Çocuk Eğitiminde Ters Köşe Olanlar

Günümüz anne-babaları geçmişle kıyasladığımızda daha bilinçli. Bazılarımız aldığımız eğitimin sonucu olarak, bazılarımız ise kendi anne-babamızdan gördüğümüz olumsuzlukları çocuklarımıza yaşatmama gayretiyle çocuk eğitimine daha fazla eğiliyoruz. Çocuğumuzu daha fazla önemsiyor, onun iyi bir şekilde yetişmesi için daha çok enerji ve para harcıyoruz. Ancak son zamanlarda çokça duyduğum bir şikâyet var: Hocam çocuklarımızı daha iyi eğitmeye çalışıyoruz ancak çocuklarımız inadına daha da kötüye gidiyorlar. Bizim anne-balarımızın çocuğu yüksek eğitim görmemişti. Onların bulunduğu zamanlarda çocuk eğitimine dair kitaplar da çok azdı. Anaokulları yoktu. Bizim elimizde bir çok imkan var: kitaplar okuyor, seminerlere katılıyor, radyo ve televizyon programlarını takip ediyoruz. Ne var ki, bizim çocuklarımız, bilmediğimiz bir nedenle, bir türlü beklediğimiz davranışları göstermiyor. Açıkça itiraf etmek gerekirse anne-babalarımız sanki bu konuda bizden daha başarılız.Doğru, bizim elimizdeki imkanlar daha iyi. Ancak günümüzün birçok anne-babasının karıştırdığı bir konu var. O da “Çocuğunuzla ilgili olun.” cümlesini, “Onun her dediğini yapın.” olarak algılamaları. “Çocuğunuza değer verin.” ifadesini “Hayatın merkezine çocuğunu alın” olarak yorumlamaları. “Çocuğunuza sevgi gösterin” ibaresini “Ona asla kızmayın” olarak ele almaları. “Çocuğunuza empati gösterin” telkinini “Her zaman sempatik olun” olarak yorumlamaları.Evet, çocuğumuzla ilgileneceğiz. Ancak bizler bu ilgiyi, her istediğini ona alarak karşılayacağımızı sanıyorsak yanılıyoruz. Çocuğunuzla ilgilenmek demek bence haftada en az dört defa kısaca şu cümleyi kurmaktır: Hadi yavrum beraber oyun oynayalım. Ne oynayalım?  Daha büyük çocuklar için birlikte vakit geçirmek olarak yorumlayabiliriz bu cümleyi. Yoksa “Hocam çocuğuma her dediğini alıyorum, onu en iyi anaokuluna gönderiyorum, bir eli yağda bir eli balda” cümlesi onunla ilgilendiğimizi göstermez sevgili anne-babalar.

Her çocuk özel olduğunu, değerli olduğunu hissetmek ister. Bu nedenle psikologlar ve pedagoglar sürekli “Çocuğunuza değer verin” gibi cümleler kurarlar. Ancak kimi aileler bunu “Hayatın merkezine çocuğunuzu alın” olarak yorumlarlar. Evde çocuk ne istiyorsa o yapılır. Onun istediği kanal açılır, onun istediği alış veriş merkezine gidilir, onun istediği yemek yapılır, onun yazılı durumuna göre misafir alınır. Bunları yapmak değer vermek anlamına gelmez. Çocuklar bunları yaptığınızda da çok mutlu olmazlar. Sonra da kendinize kızarsınız “Bu çocuklar çok doyumsuz” diye. Çocuk değerli olduğunu, gözlerinin içine bakıldığında, oyun oynarken meraklı gözlerle onu izlediğinizde, okulda olan bitenleri anlatırken onu şefkatle dinlediğinizde, o bisikletini sürerken yanında koştuğunuzda hisseder.

Çocuk sevgi ile büyür, cümlesi oldukça doğru bir cümledir. Sevgi olmazsa çocuğun bedeni de ruhu da çürür. Bu nedenle her çocuk eğitim kitabının ana teması budur. Ancak kimi anne-babalar bunu da karıştırır ve sevmeyi “Hiç kızmamak” zanneder.

Her anne-baba çocuğuna kızar. Her çocuk kızılmayı hak eder. Kızmak normaldir, normal olmayan bu kızma sonrasında gösterilen şiddet, yapılan hakarettir. Kızmak bazen oluyorsa normaldir. Eğer çocuğunuza sık sık kızıyorsanız burada da bir dengesizlik söz konusudur.

Empatik olmak, çocuğu anlamaya çalışmaktır. 5 yaşındaki bir çocuk hata yaptığında ne hisseder onu bulma girişimidir.

Çocuğun her zaman çocuk olduğunu akılda tutmak ondan olgun insan davranışları beklememektir. Çocuğunuza bir tepki verirken, “Acaba ben çocuk olsaydım, bu durumda anne-babamın bana nasıl davranmasını beklerdim” sorusunu kendimize sormaktır. Yoksa yemeğini yere döken çocuğa gülümsemek, duvarları çizen bir yavrunun yaptığını başınızla onaylamak değildir. “Ben bu yaşta olsaydım, duvarları çizseydim, annemin beni nasıl uyarması” daha iyi olurdu sorusunu sormaktır empati.

Çocuk eğitiminde dengeleri kaybettiğimizde, kitaplarda yer alan cümleleri diğer uçta yorumladığımızda aksi sonuçla karşılaşıyoruz. Bu yüzden klişe cümlelerle değil de, bu cümlelerin derin anlamları ile eğitmek gerekiyor çocuklarımızı.

Burada biz psikolog ve pedagoglara da önemli bir görev düşüyor. Klişeleşmiş telkinler vermek yerine, anne-babalara tam olarak nasıl davranacaklarını, doğru davranışın sınırlarını tam olarak anlatmak.

Mehmet Teber

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

4 thoughts on “Çocuk Eğitiminde Ters Köşe Olanlar

  1. sayin aktuelegitim dergi yayini gerceklestiriyormusunuz ve nasil aboneolabiliriz her bir yazinizi paylasimlarinizi heyecanla takip ediyor okuyorum cok ama cok tsk ederim

    Reply
  2. Evet, çok doğru tabi ki “Ters Köşe” oluyoruz ancak ayarını tutturmak diye bir şey var onu yapamıyoruz sanırım. Bu ayarını tutturmak demek de şahsen zamana ihtiyaç duyulması demekle aynı kapıya çıkıyor diye düşünüyorum.
    Eski anne babalarla yenileri karıştırmamak lazım bence. Eskiden insanların daha çok zamanı varmış, daha sabırlıymışlar. Şimdi ise neredeyse evde oturan kadın sayısı yok gibi. Babalar desek para yetirtirme adına gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Durum böyle olunca da ne annenin ne de babanın hem zamanı hem de sabrı kalmıyor. Bunun akabinde çocuklara fazlasıyla anlayılşlı oluyoruz.
    Bu defa bizim büyüklerimiz bize veryansın eder oluyorlar.
    Ben diyorum ki bu hayat şartlarında, büyük şehirlerde yaşayıp nasıl “DENGELİ” olacağız bunun bir sırrı varsa onu yapmak isterim şahsen.

    Aydınlatıcı yazınız için ayrıca çok teşekkürler.

    Reply
  3. Benim oglum 1 yasinda yaptigi yaramazliklara anlamasafa once anlatiyorum bunu yaparsan bu olur diye guluyo bir surevyapmio sonra tekrarliyo en sonunda bagiriyorum korkuyo.acaba yaptiklarina karsin ne yapmaliyiz nsil davranip ne gibi teepkiler vermeliyiz yatsim edin

    Reply

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz