Bir sendika’nın alandışı atama önerisi

Bir eğitim sendikası olan Eğitim-iş (Eğitim ve Bilişim İş Görenler Sendikası) Milli Eğitim Bakanlığı’na, alan değişikliğine ilişkin görüş ve önerilerimizi içeren bir yazı yayınladı. Bu yazı incelendiğinde öneriler bölümünün 3 üncü maddesinde “Felsefe öğretmenlerine rehber öğretmenlik alanına geçiş hakkının verilemesi” şeklinde yazmaktadır. Bu mesleğimiz açısından kabul edilebilir makul bir öneri değildir. Bu konuda net ve bilimsel cevabı Türkpdr derneği internet sitesinden gerekli cevabı vermiştir.

Konuyla ilgili yorumlarınızı yazının sonunda ki formdan paylaşabilirsiniz.

Türkpdr derneği’nin “Eğitim-İş Sendikasına Çağrımızdır” yazısı;

Sendikanızın eğitim sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığına yazmış olduğu ilgi yazınızla, “Felsefe mezunlarının rehber öğretmen kadrosuna atanması” önerisinin Bakanlığa iletilmesi; biz psikolojik danışmanların ve meslek örgütüyüz Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin (Türk PDR-DER), asla kabul edemeyeceği bir öneridir.

Sendikaların öncelikle üyelerinin mağduriyetleri, sonra da toplumsal mağduriyetlerin önüne geçme prensibiyle hareket etmeleri gerektiğini düşünmekteyiz. Sendikanızın bu önerisi ile gerek üyeniz olan psikolojik danışmanlara (bu yazınızla birlikte istifaları başlamıştır) gerekse toplumun niteliksiz hizmet almalarına ilişkin olarak mağduriyet yaratılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın zaman zaman başvurmuş olduğu rehber öğretmen kadrosuna farklı disiplinlerden (alanlardan) mezun olanları atama yanlışını gerek hukuki gerekse demokratik yollarla ortadan kaldırmaya çalışırken, sendikanız gibi toplumun farklı kurumlarından yanlışa ortak olacak destekler, Derneğimiz tarafından kabul edilemez.

Yazınız problemin tespitine ve çözüm önerilerine ilişkin kendi içinde çelişki barındırmaktadır. Şöyle ki “alan değişikliği ile öğrencilerin yetersiz öğretmenlerle karşı karşıya bırakıldığı, bir problem çözülürken başka bir probleme yol açıldığı ve farklı alanlardan mezunların bu şekilde alan değişikliği yapmaları çalışma barışının ortadan kalkmasına yol açtığı” dile getirilmektedir. Türk PDR-DER olarak da katıldığımız bu tespitiniz, “rehber öğretmen kadrosuna Felsefe mezunlarının atanması” talebinizle çelişmektedir.

Psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) hizmeti bireyin kendisini tanıması, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitesini kendisine uygun bir düzeyde gerçekleştirmesi, kendisine uygun bir mesleği seçmesi, öğrenme becerilerini geliştirmesi, içinde yaşadığı topluma dengeli ve sağlıklı bir uyum sağlaması ve böylece kendisini gerçekleştirerek toplumla bütünleşmesini sağlayan koruyucu ruh sağlığı kapsamında bir psikolojik yardım mesleğidir. Ülkemizde PDR programlarından mezun olanlar halen, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar ile rehberlik ve araştırma merkezleri’nde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane ve sağlık merkezlerinde, Adalet Bakanlığı’na bağlı ceza ve tutukevlerinde, ıslah evlerinde, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı psikolojik danışma ve rehberlik servislerinde, Silahlı Kuvvetlere bağlı psikolojik danışma ve rehberlik servislerinde, Diyanet İşleri Başkanlığı birimlerinde, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı birimler ile özel psikolojik danışma ve rehberlik merkezleri’nde çalışmaktadırlar. Psikolojik danışmanların hizmet verdiği kurumlardaki hedef kitlenin önemli bir kısmı çocuk ve gençlerden oluşmaktadır.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik programları ile diğer programların 2012 yılı üniversite giriş puanları üniversiteler arasında karşılaştırıldığında en az 100 puanlık bir farklılığın olduğu görülecektir (http://www.osym.gov.tr/dosya/1-60986/h/2012osystablo4.pdf). Bunun anlamı ise Psikolojik Danışma ve Rehberlik programına giren öğrencilerin daha yoğun bir hazırlık dönemi geçirdikleri, gelecekte edinecekleri mesleğe dair daha çok yatırım yaptıkları, daha çok zorluk yaşadıkları ve bunun sonucu olarak da üniversite sınavında daha yüksek bir başarı göstererek bu programı kazandıklarıdır. Böyle bir süreç sonunda Psikolojik Danışma ve Rehberlik programını kazanan ve yine üniversite eğitimleri sürecinde
de aynı bedeli ödemelerine rağmen adı geçen program mezunlarının işe giriş aşamasında Psikolojik Danışma ve Rehberlik mezunlarıyla aynı hakları sahip olması Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık taşımaktadır.

Takdir edersiniz ki günümüz eğitim sistemi kişilere öznel bir alanda yeterlik ve beceri kazandırmaktadır. Kişilerin yetiştiği alanda istihdam edilmesi, uzmanlık alanına ve meslek etiğine saygı gereği olduğu kadar hizmetin niteliği açısından son derece önemlidir. Bireylerden yetişmediği bir alanda hizmet beklemek, hizmeti verene de alana da yapılan bir haksızlıktır.

Aydın Birinci İdare Mahkemesinin Esas No:2006/2532 ve Karar No:2008/983 Sayılı rehber öğretmenlerle ilgili verilmiş bir kararında, “bir kamu kurumunun görev alanı içinde yer alan bir hizmeti yürütmek amacı ile o hizmetle ilgili konuda uzmanlaşmış kamu görevlilerinin görevlendirilebileceği” belirtilmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının değerlendirilerek, gelecekteki politikalarına yön verildiği Milli Eğitim Şura’larından XVII. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan birisi “Rehber öğretmen ve özel eğitim öğretmenliğine alan dışından öğretmen atamaları yapılmamalıdır.” şeklinde kesin bir ifade kullanılarak bir alana yapılacak atamalarda uzmanlaşmanın önemine vurgu yapılmaktadır.

07.07.2009 tarih ve 80 Sayılı TTK Başkanlığının kararına karara göre Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar İle Mezun Oldukları Yükseköğretim Programları ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esasların çizelge ekinin 66. sırasında rehber öğretmenliğe atanılabilecek lisans programlarının;
(1)Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü/Anabilim Dalı
(2)Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü/Anabilim Dalı
(3) Psikoloji Bölümü (*Pedagojik formasyon almış olması)
mezunu olması gerektiği belirtilmektedir.

Anayasamızın “Cumhuriyetin Nitelikleri” başlıklı ikinci maddesinde” … demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” olduğu belirtilmekte, “Yürütme Yetkisi ve Görevi” başlıklı sekizinci maddesinde de “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” denilerek Devletin bütün işlemlerinin hukuk devleti ilkesine ve kanunlara uygun olması gerektiği belirtilmektedir.

Anayasa’nın “Kamu Hizmetlerine Girme Hakkı” başlıklı 70. maddesinde ise “bir hizmet için gerekli niteliğe sahip olmayanların bu hizmeti yürütmek üzere atanamayacakları” belirtilmiş ve nitelikli hizmet sunumu Anayasal güvence altına alınmıştır. Ancak nitelikten çok niceliğe önem verdiğimiz için ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından 17. sırada olmamıza rağmen, Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksine göre 179 ülke içinde 76. sırada olmamız, bu durumun en önemli nedenidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın başvurduğu bu yöntem çalışanlar arasında çalışma barışını da ortadan kaldırmaktadır. Anayasa’nın “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlıklı 49. maddesinde “Çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” denilmektedir. Bakanlığın çalışma barışını ortadan kaldıran bu uygulaması, aynı zamanda çalışanları ve bu çalışanlardan hizmet alanları da mutsuz etmektedir. Yeni açıklanan “OECD Daha İyi Yaşam Endeksi” raporuna göre 36 ülke içinde Türkiye’nin sonuncu sırada yer alması, hal-i pür melalimizin en önemli göstergesidir.

Farklı alanlardan atamalar, bir istihdam kolaycılığıdır ve bu atamalar sonucunda kamu hizmetleri verimsizleştirilerek, hizmetlerin özelleştirilmesine de teorik ve pratik olarak zemin hazırlanmaktadır.

Türk PDR-DER; psikolojik danışmanların ülkemizdeki tek mesleki örgütü olarak 24 yıllık geçmişi, 3000?i aşan üye sayısı ve 16 şubesi ile PDR mesleğinin gelişimine katkı sunmaya çalışmakta ve psikolojik danışmanların savunuculuğunu gerçekleştirmektedir.

Türk PDR-DER olarak kişilerin yetiştiği alanda istihdamına yönelik her türlü kurum ve kuruluşla işbirliğinde bulunmaya hazırız. Aksi uygulamalar ve bu uygulamalara destek sunmak, işin kolaycılığına kaçmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır. Ve işin kolayına kaçtığımız içinde 93 yıldır mutluluğun resmini yapamamaktayız.

Son söz olarak; yazınızla dile getirilen “Rehber Öğretmen kadrosuna Felsefe mezunlarının atanması” önerinizin geri çekilerek kamuoyunu, Milli Eğitim Bakanlığını ve Derneğimizi bilgilendirmenizi ve konunun yüz yüze görüşülmesi için randevu verilmesini talep ediyoruz.

Saygılarımızla…

Prof. Dr. Tuncay ERGENE
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Genel Başkanı

Gereği:
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Başkanlığına

Bilgi:
Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu Başkanlığına

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz