Okullarda Kısa Süreli Psikolojik Danışmanın Önemi

Ülkemizdeki okulları ele aldığımızda psikolojik danışman başına düşen öğrenci sayısı oldukça fazladır. Bu orantısız durum,okul rehberlik servislerinin bir parçası olan bireysel danışmanlıkların daha kısa sürede daha verimli sonuçlar alacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Uzun süren bireysel danışmanlıklar daha sonra ya amacından sapmaktadır ya da öğrenci artık gelmek istememektedir. Okullar kısa süreli ve verimli psikolojik danışmaya oldukça fazla gereksinim duymaktadır,öğrencilerin bazı problemleri ancak birebir görüşmeler sayesinde öğrencinin kendi bireysel farklılığına göre ve sorununa göre çözülebilir. Öğrenci problemlerine baktığımızda,daha özel sorunlar hariç, genel olarak motivasyon eksikliği(ders çalışma isteksizliği,harekete geçme problemi), arkadaş ilişkileri, olumsuz davranışlar sergileme,hedef belirleme,sınav heyecanı veya verimli ders çalışamama şeklinde olmaktadır. Hal böyleyken verimli şekilde yapılan bir kısa süreli psikolojik danışma bu tür sorunların çözülmesinde oldukça kolaylaştırıcı olmaktadır. Kişilik problemleri,ciddi travmalar,duygu durum bozuklukları kişide daha kökleşmiş olduğu için daha fazla zaman gerektirmekte ve daha ciddi psikolojik müdaheleye ihtiyaç duymaktadır. Kısa süreli psikolojik danışmada zaten bunlarla ilgili bir iddiada söz konusu değildir.

Öğrenci bizim yanımıza gelmeden önce problemi ile ilgili olarak onu yap,bunu yap,şunu yap gibi sözleri ailesinden,öğretmenlerinden ve arkadaşlarından zaten defalarca duymuştur. Dolayısıyla bize gelen bir öğrencide bunları uygulamanın işe yaramayacağını bilmek bizim için önemlidir.Psikolojik danışman olarak kısa sürede sonuca ulaşmak istiyorsak,işimize yaramayacak konulardan bahsetmek yerine,sorun hakkında ihtiyacımız olan bilgileri alır almaz hareket geçmeliyiz. Kısa sürede sonuç almanın en temel yolu hemen bir hedef belirlemektir. Çünkü hedefsiz hiç bir şey istenilen şekilde nasıl olmuyorsa bir hedef olmadan kısa sürede sonuç almamızda imkansız görünmektedir. Hedef belirlerken belirlediğimiz hedefimiz spesifik,ölçülebilir,açık ve net,gerçekçi,somut,olumlu ve ne istediğimizi ortaya çıkaracak bir şekilde olmalıdır. Örneğin denemelerimden iyi bir puan almak istiyorum oldukça genel bir ifadedir ve üzerinde spesifikleşmeye gerek duymaktadır. Bunu tabiî ki öğrenciden bekleyemeyiz. Bir hedefin nasıl olması gerektiğini bilen birisi olarak o cümleyi detaylı sorular sorarak örneğin “önümüzde ki bir ay içerisinde günde 6 saat çalışarak ihtiyacım olan 400 puanı almayı hedefliyorum” şekline getirmemiz ilk adımı atmamızı sağlayacaktır.Ancak bu şekilde oluşturulan bir hedeften sonra sonuca varmak için gerekenler üzerine konuşabiliriz.

Hedef belirlendikten sonra öğrenci bu hedefe ulaştığı taktirde kendisini nelerin beklediğini görmesi ,yaşaması ve hissetmesi gerekir. Bunun için kendisini bu görüntü,duygu ve hislere götürecek olan güçlü soruları öğrencilere sormalıyız. Soracağımız sorular ileriye götüren ve o anı yaşatan cinste olmalıdır. Sorular vasıtasıyla ulaşılmak istenen hedef hakkında gerekli bilgiler alındıktan sonra bunları zihinsel imgeleme yaparak öğrenciye yaşattırmamız onların harekete geçmesini sağlayacak önemli bir tekniktir. Zihnin hayal ve gerçeği ayırt edemediğini ve öğrencilerin çoğunun görsel yönlerinin baskın olduğunu düşünürsek imgeleme yöntemi onlar için çok etkili bir tetikleyici olur. Okullarda bu yöntemi yapmayla ilgili sıkıntılar olmaktadır. Rehberlik odasına istenildiği zaman girilmesi,koridorun gürültülü olması gibi temel sebeplerden dolayı ve bu yöntemin sessizlik gerektirmesinden kaynaklanan hassasiyetten dolayı verimli olması pek mümkün olmamaktadır. İşte tam bu nokta hedefe götüren davranışları kararlaştırmada en etkili zamandır. Çünkü bu anda öğrenci kendinde yapabileceği gücü ve inancı çok yoğun bir şekilde hisseder. Öğrenciyle istenilen sonuca ulaşmak için neler yapılması gerektiği hakkında kararlar alınmalı ve bunlar davranış olarak hayata geçirilmelidir. Biz sonuçları ancak davranışlarla görebiliriz dolayısıyla hangi davranışların ne zaman yapılacağı kararına varılmalı,bunun için öğrenciyle bir süre kararlaştırılmalı ve sonuçlar bu davranışlar vasıtasıyla değerlendirilmelidir. Bu safha kısa süreli psikolojik danışmada en önemli safhadır. Çünkü burada sonuca götürecek kararlar alınır,alınan kararların hayata geçirilip geçirilmediği,geçirildiyse işe yarayan ve yaramayan noktalar,hayata geçmediyse önünde ki engeller detaylı bir şekilde her iki tarafın sorumluluğunda dikkate alınır. Davranışla ilgili kararlar alınırken bebek adımlar ilkesi dikkate alınmalıdır.öğrenciden bir anda çok büyük değişimler beklemek pek gerçekçi olmayabilir. Dolayısıyla yapılması daha kolay olan davranışsal kararlar alınmalıdır. Duygu yoğunluğundan bahsetmiştim. Öğrenci anlık yaşamış olduğu bu duygu yoğunluğu ile yerine getiremeyeceği sözler verebilir. Danışman bu noktada dikkatli olup gerekirse hedef davranışı daha kolay bir şekle getirebilir. Örnek verecek olursak; ben bugünden itibaren 6 saat ders çalışacak şeklinde verilen bir karar eğer öğrencinin ders çalışma temeli yoksa gerçekçi bir hedef olmayacaktır. Dolayısıyla bunu öğrencinin kesin olarak yapabileceği bir düzeye indirmek lazımdır. Bu safhada yapmamız gereken son şeyde bu davranışı yapmalarını engelleyen engeller varsa bunların dikkate alınmasıdır çünkü bunları yapmalarını engelleyen durumlar söz konusuysa doğal olarak öğrenci verilen sözü yerine getiremeyecektir.

Öğrencinin şikayetini yeniden tanımlayarak onu daha olumlu bir şekilde dile getirmemiz ilk olumlu müdahalelerin başında gelecektir.Öğrenci sorun olduğu için doğal olarak sorununu olumsuz bir şeklide dile getirir. Yani ben sınav stresi yaşıyorum şeklinde olumsuz mesaj iletecek bir üslupla bunu dile getirir. Anında gerekli sorular sorularak örneğin “yani sen sınavın ilk on dakikası kendini özgüvenli hissetmek mi istiyorsun”şekline getirilebilir. Bu aynı zamanda bizim bireysel danışmayı yapmaktaki amacımız öğrencinin de ulaşmak istediği amaç olur. Yeniden tanımlamak süreç içerisinde de oldukça faydalı bir yöntemdir. Öğrencinin olayları dile getirişi genelde karamsar,kötü senaryolarla biten,imkansız,hep başkası suçlu şeklindedir. Bunları telafuz etme yöntemleri aynı şekilde olumsuzluk içerecektir.Yeniden tanımlama aynı olayın farklı bir sonucunu göstermede,düşündükleri gibi olmadığını düşünmelerini sağlamada ve olaya olumsuz değil olumlu bir pencereden bakmalarını sağlamada oldukça verimlidir.

Süreç içerisinde öğrenciyi tanımaya odaklanmamız işimizi kolaylaştıran ayrı bir noktadır. Onu iyi bir şekilde gözlemlememiz,iyi yanlarını,baskın özelliklerini,ilgi ve yeteneklerini,hayatta değer verdiği şeyleri ve insanları süreç içerisinde tespit edersek onları harekete geçirecek motivasyonu sağlamamızda çok kolaylaşacaktır.Öğrencilerin önem verdiği kişiler arasında öğretmenleri, aileleri ve arkadaşları başta gelmektedir. Örneğin kararlaştırılan bir davranışı yapması için önceden onunla ilgili öğrendiğimiz bir özelliğine bağlamamız öğrencilerde müthiş bir etki sağlamaktadır. Onları yapmış oldukları iyi davranışlardan dolayı tebrik etmek,takdir etmek,övmek,güvendiğinizi hissettirmekte süreç içinde oldukça önemlidir. Öğrenciler genelde dış referanslı oldukları için çevrenin ne söyledikleri onlar için çok önemlidir. Arkadaş,öğretmen,aile hatta komşu veya köylüleri. Onların söylediği olumsuz sözler öğrenci üzerinde etkiye neden oluyorsa bizimde onlar için söyleyeceğimiz olumlu cümleler yine onlarda etkili olacaktır. Çünkü öğretmen öğrenciler için oldukça önemli bir konuma sahiptir.

2. seansa başlarken öğrencinin kendini iyi hissedeceği şekilde bir başlangıç yapılmalıdır. Sonrasında alınan kararlar ele alınıp sonuçlara göre yeni bir yol haritası çizilir. Burada işe yarayan davranışların tekrarlanması konusunda öğrenci cesaretlendirilmeli,bundan sonra yapılanlar hakkında seanslar devam etmelidir. İşe yaramayan kararlar yerine yeni ve yapıcı davranışlar belirlenmeli bunların hayata geçmesi konusunda süreç devam etmelidir. Kısa süreli psikolojik danışma süreci en az 2 seans olmalıdır çünkü alınan kararların işe yarayıp yaramadığını sınamak için en az bir seansa daha ihtiyaç duyulmaktadır. En fazlada 5 yada 6 seans,ihtiyaç ve duruma göre,uygun olabilir. Görüşmeler sonlandırılırken ilerlemeler ele alınıp bunu nasıl başardığının,daha sonra farklı şeyleri de bu şekilde başarabileceğinin ele alınması öğrencinin kendini iyi hissederek,sürecin sonlanmasını sağlayacaktır.

Psk.Dnş.Suat ESER
Psikolojik Danışman

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

3 thoughts on “Okullarda Kısa Süreli Psikolojik Danışmanın Önemi

  1. yapmış olduğum bu tür danışmanlıklardan bir makale yazmam sizinde dediğiniz gibi faydalı olacaktır. bunu dikkate alacak ibrahim bey.

    Reply
  2. Kesinlikle katılıyorum başka türlü yapamıyorsun zaten. o kadar kısa zaman ve o kadar fazla öğrenci var ki….
    Biz öğrencilerimle günlük hedefler belirliyoruz. hedefleri de öğrencinin seviyesine göre oluyor. yani hiç çalışmayan öğrenciye günlük 15 soru hedef 2 saat çalışma ve bu hedefleri her hafta artırarak takip ediyoruz.

    Reply
  3. gerçekten güzel bir konuya temas etmişsiniz. teşekkürler. bu konuda bir de örnek bir danışma yayınlarsanız daha iyi olur.

    Reply

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz