Bir insan neden içine atar? Neden duygularını bastırır? Bastırdığı ve içine attığı şeyler ne kazandırır? Ne kaybettirir? Bu yüzden mi her şey ters yüz olur, içinden çıkılmaz bir hal alır, keşmekeş olur, viran olur, harap olur, beter olur?
Duyguların bastırılmaması, içe ...
Einstein tarafından söylenen "İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zordur." sözünü bilmeyen yoktur herhalde. Bununla ilgili kısa bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu dogmadan ayrılmış tek başına yasayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı ...
Günümüz insanına verilen 24 saat yani bir gün, 36 saat olsaydı sanırım 36 saat te bizlere yetmeyecekti. Makine ve zaman içerisine hapsolmuş modern insan bir paradoks yaşıyor. Ürettiğimiz ve hayatımızın her alanında bizlere hizmet eden duygusuz, ağlamayan, gülmeyen, sevinmeyen kör ...
Günümüzde insanların mutluluğu neredeyse eğlenmeye dayanmakta, eğlenmenin altında ise almanın, tüketmenin doygunluğu yatmaktadır. Dünya bizim açlığımızı giderecek büyük bir nesne, bir elma şekeri, bir memedir? Bizler durmadan bir şeyler emer bir şeyler bekleriz? Ve sürekli düş kırıklıklarına uğrarız. Özellikle rüyamızda ...
Islak mermerlerin arasında ilerledim. Dar ve basık tavanlı bir tünelden geçerken yüzüme doğru çarpan buhar ve kına kokusu az sonra karşılaşacağım manzaranın gizini ele veriyordu. Çırılçıplak iki kadın, tünelin içinde başımız eğik kıkırdayarak yürüyorduk.