeğin en büyük desteği..Peki ya o umudun katili kimbilir hangi yaşamın sahibi…

Henüz 12 yıl önce gözlerini hayata açtığında nerden bilecekti ki bu acımasız toplumun en dışlanan varlığı olacağını..Nerden bilecekti sokaklarda soğuk betonlarda uyuyup kalacağını ve nerden bilecekti  elindeki çakmak gazını koklayıp  kendini kaybederken  aslında her an ölümle burun buruna geldiğini…. Kaç çocuk ölüme saniyeler kala elindeki çakmağa dur deyip yaşama devam edebiliyorsa? O çocuklar sayısınca çok şey borçluyuz Allaha.. ya yakınlarımızda bir çocuk ölür de bizden davacı olursa… Başıboş bir gecenin koynunda  anne şefkatini ararken  yüreklerde bir yangın olur baly ve çakmak gazı çeken?.

Ellerini yüreğine almış, nefesini canına takmış hayatın baharındayken ölüme bulaşmış bir yavru düşünün… Kendisini farketmeyen gözlerden kaçarcasına kabuğuna çekilmek ister kimsesizce… Way be bir zenginin köpeğine aldığı mamanın parasına kaç gün doyardım kimbilir diye iç geçirirken belki de yokluğa isyan etmekte. Karşısında bir anne çocuğuna dondurma almış gülerek geçmekte?  Sevgiye hasret kalan yüreğe, nefret kucağını açmış beklemekte..  Aç kalmak nedir bilmeyen zengine açlığıyla hükmederken bir gün hesaplaşacağız der yutkunarak sadece.. Bir nefret de oradan annesine..Ne vardı sanki bu canı cehenneme çirkin bedenimi getirmesen de ölseydim hastanede.Kaybetmek istiyorum bu çirkin yüzümü lütfen göstermeyin beni kimselere?

Karanlık öylesine kör ki bütün korkulara gebe…  bir çocuk düşünün gecenin en kuytu  yerinde kara bir ömre mecbur edilmekte…  Onun hayatına hayat verecek bir anne baba henüz bu gerçeği bilmemekte… Öyle bir patolojiyle gelmiş ki nefretini taşıyor nesilden nesile.Uykuda gibi yaşanan bir gafletin ortasında hiçbir varlık umursanmamakta.. Kiimim ben.. Rabbim kim? Ne istiyor benden sorusu hiç gerçek manada sorulmamakta… Müslüman bir ülkede sadece adı Müslüman olan insanlar bulunmakta.

Sorgulamalı.. Düşünmeli.. Akletmeli oysa.. Böyle mükemmel bir dinin Müslümanı kara bir cahil gibi davranmamalı aslında…Eğer inandığımız din yaşantımızı güzelleştirmiyorsa. Fakirler hala fakir ve zenginler hala bencilse..Orada sorgulanması gereken çok şey var bence.. Bir çocuk fakirlikten dolayı çalışmak zorunda kalıyor ve çalışırken çalmayı öğreniyorsa o çocuk mudur suçlanması gereken acaba… Düşünelim… Fakir olan bir aile değerlerini bilse ve çocuğunu da o değerler üzerine yetiştirse çocuk bu kadar kolay çalmayı benimser mi yine de… Her koşulda ve tüm yokluklarda şükretmeyi öneren bir öğretiniz olsa en küçük bir zorlukta isyan eder miydi küçük yürekler acaba…? Evinde çeşit çeşit yemekler hazırlayan insanımız beğenmediği yemekleri döküp israf etmek yerine fakirleri düşünse ve market alış verişinin bir kısmını olmayanlara da verse  kin duyar mıydı fakirler bu sisteme? Sahi hep sistem der, devlet der geçiştiririz de biz insan olalı kimi düşündük eleştirmek yerine.. Kaç çocuğun başını okşayıp haliyle hallendik, kaç çocuğu yetiştirmeyi dert edindik..  Bir öğretmen, bir komşu bir akraba olduk da kimi içindeki kör kuyudan çıkarmayı denedik.. Hiçç umursamadığımız yakınlarımız yakındıkça belki kulak tıkadık.. Belki susmasını umarak kafa salladık..  Hiç ama hiç çözüm olmayı ve bir hayat kurtarmayı başaramadık!!!

Sümeyra Güler ÖZSOY

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz