Çocukların istek ve ihtiyaçlarını karşılamada ölçülü olmalıyız

Bir gün rüyasında Nasreddin Hoca’ya dokuz akçe vermişler. Hoca, “Dokuz olmaz, on akçe olsun” derken uyanmış, bakmış ki elleri bomboş, hemen gözlerini kapatıp elini uzatmış ve, “Getir, tamam dokuz akçe olsun” demiş.

Hayat insana bir kereliğine veriliyor. Bu hayatta karşımıza birçok fırsatlar, imkânlar çıkıyor. Ama insanoğlu her defasında daha da fazlasına talip oluyor. Ne yazık ki elindeki imkânları değerlendiremeden ve hatta onların farkına bile varamadan ömrü tükeniyor. Gözü doymuyor insanoğlunun; bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi dolusu daha istiyor. Bu hiç tükenmek bilmeyen istekler de insanı doyumsuzluğa itiyor. Artık insan, elinde olanla yetinmiyor, hep elinde olmayanın peşine düşüyor. İstediklerini elde edemedikçe de şikâyet etmeye başlıyor ve mutsuz oluyor.

Çocuklarımıza elimizde olanla yetinebilmeyi öğretmeliyiz. Öğretmeliyiz ki, şu anda ihtiyaçları anne baba tarafından karşılanan bu çocuklar, ileride kendi ayakları üzerinde sağlam durabilsinler. Bugün ellerinde olan imkânları ve fırsatları değerlendirmeyi öğrenebilsinler…

Bundan dolayı çocuklarımızın her isteklerini karşılamamalıyız. Onların sadece ihtiyaçlarını ve ihtiyaç olan isteklerini karşılamalıyız. Her isteği, istediği an karşılanan çocuk, ileride ihtiyaçlarını karşılama adına bir çaba sarf edemez. Çünkü başkaları tarafından kendisinin her isteği anında karşılanmıştır ve çocuk neyi nasıl elde etmesi gerektiğini öğrenememiştir.

Çocukların biyolojik, sosyal, psikolojik… vb. ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamamak nasıl onları ihmal etmekse; aynı şekilde çocuklar ihmale uğramasın diye onların her türlü(çok yedirme, çok para verme, çok şımartma, aşırı sevgi ve ilgi gösterme… gibi) biyolojik, sosyal, psikolojik… vb. ihtiyaçlarını ve isteklerini fazlasıyla karşılamak da çocukları “duygusal açıdan istismar etmektir”. Bundan dolayı çocukların ihtiyaç ve istekleri ne eksik ne fazla, ölçülü ve ihtiyacı karşılar nitelikte yerine getirilmelidir.

Çocuklarımızı her türlü imkândan mahrum bırakmama adına, istek ve ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılama ile ortaya çıkan “duygusal istismardan” çocuklarımızı korumanın en güzel ve kolay yolu; onların gelişim dönemlerini ve bu gelişim dönemlerindeki ihtiyaçlarını iyi bilip ona göre davranmaktır. Bu bilgiler de ancak; çocuk gelişimi, eğitimi ve terbiyesi ile alakalı okuyarak, araştırarak ve dinleyerek elde edilebilir.

Bahse konu bu tutum, çok hassas bir şekilde sergilenmelidir. Yani; çocuklar anne-babadan bir şey istediklerinde “hayır, olmaz buna ihtiyacın yok” şeklinde bir yaklaşım da doğru değildir. Yoksa her isteğine “hayır” cevabı alan çocuk, hayatı boyunca olumlu olumsuz her şeye “hayır” cevabı verebilir. Bu durumda yapılması gereken çocuğa seçenek sunmaktır. Örneğin; çocuğunuzla beraber markete gittiniz ve çocuğunuz “anne-baba çikolata alalım, gofret alalım, şeker alalım…” dedi. Siz çocuğunuza “hayır, ihtiyacın yok, evde bir sürü var bunlardan” demek yerine, “evde yeterince bunlardan var ama sen yine de almak istiyorsan bir tanesini seçebilirsin.” diyebilirsiniz.

Çocuklarımıza her istediklerini alarak, onlara her türlü imkânların en güzelini (ihtiyaçları olmayanı bile) fazlasıyla sunarak onlara iyilik yapmış olmuyoruz. Tam aksine onlara doyumsuzluğu, memnuniyetsizliği, kompleksli olmayı/yaşamayı öğretiyoruz.

Mustafa ŞAHAN / Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz