“İŞTE HAYAT” YAŞANMADAN GEÇİYOR

Hayat bazen gülümser insana. Bir gün bahar gelir çiçek açar insan. Umudunun tepelerinde alabildiğine koşar. Çıkarıp çoraplarını ayaklarını dağlardan gelen billur suya sokar. Bir ferahlıktır yaşadığı, iç dinginliği. Bir kayanın dibinde sızar kalır. Zanneder ki hayat hep bu sükunetin koynuna girmiş huzurla geçer. Ama öyle olmaz;

Birden gök kararır. Bulutlar pamuk gibi görünen gövdelerinden şimşeklerini çıkarır. Ve sonra arkasından fırtına. Adam uyanır huzur uykusundan. Etrafına bakar kimseyi göremez. “Fırtına dursun” diye beklerken aniden tornadoya dönüşür. Sonra sağanaklar başlar umudu kırılmış, yalnızlığı ve çaresizliği doyasıya yaşayan gözlerde….

Ne mi anlatmak istedim. Aslında senin hayatına bir dokunuş yaptım. Benim hayatımdı senin hayatına dokunan. Merkezde olan insan. İnsanla birlikte yaşanan dört mevsim. Ne kadar çok benziyoruz şu sevdası hiç bitmeyen dünya ile insan. Dünyaya bakınca kendini, kendine bakınca dünyayı görüyorsun aslında.

Gülmek mi istersin ağlamak mı? Tercih senin.  Güneş açacak, güller taze dalarında yağmurla sarkacaklar. Dolu rüzgara, rüzgar kara dönecek bazen. Karar senin. Ya gülmeyi öğreneceksin ya da ağlamayı. Bana sorarsan ben gülmeyi tercih ederim. En zor olan yaşamına kar yağarken gülmeyi başarabilmektir. Karanlık bir dehlize girmiş yolunu kaybetmiş o kadar çok kardeşim var ki. Simasına bakınca çektiği sıkıntıyı görüyorsun. Sanki devasa bir kaya altında kalmış can çekişiyor. Hayatı sadece kendine zehretse iyi. Eşine, sevdiğine, çocuğuna dar ediyor. Zannediyor ki dünyanın en büyük sıkıntısı kendi hayatında yaşanıyor. Zannediyor ki bu yükü kimse kaldıramaz, kendinden başka.

Gözlerini açsa ve baksa görecek. Elleri olmayanı, gözleriyle bir kez bile olsun bakamamışları. Sahi sen bir savaş meydanında doğdun mu? Top seslerini yüreğinin tam ortasında hissettin mi? Ellerini uzatıp sana her şeyin olarak bakan yavrunu tutamadığın oldu mu? Sen, bir otoban kenarında anneni babanı kaybedip henüz 2 yaşında ortada kaldın mı? Hayatında bir kez bile koşabilmek için bütün servetini ortaya koydun mu?

Biliyorum hiç birini yapmadın… Çünkü senin derdin en derin olanıydı. Borçların, aile kavgan, hayat başarısızlığın, kendinde göremediğin mutluluğun, imtihanın olan bağımlılıkların. Senin derdin en deriniydi. Çünkü senin dehlizi sen yarattın. Sen kendi yarattığın dehlizinde kayboldun. Bakıyorsun ama göremiyorsun. Gözlerinde perde var. Hep saplantılı düşüncelerin arasında fışkıran filizleri göremiyorsun. Çünkü bakmak istemiyorsun.

Bir insanın mutlu olabilmesi için nefes alması yeterli. Gökyüzünü görebiliyorsan, ellerinle tutabiliyorsan, aslında dünyanın en şanslı insanısın. Cüneydi Bağdadi Hazretleri hiç mülk edinmemiş. “Hayatımda abdest almak için sadece bir maşrapa olsun yeter” demiş. Sonra çeşmeye maşrapasını doldurmaya gitmiş. Bakmış ki bir çocuk eliyle çeşmeden su içiyor. Elindeki maşrapayı da kaldırıp atmış. “Buna da gerek yok bunsuz da abdest alınabilir” demiş.

Dehlizimizin adı hırs. O arttıkça dehliz daha da büyüyor. O büyüdükçe kendimizi daha da çok kaybediyoruz. Mümkün olmuyor çoğu zaman. Bu dünyada kavga edebildiğin eşin, bozulduğunda itebildiğin araban, yağmur yağdığında damlatan bir evin olsun yeter. Beş yüz bin liralık evde yatarsan uyuyamazsın. Uyusan da uyanamazsın.

Şimdi küçük bir yolculuğa çıkalım;

Serin bir sabah. Taze bir bahar. Yürüyorsun kırda. Küçük bir kız çocuğu gördün, çiçek toplayan. İçinde o kadar güzel duygular belirdi ki. Lütfen o çocuğa dikkatli bak. Etekleri çiğ nedeniyle ıslanmış, ayakları alabildiğine çamur olmuş. Umurunda mı? Tek bir derdi var laleler, papatyalar toplamak. Gülerek, eğlenerek daha da önemlisi yaşayarak yapıyor bunu.

O minik kız dünyayı gözlerine sığdırmış bir şekilde yanına geldi. Ve sana topladığı o çamurlu çiçeklerden birisini uzattı. Hadi al.

İşte benim sana sunduğum o küçük parmaklar arasındaki çiçekti…

“Müslümanın yaşam koçu kurandır”,

“Dert etme Allah yeter”,

“Allah sevdiği kulu nasıl korur”,

“Beni kara gömdüler anne”,

“Çocuğumu internette kaybettim”,

“Düş yolculuğu”

“Başarı yolunda full motivasyon” kitablarının yazarından.

Aile seminer bağlantılarınız için www.kadirakel.com

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz