Liseli olmak, Okul ve hayat başarısını arttırmak

Çocuğumuz anaokulunu bitirir, ilkokul zor deriz, ilkokulu bitirir, ortaokul zor deriz, ortaokulu bitirir, lise zor deriz, liseyi bitirir, üniversite zor deriz, üniversiteyi bitirir, meslek sahibi olmak zor deriz. Bu süreç yaşam boyu böyle devam eder gider.

Bu aşamalardan her birini detaylı olarak ele alabiliriz, ancak biz burada ortaokuldan liseye geçişi ele almaya çalışacağız.

“Aman çocuğum lise zor”

“Bak yavrum lise ne ilkokula benzer ne de ortaokula, zordur, işi baştan sıkı tut”

“İlköğretimdeki gibi şişirme notlarla lisede başarılı olamazsın”

Anne babalar, çocuğumuzun çevresindeki yetişkinler, bakkal hasan amca, konfeksiyoncu ayşe teyze çocuğumuzun iletişim halinde bulunduğu hemen hemen herkes bu ve benzeri cümleleri kurar. Peki, bu cümleler ne kadar gerçekçidir? Gerçekten lisede öğrenciler ilköğretime göre daha fazla mı zorlanmaktadır? Gençlerimizin lise hayatında zorlanmasının sebepleri nelerdir? Lisede başarılı olmak için nelere dikkat etmek gerekmektedir? Şimdi bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışalım… J

Liseli olmak, psikolojik açıdan, bedensel olarak, sosyal çevre anlamında… kısacası bir çok açıdan farklıdır. Lise çağı, gençlerin belki de en fazla “büyüdüklerini” hissettikleri zamana denk gelmektedir. Büyüme ve gelişme yalnızca fiziksel olarak değil her anlamda olmaktadır.

Annelerimiz bu dönemi anlatırken “oğlumun pantolonlarının boyu bir karış küçülmüştü, kıyafetleri artık olmuyordu. Allah sizi inandırsın hepsini yeniden almak zorunda kaldık” deyişlerine defalarca şahit olmuşuzdur. Yine, “bizim kıza bi haller oldu, kimseyle konuşmaz oldu, her şeyden çekinir oldu, odasından hiç çıkmıyor, çekinmese yemeği de odasında yiyecek” deyişlerine veya “ bizim oğlanın arkadaş çevresi değişti, artık takipte edemiyoruz, inşallah bi bela gelmez başına” söylemleriyle defalarca karşılaşabiliyoruz.

Burada anne babaların lise çağındaki çocuklarıyla ilgili olarak ortaya koydukları her tespit yerinde ve doğru. Çünkü lise çağı, çocuklarımızdaki “ben olma” duygusunun zirvelerde yaşandığı bir dönemdir. Bu kadar fazla ve hızlı gelişim yaşamak çocuklarımızın başarı durumlarına da yansıyabilmektedir.

İlköğretim çağında çocuklarımız lise çağına göre dersleri çok daha genel ve yüzeysel olarak görmektedir. Liseye gelindiğinde, her ders ayrıntılarıyla ele alınmaktadır. Fen bilimleri dersi, fizik, kimya, biyoloji; Matematik dersi, matematik, geometri; Sosyal bilimler dersi, tarih, coğrafya, insan hakları ve demokrasi dersi gibi dallara ayrılmakta ve her ders detaylarıyla ele alınmaktadır. Bu da ilköğretim çağına göre lisede dersleri çok daha düzenli ve planlı bir şekilde çalışmayı gerektirmektedir.

9 ncu sınıfa başlayan bir genç, okula, öğretmenlere, yeni arkadaşlarına ve derslere alışma sürecinde biraz zorlanabilir. Bu uyum sürecinde anne babalara önemli görevler düşmektedir. Çocuğa daha ilk günlerden itibaren sürekli olarak ders çalışması ve derslerini sıkı tutması yönünde baskı yapmak, işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. O açıdan çocuklarımızın yeni ortama, derslere ve arkadaşlara alışmasının biraz zaman alabileceğinin farkında olmalı, bu uyum sürecinde anne baba olarak çocuğumuzun yanında olmalı ve çocuğun gelişen ve değişen “benlik algısını” ve “öz değerini” artırıcı şekilde onu desteklemeli ve motive etmeliyiz.

Gelelim gençlerimizin okul ve hayat başarısını artırmada dikkat etmeleri gereken altın kurallara

  • Lise de dersler ilköğretime göre daha ayrıntılıdır, o açıdan elinizde kesinlikle çalışma düzeninizi destekleyici bir “ders çalışma programı” olmalıdır.
  • Bütün ders çalışma programlarının mantığı şu şekildedir. Her gün düzenli ders tekrarı, ödevlerin yapılması, o konuyla ilgili test çözümü ve kitap okumadır. Düzenli ders tekrarını yaparken, o hafta görülen konuyu tekrar edip, “biz önceki haftalarda ne yapmıştık?” diye önceki haftalarda o dersten görülen konularda tekrar edilmelidir. Ardından öğretmenimizin verdiği ödevi yapmalıyız, ödevi yapabiliyorsak demek ki konuyu anlamışız demektir, ödevi yapmakta zorlanıyorsak demek ki o konuda anlamadığımız ya da anlamakta zorlandığımız yerler var demektir, bu eksilerimizi gidermeye çalışmalıyız. Test çözümü o konunun öğrenilmesini pekiştirecektir. Veee, her gün düzenli olarak kitap okumak, hem okuduklarımızı anlama hem de kendimizi ifade edebilme becerimizi geliştirecektir.
  • Saatler boyunca masa başından kalkmadan değil; bir saat çalışıp on dakika mola vererek çalışalım. Sürekli masa başında kalmak dikkat dağınıklığına ve çalışmadan aldığınız verimin düşmesine neden olur. O sebeple, mola vererek, aralıklı bir şekilde çalışmak, çalışmalarımızdan aldığımız verimi artıracaktır.
  • Ders çalışırken lütfen telefonu ve bilgisayarı kendimizden uzak tutalım. O an, yalnızca derslerimize çalışmaya odaklanalım.
  • Gürültülü, aşırı aydınlık veya karanlık ortamda, yatarak, yere uzanarak ders çalışmak doğru değildir. En uygun ortam, çalışma masasında, orta sertlikte bir sandalyede, çalışacak olduğumuz derslerin defter ve kitaplarını, kalem, kağıt, silgi gibi araç gereçlerimizi masamızın üzerinde bulundurarak olacaktır.
  • Derslerimize düzenli bir şekilde çalıştıktan sonra arta kalan zamanda kendimize, ailemize ve arkadaşlarımıza zaman ayırabiliriz. Doğru olan yedi gün yirmi dört saat masa başından kalkmadan çalışma değildir, doğru olan hayatımızın belirli bir düzen içerisinde olması ve bu süreçte derslerimiz dahil her şeye düzenli zaman ayırmaktır.
  • Lise çağında birçok değişim yaşanmaktadır. Bu değişimlerden bir tanesi de arkadaş çevresinde olan değişimlerdir. Gençler, arkadaş seçimi çok önemlidir. Hayatınızda size, siz olduğunuz için değer veren, iyi günde, kötü günde yanınızda olan, okul başarınızı artırmanızda size destek olan arkadaşlar edinmeye çalışın. Bu dönemde “arkadaş çevresi tarafından kabul görmek ve dışlanmamak” önemsenir. Ama şunu unutmayın, yeri geldiğinde insanlara hayır diyebilmelisiniz. Arkadaşlarınızın size uygun olmayan istekleri karşısında lütfen “hayır” diyebilmeyi de bilin. Çünkü yanlış alışkanlıklar maalesef, yanlış arkadaş seçimi ve gruptan dışlanma korkusuyla hayır denilemediği için ortaya çıkmaktadır.
  • Genç arkadaşım biliyorum ki, kendi başına bir şeyleri denemek ve yapmak istiyorsun. “Ben yaptım” demek istiyorsun. Ve annenin babanın çevrendeki büyüklerinin söylediği şeyler karşısında bazen alınabiliyorsun. Alınma genç arkadaşım! Çünkü çevrende sana yol göstermek isteyenlerin senden bir fazlası var, o da “tecrübe”. Bu tecrübelerden doğru şekilde dersler çıkarabilirsen hayatta başarıya bir adım daha yaklaşırsın.
  • Şimdi ki sözümde anne babalara, çocuklarınızın başarılı olmasını elbette istiyorsunuz, bu noktada sürekli olarak çocuklarınıza öğüt verip yol göstermeye çalışıyorsunuz. Lütfen bunu yaparken, “tehdit eder gibi” konuşmayınız. Unutmayın ki, onlar bizden öğüt değil, destek beklemektedir. Gençlerimizin “ben kimim?” sorusuna yanıt aradıklarını bu dönemde onların yanında olmak ve kendilerini değerli görmelerine fırsat sağlamak gerekir.

Liseli olmak hem çocuklarımız için hem de anne babalar için kolay değildir. Birçok değişimi ve sorumluluğu beraberinde getirir. Gençlerimizin “kendilerini tanıyabilmelerine” fırsat yaratabilirsek ve onların her zaman destekçisi olursak inanıyorum ki gençlerimiz de bu süreçte ellerinden geleni yapacak ve başarılı olacaklardır. Bu başarı yalnızca okul değil hayat başarısı olacaktır. Ve hayatta başarılı olabilmeyi başarmış bir bireyde hayattan ve yaşadıklarından zevk alacak, mutlu olacaktır. Yaşadığı tecrübelerinde keşkeleri az olan, yaşadıklarından mutlu olan huzurun yanı başlarından hiç ayrılmadığı bir gençlik ve nesil yetiştirebilmek umuduyla… Sevgiyle ve esen kalın… J

Hasan TAKIR

Psikolojik Danışman/Rehberlik Öğretmeni

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz