Doğallığın Yerine Sosyal Ağlardaki Yapay Gülücükler

Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olan ülkemiz, gelişmekte olan ülkeler arasında. Ülke olarak bu değişim ve gelişimden son yıllardabizde payımıza düşeni yaşıyoruz. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızın her alanında çok hızlı bir değişim yaşanmaya başladı.Bu değişim önce bireyleri sonra aile yaşantılarını daha sonra ise bütün toplumu etkiledi.

Bu süreç öncelikle özel televizyonların çoğalması ile başladı. Daha  sonra hayatımıza diziler, magazin programları ve kadın programları girdi. Televizyonun hayatımıza girmesiyle  sıcak  komşuluk ilişkilerimiz zayıfladı. Komşular arası gidip gelmeler sadece bayramlarda ve özel günlerde  yaşanan bir adet olarak görülmeye başlandı. Ailecek yenen akşam yemeğinin ardından ailenin bütün bireylerinin izlediği ortak dizilerin yerini  anne-baba ve çocuklarının izledikleri dizi ve programların  farklılaşmaya başladığı günler takip etti. Hızlı bir şekilde hayatımızın merkezine oturan internet ve cep telefonu kullanımı ortak yada ayrı ayrı da olsa izlenen televizyonun pabucunu dama attı.

Diziler, magazin programları, yarışmalar ve evlilik programları derken birden kendimizi sosyal ağların içerisinde bulduk. İnternet üzerinden hiç görmeden edinilen arkadaşlıklar, birbirini tanımadan kurulan evlilikler, ihanetler ve yıkılan  yuvalar , ortada kalan çocuklar derken bu durum toplumun kanayan bir yarası haline dönüştü.

Sosyal paylaşım ağları, yapay ilişkiler, sanal çiftlikler derken hayatın gerçekliğinden her geçen gün uzaklaştık. Paylaşım ağlarında  yapay gülücükleri bol kullandık  fakat hayatımızda doğallığı, içtenliği ve tebessümü çoktan  unuttuk.

Değerlerimiz altüst oldu, insanımız kültürümüze özgü olan sıcaklığını ve samimiyetini kaybetti, sosyallikten uzaklaşıp tamamen bireyselleşerek, aile ve toplum hayatının önemi azaldı, bireylerin kendilerini sanal yaşamlara hapsettiği bu dönemde aile bağları büyük ölçüde zayıfladı. Bu hızlı değişimlere ayak uydurmakta zorlanan  geleneksel aile yapısına sahip , örf ve adetlerini koruyan ve bunları yaşam biçimi haline getiren  aileler ile  her an bir değişimin içinde olan gençler arasında ciddi çatışmalar yaşanmaya başlandı. Geleneksel aile yapısı ile teknoloji nesli arasında yaşanan bu çatışma hali her geçen gün  şiddetini artırarak ,  bir anlamda geleneksel değerler ile günümüz dünyasının dayattığı gerçekler arasında ki meydan savaşına dönüştü.

Geniş ailelerde büyüyen ,geleneksel aile yapısının değerlerini taşıyan ebeveynler günümüz gençliği ile kendilerini kıyasladıklarında, kendi çocukluklarında, gençliklerinde yaşadıkları değerleri günümüzün gençlerinde göremeyince hayal kırıklığına uğramakta, kendi değerlerinin çocuklarında da olması arzusu gençler ile aileleri arasında uçurumlar oluşturmaktadır. Saygı, sevgi,  paylaşmak ve şükretmek gibi değerlerin günümüz gençliğinde ki yaşanma biçimleri ile ebeveynlerin geçmiş yaşantıları arasında ki kurulan bağ, aile içi iletişim çatışmalarına  hatta aile içi şiddete neden olabilmektedir.

Bireysellik ve menfaatin ön plana çıkması aile bağlarını kopararak, aile içi paylaşımları azalttı. Aile içi iletişim kanalı takip edilmeyince aile içi şiddet ve devamında boşanma oranları arttı. Toplumumuzun en önemli birimi olan ailelerimizde yaşanan sonu gelmeyen çatışmalara dur demenin, kendisini sanal çiftliklere, dostluklara ve yaşantılara hapseden Türk insanının teknoloji ve getirilerini tersten okumasının sonu gelmeli, anne-babaları ayrı odalara kurulmuş televizyonlardan, bilgisayarlardan, gençlerimizi ellerinden hiç düşürmedikleri cep telefonlarından kurtararak hapsoldukları sanal dünyalardan kurtarmalı, mutluluk ve huzuru  sosyal ağlarda arayan, arkadaşlıkların sanal, ilişkilerin günlük, saygının unutulduğu, şükrün kalpten değil cepten yapılmaya başlandığı bu günlerde  sahip çıkabildiğimiz değerlere daha da sıkı sarılarak , gelecek nesillere örnek teşkil edecek biçimde yaşamalı, aile hayatına daha çok önem vererek aynı masa  etrafında oturup yemek yiyebilen , sohbet edebilen , duyguların ve sevginin paylaşıldığı aile ortamını yeniden inşa edebilmeliyiz aksi halde , ekranlara  hapsolmuş samimiyetsiz, mutsuz ve yalnız bireyler olarak yaşamanın yollarını öğrenmeliyiz…

 

Savaş POLAT

Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı

Aile Danışmanı

savaspolat60@hotmail.com

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz