
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Yaşam Kalitesi</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/yasam/yasam-kalitesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 20:47:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Doğum sonrası depresyon</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 19:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonu atlatmak için ye yapmak gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonunun belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2741</guid>
		<description><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğumdan itibaren anne ile bebek arasında kurulan ilişkinin, tanımlanamayacak kadar özel bir ilişkidir. Bebek sahibi olmak gerek anne gerekse babanın hayatında büyük değişiklik yaratır.&#8221; diyor. Yıldırım, ayrıca, doğum sonrası depresyonun belirtileri ve tedavisini anlatıyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonunun belirtileri </strong></p>
<ul>
<li>Kendini kötü hissetme,</li>
<li>Mutsuzluk, çaresizlik, sebepsiz ağlama krizleri,</li>
<li>Kendini değersiz ve suçlu hissetme,</li>
<li>Hüzün, boşluk duygusu, duyarsızlık,</li>
<li>Özellikle bebeğe olan ilginin azalması,</li>
<li>Bebekle ilgili kaygı duyma,</li>
<li>Bebeğe zarar verme korkusu,</li>
<li>Enerjinin azalması ve aşırı yorgun hissetme,</li>
<li>Uykuya dalmada zorluk ve uyku bozukluğu,</li>
<li>Cinsel isteksizlik,</li>
<li>Aşırı yeme ya da iştah kaybı,</li>
<li>İntihar düşünceleri</li>
</ul>
<p>Daha önce depresyon yaşamış olan kişilerin, gebelik ve doğum sürecini travmatik geçirenlerin, eşiyle ilgili sorunları olanların doğum sonrası depresyonu yaşama ihtimali daha yüksek.</p>
<p>Doğum sonrası depresyonu demek için depresyon belirtilerinin doğum sonrası ilk 4 haftada ortaya çıkması gerekiyor. Gene de bazı kadınlarda belirtiler haftalar ya da aylar sonra, daha sinsi bir şekilde başlayabiliyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu tedavisi </strong><br />
Doğum sonu depresyonla başa çıkmak için yeni anne olan kadınların hislerini, şikayetlerini eşleriyle ve yakınlarıyla paylaşmaları gerekir. Ayrıca, gerekirse profesyonel yardım almaktan da kaçınılmamalıdır.</p>
<p>Özellikle yeni anneler, doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Bu hem çok güzel hem de zor süreç zarfında yeni annelerin bebeklerine nasıl özenle bakıyorlarsa kendilerine de çok iyi bakmaları gerekir.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu atlatmak için öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Kendinizi aşırı derecede yormayın.</li>
<li>Bebeğiniz uyurken siz de uyumaya çalışın. Uyku zihinsel sağlık açısından çok önemlidir.</li>
<li>Bebeğiniz gece hareketliyse ve uykunuzu bozuyor ise onu başka bir odaya almayı deneyin.</li>
<li>Eşinizden size destek olmasını isteyebilirsiniz. Bu şekilde bebekten sadece siz sorumlu olmazsınız. Bebek bakımı konusunda çevrenizdeki akraba ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Kendinize dinlenecek zaman ayırın.</li>
<li>Gebelik esnasında ve emzirme döneminde beslenmenize dikkat edin.</li>
<li>Kendinizi çaresiz ve güçsüz hissediyorsanız bir psikolog veya psikiyatrdan destek almak için zaman kaybetmeyiniz. Unutmayın, anne olarak siz ruhen ve bedenen sağlıklı olmadıkça bebeğinize gerekli bakımı sağlamanız zordur.</li>
</ul>
<p>pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik kilolarından nasıl kurtulurum?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/hamilelik-kilolarindan-nasil-kurtulurum.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/hamilelik-kilolarindan-nasil-kurtulurum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 15:08:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik kiloları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2667</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam boyu savaştığımız kilolar, gebelikte katlanarak artınca; özellikle doğum sonrasında problem çıkmaya başlıyor. Dr. Murat... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/hamilelik-kilolarindan-nasil-kurtulurum.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam boyu savaştığımız kilolar, gebelikte katlanarak artınca; özellikle doğum sonrasında problem çıkmaya başlıyor. Dr. Murat Berksoy; hamilelik kilolarından kurtulmak için diyet yerine emzirmeyi, yürüyüşü, iyi uykuyu ve 6. haftadan sonra düzenli seksi öneriyor</p>
<p>Bahçeci Kliniği&#8217;nden Aile Hekimi ve Beslenme Danışmanı Dr. Murat Berksoy, hamilelik döneminde aldığınızın kilolardan doğum sonrasında kendi kendinize kurtulmanızı sağlayacak tavsiyeler verdi ve sorularımızı yanıtladı:</p>
<p><strong>* Doğum sonrasında, şişmanlık sorunu nasıl aşılabilir?</strong><br />
Emzirme dönemindeki az uyku ile çok yeme arasında bağlantı var. Uykusuzluk, hormonların salınımını artırır ve yemek yeme ihtiyacına neden olur. Cinselliğin zaten az olduğu emzirme döneminde düzenli olmayan bir uyku, düzensiz cinsel yaşama da neden oluyor. 6. haftadan itibaren cinsel hayatın da düzene girmesi, kilo vermede önemlidir. Sadece beslenme, kilo vermek için bu dönemde yeterli değildir. Ama etkin emzirme, iyi uyku, egzersiz ve düzenli cinsel hayatla 6 ayda şişmanlığı aşabilirsiniz.</p>
<p><strong>EMZİRENE DİYET YOK!</strong><br />
* Doğum sonrası, hemen diyete başlamak doğru mu?<br />
Doğumdan 6 hafta sonra, sağlıklı kilo verebilmek için diyete ve egzersize başlanmalıdır. Diyet derken, katı bir rejim listesi uygulanmasını kastetmiyoruz.</p>
<p>* Emziren anneler için özel bir diyet öneriyor musunuz?<br />
Emziren annelere diyet yapmalarını kesinlikle önermiyoruz. Önerimiz; doğru, dengeli beslenme ve egzersizdir. Bunu, evde her anne kendi kendine de başarabilir. Anne sütü, bebek için en uygun besindir. Emzirme döneminde süt salgılanması; kadının normal gereksinmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineral almasını gerektirir. Bu yüzden, katı diyetler sakıncalıdır. Başarılı bir emzirme ile anne 6 ayda normal kilosuna dönebilir. Emziren anne, kalsiyumdan zengin beslenmelidir. Bu dönemde su ihtiyacı da artan anne, günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için yemeklerini yavaş yemeli, lokmalarını ise iyi çiğnemelidir.</p>
<p><strong>ÜST LİMİT 12 KİLODUR!</strong><br />
* Doğum sonrasında, fazla kilo problemi yaşamamak için ne yapmak lazım?<br />
Düzenli ve dengeli beslenmeyi öğrenmek için bir diyetisyene gitme şansları olmayan anne adayları, hamilelik dönemi başlar başlamaz kendi kendilerine de kilolarını kontrol altında tutabilirler. Kendilerini takip eden jinekologlarıyla da, sağlıklı beslenme konusunda fikir alışverişinde bulunabilirler. Jinekologlar, onlara doğru yönlendirmeler yapacaktır. Gebelik sırasında alınması gereken ideal kilo; 10-12 kilodur. Bu miktardan fazlası, hem gebelik boyunca birtakım sıkıntılar yaratabilir, hem de gebelik sonrasında anneye yük olacaktır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/tuzun/2008/08/25/Hamilelik_kilolarindan_uyku_seks_ve_yuruyusle_ku" target="_blank">Sabah</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/hamilelik-kilolarindan-nasil-kurtulurum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile ve Meslek Danışmanlığı (24 bin danışman istihdam edilecek)</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/aile-ve-meslek-danismanligi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/aile-ve-meslek-danismanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 12:36:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ve Meslek Danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Danışmanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2587</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Aile ve meslek danışmanlığı&#8217; sistemiyle, yoksulluğu tespit edilen ailelere asgari ücretinyüzde 30&#8242;u oranında yardım yapılacak. Bu yeniuygulamayla üç... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/aile-ve-meslek-danismanligi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Aile ve meslek danışmanlığı&#8217; sistemiyle, yoksulluğu tespit edilen ailelere asgari ücretinyüzde 30&#8242;u oranında yardım yapılacak. Bu yeniuygulamayla üç yılda 24 bin danışman istihdam edilecek.</p>
<p>Ekonomi yönetimi, dünyayı kasıp kavuran krize karşı &#8220;istihdam&#8221; silahını çekerken,<span id="more-2587"></span> işsizliğin yenipanzehiri &#8220;aile ve meslek&#8221; danışmanlığı olacak.Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), 2013 yılından itibaren 400 bin işsiz vatandaşın aktif işgücü programından yararlandırılması için altyapı çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda toplam 4 bin sözleşmeli iş ve meslek danışmanı istihdam edilecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da tıpkı aile hekimleri gibi her aileye hizmet verecek olan &#8220;aile sosyal destek danışmanı&#8221; gençler yetiştirecek. İŞKUR&#8217;la ortak çalışacak olan danışmanlar, işe yerleştirmelerde de muhtaç ailelere öncelik verilmesini sağlayacak. Altyapı çalışmaları tamamlanan bu sistemle 2012&#8242;de 3 bin, 2013&#8242;te 7 bin, 2014&#8242;te ise 10 bin kişi iş başı yapacak. Türkiye&#8217;de yardıma muhtaç ailelere destek vermek ve sosyal yardımların düzenli dağıtımını sağlamak amacıyla yakın zamanda hizmet vermeye başlayacak olan &#8220;aile sosyal destek danışmanlığı&#8221; 20 bin gence istihdam kapısı olacak. Yetkililer aile danışmanlarının maaşlarının ise ortalama 2 bin ila 2 bin 500 lira arasında olacağını belirtiyor.</p>
<p><strong>Mart 2012&#8242;de başlıyor</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü&#8217;nün yürüttüğü çalışma &#8220;her ailenin bir sosyal danışmanı olması&#8221;nı hedefliyor. Aralık ayında teorik, ocakta da pratik eğitimlerden geçirilecek olan danışmanlar için Mart 2012&#8242;de süreç başlayacak. İlerleyen dönemde Yüksek Öğretim Kurumu devreye girecek ve ciddi bir akademik program uygulamasına geçilecek. Psikoloji, sosyoloji, halkla ilişkiler, iletişim fakültesi lisans mezunlarından seçilecek danışmanlar, ailenin maddi ve manevi gidişatını yakından takip edecek. Özellikle yoksulluğu tespit edilen aileyle ilgili bildirimleri de üstlenecek olan danışmanlar, hak temelli, düzenli, süreli, geçici yardımlar olarak çeşitlendirilen sosyal yardımların, aileye istihdam sağlandıkça kademeli azaltılmasını sağlayacak.</p>
<p><strong>Her ilçeye merkez</strong></p>
<p>Aileyi yakından takip etmek amacıyla her il ve ilçede &#8220;Aile Sosyal Destek Merkezleri&#8221; açılacak. Projenin pilot uygulama Gaziantep&#8217;te başladı. İlk etapta Ankara&#8217;da 10, İstanbul&#8217;da 12, İzmir&#8217;de 8 merkez açılacak. Aile danışmanlarından gelen talepleri değerlendirecek olan ve içerisinde sosyolog, psikologlardan oluşan 5 meslek elemanı ve bir eğitimcinin görev alacağı merkezler, aileyi güçlendirme, toplumsal bozulmayı önleme, ailenin ihtiyaçlarını saptama gibi görevleri üstlenecek.</p>
<p><strong>KPSS puanı etkili olacak</strong></p>
<p>Dışarıdan KPSS puanlarına göre seçilecek olan aile sosyal destek danışmanları için Bakanlık bünyesindeki bin 500 uzman da görevlendirilecek. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nda (SHÇEK) görevli memurlar da başvurmaları durumunda bu kadroya geçebilecek. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü de sosyal destek danışmanlarına verilecek eğitim müfredatını hazırlamış durumda. Müfredat, 63 ilde sıkıntı yaşayan 11 bin aile ferdiyle yapılan görüşmeler çerçevesinde oluşturulmuş.</p>
<p><strong>İlk görev listesi hazır</strong></p>
<p>Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü&#8217;nün belirlemelerine göre yardım alan 3 milyon ailenin 613 bini hizmet alacaklar listesinde başı çekiyor. İlk etapta işe başlayacak uzmanların birinci önceliğini bu 613 bin aile oluşturacak. Her gün ilgilenilmeyi gerektiren ailelerin sayısı ise 70-100 arasında hesaplanıyor. Ayrıca aile danışmanları, TÜBİTAK&#8217;la yürütülen &#8220;Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Veri Tabanı&#8221; uygulamasından yararlanacak. Ailelerin sosyal yardım, kamu hizmetleri, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerden faydalanması sağlanırken, danışmanlar vatandaşlara &#8220;git başvur&#8221; demek yerine gerekli yerlere hizmeti kendileri götürecek.</p>
<p><strong>Yardımlara ince ayar</strong></p>
<p>Aile danışmanlığı çalışması kapsamında, yoksulluğu tespit edilen her aileye asgari ücretin yüzde 30&#8242;u oranında yardım yapılacak. &#8220;Hak temelli, düzenli, süreli, geçici&#8221; olarak saptanan yardımlar, evdeki her bir kişi için yüzde 10 artırılacak. İş bulan ailelere yardımlar kademeli olarak azaltılacak. Aile danışmanları yardım alan aileleri düzenli olarak denetleyecek. Danışmanlar, ailenin hem maddi hem de manevi yapısını düzenli olarak izleyecek</p>
<p>http://www.isteinsan.com.tr/isteinsan_gazete/78598.html</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/aile-ve-meslek-danismanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabah Nasıl Zinde Uyanırım: &#8220;Zinde Uyanmanın 7 Yolu&#8221;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2011 22:57:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Dinç Uyanırım]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Erken Uyanırım]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Zinde Uyanırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2560</guid>
		<description><![CDATA[Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız, başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8230; Sabah hali gün... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız, başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8230;</p>
<p>Sabah hali gün içinde psikolojik durumumuzu etkileyen en önemli faktörlerden. &#8216;Nasıl başlarsa öyle gider&#8230;&#8217; nasıl olsa  &#8221;Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız,<span id="more-2560"></span> başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8221; Her sabah zinde ve dinlenmiş kalkmak isteriz. Bu önerileri uygulayın, halsizlik, yorgunluk, geç uyanma derdinden kurtulun&#8230;</p>
<p><strong>Her gün aynı saatte kalkın</strong><br />
Biliyoruz, haftasonunun uyku cazibesine kapılmamak çok zor! Ama bir şekilde iradenizi kullanıp, haftaiçi uyandığınız saatte uyanmaya özen gösterirseniz, vücudunuzun buna alışmasına yardımcı olursunuz. Bu rutine alışan vücut da her gün aynı zindelikte, yorgun olmadan kalkmaya meyilli olacaktır.</p>
<p><strong>Alarmı ertelemekten vazgeçin</strong><br />
Bunu yapmayanımız var mı acaba? Sabah alarm çalınca, onu bir 5 dakika, sonra bir 5 dakika daha erteleyip; o kısa uykudan muhteşem bir keyif almak! Halbuki yapılan birçok araştırmaya göre, bu ertelemeler esnasındaki kısa uykular derin olmadıkları için bizi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak gerek&#8230;</p>
<p><strong>Kalkar kalkmaz bir bardak su</strong><br />
Uyku sırasında vücudumuz su kaybeder ve bu durum bizleri aşırı halsiz kılar. Eğer sabah uyanır uyanmaz bir bardak su içerseniz, bunun bedeninize vereceği enerjiyi ve ruhunuza vereceği neşeyi hemen hissedeceksiniz. Sabahları su içmek aynı zamanda metabolizmanın da hızlanmasını sağlayacaktır. Su içme alışkanlığını hemen edinin!</p>
<p><strong>Güneş sizi uyandırsın</strong><br />
Uyku problemleri yaşayanlara sıklıkla önerilen konulardan biri de uyku odasını en karalık şekilde kullanmaktır (bakınız). Evet, karanlık bir odada uyumak çok daha kolay olacaktır; fakat sabahlar uyanmak da bir o kadar zor&#8230; Eğer sabahları enerjik bir şekilde uyanmak istiyorsanız gece yatmadan perdelerinizi aralamalı; sizi güneşin uyandırmasına izin vermelisiniz.</p>
<p><strong>Alarm kurun, müzik çalsın</strong><br />
Alarmınızın sabah rahatsız edici bir tonla ötmesindense, güne müzikle başlamanın çok daha keyifli olacağı malum&#8230; Aynı zamanda alarmın rahatsız edici sesiyle uyanmak, güne kalp çarpıntısıyla başlamaya da neden oluyormuş. Dolayısıyla güne enerjik bir parçayla başlamak motive edecektir.</p>
<p><strong>Sabah sabah hareket</strong><br />
Sabah uyandığınızda hareketsiz bir şekilde ağır bir güne başlamak yerine, birkaç egzersiz yaparak güne çok dinç bir şekilde başlayabilirsiniz. Uyanır uyanmaz esneme hareketleriniz mutlaka yapın. Daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yerine yürümeyi, asansör yerine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz. Yürüyerek de kas yapabileceğinizi unutmayın!</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı kahvaltı edin</strong><br />
Karbonhidrat ağırlıklı kahvaltı ettiğinizde, vücudunuz daha tembel hissedecektir. Bunun için ağır karbonhidrat yerine proteinden zengin bir kahvaltıyı tercih edin. Bunun için kahvaltı mönünüze yoğurt, yumurta, süt ve yüksek proteinli tahıllar ekleyin. Bu şekilde enerjinizi öğlene kadar koruyarak, tok kalabileceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apartman hayatı insanları yalnızlaştırıyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/apartman-hayati-insanlari-yalnizlastiriyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/apartman-hayati-insanlari-yalnizlastiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 15:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2431</guid>
		<description><![CDATA[Türk aile tipi,geniş aile dediğimiz yani büyük anne büyük baba,amca vb gibi akrabaların oluşturduğu aile... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/apartman-hayati-insanlari-yalnizlastiriyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk aile tipi,geniş aile dediğimiz yani büyük anne büyük baba,amca vb gibi akrabaların oluşturduğu aile şeklinden ayrılıp,çekirdek aile dediğimiz anne baba ve evlenmemiş çocukların oluşturduğu aile tipine büyük oranda geçmiştir.Bu da ister istemez ayrı evlerin ve mekânların oluşmasına neden oldu. Ve karşımıza olağanca büyüklükte apartman dediğimiz beton yığınları çıkmaya başladı.</p>
<p>Apartman hayatı sadece çocukları etkilemiyor. Ya bizleri? Kaçımız acaba yaşadığımız apartmandaki komşularımızı tanıyabiliyoruz? En azından yarısını tanıyabiliyor muyuz? Kaçımız bir bayram günü bayramlaşmak için komşularımızın yanına çıkıyoruz? Bulunduğumuz apartmanda; kimler hasta, kimler yalnız, kimlerin bir sıkıntısı var, kimlerin çocuğu evleniyor? Evet, işin doğrusu bilmiyoruz. Belkide bilmek istemiyoruz.</p>
<p>Bu apartmanlara girip bir asansöre biniyor iyi ya da kötü bir insanla karşılaşma durumu olmaksızın asansör bizi doğrudan oturma odasının kapısına ulaştırabiliyor. Kişisel ilişki kurma fırsatları giderek bizden alınıyor. Günümüzde güvence, grift alarm sistemleri, güvenlik görevlileri anlamına geliyor. Arabamıza, evimize her yere alarm sistemleri kurduk? Onları kilitledik sağlam mühürler vurduk. Bu mühürleri onlara vururken gönüllerimize de vurduğumuzu hesaba katamadık?</p>
<p>Ev alma komşu al derken atalarımız komşuluk ilişkilerinin ne denli önemli olduğuna bu yüzden mi dikkat çekmek istediler acaba&#8230; Korkuyorum ki artık &#8220;komşu alma ev al yarışı&#8221; başladı&#8230; Ne yazık ki izole edilmiş bir hayat ve ilişkiler çıkmazındayız&#8230; İlişkilerimiz o kadar çok birincil ve organik ki&#8230;(resmi, soğuk, duygusuz ve mesafeli)</p>
<p><strong>Ya Apartman çocukları,</strong><br />
Sık sık dışarıya çıkamazlar.</p>
<p>Gönüllerince hoplayıp zıplayamazlar.</p>
<p>Arkadaşlarıyla dışarıda oynanacak bir sürü oyunu oynayamazlar.</p>
<p>Eskimiş bir araba tekerleğini gönüllerince sürükleyemez ve bunun vermiş olduğu o müthiş hazzı yaşayamazlar.</p>
<p>Ayçiçeği sapını &#8220;At&#8221; yapıp koşturamazlar.</p>
<p>İki mahallenin oluşturduğu rakiple Futbol oynamanın hazzını yaşayamazlar&#8230;</p>
<p>Bu çocuklar, bir şekilde ev de kalmak zorunda. Hormonlar, şaha kalkmış bir at gibi yerinde duramıyor iken, içlerindeki bu devasa enerjiyi nereye boşaltacaklar? Tabi ki ister istemez evlere&#8230; Kırılsın camlar, kovalar, tencereler? Sadece kırılan ezilen eşyalar değil? Ezilen, hırpalanan, taşan sinirlere, psikolojilere ne olacak. Bunlarda ister istemez ebeveynlerin ruh hallerini etkileyecek. Ebeveynler, bu kitleyi zapt etmek için olağanca enerjilerini bu çocukların kontrollerini sağlamaya aktaracak. Kalpler kırılacak, eşler arasında zamansız ve acımasız tartışmalar yaşanacak, çocuklara bir takım kısıtlamalar ve yasaklar konacak. Sonra ne olacak. Birde bakmışınız ki o anneyi, babayı; çocuğu okuldaysa, bir psikolojik danışmanın odasında ya da bir psikiyatrın bekleme salonunda göreceksiniz.? Hocam bu çocuk çok yaramaz, hiç yerinde durmuyor, durduramıyorum bu çocuğu, düz duvarlara tırmanıyor, hiperaktif mi ne? Gibi cümleler ağzınızdan dökülüverecektir. Elbette, bu anlamda ciddi sorun yaşayan çocuklara, velilerimize kesinlikle bir uzman desteği almasını da öneriyoruz. Ama burada esas etken, insanoğlunun yapısına, anatomisine uygun olmayan, doğal bir sürecin engellenmesinden kaynaklanan dürtülerin mevcut bir alana kanalize olamaması gerçeğidir.</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21.yy da anne ve Baba olmak isimli Kitabın yazarı&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/apartman-hayati-insanlari-yalnizlastiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüz Çocukları Hayatı Bir Savaş Gibi Algılıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 07:52:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2330</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük bir hata yaptık. Hastalıklı ruha sahip insanlar yetiştirdik.&#8221; Korku, panik ve güven duygusundan yoksun. Hayatı hep bir savaş gibi algılayan bir toplum haline geldik. Benim kliniğime gelen hastalarımın birçoğu, kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi verirken, yorulup pes eden veya yıkılan kişilerden oluşuyor. Ben, sağlıklı insanı, &#8220;kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan insan olarak tarif ediyorum&#8221;</p>
<p>Bu sözler, emekliliğine az kalmış ve tüm ömrünü on binlerce ruh hastasını gözlemleyerek geçirmiş, yaşlı bir psikiyatr olan Hollandalı  Profesör Cees Van Der Hilst samimi tespitleri idi.</p>
<p><strong>O halde, anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken, kapasitelerini ve sınırlarını zorlamak, çocuklarının, ileride taşıyamayacağı bir yükün altına girmelerini teşvik etmek, onların yeteneklerini ve gizil güçlerini tanımadan pofpoflamak,tek başına ayakta kalma mücadelesine yönlendirmek yerine, onları, sosyal yaşamla,çevreyle diyalog,işbirliği ve etkileşime geçerek hayatlarını sürdürmeye teşvik etmelidirler.</strong></p>
<p>Bundan yüzyıl sonra bu dünyada olmayacağız dertlerimiz, sıkıntılarımız, ahlarımız vahlarımız, borçlarımız, bitmez bilmeyen her türlü işimiz hep bu dünyada kalacak&#8230; Hayat bir savaş değil&#8230;</p>
<p>Sırtına, taşıyamayacağından fazla yük yüklenmiş, hayatı bir mücadele ve ayakta kalabilme savaşı olarak tanımış çocuklar, korku, endişe ve şüphe içinde kalarak etrafları ile iletişim kuruyorlar. Her an kendisinin bir darbe alacağını, her an aldatılacağını ve her an kandırılacağı paranoyası ile çevrelerine şüphe ile bakıyorlar ve bu gergin bekleyiş bir gün akıl zembereğinin boşalmasına kadar devam ediyor.</p>
<p>Bizler de diyoruz ki evet, hayat bir savaş değil elbet. Her şeyi derse, sınava, indirgemek, yaşamı sürekli bir yarış gibi algılamak ve bu yarışta her şeyi başarmak, kazanmak ve sonuç üzerine odaklanmış bireyler yetiştirme hevesi bir anne ve baba için son derece sakıncalı tutumlardır. Önemli olan sizin çocuğunuzdur. Bu gerçeği kabul etmek ve var olan kapasitelerini en iyi şekilde kullanmalarına yardımcı olmaktır. Kazananlar ve kaybedenler, kalanlar ve geçenler, bitmez tükenmez mücadeleci ruhu, hem anı yaşamayı zorlaştırmakta, hem yaşamın içercisindeki güzel enstanteleri ıskalamakta, hem de birçok güzellikleri hırs ve tutku yüzünden görmememize neden olmaktadır. Bu amansız ve insafsız yarış yorgun zihinler ve bedenlerin oluşmasına imkan sağlamaktadır&#8230;</p>
<p><strong>Yaşamın merkezine sadece kendilerini koymamalarını, özgürlüğün sınırsız olmadığını, her an her şeyin elde edilemeyecegini, sabrın, çalışmanın, fedakarlıgın, vicdanın, sevebilmenin önemli bir erdem olduğunu eylemlerimizle, davranışlarımızla ve alacakları eğitimle adeta beyinlerine kazımalıyız. Burada eğitimcilere, ebeveynlere ve topluma her zamankinden daha fazla görev düşmekte olduğu unutulmamalıdır.</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com">http://www.aktuelegitim.com </a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak&#8221; isimli kitabın yazarı</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güçlü Hafıza İçin Neler Yapmak Gerekir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/guclu-hafiza-icin-neler-yapmak-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/guclu-hafiza-icin-neler-yapmak-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 22:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[beyni geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[hafızayı güçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[hafızayı güçlendirmek için ne yapabiliriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2224</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz insanının hafızası yardımcı araçların çoğalması iyice tembelleşti. Önceleri yakınlarımızın telefonlarını ezbere bilirken şimdilerde ancak cep... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/guclu-hafiza-icin-neler-yapmak-gerekir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz insanının hafızası yardımcı araçların çoğalması iyice tembelleşti. Önceleri yakınlarımızın telefonlarını ezbere bilirken şimdilerde ancak cep telefonu hafızasına bakarak hatırlıyoruz. Beyin tıpkı diğer organlarımız gibi kullanıldıkca güçlenen, kullanılmadıkcada zayıflayan bir organımızdır. Bu nedenle beynimizi geliştirici egzersizlere olabildiğince önem vermek zoundayız. Bu konu da internet sitesi Yahoo, Sarah Jio&#8217;nun değişik uzmanlardan derlediği &#8220;Daha iyi  hafızaya sahip olmanın 10 kuralı? başlıklı araştırmasının sonuçlarını yayınladı.</p>
<p><strong>Beyin kaslarını harekete geçirerek, daha güçlü hafızaya sahip olabilmenin mümkün  olduğunu ortaya koyan araştırmanın sonuçları şöyle:</strong><br />
<em>- Bir şeyi öğrenmek için el hareketleri kullanmak beynin anımsama yapmasında  kolaylık sağlıyor.</em></p>
<p><em>- Televizyon izlemek, kitapokumakve müzik  dinlemek gibi aktivitelerle beyni meşgul etmeden kesintisiz en azından 6 saat  uyuma hafızayı onarıyor.</em></p>
<p><em>- Sakinleşmek ve stresten uzak durmak beyne ciddi anlamda yardımcı oluyor.</em></p>
<p><em>- Egzersiz, tüm vücuda özellikle beyindeki hafıza bölümlerine ulaşarak kan  akımını hızlandırıyor.</em></p>
<p><em>- Brüksel lahanası, brokoli, kabak, yapraklı yeşillikler, kiraz, kırmızı elma, patlıcan ve üzüm gibi parlak renkteki sebze ve meyve yemek hafızayı kuvvetlendiriyor.</em></p>
<p><em>-Okumakve okunan kitabı tartışmak hafızayı güçlendiriyor. Beyindeki düşünmeden sorumlu bölgeyi güçlendirmek için okunan şeyin tercüme edilmesi de etkili oluyor.</em></p>
<p><em>- Koku, hatırlamaya yardımcı oluyor. En kuvvetli ve ekonomik koku ise  biberiye. Konsantrasyon ve dikkat sorunu çeken kişilere biberiye içerikli parfüm  öneriliyor.</em></p>
<p><em>- Tek bir şeyle ilgilenmek. Örneğin, kitap okurken televizyonun açık  olmaması, yemek yaparken telefonla konuşmamak gibi?</em></p>
<p><em>- Şarkı ezberlemek.</em></p>
<p>- Sürekli yeni şeyler öğrenmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/guclu-hafiza-icin-neler-yapmak-gerekir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğulmamak İçin Ne Yapmalı?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/bogulmamak-icin-ne-yapmali.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/bogulmamak-icin-ne-yapmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 21:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğulmaya karşı nasıl önlem alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[denizde boğulma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2142</guid>
		<description><![CDATA[Sahillerde motosikletli ambulans sayılarını artırma kararı alan bakanlık, bazı plajlara da yeni 112 istasyonları açacak.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/bogulmamak-icin-ne-yapmali.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahillerde motosikletli ambulans sayılarını artırma kararı alan bakanlık, bazı plajlara da yeni 112 istasyonları açacak.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom , yeterli oksijen gitmemesi sonucu vücuttaki dokularda bozulma meydana gelmesiyle boğulma olayının gerçekleştiğini söyledi.</p>
<p>Ülkede her yıl trafik kazalarında olduğu gibi suda boğulmalarda da birçok kişinin yaşamını kaybettiğine dikkati çeken Çom, özellikle çocukların bu konuda daha şanssız grubu oluşturduğunu, gerek denizde, gerekse havuzda ailelerin dikkatsizliği veya ihmali sonucu birçok çocuğun boğulma sonucu yaşamını yitirdiğini vurguladı.</p>
<p>Bunun dışında, yüzmeye bağlı kazalar, dalış hataları, deniz ya da havuz kenarında yapılan şakalar sonucu da birçok boğulma gerçekleştiğini anlatan Çom, şunları belirtti:</p>
<p>&#8220;Suda boğulma, &#8220;yeterli oksijen gitmemesi sonucu vücutta dokularda bozulma meydana gelmesi veya kişinin suya batması sonucu solunum fonksiyonlarının bozularak ölümün gerçekleşmesi&#8221; olarak tanımlanabilir. Dünyada her yıl yaklaşık 400 bin kişi boğularak yaşamını kaybediyor. 1-5 yaş arasındaki çocuklarda ölüme neden olan kazalarda üçüncü sırayı boğulma vakaları alıyor. Yapılan istatistiklerde, boğulma vakaları kadınlara oranla erkeklerde daha fazla. Erkeklerin su ile ilgili işlerle daha fazla meşgul olmaları, suya alkollü girmeleri ve su içinde riskli aktivitelerde bulunmaları bu oranı artırıyor.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;SUDA BOĞULMALAR PANİKTEN&#8221;</strong></p>
<p>Suda boğulmaların büyük bölümünün panikten kaynaklandığını bildiren Çom, &#8220;Suda boğulmalarda, kişiler herhangi bir nedene bağlı olarak paniğe kapılıp kontrollerini kaybeder. Yaşanan panik sonucu su ile baş edememe, su yutma, halsizlik, soluk almada zorluk, yüzde, dudaklarda ve tırnaklarda morarma, yaralanma, bilinç kaybı ve bayılma belirtileri görülebilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu aşamadan sonra kontrollerini yitiren kişilerde yeterli solunum olmadığı için oksijen yetmezliği ve paniğin bir kısır döngü halinde devam ettiğini anlatan Seraceddin Çom, &#8220;Kişi hareketsizlik içinde suya batmaya başlar. Kişiler bu dönemde kurtarılamazlarsa, dibe doğru batarken kalp durması ve ölüm meydana gelir&#8221; bilgilerini aktardı.</p>
<p>Boğulmaktan kurtarılanlara yapay solunum yapılması gerekebildiğini kaydeden Çom, ağızdan ağza veya ağızdan buruna solunumun suda yapılabileceğini, uygulamaya su içinde başlanması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Çom, &#8220;Ancak, omurga ve omurilik yaralanması düşünülerek baş arkaya çok fazla itilmemelidir. Su içerisinde yapay solunum uygulaması derin sularda mümkün olmayabileceği için kişinin hızla sığ suya çekilmesi gerekir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Boğulan kişilerin su içinden kıyıya ve güvenli bir yere alındıktan sonra hemen yapay solunum ve kalp masajına başlanması gerektiğini ifade eden Çom, &#8220;Özellikle soğuk havalarda 20-30 dakika geçse bile yapay solunum ve kalp masajına başlanmalı, derhal 112?den tıbbi yardım istenmelidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yaz aylarında artan boğulma olaylarına karşı bir takım önlemler aldıklarını, sahil bölgelerinde olay yerine hızla ulaşabilen motosikletli<br />
ambulanslar kullanabilen paramedik ve hekimler görevlendirdiklerini bildiren Çom, özellikle İstanbul, İzmir, Muğla, Antalya?nın da aralarında bulunduğu 16 ilde 52 ekibin görev yaptığını söyledi.</p>
<p>Boğulma olaylarının sıklığıyla gündeme gelen Şile?ye ilave, Ağva?ya ise yeni istasyon kurulduğunu, Çeşme Alaçatı, Bodrum ve Marmaris?te bu ekiplerin sayılarının artırıldığını belirten Çom, &#8220;Motosikletli ambulanslar olay yerine kısa zamanda ulaşabilecek şekilde hareket ediyor. Daha sonra hasta kara ya da hava ambulansıyla hastaneye götürülüyor&#8221; dedi.</p>
<p>Çom, halk plajlarında cankutaran görevlendirilmesinin belediyelerin yetkisinde olduğunu, cankurtaranlardan, boğulma vakalarına doğru müdahale etmelerinin beklendiğini belirtti.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, suda boğulma ve yaralanma riskine karşı alınabilecek önlemlerle ilgili şunları bildirdi:</p>
<p>&#8220;-Su içinde yapılan aktiviteler sırasında oluşabilecek tehlikelere karşı yetişkinler ve çocuklar eğitilmelidir.</p>
<p>-Yetişkinler ve çocuklar, ilk yardım teknikleri ve temel yaşam desteği uygulamaları konusunda bilgilendirilmelidir.</p>
<p>-Acil bir durumda çocukların hemen 112 Acil Sağlık Hizmetlerini araması gerektiği öğretilmelidir.</p>
<p>-Çocuklara yüzme öğretilmelidir.</p>
<p>-Çocukların tek başına yüzmelerine izin verilmemelidir.</p>
<p>-Çocukları su üstünde tutan giysilere ve çok iyi yüzme bilmelerine güvenilmemeli, sürekli denetlenmelidir.</p>
<p>-Deniz kıyıları temiz tutulmalıdır.</p>
<p>-Özel havuzlar için havuz çevresi parmaklıklarla çevrilmelidir.</p>
<p>-Uyarı işaretleri kullanılmalı ve bunlar çocuklara öğretilmelidir.</p>
<p>-Güvenliği yüksek havuz tasarımları oluşturulmalıdır.</p>
<p>-Deniz kıyısında ve genel yüzme havuzlarında çok iyi yüzme ve ilk yardım uygulamaları bilen cankurtaranlar görevlendirilmelidir.&#8221;</p>
<p>Çom, boğulmalarda genel ilk yardım uygulamaları ile ilgili de şu bilgileri aktardı:</p>
<p>&#8220;-Boğulma nedeni ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<p>-Bilinç kontrolü yapılmalıdır.</p>
<p>-Hastanın yaşamsal bulguları değerlendirilmelidir.</p>
<p>-Temel yaşam desteği sağlanmalıdır.</p>
<p>-Derhal 112&#8242;den tıbbi yardım istenmelidir.</p>
<p>-Yaşam bulguları izlenmelidir.&#8221;</p>
<p><strong>UZMANDAN ÖNERİLER</strong></p>
<p>9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Gürkan Ersoy da, boğulan kişilere kurtarma ve ilk yardım bilmeyenlerin müdahale etmemesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Boğulan kişilerin panikle hem kendilerine hem de kendilerini kurtarmak isteyenlere zarar vermesinin mümkün olduğunu anlatan Ersoy, şunlara dikkati çekti:</p>
<p>&#8220;Yüzme bilmeyenler derin sularda denize girmemelidir. İyi yüzme bilenler bile kramp girmesi ya da başka bir rahatsızlık ortaya çıkması olasılığına karşı tek başlarına denize girmemelidir. Suda boğulmaların en büyük nedeni paniktir. Çok iyi yüzme bilenler bile beklenmeyen bir durumda panik yapabiliyor. Panik başlayınca da boğulma ve ölüm peşinden geliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları sudan eğitimli kişiler çıkarmalıdır.&#8221;</p>
<p>Boğulan bir kişiye hemen kalp masajı yapılmaması gerektiğini ifade eden Ersoy, &#8220;Önce hastanın kalbinin çalışıp çalışmadığına bakılmalıdır. Masaj yapılan çalışan bir kalp durabilir. Bu nedenle bu işi, bilenlere bırakmak gerekir&#8221; dedi.</p>
<p>Ayrıca, boğulan kişilerin ayaklarından tutulup baş aşağı çevrilmesinin de yanlış olduğunu vurgulayan Ersoy, &#8220;Boğulma sırasında mideye yarım veya bir çay bardağı su kaçar. Hasta baş aşağı çevrilirse bu su akciğerlere kaçar ve kişinin boğulmasına neden olur&#8221; uyarısını dile getirdi.</p>
<p>Sudan çıkarılan kişiye yapay solunum yaptırılmasının önemli olduğunu belirten Ersoy, bunu ilk yardım eğitimi alan kişilerin yapması gerektiğine dikkati çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/bogulmamak-icin-ne-yapmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın tüm denizlerini içinde barındıran &#8220;İstanbul Akvaryum&#8221; açıldı</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dunyanin-tum-denizlerini-icinde-barindiran-%e2%80%98istanbul-akvaryum%e2%80%99-acildi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dunyanin-tum-denizlerini-icinde-barindiran-%e2%80%98istanbul-akvaryum%e2%80%99-acildi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2011 08:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezelim Görelim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Akvaryum]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Akvaryum Kompleksi bilet fiyatları nedir]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul akvaryum kompleksi florya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2071</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın tüm denizlerini içinde barındıran ve bu özelliğiyle alanında bir ilk olan &#8220;İstanbul Akvaryumu&#8221; açıldı.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dunyanin-tum-denizlerini-icinde-barindiran-%e2%80%98istanbul-akvaryum%e2%80%99-acildi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın tüm denizlerini içinde barındıran ve bu özelliğiyle alanında bir ilk olan &#8220;İstanbul Akvaryumu&#8221; açıldı.</p>
<p><strong>İstanbul Akvaryum&#8217;un özellikleri</strong></p>
<p>Florya&#8217;da yaklaşık 100 dönüm arazide yer alan kompleks, belediye tarafından projelendirildi. Hacmi ve barındırdığı canlı çeşidiyle gezi güzergahlarındaki aktiviteleriyle dünya çapındaki tüm akvaryumlar içerisinde önemli bir konuma sahip olan komplekste, gezi güzergahı Karadeniz&#8217;den, Pasifik&#8217;e uzanan toplam 16 bölge ve bir yağmur ormanından oluşuyor.</p>
<p>İki kattan oluşan toplam 22 bin metrekarelik akvaryumda, alanların temalandırılmasında o alanın kültürel, coğrafi, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler de yer alıyor. Her biri 6 bin 800 metreküp su hacmine sahip 64 tankın bulunduğu akvaryumdaki bin 500 çeşit toplam 15 bin deniz ve kara canlısı, doğal ortamlarına en yakın koşullarda yaşamlarını sürdürecek.</p>
<p><strong>İstanbul Akvaryum Kompleksi bilet fiyatları;</strong></p>
<p><strong></strong><strong>Yetişkin :</strong> 29 TL<br />
<strong>Öğrenci, Öğretmen, Engelli, 65 yaş üstü, Gazi : </strong>22 TL (Kimlik gösterilmesi zorunludur.)<br />
<strong>Yıllık Geçiş (Yetişkin) : </strong>75 TL<br />
<strong>Yıllık Geçiş (Çocuk) : </strong>55 TL<br />
<strong>4 kişilik aile :</strong> 85 TL<br />
<strong>3 kişilik aile : </strong>68TL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dunyanin-tum-denizlerini-icinde-barindiran-%e2%80%98istanbul-akvaryum%e2%80%99-acildi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalanın tatlısı olur mu?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 15:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalan makinası]]></category>
		<category><![CDATA[yalan söyleği nasıl anlaşılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1698</guid>
		<description><![CDATA[Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için yalancıyı ortaya çıkarmak maksadıyla çeşitli yöntemler kullanmışlardır.</p>
<p>Mesela, Hindistan?da yalan söyleyen kişiyi belirlemenin gözde yöntemlerinden biri &#8216;eşek kuyruğu&#8217; yöntemiymiş. Şüpheliler karanlık bir kulübeye gönderilir ve kendilerinden içeride bulunan eşeğin kuyruğunu tutmaları istenirmiş. Hayvanın kuyruğunun isle kaplandığını ise söylemezlermiş. İçeriden çıktığında elinde is olmayan kişinin suçlu olduğuna hükmedilirmiş.</p>
<p>Çin&#8217;de uygulanan yöntemde ise kendisinden kuşkulanılan kişinin ağzına bir avuç pirinç koyulurmuş. Endişeliyken tükürük salgısının durduğu düşünüldüğünden, karşısındaki kişinin konuşmasının sonunda kuşkulunun ağzındaki pirinçler hala kuruysa, bu onun suçlu olduğunun bir göstergesi sayılırmış.</p>
<p>1892 yılında James Mackenzie, ilk klinik poligrafı diğer bir deyişle &#8220;yalan makinesini&#8221; yapana kadar ise gerçeğin yalandan ayırt edilmesi için hiçbir alet yapılmamış. O günden bu güne hantal yapılarından kurtularak değişen, gelişen ve ebat olarak çok küçülen dijital yalan makinesini ve onun güvenirliliğini sorgulamaktan ziyade bu yazıdaki maksadımız insanlığın dürüstlüğe olan ihtiyacını keşfetmektir.</p>
<p>&#8220;Her şey zıddıyla kaimdir&#8221; sözünün tecellisidir, insanlık yaratılalı beri yalanın var oluşu yeryüzünde. Genelde sevilmemekle, hoş görülmemekle beraber &#8220;tatlısı&#8221;, &#8220;beyazı&#8221;, &#8220;pembesi&#8221; hoş görülür olmuştur bazı zamanlarda ve bazı toplumlarda.</p>
<p>İnsan karşısındakini kandırmak, ondan gerçeği saklamak için ya da farkında olmayarak kendi kendini kandırmak ve avutmak için yalana, yalan düşüncelere ya da bir başka tabirle aldatmacalara başvurabilir. Gerçekte her ikisi de bir kişilik, şahsiyet ve ahlak yozlaşmasıdır.</p>
<p>&#8220;Fotoğraf makinen, mikserin, radyon, mp3 çaların var mı, ödünç alabilir miyim?&#8221; diyen birine vermek istemediğimiz için ?yok!? diyerek cevap vermek karşımızdakini kandırmanın bir yolu olmakla beraber, aslında kendimizdeki şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.<br />
Farkında olmadığımız yalanlarımıza, kendi kendimizi kandırmalarımıza gelince? Bunlardan çoğu zaman bırakın başkalarını kendimiz bile haberdar değilizdir. Öğrenciysek ders çalışmadığımız, derslerimizi ciddiye almadığımız zamanlar, çalışıyorsak işimizi elimizden geldiğince iyi yapmadığımız zamanlar, anne/baba isek evladımız için maddi/manevi yapmamız gerekenleri umursamadığımız zamanlar, eşimize, anne babamıza, akrabamıza, komşumuza hak ettiği ilgi ve alakayı vermediğimiz zamanlar &#8220;iyi yaptığımızı? düşünerek ya da &#8220;ne kadar kötü yaptığımızı&#8221; düşünmeyerek aslında kendi kendimizi kandırmış, kendi kendimize yalan söylemiş, başka bir değişle hem kendimize hem de karşımızdakine dürüst davranmamış oluruz. Tüm bunlar kendi kendimizi nasıl kandırdığımızın, kendimize nasıl yalan söylediğimizin örnekleridir.</p>
<p>Yalan her şeyden önemlisi insanın kendi kendisine olan güvenini bitirir, kendisini kötü ve değersiz hissettirir, basitleştirir. Ki başkalarının bizi nasıl hissettiğinden ziyade bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz daha önemlidir. Çünkü başkalarının bize karşı olan negatif hislerinden etkilenmemenin bir yolu da kendimize karşı olan pozitif duygularımızdan emin olmamızdır.</p>
<p>&#8220;Tatlı, beyaz, pembe&#8221; yalanlara gelince? onlar da kendimize olan güvenimizi ve başkalarının bize olan güvenlerini sarsacak kadar tehlikelidirler. Çünkü yalanın küçüğünü söyleyenin büyüğünü söylemeyeceğinden nasıl emin olunabilinir ki?! Bu tür yalanlar insanda alışkanlık yapmaz mı? Nitekim ?Mümin şaka da olsa yalan söylemez? hadisi, ?harama götüren yollar da haramdır? gerçeği bu fikri doğrular niteliktedir.<br />
Yalanın küçüğü, tatlısı, beyazı, pembesi olamaz. Çünkü hepsi ?güven? konusunda aynı neticeyi verir; güveni zedeler. Mahkeme huzurunda söylenecek büyük bir yalan da çocuğa karşı söylenecek sözüm ona ufak, tatlı bir yalan da aynı niteliktedir. İkisi de karşımızdakinin bize olan güvenini sarsar, ikisi de şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.</p>
<p>Hani bir gün, Hz. Peygamber zamanında bir kadın çocuğuna sesleniyor &#8220;Gel bak sana ne vereceğim!&#8221; diyor. Hz. Peygamber de &#8220;Ona verecek bir şeyin var mı gerçekten?&#8221; diye soruyor. Kadın da &#8220;Evet Ya Rasulallah&#8221; diyor. ?Eğer verecek bir şeyin olmasaydı yalan söylemiş olacaktın!? diye buyurarak saadet çağının mimarı o &#8220;Emin Resul&#8221; hem çocuk yetiştirmenin, hem de doğru insan olmanın yolunu öğretiyor!</p>
<p>Yalan makinelerine ihtiyaç duyulmayacak kadar dürüst bir toplum olmanın tek ve biricik yolunu anlayıp uygulayabilmek dileğiyle!</p>
<p>Aynur Tutkun<br />
Psikolojik Danışma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

