İçimize attıklarımız ve içinden çıkamadıklarımız?
Bir insan neden içine atar? Neden duygularını bastırır? Bastırdığı ve içine attığı şeyler ne kazandırır? Ne kaybettirir? Bu yüzden mi her şey ters yüz olur, içinden çıkılmaz bir hal alır, keşmekeş olur, viran olur, harap olur, beter olur?
Duyguların bastırılmaması, içe atılmaması gerektiği hep söylenir, ancak bunu herkes başarabilir mi? Birçok insan; bağırıp çağırması, ağlaması gerektiği zaman gözyaşlarını içine akıtır. Yaşadığımız olumsuz olaylar, bastırılan duygular, konuşup anlatamadığımız veya haksızlığa uğradığımız anlar. Gün geliyor bunlar, fiziksel hastalık olarak açığa çıkıyor.
İçimize attığımız her şey katlanarak ve katmanlaşarak ilerde daha ağır hasarlara neden oluyor. Sonra zorluyor organları. En başta beynimizi, kalbimizi, midemizi sonra psikolojimizi, insanlığımızı ve daha birçok şeyi? Sanırım buna atalarımız duvarı nem insanı gam yıkar demişler. İyi de demişler.
İçine atmak nedir mi?
*Kaşlarımızı çatmak gerekirken umarsızca gülebilmek,
*Duygularını tam olarak anlatamayan, içini olduğu gibi karşısına döküp açamayan kişilerin ellerinde olmadan yaptıkları şey,
* Defalarca konuşup da anlaşılamamış insanın usancıdır ya da pes etmektir. İfade etmekten bıktıranların yarattığı sonuçtur Ya da Seneca?nın dediği gibi “hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir. ”
* Söylediğimizde değişen bir şey olmayacaktır ya da tamamen kaybetmekten korkarız. Bu yüzden en çok söylemek istediğimiz şeyleri içimize atarız. “söylenecek o kadar çok şey vardı ki, tek kelime bile edemedim” derkenki anlatılan durumdur bazen de?
*Kendini anlatmaktan yorulanlar için tek kaçış yolu. Duyguları, düşünceleri rahatlıkla karşı tarafa söyleyemeyip, karsınızdaki kişiye kalbinizi tamamıyla açamayıp tüm hislerinizi, beyninizi kucaklayan tüm detayları kalbinizin bir köseciğinde biriktirmektir. O köşecik git gide buyur ve tüm kalbiniz söyleyemediklerinizle kaplanmaya baslar. Ağlayamazsınız bile, bir çeşit kendi kendine paylaşmaya alışma halidir. Beklemektir aslında. Karşı taraf bir an gelsin görsün suskunluğu istenir. Görülmedikçe yakar kavurur. Kırgınlıkların, öfkenin ve hüznün dışa vurulmayıp kişisel kutuya gizlenmesidir?
İnsanın içine atması için sanırım bu yüzyılda birçok neden var… Etrafımızda patlamaya hazır o kadar çok canlı bomba var ki. Ekonomik sıkıntılar, iletişim kuramama, anlaşılmama, anlatamama, maddenin manayı hapsetmesi, hızlı bir tüketim çılgınlığı, bireyselliğin ön plana çıkması, değerlerin pasifize edilmesi gibi birçok hadise, insanların açılamaması ve içine atmasına neden oluyor?
Evet, içinize atmayın demek kolay bir söylem tabiî ki zor olan bunu eyleme geçirebilmek. Ancak yaratıcı bizi son derece kuvvetli donanımlarla yaratmış. Aklın yanında bir kalp vermiş. Yani duygu ve akıl. Biri kalbi temsil ederken yekdiğeri beyni… İki büyük güç? İki büyük nimet? Bu iki nimeti dengeli kullanarak sorunlarımızla, sıkıntılarımızla, açmazlarımızla, çıkmazlarımızla baş edebiliriz. Uygun kanal ve ortamlarda paylaşmayı, paylaşımı deneyebiliriz. Sorunları ve olumsuzlukların içini doldurmaktansa bunların içini boşaltmak için delikler açmaya çalışabiliriz.
İçimize atıp içimizde gümletmektense, yakmaktansa, ya da içinden çıkamamaktansa; dışımıza çıkartıp söndürmeye çalışabiliriz. Yutkunmaya çalışıp boğazımızı düğümlemektense, zehirlenmemek için kusup rahatlayabiliriz.
Kaçmak yerine kovalamak, sırt çevirmek yerine yüz çevirmek, almak yerine vermek, beklemek yerine gitmek, sevilmek yerine sevmek, şarj olmak yerine deşarj olmak, kırmak yerine tamir etmek, üzmek yerine sevindirmek, zorlaştırmak yerine kolaylaştırmak, karamsar olmak yerine iyimser olmak, el sıkmak yerine kucaklamak, anlaşılmayı beklemek yerine önce anlamak, susmak yerine konuşmak? Acaba yapabilir miyiz?
Nevzat ÖZER
Psikolojik danışman ve Rehber öğretmen
“21 yy da anne ve baba olmak” isimli kitabın yazarı
nevzatozer66@hotmail.com
Bu yazı 877 defa okundu
















Bu yoruma katılıyor musunuz?
1
ben hep içime atan birisiyim sıkıntılarımı söylemlerimi karşımdaki insanın karşısında konuşma gücümmü yok yoksa korkummu var bilmiyorum hayattan çokta beklentim yok ama hiçbişeyimi kimseyle paylaşmamak aglayamamak beni ilerde hasta edecek şuan tüm iç organlarımın rahatsız oldugunu biliyorum benden içimdeki acıları dışarı vurmak istiyorum aglamak istiyorum ama onuda yapamıyorum kimseyede anlatamıyorum acaba dengesiz olan benmiyim
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
güzel yorumlar yapmışsınız dostlar,evet çoğu zaman bekledimiz cevabımı alamayacağımızdan çekindiğimiz için bazı şeyleri söylemek yerini gönlümümüz mansenlerine kapatırız. bazen cesur olup söylemeyimoyurz ama bence hayat bunlarla güzel ulaşılmazları olduğu sürece yapamadıklarımız olduğu sürece güzel . bunu dedim diye herşeyi içinize atmayın ha
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
bu güzel yorumunuz için teşekkurler melek hanım
saygılarımla
nevzat özer
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
nevzat bey ellerinize emeğinize sağlık güzel bir çalışma gerçekten….biraz atıyoruz biraz da atmak zorunda bırakılıyoruz…çünkü duygularımızı olduğu gibi ifade ettiğimizde karşımızdakilerden aynı olgunluğu ya da doğallığı göremiyoruz…ya aşırı tepkiler alıp dışlanıyoruz ya da yok sayılıyoruz…o kadar zor bir iş ki sana kızgınım demek ama ne de kolay geliyor sinirden çıldırmak üzereyken olsun önemli değil demek….
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
tesekkurler serap hanım yorum için….
hoscakalın
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
gerçekten güzel açıklamışsınız tamda yaşadığımız gibi içten .teşekkür ederiz bu ergenlik döneminde biraz olsun rahatlayabiliyorum bazen
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
tesekkurler emre bey yorumunuz için sagolun
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
‘Defalarca konuşup da anlaşılamamış insanın usancıdır ya da pes etmektir. İfade etmekten bıktıranların yarattığı sonuçtur.’
aynen de böledir iste, ne halt edeceğini şaşırmaktır. bıkmaktır.
abi yazı için teşekkürler harika olmuş.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
ayten hanım guzel bır yorum yapmıssınız sag olun..nevzat özer
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
Çok güzel betimlemişsiniz;
Kendini anlatmaktan yorulanlar için tek kaçış yolu. Duyguları, düşünceleri rahatlıkla karşı tarafa söyleyemeyip, karsınızdaki kişiye kalbinizi tamamıyla açamayıp tüm hislerinizi, beyninizi kucaklayan tüm detayları kalbinizin bir köseciğinde biriktirmektir. O köşecik git gide buyur ve tüm kalbiniz söyleyemediklerinizle kaplanmaya baslar
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
tesekkurler adem bey yorumunuz için
saygılar nevzat
Bu yoruma katılıyor musunuz?
0
Gerçekten güzel bir yazıı
Bazen bilerek bazen de farkında olmadan yaptığımız içine atma davranışınını altındaki nedenler ve zararlarını bizimle paylaşan yazarımıza teşekkrler