Çocuklarınızın İşini Siz Yapmayın

Bir önceki yazımda çocukların özgüvenini zedeleyen ilk anlayışa değinmiştim. Bu anlayış çocukları kuzu gibi yetiştirmek anlayışıydı ki, bu tarz yetişen çocuklar zamanla koyun gibi güdülüyorlardı. Bugün de sizlerle özgüveni zedeleyen bir anne-baba davranışını daha paylaşacağım.

Her anne-baba çocuğunu sever ve ona merhamet eder. Ancak bazen bu sevgi normal sınırları aşar ve çocuğa zarar vermeye başlar. Nasıl mı? Çocukların yapması gereken işleri, onlar adına yaparak.

Eğer çocuğunuz kendi yemeğini yiyebilecek yaşa geldiyse ve hala siz ona yemek yediriyorsanız, okula giderken ayakkabılarını siz giydiriyorsanız, okul çantasını siz hazırlıyor ve elbiselerini siz çıkarıp siz giydiriyorsanız, ekmeğini dürüp eline veriyorsanız farkında olmadan çocuğunuzun özgüvenine zarar veriyorsunuz. Çünkü onun adına yaptığınız her işte, ona “Bu işi sen yapmasını bilmiyorsun ve beceremiyorsun.” mesajını vermiş oluyorsunuz. Bu mesaj da çocuğun kendini beceriksiz ve yeteneksiz olarak algılamasına yol açıyor ki, artık çocuk toplum içinde rol alamıyor, hakkını savunacak gücü kendinde bulamıyor.

Bir gün Doğal Cüceloğlu’nun konferansındaydım. Başından geçen bir olayı anlattı. Konumuzla da oldukça alakalı olduğu için buraya almak istiyorum. Cüceloğlu yurt dışında üniversitede görevli olarak çalışırken sanırım Pit adını verdiği bir arkadaşı ile aynı odayı paylaşıyormuş. Pit bir gün iki yaşındaki oğlu ile birlikte gelmiş. Oğlunu yere bırakmış ve gazetesini okumaya başlamış. Oğlu yakında bulunan bir sandalyeye tırmanmaya çalışıyor ama bir türlü başarılı olamıyormuş. Pit ise hiç oralı değilmiş. Bu durumu gören ve kalbi bu duruma dayanamayan Cüceloğlu hocamız, hemen çocuğu almış ve sandalyeye oturmuş. Bu esnada Pit’ten tebrik beklerken Pit ona çok sert bir şekilde çıkışmış. Neden mi? Oğlunun tırmanma işini başarmasına fırsat vermediği için. Çocuğunu kaldırıp sandalyeye koyması ?Sen bu işi beceremedin? anlamına geldiği için.

Geçenlerde, bir anaokulunu gözlem yapmak amacıyla ziyaret ettim. Önce öğretmenden sonra da miniklerden müsaade alarak sınıfa girip bir köşeye oturdum. Çocuklar sulu boya eşliğinde renk çalışması yapıyordu. Bazı çocuklar boyama esnasında öğretmenin yanına geliyor, kollarını yukarı kaldırıp bekliyordu. Öğretmen de onların kollarını sıvıyordu. Yine öğretmen öğrenciler arasında gezerken tam olarak boya yapamayan öğrencilerin fırçalarını elinden alıyor ve onlar adına boyama yapıyordu. Aslında öğretmen bu iki davranışı ile çocuklara faydalı olduğunu düşünüyordu. Ne var ki, davranışları çocuklara “Bu işi siz yapamıyorsunuz, ben yapabiliyorum, bu nedenle yapmak istediğinizde bana söyleyin ben yaparım.” mesajını veriyordu.

Bir başka eğitim kurumunda çözemedikleri soruyu geometri öğretmenine götüren çocukları gözlemledim. Çocuklar kitabı uzatarak çözemedikleri soruyu kitap üzerinden öğretmene gösteriyorlardı. Geometri öğretmeni ise hemen öğrencinin elindeki kalemi kendi eline alıyor ve soruyu çözmeye çözerken de anlatmaya başlıyordu. Öğretmenin kalemi eline aldığı an, işte o an, çocuklara çok önemli bir mesaj gidiyordu gizliden gizliye “Siz yapamıyorsunuz.”

Anne-babaların ve eğitimcilerin karıştırdığı bir nokta var. Çocukların işini onların adına yapmak onlara yardımcı olmak anlamına gelmiyor aslında. Yardımcı olmak demek, bir işin ucundan çocuk tutarken işin bir başka ucundan da sizin tutmanızdır. Yardımcı olmak onun adına iş yapmak değil, bir işi yaparken çocuğu desteklemektir. İşi onun elinden alıp yapmaya koyulmak çocuklara zarar verdiği için yardım sayılmaz. Bu nedenle bize düşen desteklemektir.

Bir anne yemeğini çocuğuna kendisi yedirmek yerine çocuğunun elinden tutarak onun yemek yemesine yardımcı olabilir. Bir anaokulu öğretmeni çocukların kollarını sıvarken çocuklara nasıl kolların sıvanacağını kendi kolundan örnekleyerek gösterebilir. Sonra da onların minik ellerinden tutarak onların kollarını kıvırmasını sağlayabilir. Aynı şekilde fırçayı çocukların elinde bırakarak, kendisi onların ellerini tutarak boyamalarına yardım edebilir. Soru çözen öğretmen, kalemi öğrencinin elinde bırakarak nasıl çözüleceğini, hangi yoldan gitmesi gerektiğini ona anlatabilir. Bu davranışlar desteklemek anlamını taşır ve özgüvene zarar vermez.

Aslında demek istediğim şu: Çocuklar bir işi yaparken bizden yardım istediklerinde ana malzemeyi onların elinde bırakmalıyız. Kaşık, kalem, fırça, silgi, boya, makas, ayakkabı, kazak, pantolon çocuğun elinde kalmalı. Bizim yapacağımız en güzel yardım ise onun ellerinden tutarak onu desteklemektir.

Kızım bazen odasını toplamak istemiyor. Yanıma veya annesinin yanına geliyor ve “Anne/baba odamı toplar mısın?” diyor. Biz asla tek başımıza onun odasını toplamıyoruz. Onunla birlikte odaya gidiyoruz ve sepete bir parça biz atarken iki parça da onun atmasını sağlıyoruz. Hem özgüveni, hem de sorumluluğu gelişsin diye.

Artık siz de şu temel kuralı biliyorsunuz: Yardım etmek desteklemekle olur, onun adına iş yapmakla değil. Her onun adına iş yaptığınızda onun öğrenmesine engel olurken, özgüvenini de yıkmış olursunuz.

Mehmet Teber – mehmetteber.com
Psikolojik Danışman&Pedagog

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

2 thoughts on “Çocuklarınızın İşini Siz Yapmayın

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz