
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/yasam/felsefik-ve-yasama-dair-yazilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 10:21:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Memur, basın organlarında yazı yazabilir mi?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/memur-basin-organlarinda-yazi-yazabilir-mi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/memur-basin-organlarinda-yazi-yazabilir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 10:12:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[memur kitap yazabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[memur köşe yazısı yazabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[memur yazı yazabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen gazetede yazı yazabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen kitap yazabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen köşe yazısı yazabilir mi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2967</guid>
		<description><![CDATA[Kamu çalışanısınızdır, tahsillisinizdir, okuyor araştırıyorsunuzdur, yetenekleriniz vardır, bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşmak için yazılar yazıyorsunuzdur. Fakat... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/memur-basin-organlarinda-yazi-yazabilir-mi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kamu çalışanısınızdır, tahsillisinizdir, okuyor araştırıyorsunuzdur, yetenekleriniz vardır, bildiklerinizi diğer insanlarla paylaşmak için yazılar yazıyorsunuzdur. Fakat bir gün öyle bir yazı yazarsınız ki ucu amir pozisyonunda olan birine dokunur veya yönetim erkinin ayıbını ortaya döker ya da sizin kafanızın çalışıyor olması, üretken olmanız, yönetim piramidinin bir üst kademesindeki birilerini ürkütür. Dünya görüşünüz, düşünce sistematiğiniz birilerinin hoşuna gitmez, sizden gıcık alır. Vs.vs.</p>
<p>Bir yerlerde yazılar, makaleler yazdığınız için 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 15. Maddesi karşınıza konur. Bununla tehdit edilirsiniz, yazı yazmak için idareden izin almanız gerektiği söylenir. İnat ederseniz, iki tetikçi müfettiş görevlendirilir, hakkınızda soruşturma açılır.</p>
<p><strong>Sonuç ne olur?</strong></p>
<p>Size bir idari ceza verilir, siz yargıya gidersiniz, kuvvetle muhtemel yargı bu cezayı iptal eder, siz hakkınızı arama konusunda ısrarcı olur ve doğru girişimlerde bulunursanız, süreç biraz uzun sürse de, size ceza veren amir veya şürekasının başını ağrıtırsınız. Konu idari bir yanlış olmayıp Anaysal hak gaspı ve görevi kötüye kullanmak olduğundan, daha da ısrarcı olursanız ceza mahkemelerine konuyu taşıyıp biraz da orda hırpalarsınız, tazminat talep ederseniz de alırsınız.</p>
<p>Söz konusu yasa maddesi, 1980 ihtilalinin memurları baskı altına almak için kullandığı bir enstrüman olmasına karşın, şimdi de darbelere karşı olduğunu ve darbe mağduru olduğunu söyleyen, eline fırsat geçmiş birçok yüzsüzün baskı aracı olarak kullandığı bir maddedir.</p>
<p>Bu konu &#8220;<strong>kafası dolu memurlarla</strong>&#8220;, &#8220;<strong>kafası boş ya da kişiliği gelişmemiş amirler</strong>&#8221; arasında ihtilaf yaratmaya eskiden beri devam etmektedir. Bu dönemde de bu ihtilafların artması &#8220;<strong>kafası boş</strong>&#8221; yetkili sayısının çoğaldığının göstergelerinden biridir.</p>
<p>Bu konuyu hukuki açıdan irdeleyelim.</p>
<p>Memurun yazı yazmak ya da demeç vermek için izin alması gerektiğine dair ibare 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 15. Maddesinde geçmektedir.</p>
<p>Madde şu şekildedir; &#8220;<strong>Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli; illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir.</strong>&#8221;</p>
<p>Burada sürekli ihtilaf yaratan konu, devlet memurlarının basına <strong>hiçbir konuda mı</strong> bilgi ve demeç veremeyecekleri yoksa <strong>sadece kendi görevleriyle ilgili</strong> mi bilgi ve demeç veremeyecekleri hususudur.</p>
<p>Yasayı kendi çıkarlarına uydurmaya çalışan art niyetli amirler veya üç satır yazıyı yorumlamaktan aciz beyinler, memurun hiçbir konuda bilgi ve demeç veremeyeceğini, Anayasa&#8217;ya, uluslararası anlaşmalara, temel hak ve özgürlüklere aykırı olarak savunurken, yasada açıkça belirtilen &#8220;<strong>kamu görevleri hakkında</strong>&#8221; ibaresini görmezden gelirler. Memurun yazdığı her türlü yazıyı ve konuşmayı yalın olarak &#8220;<strong>bilgi veya demeç veremezler&#8221;</strong> kapsamına sokmaya çalışırlar.</p>
<p>Oysa 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı Kanunun 7&#8242;inci maddesi ile değişik bu maddenin gerekçesinde ise, &#8220;<strong>Kamu görevlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak basın organlarıyla radyo ve televizyon kurumlarına bilgi ve demeç veremeye kimlerin yetkili olduğu&#8221; </strong>belirtilmiş ve <strong>&#8220;idarenin halkla ve kamuoyuyla münasebetlerinde insicamlı bir münasebet sağlamak amacıyla bu madde konulmuştur.</strong>&#8221; açıklamalarına yer verilmiştir.</p>
<p>Kanun ve gerekçesi birlikte incelendiğinde söz konusu yasaklamanın, <strong>memurun sadece kendi görevlerinin yürütülmesiyle ilgili bir yasak olduğu</strong> ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, memurun, kendi görevinin yürütülmesiyle ilgili konularda basına bilgi ve demeç veremeyeceği, diğer tüm konularda basına bilgi ve demeç verebileceği, yazı yazabileceği açıkça görülmektedir.</p>
<p>Bunun aksi düşünüldüğünde, uç bir örnek olsa bile, bir gün fırından ekmek alırken, ekmek fiyatlarını nasıl bulduğunuzu ya da ekmeklerin taze mi olduğunu soran bir TV kamerasına, ekmekle ilgili tek laf edememeniz durumu ortaya çıkar ki muz cumhuriyetlerinde ya da en despotik diktatör yönetimlerinde bile böyle bir anlayışa rastlanamaz.</p>
<p>Memurun kendi görevinin yürütülmesi dışında bilgi ve demeç verebileceğine dair ve yukarıdaki açıklamaları destekleyen onlarca yüksek yargı kararı mevcuttur.</p>
<p>Örnek Danıştay kararları: (D.10.D, K:89-519, E:88-1504), (D.8.D. E: 1993/1617 K: 1993/4214), (D.5.D,K:88-1281, E:87-2439), (D.8.D, E:95-2654, K:96-115)</p>
<p><strong>Konuyu birkaç örnekle açıklayacak olursak;</strong></p>
<p>Bir öğretmenin ders verdiği sınıfıyla ya da çalıştığı okulla ilgili istatistik, başarı oranı, ders programı vs. hakkında bilgi vermesi suç, ancak ildeki ya da ülkedeki eğitimin genel durumuyla, aksaklıklarla veya atamalardaki usulsüzlüklerle, müfredatlarla ilgili eleştiri, öneri getirmesi, bunu yazması veya demeç vermesi suç değildir.</p>
<p>Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Maaş Dairesinde çalışan bir memurun, maaş artışlarının hangi oranda olacağını basına açıklaması suç, ancak maaş artışlarına ilişkin yapılan zammın düşük olduğunu ve geçinmesinin zor olduğunu bir basın organına açıklaması ise suç değildir.</p>
<p>Bir denetim elemanının yaptığı denetime ilişkin bilgiler vermesi suç, denetim yöntemlerinde bir değişiklik önermesi veya denetimin zorunlu bir husus olduğu yönünde basın organlarına yapacağı açıklamalar ise suç değildir.</p>
<p>Bir uzmanın çalışma grubunda yer aldığı bir reform tasarısına ilişkin bilgi vermesi suç ancak mevzuatın aksayan yönlerine ilişkin bilimsel içerikte makale yayınlaması, televizyon ve gazetelere açıklama yapması, eleştiri getirmesi suç değildir.</p>
<p>Memurun hangi konuda bilgi ve demeç verebileceğini tespit ettikten sonra, kafaları kurcalayacak ve açıklanması gereken başka bir konu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Peki, madem memur kendi görevinin yürütülmesi dışında her türlü yazı yazabilir, bilgi ve demeç verebilir, yazısında veya demecinde eleştiri sınırını aşar, konusu suç teşkil eden laflar ederse ne olur? Bu durumda idare ne yapabilir?</p>
<p>Cumhuriyet savcılıkları bünyesinde ayrıca bir Basın Savcılığı vardır. Konusu suç teşkil eden yazı veya demeçler için, kendisine hakaret edildiği, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu düşünen, isnat veya iftiraya uğradığını iddia eden,<strong>idareler de dâhil herkesin </strong>başvuracağı merci Cumhuriyet Savcılıkları ve Basın Savcılığıdır. Burada konu hukuki açıdan incelenir ve bir suç varsa, iddianameyle mahkemeye sevk edilerek yargı süreci başlatılır.</p>
<p>Bu süreci anlatmamızın konumuz açısından önemi ise, yazı ve demeçlerdeki ifadeler hoşuna gitmeyen idari amirin, hoşuna gitmeyen her lafı hakaret ya da küçük düşürme kabul edip idari soruşturma açıp ceza veremeyeceğidir. Yani<strong>memurun görevinin yürütülmesi dışında basına bilgi ve demeç vermesinde, yazılarında kullandığı ifadelerdeki suçlar, idari soruşturmaya değil hukuki yargılamaya tabidir.</strong></p>
<p>657 sayılı yasanın disiplin hükümleri incelediğinde, hemen her maddenin başında veya belirli bir yerinde &#8220;<strong>görevi sırasında</strong>&#8220;, &#8220;<strong>hizmet dışında</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>kamu görevinde</strong>&#8221; gibi ibareler bulunmaktadır. Yasada disiplin hükümlerine tabi olan fiiller, mekân ve durum açısından tanımlanmış sınırlanmıştır. Burada amir-memur ilişkileri bakımından, yaşamının her alanında amir memurun üstüdür, görevi dışındaki her hareketinden ve fiilinden dolayı amirine karşı sorumludur gibi bir sakat anlayış çıkartılamaz. Memurun görevi dışındaki hal ve hareketlerinde amirleriyle ilişkileri, ancak toplumda yaşayan her insanın diğeriyle münasebetleri çerçevesindeki değerlendirilebilir. Genel ahlaka aykırı olamadığı halde, amirin hoşuna gitmeyen her hareket ya da sözler, soruşturma ya da disiplin cezasına konu edilemez.</p>
<p>Yasalarda ve birçok yargı kararında neyin hakaret veya kişilik haklarına saldırı olduğu açıklanmıştır. Bu bağlamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu?nun 2001/9-132 E.- 155 K. Sayılı içtihatındaki &#8220;<strong>eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır.</strong>&#8221; şeklindeki hükmü, her hoşa gitmeyen eleştirinin, sözün veya yazının hakaret suçu oluşturmayacağını açıkça belirtmektedir.</p>
<p><strong>Not:</strong> Bu yazıyı yazan da bir devlet memurudur.</p>
<p><strong>Mustafa KIZIKLI</strong></p>
<p><strong>www.kamusitesi.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/memur-basin-organlarinda-yazi-yazabilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeteneksizsin Türkiye</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 14:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeteneksizsin Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2810</guid>
		<description><![CDATA[Televizyonun dahi çocuğu Acun Ilıcalı, Türkiye&#8217;nin yetenekli insanlarını arıyor. Oltaya takılanları Türk komu oyuna sunuyor.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyonun dahi çocuğu Acun Ilıcalı, Türkiye&#8217;nin yetenekli insanlarını arıyor. Oltaya takılanları Türk komu oyuna sunuyor. Beğeni toplayan yoluna devam ediyor. Yeteneklerini geliştirmeye çaba harcıyor.  Birbirine benzeyen yetenekler, benzer şeyler yaparak finale ulaşmanın ipuçlarını <span id="more-2810"></span>yakalamaya çalışıyorlar.</p>
<p>Acun Ilıcalı sadece çok yetenekli kişileri tespit etmiyor. Bir o kadar da yeteneksizleri tespit ediyor. 60 yaşında bir adamın 6 yaşında çocuk gibi davrandığını hayretler içinde izliyorum. &#8220;Nasıl olur diyorum.&#8221; Bir kocaman adam &#8220;Ben çok iyi eşek taklidi yaparım&#8221; diyerek başlar &#8230;maya. Be adam kendine acımıyorsan evdeki karına acı.  Çünkü senin durumunu izah etmesi kolay olmayacak.</p>
<p>Ne derler karın için; &#8220;şu bizim Ayşe&#8217;nin kocası geçen gün  Yeteneksizsiniz Türkiye programında eşek taklidi yapmış&#8221;.  Sadece Eşşekle kalsa Ayı, tilki, horoz ve diğerleri. Hayvanat bahçesi mübarek.  Hepsi de birbirinden kötü. Bu ne maskaralık demek geçiyor. Kendini ifade ediyor ve HAYIR alıp geldiği gibi gidiyor. Geçen gün bir adam izledim. &#8220;Ben herkesi eğlendirmeye geldim&#8221; dedi ve yaşına yakışmayacak öyle bayat öyle ucuz espriler yaptı ki millet kına getirdi.</p>
<p>Dedim ya Acun Bey aynı zamanda en beceriksizleri seçiyor. Tabi durumları komik. İzleyici  &#8220;bir insan nasıl olur da böyle bir duruma düşebilir&#8221; diye düşünüyor ve gülüyor.</p>
<p>20 gün önce TRT de aktüel bir program seyrediyorum. Kızımın birisi sanırım Arnavutluk&#8217;u geziyordu. Sokakta bir adam gördü. Yanına vardı. Adam oturmuş bir pozisyonda duruyordu. Kızımız adamın yanına geldi. Şok oldu. Adam havada oturuyordu. Yani yerle teması yoktu. Adam kızın şok olduğunu fark etti ve havada durduğunu ispatlar gibi bir şemsiye çıkardı ve altından defalarca geçirdi. Ve yaptığı hareket o kadar sıradan gibi gözüküyordu ki. Ama inanılmaz bir şey yaptığının belki de farkında bile değildi.</p>
<p>Benim bir ilkokul öğretmenim vardı. Kâğıda yazılmış notları gözünü kapatıp kulağıyla okuyordu. İnanılmazdı, şok ediciydi. Ama gerçekti.</p>
<p>Bu örnekler yanında sahneye çıkıp abuk sabuk hareket yapmak ve bir şeyler yaptığını zannetmek gerçekten acı. Bir zaman Ajdar diye bir tuhaf karakter çıkıverdi. Doğal ve komik haliyle Yıllarca popülerliğini korudu. Güldü güldürdü. Ama yaptığı hiçbir şey yoktu. Yetenek adına sıfır çeken bu insan yetenekliymiş gibi tanıtıldı. Ve sonunda internetin unutulmuş sayfalarında kayboldu gitti.</p>
<p>Sonra Sorvivor Taner çıkıverdi. Sahneye uçarak geldi ve kendisini bir ıssız adaya düşmüş bir halde buldu. Doğaldı komikti, diğerleriyle ortak bir özelliği vardı o da abuk sabuk hareketler yapıyordu. Hangi akıllı adam yengecin kıskaçları arasına dilini verir.  Tabî ki Taner. O da popülerliğin zirvesine çıktı. Sonra gece kulüpleriyle sönmeye başladı ve bir mum ateşi gibi sönüp gitti. Toplumsal hafızadan siliniverdi.</p>
<p>Burada bir şey dikkatimizi çekiyor. Hiçbir yeteneğiniz olmasa da popülerliği yakalayabilirsiniz. Ama popüler olarak gündem de kalamazsınız. Gelirsiniz tuhaf bir hareketiniz herkesin dikkatini çeker. Sonra unutulur gidersiniz.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin yeteneksizleri,</strong></p>
<p>Sizden bir şey rica ediyorum. Sahneye çıkmadan önce lütfen bir aynanın karşısına geçip kendinizi seyredin.</p>
<p>Kadir AKEL<br />
Eğitimci-Yazar<br />
<strong>Çocuğumu İnternette kaybettim,</strong><br />
<strong>Düş Yolculuğu,</strong><br />
<strong>Yazık sınav Canavarı Olmuşsun,</strong><br />
<strong>Beni Kar&#8217;a Gömdüler Anne,</strong><br />
<strong>kitaplarının yazarı.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabah Nasıl Zinde Uyanırım: &#8220;Zinde Uyanmanın 7 Yolu&#8221;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2011 22:57:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Dinç Uyanırım]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Erken Uyanırım]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Nasıl Zinde Uyanırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2560</guid>
		<description><![CDATA[Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız, başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8230; Sabah hali gün... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız, başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8230;</p>
<p>Sabah hali gün içinde psikolojik durumumuzu etkileyen en önemli faktörlerden. &#8216;Nasıl başlarsa öyle gider&#8230;&#8217; nasıl olsa  &#8221;Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız,<span id="more-2560"></span> başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat&#8221; Her sabah zinde ve dinlenmiş kalkmak isteriz. Bu önerileri uygulayın, halsizlik, yorgunluk, geç uyanma derdinden kurtulun&#8230;</p>
<p><strong>Her gün aynı saatte kalkın</strong><br />
Biliyoruz, haftasonunun uyku cazibesine kapılmamak çok zor! Ama bir şekilde iradenizi kullanıp, haftaiçi uyandığınız saatte uyanmaya özen gösterirseniz, vücudunuzun buna alışmasına yardımcı olursunuz. Bu rutine alışan vücut da her gün aynı zindelikte, yorgun olmadan kalkmaya meyilli olacaktır.</p>
<p><strong>Alarmı ertelemekten vazgeçin</strong><br />
Bunu yapmayanımız var mı acaba? Sabah alarm çalınca, onu bir 5 dakika, sonra bir 5 dakika daha erteleyip; o kısa uykudan muhteşem bir keyif almak! Halbuki yapılan birçok araştırmaya göre, bu ertelemeler esnasındaki kısa uykular derin olmadıkları için bizi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak gerek&#8230;</p>
<p><strong>Kalkar kalkmaz bir bardak su</strong><br />
Uyku sırasında vücudumuz su kaybeder ve bu durum bizleri aşırı halsiz kılar. Eğer sabah uyanır uyanmaz bir bardak su içerseniz, bunun bedeninize vereceği enerjiyi ve ruhunuza vereceği neşeyi hemen hissedeceksiniz. Sabahları su içmek aynı zamanda metabolizmanın da hızlanmasını sağlayacaktır. Su içme alışkanlığını hemen edinin!</p>
<p><strong>Güneş sizi uyandırsın</strong><br />
Uyku problemleri yaşayanlara sıklıkla önerilen konulardan biri de uyku odasını en karalık şekilde kullanmaktır (bakınız). Evet, karanlık bir odada uyumak çok daha kolay olacaktır; fakat sabahlar uyanmak da bir o kadar zor&#8230; Eğer sabahları enerjik bir şekilde uyanmak istiyorsanız gece yatmadan perdelerinizi aralamalı; sizi güneşin uyandırmasına izin vermelisiniz.</p>
<p><strong>Alarm kurun, müzik çalsın</strong><br />
Alarmınızın sabah rahatsız edici bir tonla ötmesindense, güne müzikle başlamanın çok daha keyifli olacağı malum&#8230; Aynı zamanda alarmın rahatsız edici sesiyle uyanmak, güne kalp çarpıntısıyla başlamaya da neden oluyormuş. Dolayısıyla güne enerjik bir parçayla başlamak motive edecektir.</p>
<p><strong>Sabah sabah hareket</strong><br />
Sabah uyandığınızda hareketsiz bir şekilde ağır bir güne başlamak yerine, birkaç egzersiz yaparak güne çok dinç bir şekilde başlayabilirsiniz. Uyanır uyanmaz esneme hareketleriniz mutlaka yapın. Daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yerine yürümeyi, asansör yerine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz. Yürüyerek de kas yapabileceğinizi unutmayın!</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı kahvaltı edin</strong><br />
Karbonhidrat ağırlıklı kahvaltı ettiğinizde, vücudunuz daha tembel hissedecektir. Bunun için ağır karbonhidrat yerine proteinden zengin bir kahvaltıyı tercih edin. Bunun için kahvaltı mönünüze yoğurt, yumurta, süt ve yüksek proteinli tahıllar ekleyin. Bu şekilde enerjinizi öğlene kadar koruyarak, tok kalabileceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/sabah-nasil-zinde-uyanirim-zinde-uyanmanin-7-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hepimizi hasta ettiniz</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/hepimizi-hasta-ettiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/hepimizi-hasta-ettiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 May 2011 15:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2020</guid>
		<description><![CDATA[ŞOK HABER: Fruktoz şurubunun direk kansere yol açtığı belirtildi. ŞOK HABER: Pek çok hazır gıda... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/hepimizi-hasta-ettiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞOK HABER:</strong> <strong>Fruktoz</strong> şurubunun direk kansere yol açtığı belirtildi.</p>
<p><strong>ŞOK HABER: </strong> Pek çok hazır gıda maddesinin içine konabilen yapay bir kimyasal</p>
<p>tatlandırıcı olan <em>aspartam</em> oldukça tehlikeli!</p>
<p><strong>ŞOK HABER: </strong>Kanserojen etkisi bulunduğu için yasaklama noktasına gelen <strong>Paraben</strong> maddesi birçok <em>ilaçta</em> ve kozmetik üründe var.</p>
<p><strong>ŞOK HABER: </strong>Sebze ve meyvede kullanılan hormonlar insan sağlığını tehdit ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet sanırım birileri üzerimizde ciddi bir sağlıksızlaştırma oyunu oynuyor.  Bizim çaresiz kaldığımız ve sürekli yenildiğimiz bir oyun.</p>
<p>Şunu anlayabilmiş değilim.  Neden hala tarım ürünlerinde hormon kullanımı konusunda bir yaptırım getirilmiyor. Neden hala ürünlerdeki hormonları tartışıyoruz. Sağlık Bakanlığının ve Tarım Bakanlığının bu konuda bir çözüm getirmesi gerekmez mi?</p>
<p>Kendim de bir hormonal rahatsızlık var. Ve aylık 2.600 liralık ilaç kullanmak zorundayım.  Yan etkilerinden anam ağladı be!  Nedeninin yediğim ürünlerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Amacım ortada yaşanan bir sorunu çözmek. Başka hiçbir düşüncem yok.</p>
<p>Yukarıda saydığım maddelerin isimlerini alın gidin bir markete, bunların olmadığı bir ürün alayım deyin bir tane bulamazsınız. Eliniz boş çıkmak zorunda kalırsınız.</p>
<p>Artık günümüz insanları,  kendi yiyeceklerini kendileri üretmeye başladılar. Ne yapsın insanlar;  bir bisküviyi bile yiyemez hale geldiler. Belki de günümüzde sağlıkla yaşamanın sırrı TARZANCA yaşamaktır ne dersin? Hepimizin de Tarzan olma şansı olmadığına göre yavaş yavaş zehirlenmeye devam mı edelim!</p>
<p>O zararlı, bu zararlı, şu zararlı! Peki, biz ne yeyip içeceğiz. Çocuklarımızın yüksek arzularına nasıl fren yapacağız. Aşağıdaki üzücü ve düşündürücü slogana bakın. Her yerde var! Ne yazık. Ne yazık!</p>
<p><strong>&#8220;Bu reyonda organik ürünler satılmaktadır.&#8221; </strong>Organik de ne demek. Doğal desene, yetiştirilmesi gerektiği gibi yetiştirildi desene. Nereden bileyim doğru söylediğini. Ya da diğer ürünlere<strong> &#8221; Bu reyondaki ürünlerde tarım ilaçı ve horman kullanılmıştır&#8221; </strong>desene.</p>
<p>Sevgili dostlar, sevgili dostlar:</p>
<p>insanın dağa çıkıp ot yiyesi geliyor değil mi?  Azından zararı olmaz otların.</p>
<p>Köyde su değirmeninde çekilmiş, kepeği içinde bir kara buğday ununu, dağda yetişen böğürtlenleri, kekik yaylalarında otlayan ineklerin sütünü, şehre uzak vadilerin bakımsız üzümlerini yemeli.  Yoğurda kaşığı öyle bir daldırmalı ki tadından ağzımız  yanmalı. Tabiatta gezen tavukların yumurtasını pişirdiğinde kokusu nasıldır bilir misin? Mis gibidir sarar bir mahalleyi. Bunlara ulaşmak mümkün olmuyor mu dedin? Belki de haklısın. Yine de psikolojimizle dimdik durmalıyız. Dikkatli yemeli ama olumsuz düşünmemeye çalışmalıyız. <strong>Unutma; Beden Hastalanmadan önce Ruh hastalanır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Televizyonlarda insanları bilinçlendirmek için hastalık belirtilerinin anlatıldığı tanıtımlar dönüyor. Aylarca ve binlerce kez.  Onları izleyince her izlediğim hastalığın kendimde olduğunu düşünmeye başladım. Sanırım çoğunluk da benim gibi düşünüyor. Faydası olması beklenen iyi niyetle hazırlanan tanıtımlar psikolojimizi bozmaya başladı. Eğer insan bir hastalığın kendinde olduğunu düşünmeye başlarsa kişi o hastalığın belirtilerini yaşamaya başlar. Psikolojik deneyler bu gerçeği aynen ortaya koyuyor.</p>
<p>Beni dinlediğin için teşekkür ederim.</p>
<p>Her şeye rağmen doğal kalman dileğimle.</p>
<p><strong>&#8220;Düş Yolculuğu&#8221; kitabının yazarından</strong></p>
<p><strong>Kadir AKEL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/hepimizi-hasta-ettiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herkesin İğrendiği Adam (Köşe Başında Bekleyen Bir Anti Sosyal )</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/herkesin-igrendigi-adam-kose-basinda-bekleyen-bir-anti-sosyal.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/herkesin-igrendigi-adam-kose-basinda-bekleyen-bir-anti-sosyal.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 15:14:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anti sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[anti sosyal tipler]]></category>
		<category><![CDATA[antisosyal tipler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1970</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle gençlerin, yaşam hakkını tehdit eden bir grup insan vardır. Onlardan bahsetmeden konuyu şekillendirmek mümkün... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/herkesin-igrendigi-adam-kose-basinda-bekleyen-bir-anti-sosyal.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle gençlerin, yaşam hakkını tehdit eden bir grup insan vardır. Onlardan bahsetmeden konuyu şekillendirmek mümkün olmaz. Birçok insanın yolu bu magandalarla kesişir. Çoğu sorunsuz atlatılır. Ama bu magandalar yüzünden canı yanan birçok insan olduğuna bizzat şahit oldum.</p>
<p>Yanlış aile tutumunun bir sonucudur bu anti sosyal kişiler. Oğlu kavga eden bazı tuhaf ailelerin, garip bir yaklaşım içinde olduğunu gördüm. Oğlu, kavgada karşı tarafa korku salan, şiddet uygulayan bir yaklaşım sergilemişse sonuca seviniyor. &#8220;Benim oğlum iyi kavga ediyor&#8221; diye övünüyor. O&#8217;na şiddetin kötü olduğunu asla söylemiyor. Aileden destek alan anti sosyal tip, iyice yoldan çıkıyor.</p>
<p>Bu anti sosyal tipler,  Sürekli ahlak normlarının dışında davranırlar.  Aksidirler. Şiddet yanlısı davranış sergilerler. Çok basit tartışmaları anında kavgaya kadar götürebilirler. Çevrede kendi gibi insanlarla arkadaşlık ederler. Zaten onları başka kişiler sevmez. Özellikle lise yıllarında bu olumsuz özellikleri pekişir. 30&#8242;lu 40&#8242;lı yaşlara kadar olumsuz davranışlarla milleti canından bezdirirler. Sonunda ayaklarını bir ayı tuzağına kaptırırlar. Kurtulamayanlar hücreyi boylar. Yıllarca hapis yatar. Çıktıktan sonra daha da tehlikeli olurlar.</p>
<p>Şimdi sana bu zavallıların özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Babalarının parası ile gidip en ucuzundan bir araba alırlar. Ekonomik durumları iyi ise iyi bir araba sahibi olabilirler. Trafik kurallarını hiçe saymak, trafikte sadece dikkat çekmek amacıyla tehlikeli hareketler yapmak onların yaşam tarzıdır. Arabalarının bir yerlerine mutlaka modifiye bir şeyler vardır. Özellikle egzozdan yüksek ses çıkarmaya bayılırlar. Egzozdan çıkan yüksek sesin, çevredeki insanların dikkatini çektiğini düşünürler. Aynı zamanda korkutma amaçlı da kullanırlar. Arabanın üzerine yazı yazmayı çok severler. Birisinin arabasında görmüştüm. Adam arabaya kocaman punto ile &#8220;Azrail&#8221;  yazmıştı. Ruh sağlığının ne kadar şiddete meyilli olduğunu düşünebilirsin. Adam dünyada kendini ifade edecek bir cümle bulamamış. &#8220;Azrail&#8221; yazmıştı. Ürkütücü tabi. Hiç sevimli değil.</p>
<p>Modayı yakından takip ederler. Özellikle saçlarına model yaptırmaya bayılırlar. Ayakkabılarının uçları genelde sivri olur. Göğüs kılları gözükünceye kadar gömleğin düğmelerini açarlar. Herkesin, özellikle genç kızların bu özelliklerini sevdiğini zannederler. Sevdikleri renk siyahtır.  Siyah gömlek giymeye bayılırlar. Yürüyüşleri kabadayı tarzındadır. İzledikleri bir dizinin etkisinde kolaylıkla kalırlar.</p>
<p>Bu kişiler küfürlü konuşmaya bayılırlar. Konuşmalarının büyük bir kısmı küfürlüdür. Zaten 8 adet kelime biliyordur yarısı da küfür olunca iticilikleri iyice artar. Kızlara karşı aşırı zaafları vardır. Özellikle öğrencilerin peşine takılırlar. Onları kandırmak için atmayacakları takla yoktur. Kız öğrencilerin bazıları maalesef bunları bir şey zanneder. Arkadaş olurlar. İlerleyen süreçte kız arkadaşlarının başına bela olurlar. Elini veren kolunu kaptırır misalinde olduğu gibi arkadaşlık süreci sıkıntılı geçer. Öğrenci bunlardan kurtulmak istediğinde işin içine şiddet ve tehdit girer. Kendini jiletleme ile başlayan süreç çoğu zaman karakolluk oluncaya kadar devam eder.</p>
<p>Bir gün arabamı şehrin sokaklarında park etmiştim. Yaptığım park trafik kurallarına uygundu. İşlerim bitirip arabamı almaya geldiğimde arabamın yanına bir arabanın park ettiğini gördüm. Arabanın her halinden bir magandaya ait olduğu belli oluyordu. Özellikle sert bir tepki vermemem gerektiğini düşündüm. Arabanın yanına vardım. İçeride bir bayan oturuyordu. Arabayı çekmesini istedim. Bayan gayet sakin tavırla;</p>
<p>-           Abi beyim birazdan gelecek istersen sen biraz ileri al. Gerçi benzinimiz de yok,</p>
<p>dedi. Arabayı az ileri bırakınca benim çıkmam mümkün olacaktı.</p>
<p>-          O zaman ben arabayı biraz ileri iteyim,</p>
<p>dedim. &#8220;olur, abi&#8221; dedi bayan. Arabanın frenini indirmek için kapısını açtığımda şoför koltuğunun hemen yanında kâğıda sarılmış uzunca bir döner bıçağı gördüm. Gereksiz bir kızgınlıkla ciddi bir sorun yaşayacağım çok açık belli oluyordu.</p>
<p><strong>İnsan bir şeyden ya da birinden nefret etmezse, sever.</strong></p>
<p>Bu zavallı kişilerden nefret etmeli ama onların bu sorununu yok saymadan tedbirli davranmalı. Toplumsal hassasiyet gösterip yanlışlarında gerekli mercilere bilgi vermeli.</p>
<p>İşte sana zarar görebileceğimiz bir grubun profilini çizdim. Özellikle bu tarz kişilerin internette çok fazla dolaştığını bilmeni isterim.  <strong>Anti sosyal kişi, adam öldürse, en iğrenç suçları dahi işlese asla ben kötüyüm demez. </strong>Uyanık olmak zorundayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;<strong>Çocuğumu internette kaybettim</strong>&#8221; kitabının yazarından</p>
<p>Kadir AKEL</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/herkesin-igrendigi-adam-kose-basinda-bekleyen-bir-anti-sosyal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başarı Merdiveni</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/basari-merdiveni.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/basari-merdiveni.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2011 22:55:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin KILIÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon ve Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1912</guid>
		<description><![CDATA[Ders alınmış başarısızlık başarı demektir. Malcom S. Forbey Etrafımızda başarılı insanlar vardır; iş dünyasında başarılıdır,... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/basari-merdiveni.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ders alınmış başarısızlık başarı</strong><strong> demektir.</strong></p>
<p><strong><em>Malcom S. Forbey </em></strong><strong></strong></p>
<p>Etrafımızda başarılı insanlar vardır; iş dünyasında başarılıdır, eğitim hayatında başarılıdır, sporda başarılıdır, çalışma hayatında başarılıdır? Başarılı insanlara gıpta ile bakarız. Ne kadar başarılı insan, nasıl başardı acaba deriz. Başarının sadece o insanlara mahsus olduklarını düşünürüz, o insanların başarılarını çevre şartlarına, aile durumlarına, maddi durumlarının yerinde olmasına, bazen şansa bağlarız. Hangi sebebin başarıyı getirdiğini düşünüyor isek o imkana sahip insanların hepsinin de başarılı olmaları gerekmez mi?</p>
<p>Zengindi imkanları vardı bir çok dersten özel ders aldı tabiî ki başarılı olacaktı deriz; öyleyse bütün zengin insanların çocuklarının, bütün özel ders alanların başarılı olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>Ailesi çok ilgili tabiî ki başarılı olacaktı deriz; öyleyse bütün çok ilgili ailelerin çocuklarının daha başarılı olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>Çok çalıştı tabiî ki başarılı olacaktı deriz;öyleyse başarılı olmak için sadece çalışmak yetseydi bir çok çalışan insanın başarısız olmaması gerekmez miydi?</p>
<p>Nasıl başarılı olunacağını biliyordu tabiî ki başarılı olacaktı deriz; öyleyse nasıl başarılı olunacağını bilen kişilerin hepsinin de başarılı olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>İyi bir eğitim almıştı, falanca okulda okuyordu tabiî ki başarılı olurdu deriz; öyleyse iyi bir eğitim almış veya falanca okuldan mezun öğrencilerin hepsinin de çok başarılı olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>Dış etkenler ne kadar başarılı ya da başarısız olacağımız belirleyemez sadece etkiler ama sonucu tek başına belirleme gücü yoktur. Eğer sonucu  belirleyebilmiş olsaydı, buna yeterli olabilseydi yukarıdaki örneklerdeki kişilerin hepsinin de başarılı olmaları beklenirdi. Dış etkenler bir çok birey için aynı iken sonuçta  kişilerin başarıları nasıl farklı oluyor? Aynı şartlar bir insanın daha çok çalışması için sebep olurken bir başka kişi için de başarısız olması için gerekçe olabiliyor. Olaylara bakış açımız sonucu belirler, aynı olaylara farklı farklı tepki verdiğimiz için sonuçlarda kişilerin algılarına göre farklılık gösterebiliyor.</p>
<p>Aynı olumsuz şartlara sahip iki kişiden birisi çok başarılı olabilirken, bir diğeri başarısız olabiliyor. Aynı olumsuz şartlar bir kişinin çok başarılı olmasına neden olurken, bir başka kişinin başarısız olmasına sebep olabilir.</p>
<p>Tanıdığım iki kardeş vardı; maddi sıkıntılar içerisinde olan bir ailenin iki çocuğu idiler. Anne babalarının eğitim seviyeleri düşük, eğitimlerini sağlamaları için oturdukları köyde okul yok, her gün karda, yağmurda, çamurda 4-5 km. yürümek zorunda kalan  2 kardeşten birisi bu zorluklar içerisinde üniversiteyi bitiriyor, büyük bir kuruluşta üst düzey yönetici oluyor. Diğer kardeş ise okuyamıyor, eğitimini tamamlayamıyor ve köyde kalarak hayatını çiftçilik yaparak sürdürüyor.</p>
<p>Üst düzey yönetici olan kardeşe &#8220;bu şartlar altında buralara kadar nasıl yükselebildin bu nasıl oldu?&#8221; diye sorduğumda &#8220;bu şartlarda başarılı olmam, bu hayat şartlarından kendimi, ailemi ve sevdiğim insanları kurtarmam gerekiyordu onun için başarılı olmaktan başka çarem yoktu.&#8221; demiştir.</p>
<p>Köyde kalan eğitim alamayan kardeşe de &#8220;neden buradasın şimdi daha farklı konumlarda olamaz mıydın,  Bunu başaramaz mıydın?&#8221; diye sorduğumda bu kişi de başarısız olma sebebi olarak yaşadığı şartları göstererek.&#8221;bu şartlarda nasıl başarılı olabilirdim ki?&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Başarılı olması konusunda birçok mazeret ortaya koyan öğrencilerimize bu bahanelerini sıraladıktan sonra ben de &#8220;o zaman senin başarılı olman için herkesten daha çok sebebin var.&#8221; derim. Bu olumsuzluklar bir çok insanı motive de edebilmektedir, yine bir çok insanı başarısız da kılabilmektedir. Başarılı ya da başarısız olabilmek tamamen kişinin kendi kararı, iradesi ve çalışmasına bağlıdır.</p>
<p>Öyle öğrenciler vardır dershaneye gider, özel dersler alır ama başarılı olamaz. Öyle öğrenciler de vardır ki belki dershaneye bile gitmeden başarıya ulaşırlar. Şartlar nasıl olursa olsun, her şey öğrenciye bağlı, başarı öğrencinin kendisine kalmış bir şeydir.</p>
<p>Öğrenci başaracağına inanmazsa dershanenin de , özel derslerinde, ailenin ilgisi ve olumlu tutumlarının da faydası olmayacaktır.Başarılı olacağına inanmak başarının birinci ve olmazsa olmaz basamağıdır.</p>
<p>Öğrenci başarmak için gereken birinci değere sahipse yani, başaracağına inansa bile kendisi için gerçekçi ve gerçekleştirilebilir bir hedefe de sahip olması gerekir. Kendimize ait bir hedefimiz yoksa ortaya koyacağımız bir başarıdan da söz edemeyiz.</p>
<p>Yanlış hedef kişiye zarar verir! nasıl mı?</p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Tecrübeli avcı, av sezonu açılınca acemi avcılardan üçünü yanına alıp ormana gitmiş. Onlara avcılığın sırlarını, inceliklerini anlatacakmış. Küçük bir deliğin yanına gelmişler. Tecrübeli avcı: &#8220;Böyle yerlerde tavşanlar bulunur. Tüfeğin namlusunun ucuyla bu delikleri karıştırın. Sonra içeriden çıkan tavşanı benim gibi avlayın.&#8221; demiş&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Daha sonra küçük bir inin önüne gelmişler. Tecrübeli avcı: &#8220;Bu küçük inlerde tilkiler yaşar. Bu durumda içeriye taş atın. Tilki dışarıya çıkacaktır. Sonra onu böyle avlarsınız.&#8221; demiş&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Az sonra büyükçe bir mağaranın önüne gelirler. Tecrübeli avcı: &#8220;Burada ayı gibi büyük hayvanlar barınır. Bu hayvanlar tehlikelidir. Onları tahrik etmemek gerekir. Bu durumda, mağaranın önüne yatın ve içeriden hayvanın çıkmasını bekleyin.&#8221; demiş&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Bunun üzerine dört arkadaş mağaranın önünde pusuya yatarlar. Ertesi gün gazetelerde garip bir haber manşete çıkar: &#8220;Dört avcıyı tren ezdi!&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Meğer tecrübeli avcı ve arkadaşları ayı ini diye bir tren tünelinin önüne yatmışlar</em></strong>.</p>
<p>Başarıya ulaştıracak üçüncü basamak ise başaracağımıza inanarak, kendimize ait olan hedefe ulaşmak için bir plan içerisinde çalışmaktır. Doğru bir plan, pes etmeden ısrarlı çalışma bizi hedefe ulaştıracaktır. Başarılı olan kişilerde  bu üçlü sistemin sağlandığını görürüz. Bu sisteme sahip olmadan başarıya ulaşılabileceğini düşünmek oturduğumuz yerden bir mucize gerçekleşmesini beklemeye benzer.</p>
<p>Bundan evvel bir şeyler nasıl başarılmışsa aynı yöntemi uygulamamız bizi başarıya götürecektir. Başarılı olmuş kişilerin sistemini hayatımıza uyguladığımızda bizler de aynı başarıya ulaşırız. Nasıl ki iyi bir yemek yapmanın gerekli malzemeleri, bir kuralı, bir sistemi, yapılış sırası varsa , başarılı olmanın da gerekli malzemeleri, belli bir sistemi ve izlenecek yolu vardır. Yapılması gereken yapılması gerekenleri uygun sıra ve metodla yerine getirmektir?</p>
<p>Bizim de elimizde tava, yağ, tuz, yemek malzemesi, ocak var, bunlarla neler yapabileceğimizi de biliyoruz, bu malzemeler ile kimlerin nasıl beğenilen yemekler yaptıklarını da biliyoruz ve elimizdeki bütün bu malzemelerden iyi bir yemek yapamıyorsak bunu nasıl izah edebiliriz?</p>
<p>Metin KILIÇ</p>
<p>Uzman Öğretmen- Psikolojik Danışman</p>
<p><a href="mailto:Metinkilic66@hotmail.com">Metinkilic66@hotmail.com</a></p>
<p><a href="http://www.aktuelegitim.com">http://www.aktuelegitim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/basari-merdiveni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dedeler ve Nineler Neredeler</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dedeler-ve-nineler-neredeler.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dedeler-ve-nineler-neredeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2011 19:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel aile]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel ailenin çözülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel ailenin yıkılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1892</guid>
		<description><![CDATA[Çekirdek aile, elimizden yüzyıllık çınar ağaçlarını aldı. Bu çınar ağaçları yani dedelerimiz ve ninelerimiz ailenin... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dedeler-ve-nineler-neredeler.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çekirdek aile, elimizden yüzyıllık çınar ağaçlarını aldı. Bu çınar ağaçları yani dedelerimiz ve ninelerimiz ailenin dışında kaldı. Bu insanların hayat tecrübelerinden, hatalarından çıkardıkları derslerden, tekniklerinden, hoşgörülüklerinden, uzak kaldık. Onları sistemin dışına çıkarıp biz her şeyi biliriz ve kendi kendimize yeteriz dedik. Ve müthiş bir hata yaptık ve halende yapıyoruz.</p>
<p>İçinde yaşadığımız yüzyılda çok meşgulüz çokkk.. Annelerimiz ve babalarımız daha çok çalışmakta ve daha çok para kazanmak için adeta çırpınmakta. Bu durumda çocuklar ya kreşlere ya bakıcılara ya da elektronik bakıcılara(Tv, bilgisayar) emanet. Bunlarında onlara ne kadar yardımcı oldukları ya da olacakları ortada.(buradan kreşleri eleştiriyorum ifadesi çıkmasın lütfen)</p>
<p>Dr. Brayer, Osmanlı aile hayatına temas ederken, bilhassa yetişkin çocukların anne-babaları ile birlikte oturmaktan derin bir haz duyduklarını belirterek diyor ki:<br />
&#8220;Çocuklar yetişip adam oldukları zaman, (Osmanlı toplumunda) analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakla iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördükleri şefkate mukabele etmekle bahtiyar olduklarını dile getirirlerdi&#8221; der.</p>
<p>Ve geçiyor kendi toplumunu tenkide:<br />
&#8220;Başka memleketlerde çok defa çocuklar, olgunluk çağına girer girmez (ekonomik özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz) analarıyla babalarından ayrılmakta, ekonomik menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe tartışmakta, hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde anne-babalarını sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta, zavallılara karşı âdeta yabancılaşmaktadırlar&#8230;&#8221;<br />
Prof. Gaston Jezz ise &#8220;Ben Batılı bir aile hukuku profesörü olarak diyorum ki; Türk milletinin elinden aile nizamını alınız, geriye hiçbir şey kalmaz&#8221; diyor.</p>
<p>Türk toplumunda Aile, son büyük kaledir. Ve güçlü bir kale. Bugün, Avrupa&#8217;da aile kurumunun nedenli sıkıntılarda olduğunu biliyoruz. Bizlerin bu müstesna kurumunu parçalamak ve bu kurumun içine zehir akıtmak için adeta fırsat kolluyorlar. Ve bazı hassas noktalarımızdan girmeye çalışıyorlar ki bunda da başarı sağlamaktalar.</p>
<p>Ninelerimizi ve dedelerimizi geri istiyoruz. Onların çocuklarımızla tekrar birlikte olmasını aynı sahada top koşturmasını istiyoruz. Onların Tribünde seyirci olarak değil sahada ilk &#8220;11&#8243; de olmasını istiyoruz.</p>
<p>Yaşamımda dedemden öğrendiğim o kadar güçlü tecrübeler vardı ki. Onun ve arkadaşlarının dizinin dibinde oturup yaşamdan, hatalardan, deneyimlerden ve aldıkları derslerden adına ne derseniz deyin çok şey öğrendim çok&#8230; Şimdi dünyadan ayrıldılar bu güzel insanlar. Bu güzel insanların kıymetini bilmek ve bildirmek gerek&#8230;</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı<br />
&#8220;21 YY da ANNE ve BABA olmak isimli kitabın yazarı&#8221;<br />
nevzatozer66@gmail.com<br />
0505 387 4312</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dedeler-ve-nineler-neredeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Senin hayallerini, benim hayatımda yaşama!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/senin-hayallerini-benim-hayatimda-yasama.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/senin-hayallerini-benim-hayatimda-yasama.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 17:19:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1721</guid>
		<description><![CDATA[            Yavru deve, annesine sorar:            -Anneciğim, bizim neden hörgücümüz var&#8221;            -Uzun çöl yolculuklarında suya çok... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/senin-hayallerini-benim-hayatimda-yasama.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>            Yavru deve, annesine sorar:</p>
<p>           -Anneciğim, bizim neden hörgücümüz var&#8221;</p>
<p>           -Uzun çöl yolculuklarında suya çok ihtiyacımız olur. Her zaman su bulamayız. İhtiyacımız olan suyu, hörgüçlerimizden karşılarız.</p>
<p>            -Peki ayaklarımız niçin bu kadar uzun, toynaklarımız neden bu kadar kalın?</p>
<p>            -O uzun çöl yollarında kumlara batmamak ve rahatça kumlarda yürüyebilmek için yavrucuğum. Ayrıca kalın toynaklarımız sayesinde sıcak çöl kumlarında ayaklarımız hiç yanmaz.</p>
<p>            -Anladım anneciğim. Peki niçin bizim böyle uzun ve sık kirpiklerimiz var?</p>
<p>            -Gözlerimizi çöllerdeki kum fırtınalarından ve zorlu hava koşullarından korumak için elbette.</p>
<p>            -Anlattıklarının hepsini anladım da bir şeyi anlamadım anneciğim?</p>
<p>           -Neyi anlamadın yavrum?</p>
<p>            -Biz bu hayvanat bahçesinde ne arıyoruz anne?</p>
<p>            Anne ve babalar, kendi hayatlarında yaşayamadıkları, ulaşamadıkları birçok makam ve mevkiye çocukları ile ulaşmak, bastırılmış duyguları çocuklarının hayatında yaşamak isterler. Üniversite tercihini yapmaya hazırlanan gençlerin en büyük açmazı ise hedef belirleyememektir. Tercih yapmaya hazırlanan gençlere ne istediklerini sorduğumuzda ilginç cevaplar alabiliyoruz.</p>
<p>            -Annem doktor olmamı istiyor.</p>
<p>            -Babam, benim iyi bir mühendis olacağımı söylüyor.</p>
<p>            -Öğretmenlerim hukukçu olmam gerektiğini söylüyorlar.</p>
<p>            -Ben ne olacağımı bilmiyorum.</p>
<p>            Ne yazık ki, gençlerimizin büyük bir çoğunluğu istedikleri, yetenekli oldukları alanlarda öğrenim görme şansını yakalayamamaktadır. Hedeflerini net olarak belirleyebilen, kendi yeteneklerini ve yetersizliklerini tanıyabilen ve ne istediğini tam olarak ifade edebilen genç sayısı çok azınlıktadır.</p>
<p>            Müzikte, resimde, edebiyatta eserleri klasik olmuş, sanatçı kişilikleri ile kendi uluslarından daha çok dünyaya mal olmuş sanatçıların; öğrenim gördükleri alan ile eser ürettikleri alanlar birbirinden çok farklıdır. Bu tez, eğitimin gerekli olmadığı veya önemli olmadığı anlamına gelmemelidir. Aksine insanlara yetenekli oldukları alanlarda öğrenim görme şansı verilmelidir. Kişinin sevdiği, istediği ve özellikle de yetenekli olduğu alanda öğrenim görmesi; her şeyden önce o kişiye yaptığı işi severek yapma imkânı sağlayacaktır. Yaptığı işi severek yapan insanların eserleri ise sıradan ürünlerin çok ötesinde sanat eseri olabilmektedir.</p>
<p>            Başta kendimizi olmak üzere, eşimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi ve sözümüzün geçtiği yakınlarımızı oldukları gibi kabul etmek yerine kendi dünyamızda oluşturduğumuz kalıplara yerleştirmeye çalışmak, beyhude çabadan öteye geçmeyecektir.</p>
<p>            Allah, kardeşi kardeş yaratmış ama rızkını ayrı yaratmış. Yani aynı anne ve babadan dünyaya gelen insanlar bile birbirinin aynısı değildir. Birey olarak ele aldığımızda, her insanın özellikleri farklıdır ve her birinin ayrı dünyası vardır. Bu nedenle insanları adeta tornadan geçirir gibi kalıplara sokmak yerine bireysel farklılıklara saygı duymak, bu doğrultuda davranış sergilemek daha doğru olacaktır.</p>
<p>Not: Bu yazı, <strong>Genç Gelişim Dergisi</strong>&#8216;nin Aralık 2010 sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p>Yusuf Yeşilkaya </p>
<p>Yazara mesaj: <a href="mailto:yusufyesilkaya@gmail.com">yusufyesilkaya@gmail.com</a>   <a href="http://www.yusufyesilkaya.com/">www.yusufyesilkaya.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/senin-hayallerini-benim-hayatimda-yasama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artık herkes üniversiteli olacak</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/artik-herkes-universiteli-olacak.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/artik-herkes-universiteli-olacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 14:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite sınavı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1500</guid>
		<description><![CDATA[Bundan 15 yıl önce sadece 70 civarında üniversite vardı. Oysa geçenlerde okuduğum bir haberde sadece... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/artik-herkes-universiteli-olacak.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan 15 yıl önce sadece 70 civarında üniversite vardı. Oysa geçenlerde okuduğum bir haberde sadece İstanbul&#8217;da 50&#8242;e yakın üniversitenin kurulması için yök&#8217;ten izin istenmiş.  Süper bir şey!</p>
<p>Anlatamadım mı? Sadece İstanbul&#8217;da 50 üniversite dedim. Ayrıca her şehrin bir üniversitesi var. Harika!  Çok yakın bir zamanda her lise bitiren bir üniversiteye girebilecek. Hoş, açık öğretimi sayarsak bu günde gidebiliyor ya. Ama formal anlamda üniversiteler yakın bir zamanda sınava giren bütün öğrencileri alacaklar. Sevindirici. Çok mutlu edici.</p>
<p>Aman ne güzel! İstihdam( İşe yerleştirme) açığı ne olacak. O konuda bir gelişme var mı? Maalesef yetersiz.  Okulu bitiren öğrencilerin hepsine dönük istihdam olanakları sağlanmak zorunluluğu var. Olmuyor. Eldeki pirinç pilav yapmaya yeterli değil. Onbinlerce mezun vermiş ve mezunların büyük bir çoğunluğu işsiz bir çok bölüm var. Onlarca isim sayarım. Ama kafaları karıştırmak istemem. Ne yapılmalı? Acilen  iş piyasasının ihtiyacı olan bölümlere ağırlık verilmeli.</p>
<p>&#8220;E hocam ben işsizliğin yoğun yaşadığı bir bölümü bitirdim&#8221; diyorsan. İş piyasasında iyilerden biri olmak zorundasın.Bitirdiğin bölümle ilgili en iyilerinden birisi olmalısın. Yok başka çaresi dostum.</p>
<p>Tercih yapacak dostlara, <strong>&#8220;valla dikkat edin&#8221;.</strong> Çok ciddi bir hata ile boşta kalacağınız bir bölümü tercih edersiniz. Sonrasında da iğne ile kuyu kazmaya başlarsınız haberiniz olsun. Araştırın ya. Nerelerde iş buluyorlar. Çalışma koşulları istihdam imkanları. Hepsini bulacağınız yüzlerce kaynak var. Hiç bulamadınız sa o bölümü bitirmiş bir mezun bulun sorun.</p>
<p>Dedim ya herkes üniversiteli olacak. Çok hoş.Ama iş bulabilecek mi? Şimdi söyleyeceğime dikkat.</p>
<p>Sen bir iş adamısın. Şirketinde çalıştırılmak üzere 4 tane makine mühendisine ihtiyacın var. Müracaat 100 kişi. Bu dört kişiyi nasıl seçersin. İlk gelen dördünü mü alırsın? Yoksa özel bir testten mi geçirirsin.</p>
<p>Özel bir test mi dedin? Bu testle ne yapacaksın? Anlamadım, yapılacak işe en iyi bileni mi alacaksın? Demek ki sen bu işi biliyorsun. Anladığım kadarıyla kendini geliştiren kişileri istiyorsun. Bu isteğin doğru.  Kendini geliştiren 4 kişiyi seçmek istemen doğru bir karar. Çünkü en iyilerle çalışmayı herkes ister.</p>
<p>Anlatmak istediğim şey şu; herkes üniversiteli olunca, üniversite bitirmenin önemi azalacak. Eskiden lise mezunlarının sayısı çok azdı. Değerliydiler. Ama şimdi öyle mi? Hiç beğenmediğin mesleği icra eden bile lise mezunu. Yarında herkes üniversite mezunu olacak. Bu kadar üniversite mezunu arasından sıyrılıp istediğin işi bulmak ancak kendini iyi yetiştirmenle alakalı olacak. Rahmetli Barış Manço oğlu için &#8220;ilada müzisyen olsun diye bir isteğim yok. O bir motor ustası olsun. Ama en iyisi olsun. Doğukan usta vidayı sıktı mı adam gibi sıkar desinler&#8221; demişti. Tespit çok güzel. Hiç beğenmediğin mesleklerde bile ne korkunç paraların kazandığını bilirsin.</p>
<p>Sayısı fazla olan mühendisliklerden birisi olan ziraat mühendisliği için boşta gezersin demişlerdi. Hakikaten birçoğu da boşta gezdi. Ama işini bilen bir çok ziraat mühendisi abim var. Bu ağabeylerim öyle korkunç paralar kazanıyorlar ki; birçok kişinin aklı hayali almaz.</p>
<p>Yani oldun mu en iyisi olacaksın. Bir mimar olursun, herkes projelerini çizdirmek için sıraya girerler.</p>
<p>Bir makine mühendisi olursun, bütün şirketler seni transfer etmek için sıraya girerler. Hepsi de olur.</p>
<p>Sen sakın üniversiteye gidemem diye düşünme artık. üniversitenin tüm kapıları sana açılıyor. Sen en iyisi olma hedefiyle yürü. Sadece yürü  olur mu?</p>
<p><strong>&#8220;YAZIK sınav canavarı olmuşsun&#8221; kitabının yazarından</strong><strong></strong></p>
<p>Kadir AKEL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/artik-herkes-universiteli-olacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Narsist Meslekler Rehberi</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/narsist-meslekler-rehberi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/narsist-meslekler-rehberi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 11:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[meslekler rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[narsist]]></category>
		<category><![CDATA[terapist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1405</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Narsist meslek olur mu?&#8221; demeyin, mesleklerin de birer karakteri olduğunu pek âlâ söyleyebiliriz. Yalnız uyaralım:... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/narsist-meslekler-rehberi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Narsist meslek olur mu?&#8221; demeyin, mesleklerin de birer karakteri olduğunu pek âlâ söyleyebiliriz. Yalnız uyaralım: Bu, bilimsel bir yazı değildir (en azından % 100 bilimsel değil). Nasıl Karadenizliler, Avrupalılar, hatta sıcak ve soğuk ülke insanları için bir takım karakteristik özellikler söyleyebiliyorsak ve ana hatlarıyla birer tanım yapabiliyorsak, meslekler için de bunu yapmamız mümkün. Elbette ancak &#8220;genel&#8221; yargılara varabiliriz. Söyleyeceklerimiz fikir verir ama tek tek bireyleri bağlamaz. Tespit edebildiğimiz narsist meslekleri çuvaldızı kendimize batırarak sıralayalım efendim:</p>
<p><strong>Terapistlik</strong>: Omnipotans bir meslektir bir kere. Kâdir-i mutlaktır yani. Bir bakıma hayatın anlamını bilen, hayatın sırrını çözmüş olduğu varsayılan ayrıcalıklı bir konumu vardır. Düşünsenize insanlar size gelip kendilerini anlatıyorlar, en mahrem sırlarını paylaşıyorlar. O hassas yolculukta onlara eşlik etmek çok özel bir konum. Bir nevi üstad, şaman, bilge posizyonu&#8230; Bir çeşit &#8220;havaya girme&#8221;, &#8220;terapist kibri&#8221; geliştirme riski her zaman mevcut. Yalom da buna değinir. Güzel bir şekilde özeleştirisini de yapar. İnsan hem içgörüsünü taze tutmalı hem de bir ustadan süpervizyon almalı ki o tuzağa düşmesin&#8230;</p>
<p><strong>Cerrahlık</strong>: Genel olarak doktorluk narsist bir meslektir. Bir klişe olarak ifade edece olursak: &#8220;İnsanlar ikiye ayrılır; doktorlar ve diğerleri&#8221;. Yani insanların sağlığı üzerinde etkili olabilmek çok ciddi bir ayrıcalıktır ve kendini çok önemli hissettirir. Ancak cerrahlar için özellikle &#8220;Tanrı kompleksi&#8221;nden söz edilir ki milimetrik müdhaleler, birine yaşam vermek ya da ölümüne şahit olmak çok hassas bir konum. Pek çok filmde de işlenen bu konu, bir kalp ya da beyin cerrahının &#8220;parmaklarımın ucunda tanrıyı hissedebiliyorum, tanrı ameliyathanede bizimleydi&#8221; gibi ifadeleriyle pekiştirilir.</p>
<p><strong>Avukatlık:</strong> Hukuk fakültesinde nasıl yapıyorlar bilinmez ama oradan mezun olana fazlaca bir özgüven geliyor. Adam kanunu biliyor, daha ne olsun? Evini aratmaz, çünkü izin gerektiğini bilir, kimliğini sorana göstermek zorunda olmadığını bilir. Bunları belki biz de biliriz ama &#8220;ben emniyetten komiser bilmem kim, çıkar kimliğini!&#8221; denilince &#8220;ama haklarım, buna hakkınız yok, şey, ehe, buyurun kimliğimi memur bey&#8221; diye uzatıveririz. Avukat ise sadece kendi haklarını değil genel olarak &#8220;low and order&#8221;a hâkim olduğundan rahattır, hafiften de narsisizme yatkındır.</p>
<p><strong>Gazetecilik</strong>: &#8220;Ben gazeteciyim!&#8221; bu ifadeyi, çok duymuşuzdur. Ama tonlaması şunu düşünüdürür: &#8220;Bir dakika yahu, beni sıradan fanilerle karıştırmayın, ben o okuduklarınızı yazan, çizen kişiyim. Her şeyden, en önce benim haberim olur. Ben işin mutfağındayım, hazırlayıp servis ediyorum kitlelere, ben ne sunarsam millet onu okuyor, boru değil, &#8220;gate keeper&#8221; (eşik bekçisi) demişler bize. Heey gidi, siz uyuyun daha, bizler öyle çok şey biliyoruz ki sizin bilmediğiniz, neler neler dönüyor dünyada ve fakat sadece biz, o özel kulüp, birbirinin dilinden anlayan âkildaneler vâkıfız bunlara&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>Tiyatroculuk/Oyunculuk:   </strong>Direkt olarak alkışla beslenmesi bile fikir vermiyor mu? Bir ressam, kimse görmeyecek olsa bile resmini büyük zevkle yapabilir ama oyuncunun mutlaka izleyip alkış tutacak, hayran olacak bir kitleye ihtiyacı vardır. Açıkça da söylerler zaten, &#8220;biz alkışla besleniyoruz, alkışlar olmadan yaşayamayız&#8221; diye. E tabii bir süre sonra da &#8220;muhteşemim ben&#8221; duygusu uyanır insanda, onay almaya endeksli, sürekli &#8220;bravo&#8221; denmesini bekleyen bir meslek&#8230;</p>
<p><strong>Siyasetçilik: </strong>Siyasette öyle bir hiyerarşi var ki astlar sütlerine Tanrı muamelesi yapıyor, üstler de maalesef bir süre sonra bundan etkileniyor. İçinde bulunmadım ancak işim gereği uzun zaman bu tür diyaloglara yakından şahit oldum. Partilerin mahalle başkanlarına bile sürekli &#8220;başkanım aşağı, başkanım yukarı&#8221; diye hitap edilir. Milletvekillerine ise &#8220;sayın vekilim, sayın vekilim&#8221;. İlçe başkanları il başkanlarına, il başkanları genel başkana tarif edilmez bir huşu ile itaat eder. İtaat belki gereklidir de kimse üstünün en ufak bir yanlışını dahi dile getiremez, eleştiremez. O zaman da siyaset, kişinin egosunu gereksiz yere besleyen bir yapıya dönüşüyor maalesef.</p>
<p><strong>Sanatçılık/Tasarımcılık</strong>: Biz fanilerden çok farklıdırlar. Göremediğimiz şekilde görür, düşünemeyeceğimiz şekilde düşünürler. Yaratma konumunda olduklarından tanrısallığa yakın dururlar. Hayatları bizim gibi sıradan, düz, lineer ve rutin değildir. Sanatçı bunalımı, yaratıcı kaos, gelgitler ve çılgınlıklar onların hakkıdır ve ayrıcalığıdır. Çoğunlukla dış görünüşlerinden tanırsınız. Yarısında gerçekten iç dünyasının farklılığı dışa vurmuştur, yarısında da kurgulanmış bir imaj bağırır size: &#8220;Ben var ya ben, farklıyım, sanatçıyım, benzemem kimselere, ona göre, sakın kendinizle karıştırmayın beni!&#8221; Genç bir yönetmen arkadaş sigarasını yakarken &#8220;ben yönetmenim ya, narsistim, megalomanım&#8221; diye güzel güzel de sahiplenmişti vasfını.</p>
<p>Meslek seçimlerinde öğrencilere bu mini rehber ne derece yardımcı olur bilinmez. Ayrıca bu yazdıklarımız mesleklere dair genel ifadeler olup tek tek meslek erbabını bağlamaz, tenzih edelim de sonra başımız ağrımasın. Kişilerden bağımsız, mesleklerin doğasından bahsediyoruz: &#8220;Bir ego vardır meslekte, bizden içerû&#8230;&#8221;<br />
Rukiye KARAKÖSE</p>
<p>http://www.rukiyekarakose.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/narsist-meslekler-rehberi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

