
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; İnsan İlişkileri</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/yasam/insan-iliskileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 20:47:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Biz mükemmeliz, ya siz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 21:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gamze ALTUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2768</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki durumdan bir hayli farklı insanlar olduk.</p>
<p>Aslında her insan kendisini sevmeli, değer vermeli ve kendisini önemsemeli. Ama bir orta yol bulamıyoruz. Ya kendimizi hiç sevmiyor, beğenmiyor ve yetersiz görüyoruz. Bu yüzden de sesimizi soluğumuzu çıkarmıyoruz. Ya da özgüvenin suyunu çıkarıp kendimizden başkasını önemsemiyoruz. Orta da olan insan da var. Ama sayıları bence daha fazla olması gerekirken daha az.</p>
<p>Zaman içinde çok ciddi değişime uğradığımız gerçek. Annemizle babamız bu konuda en yakın örneklerimiz. Eğer bir başarı elde etiysek, iyi bir davranış sergilediysek bakın görün manzarayı. Anneyle baba paylaşamaz bu başarıyı. Anneye göre bu yönünüzle aynı annenize çekmişsinizdir. Babanıza göre de bu yönünüzle tam da babanız gibisiniz. Yani sen bizim evladımızsın değil sen benim evladımsın.</p>
<p>Ama bakın görün bir başarısızlık durumunda anne ve babanız alıcı değildir. Başarısızlığın alıcısı yoktur. Herkes diğerini suçlar. Başarılardaki payımızın peşinden koşarken, başarısızlık durumunda da başkalarının payının peşine düşeriz. Herkes bir suçlu arar. Bu durumda da tam tersi yaşanır. Anneniz babanıza; babanız da annenize çektiğiniz konusunda kararlıdır.</p>
<p>Geçenlerde Üstün DÖKMEN&#8217; i seyrettim. Çok güzel bir konuya değinmişti. Üstün DÖKMEN diyor ki; biz çocuklarımıza bebekken suçlamayı öğretiyoruz. Yere düştüğünde, masaya çarptığında suçu yere ve masaya atıyoruz. Onların gönlü olsun diye masayı ve yeri dövüyoruz. Halbuki masanın ve yerin ne suçu var? Böyle böyle işliyoruz çocuklarımıza karşımızdakini suçlamayı. Şimdi yeri, masayı suçlayan çocuk ilerde arkadaşını, öğretmenini ve anne babasını suçlayan genç haline geliyor.</p>
<p>Hiç kimse suçunu kabul etmiyor, kendisini mükemmel görüyor. Mevlana&#8217;ya kulak verin ne diyor:<br />
<strong>YÜZDE ISRAR ETME DOKSAN DA OLUR, İNSAN DEDİĞİNDE NOKSAN DA OLUR. BÜYÜKLENME ELDE NELER VAR. BİR BEN VARIM DEME YOKSAN DA OLUR.</strong></p>
<p>Sanırım bu sözü kabullenip, çözüm aramaya başladığımızda çok şeyi değiştirebileceğiz.</p>
<p>Gamze ALTUN<br />
PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE<br />
REHBER ÖĞRETMEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevginin ve İnancın Gücünü Görmek İstermisiniz</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/sevginin-ve-inancin-gucunu-gormek-istermisiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/sevginin-ve-inancin-gucunu-gormek-istermisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Oct 2011 11:38:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Vblog]]></category>
		<category><![CDATA[baba ve oğlun mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[sevginin gücü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2522</guid>
		<description><![CDATA[Herkesin mutlaka izlemesi gereken harika bir hayat mücadelesi&#8230; Umarım bu yazılanları okuyup videoyu da izledikten... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/sevginin-ve-inancin-gucunu-gormek-istermisiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin mutlaka izlemesi gereken harika bir hayat mücadelesi&#8230; Umarım bu yazılanları okuyup videoyu da izledikten sonra bişeylerin değerini anlarsınız&#8230;</p>
<p><strong>ÖNCE METNİ OKUYUN, ardından videoyu seyredin&#8230;</strong></p>
<p><strong>Oğlu babasına sorar :</strong><br />
« Babacığım benimle maraton koşmaya var mısın ? »<br />
Kalp sorunları olmasına karşın baba, yine de<br />
« Evet, varım »<br />
diye yanıtlar.</p>
<p>Ve bir maratonu birlikte tamamladılar.</p>
<p>Baba oğul başka bir çok maratonu daha birlikte koştular.</p>
<p>Baba her seferinde oğlunun yeni bir yarış talebini kabul ediyordu.</p>
<p><strong>Oğlu bir gün babasına</strong><br />
« Baba, birlikte bir Ironman&#8217;e (Triathlon)<br />
koşmaya var mısın benimle ? »<br />
deyince baba bu kez de evet der ve kabul eder.</p>
<p>(Bilmeyenlere anımsatalım ki Ironman dünyanın en zor triathlon yarışıdır ve üç dayanıklılık sınavından oluşur :</p>
<p>Denizde 3, 86 km&#8217;lik yüzme, 180,2 km&#8217;lik bisiklet ve nihayet 42,195 km&#8217;lik bildiğimiz maraton.)</p>
<p>Baba oğul bu zor yarışı biirlikte tamamladılar. Nasıl mı ?</p>
<p>Şimdi, gerçekleri görmek için bu sayfadaki kısa videoyu izleyin:</p>
<p>http://www.godtube.com/view_video.php?viewkey=8cf08faca5dd9ea45513</p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/YMjcMovZxCA" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-4080310628625812";
/* yaziarasi */
google_ad_slot = "3580384370";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/sevginin-ve-inancin-gucunu-gormek-istermisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşler ve Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek İçin Matematiksel Bir Formül</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 09:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile rehberliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışmayı Önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşler Arasındaki Çatışmayı Önlemek için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşler ve Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2115</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kavga ve matematik arasında nasıl bir ilişki vardır?&#8221; diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Matematikte bir kural... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kavga ve matematik arasında nasıl bir ilişki vardır?&#8221; diye sorduğunuzu duyar gibiyim.</p>
<p><strong>Matematikte bir kural vardır: İki sayı birbirine ne kadar yakınsa, çarpımları o kadar büyük olur. Çarpımların küçük olması için sayının birisi küçük olmalıdır</strong>.</p>
<p>Örneğin: 9&#215;8=72 ederken, 9&#215;2=18 eder. Burada esas anlatmak istediğim şey, gerek eşinizle gerekse evlatlarınızla olan sıkıntılarınızda ya da muhtemel bir kavga esnasında tarafların birinin alttan alması, yani şiddetin dozajını küçültmesi.</p>
<p>Şiddetin dozajı şiddet kadar büyükse, yani şiddete yakınsa, matematikte olduğu gibi daha fazla bir çarpım ortaya çıkacak, bu da daha fazla bir şiddete karşılık gelecektir. Oysa şiddetin, öfkenin, kızgınlığın biri büyükse, diğeri küçük olmalı ki sonuç daha küçük olsun. Bu da kavganın ve çatışmanın az bir problemle çözüleceğini gösterecektir. Yani eşimiz &#8220;9&#8243; şiddetinde ise biz &#8220;2&#8243; şiddetinde ona karşılık verirsek, olay az bir hasarla sonuçlanacak tersinde ise malum ortada&#8230; Büyük çarpışmalardan her zaman büyük patlamalar meydana gelir.</p>
<p><strong>ORTAK PAYDA YÖNTEMİ</strong></p>
<p>Aile içi ilişkilerimizde ortak payda yöntemini de unutmamak gerekiyor. Mutlulukta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde, açmazımızda, çıkmazımızda paydalarımız ortak olmalı&#8230; 10:2=5 eder, 20:2=10 eder&#8230; Bu, bize şunu söylemek istiyor aslında: Mutluluğuna ortağım, onu paylaşıyorum. Yarısını benim olarak görüyorum. Sıkıntılarını bölüyorum ve kendi sıkıntım gibi görüyorum. Çözümde, çözümsüzlükte, sıkıntıda, bunalımda, her zaman seninle ortak bir noktada olmak istiyorum. Bu ortaklık birçok problemin de en aza inmesini sağlayacaktır. Matematikten konu açmışken, mail kutuma gelen güzel bir sözü sizle paylaşmak istiyorum. &#8220;Dost dediğin matematiksel olmalı. Sevincini çarpmalı&#8230; Üzüntünü bölmeli&#8230; Geçmişini çıkarmalı&#8230; Yarını toplamalı&#8230; Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı&#8230; Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı&#8230;</p>
<p><strong>New York Rochester Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar ise anne- baba geçimsizliğinin küçük çocukların duygusal durumunu nasıl etkilediğini belirlemek üzere bir araştırma yaptılar.</strong></p>
<p>Bu araştırmada da birbirine karşı &#8220;düşmanca veya kayıtsız&#8221; bir tutum takınan anne- babanın arasındaki etkileşimin çocuklarda duygusal zorluklara yol açma olasılığının yüksek olduğu belirlendi. Uzmanlar büyük tartışmaların, her zaman olmasa da çoğunlukla kapalı kapılar ardında yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Buna karşın anne-babaların mutlaka çocukların önünde yapması gereken bir şey var: Çatışmanın çözüme kavuştuğu sürece, bizzat çocukların şahit olması gerekiyor.</p>
<p>Çocukların anne-baba arasındaki çatışmanın çözümlenmesine tanık olması, hem çatışma çözümleme konusunda onlara model olur, hem de anne-babalarının bazen tartışma yaşasalar da, bunu bir çözüme bağlayacaklarını bilmek çocuğun güven duygusunu artırır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com/">http://www.aktuelegitim.com</a></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21.yy da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Sosyal Paylaşım Sitelerini Kullanım Alışkanlıkları</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-sosyal-paylasim-sitelerini-kullanim-aliskanliklari.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-sosyal-paylasim-sitelerini-kullanim-aliskanliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 08:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji -Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[facebook çocuklara zararları]]></category>
		<category><![CDATA[facebook zararları]]></category>
		<category><![CDATA[facebooktan nasıl uzak dururum]]></category>
		<category><![CDATA[internet kullanım alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Paylaşım Siteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Paylaşım Sitelerinin çocuklara etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Paylaşım Sitelerininin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1872</guid>
		<description><![CDATA[Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından hazırlanan &#8220;Çocukların Sosyal Paylaşım Sitelerini Kullanım Alışkanlıkları&#8221; isimli rapora göre... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-sosyal-paylasim-sitelerini-kullanim-aliskanliklari.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından hazırlanan &#8220;Çocukların Sosyal Paylaşım Sitelerini Kullanım Alışkanlıkları&#8221; isimli rapora göre çocukların yüzde 66&#8242;sı günde en az bir kere sosyal ağları kullanıyor.</p>
<p>Sosyal paylaşım sitelerinde günde ortalama 72 dakika zaman geçiren çocukların yüzde 60&#8242;ı sosyal ağların ders çalışma sürelerine olumsuz etkisi olduğunu itiraf ediyor. Yaklaşık yüzde 25&#8242;i ise arkadaşlarına ve ailelerine daha az zaman ayırdıklarını kabul ediyor. Sosyal ağlara üye olabilmek için en düşük yaş 13 olmasına karşın, 9-12 yaş grubu çocukların da sosyal ağ üyesi olduğu belirtilen raporda, çocukların yaklaşık yüzde 70&#8242;inin günde en az bir kere interneti kullandığına dikkat çekiliyor.</p>
<p>TİB, araştırmasını sosyal paylaşım sitelerinin kullanma alışkanlıklarını ortaya koymak için 9-16 yaş grubunda olan çocuklar üzerinde yaptı. Rapor, Ankara, İzmir ve İstanbul&#8217;da 524 çocukla, yüz yüze görüşülerek tamamlandı. Araştırmaya dâhil edilen çocukların 48,1&#8242;ini kızlar ve yüzde 51,9&#8242;unu erkekler oluşturdu.</p>
<p><strong>Ev adreslerini bile paylaşıyorlar </strong></p>
<p>Araştırmada, çocukların sosyal ağlardaki bazı risklere karşı farkındalıklarının az olması dikkat çekiyor. Çocukların yüzde 50&#8242;si sosyal ağlara kaydolurken karşılaştıkları gizlilik ve kişisel bilgileri korumaya yönelik yönergeyi okumadıklarını ya da anlamadıklarını ifade ediyor. Kişisel bilgilerin sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılmasını yüzde 44&#8242;ü güvenli bulurken yüzde 40&#8242;ı ise güvensiz bulduğunu belirtiyor.</p>
<p>Çocuklar, kimliklerini açığa çıkaracak kişisel bilgileri vermeleri ve fotoğraflarını ekleyerek tamamen tanınır ve ulaşılabilir hale gelmelerini de sağlıyor. Buna göre, sosyal paylaşım sitelerini kullanan çocukların yüzde 25&#8242;i ev adresini, yüzde 29&#8242;u telefon numaralarını, yüzde 51&#8242;i ise aile bireylerinin ismini herkesle paylaşıyor. Ayrıca çocukların yaklaşık yüzde 65&#8242;i tanımadıkları kişileri bir şekilde arkadaş listelerine ekleyebildiklerini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Arkadaşlık ilişkisi </strong></p>
<p><strong>Facebook&#8217;ta yürütülüyor </strong></p>
<p>Araştırmaya göre, sosyal paylaşım sitesi kullanan çocukların yüzde 99&#8242;u Facebook&#8217;u tercih ediyor. Araştırmaya katılan çocukların sayfalarında, ortalama 102 arkadaşı var. Çocukların yüzde 84&#8242;ü şimdiki arkadaşlarıyla iletişim kurmak için sosyal paylaşım sitesini kullandığını belirtiyor. Yüzde 31&#8242;i eski arkadaşlarını bulmak için, yüzde 28&#8242;i ise arkadaşlarının ve diğer kişilerin neler yaptığını öğrenmek için kullandıklarını söylüyor.</p>
<p><strong>Çocuğunuzu izleyin </strong></p>
<p>Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Betül Ulukol, çalışmanın sonuçlarını Bağlantı Noktası&#8217;na değerlendirdi. Sonuçları şaşırtıcı bulmadığını söyleyen Ulukol, &#8220;Eve bilgisayar alırken en baştan çocukla anlaşma yapılmalı. &#8216;Şu saatler arasında internete girilecek&#8217; şeklinde birtakım kurallar konulmalı. Hatta bilgisayarda bulunan programları dahi takip ederek &#8216;bu bilgisayarda yaptığın her işi izliyorum&#8217; hissini çocuğa vermeliler.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Betül Ulukol, çocukların beslenmesini dahi bilgisayar başında yaptığını, hareketsiz kalan çocuklarda obezite riskinin arttığını belirtiyor. Ulukol, &#8220;Çocuklar asosyal oluyorlar. İnternet farklı bir sosyal ortam oluşturuyor fakat bizim tanımladığımız sosyallik tanımı bu değil. 9 yaşındaki çocuğun sanal bir ortamda başka bir çocukla oyun oynaması gerçek anlamda oyun oynadığını göstermiyor. Bahçede oyun oynamalı, futbol gibi o yaşın gerektirdiği ilgi alanlarının olması gerekir.&#8221; şeklinde konuşuyor.</p>
<p>İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren de internet kullanımı konusunda Türkiye&#8217;nin aldığı yolun birçok Avrupa Birliği ülkelerine örnek olduğunu belirtiyor; ancak yapılması gereken daha çok iş olduğunu söylüyor. Araştırma sonuçlarının da bunu ortaya koyduğuna dikkat çeken Özeren, ebeveynlere çocukları sosyal paylaşım sitelerinden nasıl koruması gerektiği konusunda şu uyarıları yapıyor: &#8220;Güvenlik önlemi olarak internetin ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması lazım. Sosyal ağlarda geçirilen vakit mutlaka sınırlandırılmalı. Çocukların davranışları iyi gözlemlenmeli. Ayrıca, Güvenli İnternet Çağrı merkezinin numarası olan 444 5 446&#8242;yı herkes bir kenara not etmelidir.&#8221;</p>
<p>www.zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-sosyal-paylasim-sitelerini-kullanim-aliskanliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Hayatında Sözlü İletişim</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 22:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[dinleme alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1801</guid>
		<description><![CDATA[Sözlü iletişim bilgi ya da düşüncelerin kelimeler yoluyla iletilmesidir. İki kişi veya herhangi büyüklükteki gruplar... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözlü iletişim bilgi ya da düşüncelerin kelimeler yoluyla iletilmesidir. İki kişi veya herhangi büyüklükteki gruplar arasında, her çeşit kuruluşun her seviyesinde gerçekleşebilir. Bir iletişim prensibi olarak algılanmaması ve aslında çok çeşitli yetenekler getirmesi sözlü iletişimin dezavantajlarıdır. Komite toplantıları ve yönetim kurulları büyük bir özen ve ön hazırlık ile organize edilir. Ancak gün boyunca yapılan ve özel bir düzenleme yapılmayan, çoğunlukla plansız ve etkilerine önem verilmeyen karşılıklı konuşmalarda iş hayatında geçer.</p>
<p>Örneğin işe yeni başlayan biri yöneticiye bir haber verecekse, bilgi değişimi bu iki kişi arasında sözlü olarak gerçekleşir. Bunun gibi, bir işçinin depodan bir parça istemesi de sözlü iletişimle gerçekleşir. Eğer bir denetçi veya yönetici gelecek haftaki ana konuyu çalışanlara anlatıyorsa iletişim metodu olarak sözlü kompozisyonu kullanır. Bu yöntem bir yöneticinin yardımcısına yeni bir direktif veya yöntemi anlatması sürecinde de geçerlidir.</p>
<p>Sözlü iletişimin daha resmi şekilleri vardır. Konferanslar, resmi toplantılar, tanıtımlar hatta bir iş yerinde yeni bir proje üzerinde tartışmak gibi telefon da kayda alınamayacak bir sözlü iletişim türü olmasından dolayı, kullanılırken büyük bir özen gerektiren ve iş hayatındaki en önemli sözlü iletişim vasıtalarından biridir.</p>
<h3>SÖZLÜ İLETİŞİMİN PRATİĞE UYGULANMASI</h3>
<p> </p>
<p>Neredeyse her zaman birbirimizle sözlü iletişim kurduğumuz için, bu tür etkileşimin ne kadar karmaşık olabileceğini hiç düşünmeyebiliriz. Bu karmaşık süreç aşağıda özetlenmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>Fikir:</strong> Öncelikle neyi iletmek istediğinizi çok iyi belirleyecek veya gerekten de bir şey iletmek isteyip istemediğimize kara vererek yola çıkmanız gerekmektedir. Örneğin bir futbol karşılaşmasına giderken veya bir yemek sırasında gerçekte gerekli olmayan birçok söz söyleriz ancak bu tavrınız ortama katılma isteğimizin bir ifadesidir. Amaçlı iletişim bu yaklaşımdan oldukça farklıdır. Sözlü iletişimin ilk amacı iş ortamında hangi bilginin iletileceğini veya hangi soruların sorulmak istendiğini bilmektir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Sonuç:</strong> Gerçekleştirmek istenen etki hakkında her zaman net bir fikre sahip olmak gerekir. Bu, bir kişiye, tavanı akan bir odayı kullanmamasını söylemek gibi basit veya yeni bir üretim metodu için danışmanların desteğini almayı önermek gibi daha karmaşık bir fikir olabilir. Her sözlü alışveriş iş ortamına uygun bir kavramdan kaynaklanmalı ve amaçlanan etkiyi yaratabilecek düzende olmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>İfade:</strong> Söyleyeceğiniz ve söyleyince gerçekleştireceğiniz fikir ve sonuç hakkında bir netlik elde ettikten sonra, bunu belirtecek en iyi kelime dizeleri bulunmalıdır. Bu iş söylendiği kadar kolay değildir. Bu bağlamda planlama ve önseziler önemli öğelerdir. Kendiniz dinleyicinin yerine koyarak, değişik ifade tarzlarına nasıl tepki verirdiniz, düşünün. Bu basit yöntem kendinizi sözlü olarak ifade etme kabiliyetinizi geliştirecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Geri İtilim:</strong> Biriyle bir grup insanla konuşurken onların tepkilerini gözlemelisiniz. Bu tepkilere geri itilim denir. Ani bir ifade değişikliği veya jest, keskin bir nefes alış veya sözsüz bir ifade kişilerin diyebileceklerinden çok daha fazlasını ifade edebilir. İnsanların genelde konuşurken hislerini kontrol altında tutma eğilimleri göz önünde tutulduğunda, yüz ifadeleri veya el kol hareketleri konusunda bu kadar hassas olmamaları nedeniyle, geri itilim insan duyguları hakkında çok daha belirgin mesajlar verir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Yanıt:</strong> Bir konuyu gündeme getirdiğinizde, dinleyiciniz genellikle bir tepki verir. Böyle yaparak, iletilecek fikri tanımlar, istenilen sonucu düşünür, fikri açıklayacak en uygun ifadeyi oluşturur ve sizin tepkinizi gözlemler.&#8221;</li>
</ul>
<p>Bundan da anlaşılacağı gibi, sözlü iletişim, alış-veriş sürecinde dikkat ve ondan önce de, özenli bir planlama gerektirir. Bu sürecin işlevinin bilincinde olunmasının yanı sıra, iki önemli noktadan daha bahsetmek gerekir: İlgili kimselerin kişilik özellikleri ve dinleyicinin rolü.</p>
<h3>a)Kişilik</h3>
<p>Sözlü iletişimin en büyük avantajlarından biri insanları yüz yüze ve karşı karşıya getirmesidir. Patron ve işçisi bir rastlantı sonucu bahçe tanzimi veya bir odanın düzenlenmesi konusunda bir müddet sohbet etme olanağı bulurlarsa, güvene dayalı bir ilişki oluşması olasılı ortaya çıkar. Yine de, bunun aksi durumlar da ortaya çıkabilir. Ne yaparsak yapalım, geçinemeyeceğimiz insanlarda olacaktır. Zaman zaman da bizim doğru olarak bildiğimizin tam aksini düşünen ve karşı karşıya gelmek istemeyeceğimiz insanlar olabilir.Bu tür ilişkiler kaçınılmazdır, fakat bunların iyileştirilmesi imkânsız değildir. Sözlü iletişimin hayati önem bulunan temel kuralı, bir iş meselesinde kişisel hoşnutsuzluk duygularından arınmaktır. Meseleleri, karşınızdaki insanın bakış açısından görmeye çalışmak ve o kişinin neden sizin kabul etmekte zorlandığınız tarzda davrandığını belirleyebilmek çözüme yönelik yaklaşımlardır. Eğer bu yaklaşımlar etkili olmazsa, görüşmeyi resmi bir buluşma olarak görmek ve her iki tarafı da sahnede belli bir rolü oynamak zorunda olan iki oyuncu gibi algılamak yararlı olabilir.  Bu yaklaşım sizin meseleyle olarak ilişkinizi önlerken, kızgınlık ve hayal kırıklığı duygularınızı yok eder. Bu yaklaşımı sağlamak kolay değildir fakat tatminkâr bir iş ilişkisini sürdürmenizi sağlaması nedeniyle önemlidir .</p>
<h3>b)Dinleme Alışkanlığı</h3>
<p>Doğru ifade edebilme konusuna bu kadar özen gösterildiğinde en az bunun kadar önemli olan dinleme alışkanlığını unutmak kolaylaşır. Sadece söyleyeceğiniz şeyin önemli olduğunu düşünme tuzağına düşmemelisiniz. Karşınızdaki insan konuşurken, dinleyin; kendi cevabınızı düşünmeksizin, öne sürülen fikirlere konsantre olun.Bunun yapabilmenin çeşitli yolları vardır. Söylenene yoğunlaştığınızı göstereceğinizden, konuşmacıyı dikkatle izleyin. Pencereden dışarıya bakmak, saatinize bakmak veya mektup okumak dinlemediğiniz izlenimini verir. Bütün dikkatinizi konuşmacıda yoğunlaştırmamanız saygısızlık olarak yorumlanacağından iletişimin etkisini azaltır. Konuşmacının teşvik edilmesi de önemlidir. Konuşmacının söylediklerini takip ettiğinizi ifade edebilmek için uygun noktalarda başınızı onun sözlerini tasdikliyormuşcasına sallayın gülümseyin ve &#8220;Evet&#8221; veya &#8220;Anlıyorum&#8221; gibi sözler sarf edin. Ortaya fikir atmanız da çok yararlı olacaktır. &#8220;Fikriniz ne?&#8221; gibi sorular, konuşmacının katılımını ve hevesini arttıracağından, daha yoğun b ir etkileşimi gündeme getirir.Fikri olan insanlar dinlemektense, konuşma konusunda çok daha isteklidirler. Bir fikir alışverişi sürecinde, bütün dikkatinizi insanların söyledikleri, üzerine yoğunlaştırmak ve bu süreçten en çok faydayı elde etmek için elinizden geleni yapmalısınız.    </p>
<p>Kaynakça:</p>
<p>1.Stuart Sillars - İletişim</p>
<p>2.BARLOW Janelle, MOLLER Claus - Her Şikayet Bir Armağandır</p>
<p>Eyüp SARI</p>
<p>PSİKOLOJİK DANIŞMAN</p>
<p><a href="mailto:eyp_pdr@hotmail.com">eyp_pdr@hotmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öfkeyi yenmek için ne yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 23:52:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfke duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[öfkemi nasıl engellerim]]></category>
		<category><![CDATA[öfkemi nasıl kontrol edebilirim]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyle başa çıkma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[Trafikte yolunuz kesildiğinde tepenizden dumanlar çıkıyor mu? Çocuğunuz söylediğinizi yapmadığı zaman kan basıncınız tavan yapıyor... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trafikte yolunuz kesildiğinde tepenizden dumanlar çıkıyor mu? Çocuğunuz söylediğinizi yapmadığı zaman kan basıncınız tavan yapıyor mu? Öfke normal ve hatta sağlıklı bir duygudur; ancak öfkenizle pozitif bir şekilde nasıl başedebilmelisiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız?</p>
<p>Mayo Clinic&#8217;te yer alan etkili öfke yönetimi tavsiyeleri öfkenizi yenme konusunda başarılı olmanıza yardımcı olacak. Ani patlamalarınız, öfkeniz ya da asabiyetiniz ailenizle, arkadaşlarınızla, iş arkadaşlarınız ve hatta yabancılarla ilişkilerinizi olumsuz olarak etkiler. Öfke yönetimi teknikleri, öfkenizi ifade etme şeklinizi değiştirmenize yardım etmede ispatlanmış bir yoldur.</p>
<p>Öfkenizi kontrol etmeye yardımcı 10 tavsiye</p>
<p>1. Bir mola alın. Klişe gibi görünse de, tepki göstermeden önce 10&#8242;a kadar sayma öfkenizi yatıştırabilir.</p>
<p>2. Ortamdan uzaklaşın: Öfkeniz biraz yatışana kadar, sinirlendiğiniz kişiden biraz uzak durun.</p>
<p>3. Biraz sakinleşince, öfkenizi ifade edin. Çatışmacı olmayan bir şekilde öfkenizi ifade etmek sağlıklıdır.</p>
<p>4. Biraz egzersiz yapın. Fiziksel aktivite, duygularınız için bir çıkış noktası sağlıyor. Özellikle, öfkeden patlamak üzereyseniz. Hızlı tempoda bir yürüyüş ya da koşu yapabilir, yüzebilir, ağırlık kaldırabilirsiniz ya da basket atışları yapabilirsiniz.</p>
<p>5. Bir şey söylemeden önce dikkatli düşünün. Aksi halde, pişmanlık duyacağınız bir şey söyleme olasılığınız fazladır. Söylemek istediklerinizi yazmanız faydalı olabilir. Öfkeliyseniz yazarak konudan uzaklaşabilirsiniz.</p>
<p>6. Durumların çözümünü tespit edin. Sizi neyin çıldırttığına odaklanmak yerine, kızgın olduğunuz kişiyle birlikte sorununuza çözüm bulmaya çalışın.</p>
<p>7. Problemi anlatırken &#8220;ben&#8221; sözünü kullanın. Bu karşınızdakini ayıplamak ya da suçlu bulmaktan kurtulmanıza yardım edecektir. Örneğin, &#8220;Ev işlerine yardım etmelisin&#8221; yerine, &#8220;Bu akşam ev işlerine yardım etmediğin için üzüldüm&#8221; ifadesini kullanın.</p>
<p>8. Kin gütmeyin. Eğer diğer kişiyi affederseniz, bu ikiniz için de yararlı olur. Herkesin sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemek gerçekci değildir.</p>
<p>9. Gerilimi, tansiyonu azaltmak için mizahı, dalga geçmeyi deneyin. İğneleyici ve küçümseyici alayı kullanmayın, bu duyguları incitebilir ve her şeyi daha kötü yapabilir.</p>
<p>10. Gevşeme becerileri uygulayın. Gevşeme becerilerini öğrenme ve stresi azaltma öfkenizi kontrol etmeye yardımcı olacaktır. Derin nefes alma, bir gevşeme sahnesini gözünüzde canlandırma ya da sakinleştirici bir sözü tekrar etmeyi deneyebilirsiniz. Diğer öfkeyi hafifletme yolları ise müzik dinlemek, bir gazetede yazı yazmak ya da yoga yapmaktır.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr">http://www.zaman.com.tr</a></p>
<p><a href="http://www.aktuelegitim.com">http://www.aktuelegitim.com</a> da görmek istediğiniz yazıları iletişim yoluyla bize bildirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baba benim yerime sınava girer misin?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/baba-benim-yerime-sinava-girer-misin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/baba-benim-yerime-sinava-girer-misin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1740</guid>
		<description><![CDATA[Sınava girecek öğrencinin ailesi olmak zor iş. Fedakâr, anlayışlı, sabırlı birazda bonkör olmalısın. Yaş özelliklerini... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/baba-benim-yerime-sinava-girer-misin.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sınava girecek öğrencinin ailesi olmak zor iş. Fedakâr, anlayışlı, sabırlı birazda bonkör olmalısın. Yaş özelliklerini daha iyi anlamak için, gelişim psikolojisi, arkadaş ilişkilerini irdelemek için, sosyal psikoloji okumalısın. Yoksa örencinin başarısı, çatıya konan bir güvercin gibidir. Uçar gider.</p>
<p>Sabah işe gitmek için kalkmakla başlar babanın görevi. Sessiz olmalı. Uyandırılmamalı öğrenciyi. O gece geç saatlere kadar çalıştı. Kısık sesle konuşmak, tabağı çatalı yavaşça masaya koymak, ve kapıyı çarpmadan çıkmak durumundasın. Güvercin çatıda haberin olsun.<br />
&#8220;Ergenlik dönemi kaprislerini çekemem&#8221; diyemessin çünkü ortada anlayışa muhtaç bir genç var. Küsmeler, gereksiz çıkışlar, ağlamalar, umutsuzluğa düşmeler daha neler neler. Sabırlı ol lütfen. Evet zor bir durum. Ama çocuğunun motivasyonunu bozmaya hakkın yok.<br />
Bu eğitimin bir de ekonomisi var. En az görüleni ve en çok tutanı cep harçlıkları. Yok demek gibi bir şansın yok. Arkadaşlarına çay ısmarlamalı genç. Dershane veya özel kurs ücretleri standart. Ardından okul servis ücreti. Kaynak kitap parası. Eh artık küçümsenmeyecek bir miktar cebinden çıktı sanırım.</p>
<p>O gün deneme sonuçları alındı. Eve geldin. İçeride Sibirya gibi bir hava var. Anne konuşmadan deneme sonuçlarını sana veriyor. Eliyle &#8221;odada&#8221; olduğunu işaret ediyor. Deneme sonuçları şimdilik rezalet. Hadi! yere düşen yavrunu kaldırma zamanı &#8220;Canın sağ olsun kızım. Daha önünde çok denemen var. Yükselteceğine eminim. Hem biz senin çok başarılı bir öğrenci olduğunu biliyoruz&#8221;. Sonrası, tebessüm ve sarılma sahnesi.<br />
Zaman hızla aktı ve sınavdan önceki gün geldi. Evde olağanüstü hal var. Evin küçük kardeşi abluka altında. Sınava girecek kızımızın dokunulmazlığı genişletildi. Hiç kimse sınav kahramanına karşı olumsuz bir tavır takınamaz; küçük kardeş dahi. Aksi durum suç sayılır. Mahkeme kurulmadan ceza verilebilir. &#8220;Öğrencinin canı sıkılmış, birlikte alışveriş merkezine gitmek gerek. Kafayı biraz dağıtsın.<br />
Sevgili anne! elbisesinden çorabına her şey hazır olmalı. Yoksa sınav günü stres yapar haberin olsun. Yukarıdan gürültü geliyor. Komşunun yaramaz miniği yine koridorlarda at koşturuyor. Uyarılmaz ise öğrencimiz uyku problemi yaşayabilir. Sınav kahramanı uykusuz kalmasın. Tebessümle yatağa uğurla. Öğrenci yarım saat uyuyamadı. Bu uyku problemine çözüm ara.&#8221;Hadi yat kızım mutlaka uykun gelir. Sağa dön sola dön&#8230;&#8221; gibi telkinleri sırala.<br />
Sabah oldu olağanüstü hal hala devam ediyor. Bu gün en özel gün. Yüksek performans günü. Herkes hazırol&#8217;a geçsin.&#8221;Anne, sen çabuk kahvaltıyı hazırla. Küçük kardeş, doğruca bakkala. Taze ekmek almaya. Baba, sen de sınava giriş evraklarını tekrar kontrol et.&#8221; Oh işte&#8230; Dışarıda yağmur var, kasvete kapılmasın diye moral ver. &#8220;Bu gün çok güzel bir gün. Adeta bayram havası var canım!&#8221;</p>
<p>Baba! karşılama, uğurlama, götürme, bekleme komitelerinin listesini kontrol et. Tekrar haberdar et. Dayıyı ara, teyzeyi ara, dedeyi ara, komşuyu ara, hemşerini ara. Bir kaç eski arkadaşı da bul. Oh ne güzel düğün konvoyu oluştu.<br />
Evden çık. Hadi evrakları kaybetmeden dışarıda bekleyen komitenin yanına var. Komite oldukça heyecanlı. Mutlular, tebessüm ediyorlar. Sınav öğrencisine moral veriyorlar.&#8221;Hadi hadi her şey çok kolay olacak&#8221; diyorlar. Sonra arabaya binip sınav yerine yolculuk başlıyor.<br />
Her öğrenciye beş velinin düştüğü okul bahçesine var. Çocuğun içerde sorularla baş başa diye sen bahçede mide krampları geçir. Babasın çünkü. Evladın için attığın ve atacağın her adım anlamlı. her adım güzel. Keşke sen girseydin be baba!<br />
Şu çektiğin sıkıntı çok daha az olurdu. Oğlun içeride sen dışarıda sınavdasın. Ama kutlarım gösterdiğin fedakârlık ve sabırla sen sınavını kazandın. Darısı evladının başına.</p>
<p>Evet biraz abartılı. Sanırım anlatmak istediğimi anladın.<br />
Kadir AKEL<br />
&#8220;Yazık Sınav Canavarı Olmuşsun&#8221; kitabının yazarı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/baba-benim-yerime-sinava-girer-misin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden iyilik yaparız?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/neden-iyilik-yapariz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/neden-iyilik-yapariz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 17:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1719</guid>
		<description><![CDATA[Hiç sorguladık mı kendimizi, neden iyilik yaparız? Akrabaya, arkadaşa, eşe-dosta, fakire, muhtaca neden ikramda bulunuruz?... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/neden-iyilik-yapariz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç sorguladık mı kendimizi, neden iyilik yaparız? Akrabaya, arkadaşa, eşe-dosta, fakire, muhtaca neden ikramda bulunuruz? Renkli peçeteli, ihtişamlı, çeşit çeşit ikramlı sofralar neden hazırlarız? Neden ihtiyaç anında tatlı uykumuzu ya da işimizi-gücümüzü bırakıp yardıma koşarız?<br />
Zihnimizin bir köşesinde &#8220;bir gün o da bize&#8230;&#8221; anlayışı, &#8220;&#8230; desinler&#8221; düşüncesi, &#8220;el-alem ne der&#8221; kuruntusu, &#8220;&#8230;yapmadan içim rahat etmez&#8221; takıntısı, &#8220;ne iyi insan olduğumuzu&#8221; ispatlama telaşı yoksa da iyilik yapmamızın bir sebebi vardır mutlaka değil mi?</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İyilik, atalarımızın hayatta kalmak için verdiği mücadelenin neticesinde ortaya çıkan bir kavrammış! İlkel hayattayken insanın tek mücadelesi av bulup karnını doyurarak hayatta kalmakmış. Avını bulan insan onu sadece kendi ailesiyle ve yakınlarıyla paylaştığı için av bulamamış diğer grupların tehdidi altında oluyormuş. Bazen onların saldırısına uğruyor ölümle sonuçlanan kavgalar oluyormuş. Buna bir çözüm olarak insan aklını kullanıp elindekinden biraz da ötekilerine vermenin hayatta kalma mücadelesine katkı sağlayacağını düşünmüş. Paylaştığında hem hayatta kalabiliyor hem de kendisinin de av bulamayacağı diğer günler için ötekilerine örnek olarak hayatta kalma mücadelesine katkıda bulunuyormuş. İşte &#8220;iyilik&#8221; dediğimiz kavram bencil insanın hayatta kalma savaşının yüz binlerce yıllık mirasıymış.</p>
<p>Bu açıklama nasıl geliyor kulağımıza? Belki önce gülüyoruz ama biraz düşününce &#8220;doğruluk payı olabilir&#8221; diyoruz. Fakat zenginin malından muhtaçlara vermesi sosyal anlamda böyle bir katkı da doğuruyor olsa da iyilik yaparken &#8220;yapayım ki ondan bana zarar gelmesin&#8221; mantığıyla hareket eden kaç insan vardır acaba?</p>
<p>İnsan zarar gelmesin diye ya da karşılığını bulmak gibi bir beklentisi yoksa başka neden iyilik yapar ki? Malından, zamanından, enerjisinden, canından niçin fedakârlıkta bulunur ki?</p>
<p>&#8220;Kendimizi iyi hissettiğimiz için&#8221; iyilik yapmamız, kişisel gelişimcilerin bakış açısıyla biraz daha ruhi boyut katarak olayı açıklasa da bu da gerçek bir açıklama olmasa gerektir. Zira bazen öyle anlar ya da öyle kişiler vardır ki bir başka boyut düşünmeksizin insanın kendisini iyi hissetmesi imkânsızdır. Felçli bir hastanın altını temizlemek kişisel gelişim adına nasıl bize kendimizi iyi hissettirebilir ki? Ya da diyelim ki hissettirdi bu ne kadar böyle sürer? Adam öldürerek, hırsızlık yaparak (vb) kendini iyi hisseden bir insan için de iyilik yaparak kendini iyi hissetmek gibi bir durum söz konusu mudur acaba?</p>
<p>Neden iyilik yaptığımızın başka bir açıklaması olmalıdır mutlaka.</p>
<p>&#8230;..</p>
<p>Gerçekte iyilik Allah için yapılır/yapılmalıdır! Böyle olduğunda ilk üç açıklamayı da kapsayan bir netice zaten olacaktır.<br />
Fakat iyiliğin Allah için olması zordur. Çocuklarımıza yaptıklarımız için &#8220;bir gün o da bize yapacak&#8221; diyorsak, eşe dosta ikramda ya da herhangi bir yardımda bulunurken &#8220;o da bize yapmıştı&#8221; diye kendi içimizde bir yarışa giriyorsak, &#8220;ne iyi insan olduğumuzu!&#8221; ispatlama telaşındaysak, &#8220;el-âlemin ağzına kötü sakız olmaktansa iyi sakız olma&#8221; felsefesindeysek, &#8220;yapmadan içim rahat etmez ama&#8221; gibi bir mantıkla takıntılarımızın esiriysek yaptığımız iyilikler Allah için olma özelliğinden çok uzaktır. Cenneti kazanma arzusuyla yapıyorsak o dahi Allah için olma özelliğinden çok olmasa da uzaktır! İyiliğin Allah için olması gerçekten zordur!</p>
<p>Hz. Ali bir gece bir miktar arpa karşılığında bir hurmalığı sulamıştı. Sabah olup da ücreti olan arpayı alınca eve geldi, üçte birini öğütüp ondan &#8220;hazîra&#8221; dedikleri bir yemek yaptılar. Ye-mek pişince bir yoksul geldi ve yemek istedi de pişen yemeği ona verdiler. Son¬ra ikinci üçte biri öğütüp yemek yaptılar. Bu yemek pişince bu sefer de bir ye¬tim gelip bir şeyler istedi. Bu yemeği de o yetime verdiler ve kalan son üçte biri öğütüp ondan yemek yaptılar. Bu yemek pişince bu sefer müşriklerden bir esir geldi ve bir şeyler istedi. Son yemeklerini de ona verdiler ve o günü aç olarak geçirdiler. (esbabi nuzul Bedreddin Çetiner). Ve haklarında şu ayetin inmesine sebep olacak bir davranış sergilemiş oldular;<br />
&#8220;Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. &#8220;Biz size, ancak Allah&#8217;ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür.&#8221; derler&#8221; (İnsan Suresi, 8-9)<br />
Gerçekte iyiliğin neden yapılması gerektiğini açıklayan bu ilahi beyanı düşündüğümüzde Allah için yaptığımızı sandığımız iyilikler ne kadar yakınmış O&#8217;nun rızasına&#8230; Yaptığımız iyilikleri unutmayarak en azından bir teşekkür ya da vefa bekleriz değil mi? &#8220;İyilik yap at denize; balık bilmezse Halik bilir!&#8221; anlayışına sahip olabilmek gerçekten zordur fakat imkânsız değil!</p>
<p>&#8220;Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.&#8221; (Bakara Suresi, 262) ayeti kerimesinin bize ilham ettiği Allah için yaptığımızı iddia ettiğimiz iyiliklerin; &#8220;eziyet vermeyen, can acıtmayan, yüreğe taş gibi oturmayan&#8221; iyilikler olmasıdır. Yani sağ elinin yaptığını sol elinin bilmeyeceği kadar çabuk unutulan cinsten iyilikler olması.<br />
İyilik Allah için yapılmıyorsa aslında o iyilik değildir. Sadece kendini tatmindir ya da maddi &#8211; manevi bir karşılık bulma arayışıdır. Fakat ne niyetle yapılırsa yapılsın şu dünyada iyilik her halükarda güzeldir. Lakin iki dünyamızın da güzel olabilmesi için iyiliğin Allah için olması gerekir vesselam.</p>
<p>Aynur Tutkun</p>
<p>Psikolojik Danışman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/neden-iyilik-yapariz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalanın tatlısı olur mu?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 15:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalan makinası]]></category>
		<category><![CDATA[yalan söyleği nasıl anlaşılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1698</guid>
		<description><![CDATA[Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için yalancıyı ortaya çıkarmak maksadıyla çeşitli yöntemler kullanmışlardır.</p>
<p>Mesela, Hindistan?da yalan söyleyen kişiyi belirlemenin gözde yöntemlerinden biri &#8216;eşek kuyruğu&#8217; yöntemiymiş. Şüpheliler karanlık bir kulübeye gönderilir ve kendilerinden içeride bulunan eşeğin kuyruğunu tutmaları istenirmiş. Hayvanın kuyruğunun isle kaplandığını ise söylemezlermiş. İçeriden çıktığında elinde is olmayan kişinin suçlu olduğuna hükmedilirmiş.</p>
<p>Çin&#8217;de uygulanan yöntemde ise kendisinden kuşkulanılan kişinin ağzına bir avuç pirinç koyulurmuş. Endişeliyken tükürük salgısının durduğu düşünüldüğünden, karşısındaki kişinin konuşmasının sonunda kuşkulunun ağzındaki pirinçler hala kuruysa, bu onun suçlu olduğunun bir göstergesi sayılırmış.</p>
<p>1892 yılında James Mackenzie, ilk klinik poligrafı diğer bir deyişle &#8220;yalan makinesini&#8221; yapana kadar ise gerçeğin yalandan ayırt edilmesi için hiçbir alet yapılmamış. O günden bu güne hantal yapılarından kurtularak değişen, gelişen ve ebat olarak çok küçülen dijital yalan makinesini ve onun güvenirliliğini sorgulamaktan ziyade bu yazıdaki maksadımız insanlığın dürüstlüğe olan ihtiyacını keşfetmektir.</p>
<p>&#8220;Her şey zıddıyla kaimdir&#8221; sözünün tecellisidir, insanlık yaratılalı beri yalanın var oluşu yeryüzünde. Genelde sevilmemekle, hoş görülmemekle beraber &#8220;tatlısı&#8221;, &#8220;beyazı&#8221;, &#8220;pembesi&#8221; hoş görülür olmuştur bazı zamanlarda ve bazı toplumlarda.</p>
<p>İnsan karşısındakini kandırmak, ondan gerçeği saklamak için ya da farkında olmayarak kendi kendini kandırmak ve avutmak için yalana, yalan düşüncelere ya da bir başka tabirle aldatmacalara başvurabilir. Gerçekte her ikisi de bir kişilik, şahsiyet ve ahlak yozlaşmasıdır.</p>
<p>&#8220;Fotoğraf makinen, mikserin, radyon, mp3 çaların var mı, ödünç alabilir miyim?&#8221; diyen birine vermek istemediğimiz için ?yok!? diyerek cevap vermek karşımızdakini kandırmanın bir yolu olmakla beraber, aslında kendimizdeki şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.<br />
Farkında olmadığımız yalanlarımıza, kendi kendimizi kandırmalarımıza gelince? Bunlardan çoğu zaman bırakın başkalarını kendimiz bile haberdar değilizdir. Öğrenciysek ders çalışmadığımız, derslerimizi ciddiye almadığımız zamanlar, çalışıyorsak işimizi elimizden geldiğince iyi yapmadığımız zamanlar, anne/baba isek evladımız için maddi/manevi yapmamız gerekenleri umursamadığımız zamanlar, eşimize, anne babamıza, akrabamıza, komşumuza hak ettiği ilgi ve alakayı vermediğimiz zamanlar &#8220;iyi yaptığımızı? düşünerek ya da &#8220;ne kadar kötü yaptığımızı&#8221; düşünmeyerek aslında kendi kendimizi kandırmış, kendi kendimize yalan söylemiş, başka bir değişle hem kendimize hem de karşımızdakine dürüst davranmamış oluruz. Tüm bunlar kendi kendimizi nasıl kandırdığımızın, kendimize nasıl yalan söylediğimizin örnekleridir.</p>
<p>Yalan her şeyden önemlisi insanın kendi kendisine olan güvenini bitirir, kendisini kötü ve değersiz hissettirir, basitleştirir. Ki başkalarının bizi nasıl hissettiğinden ziyade bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz daha önemlidir. Çünkü başkalarının bize karşı olan negatif hislerinden etkilenmemenin bir yolu da kendimize karşı olan pozitif duygularımızdan emin olmamızdır.</p>
<p>&#8220;Tatlı, beyaz, pembe&#8221; yalanlara gelince? onlar da kendimize olan güvenimizi ve başkalarının bize olan güvenlerini sarsacak kadar tehlikelidirler. Çünkü yalanın küçüğünü söyleyenin büyüğünü söylemeyeceğinden nasıl emin olunabilinir ki?! Bu tür yalanlar insanda alışkanlık yapmaz mı? Nitekim ?Mümin şaka da olsa yalan söylemez? hadisi, ?harama götüren yollar da haramdır? gerçeği bu fikri doğrular niteliktedir.<br />
Yalanın küçüğü, tatlısı, beyazı, pembesi olamaz. Çünkü hepsi ?güven? konusunda aynı neticeyi verir; güveni zedeler. Mahkeme huzurunda söylenecek büyük bir yalan da çocuğa karşı söylenecek sözüm ona ufak, tatlı bir yalan da aynı niteliktedir. İkisi de karşımızdakinin bize olan güvenini sarsar, ikisi de şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.</p>
<p>Hani bir gün, Hz. Peygamber zamanında bir kadın çocuğuna sesleniyor &#8220;Gel bak sana ne vereceğim!&#8221; diyor. Hz. Peygamber de &#8220;Ona verecek bir şeyin var mı gerçekten?&#8221; diye soruyor. Kadın da &#8220;Evet Ya Rasulallah&#8221; diyor. ?Eğer verecek bir şeyin olmasaydı yalan söylemiş olacaktın!? diye buyurarak saadet çağının mimarı o &#8220;Emin Resul&#8221; hem çocuk yetiştirmenin, hem de doğru insan olmanın yolunu öğretiyor!</p>
<p>Yalan makinelerine ihtiyaç duyulmayacak kadar dürüst bir toplum olmanın tek ve biricik yolunu anlayıp uygulayabilmek dileğiyle!</p>
<p>Aynur Tutkun<br />
Psikolojik Danışma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Umudu ve mutluluğu tükenen dostlara</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 18:58:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1540</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar zamanı nasıl da sürükler değil mi? Alır götürür yanından. Daha dünkü çocuk kocaman bir... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar zamanı nasıl da sürükler değil mi? Alır götürür yanından. Daha dünkü çocuk kocaman bir genç olarak çıkıverir karşına. Bu günün genci onlarca yıl sonra yeni bir ihtiyar olur. Ellerinde ve yüzlerinde çizgilerle genç bir ihtiyar olur.</p>
<p>Beden içinde sakladığın yürek, bir yangın selinde çırpınır durur. Hep hayallerin arkasında koşuşturup yorulur. Biri biter. Yenisi gelir. Hep böyle devam eder yaşam. Kuyunun içinde bağlı olsan da, yukarıdan sular dolsa da hep bir çırpınışın vardır bu dünyada. Yaşamak. Ne acı bir imtihandır yaşamak. En acısı da imtihanla yaşamak.</p>
<p>Hani dün çocukken yatağında hasta yatıyordun ya. Annen başucunda ıslattığı bezle ateşini alıyordu.  Ve sen bilmediğin bir mücadelenin içindeydin. Çocuk bedeninle direnirken bile iyileşip oyuncağına kavuşmanın sabırsız bekleyişi vardı içinde. Hani sokağınızdaki boş arsada bir maçlık bir bir kalabalık toplanmıştı. Gol kralı olabilmenin hayali ile vurmuştun top&#8217;a. Aynı yerde yarın ki buluşmanın hayalini kurmuştun. Büyüdün. Herkesi büyük görmeyecek kadar büyüdün.</p>
<p>Yaşamın en güzel sahneleri içindesin şu an. İçini karartmasın gördüğün, duyduğun karamsarlık bombardımanı. Kendini megaloman dizilerin batağında kaybetme lütfen. Kendini umutsuz, basit şarkıların sözlerinde kaybetme. Örnek al. Model al. Ama kendini unutma. Dikkatli bakarsan pencerene konan güvercini göreceksin. Bulutlar kadar beyaz kanatlarında dünyayı gezeceksin daha. Bir yıldız parlatacak gecenin kasvetli karanlığını. Ve sen bütün varlığınla bağıracaksın. &#8220;Ben buradayım&#8221; diye . Sesini önce sen duymalısın. Başkası duymasa da olur diyeceksin. Senin varlığın değil mi başkasını var eden. Senin varlığın değil mi başkasını gören. Önce sen. Bencillikten öte varlığın sembolü sen.</p>
<p>Bu gün sular kesik. Sokağımızda kavga var. Birileri ekmek kazanma davasını kaybetmek üzere. Birleri yanan parlak ışıklar altında karanlığı yaşıyor. Ve sen bunları fark etmiyorsun. Sadece sen sanıyorsun en acısını çekeni. Sadece sen sanıyorsun kuyunun içinde elleri bağlı olanı. Kazanıyorsun ama tadını alamıyorsun. Aldığın ekmeğin, açken koktuğu gibi kokmuyor. Komşunun selamı çok içten gelmiyor. Çünkü sen basit bir su çukurunu kuyu zannediyorsun. Sen büyüttükçe oda büyüyor. Hem de en derininden bir kuyu oluyor. Ve sen bir bardağın içinde boğuluyorsun.</p>
<p>Bilmiyorsun elle tutamamanın acısını. Bilmiyorsun mis gibi kokan çiçeği görememeyi. Bilmiyorsun ömür boyu koşamamayı. Hani bir bahar sabahında kır çiçeklerinin sarıp sarmaladığı bir tepeye çıkmıştın. Gökyüzünün yemyeşil vadiye uzanıp yattığını görmüştün. Burun direklerin papatya kokusundan sızlamıştı hani. İki çocuk önünden rengârenk uçurmalarla geçmişti. Sen uçurtmalara bakarken yağmur yağmıştı.</p>
<p>Nasıl dersin şansız olduğunu, ellerin, ayakların, gözlerin varken. Düşünen ve şu an beni anlayan bir aklın varken. Nasıl dersin şanssızım diye. Gelecek denilen bilinmezi görmeden. Şanlısın görmediğin kadar. Şanslısın bilmediğin kadar.</p>
<p>Senin ellerinle zincire vurduğun imkanların O?nda yok. Senin isyankar olduğun şartların asla olamadı onda. Olamayacak da.  Oysa senin gibiydi. Bir gecenin  sessizliğinde bankta otururken yoldan çıkan bir araba aldı götürdü her şeyini. Gözlerini, ellerini ve ayaklarını. Çevresinde kalmadı bir tane dostu. Kahır çekmek istemedi dostum dedikleri. Ölmeyi asla düşünmedi. Onu uçurumun kenarına iten gelgitleri görmedi. Çünkü yaşamak istiyordu. Her şeyi bitiren planı asla kurulmadı. Yaşamı hissetmek  güzeldi her şeye rağmen. Mahrum olsa da güzeldi can taşımak.  Geriye bitmeyen bir şey kaldı onda. Senin hiç kıymetini bilmediğin ve hep görmezden geldiğin;  umut. Çünkü onurlu bir mücadele vardı ortada ve bu mücadele umutsuz verilmiyordu.</p>
<p><strong>&#8220;Yazık</strong> sınav canavarı olmuşsun kitabının yazarından&#8221;                                                Kadir AKEL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/umudu-ve-mutlulugu-tukenen-dostlara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

