Doğru Çocuk Bakıcısı Seçimi Nasıl Olmalı?

Anne-babaların çalışma hayatının devamlılığı, bebek ve çocukların bakımının sürdürülebilmesi için “dadı”lar, aile hayatında önemli bir yere sahip. Dolayısıyla “dadı seçimi”nin ciddiye alınması gerekiyor. Bu konuda nelere dikkat etmeniz gerektiğini Psikolojik Danışman Belgin Temur anlattı.

Çalışan anneler için doğum sonrası ücretli izin yeni yasaya göre 4 ay, hem anne hem de babalar içinse ücretsiz izin 6 ay oldu. Süre ne kadar uzarsa uzasın, birçoğunuz, çalışma hayatına devam edebilmek için, çocuğunuzu bir gün bir “dadı”ya teslim etmek durumunda kalacaksınız. Tabii biricik anneniz bu “kutsal” görevi üstlenmediyse… Peki 9 ay karnınızda taşıdığınız ve yanınızdan ayırmak istemediğiniz bebeğinizi, “nasıl bir bakıcı”ya teslim edeceksiniz? Çalışan annelerin endişelendikleri konulardan biri de, çocuğunu bir başkasına teslim etmektir. Bu konuda pek çok anne-baba, tam olarak nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunda tereddüt yaşıyor. Mavi Psikolojik ve Danışmanlık Merkezi’nden Psikolojik Danışman Belgin Temur, anne-babalara “doğru” dadı seçimini yapabilmeleri ve çocuğun dadıya “alışma” sürecini kolaylaştırabilmeleri için öneriler verdi.

Bebeklik döneminde dadı ihtiyacı

Bebeklerin özellikle ilk yılda anne ile yoğun bir şekilde birlikte olmasının ve beslenme, temizlik, sevgi ve ilgi gibi ihtiyaçlarının anne tarafından karşılanmasının önemi biliniyor. Ancak çalışan annelerin genellikle bu kadar zaman işten ayrı kalmaları mümkün olamıyor. Bu durumda daha erken dönemlerde bir bakıcı ihtiyacı doğuyor. Bebeğin en önemli ihtiyacı ise; kendisiyle düzenli ve sürekli olarak ilgilenebilecek ve ilişki kurabileceği, bakım verecek bir kişidir. Kendisini ve dış dünyayı algılamasını bu ilişki üzerinden yapılandırır. Bu nedenle eğer bebek bir şekilde bakıcıya bırakılacak ise doğumundan itibaren annesinin yanı sıra bu bakıcının da bulunması onunla da ilişki kurması önemlidir. Başlangıçta çocuk daha yoğun olarak annenin gözetiminde ve anne ile ilişkide olmalı, ancak bakıcı da çocuğun bazı ihtiyaçlarını karşılamada anneye yardımcı olmalı, çocukla aynı ortamda bulunmalı, kendisini tanımasını sağlamalı ve bebeği de yakından tanımalıdır.

İyi bir dadı ne gibi özelliklere sahip olmalı?

Bebek bakıcısının öncelikle sakin, huzurlu, sabırlı, dikkatli, sevecen, hayat dolu, işini ve çocukları çok seven, dürüst birisi olması ve kalıcılığı önemlidir. Eğitimli olmak sanılanın aksine belirtilen özelliklerden daha sonra gelen bir özelliktir. Çünkü sabırlı, bebeği gerçekten sevebilecek, şefkatli bir dadı zaten doğru yönlendirmelerle bebeğiniz için en uygun öğrenme ortamını sağlayacaktır. Özellikle bebeklik döneminde sevecen-sıcak bir ilişki, bebeğin en önemli ihtiyacıdır. Zaman zaman daha eğitimli dadılar tercih edilir ve bu kişiler çocukların zihinsel becerilerini geliştirir, onları eğitimin yanı sıra öğretim vermek konusunda da görevlendirir. Oysa ilk 3 yılda çocuğa uygun, doğal bir öğrenme ortamı yaratmak yeterlidir. Çocuk zaten doğal olarak yeteneklerini geliştirecektir. Çevre koşullarının uygun bir şekilde oluşturulması, yeterli oyun malzemesinin sunulması, çocuğun çevreyi keşfetmesine izin verilmesi, keşif çabaları sırasında engelleyici olunmaması ve sabırlı davranılması, onu tehlikelerden korumak ve kendisine/çevreye zarar vermesine engel olmak için yumuşak yöntemler kullanılması önemlidir. Bu koşullarda çocuklar zaten gelişim basamaklarını rahatça geçebilir. Çocukların öğrenme ve akademik beceriler konusunda erken ve aşırı uyarılmaları ve böyle bir erken öğrenme ortamına maruz bırakılmaları, akademik gelişimlerini hızlandırır, ancak sosyal yönden zorluklar yaşayabilmelerine neden olabilir. Yuva yaşları geldiğinde teke tek ilişki içinde sadece akademik yönleri gelişmiş olan çocuklar ciddi uyum problemleri geliştirebilmektedir.

Güvenilir olup olmadığını anlamak için…

Kişilere güven duymak, kısa bir görüşme ile oluşabilecek bir şey değildir. Özellikle de bir bebeğin emanet edileceği fikri, anne-babalara çok ürkütücü gelir. Haklılık payı çok yüksek olan bu kaygıyı ortadan kaldırmanın bilinen yolu referanstır. Bunun yanı sıra, görüşme sırasında kişinin kendi yaşantısına ait bilgiler ipucu oluşturabilir. Kendisinin acil durumlarda ve stres karşısında nasıl tepki verdiği, kızdığında ne yaptığı, niçin böyle bir işi istiyor olduğu, daha ne kadar bu işi yapmayı düşündüğü, tahammülünün sınırları, kendi çocukları varsa onlarla ilişkileri (onları nasıl tanımladığı), onları büyütürken yaşadığı güçlükleri nasıl atlattığı, kendi eşi ile ilişkisini nasıl tanımladığı ve yaşamı nasıl algıladığı önemli olabilir. Tabii ses tonu, sizinle ilişki kurma biçimi (Göz teması kuruyor mu? Güler yüzlü mü? Sevinçli mi?) de önemlidir. Ayrıca bebekle ilk temasında nasıl tepki verdiği, ona sıcak yaklaşabilmesi anne-babalar için ipucu olabilir.

Dadının yaşı ne kadar önemlidir?

Yine küçük bebekler düşünüldüğünde çok küçük bir bakıcıdansa en az 20’li yaşlarında, kendi kişilik gelişimini tamamlamış ve enerjisini işine yöneltebilecek biri olması önemli. Tabii enerjinin sürdürülebilmesi açısından kişinin dinç ve enerjik yaşlarında olması göz önünde bulundurulmalı. Üst sınırı belirlerken de yaşlılık kişiden kişiye değişmekle birlikte, bu enerjiyi sürdürebilecek yaşta olduğuna ikna olabileceğiniz yaşta olması tercih edilmelidir.

Sık dadı değişimi çocuğu etkiler mi?

Bağlanmanın önemi düşünüldüğünde, çocuğa en çok zarar verebilecek şeylerden biri de sık dadı değiştirmektir. Özellikle küçük bebeklik dönemlerinde anne-babalar çocuğun bu değişimin farkında olmadıklarını ve dolayısıyla etkilenmediklerini düşünürler. Oysa ilişki süreklilik arz eden bir konudur ve çocuğun bu sürekliliğe ihtiyacı vardır. Hayatına giren ve bir süre sonra kaybolan bir kişi, çocukta temel güveni etkileyen ve yaşamı güvenilmez hissettiren bir unsur olabilir. Bu nedenle eğer mümkünse özellikle de çocuğun uzun süreli birlikte olduğu bir bakıcı ayrılınca, onunla sonradan da belli aralıklarla görüşmesi sağlanmalıdır.

Dadıya alışmasını nasıl sağlayacaksınız?

Çocukların kişilere, özellikle de yakın ilişkide olacakları kişilere alışmaları kolay ve hızlı olmaz. Bu nedenle de birdenbire gelen ve “Artık seninle ilgilenecek kişi bu!” denilen kişileri hemen kabullenmeleri pek mümkün değildir. Bu kişilerin tamamen çocukla/bebekle yalnız kalmadan önce bir süre o evin içinde anne ile birlikte bulunmaları önemlidir. Çocuğun kişilik özelliğine göre de yavaş yavaş çocukla ilişkiye girmeleri, çocukların onu kendi dünyasına kabul etmesi için beklemeli ve sabırlı olmalıdırlar. Özellikle sık bakıcı değiştiren ailelerde çocuklar, gelen bakıcının da nasıl olsa kısa bir süre sonra ayrılacağını var sayarak onunla ilişki kurmazlar ve bağlanmaya karşı direnç geliştirirler. Bu, aslında yeniden kaybetme korkusunun bir ifadesidir. Bu nedenle de böyle bir durumda bu kişiyi kabul etmeleri daha uzun zaman alır. Kişinin tutarlı olarak çocukla olumlu ilişkiyi devam ettirmesi, onun kabulünü de kolaylaştıracaktır.

Çocuk dadıya kötü davranırsa…

Çocuğun dadıya gösterdiği tepki, genellikle annesinin kendinden uzaklaşmasına tepki olarak ortaya çıkar. Çocuk, sanki dadıyı kabul ederse anneyi daha fazla kaybedecektir. Anne eve daha geç gelecektir, anne ile daha az vakit geçirecektir. Burada annenin çocukla iyi bir ilişki içinde olması, çocukla düzenli, özel zaman geçirmesi bu problemin çözülmesini sağlayabilir. Bazen çocuklar anne-babalarının davranış biçimlerini taklit ederler. Anne-babanın dadıya olumsuz bir tavrı varsa, sert ve eleştiren bir tutum içindeyse çocuklar da aynı tutum içinde olabilirler. Bu durumda sizin dadı ile daha olumlu bir ilişki içine girmeniz çözüm olabilir. Çocukların tüm olumsuz tepkilerinin nedeninin olumsuz başka bir duygu olduğu unutulmamalı ve bu duygu anlaşılmaya çalışılmalıdır.

Dadıyı denetlemenin en uygun yolları

Birkaç ay boyunca aynı evi paylaştığınız, tepkilerini ve ilişki kurma biçimini gözlemlediğiniz bir kişi, “güvenilir” ya da “güvenilir olmama” konusunda mutlaka bir ipucu verir. Ayrıca çocuğunuzu iyi tanıyorsanız, dadı ile ilişkilerinde olan biteni anlamanız oldukça kolay olacaktır. Denetlemekten kast edilen çocukla sağlıklı ve özenli bir ilişki içinde olması ise; çocuktaki değişikliklerden ilişkiye dair olumsuzluklar fark edilebilir. Bunun dışında güveninizi kazanan bir bakıcının sonrasında denetlenmesine de gerek olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki hiç kimse sizin tam istediğiniz gibi olmayacaktır. Çocuk bir dadıya emanet edildiğinde, kişiliğinin gelişimi sırasında onun etkisinin olması, sizden farklı birinin etkisi altında büyümesi vazgeçilmezdir. Bu nedenle sizin için en önemli özelliklerin ne olduğunu belirleyip, bu özellikleri en çok karşılayan birini bulmalı ve bunun dışındaki farklılıklara da göz yummalısınız. Bu durum, anneanne veya babaanne tarafından bakılan çocuklar için de geçerlidir. Bu konuda önceliklerin belirlenmesi esas olmalıdır.

“Dadıya bağlanmasında sakınca yok!”

Dadının, çocuğun hayatında özellikle uzun süreli yer almasının önemli olduğunu ve çocuğun dadıya bağlanmasında bir sakınca olmadığını söyleyen Psikolojik Danışman Belgin Temur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çünkü çocuğun en önemli ihtiyacı bağlanmaktır. Kendisine bakım veren kişiye bağlanmadan, daha sonraki bağımsızlık aşamasına gelemez. Bakıcıyla büyütülmek zorunda olan çocuklar, ister istemez bakıcıları ile kaçınılmaz bir bağ oluştururlar ve bu bağ sayesinde kendilerini güvende, mutlu ve huzurlu hissederler. Bu bağ olmadan zaten çocuğun bu bakımdan yararlanması ve psikolojik gelişimini tamamlaması mümkün değildir.”

Belgin TEMUR – Uzman Pedagog

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

One thought on “Doğru Çocuk Bakıcısı Seçimi Nasıl Olmalı?

  1. Ömrünün 12 yılını dadılık yaparak geçirmiş birisiyim. Bu sebeple yazınızı ilgiyle okudum. Tamamında haklısınız ancak eklemeden geçemeyeceğim birkaç husus var. Örneğin dadıya güven konusu. Öncelikle bir anne ve annaneyim ve bana emanet edilen bebeği kendi kanımdan, canımdan olan nasıl kıymetliyse o şekilde kabul edip teslim alırım. Masabaşı ya da makinabaşı bir meslek icra etmiyoruz. Minicik bir insan yavrusu emanet ediliyor ve onun tüm hayatını etkileyecek gelişimlerin ya da olumsuzlukların ruhuna işleneceği bir süreçte teslim alıyoruz. Bu açıkçası ürkütücü olduğu kadar müthiş heyecan verici bir görev. İleride yetişkin bireyler olarak topluma karışacak olan bu miniklerin tüm kaderleri sanki elinizdeymiş gibi. Ürkütücü. Böyle olunca da ailenin bize olan güveni açısından , hiç tanımadıklarını kabul ederek öncelikle bebeğin yaşam alanını kapsayacak biçimde güvenlik kameraları döşenmesinden yanayım. Çalıştığım bir çok aileye ilk önerim bu olmuştur. Her ne kadar kişiliğimden şüphem olmasa da herhangi bir olası sağlık sorununda ya da acil durumda aileye çalışanın ulaşması zorlaşabilir ve kamera sistemi ev içinde olup biteni anında aileye aktarması açısından mutlak gereklidir. Çalışan, kamera sistemi döşendiğinden haberdar edilmelidir böylece ister istemez tutumlarında daha dikkatli olacak ve bebeğe daha özenli bakacaktır. Yaş konusuna gelince, ben şahsen anne olmuş bir bakıcıyı tercih ederim. Her ne kadar eğitimli, profesyonel dadı olsa da annelik hormonları yeterince uyarılmamış, bu duyguyu tatmamış insanların çocuk sevgisi ne kadar yeterlidir bilemem. İstisnalar vardır elbette ancak bunca yıllık tecrübem bana bunu öğretti. Ailelerin, çalışanlarına karşı takındıkları tavır çocuğa- bebeğe örnek olacak ve bakıcısına o şekilde davranmayı öğrenecektir. Siz bakıcınızı aileden bir birey, abla, teyze, hala, büyükanne gibi görüp ona göre davranırsanız çocuğunuzun da bakıcısına tavrı, sevgisi, bağlılığı ona göre olacak ve huzur içinde büyüyecektir. Söylenecek çok şey var aslında. İşlenmeye devam edilmeli bu konu hakkında. Selam , sevgi ve saygılarımla.

    Reply

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz