
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; İletişim</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/yasam/iletisim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 09:39:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Biz mükemmeliz, ya siz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 21:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gamze ALTUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2768</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki durumdan bir hayli farklı insanlar olduk.</p>
<p>Aslında her insan kendisini sevmeli, değer vermeli ve kendisini önemsemeli. Ama bir orta yol bulamıyoruz. Ya kendimizi hiç sevmiyor, beğenmiyor ve yetersiz görüyoruz. Bu yüzden de sesimizi soluğumuzu çıkarmıyoruz. Ya da özgüvenin suyunu çıkarıp kendimizden başkasını önemsemiyoruz. Orta da olan insan da var. Ama sayıları bence daha fazla olması gerekirken daha az.</p>
<p>Zaman içinde çok ciddi değişime uğradığımız gerçek. Annemizle babamız bu konuda en yakın örneklerimiz. Eğer bir başarı elde etiysek, iyi bir davranış sergilediysek bakın görün manzarayı. Anneyle baba paylaşamaz bu başarıyı. Anneye göre bu yönünüzle aynı annenize çekmişsinizdir. Babanıza göre de bu yönünüzle tam da babanız gibisiniz. Yani sen bizim evladımızsın değil sen benim evladımsın.</p>
<p>Ama bakın görün bir başarısızlık durumunda anne ve babanız alıcı değildir. Başarısızlığın alıcısı yoktur. Herkes diğerini suçlar. Başarılardaki payımızın peşinden koşarken, başarısızlık durumunda da başkalarının payının peşine düşeriz. Herkes bir suçlu arar. Bu durumda da tam tersi yaşanır. Anneniz babanıza; babanız da annenize çektiğiniz konusunda kararlıdır.</p>
<p>Geçenlerde Üstün DÖKMEN&#8217; i seyrettim. Çok güzel bir konuya değinmişti. Üstün DÖKMEN diyor ki; biz çocuklarımıza bebekken suçlamayı öğretiyoruz. Yere düştüğünde, masaya çarptığında suçu yere ve masaya atıyoruz. Onların gönlü olsun diye masayı ve yeri dövüyoruz. Halbuki masanın ve yerin ne suçu var? Böyle böyle işliyoruz çocuklarımıza karşımızdakini suçlamayı. Şimdi yeri, masayı suçlayan çocuk ilerde arkadaşını, öğretmenini ve anne babasını suçlayan genç haline geliyor.</p>
<p>Hiç kimse suçunu kabul etmiyor, kendisini mükemmel görüyor. Mevlana&#8217;ya kulak verin ne diyor:<br />
<strong>YÜZDE ISRAR ETME DOKSAN DA OLUR, İNSAN DEDİĞİNDE NOKSAN DA OLUR. BÜYÜKLENME ELDE NELER VAR. BİR BEN VARIM DEME YOKSAN DA OLUR.</strong></p>
<p>Sanırım bu sözü kabullenip, çözüm aramaya başladığımızda çok şeyi değiştirebileceğiz.</p>
<p>Gamze ALTUN<br />
PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE<br />
REHBER ÖĞRETMEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Hayatında Sözlü İletişim</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 22:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[dinleme alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1801</guid>
		<description><![CDATA[Sözlü iletişim bilgi ya da düşüncelerin kelimeler yoluyla iletilmesidir. İki kişi veya herhangi büyüklükteki gruplar... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözlü iletişim bilgi ya da düşüncelerin kelimeler yoluyla iletilmesidir. İki kişi veya herhangi büyüklükteki gruplar arasında, her çeşit kuruluşun her seviyesinde gerçekleşebilir. Bir iletişim prensibi olarak algılanmaması ve aslında çok çeşitli yetenekler getirmesi sözlü iletişimin dezavantajlarıdır. Komite toplantıları ve yönetim kurulları büyük bir özen ve ön hazırlık ile organize edilir. Ancak gün boyunca yapılan ve özel bir düzenleme yapılmayan, çoğunlukla plansız ve etkilerine önem verilmeyen karşılıklı konuşmalarda iş hayatında geçer.</p>
<p>Örneğin işe yeni başlayan biri yöneticiye bir haber verecekse, bilgi değişimi bu iki kişi arasında sözlü olarak gerçekleşir. Bunun gibi, bir işçinin depodan bir parça istemesi de sözlü iletişimle gerçekleşir. Eğer bir denetçi veya yönetici gelecek haftaki ana konuyu çalışanlara anlatıyorsa iletişim metodu olarak sözlü kompozisyonu kullanır. Bu yöntem bir yöneticinin yardımcısına yeni bir direktif veya yöntemi anlatması sürecinde de geçerlidir.</p>
<p>Sözlü iletişimin daha resmi şekilleri vardır. Konferanslar, resmi toplantılar, tanıtımlar hatta bir iş yerinde yeni bir proje üzerinde tartışmak gibi telefon da kayda alınamayacak bir sözlü iletişim türü olmasından dolayı, kullanılırken büyük bir özen gerektiren ve iş hayatındaki en önemli sözlü iletişim vasıtalarından biridir.</p>
<h3>SÖZLÜ İLETİŞİMİN PRATİĞE UYGULANMASI</h3>
<p> </p>
<p>Neredeyse her zaman birbirimizle sözlü iletişim kurduğumuz için, bu tür etkileşimin ne kadar karmaşık olabileceğini hiç düşünmeyebiliriz. Bu karmaşık süreç aşağıda özetlenmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>Fikir:</strong> Öncelikle neyi iletmek istediğinizi çok iyi belirleyecek veya gerekten de bir şey iletmek isteyip istemediğimize kara vererek yola çıkmanız gerekmektedir. Örneğin bir futbol karşılaşmasına giderken veya bir yemek sırasında gerçekte gerekli olmayan birçok söz söyleriz ancak bu tavrınız ortama katılma isteğimizin bir ifadesidir. Amaçlı iletişim bu yaklaşımdan oldukça farklıdır. Sözlü iletişimin ilk amacı iş ortamında hangi bilginin iletileceğini veya hangi soruların sorulmak istendiğini bilmektir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Sonuç:</strong> Gerçekleştirmek istenen etki hakkında her zaman net bir fikre sahip olmak gerekir. Bu, bir kişiye, tavanı akan bir odayı kullanmamasını söylemek gibi basit veya yeni bir üretim metodu için danışmanların desteğini almayı önermek gibi daha karmaşık bir fikir olabilir. Her sözlü alışveriş iş ortamına uygun bir kavramdan kaynaklanmalı ve amaçlanan etkiyi yaratabilecek düzende olmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>İfade:</strong> Söyleyeceğiniz ve söyleyince gerçekleştireceğiniz fikir ve sonuç hakkında bir netlik elde ettikten sonra, bunu belirtecek en iyi kelime dizeleri bulunmalıdır. Bu iş söylendiği kadar kolay değildir. Bu bağlamda planlama ve önseziler önemli öğelerdir. Kendiniz dinleyicinin yerine koyarak, değişik ifade tarzlarına nasıl tepki verirdiniz, düşünün. Bu basit yöntem kendinizi sözlü olarak ifade etme kabiliyetinizi geliştirecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Geri İtilim:</strong> Biriyle bir grup insanla konuşurken onların tepkilerini gözlemelisiniz. Bu tepkilere geri itilim denir. Ani bir ifade değişikliği veya jest, keskin bir nefes alış veya sözsüz bir ifade kişilerin diyebileceklerinden çok daha fazlasını ifade edebilir. İnsanların genelde konuşurken hislerini kontrol altında tutma eğilimleri göz önünde tutulduğunda, yüz ifadeleri veya el kol hareketleri konusunda bu kadar hassas olmamaları nedeniyle, geri itilim insan duyguları hakkında çok daha belirgin mesajlar verir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Yanıt:</strong> Bir konuyu gündeme getirdiğinizde, dinleyiciniz genellikle bir tepki verir. Böyle yaparak, iletilecek fikri tanımlar, istenilen sonucu düşünür, fikri açıklayacak en uygun ifadeyi oluşturur ve sizin tepkinizi gözlemler.&#8221;</li>
</ul>
<p>Bundan da anlaşılacağı gibi, sözlü iletişim, alış-veriş sürecinde dikkat ve ondan önce de, özenli bir planlama gerektirir. Bu sürecin işlevinin bilincinde olunmasının yanı sıra, iki önemli noktadan daha bahsetmek gerekir: İlgili kimselerin kişilik özellikleri ve dinleyicinin rolü.</p>
<h3>a)Kişilik</h3>
<p>Sözlü iletişimin en büyük avantajlarından biri insanları yüz yüze ve karşı karşıya getirmesidir. Patron ve işçisi bir rastlantı sonucu bahçe tanzimi veya bir odanın düzenlenmesi konusunda bir müddet sohbet etme olanağı bulurlarsa, güvene dayalı bir ilişki oluşması olasılı ortaya çıkar. Yine de, bunun aksi durumlar da ortaya çıkabilir. Ne yaparsak yapalım, geçinemeyeceğimiz insanlarda olacaktır. Zaman zaman da bizim doğru olarak bildiğimizin tam aksini düşünen ve karşı karşıya gelmek istemeyeceğimiz insanlar olabilir.Bu tür ilişkiler kaçınılmazdır, fakat bunların iyileştirilmesi imkânsız değildir. Sözlü iletişimin hayati önem bulunan temel kuralı, bir iş meselesinde kişisel hoşnutsuzluk duygularından arınmaktır. Meseleleri, karşınızdaki insanın bakış açısından görmeye çalışmak ve o kişinin neden sizin kabul etmekte zorlandığınız tarzda davrandığını belirleyebilmek çözüme yönelik yaklaşımlardır. Eğer bu yaklaşımlar etkili olmazsa, görüşmeyi resmi bir buluşma olarak görmek ve her iki tarafı da sahnede belli bir rolü oynamak zorunda olan iki oyuncu gibi algılamak yararlı olabilir.  Bu yaklaşım sizin meseleyle olarak ilişkinizi önlerken, kızgınlık ve hayal kırıklığı duygularınızı yok eder. Bu yaklaşımı sağlamak kolay değildir fakat tatminkâr bir iş ilişkisini sürdürmenizi sağlaması nedeniyle önemlidir .</p>
<h3>b)Dinleme Alışkanlığı</h3>
<p>Doğru ifade edebilme konusuna bu kadar özen gösterildiğinde en az bunun kadar önemli olan dinleme alışkanlığını unutmak kolaylaşır. Sadece söyleyeceğiniz şeyin önemli olduğunu düşünme tuzağına düşmemelisiniz. Karşınızdaki insan konuşurken, dinleyin; kendi cevabınızı düşünmeksizin, öne sürülen fikirlere konsantre olun.Bunun yapabilmenin çeşitli yolları vardır. Söylenene yoğunlaştığınızı göstereceğinizden, konuşmacıyı dikkatle izleyin. Pencereden dışarıya bakmak, saatinize bakmak veya mektup okumak dinlemediğiniz izlenimini verir. Bütün dikkatinizi konuşmacıda yoğunlaştırmamanız saygısızlık olarak yorumlanacağından iletişimin etkisini azaltır. Konuşmacının teşvik edilmesi de önemlidir. Konuşmacının söylediklerini takip ettiğinizi ifade edebilmek için uygun noktalarda başınızı onun sözlerini tasdikliyormuşcasına sallayın gülümseyin ve &#8220;Evet&#8221; veya &#8220;Anlıyorum&#8221; gibi sözler sarf edin. Ortaya fikir atmanız da çok yararlı olacaktır. &#8220;Fikriniz ne?&#8221; gibi sorular, konuşmacının katılımını ve hevesini arttıracağından, daha yoğun b ir etkileşimi gündeme getirir.Fikri olan insanlar dinlemektense, konuşma konusunda çok daha isteklidirler. Bir fikir alışverişi sürecinde, bütün dikkatinizi insanların söyledikleri, üzerine yoğunlaştırmak ve bu süreçten en çok faydayı elde etmek için elinizden geleni yapmalısınız.    </p>
<p>Kaynakça:</p>
<p>1.Stuart Sillars - İletişim</p>
<p>2.BARLOW Janelle, MOLLER Claus - Her Şikayet Bir Armağandır</p>
<p>Eyüp SARI</p>
<p>PSİKOLOJİK DANIŞMAN</p>
<p><a href="mailto:eyp_pdr@hotmail.com">eyp_pdr@hotmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/is-hayatinda-sozlu-iletisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öfkeyi yenmek için ne yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 23:52:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Okulda Şiddet ve Kriz Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfke duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[öfkemi nasıl engellerim]]></category>
		<category><![CDATA[öfkemi nasıl kontrol edebilirim]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyle başa çıkma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[Trafikte yolunuz kesildiğinde tepenizden dumanlar çıkıyor mu? Çocuğunuz söylediğinizi yapmadığı zaman kan basıncınız tavan yapıyor... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trafikte yolunuz kesildiğinde tepenizden dumanlar çıkıyor mu? Çocuğunuz söylediğinizi yapmadığı zaman kan basıncınız tavan yapıyor mu? Öfke normal ve hatta sağlıklı bir duygudur; ancak öfkenizle pozitif bir şekilde nasıl başedebilmelisiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız?</p>
<p>Mayo Clinic&#8217;te yer alan etkili öfke yönetimi tavsiyeleri öfkenizi yenme konusunda başarılı olmanıza yardımcı olacak. Ani patlamalarınız, öfkeniz ya da asabiyetiniz ailenizle, arkadaşlarınızla, iş arkadaşlarınız ve hatta yabancılarla ilişkilerinizi olumsuz olarak etkiler. Öfke yönetimi teknikleri, öfkenizi ifade etme şeklinizi değiştirmenize yardım etmede ispatlanmış bir yoldur.</p>
<p>Öfkenizi kontrol etmeye yardımcı 10 tavsiye</p>
<p>1. Bir mola alın. Klişe gibi görünse de, tepki göstermeden önce 10&#8242;a kadar sayma öfkenizi yatıştırabilir.</p>
<p>2. Ortamdan uzaklaşın: Öfkeniz biraz yatışana kadar, sinirlendiğiniz kişiden biraz uzak durun.</p>
<p>3. Biraz sakinleşince, öfkenizi ifade edin. Çatışmacı olmayan bir şekilde öfkenizi ifade etmek sağlıklıdır.</p>
<p>4. Biraz egzersiz yapın. Fiziksel aktivite, duygularınız için bir çıkış noktası sağlıyor. Özellikle, öfkeden patlamak üzereyseniz. Hızlı tempoda bir yürüyüş ya da koşu yapabilir, yüzebilir, ağırlık kaldırabilirsiniz ya da basket atışları yapabilirsiniz.</p>
<p>5. Bir şey söylemeden önce dikkatli düşünün. Aksi halde, pişmanlık duyacağınız bir şey söyleme olasılığınız fazladır. Söylemek istediklerinizi yazmanız faydalı olabilir. Öfkeliyseniz yazarak konudan uzaklaşabilirsiniz.</p>
<p>6. Durumların çözümünü tespit edin. Sizi neyin çıldırttığına odaklanmak yerine, kızgın olduğunuz kişiyle birlikte sorununuza çözüm bulmaya çalışın.</p>
<p>7. Problemi anlatırken &#8220;ben&#8221; sözünü kullanın. Bu karşınızdakini ayıplamak ya da suçlu bulmaktan kurtulmanıza yardım edecektir. Örneğin, &#8220;Ev işlerine yardım etmelisin&#8221; yerine, &#8220;Bu akşam ev işlerine yardım etmediğin için üzüldüm&#8221; ifadesini kullanın.</p>
<p>8. Kin gütmeyin. Eğer diğer kişiyi affederseniz, bu ikiniz için de yararlı olur. Herkesin sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemek gerçekci değildir.</p>
<p>9. Gerilimi, tansiyonu azaltmak için mizahı, dalga geçmeyi deneyin. İğneleyici ve küçümseyici alayı kullanmayın, bu duyguları incitebilir ve her şeyi daha kötü yapabilir.</p>
<p>10. Gevşeme becerileri uygulayın. Gevşeme becerilerini öğrenme ve stresi azaltma öfkenizi kontrol etmeye yardımcı olacaktır. Derin nefes alma, bir gevşeme sahnesini gözünüzde canlandırma ya da sakinleştirici bir sözü tekrar etmeyi deneyebilirsiniz. Diğer öfkeyi hafifletme yolları ise müzik dinlemek, bir gazetede yazı yazmak ya da yoga yapmaktır.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr">http://www.zaman.com.tr</a></p>
<p><a href="http://www.aktuelegitim.com">http://www.aktuelegitim.com</a> da görmek istediğiniz yazıları iletişim yoluyla bize bildirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ofkeyi-yenmek-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalanın tatlısı olur mu?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 15:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalan makinası]]></category>
		<category><![CDATA[yalan söyleği nasıl anlaşılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1698</guid>
		<description><![CDATA[Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uygarlığın ilk zamanlarından bu yana erdemli insanlar ve adaleti üstün tutan toplumlar adaletin tecellisi için yalancıyı ortaya çıkarmak maksadıyla çeşitli yöntemler kullanmışlardır.</p>
<p>Mesela, Hindistan?da yalan söyleyen kişiyi belirlemenin gözde yöntemlerinden biri &#8216;eşek kuyruğu&#8217; yöntemiymiş. Şüpheliler karanlık bir kulübeye gönderilir ve kendilerinden içeride bulunan eşeğin kuyruğunu tutmaları istenirmiş. Hayvanın kuyruğunun isle kaplandığını ise söylemezlermiş. İçeriden çıktığında elinde is olmayan kişinin suçlu olduğuna hükmedilirmiş.</p>
<p>Çin&#8217;de uygulanan yöntemde ise kendisinden kuşkulanılan kişinin ağzına bir avuç pirinç koyulurmuş. Endişeliyken tükürük salgısının durduğu düşünüldüğünden, karşısındaki kişinin konuşmasının sonunda kuşkulunun ağzındaki pirinçler hala kuruysa, bu onun suçlu olduğunun bir göstergesi sayılırmış.</p>
<p>1892 yılında James Mackenzie, ilk klinik poligrafı diğer bir deyişle &#8220;yalan makinesini&#8221; yapana kadar ise gerçeğin yalandan ayırt edilmesi için hiçbir alet yapılmamış. O günden bu güne hantal yapılarından kurtularak değişen, gelişen ve ebat olarak çok küçülen dijital yalan makinesini ve onun güvenirliliğini sorgulamaktan ziyade bu yazıdaki maksadımız insanlığın dürüstlüğe olan ihtiyacını keşfetmektir.</p>
<p>&#8220;Her şey zıddıyla kaimdir&#8221; sözünün tecellisidir, insanlık yaratılalı beri yalanın var oluşu yeryüzünde. Genelde sevilmemekle, hoş görülmemekle beraber &#8220;tatlısı&#8221;, &#8220;beyazı&#8221;, &#8220;pembesi&#8221; hoş görülür olmuştur bazı zamanlarda ve bazı toplumlarda.</p>
<p>İnsan karşısındakini kandırmak, ondan gerçeği saklamak için ya da farkında olmayarak kendi kendini kandırmak ve avutmak için yalana, yalan düşüncelere ya da bir başka tabirle aldatmacalara başvurabilir. Gerçekte her ikisi de bir kişilik, şahsiyet ve ahlak yozlaşmasıdır.</p>
<p>&#8220;Fotoğraf makinen, mikserin, radyon, mp3 çaların var mı, ödünç alabilir miyim?&#8221; diyen birine vermek istemediğimiz için ?yok!? diyerek cevap vermek karşımızdakini kandırmanın bir yolu olmakla beraber, aslında kendimizdeki şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.<br />
Farkında olmadığımız yalanlarımıza, kendi kendimizi kandırmalarımıza gelince? Bunlardan çoğu zaman bırakın başkalarını kendimiz bile haberdar değilizdir. Öğrenciysek ders çalışmadığımız, derslerimizi ciddiye almadığımız zamanlar, çalışıyorsak işimizi elimizden geldiğince iyi yapmadığımız zamanlar, anne/baba isek evladımız için maddi/manevi yapmamız gerekenleri umursamadığımız zamanlar, eşimize, anne babamıza, akrabamıza, komşumuza hak ettiği ilgi ve alakayı vermediğimiz zamanlar &#8220;iyi yaptığımızı? düşünerek ya da &#8220;ne kadar kötü yaptığımızı&#8221; düşünmeyerek aslında kendi kendimizi kandırmış, kendi kendimize yalan söylemiş, başka bir değişle hem kendimize hem de karşımızdakine dürüst davranmamış oluruz. Tüm bunlar kendi kendimizi nasıl kandırdığımızın, kendimize nasıl yalan söylediğimizin örnekleridir.</p>
<p>Yalan her şeyden önemlisi insanın kendi kendisine olan güvenini bitirir, kendisini kötü ve değersiz hissettirir, basitleştirir. Ki başkalarının bizi nasıl hissettiğinden ziyade bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz daha önemlidir. Çünkü başkalarının bize karşı olan negatif hislerinden etkilenmemenin bir yolu da kendimize karşı olan pozitif duygularımızdan emin olmamızdır.</p>
<p>&#8220;Tatlı, beyaz, pembe&#8221; yalanlara gelince? onlar da kendimize olan güvenimizi ve başkalarının bize olan güvenlerini sarsacak kadar tehlikelidirler. Çünkü yalanın küçüğünü söyleyenin büyüğünü söylemeyeceğinden nasıl emin olunabilinir ki?! Bu tür yalanlar insanda alışkanlık yapmaz mı? Nitekim ?Mümin şaka da olsa yalan söylemez? hadisi, ?harama götüren yollar da haramdır? gerçeği bu fikri doğrular niteliktedir.<br />
Yalanın küçüğü, tatlısı, beyazı, pembesi olamaz. Çünkü hepsi ?güven? konusunda aynı neticeyi verir; güveni zedeler. Mahkeme huzurunda söylenecek büyük bir yalan da çocuğa karşı söylenecek sözüm ona ufak, tatlı bir yalan da aynı niteliktedir. İkisi de karşımızdakinin bize olan güvenini sarsar, ikisi de şahsiyet ve ahlak yozlaşmasının bir göstergesidir.</p>
<p>Hani bir gün, Hz. Peygamber zamanında bir kadın çocuğuna sesleniyor &#8220;Gel bak sana ne vereceğim!&#8221; diyor. Hz. Peygamber de &#8220;Ona verecek bir şeyin var mı gerçekten?&#8221; diye soruyor. Kadın da &#8220;Evet Ya Rasulallah&#8221; diyor. ?Eğer verecek bir şeyin olmasaydı yalan söylemiş olacaktın!? diye buyurarak saadet çağının mimarı o &#8220;Emin Resul&#8221; hem çocuk yetiştirmenin, hem de doğru insan olmanın yolunu öğretiyor!</p>
<p>Yalan makinelerine ihtiyaç duyulmayacak kadar dürüst bir toplum olmanın tek ve biricik yolunu anlayıp uygulayabilmek dileğiyle!</p>
<p>Aynur Tutkun<br />
Psikolojik Danışma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yalanin-tatlisi-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ama O Suçlu!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ama-o-suclu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ama-o-suclu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 06:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Yeşilkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1524</guid>
		<description><![CDATA[Eşiyle birlikte otuz beş yıl aynı yastığa baş koymuş bir beyefendi, son zamanlarda eşinin artık... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ama-o-suclu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşiyle birlikte otuz beş yıl aynı yastığa baş koymuş bir beyefendi, son zamanlarda eşinin artık sağlıklı işitemediğini hisseder. Yalnız eşini çok sevdiği için bunu yüzüne söyleyemez. Bir kulak burun boğaz uzmanına durumu iletir ve nasıl bir yöntem uygulaması gerektiğini sorar. Doktor, yaşlılığa bağlı olarak bu tip şikâyetlerin olabileceğini belirtir ve beyfendiye eşinin, işitme kaybı yaşayıp yaşamadığını anlayabilmesi için çok kolay bir test uygulayabileceğini söyler ve anlatmaya başlar:<br />
-Eşinize yirmi adım mesafedeyken, normal bir ses tonuyla bir şeyler söyleyin. İşitmediğini hissederseniz mesafeyi on beş adıma düşürün ve aynı ses tonuyla konuşun. Yine işitmediğini hissederseniz mesafeyi on adıma düşürün. Hala işitmediğini düşünüyorsanız beş adıma kadar yaklaşın ve aynı ses tonuyla konuşun. Yine işitmediğini düşünüyorsanız yanına kadar yaklaşın ve aynı ses tonuyla konuşun. Gerçekten işitme kaybının meydana gelip gelmediğini öğrenmiş olursunuz.<br />
Beyefendi, teşekkür ederek doktorun yanından ayrılır ve evine gelir. Eşine yirmi adım mesafe uzaklıktan seslenir:<br />
-Hayatım, akşama yemekte ne var?<br />
Eşinden cevap alamayan adamcağız, mesafeyi on beş adıma düşürür ve aynı ses tonuyla, aynı soruyu sorar:<br />
-Hayatım, akşama yemekte ne var?<br />
Can yoldaşından yine cevap alamayan beyefendi, eşine olan mesafeyi on adıma düşürür ve tekrar aynı ses tonuyla sorar:<br />
-Hayatım, akşama yemekte ne var?<br />
Maalesef yine cevap alamaz ve kaygılanmakta ne kadar haklı olduğunu düşünür. Bu defa eşinin yanına beş adım mesafeye kadar gelip aynı ses tonuyla tekrar sorar:<br />
-Hayatım, akşama yemekte ne var?<br />
Aman Allah?ım! Hanımefendi beş adım yakınlıktaki bir mesafede bile işitemiyor. ?Demek ki, hayat arkadaşım iyice sağır olmuş? diye düşünür ve eşinin tam yanına kadar yaklaşır ve aynı ses tonuyla aynı soruyu tekrar sorar.<br />
-Hayatım, akşama yemekte ne var?<br />
Hanımefendi, sinirli bir ifadeyle cevap verir:<br />
-Allah aşkına bey! Akşam yemeğinde tavuk olduğunu tam beş defa söyledim. Sen benim sabrımı mı ölçüyorsun?<br />
Bu cevap karşısında işitme engelinin, hayat arkadaşında değil de kendisinde olduğunu anlayan beyefendi şok olur ve tekrar doktorun yolunu tutar. </p>
<p>İnternet ortamında buna benzer öyküler okuduğumda, insanoğlunun dinlemeden anlamadan direk karşısındakini suçlamasını, hatayı hemen karşıda aramasını, mayasından gelen bir özellik olduğunu düşünürdüm. İnsanların hatayı karşıda aradığını vurgulayıp kendisinin masum olduğuna inandığını söylerken bile kendi adıma böyle bir yanılgıya düşmediğimi düşünürdüm. Ta ki, gerçeklerle yüzleşinceye kadar&#8230;</p>
<p>Çok büyük ve başarılı bir okulun öğrenci velilerine, &#8220;Eğitimde Aile Desteği&#8221; konulu seminer veriyordum. Stand up tadındaki seminerimize velilerin ilgisi yüksekti. Anne ve babalar bir yandan gülüyor diğer yandan, çocuklarının hayatında kendi hayatlarını yaşamaya çalıştıklarını fark ediyorlar ve duygulanıyorlardı. Seminerin, en can alıcı yerinde ön sırada oturan okul müdürünün cep telefonu çaldı. İster istemez hem benim hem de velilerin dikkati dağılmıştı. Telefon sekiz on defa çalmasına rağmen müdür bey telefona bakmadı. Aradan beş on dakika geçmişti ki, müdür beyin telefonu tekrar çalmaya başladı. Bir, iki, üç, dört&#8230; Telefon susmuyordu. Müdür beye imâlı bir şekilde bakıyorum ama hiç istifini bozmuyor. Dahası hiç alınmıyor bile. Lakin telefon ısrarla çalmaya devam ediyor. Artık dayanamadım ve müdür beyden, telefonunu kapatmasını rica ettim. Aldığım cevap gerçekten müthişti.<br />
-Hocam, telefon sesi sizin çantanızdan geliyor.<br />
Kulaklarıma kadar kızardığımı hatırlıyorum. Hem müdür beyden hem bütün velilerden özür diledim ve ekledim:<br />
-Demek ki, insan hali. Ne kadar dikkat etsek de bazı hataları yineleyebiliyoruz.<br />
İnsanoğlu, doğası gereği hata yapabilir. Hatasız kul olmaz, denildiği kadar vardır. Önemli olan, hatada ısrar etmemektir. Ve asıl önemli olan hatayı sürekli karşımızda aramamaktır. Elimizin işaret parmağı, suçlayarak  karşımızdakini gösterirken, aynı elimizin geriye kalan dört parmağının kendimizi gösterdiğini unutmayalım. </p>
<p>Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.com     www.yusufyesilkaya.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ama-o-suclu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişkileri bakıma ve tamire almak</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/iliskileri-bakima-ve-tamire-almak.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/iliskileri-bakima-ve-tamire-almak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 12:33:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1520</guid>
		<description><![CDATA[Arabaları olanlar bilir. Arabaların yaz ve kış aylarına özel bakımları vardır. Yağı, suyu, antifrizi ve... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/iliskileri-bakima-ve-tamire-almak.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arabaları olanlar bilir. Arabaların yaz ve kış aylarına özel bakımları vardır. Yağı, suyu, antifrizi ve karbüratörü şartlara göre ayarlanır veya değiştirilir. Kısaca bir bakım gerektirir.</p>
<p>Peki, ya biz&#8230; Gerek aile içinde olan, gerekse aile dışı ilişkilerimizi, yani eşimizle olan, çocuklarımızla olan ilişkilerimizi; akrabalarımız ve komşularımızla olan pozisyonumuzu acaba tamire, bakıma alıyor muyuz? Yıpranan ilişkilerimizi bir doktorun yarayı tedavi ettiği gibi, tedavi edebiliyor muyuz? Eğer, etmiyorsak geç kalmış değiliz. Yapacağımız ilk iş evliliğimizi, çocuklarımızla olan ilişkilerimizi, kısaca insana ait ne varsa her şeyi tekrardan gözden geçirmeli, bakıma ve tamire almaktır.</p>
<p>Unutmayın ha! Bu arada bunlar için herhangi bir ücret de ödemeyeceksiniz. Yani tamamen bedavadır. Para verenler hemen bizi lütfen arasın.</p>
<p>Yapılacak tek şey:<br />
İlgi, şefkat, iletişime açık olmak, hatalarla sevebilmek&#8230; Herkesin hata yapabileceği gerçeğini unutmamak&#8230; Dostluğa, arkadaşlığa önem vermek, güler yüzlü olmak, içten olmak, riyasız olmak, sorunları ve problemleri fazla uzatmamak.<br />
Sorunları ve problemleri fazla uzatmamakla ilgili çok sevdiğim hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu örneği hayatımda çok uyguladım ve faydasını gördüm, sıra sizde.</p>
<blockquote><p><span style="color: #0000ff;">Bardak&#8230;<br />
Profesör, elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :&#8221;Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?&#8221;<br />
&#8217;50 gr!&#8217; . &#8217;100 gr!&#8217; .&#8217;125 gr&#8217; diye öğrenciler yanıtladı.<br />
&#8220;Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,&#8221; dedi Profesör, &#8220;Ama benim sorum şu ki :<br />
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?&#8221; &#8216;hiçbir şey&#8217; &#8230; diye yanıtladı öğrenciler<br />
Tamam, peki bir saat boyunca tutsaydım ne olurdu?&#8217; diye sordu profesör bu kez&#8230;<br />
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim&#8217; diye öğrencilerden biri yanıtladı.&#8221;Haklısın, peki şimdi ben bir gün boyunca tutsam ne olurdu?&#8221; &#8220;Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!&#8221;<br />
Tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler<br />
&#8220;Çok iyi. Peki, tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?&#8221;<br />
Diye sordu profesör.<br />
&#8220;Hayır&#8230;&#8221; Diye yanıtladı herkes<br />
&#8220;Peki, o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?&#8221;<br />
Öğrenciler, bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.<br />
&#8220;Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?&#8221; diye tekrar profesör sorar.<br />
&#8220;Bardağı bırakın düşsün!&#8230; diye öğrencilerden biri yanıt verir.&#8221;Kesinlikle!&#8221;der profesör.<br />
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.<br />
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın, bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün başınız ağrımaya başlar.<br />
Daha uzun düşünürsen artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur. Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,<br />
Fakat DAHA ÖNEMLİSİ:<br />
Onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).<br />
Bu şekilde strese girmez ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla, yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!<br />
O YÜZDEN&#8230;<br />
&#8220;Bardağı yere bırakın bugün!</span></p></blockquote>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojık Danışman Ve Rehber Öğrtemen<br />
Kaynak: Nevzat ÖZER,21 yy da Anne ve baba olmak,Crea yayıncılık,istanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/iliskileri-bakima-ve-tamire-almak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişkinizi korumanın 10 yolu</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/iliskinizi-korumanin-10-yolu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/iliskinizi-korumanin-10-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 May 2010 06:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1322</guid>
		<description><![CDATA[Sizi mutlu eden birine âşık olduysanız ne mutlu&#8230; Şimdi bu ilişkiyi korumaya dikkat etme zamanı&#8230;... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/iliskinizi-korumanin-10-yolu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sizi mutlu eden birine âşık olduysanız ne mutlu&#8230; Şimdi bu ilişkiyi korumaya dikkat etme zamanı&#8230;</p>
<p>Yeni bir ilişkinin ilk dönemleri harikulade geçebilir. Ama eninde sonunda hayatın gerçekleri geri döner. Bu noktadan sonra, ilişkiyi korumak için biraz gayret gerekir. Ünlü yazar Richard Templar, Optimist Yayınları?ndan çıkan ?Aşkın Kuralları? isimli kitabında, birliktelikleri, derin ve mutlu bir ilişki haline getirme konusunda tüyolar veriyor.</p>
<p><strong>AMAÇLAR ORTAK OLMALI</strong><br />
Yaşam tarzı, çocuklar, nerelere gidileceği, ne sıklıkta yolculuk yapılacağı gibi konularda nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğunu öğrenmeden biriyle yaşam boyu sürecek bir ilişkiye adım atmayın yeter. Belki şimdi çok uzakta görünüyorlar, ama uzun dönemde ilişkinizin sürekliliği bunlara bağlı olacak.</p>
<p><strong>SEVMİYORSA, BIRAKIN GİTSİN</strong><br />
Sevginizin öznesi ne kadar büyüleyici olursa olsun, sizi sevmiyorsa bu ilişki hiçbir zaman bir şeye benzemeyecek. Bir an sizi sevebileceğini varsaysak bile, onu elinizde tutmak için kırk takla atmaya devam etmeniz gerekecekse, buna değer mi? Sizi olduğunuz gibi seven birine ihtiyacınız var ve bunu hak ediyorsunuz.</p>
<p><strong>SEVMİYORSANIZ, YİNE BIRAKIN</strong><br />
Diyelim ki birlikte olduğunuz kişiyi sevemeyen sizsiniz. Elbette ondan hoşlanıyorsunuz, onun yanında iyi zaman geçiriyorsunuz. Ama onu hiçbir zaman sevemeyeceğinizi biliyorsunuz. Bir iyilik yapın ve acımasız olun. Bu ilişkiyi onu korumak için bitirin.<br />
<strong><br />
İYİ DAVRANIN</strong><br />
Kapıdan girdiğinizde bir arkadaşınızla karşılaşsaydınız, ona kibar davranmayı bir şekilde becerecektiniz. Peki, sevgilinizin farkı ne? O sizin için dünyadaki herkesten daha önemli, o zaman neden en iyi davranışı o görmüyor? Kendinize nasıl davranılmasını istediğinizi ona siz gösteriyorsunuz, bunu iyi yapmaya bakın.</p>
<p><strong>KENDİSİ OLABİLMELİ</strong><br />
Partneriniz size biraz yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu söylediğinde, huysuzlanmak, kıskanmak ve çocukça davranmak yok. Hem onun hem de kendiniz adına mutlu olun, çünkü ilişkinizin her zaman taze kalmasını bu sağlayacak.</p>
<p><strong>KUSURSUZ KUL YOKTUR</strong><br />
Sevgiliniz mükemmel mi? Benimki değil. Eminim sizinkinin de bir sürü kusuru vardır. Horluyor mu? Çekilmez derecede pasaklı ya da takıntılı şekilde titiz mi? Çok mu konuşuyor? Mutfakta hiçbir şey beceremiyor mu? Eh, sevgililer böyledir. Her zaman kusurları vardır. Sanırım bunlarla yaşamayı öğrenmek zorundasınız.</p>
<p><strong>SAYGIN OLUN</strong><br />
Eğer sevgilinizin dışarıda sizinle birlikteyken her zaman başını dik tutmasını ve sizinle gururlanmasını istiyorsanız, tüm davranışlarınızda şunlara yer vermeye dikkat etmek zorundasınız: Doğruluk, dürüstlük, şefkat, anlayış ve nezaket.</p>
<p><strong>BİRBİRİNİZİ DÜŞÜNÜN</strong><br />
Eşinizin mutluluğunu kendi mutluluğunuzun önüne koymak zorundasınız. Özverili olmalı, kendinizi ikinci sıraya koymalısınız, yoksa kavgalara ve açmazlara yol açarsınız.</p>
<p><strong>ONU KÜÇÜLTMEYİN</strong><br />
Bu gerçekten üzücü ve bunu yapan insanlar tanıdığınıza bahse girerim. Bu kural çok basit. Her ne olursa olsun, aşağıdakileri kesinlikle yapamazsınız:<br />
1- Birlikte olduğunuz kişiyi gülünç duruma düşürmek,<br />
2- Onu kötülemek ya da küçük düşürmek,<br />
3- Ona kaba davranmak,<br />
4- Ona dair tatsız şakalar yapmak,<br />
5- Onun yetersizliklerini dile getirmek.<br />
Bunları değil başkalarının yanında, başbaşayken dahi yapmamalısınız.<br />
<strong><br />
ÖFKENİZİN ÜZERİNE GÜNEŞ BATMASIN</strong><br />
Çocukken annem bana hep bu sözü söylerdi ve ben de nedense bunun, yatağa öfkeli girmemeniz gerektiği, çünkü birinizden birinin o gece ölebileceği anlamına geldiğini düşünürdüm. Eşine küstüğü için gidip misafir odasında yatan ya da yatakta huysuzca birbirine sırtını dönen insanlardan olmamalısınız. Bu tür davranışlar, en hafifinden sıradan ilişkiler içindir. Kurallı ilişkilerde bunlara yer yoktur. İkiniz de her günün sonunda aranızdaki anlaşmazlıkları giderebilecek ve birbirinizi hiçbir şeyin aranızı bozmasına izin veremeyecek kadar sevdiğinizi görebilecek yaştasınız.<br />
<a href="http://www.pudra.com">www.pudra.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/iliskinizi-korumanin-10-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Popüler kültür kıskacındaki gençlik</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/populer-kultur-kiskacindaki-genclik.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/populer-kultur-kiskacindaki-genclik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 19:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hüsnü DURSUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gençlik Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1303</guid>
		<description><![CDATA[Hayatın en çalkantılı dönemi olan gençlik yıllarındaki bireylerin karşılaştıkları problemler ve gençleri bu problemlerin kucağına... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/populer-kultur-kiskacindaki-genclik.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın en çalkantılı dönemi olan gençlik yıllarındaki bireylerin karşılaştıkları problemler ve gençleri bu problemlerin kucağına iten etmenler yıllarca sosyal bilimcileri meşgul etmiş,bu konuyla alakalı çeşitli  çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bu çalışmaların sonucunda gençliğin en büyük probleminin ne olduğu konusunda farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bunlardan bazıları; şiddet, madde bağımlılığı, intihar vb dir. Peki ya sizce gerçekten gençliğin en büyük problemi nedir? Buna karar vermeden önce bir dedenin torunuyla yaşadığı bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Torununun okuldaki durumunu öğrenmek için okula giden dede; zayıf olan bazı derslerinden dolayı torununa biraz kızar. Biraz zaman geçince torununun kalbini kırdığını düşünür ve onun gönlünü alma adına iki gün önce gördükleri ve torununun çok hoşuna giden saati satın alıp gece torununun yastığının altına bırakır. Dede bilir ki torunu sabah katlığında saati görünce, dedesinin kendisine o saati aldığını anlayacak. Ama dedenin hiç tahmin etmediği bir şey olur. O gün yılbaşı gecesidir, çocuk uyandığında saati görür ve sevinçle salona koşup dedesinin hayatı boyunca unutamayacağı şu sözleri söyler: &#8216;DEDE BAK NOEL BABA EN SEVDİĞİM SAATİ BANA GETİRMİŞ&#8217;.</p>
<p>O sözlerin şokunu içinden atamayan dede birkaç gün sonra torununun okuluna tekrar gittiğinde, torununun dersleriyle ilgili kendisine bilgi veren öğretmenlerine şu sözleri söyler. &#8220;benim en samimi duygularımla torunuma aldığım hediyeyi noel babanın getirdiğini zandeden nesiller yetişiyor bence gençliğin en büyük problemi bu, ben sizden bu konuda yardımcı olmanızı  istiyorum&#8221; der.</p>
<p>Evet gençlerimiz gerçektende bizi biz yapan değerlerden yoksun büyüyor. Yukarıda bir dedenin başına gelen örneğin benzerleri gündelik hayatta bizlerinde karşısına çıkıyor. Acaba ne kadar farkındayız? Popüler kültürün kıskacında yetişen nesillerin ortaya koyduğu davranışları gerçekten problem olarak algılayabiliyor muyuz? Lütfen basit ama çevremizde her zaman karşılaştığımız aşağıdaki bazı örnekleri inceleyip öyle karar veriniz:</p>
<p>A)Sosyal hayatında 10 tane arkadaşı olmayan bir gencin internetteki msn adresinde 300 ün üzerinde arkadaşı olması sizce normal mi?</p>
<p>B)Okuldaki öğretmenlerine veya arkadaşlarına ; akşamki izlediği dizi karakterlerinin birbirine hitap ettiği şekilde hitap eden bir genç, ortaya koyduğu davranışın farkında mı?</p>
<p>C)Gençlerimiz &#8216;AŞK&#8217; kavramını Leylanın Mecnunu, Keremin Aslıyı sevdiği şekilde mi algılıyor yoksa magazin programlarında gördüğü gibi günü birlik ilişkiler olarak mı?</p>
<p>Karar sizin ama unutmayalım bu gençlik hepimizin. Sizlerde yukarıda anlattığımız örnekleri normal bulmuyorsanız gençlerimizi kendi kültürel değerlerimizle yetiştirebilmenin yollarlını arayınız.</p>
<p>Hüsnü DURSUN</p>
<p>DERİK LİSESİ REHBER ÖĞRETMENİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/populer-kultur-kiskacindaki-genclik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maskelerini takda gel&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/maskelerini-takda-gel%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/maskelerini-takda-gel%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 19:15:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1299</guid>
		<description><![CDATA[Oldum olası duygularını gizlemeyi bir türlü beceremeyen uslanmaz bir romantiğimdir. Hangi duygu modundaysam o halimle... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/maskelerini-takda-gel%e2%80%a6.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldum olası duygularını gizlemeyi bir türlü beceremeyen uslanmaz bir romantiğimdir. Hangi duygu modundaysam o halimle hareket ederim. Psikoloji eğitimi alan bir insan olarak aklıma hep Profesör Nurten Gökalp hocama gelirdi. Müthiş bir psikologdu. Halen de öyle. Zarif, hanım efendi, marjinal bir bayan, aristokrat bir eda, entelektüel bir muallim?</p>
<p>İnsan psikolojisi üzerine anlatmış olduğu dersleri hayranlıkla dinleyen utangaç bir öğrencisiydim&#8230; Saygıyla anarken hocamı maskelerden bahsetmek istiyorum sizlere&#8230;</p>
<p>Maske sözcüğü birçok dilde benzer biçimde söylenir. Genel kanıysa kökeninde eski Latince&#8217;de kullanılan ve &#8220;ruh, hayalet&#8221; anlamına gelen -masca- sözcüğünün olduğu. İnsanlar yüzlerine taktıkları maskeyle farklı bir kişiliğe büründüklerini ve o temsili yüzün yeni bir ruh verdiğini düşünürlermiş. Yüze geçirilen çeşitli maskeler farklı ruh hallerini belirler, farklı amaçlar taşırmış. Sözgelimi kralların sarayında yüzlerine çeşitli komik maskeler takarak şaklabanlıklar yapanlara &#8220;maskara&#8221; dendiğini biliyoruz. Bununla birlikte maske, insanın yaşamına çok eski çağlarda girmiş ve pek çok farklı amaçla kullanılmış.</p>
<p><strong>İçinde bulunduğumuz, her an gelişen ve değişen dünyamızda psikolojilerimizde değişiyor.21.yy&#8217; a akıl cağı, teknoloji cağı, aklın bayramı, aklın zaferi olarak nitelerken duyguları, hisleri, insani olanı, aşkı, sevgiyi paranteze almış, mantığı ve realiteyi göklere çıkarmışken, gözyaşımızı ise gizliden gizliye içimize akıtmaya çalışıyoruz&#8230;</strong></p>
<p><strong>Durumların ve olayların karmaşıklığı içinde bukalemun misali kılıktan kılığa giriyor, her ortama ve şartlara göre duruşumuzu ve bakışımızı ayarlıyor adeta bir maske kolik oluyoruz&#8230; Bazen kahraman rolüne giriyor, bazen ikiyüzlü, bazen vatanımızı kurtarıyor bazen ona karşı umursamaz oluyoruz. Bazen yüce yaratıcının nimetleri karşısında ram eğliyor, bazen bunları görmezlikten geliyoruz. Kimse kimsenin ne olduğunu tam olarak bilemezken &#8220;ya olduğun gibi görün ya görün düğün gibi ol&#8221; cümlesinin özne ve yüklemini ayıramazken ya da bu sözü görmezden gelirken, kendimizi pragmatist(çıkarcı-yararcı) bir felsefe denizinin içine atarak yelkenleri sonuna kadar &#8220;fora&#8221; ediyoruz&#8230; Bazen K. Marks&#8217;tan dem vuruyor bazen Yunus oluyoruz&#8230; Bazen işimize gelenleri bir kurdun gözü gibi, bir tikinin burnu gibi görüyor ve kokusunu alıyorken bazen de bir &#8220;kör ve sağır&#8221; oluveriyoruz. Ya, Allah askına sen kimsin derken, aslında kendimizi de tanımakta zorlanıyoruz&#8230;</strong></p>
<p>Her ortama göre maskeler kullanıyoruz&#8230; Cebimizde o kadar çok maskeyle dolaşıyoruz ki&#8230; Bu maskeleri yerine ve ortama göre akıllıca ve duygusuzca kullanmaktan bir an bile çekinmiyoruz&#8230; Hüzünlü bir halimizde bizi çekemeyenler sevinmesin düşüncesiyle etrafa kahkahalar saçarken; Sevinçli bir anımızda, hüzünleri yudumluyoruz&#8230; Ya da Sevmediğimiz bir insanı ufak tefek çıkarlarımız uğruna onu ne kadar sevdiğimizi anlatmaya çalışıyoruz&#8230; Bazen patronumuza, bazen müdürümüze, bazen de siyasilere yalakalıklar yapmaktan kendimizi alamıyoruz&#8230; Sonuçta &#8220;hiç kendimiz&#8221; olamıyoruz ya da olmak istemiyoruz. Bir gök kuşağı misali tüm renkleri üzerimizde barındırıyoruz. Evet, evet, bir ayçiçeği gibide oluyoruz bazen, güneş nerede olursa kafamızı ve yönümüzü ona çeviriyoruz&#8230; Maskelerimiz, En gülünesi halleri ciddiye almamıza, en saçma konuşmaları alkışlamamıza, sıkça tribünlere oynamamıza yarıyor.</p>
<p>Küfretmek istediklerimize iltifat ediyor, kendimizi beğendirmek için rolden role giriyor, bu yorucu oyunun perdesi kapanınca da yatağa girerken maskemizi çıkarıp başucumuza asıyoruz.</p>
<p>Sürekli kendimizi yıpratırken ikiyüzlü bir psikoloji içinde ne kıyıda, ne köşede, ne de orta da oluyoruz. Yerimiz ve düşüncelerimiz kaygan bir zeminde sağa sola çarparken, çarptıklarımız ve yıprattıklarımızdan gözyaşı yerine anlamsız ve malayani mat bakışlar görüyoruz&#8230;. Bu ise bizi, aslında çift kişilikli bir karaktere itiyor ki asıl tehlikede ne yazık ki burada başlıyor. Bir insanın ne olduğu ile ne olması gerektiği konusundaki tutarsızlığı, değersizlik duygularının doğal bir sonucudur.</p>
<p>T.Hobbes &#8216;insan insanın kurdudur&#8217; derken acaba neyi kastetti. İnsana en zarar verenin dünyanın en korkunç bir hayvanın olduğunu mu yoksa dünyada birbirlerine en zarar verenlerin gene aynı türden olan, akli ve muhakeme yeteneği olan biz insanoğlumuydu&#8230; Sorunun cevabı net ve açıktı?Dünyada birbiri için yegâne tehlike yaratan biz insanoğluyduk.Savaşların,katliamların,bir düğmeyle yüz binlerce insanın ölümüne sahip olan tek varlıktı insan.</p>
<p>Kahrolası maskeler&#8230;Sizlerin yüzünden hem cinsimizi, karşı cinsimizi, hatta eşimizi, evladımız tanıyamaz oluyoruz. Acaba kusur, hata, günah keçisi maskelerde mi, onu yapan firmada mı yoksa onu takan biz insanoğlunda mı&#8230; Sözlerime Charles C.Fink şu mısralarıyla son veriyorum&#8230;</p>
<p>&#8220;Bana aldanmayın yüzüm bir maskedir, sizi aldatmasın binlerce maskem var. Çıkarmaya korktuğum ve hiçbiri ben değilim; olmadığımı göstermek ikinci tabiatım oldu!&#8221;</p>
<p><strong>NEVZAT ÖZER</strong></p>
<p><strong>Eğitimci-Yazar</strong></p>
<p><strong>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak İsimli kitabın yazarı&#8221;</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@hotmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/maskelerini-takda-gel%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İltifatın endikasyonları</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/iltifatin-endikasyonlari.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/iltifatin-endikasyonlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 17:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[iltifat]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1291</guid>
		<description><![CDATA[Bir ilaç aldığımda ilk baktığım yer ilacın endikasyonlarıdır. Yani ilacın ne işe yaradığı ve etkileridir.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/iltifatin-endikasyonlari.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir ilaç aldığımda ilk baktığım yer ilacın endikasyonlarıdır. Yani ilacın ne işe yaradığı ve etkileridir. Günlük iş sıkıntısı, hayatın zorlukları ve modern çağın hastalığı olarak bilinen stres yüzünden, çok az iltifat eder olduk. Bir konferans esnasında ilkokul mezunu bir anne &#8220;Hocam iltifatın anlamını bilmiyorum ama bu dediğinizden ne eşim bana, ne de ben ona hiç etmedim. Hele çocuklarımıza hiç etmedik dedi&#8221;. Tam o sırada velilere,&#8221;iltifat ediyor musunuz?&#8221; diye sordum. Yaklaşık 300-400 kişilik bir veli grubundan sadece 50?60 kişi parmağını kaldırdı. Beni üzen, aslında o bayanın iltifatın anlamını bilmemesi değildi. Bilenlerin iltifata ilişkilerinde yer vermemesi ve iltifat etmemesiydi. </strong></p>
<p><strong>&#8220;iltifatı&#8221; lütfen hayatımızın her anında yemeğimize attığımız tuz gibi, çayımıza attığımız şeker gibi eksik etmeyelim.</strong></p>
<p><strong><em>İLTİFATIN ETKİLERİNİ (ENDİKASYONLARINI) SIRALIYORUM</em></strong><em>:</em></p>
<p>Sihirlidir</p>
<p>Kuvvet ve moral verir</p>
<p>İştah açıcıdır</p>
<p>Güç kazandırır</p>
<p>Dinç tutar</p>
<p>Bedavadır</p>
<p>Sağlıklıdır</p>
<p>Zorlamaz</p>
<p>Etkisi büyüktür</p>
<p>Hastalandırmaz</p>
<p>Tedavi edicidir</p>
<p>Lezzetlidir</p>
<p>Artı değer kadar</p>
<p>(En az 10 tanede siz katın bu sıralamaya?)</p>
<p><strong>ASLINDA İLTİFAT ETMEKTEN KORKUYORUZ</strong></p>
<p>Ne yazık ki toplum olarak iltifat etmeyen bir özelliğimiz var. Birisine iltifat etsek, hemen aklımıza ilk gelen şey &#8220;şımarır&#8221; olacaktır. Bu alışkanlık bizim toplumumuz da öylesine yer etmiştir ki?</p>
<p>Ne olur yani, bırakın eşiniz şımarsın, oğlunuz ya da kızınız şımarsın, değişik ve güzel duygulara bürünsün, önemli ve özel olduğunu hissetsin. Ya da arkadaşınız, dostunuz, çalışanınız, patronunuz, işçiniz, öğrenciniz?</p>
<p>&#8220;Yok, olur mu öyle, biz ağır ağabeyiz hocam öyle her şeyi olur olmadan söyleyemeyiz. Sonra devamlı duymak isterler gibi&#8221; Düşüncelerimiz oluyor.</p>
<p>Evde anne ya da baba isen oğluna, kızına, iş yerinde patron isen çalışanına; okulda idareci isen öğretmenine, öğretmen isen öğrencine yap iltifatını&#8230; Sonra bakıver etkilerine&#8230;&#8221;Saçların ne güzel de, kazağın çok hoş, sen çok başarılı bir öğretmensin, memursun de&#8221; Eşim, gözlerin çok güzel de, oğlum kravatına bayıldım de. Yaa! Ne olacak bunların hepsi bedava. Kimse senden para pul istemiyor&#8230;</p>
<p><em>William Shakspeare&#8217;in dediği gibi</em></p>
<p><em> </em><strong>Korkuyoruz ama neden?</strong></p>
<p><em>İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için</em></p>
<p><em>Sevmekten korkuyor.</em></p>
<p><em>Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.</em></p>
<p><em>Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.</em></p>
<p><em>Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. </em></p>
<p><em>Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için</em></p>
<p><em>Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.</em></p>
<p><em>Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.</em></p>
<p><em>Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.</em></p>
<p><strong><em>NEVZAT ÖZER</em></strong></p>
<p><strong><em>Psikolojik Danışman Ve Rehber öğretmen</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="mailto:nevzatozer66@hotmail.com">nevzatozer66@hotmail.com</a></em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;21 yy da anne ve baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/iltifatin-endikasyonlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

