Hangi hobiler bizi bir adım öne çıkartır?

İş veya okul dışında zorunlu görevlerimizi bir kenara bırakıp kendimizle kaldığımız zamanlarda ilgi alanlarımıza, hobilerimize öncelik tanıyabiliyor, ailemize ve arkadaşlarımıza zaman ayırabiliyor veya farklı alanlarda kendimizi geliştirebiliyoruz. Bu boş zamanlarda isteğimiz ve zevklerimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz etkinlikler ya da hobiler işe alımda da bizim bir parçamız olarak işverenlerin karşısına çıkıyor. Kitap okumak, müzik dinlemek her ne kadar hepimizin hobileri arasında saydığı şeyler olsa da İK uzmanları ve işverenler bizim hakkımızda daha çok bilgi edinebilecekleri aktiviteleri duymak istiyor. İşte özgeçmişlerinizde öne çıkarabileceğiniz ya da mülakatlarda işe alım uzmanlarına aktarabileceğiniz üç önemli hobi…

Blog yazmak

İş başvurusu yaptığınız andan itibaren, işverenler ya da İK uzmanları isminizi internette aratarak hakkınızda pek çok bilgi edinebiliyor. Arama sonuçlarında diğer adaylardan farklı, nitelikli işlerle çıkmak ise başvurunuzun mülakata dönüşme ihtimalini oldukça artırıyor. Profesyonel bir blog’a sahip olmak, içeriklerini güncel tutmak ve aynı zamanda sosyal medyadan duyurusunu yapmak hem iyi bir algı yaratmak adına hem de iş hayatı dışında da zaman harcadığınız şeylerin olduğunu göstermek adına faydalı olabiliyor. Bunun yanında, işveren tarafından kolaylıkla fark edilen ve işe alım konusunda daha çok şans verdikleri blog yazarlarının, yetenekleri sayesinde ofiste nasıl konumlandırılacağına da daha rahat karar veriliyor. Blog’unuzun profesyonel olması gerektiğini söylemiştik fakat bunu da abartmamak gerekiyor. Profesyonel olacağım derken otomatikleşen yazılar, sıkıcı biri olduğunuzu düşündürebiliyor. Blog’unuzun kişisel bilgiler barındırması bu aşamada İK uzmanları için öne çıkan bir faktör. Çünkü onlar, iki aday arasında kararsız kaldığında kendilerine hem çalışan hem de arkadaş olabilecek kişileri tercih ediyor. Bu sebepten beğenileriniz doğrultusunda yazdığınız yazılar, yorumlarınız işverenlere kişiliğiniz hakkında ipucu veriyor.

Dünyayı gezmek

Yıl boyunca tüm Avrupa’yı dolaştınız ya da yaz mevsimini Nepal’de İngilizce öğrenerek geçirdiniz. Nereye gitmiş olursanız olun, artık yeni bir iş bulmaya hazırsınız. İçiniz rahat olsun, seyahatleriniz sonrasında İK uzmanlarına boş zamanlarınızı nasıl geçirdiğinizi anlatmanıza da gerek kalmıyor. Gezmek için zaman harcamak, eskiden işverenler tarafından önemsiz ve zaman kaybı olarak görülse de günümüzde bu durum değer kazanmaya başlıyor. Artık işverenler de, farklı kültürleri tanıyan, farklı kültürlerle rahatlıkla anlaşabilecek kişileri şirket bünyesine katmak istiyor. Hatta tatil planını yapan ve bütçesini ayarlayan adaylar, onların gözünde finans ve organizasyon becerisine sahip kişiler olarak yer alıyor. Tüm bunların yanında dil ve iletişim becerileri de işin içine giriyor. Sürekli farklı ülkelere seyahat edenler motivasyonu yüksek, farklı dilleri öğrenmeye daha yatkın ve lokasyon değiştirmeye de daha esnek bakan kişiler oluyor. Bu da iş dünyası için iyi bir çalışan anlamına geliyor.

Takım sporları yapmak

Takım sporlarının ya da aktivitelerinin bir parçası olmak, örneğin bir spor kulübünde futbol oynamak, kendinize olan saygınızı ön plana çıkarmanızda yardımcı oluyor. İşverenler, özellikle bu tip spor dallarıyla ilgilenen kişilerin, diğer takım arkadaşlarıyla uyumu nasıl sağlayacağını bildiğini düşünüyor. Spor, kişisel olarak bir hareket yapsanız dahi takım olarak başarıya ulaşmanın en büyük örneklerinden birini yansıtıyor. Ayrıca zamanı nasıl yönetmeniz gerektiğini öğretiyor ve her ne olursa olsun yaptığınız işe olan sadakatinizi de artırıyor. Bunların yanında hatalardan alınması gereken dersler hakkında da bilgi veriyor. Sahadayken yaptığınız stratejik bir hamle ya da takım arkadaşınıza verdiğiniz bir pas, işverenlere çalışma ortamında nasıl çalışabileceğinizin ipuçlarını veriyor.

İrem Ceylan
Kaynak: http://www.kariyer.net

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz