Sınav Kaygısını Anlamak

Bugün artık hayatımızın her döneminde ve her alanında sınava girmek zorunda kalıyoruz. Bir ilköğretim öğrencisi, bir üniversite öğrencisi ya da kariyerinde ilerlemeyi hedefleyen bir yetişkin olarak her yaşta sınavlar hayatın bir gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Ancak sık sık yaşanan bu deneyimler, sınav sürecinde her zaman kendimizi hazır hissetmemizi sağlamıyor. Sürekli deneyimlediğimiz bu sınavlar, her an herkesin yaşayabileceği bir duyguyu da beraberinde getirebiliyor: KAYGI.

Sınav kaygısı, bir çeşit performans kaygısıdır. Sınava hazırlık sürecinde, sınav anında ve hatta sınav sonrasında sonucu beklerken bile yaşanabilir. Genel olarak hepimiz bir sınava girmeden önce kendimizi kaygılı hissederiz. Önem verdiğimiz bir sınava hiç kaygı duymadan girmek mümkün değildir. Ancak önemli olan yaşanan bu duygunun derecesidir. Orta derecede bir kaygı, sınav ile etkin bir şekilde baş edebilmemiz için motive edicidir. Bu sırada salgılanan adrenalinin hormonunun uyarıcı etkisi, odaklanmamızı ve böylece sınav için hazır olmamızı sağlar.

Ancak kaygının düzeyi yüksekse sınava hazırlık sürecindeki ya da sınav anındaki performansımız olumsuz yönde etkilenir. Yüksek derecede salgılanan adrenalin panik yaratır. Böylece aslında motivasyon için işlevsel olan kaygı, sınav başarısı önündeki bir engel olarak karşımıza çıkar. Şiddetli yaşanan sınav kaygısı bir sonraki sınavda “ya bir daha olursa” diye beraberinde korku da yaşatmaya başlar. Bu korku sınav kaygısını daha da arttırır. Bu durum kısır bir döngü halinde devam eder ve kişiyi strese sokar.

Sınava yeterli hazırlık yapılmadığında kaygı duymak gayet doğaldır. Bilgi arttıkça kaygı azalır ve sınava dair kişinin kendine olan güveni artar. Ancak yeterli hazırlık yapıldığı halde kişinin kaygısı devam ediyorsa ya da hazırlığı bile yapamayacak derecede bir kaygı söz konusu ise bu üzerinde çalışılması gereken bir durumdur.

Öncelikle sınav kaygısının hangi belirtilerle yaşayabileceğimizi bilmemiz gerekir. Her ne kadar sınav kaygısının belirtileri ve bu belirtilerin yoğunlukları kişiye göre farklılık gösterse de genel olarak belirtiler birkaç başlık altında açıklanabilir.

Aile iletişim kalıplarının birliktelik boyutunu yüksel algılayan bireylerin ailesinde, aile üyeleri,

  • Fiziksel belirtiler: baş ağrısı, mide bulantısı, nefes almada güçlük, kalp çarpıntısı, ağız kuruluğu.
  • Duygusal belirtiler: aşırı derecede korku, hayalkırıklığı, öfke, çaresizlik.
  • Davranışsal belirtiler: rahat hareket edememek, yerinde duramamak, kaçınmak.
  • Zihinsel belirtiler: zihnin boşalmış gibi olması, odaklanmakta güçlük, kendini sürekli diğerleriyle kıyaslama, düşünceleri organize etmekte güçlük.

Bu genel belirtilerin sizde var olup olmadığına aşağıda yer alan soruları cevaplandırarak daha kolay bir şekilde karar verebilirsiniz.

Sınav öncesinde ve/veya sınav sırasında,

  • Aklınızdaki her şey uçup gitmiş gibi hissediyor musunuz?
  • Kalbinizin normale göre daha hızlı attığı fark ediyor musunuz?
  • Nefes almakta güçlük çekiyor musunuz?
  • Bildiklerinizi hatırlamakta güçlük çekiyor musunuz?
  • Soruları tamamen yanlış okuduğunuzu ve yanlış anladığınızı sonradan fark ediyor musunuz?
  • Sınav sonucunuz hazırlık aşamasında yaptığınız deneme sınavlarının sonuçlarından hep daha mı düşük oluyor?
  • Zihniniz sanki başka bir yerdeymiş gibi hissediyor musunuz?
  • Boğuluyormuş gibi hissediyor musunuz?
  • Cevapları sınav bittikten sonra mı hatırlıyorsunuz?
  • Zihniniz “Ben aptalım”, “Bunu yapamam” gibi rahatsız edici düşüncelerle doluyor mu?

Bu belirtilerin herhangi bir sağlık probleminden dolayı yaşanmadığı kesinleştikten sonra sınav kaygısının varlığını kabul etmek ve belirtilerin ortaya çıkmasına neden olan kaygıya yönelik çalışmak önemlidir. Aksi takdirde, kişinin hayatının her döneminde girdiği sınavlardan başarısız olma olasılığı yüksektir

Bunlara ek olarak belirtilmesi gereken önemli bir nokta da kişinin o sınava yüklediği anlamdır. Sınavı geçemezsem, hayatım mahvolur/Aileme rezil olurum/Herkesin emeklerini boşa çıkarırım/Eğitim hayatım biter/Kimsenin yüzüne bakamam gibi düşünceler sınavı sadece “belli bir konuya ait belli bir bilgiyi ölçen bir araç” olmaktan çıkarır. Onun yerine hayati bir önemi taşıyan ya da kişiliği ölçen bir araç haline getirir. Bu şekilde, sınava yüklenen anlam gerçek dışı bir şekilde abartıldıkça sınav süresince kendimizden beklentimiz de o derece gerçek dışı bir hal alır. Üstün bir performans gösterme çabası artar. Doğal olarak beklentileri karşılayamayınca kendimize dair büyük bir hayal kırıklığı yaşarız.

Sınava yüklenen anlam ne kadar fazlaysa üzerimizdeki baskı da o derece fazla olur. Bu kendi kendimize yüklendiğimiz aşırı baskı, her ne kadar sınavı çok önemsediğimizden kaynaklansa da sonuçta başarısızlık olarak bize geri döner. Böylelikle en başta zaten zihnimizde var olan ben yapamam/becermem/aptalım gibi olumsuz düşüncelere olan inancımız daha da artar.

Farkına varıp müdahale edilmediği takdirde zorlayıcılığı giderek artan, kişinin özgüvenini düşüren ve kalıcı bir soruna dönüşebilecek olan sınav kaygısı, uzman desteğiyle rahatlıkla kontrol altına alınabilir. Sınav kaygısı belirtileri ve bu belirtilerin yoğunluğu nasıl ki kişiye göre farklılık gösteriyorsa çözüm süreci de kişiye göre farklılık gösterir. Kişinin sınava hazırlık sürecini nasıl geçirdiği, nasıl bir ders çalışma planı uyguladığı, sınava dair ne düşündüğü, ne hissettiği, sınav sonrası beklentileri, hedefleri, çevresinden sürece dair nasıl bir destek gördüğü gibi pek çok konu bir arada değerlendirilerek kişi için en uygun yol belirlenir ve böylelikle kaygı kişinin önünde bir engel olmaktan çıkar. Destek sürecinde amaç hiçbir zaman kaygının sıfırlanması değildir. Kişinin kaygı derecesinin orta düzeyde kalması ve başarı için gerekli motivasyonu sağlaması hedeflenir.

Uzm. Psikolog Gizem Hancı
Kaynak: http://aynapd.com

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz