<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AktuelEğitim</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 11:34:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Dershanelerin rehberlik öğretmeni sorunu çözülüyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dershanelerin-rehberlik-ogretmeni-sorunu-cozuluyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dershanelerin-rehberlik-ogretmeni-sorunu-cozuluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 11:29:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[PDR Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik ve Psikolojik Danışma]]></category>
		<category><![CDATA[dershane]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1232</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel dershaneler, son yıllarda rehber öğretmen bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadırlar. Rehber öğretmen, dershanelerde bulunması zorunlu personel olduğundan, kurumda rehber öğretmenin olmaması dershaneleri zora sokmakta, 15 günden 3 aya kadar geçici olarak kapatma cezası dahi verilebilmektedir.
Bakanlık 9 Mart 2010 tarihinde yayımladığı yazıyla felsefe grubu öğretmenliği, eğitim bilimleri bölümü, formasyon almış sosyoloji ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel dershaneler, son yıllarda rehber öğretmen bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadırlar. Rehber öğretmen, dershanelerde bulunması zorunlu personel olduğundan, kurumda rehber öğretmenin olmaması dershaneleri zora sokmakta, 15 günden 3 aya kadar geçici olarak kapatma cezası dahi verilebilmektedir.</p>
<p>Bakanlık 9 Mart 2010 tarihinde yayımladığı yazıyla felsefe grubu öğretmenliği, eğitim bilimleri bölümü, formasyon almış sosyoloji ve felsefe bölümü mezunlarından halen dershanelerde çalışmakta olanlara kurs açarak. başarılı olanların rehber öğretmen olarak görevlendirilmesi yönünde bir çalışma başlatmıştır. 29 Mart 2010 tarihinden itibaren 5 merkezde (Ankara, İzmir, Erzurum, Beşiktaş/İstanbul, Kadıköy/İstanbul) yapılacak kursa toplam 690 öğretmen katılabilecektir. Kursa katılım için müracaatlar 11-15 mart tarihlerinde yapılacaktır. Kurs süresi 210 saattir. Her dershaneden ancak bir öğretmen kursa katılabilecektir.</p>
<p>Müracaatların biraz daha geç başlatılması halinde, dershaneler sözkonusu yazıda belirtilen alan mezunlarını işe başlatıp kursa gönderme yoluna gidebilirlerdi, böylece atanamayan öğretmenlerin bir kısmına dershanelerde istihdam imkanı sağlanmış olunurdu. Müracaatların hemen başlatılması ve kursa katılmak için dershanede çalışılıyor olma koşulu getirilmesi, atanamayan öğretmenlere baştan iş imkanı doğmasına engel olsa da kurs sonrasında rehber öğretmen olarak çalışmaya başlayacak dershane öğretmenlerinden doğacak açık nedeniyle ikinci aşamada yine iş imkanı doğabilecektir.</p>
<p>Sözkonusu resmi yazının bağlantısı: <a href="http://ookgm.meb.gov.tr/gen_2010/09032010_2010.pdf">http://ookgm.meb.gov.tr/gen_2010/09032010_2010.pdf</a></p>
<p>mufettisler.net</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 71 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dershanelerin-rehberlik-ogretmeni-sorunu-cozuluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağlanmayacaksın&#8230;!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/baglanmayacaksin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/baglanmayacaksin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 19:51:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1228</guid>
		<description><![CDATA[Seni seviyorum Eyy dünya&#8230;
Aslında sevmekle kalmayıp sana nasıl bağlıyım bilemezsin.
Bağlıyım ama senden zaman zaman nefret ettiğim anlarda oluyor.
Neden senden nefret ediyorum ya da neden sana ait olandan uzaklaşmak istiyorum bilemiyorum. Sanırım kafam karma karışık.
Med ve cezirler yaşıyorum&#8230;
İçimdeki yüksek Richterli depremlerin hasarını onarıp toplayamamışken, olur olmaz artçılarla sen den kalan son enkazlarımda yıkılıveriyor&#8230;
Ama şunu çok iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seni seviyorum Eyy dünya&#8230;<br />
Aslında sevmekle kalmayıp sana nasıl bağlıyım bilemezsin.</p>
<p>Bağlıyım ama senden zaman zaman nefret ettiğim anlarda oluyor.<br />
Neden senden nefret ediyorum ya da neden sana ait olandan uzaklaşmak istiyorum bilemiyorum. Sanırım kafam karma karışık.</p>
<p>Med ve cezirler yaşıyorum&#8230;</p>
<p>İçimdeki yüksek Richterli depremlerin hasarını onarıp toplayamamışken, olur olmaz artçılarla sen den kalan son enkazlarımda yıkılıveriyor&#8230;</p>
<p>Ama şunu çok iyi biliyorum ki hiç bir şeye çok bağlanmayacaksın.<br />
Bağlanmak bazen bir acı, bazen bir trajedi getiriyor bana. Neye bağlansam benim olduğunu düşünürken aslında bana ne kadar uzak olduğunu hissediyorum. Sonra bana mutsuzluk veriyor.</p>
<p>Sahiplenmeyeceksin ki bu dünyayı ve bu dünya ya ait olanları ayrılması ve bırakması o denli kolay olsun.</p>
<p>Ceketini omzuna alıp arkana bakmadan gidebilme cesaretini gösterebilmelisin. Yürekli ol, arkana bakmadan gittiğinde acılanma, ağlama&#8230;<br />
Bir çocuk neşesiyle bırak ve öylece git.</p>
<p>Oysa hayır hayır bağlanmayacaksın.<br />
Varsın senin olsun her şey&#8230; Sadece mutluluğu istiyorum. Onu kollarıma alıp bir bebek gibi sallamak istiyorum&#8230; Ama ona kayıtsız şartsız bağlanarak değil. Bir gün elimden kayabileceğinin hesabını yaparak&#8230; Ve böylelikle çok büyük hayal kırıklığı yaşamayacağım.<br />
Yani her şeye hazırlıklı olacağım&#8230;</p>
<p>Tek alternatifimin senin olmadığını bileceğim. Mutlulukta olduğu gibi&#8230; Sonunda ona da bağlanmayacağım&#8230;</p>
<p>Sanırım bu dünyaya gerektiğinden çok bağlanıyoruz. Her şeyimiz, arabamız, evimiz, malımız, mülkümüz olsun istiyoruz.<br />
Hatta bazen maddesel olanlarımıza o kadar önem veriyoruz ki, onlar bizim yaşamsalımız oluveriyor. Bir arabamız varsa 2 olmasını, ya da bir yerine 2 evimizin olmasını istiyoruz. Yani gözümüz kadar aslında gönlümüzde doymuyor. Sahiplenme ve bağlanma duygusu o kadar fazla ki&#8230; Egosantrizm(Bencillik) o kadar içlerimize işlemiş ki&#8230; Biz yerine ben diyoruz. Ben, Ben, Ben&#8230;</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21 YY da anne ve baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;<br />
nevzatozer66@hotmail.com</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 148 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/baglanmayacaksin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl iyi bir dinleyici olunur?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/nasil-iyi-bir-dinleyici-olunur.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/nasil-iyi-bir-dinleyici-olunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 21:22:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yok</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[dinleme sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bir dinleyici olmak için]]></category>
		<category><![CDATA[karşındakini dinleme]]></category>
		<category><![CDATA[vücut dili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1225</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir dinleyici olmak sosyal iletişim açısından çok önemli. İşte &#8220;duymak&#8221; yerine &#8220;dinleme&#8221;yi becerebilmenin yolları?
Dinleme, birebir iletişimin en önemli parçalarından biri. Peki siz nasıl bir dinleyicisiniz? İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalı? Ve dinlemeyle ilgili eğlenceli ve şaşırtıcı bilgiler pudra.com&#8217;da.
İyi bir dinleyici olmak için:
Öncelikle dinleme nedeninizi bulun
Dinlemenin tarzları olduğunu biliyor muydunuz? İşte iyi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir dinleyici olmak sosyal iletişim açısından çok önemli. İşte &#8220;duymak&#8221; yerine &#8220;dinleme&#8221;yi becerebilmenin yolları?</p>
<p>Dinleme, birebir iletişimin en önemli parçalarından biri. Peki siz nasıl bir dinleyicisiniz? İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalı? Ve dinlemeyle ilgili eğlenceli ve şaşırtıcı bilgiler pudra.com&#8217;da.</p>
<p><strong>İyi bir dinleyici olmak için:</strong></p>
<p><strong>Öncelikle dinleme nedeninizi bulun<br />
</strong>Dinlemenin tarzları olduğunu biliyor muydunuz? İşte iyi bir dinleyici olmanın ilk adımı da dinleme nedeninizi bulmaktır. Yani dinlemenizin nedeni zevk için mi, fikir alışverişi mi, bilgileri değerlendirmek mi, yoksa empati göstermek mi? Bunu bildikten sonra gerisini yapmanız daha kolay olacaktır.</p>
<p><strong>Dinleme esnasında&#8230;</strong></p>
<ul>
<li>Sabırlı olun ve karşınızdaki insanın iletmeye çalıştığı mesajına saygı duyun.</li>
<li>Konuşan kişiye dikkatinizi verin, dikkatinizi dağıtacak başka şeylerle ilgilenmeyin.</li>
<li>Konuşan kişinin söylediklerini, zaman zaman kendi cümlelerinizle özetleyin ve karşınızdan teyit alın.</li>
<li>Önyargısız dinleyin. Unutmayın, herkesten yeni bilgiler edinebilirsiniz.</li>
<li>Egonuzu ön plana çıkarmayın. Egosu kuvvetli kişiler, kendilerini konuşan kişiden daha üstün görüp, onun söylediklerini dinlemeyebilir.</li>
<li>Nasıl söylendiğini değil, ne söylendiğini dinlemeye çalışın.</li>
<li>Konuşanın anlattıklarını sonuna kadar hiç araya girmeden dinleyin.</li>
<li>Karşınızdaki kişi konuşurken onun söylediklerine vereceğiniz cevapları değil, onun ifade etmek istediklerini düşünün.</li>
<li>Karşınızdaki kişiyi dinlediğinizi beden dilinizle de belli etmeniz, size güven ve saygı kazandıracaktır. Bunu bedenle hafifçe öne doğru eğilmek, baş sallamak, göz temasında bulunmakla gösterebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Dinlemeyle ilgili sürpriz bilgiler?</strong><br />
İnsan beyni dakikada ortalama 500 kelime işleyebiliyormuş. Buna karşın konuşan bir insanın, bir dakikada kullanabileceği kelime sayısı en fazla 150 kelimeymiş. Bunu da ancak at yarışı sunucuları başarabilmektedir. Dakikada 500 kelimeye ihtiyaç duyan beyin, konuşmacının gönderdiği 150 kelimeyi yetersiz bulup, kelimeler arasındaki sessizliklerde başka konulara atlarmış ve konuşan kişinin ifadelerine sadık kalamamaktaymış.</p>
<p>kaynak: pudra.com</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 97 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/nasil-iyi-bir-dinleyici-olunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav kaygısından korkma ki korktuğun başına gelmesin</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/sinav-kaygisindan-korkma-ki-korktugun-basina-gelmesin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/sinav-kaygisindan-korkma-ki-korktugun-basina-gelmesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 20:25:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özkan emiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitici Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitici hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kısır döngü]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1223</guid>
		<description><![CDATA[Sınav kaygısının bir çok nedeni var. Bu nedenlerden biri de kaygıya sürekli dikkatini vermektir. Kendinizi dinlemek kaygınızı arttırabilir.  Kendinizi dinledikçe duyacağınız ses kaygının kendisi olacaktır. Sınav esnasında kaygı yaşadığınız an,  panik yaptığınızda ve kaygının sizi olumsuz olarak etkileyeceğini yoğun olarak düşündüğünüzde bir kısır döngüye girmiş olursunuz. 
Şöyle ki; sınava giriyorsunuz. Sınav kâğıdı önünüze geldi. Kaygınızı fark [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sınav kaygısının bir çok nedeni var. Bu nedenlerden biri de kaygıya sürekli dikkatini vermektir. Kendinizi dinlemek kaygınızı arttırabilir.  Kendinizi dinledikçe duyacağınız ses kaygının kendisi olacaktır. Sınav esnasında kaygı yaşadığınız an,  panik yaptığınızda ve kaygının sizi olumsuz olarak etkileyeceğini yoğun olarak düşündüğünüzde bir kısır döngüye girmiş olursunuz. </p>
<p><strong>Şöyle ki</strong>; sınava giriyorsunuz. Sınav kâğıdı önünüze geldi. Kaygınızı fark etmeye başladınız.  Bu kaygıyı yaşamamanız gerektiğini düşündüğünüz halde kaygı yaşamaya başladınız. Panik oldunuz. Panik olduğunuz da ise geçmişte düştüğünüz benzer durumlarda ki başarısızlıklarınız aklınıza gelebilir. &#8220;Eyvah ben benzer durumu önceden de yaşamıştım. Ve başarısız olmuştum. Yine başarısız olacağım.&#8221; Diye ve benzeri şekilde düşünmeye başladığınızda kaygınızı tekrardan arttırmış olacaksınız.</p>
<p><strong>Kısır döngünün daha net anlaşılması bir de şemayla  anlatalım.</strong></p>
<p><strong>Sınav Anı:</strong></p>
<p>Kaygı &#8211;&gt; Eyvah kaygım başladı &#8211;&gt;Eyvah yine panikleyeceğim ve konuları karıştıracağım &#8211;&gt;Kaygı artışı</p>
<p>Peki bu duruma düşmemek için ne yapacaksınız? Yapmanız gereken belli düzeyde sınav kaygısının normal olduğunu düşünmektir.  </p>
<p><strong>Olması gereken yukarıdaki kısır döngüyü kırmaktır.</strong></p>
<p><strong>Sınav Anı:</strong></p>
<p>Kaygı &#8211;&gt; Kaygımı hissediyorum &#8211;&gt;Yeteri kadar çalıştım. Bu kaygı olması gerektiği kadar &#8211;&gt; Kaygı düzeyi normal</p>
<p>Şemadan da gördüğünüz gibi düşünce biçimi kaygı düzeyini etkilemektedir.</p>
<p>Düşüncelerin ve inancın insan davranışlarındaki gücünü daha net anlayabilmeniz için kısa bir öyküyü sizinle paylaşmak istiyorum.</p>
<blockquote><p><strong><em>Kendini gerçekleştiren kehanet</em></strong></p>
<p><em>Nick adında bir demiryolu isçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, sağlıklı bir işçi manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser biri, her şeyin kötüsünü bekler ve başına kötü şeyler geleceğinden korkar.</em></p>
<p><em>Bir yaz günü, tren isçileri, ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden serbest bırakılırlar.Tamir için gelmiş olan ve manevra alanında bulunan bir soğutucu vagonun içine giren Nick, yanlışlıkla içerden kapıyı kapatır, kendini <strong>soğutucu vagona</strong> kilitler. Diğer işçiler Nick&#8217;in kendilerinden önce çıktığını düşünürler. Nick kapıyı tekmeler, bağırır, ama kimse duymaz, duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda olduğu için pek kulak vermezler. Nick burada donarak öleceğinde korkmaya başlar. Eğer buradan çıkmazsam, burada kaskatı donacağım, diye düşünmeye başlar. İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer. Titremeye başar. Eline geçirdiği bir kağıda karısına ve ailesine son düşündüklerini yazar: Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyuyabilsem! Bunlar benim son sözlerim olabilir?</em></p>
<p><em>Ertesi günü soğutucu vagonun kapısını açan işiler, Nick&#8217;in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü göstermektedir. Fakat bu olayı olağanüstü yapan, soğutucu vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıydı. Vagonun içindeki ısı 18 C idi, ve vagonda bol hava vardı. </em></p></blockquote>
<p>Nick&#8217;in korkusu, kendini gerçekleştiren bir kehanet oluşturmuştu. Korktuğu başına geldi.</p>
<p>Bu öyküden de anlayacağınız gibi kaygıdan korkmayın. Kaygının faydalı yönünü görmeye çalışın. Çünkü normal düzeyde yaşanan kaygı  sizi motive etmesi bakımından yararlı bir tarafıda bulunur. Elbette bu sınava düzenli şekilde çalışan öğrenciler için geçerlidir. Çalışmamış, sınava az bir zaman kala notlarına bakmış öğrenciler için bu düşünce ancak polyannacılık olur.</p>
<p>Son olarak, sınav kaygısını yok etmeyi amaçlamamalısınız. Asıl amaç kaygıyla beraber yaşamayı öğrenmektir. Kaygıyı yok etmek için harcadığınız enerjiyi çalışma ve motivasyon için kullanmaya başlamalısınız.</p>
<p>Kaygıyı azaltma konusunda püf noktaları için bir sonraki yazımızı takip edin.</p>
<p>Özkan Emiroğlu</p>
<p>http://www.aktuelegitim.com</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 333 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/sinav-kaygisindan-korkma-ki-korktugun-basina-gelmesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009&#8242;da ÖSS Sınavına girdim. Sınav ile iki yıllık üniversiteye yerleştim ancak gitmedim.2010 YGS de acaba puanım düşermi?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/2009da-oss-sinavina-girdim-sinav-ile-iki-yillik-yerlestim-ancak-gitmedim-2010-ygs-de-acaba-puanim-dusermi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/2009da-oss-sinavina-girdim-sinav-ile-iki-yillik-yerlestim-ancak-gitmedim-2010-ygs-de-acaba-puanim-dusermi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 15:20:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfada Gözükmesin]]></category>
		<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS İle İlgili En Çok Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS SSS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1222</guid>
		<description><![CDATA[2009-ÖSYS?de bir yükseköğretim programına yerleştirilen veya ön kayıtla kaydolan adaylar için puanlara eklenecek olan Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) yarıyarıya düşecektir. Ancak açık öğretimin kontenjansız programlarına yerleşenler ile sınavsız geçişle yerleşenler adayların puanında bir düşme olmayacaktır.

Bu yazı 24 defa okundu
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2009-ÖSYS?de bir yükseköğretim programına yerleştirilen veya ön kayıtla kaydolan adaylar için puanlara eklenecek olan Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) yarıyarıya düşecektir. Ancak açık öğretimin kontenjansız programlarına yerleşenler ile sınavsız geçişle yerleşenler adayların puanında bir düşme olmayacaktır.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 24 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/2009da-oss-sinavina-girdim-sinav-ile-iki-yillik-yerlestim-ancak-gitmedim-2010-ygs-de-acaba-puanim-dusermi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizi filmler, dizginden çıkarıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dizi-filmler-dizginden-cikariyor%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dizi-filmler-dizginden-cikariyor%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 22:20:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1219</guid>
		<description><![CDATA[Birçok uzman, dizi filmlerdeki sıkıntılara işaret etmelerine rağmen çok etkili olmadıkları gibi verilen mesajlarında yerlerine ulaşmadığı ortadadır?
Sayısını hatırlamamakla beraber epeyce bir dizi filmin ekranlarda boy gösterdiğini biliyoruz. Elbette bu sektörden ekmek yiyen insanlar var ve olacakta.
 Dizi filmlerin az veya çok olmasından ziyade gerek senaryoları gerekse verilen mesajların aileler, öğrenciler ve ergenlik cağında olan insanlar üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok uzman, dizi filmlerdeki sıkıntılara işaret etmelerine rağmen çok etkili olmadıkları gibi verilen mesajlarında yerlerine ulaşmadığı ortadadır?</p>
<p>Sayısını hatırlamamakla beraber epeyce bir dizi filmin ekranlarda boy gösterdiğini biliyoruz. Elbette bu sektörden ekmek yiyen insanlar var ve olacakta.</p>
<p> Dizi filmlerin az veya çok olmasından ziyade gerek senaryoları gerekse verilen mesajların aileler, öğrenciler ve ergenlik cağında olan insanlar üzerinde ne kadar yıkıcı ve tahrik edici etkisinin olduğu maalesef unutulmaktadır ya da unutturulmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dizilerde cereyan eden bazı ahlakdışı ve müstehçem olaylar insanlara adeta normal,  basit, süslü ve iştah kabartıcı bir şekilde servis ediliyor</strong>. Karısını veya kocasını aldatanların bu durumu makul, olağan, çekici ve hoş bir şeymiş gibi ele alınıp kişilere âdete eşlerini aldatmalarına bir davetiye çıkarılıyor. Bu da sağlam Türk aile yapısının altına dinamit koymaktan başka bir şey değildir. Bunu en iyi destekleyen kanıtımız ise son zamanlarda artan boşanma vakalarındaki artış oranıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Olaya öğrenciler açısından bakacak olursak durum daha da vahimdir</strong>. Özellikle okul ve dershane yaşamının ele alındığı dizi filmlerde gerek öğretmen gerekse öğrenci tipinin gerçekle alakası yoktur. Öğretmene yapılan saygısızlık, baş kaldırma, arkadaşlar arasındaki ilişkilerin ciddiyetsizliği, çeteleşme, kabadayı figürler gibi birçok olumsuz sahne bu filmlerin hedef kitlesi olan öğrencilerimizi, gençlerimizi etkilemekle kalmayıp bizzat uygulayıcı konumuma sokmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklar üzerindeki çizgi filmlerin sarhoş edici yönü de saydıklarımızdan farksız değildir.<strong> Freud?a göre insanoğlunun doğuştan getirdiği iki kuvvetli eğilim vardır. Bunlar: cinsellik ve saldırganlıktır</strong></strong><strong>. Film sektörü bu kuramı gerçekten çok iyi biliyor ve kullanıyor</strong><strong>.</strong></p>
<p>Ülkemiz açısından üzücü olan durum ise: Kendi izlediğimiz ya da çocuklarımıza izlettiğimiz dizilerde ve filmlerde, bilinçaltımıza saldırganlık ve cinsellik temalarının kazınmasıdır.<strong> Burada esas tehlike ise, bu filmlerle çocukların muhatap olmasıdır. Genç dimağlar, bu tehlikeden ister istemez etkilenmektedirler. Yapılan araştırmalara göre özelikle cinsellikle erken yaşlarda tanışan gençlerin bunalıma girmeleri, çocuk yaşta sayılacak kızların hamile kalması bunlara küçük bir örnektir.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>PEKİ NEYAPILMALI</strong></p>
<p>*Öncelikle ebeveyniler dizi ve program seçimine dikkat etmeli gençlere ve çocuklarına örnek model olmalılar.</p>
<p>*Kapitalist ve yayın akışını düzenleyen insanların en önemli söylemleri &#8220;TV ye bir kumanda kadar yakınsınız seyretmiyorsanız kapatın&#8221; cümlesini hem kaale alıp hem de bu cümleyle yetinmemekte fayda var.</p>
<p>*Gerek Rtüke gerekse eğitim camiasının önde gelenlerine bu konularda uyarmalı yazılı ve sözlü olarak bunları devreye sokmak.</p>
<p> *Cem Yılmazın dediği gibi eğitim şart. Bu eğitimin en önemli saç ayağı ise aile, okul ve öğretmendir. Bu üç kuruma her zaman çok iş düştüğü unutulmamalıdır. TV programlarındaki filmlere ve bilgisayar oyunlarındaki çizgi filmlere dikkat edilmeli ve şecici davranılmalı&#8230;</p>
<p>Evet, biliyoruz ki, içinde yaşadığımız yüzyılda teknolojiden kaçış ya da teknolojiye sırt çeviriş olamaz. Gerçeğin ve hayalin ne olduğu, çocuklara yaşlarına uygun olarak anlatılmalı,  üzerlerinde otokontrolü iyi kurmalıyız. Çocuklarımıza, saatlerce izledikleri bir çizgi filmin bir dizi filmin veremeyeceği haz olan &#8220;SEVGİ&#8221; mucizesini, ancak bizler tarafından verilebileceği gerçeği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman ve rehber öğretmen</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@hotmail.com</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 112 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dizi-filmler-dizginden-cikariyor%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;YGS Sınavı&#8221; Sınav öncesi bilmeniz gerekenler</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/%e2%80%9cygs-sinavi%e2%80%9d-sinavdan-once-surpriz-yasamayin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/%e2%80%9cygs-sinavi%e2%80%9d-sinavdan-once-surpriz-yasamayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 09:36:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özkan emiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS)]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<category><![CDATA[ygs sınavı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/%e2%80%9cygs-sinavi%e2%80%9d-sinavdan-once-surpriz-yasamayin.html</guid>
		<description><![CDATA[Sınava az bir zaman kala kaygılarımızın artması normaldir. Kaygının artmış olmasından dolayı ayrıca kaygınızı arttırmayın. Elbette &#160;bu konuda sarf edilen kelimeler sizlerin kaygısını bitirmeyecektir. Aslına bakarsanız böyle bir şeye de ihtiyaç yok. Çünkü önemli olan yaşanan kaygının dengesidir. Yaşanan kaygı motivasyonu düşürecek kadar az,&#160; bizi kilitleyecek kadar çok olmamalıdır. Bazı öğrenciler yaşadıkları sınav kaygısını abartarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><P>Sınava az bir zaman kala kaygılarımızın artması normaldir. Kaygının artmış olmasından dolayı ayrıca kaygınızı arttırmayın. Elbette &nbsp;bu konuda sarf edilen kelimeler sizlerin kaygısını bitirmeyecektir. Aslına bakarsanız böyle bir şeye de ihtiyaç yok. Çünkü önemli olan yaşanan kaygının dengesidir. Yaşanan kaygı motivasyonu düşürecek kadar az,&nbsp; bizi kilitleyecek kadar çok olmamalıdır. Bazı öğrenciler yaşadıkları sınav kaygısını abartarak daha da kaygılı olmalarına neden olduğunu biliyoruz. &#8220;Eyvah yine kaygım başladı. Kaygım beni kaznamamı engelleyecek&#8221; gibi düşüncelerle kendi kaygılarını beslemektedirler. O noktada bilmelidirler ki kaygı belli oran da yaşanabilir. Olumlu bakış açıları geliştirmek kaygıyı belli oranda dengeleyecektir.</P><br />
<P>Kaygıyı dengeleyici yaklaşım konusunda sonraki yazılarda bazı püf noktaları vermeye çalışacağız. Ancak şimdi sınava az bir zaman kala öğrencilerimize bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz.</P><br />
<P>Sınava gireceğiniz saati göz önünde tutarak uyku düzeninizi ayarlamaya çalışın. Bunu son günlere bırakmayın.</P><br />
<P>Sınavdan önce sınava gireceğiniz yeri görün.</P><br />
<P>Sınavdan birkaç gün önce yeni konular öğrenmeye çalışmak yerine tekrarlara öncelik verin.</P><br />
<P>Sizi rahatlatan pozitif insanlarla birlikte olmaya çalışın. Sizi bunaltan, geren ortam ve kişilerden olabildiğince uzak durmaya çalışın.</P><br />
<P>Sınav için gerekli olan belgeleri ve malzemeyi hazırlayın.(kalem, silgi vs.)</P><br />
<P>Sınavda rahat edebileceğiniz bir kıyafeti tercih edin.</P><br />
<P>Kahvaltı düzeninizi kurun. Sınava az bir zaman kala kahvaltı alışkanlıklarınızı değiştirmeyin. Hiç denemediğiniz yiyecekleri sınav öncesi denemeyin.</P><br />
<P>Kaygı ile ilgili yazılar devam edecek.</P><br />
<P>http://www.aktuelegitim.com</P></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 207 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/%e2%80%9cygs-sinavi%e2%80%9d-sinavdan-once-surpriz-yasamayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte Beslenme Bozukluğu, Yemek Yememe, Diyet</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ergenlikte-beslenme-bozuklugu-yemek-yememe-diyet.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ergenlikte-beslenme-bozuklugu-yemek-yememe-diyet.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 22:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çelebi ÇAĞLAYAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anoraksiya]]></category>
		<category><![CDATA[anoraksiya nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[blumiya nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[nevroz]]></category>
		<category><![CDATA[yemek yememe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1214</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ben manken olacağım!&#8221;
Tuğba, 13 yaşında bir ilköğretim öğrencisidir. Televizyon izlemeye bayılıyor. En sevdiği programlar da magazin programları. Hangi kanalda hangi gün magazin programları olduğunu biliyor. Özellikle mankenlerle ilgili yapılan haber ve görüntüler Tuğba&#8217;yı çok etkiliyordu. Büyüyünce çok ünlü bir manken olmak istiyordu. Nedeni de onların herkes tarafından beğenilmesi ve ilgi görmesiydi. Tuğba&#8217;ya göre bu hayalini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Ben manken olacağım!&#8221;</strong></p>
<p>Tuğba, 13 yaşında bir ilköğretim öğrencisidir. Televizyon izlemeye bayılıyor. En sevdiği programlar da magazin programları. Hangi kanalda hangi gün magazin programları olduğunu biliyor. Özellikle mankenlerle ilgili yapılan haber ve görüntüler Tuğba&#8217;yı çok etkiliyordu. Büyüyünce çok ünlü bir manken olmak istiyordu. Nedeni de onların herkes tarafından beğenilmesi ve ilgi görmesiydi. Tuğba&#8217;ya göre bu hayalini gerçekleştirebilmesi için de diyet yapması gerekiyordu. Son bir iki yıldır oldukça kilo aldığını düşünüyordu. Bu hayaline kavuşmak için çok fedakârlık yapması gerektiğini düşünüyordu. Ama en büyük zevki de bol kalorili yiyeceklerden özellikle hamburger ve patates kızartması yemekti. Tuğba&#8217;ya göre bu bir çelişkiydi bir şeylerden vazgeçmesi gerekiyordu. Ya hayallerinden ya da zevklerinden. Annesinin yaptığı yemekleri pek yemezdi. Bu nedenle evde yemek saatlerinde genellikle sorun yaşanırdı. Tuğba ayna karşısında çok zaman geçirirdi. Son zamanlarda kilo ve boyunu ölçme alışkanlığı da başlamıştı. Acaba mankenlerin ideal boy ve kilosundan ne kadar farklıyım diye merak eder olmuştu. Manken olma hayali yüzünden sevdiği birçok yemekten uzak durmaya çalışıyordu, zamanla vücudun gelişmesi için gerekli gıdayı bile almamaya başlamıştı. Bu durum ailesinin de dikkatini çekmiş ve Tuğba&#8217;yı doktora götürmüşlerdi. Doktora göre, eğer gerekli önlemler alınmazsa Tuğba&#8217;nın anoraksıya (yemek yiyememe) hastalığına yakalanmaması içten bile değildi. Okul, aile ve doktor iş birliği ile Tuğba&#8217;ya destek olarak bu sorunu çözmesine yardım edilmesi gerekiyordu. </p>
<p><strong>Aileler neler yapabilir?</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde erkeklere oranla kızlarda daha çok yeme bozuklukları görülebilir.</p>
<p>Ergenler, çevrenin de etkisiyle kendi vücutları konusunda yanlış yönlendirilmeleri sonucunda çok ciddi fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşayabilirler.</p>
<p>Henüz sosyal ve fiziksel gelişimini tamamlamamış, gelişme döneminde olan ergenler kendi sorunlarının yanı sıra dışarıdan gelen etkenler karşısında bocalayarak ne yapacakları konusunda problemler yaşıyorlar. Ergenler, çevre tarafından kabul görmelerinde dış görünüşlerinin en önemli etken olduğunu düşünürler. Bu nedenle de, reklâmlarda, filmlerde, dergilerde gördükleri ya da akranları arasında popüler olduklarını düşündükleri modellere benzemeye çalışırlar.</p>
<p>Arkadaşlarının, ailesinin ya da özellikle televizyondaki magazin programlarının da etkisiyle vücuduna karşı olumsuz duygular besliyor, kendini beğenmiyor ve değiştirmek için diyet yapmaya başlıyor. Hatta bu diyetleri bazen çok abartarak aç kalma derecesine kadar götürebiliyorlar.</p>
<p>Ergenlerin ve ailenin bu durumda yapması gereken en önemli şey gerçekten kilo problemi olan ve zayıflaması faydalı olabilecek durumlar ile sırf özenti ve dış etkilerle aç kalmayı göze alarak yapılan sağlıksız diyetleri ayırt etmektir. Birinci sorun varsa yani ergen gerçekten yaşıtlarına göre kilolu ise bunun doktorlar tarafından yapılan sağlık incelemesi sonucuna göre uygun bir diyet programı ile yapılması konusunda yardım alınmalıdır. Eğer ikinci nedenden dolayı ortaya çıkmış bir problem varsa bu durum göz ardı edilmeden gerekli önlemler aileler tarafından alınmalıdır.</p>
<p>Diyet yapma uğruna düzensiz beslenen ve aç kalan ergenlerde, aşırı sinirlilik, dikkat dağınıklığı, enerji kaybı, öğrenmede isteksizlik, başarının düşmesi gibi zihinsel ve fizyolojik sorunlar görülür.</p>
<p>Bazı ergenler bu durumu daha fazla abartarak, diyetin yanı sıra ilaç kullanarak ya da yediklerini kusarak zayıflamaya çalışarak daha farklı sağlık sorunları yaşanmasına neden olabilirler.</p>
<p>Aileler çocuklarını yeme konusunda yardımcı olmak için öncelikle bir sağlık kuruluşundan yardım almaları konusunda yönlendirmelidir. Bu noktada bir diyetisyenden yardım alınmalı ve ayrıca ergene psikolojik yönden de destek sağlanmalıdır.  Yeme bozuklukları konusunda erken dönemde durumun fark edilmesi ve tedaviye başlanması da çok önemlidir. Öncelikle sorunun kaynağı tespit edilerek, ergenin beslenme alışkanlıklarındaki yanlışlıkların giderilmesi sağlanmalıdır. Aile ve okul bu sorunun çözümü noktasında karşılıklı fikir alışverişinde bulunarak çözüm noktasında ergene destek sağlamalıdır.</p>
<p>Zamanında müdahale edilmeyen yeme bozukluklarında çok ciddi sağlık sorunları nedeni ile hastaneye yatırılan ve uzun zaman tedavi olması gereken gençlerimizi korumanın tek yolu onların gelişimini takip etmek ve aile içi iletişimi kuvvetli tutmaktır.</p>
<p>Aşırı kilolu olup zayıflamak için aç kalan ergenlerin yanı sıra zayıf olduğunu düşündüğünden, bir an önce büyümek ve kilo almak için aşırı ve dengesiz beslenen ergenlerde olabilir. Bu konuda da aileler çocukları ile görüşerek kendilerine olan güvenlerini ve algılarının yükseltilmesi noktasında çocuğa destek olmalıdırlar. Gerekli olduğu durumlarda da bu noktada ergenin bir uzman yardımı alması sağlanmalıdır.</p>
<p>Çelebi ÇAĞLAYAN<br />
Psikolojik Danışman/Yazar</p>
<p><strong>(ÖSYM&#8217;nin Üniversiteli Olma Teklifine Var mısın Yok musun ve Ergenlikte 33 Sorun 33 Çözüm? </strong>Kitaplarının yazarı<strong>)</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 101 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ergenlikte-beslenme-bozuklugu-yemek-yememe-diyet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne-babalar, sınava hazır mısınız?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1211</guid>
		<description><![CDATA[Çocukları ile beraber sınavlara hazırlanan, sınavlara giren ve sınav sonuçlarını da kendi başarı ve/veya başarısızlıkları gibi algılayan anne babaların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur?
Çocuklarımız sınava hazırlanırken, ortaya çıkan sonuçtan ya gurur duyarız, ya da büyük bir hezimete uğrarız! Biz sınava ne kadar çok ağır anlamlar yükler isek, çocuğumuz bu ağır anlamları algılayacak ve bu anlamlarımıza uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukları ile beraber sınavlara hazırlanan, sınavlara giren ve sınav sonuçlarını da kendi başarı ve/veya başarısızlıkları gibi algılayan anne babaların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur?</p>
<p>Çocuklarımız sınava hazırlanırken, ortaya çıkan sonuçtan ya gurur duyarız, ya da büyük bir hezimete uğrarız! Biz sınava ne kadar çok ağır anlamlar yükler isek, çocuğumuz bu ağır anlamları algılayacak ve bu anlamlarımıza uygun olarak bir sorumluluk içine girecektir.</p>
<p>Çocuğumuzun kapasite, ilgi ve yeteneklerine uygun bir hedef belirlemesine yardımcı olduktan sonra, bunu gerçekleştirmek için bizim sağlayacağımız imkanları kendisine sunduktan sonra çocuğumuza olumlu motivasyon sağlayarak ona olan, inancımızın, takdirimizin, sevgimizin ve bizim gözümüzde ki değerinin sınav sonucuyla ilgili olmayacağını göstermemiz gerekmektedir.</p>
<p>Çocuğumuzun başarıları ile, elde ettiği iyi sonuçlarla gurur duyduğumuzda, aldığı sonuçlar için &#8220;daha iyisini alabilirdin&#8221;, &#8220;neden 5 değil de 4 aldın&#8221; veya &#8220;neden sınıf birincisi gibi olmadın&#8221; türünden ifadelerimizle önüne hedef olarak (ulaşmasını istediğimiz) koyduğumuz kriterlere ulaşmayınca gözümüzde yeterince değerli olamadığı gibi bir sonuca ulaşabilecektir?</p>
<p>Ben anne-babamın gözümde değerli olabilmem için &#8220;daha iyisini yapabilmeliydim&#8221;,&#8221;neden 5 değil de 4 aldım&#8221; ve ya neden sınıf birincisi olamıyorum? gibilerden stres yaratan düşünceleri çocuklarımıza kazandırmış oluyoruz?</p>
<p>Öğrenciler bu düşünceleri kafasında taşımaya başladıklarında artık tek hedefleri vardır, <strong>&#8220;anne-babalarına layık olan evlatlar olmaktır!&#8221;</strong> Artık kendi hedefleri değildir önemli olan&#8230; anne-babaların büyük fedakarlıklarla sundukları imkanlar karşısında borçludurlar artık&#8230; Anne babalar da bu hedeflerine ulaşamayan çocuklarının durumlarına bir anlam verememektedirler&#8230; Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Bir dedikleri iki olmamaktadır. Özel dersler, dershaneler, kitaplar&#8230;. anne babaların yaptıklarına karşılık çocuklarımızın da 4 yerine 5 almalarını istemek, sınıf birincisi, okul birincisi olmasını istemek hakkımız olsa gerek değil mi!</p>
<p>Çocukları üzerinde aşırı yüksek beklenti içerisine giren veya senden bir şey olmaz düşüncesini yansıtan anne-babalar her iki durumda da olumsuz motivasyon yapmışlardır. Anne- babalarının beklentilerine cevap vermek için çaba harcayan, &#8220;&#8230;sonucuna ulaşamazsam anne-babamın yüzüne nasıl bakacağım&#8221; diye düşünerek çalışmaya çalışan ve denemelere giren öğrencinin yerinde olmak istemezdiniz herhalde?</p>
<p>&#8220;Şu sonuca ulaşmalıyım artık&#8221; düşüncesi &#8220;anne babam beni değerli görsünler artık&#8221;,&#8221;"u sonuca ulaşayım ki anne-babamın gözünde değerli birisi olayım, buna ihtiyacım var&#8221; demektir. Bu &#8220;şartlı değer verme&#8221; çocuğumuzun kendisini mutsuz ve değersiz görmesine neden olacaktır&#8230;</p>
<p>Hangimiz değerli olmayı şarta bağlayan bir yaklaşım içerisinde kendimizi mutlu ve değerli görebiliriz?</p>
<p>Aileler, çocuklarının kapasitelerini, özel yeteneklerini, yapabildikleri-yapamadıkları ile ve en önemlisi de gösterdikleri çaba ve gayretlerini görmelidirler. Çocuklarımızın sadece başarılarını ve /veya ulaştıkları sonuçlarını değil gösterdikleri çaba ve gayretlerini görmemizi ve desteklememizi beklemektedirler&#8230;</p>
<p>&#8220;anne-babam çalışmamı görüyor&#8221;,&#8221;elimden geleni yaptığımı biliyor&#8221;,&#8221;benim başaracağıma inanıyorlar&#8221;, &#8220;kendi hedeflerim konusunda beni destekliyorlar&#8230; diye düşünceler taşıması çocuğumuzun üzerindeki zaten var olan stresin daha da artmasına engel olacaktır&#8230;</p>
<p>Biz çocuğumuzun çalışma sürecine değil de aldığı sonuçlara odaklandığımızda &#8220;senin gayretin çaban benim için önemli değil&#8221;, &#8220;o sonucu alamadığın sürece gözümde değerin yok&#8221; anlamını çocuğumuzun hissetmesini sağladığımızda çocuğumuzun stresini arttırmış oluyoruz&#8230;</p>
<p>Anne- babalar olarak ne kadar rahat olur isek, çocuğumuzun da o kadar çok rahat olmasını sağlamış oluruz&#8230; çünkü bütün duygular gibi kaygı da bulaşıcıdır&#8230; anne- babam kaygılandıklarına, telaş ettiklerine göre bir anormal durum var demek ki diye düşünebilirler&#8230;</p>
<p>Anne-baba olarak mükemmeliyetçi, rekabetçi kişilik yapınız çocuğunuzdaki kaygıyı arttırır. Çocuğunuz &#8220;en iyi&#8221; olmak gibi bir kaygıya düşecektir&#8230;</p>
<p>Anne-baba olarak çocuklarımızın sınav kaygılarını arttırıcı söz ve davranışlardan uzak durarak onların yükünü arttırmamamız ve tam tersine yüklerini taşıyabilmeleri için kendileri güçlü hissetmelerine yardımcı olmalıyız&#8230;</p>
<p>Çocuklarımızın hazırlandıkları sınavları için kendi hedeflerini gerçekleştirmeleri için çalışmalarının dışında bir anlam yüklemeyelim&#8230;</p>
<p>Metin KILIÇ</p>
<p>Uzman rehberlik  Öğretmen-Psikolojik Danışman</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 171 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne ve babanın yanlış tutumu gençleri riskli davranışlara sürükleyebilir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 17:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı baskı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[riskli davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da önemli derecede şekillendirmektedir. Anne ve babanın tutarlı, yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlarken; aşırı otoriter, ilgisiz ve empatiden uzak tavırları da çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.  
Çocuklar ergenlik öncesi dönemde, ebeveynlerinin yanlış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da önemli derecede şekillendirmektedir. Anne ve babanın tutarlı, yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlarken; aşırı otoriter, ilgisiz ve empatiden uzak tavırları da çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.  </p>
<p>Çocuklar ergenlik öncesi dönemde, ebeveynlerinin yanlış tutumları karşısında genellikle &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; kalırlar. Çocuklar bu dönemde maruz kaldıkları yanlış tutumlar karşısında bir takım davranış bozuklukları sergilese de çoğu kez bu davranışlar &#8220;riskli davranış&#8221; grubuna girmemektedir. Fakat bu durum bir bakıma &#8220;fırtına öncesi sessizlik&#8221; gibidir. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; olan çocuğun yerini sorgulayan, beğenmeyen ve agresif davranışlar sergileyebilen bir genç almaktadır. Çoğu ebeveyn, çocuğundaki bu değişim karşısında şaşkınlığa uğrar ve çocuğunun huysuzluklarına, öfke patlamalarına bir anlam veremez. En yumuşak ikazlara bile çok sert tepki veren genç karşısında nasıl davranacağını şaşırır.</p>
<p>Gençlerin bu tepkiselliği karşısında bazı ebeveynler empatik olup çözüm odaklı davranmak yerine, genci yargılamayı ve suçlamayı tercih ederler. Hatta bazen de sertlikle bu işin üstesinden gelmeye çalışırlar. Hâlbuki bu durum &#8220;yangına körükle gitmeye&#8221; benzemekte ve çatışmaları daha da körüklemektedir. Ebeveyn ile ergen arasındaki bu çatışmaların &#8211; sürtüşmelerin süreklilik kazanması, ergenin bazı riskli davranışlara yönelmesine sebep olabilir.   </p>
<p><strong>Bu süreçte gençler en çok hangi &#8220;riskli davranışları&#8221; sergilemektedir?</strong></p>
<p>Aileleriyle yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü düşünen bazı gençler, bu sorunlarının çözümüne ilişkin ümitlerini de kaybedince evden kaçma, alkol ve uyuşturucuya sığınma, çetelere katılma, şiddete yönelik davranışlar sergileme, hatta intihara teşebbüs etme gibi bir takım riskli davranışlar sergileyebilirler. Gençler bu tür davranışları sergilerken çoğu kez bu yaptıklarının daha da büyük sorunlara yol açacağını hesaplamadıkları gibi, bilakis bu riskli davranışlarının bir &#8220;çözüm&#8221; olduğunu sanırlar. Bazı gençler de bu tarz riskli davranışlar sergilerken bir bakıma kendilerini anlamayan ailelerinden intikam aldıklarını da düşünürler.</p>
<p><strong>Anne - babanın hangi tutum ve tavırları gençleri riskli davranışlara sürüklemektedir?</strong></p>
<p><strong>1. Gencin sürekli rencide edilmesi</strong>: Anne &#8211; babanın gençle iyi bir iletişim kuramaması, genci sürekli eleştirip basit gerekçelerle rencide etmesi gencin zamanla onlardan soğumasına sebep olabilir. Bu tarz rencide edici davranışların toplum içinde -özellikle gencin arkadaş grubunun önünde- yapılması çok daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte kendi kişisel dünyasını oluşturmaya çalışan genç için toplum önünde &#8220;rezil olmak&#8221;, katlanılabilir bir durum değildir. Her seferinde onurun kırıldığını ve rezil olduğunu düşünen genç, ailesine karşı büyük bir öfke duyacak ve çözümü &#8220;riskli davranışlarda&#8221; arayacaktır.</p>
<p><strong>2.  Anne-babanın otoriter ve baskıcı bir tavır içinde olması</strong>: Hemen her şeyin katı kurallarla sınırlandığı ve cezanın önde tutulduğu bu yaklaşım tarzı, gencin kişiliğini hiçe saydığı gibi kendisine olan güven duygusunu da ortadan kaldırmaktadır. Bu tür ailelerde katı bir disiplin olduğu için gençler, attığı her adımda yanlış yapma korkusu yaşarlar. Neticede ise ya silik ve çekingen birisi olurlar ya da isyankâr bir kişiliğe bürünürler. İçinde bulundukları baskıcı ortamı bir &#8220;kâbus&#8221; olarak değerlendiren bu gençler, yaşadıkları baskıların tahammül sınırlarını aştığını düşündüğünde ilk fırsatta evden uzaklaşmayı tercih ederler.</p>
<p><strong>3.  Gencin ciddiye alınmaması ve yeterince değer görmemesi</strong>:  Aile içi iletişimde belirgin bir problem olmadığı müddetçe çocukların &#8220;ilk çocukluk dönemini&#8221; genellikle çalkantısız ve sükûnetli geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde çocuklar ebeveynlerinin ulaşılmaz ve yanılmaz insanlar olduğunu düşündüğünden dolayı, onların çizdiği çizgiden pek dışarı çıkmazlar. Bundan dolayı &#8220;ilk çocukluk döneminde&#8221; ebeveyn ile çocuğu arasında krize dönüşen sürtüşmeler pek yaşanmaz. Fakat ergenlik dönemiyle birlikte genç, artık yetişkin bir birey olduğunu, dolayısıyla ciddiye alınması gerektiğini düşünür. Ailesinden yeterince değer görmeyen gençler, bu boşluğu doldurmak için değişik arayışlara girebilirler.  Bu anlamda gencin ilk tercih ettiği kişiler genellikle &#8220;kafa dengi&#8221; arkadaşlarıdır. Fakat bazen de çetelerin hatta terör örgütlerinin kıskacına girebilirler. Terör örgütleri gençlerin ilgi ve sevgi eksikliğinden faydalanıp onlara ilgi gösteriyormuş gibi görünerek örgüt içine çekmekte ve daha sonra gerçek yüzlerini yansıtmaktadırlar. Gençler yanlış olduğunu bildikleri halde sırf kendilerini &#8220;daha değerli&#8221; ve &#8220;işe yarar&#8221; olduklarını düşündüklerinden dolayı bu hatayı göze alabiliyorlar.</p>
<p><strong>4.  Gencin başkalarıyla kıyaslanması</strong>: Anne-babalar çocuklarını başkasıyla kıyaslarken temelde &#8220;senden hoşnut değilim, falan kişi ya da kişiler senden daha iyi, sen onlara göre yetersizsin&#8221; mesajı verirler. Aslında ebeveynler gençleri olumlu davranışlara yönlendirmek için bu tür ifadeleri kullanırlar. Fakat ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yapılan kıyaslamalar gençlerin tepkisine yol açmakta ve onların öfkesini &#8211; inatlaşmasını arttırmaktadır. Sıkça kıyaslanan gençlerde içe kapanma, , öz güven eksikliği, çekingenlik ve bazen de şiddete başvurma gibi durumlar gözlenebilir. Kendi değerlerinin başkaları üzerinden biçildiğini düşünen bu gençlerde yoğun bir şekilde değersizlik duyguları da gözlenir. Ebeveynin abartılı derecede yaptığı kıyaslamalar bir anlamda &#8220;psikolojik şiddete&#8221; dönüşünce, gençleri riskli davranışlara iten bir sorun haline gelebilir.</p>
<p><strong>5. Kuşak çatışmasının etkisi</strong>: Ebeveyniyle anlaşamamak, birçok gencin en büyük sorunlarından birisidir. &#8220;Kuşak çatışması&#8221; olarak da bilinen bu durum, ebeveyn ile gencin arasındaki &#8220;duygusal mesafeyi&#8221; açmakta ve onları birbirinden uzaklaştırmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte büyük bir değişim geçiren gencin ebeveynine ve çevresine &#8220;eleştirel&#8221; bir gözle bakmasına karşı, ebeveynin bu değişimi görmezden gelmesi ve kendi doğrularından taviz vermemesi kuşak çatışmasının en büyük sebebini oluşturmaktadır. Bu tür ailelerde ebeveynler gençleri &#8220;asi ve saygısız&#8221; olmakla itham ederken, gençler de ebeveynlerini anlayışsız davranmakla ve &#8220;modası geçmiş&#8221; yüzeysel düşüncelere bel bağlamakla suçlarlar.  Ebeveyniyle ayın çatı altında yaşamasına rağmen farklı bir dünyanın insanı olduğunu düşünen genç, onlarla sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kuramayınca bu ihtiyacını başka kişiler ya da gruplarda arayabilir. Fakat gençlerin &#8220;ebeveynlerine alternatif&#8221; olarak benimsedikleri bu kişilerin etkisiyle çok riskli maceralara girdiği, alkol ve uyuşturucu bağımlısı hale geldiği hatta &#8220;satanizm&#8221; gibi bir takım sapık düşüncelere kaydığı bilinmektedir. Özellikle son yıllarda televizyonlarda ve gazetelerde bu durumla ilgili haberlere sıkça rastlamaktayız.  </p>
<p><strong>6.Gencin okul başarısızlığı karşısında anne-babanın çok sert tepki vermesi</strong>: Ergenlik döneminde gençlerin ilgi alanları daha çok sosyal hayata kaydığı için derslerinde bir düşüş gözlenebilir. Özellikle aşırı otoriter ve baskıcı aileler derslerindeki bu düşüşten dolayı çocuklarına karşı sert tepki gösterip cezalandırma yolunu seçebiliyor. Bu gençler, karnelerindeki kötü notlardan dolayı ailelerine verecekleri hesabın endişesiyle yalana başvurma, evden kaçma, hatta intihara teşebbüs etme gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Bunun yanı sıra çocuğunun kapasitesi hususunda gerçekçi davranmayıp yüksek beklenti içine giren bazı ebeveynler, hayal kırıklığına uğradıkları gibi çocuklarının da &#8220;eziklik&#8221; hissetmesine sebep olurlar. Ailesinin beklentisine cevap veremeyen çocuğun yaşadığı bu başarısızlık duygusu özgüvenine büyük bir darbe vurduğu gibi, yoğun bir suçluluk duymasına da sebep olmaktadır. Böyle hassas bir zamanda çocuğun tembel, sorumsuz ve geri zekâlı gibi olumsuz sıfatlarla yargılanması çok yıkıcı sonuçlar doğurmakta ve çocuğun iç dünyasında deprem etkisi oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Çocuğun riskli davranışlar sergilememesi için anne ve babaların dikkat etmesi gereken bazı hususlara gelince;</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle çocuğunuzu ciddiye almalı ve ona sevginizi hissettirmelisiniz.</li>
<li>Çocuğunuzun ergenlik dönemine girişiyle birlikte ailedeki kuralları bir miktar esnetmeniz yararlı olacaktır.</li>
<li> Çocuğunuzun yaptığı hatalar karşısında da hemen suçlayıcı ve rencide edici tartışmalara girmemeniz çok önemlidir.</li>
<li>Aşırı baskıyla çocuğunuzun davranışlarını kontrol altına almamalı ve onun hatalarını bir dedektif edasıyla araştırmamalısınız. Bu durum çocuğunuzla aranızdaki &#8220;güven köprüsünü&#8221; zedeleyeceği gibi onun sizden &#8220;gizli şeyler&#8221; yapmasını teşvik edecektir.</li>
<li>Yetişkin bir insan muamelesi görmek, ergenler için &#8220;psikolojik bir ihtiyaçtır&#8221;.Ergenin bu ihtiyacı karşısında duyarlı olmalı ve ona çocuk muamelesi yapmamalısınız.</li>
<li>Ergenin kendi adına karar verebilmesine müsaade etmelisiniz. Bu yaklaşımınız ergenin özgüven gelişimine katkıda bulunacağı gibi,  ergenin size olan sevgisinin de derinleşmesini sağlayacaktır.</li>
<li>Kuşak çatışması yaşamamanız için, çocuğunuzdaki değişim sancılarını anlayışla karşılamalı ve onun &#8220;kimlik kazanma&#8221; sürecinde yaptığı bazı hatalar karşısında da soğukkanlılığınızı korumalısınız.</li>
<li>Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat vermelisiniz. Çocuğunuzu dinlemekten ziyade kendi doğrularınızı ona dikte etmeniz, çocuğunuzda anlaşılmadığı duygusunu oluşturacak ve size tepki duymasına yol açacaktır.</li>
<li> Ders başarısı uğruna çocuğunuzla aranızdaki köprüleri yıkmamalısınız.</li>
<li>Ergenlik çağında ceza etkili bir yöntem olmaktan çıkar. Bunun yerine çocuğunuza verdiğiniz imtiyazları kısmanız daha etkili olacaktır.</li>
</ul>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 231 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
