Çocuklarda İştah Artırmanın 15 Püf Noktası

Çocuklarda iştah sorunu ebeveynlerin en sık dile getirdikleri ve çocuk hekimlerinin en sık karşılaştıkları yakınmalardan biri. Öyle ki çocukların yüzde 25-40’ında iştahsızlık görülüyor. İştahsızlık bazen idrar yolu iltihabı ve hepatit gibi önemli hastalıkların belirtisi olsa da, genellikle ailelerin dikkatini çekmek gibi ciddi olmayan nedenlere dayanıyor. Dolayısıyla altta herhangi bir hastalık yatmıyor ve çocuğunuz gelişimine sağlıklı olarak devam ediyorsa, iştahsızlık için endişelenmeye gerek yok aslında. Peki ama iştahsız bir çocuğa yemek yemeyi sevdirmek için neler yapmak gerekiyor? Acıbadem Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tijen Diri, sıklıkla 8-9. aydan itibaren başlayan iştahsızlık sorununu karşı nasıl bir yöntem izleyebileceğinizi şöyle sıralıyor.

 

  1. Biberonla beslemeyin: Çünkü biberonun zahmetsiz emme tarzı, çocuğun yenidoğan döneminden itibaren daha fazla zahmet ve mücadele etmesini gerektiren anne göğsünü emmeye olan ilgisinin azalmasına yol açıyor. Ayrıca bebeksi beslenme tarzından yetişkin tipi olan çiğneme tarzı beslenmeye geçmeyi zorlaştırıyor. Belki de küçük bebeklerde ve çocuklarda iştahsızlığın en önemli sebeplerinden biri ya anne göğsüne olan aşırı bağımlılık ya da bizim kendi ellerimizle yarattığımız biberon bağımlılığıdır. Çocuk her ağladığında veya uykuya geçerken zorlanma gibi her probleminde çözüm için anne göğsü veya biberon kullanıyorsanız, psikolojik bir bağımlılık geliştirerek iştahsızlık için ortam hazırlıyorsunuz demektir.
  2. Ek besinlerde acele etmeyin: İlk 6 ay sadece anne sütü ile besleyin. Ek besinlere ise acele etmeden, sabırla ve küçük adımlarla başlayın. Doktorunuzun önerisine doğrultusunda, her gün aynı saatte, aynı şeyi vererek bir beslenme düzeni oluşturun. Çünkü bebekler düzensizliği, kaosu ve karmaşayı sevmezler. Kafalarının karışmaması için kararlı ve tutarlı olun.
  3. Rol modeli olun: Çocuğunuz iştahsızsa dikkat etmeniz gereken en temel noktalardan biri, kendi beslenme tarzınız olmalı. Çünkü çocuğunuz dikkatle gözlemler ve sizi model almaya çalışır. Eğer siz karnabahar, fasulye ya da kabağı ağzınızı buruşturarak ya da çok nadiren yerseniz, çocuğunuzdan bu sebzeleri sevmesini beklemeyin.
  4. Bırakın, dökse de kendi yesin: En güzel yiyen çocuk, kendi yiyen çocuktur. 9.aydan itibaren çocuğunuzun kendini beslemesi için alıştırmalara başlayabilirsiniz. Başlangıçta eline vereceğiniz kaşığı yere dökerken, zamanla ağzına götürebilmeyi başaracaktır. Çocuğunuza kendi kendini besleyebilmenin hazzını yaşatırsanız, o da zamanla daha iştahlı bir çocuk olacaktır.
  5. Tatlı-sert otorite sağlayın: Etrafında olan biten her şeyi merak eden, enerjik ve dinamik bir çocuğu yemeğe konsantre ve ikna etmek her zaman çok kolay olmayabiliyor. İşin püf noktası, bebeğinizin ya da çocuğunuzun kararlılığınızı ve tutarlılığınızı görerek, sizin ona göstereceğiniz tatlı-sert bir otorite ile size itaat etmesini sağlayabilmek. Onu yemesi gerektiğine ikna edebilmeniz gerekiyor. Çocuklar vücut dilini en iyi okuyabilen varlıklardır. Sizin duygulanımlarınızı (öfke, sinirlenme, kızgınlık…) kendi adına bir başarı olarak görerek sizi kızdırabilmek, sizin ilginizi çekebilmek için de iştahsızlığı bir silah olarak kullanabilir.
  6. Uyku düzenine dikkat edin: Çocuklarda yemek düzeni ile uyku düzeni paralel gidiyor. Çocuğun yeterli ve iyi bir şekilde beslenebilmesi için en başta erken yatıp erken kalkması ve beslenme saatlerinin düzenli olması gerekiyor.
  7. Aile sofranıza oturtun: Dokuz aylıktan itibaren bebeğinizi aile sofrasına oturtun. Sofranızdan ona göre de hazırlanmış yemeklerden vererek, yemek yemenin aynı zamanda sosyal bir olay olduğunu, ailenin bir araya geldiğini görerek yemek yemeyi eğlenceli durum olarak görmesini sağlayın. Çünkü bir çocuk için yemek yemek yapacakları listesinde en az heyecanlı olandır.
  8. Evde çocuk partisi verin: Çocuğu yemeğe motive etmekte sosyal motivasyon çok önem taşıyor. Bu nedenle çocuklar okullarda daha iyi yemek yiyorlar. Evde çocuğuna yemek yediremeyen anneler, okulda çocuklarının ne kadar yediğini gördüklerinde adeta gözlerine inanamıyor. Eğer çevrenizde iyi yemek yiyen çocuklar varsa, çocuğunuza onlarla beraber yiyeceği sofralar hazırlayın, partiler verin.
  9. Şekerli, kolalı ve hazır gıdaları vermeyin: Çocuğunuz yemiyor, aç kalıyor diye yememesi gereken şeyleri vermeyin. Özellikle bakkal türü gıdalar, şekerli, kolalı ve hazır gıdalarla beslemeye alıştırmayın. Zira bu gıdalar ağız tadının şekerli tatlara alışmasını sağlayarak ,yalancı bir tokluk hissi yaratıyor. Aynı zamanda ileride diyabet ve yüksek kolesterol gibi hastalıklara zemin hazırlanmasına neden oluyor.
  10. Israr etmeyin ama alternatif de yaratmayın: Çocuğunuz yemek yemediyse veya tabağını yarım bıraktıysa ısrar etmeyin. Ancak ara öğünde de bir şey vermeyin. O zaman çocuğunuz zamanla bir sonraki öğünü beklemesi gerektiğini öğrenecektir.
  11. Gözünü korkutmayın: Çocuk beslenmesindeki temel beklentimiz çocuğun besinleri miktar olarak fazla değil, çeşit olarak fazla tüketmesi. Çocuğunuzu miktar konusunda çok zorlamayın. Yeme konusunda yüksek beklentileriniz onun bu konuda başarısızlık duymasına, dolaylı olarak da beslenmeden kaçmasına neden olabiliyor.
  12. Abartılı tepkiler göstermeyin: Çocuğunuz yemek istemediği zaman buna duygusal veya eylemsel olarak abartılı tepkiler göstermeyin. Çocuk bu nedenle sizin ilginizi çektiğini fark ederse, daha fazla ilgi çekmek için özellikle yemekten kaçınacaktır.
  13. Bir saat önce sıvı alımını sınırlandırın: Yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında sıvı alımını sınırlandırın. Çünkü çocuğun zaten küçük olan mide hacminin sıvı ile dolması sonucu tokluk hissi yaratarak gerçek beslenmesinin aksamasına neden olabilirsiniz.
  14. Besinleri ödül-ceza aracı olarak asla kullanmayın: Çocuğunuz yemek yemenin kendisine ait bir sorumluluk olduğu bilincine ulaşmalı. Bu nedenle ödül ya da ceza vermeniz onda yanlış beslenme davranışına ve bakış açısına neden olacaktır.
  15. Boğazında kalacak korkusunu ona yansıtmayın: Çocuğunuzu beslerken besinin boğazında kalağı kaygınızı ona kesinlikle yansıtmayın. Çocuğunuz sizin korkularınızı içselleştirebilir, bunun sonucunda da kusma, öğürme, çiğnememe ve pütürlü besinleri yememe gibi çeşitli yemek sorunları gelişebilir.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz