Evlilik aşkı öldürür mü? Aşk evliliği sürdürür mü?

“Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.” der Bailey. Birçok zıt duyguyu içinde barındıran aşkın ömür boyu sürmesini sağlayacak sihirli bir formül veremeyiz. Çünkü her birey ve her ilişkinin yapısı farklıdır. Her insanın aşka karşı yaşadığı yoğunluk farklı olduğu için aşkın tanımı kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Aşkın formülü gibi ömrü de kişiye göre değiştiği için bazı ilişkilerde aşk birkaç ay, bazen de bir ömür sürebilir. Aşk anlıktır; sadece aşk üzerine kurulan ilişki uzun yolculukların yıpratmasına dayanamayabilir. Aşk kararsızdır; küçük bir sebeple alevlendiği gibi küçük bir bahaneyle de sönebilir. Uzun, kararlı ve ölçülü bir ilişki için, aşkın yanı sıra başka bağların da kurulması ya da aşkın bu bağları üretmesine izin verilmelidir. Aşk ilişkinin baharıdır. Aşktan saygı çekilirse, suyun köklerinden çekilmesiyle yapraklarını, çiçeklerini kaybeden ağaçlar gibi, bir anda aşkın büyüsünden soyunup, evliliğin güzüne girebilirsiniz. Bu durumda bahara değil ,toprağa tutunmalısınız. Bahar gelir geçer ama toprağa sıkıca tutunursanız güzleri de kışları da geçirir, nice baharlara el ele merhaba dersiniz.

“Aşk mutluluğunu evlendikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu.” diyen J.J.Rousseau muhtemelen aşkını besleyip ilişkisini büyütebilseydi hayal ettiği gibi dünyası cenneti olabilirdi. Her evlilik J.J.Rousseau’nun ki gibi ateşli bir aşkla başlamayabilir. Fakat evlilik içinde gelişen şefkat, iyilik, paylaşım, saygı, koruma gibi duygular zamanla aşkın ateşini alevlendirebilir. Bu yüzden “evlilik aşkı öldürüyor” yerine,”evliler aşkı öldürüyor” diyebiliriz. Yani evliliğin bütün sorumluluğunu sadece aşka yıkan evliler aşkı da evliliği de öldürebilir.

Aynı yastıkta mutlu bir ömür geçirmek istiyorsanız evliliğinizin başından itibaren sevgi/saygı standardınızı yüksek tutun. Sevdiğiniz kadar sayın. Saydığınız kadar sevin. Böylesi daha kalıcıdır. Unutmayın ki, saygı sevginin zeminini oluşturur. Sevgiyi saydığınız kişiden aldığınız da daha çok sevildiğinizi hissedersiniz. Unutmayalım ki ekmeden biçemezsiniz. Sevgi beklediğimiz yere sevgi tohumlarını ekmeliyiz. Aşk hormonal bir durumdur ve bu bir süre sonra biter. Mesele aşkı evliliğe, sevgiliyi hayat arkadaşına dönüştürebilmektedir. Evlilikteki en büyük dayanağımız hiç şüphesiz eşimizdir. Eşimizle aramızda ki güven, huzur ve sevgi bağını korumaya devam ettiğimiz sürece yaşadığımız aşk şekil değiştirerek devam edecektir. Bununla birlikte tabi ki bazı noktalar da vardır ki ilişkide bunlara dikkat edilmesi birlikteliğin kalitesini artırır. Bunlardan en önemlisi sağlıklı iletişimdir. Kendini ifade edebilme, çiftin hayatlarında neler olduğunu konuşabilmesi, ilgi, sevgi ve takdirin ifade edilmesi önem taşır. Dünyadaki her şey gibi aşkta değişim ve gelişim sürecine girmelidir. Bu gelişim her yaşta yaşanması mümkün olan sevgi dolu,birlikte büyüyen ve gelişen bir aşk ve sevgi ilişkisi içerisinde olmalıdır. Kişinin eşine duyduğu aşk, ilişkisini geliştirmeye ve korumaya gösterdiği çabayla doğru orantılı olmalıdır. Eşlerin birlikte kurdukları yuvada aile bağları kuvvetlendikçe, beraberlik duyguları güven ve huzur ortamıyla desteklendikçe aralarındaki sevgi paylaşımı sadece ikisine özel bir hal almakta ve ilişkilerinin kıymetini artırmaktadır.

Aşkın kalıcılığı Stenberg’in sosyal psikoloji ve kişilik araştırmalarına dayanarak geliştirdiği aşkın üçgen teorisinde de belirttiği gibi tutku, yakınlık ve bağlılıktan oluşur. Eşler birbirine zaman ayırarak iyi arkadaş/dost olabilirler. Serbest zamanlarını birbirleriyle geçirme konusunda istekli davranarak aralarındaki tutku ve bağlılığın gelişmesini sağlayabilirler. Çiftler ilişkilerini sevgi-saygı temelli oluşturup birbirlerinin duygu, düşünce ve davranışlarındaki farklılıkları keşfedip bunu kabullenerek hayatlarına devam ederlerse,aralarında ki gerginlikler azalarak sağlıklı bir cinsel hayat oluşturup birbirlerine duygusal anlamda daha da yakınlaşabilirler. Bunun yolu da sevginizin eşinize yansımasından geçer. “Seni seviyorum, benim için önemlisin, iyi ki çocuklarımın annesi sensin” diyerek sevgiyi söylemek, çiçek, hediye ve sürprizle eşimize sevgimizi göstermemiz gerekir. Dokunmak,sarılmak, el ele tutuşmak, hissetmekgerekir… Ben sevgimi ifade edemiyorum diyenlere ise şunu sormak lazım. Hayatta senin için eşinden,çocuklarından daha kıymetli neyin var…

Maalesef günümüz tüketim toplumunda herşey gibi duygular da çabucak tüketildiği için , aşk ve aşka yüklenen anlamında bitmesi ile çiftler soluğu mahkeme salonlarında alıyorlar. Pek çok araştırmaya göre ilişkiyi bitirme kararı, genellikle çiftin arasındaki sevgi ve aşkın bitmiş olmasına değil, çiftin problem çözme ,tartışma ve çatışma çözme becerilerinin eksikliğine bağlı olarak alınan bir karardır. Çiftin problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirmeleri aralarındaki kırgınlıkları aşarak sevgi ve iletişimin korunmasını, bu da evliliğin ömrünün uzamasını sağlar. Evlilik bir başkasından mutluluk umanların değil, bir başkasını da mutlu edebilecek kadar mutlu olan kişilerin birlikteliğidir. Mutluluğu bir başkasından aşırmak için değil, bir başkasına taşırmak için bir arada olmalısınız…

Savaş POLAT
Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz