
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 09:39:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anketimize katılır mısınız?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anketimize-katilir-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anketimize-katilir-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 20:27:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2946</guid>
		<description><![CDATA[AktuelEğitim (AktuelPDR) olarak temamızı yeniledik. Tema konusunda aşağıdaki anketimize katılmanız, ayrıca yorumlar bölümünde bu konudaki... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/anketimize-katilir-misiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AktuelEğitim (AktuelPDR) olarak temamızı yeniledik. Tema konusunda aşağıdaki anketimize katılmanız, ayrıca yorumlar bölümünde bu konudaki düşüncenizi yazmanız çalışmalarımızı şekillendirecektir. Desteğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p>(NOT: Lütfen önceki temamız ile kıyas ederek değerlendiriniz. <strong>Ayrıca yeni temada beğenmediğiniz konuyu da yazar mısınız?</strong>)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
Note: There is a poll embedded within this post, please visit the site to participate in this post's poll.
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anketimize-katilir-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitimde FATİH Projesi Başladı</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/egitimde-fatih-projesi-basladi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/egitimde-fatih-projesi-basladi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 21:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji -Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimde FATİH Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[fatih projesi]]></category>
		<category><![CDATA[fatih projesi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2919</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, &#8221;FATİH Projesi&#8221;nin okullarda uygulamaya geçmesi nedeniyle Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/egitimde-fatih-projesi-basladi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, &#8221;FATİH Projesi&#8221;nin okullarda uygulamaya geçmesi nedeniyle Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen Lisesi&#8217;nde düzenlenen törene katıldı. Törende Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım da hazır bulundu.</p>
<p>Başbakan Erdoğan törende yaptığı konuşmada, Fatih Projesi&#8217;nin okullarda uygulamaya geçmesi dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Bugün milli eğitim sisteminde bir dönüm noktasını, tarihi bir açılışı ve büyük bir heyecanı hep birlikte yaşadıklarını belirten Başbakan Erdoğan, fırsatları artırma ve teknolojiyi iyileştirme hareketi projesi olan FATİH Projesi&#8217;nin, bugün Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen Lisesinden start aldığını ifade etti.<br />
<strong>&#8221;Tarihi bir an yaşıyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: &#8221;Bugün, burada, milli eğitim adına gerçekten tarihi bir anı yaşıyoruz. Fatih Projesi ile eğitim ve öğretimin metodunu ve çehresini köklü bir şekilde değiştiriyor, modernleştiriyor, yaşadığımız çağın gereklerini ve imkanlarını artık sınıflara taşıyoruz. Fatih Projesi ile eğitimin anlamı değişiyor. FATİH Projesi ile okulun, sınıfın, kara tahtanın, öğretmenin ve öğrencinin işlevleri, eğitimdeki konumları çok köklü şekilde değişiyor. Bugün, burada, sadece Türk milli eğitim sisteminde değil, küresel ölçekte yeni bir dönemi başlatıyor, bir çığır açıyoruz. Zira şu anda tüm dünyanın gözleri Türkiye&#8217;mizin üzerinde. Şu anda dünyanın birçok ülkesi, Fatih Projesi&#8217;ni çok yakından takip ediyor. Türkiye&#8217;de bugün başlatılan Fatih Projesi dünyada örnek olarak gösteriliyor, örnek alınıyor. Şunu hiç abartmadan ifade etmek istiyorum: Fatih Sultan Mehmet, İstanbul&#8217;u fethederek, karanlık bir çağa, Orta Çağ&#8217;a son vermiş, Yeni Çağ&#8217;ı, yeni bir çağı başlatmıştı. İşte biz de bugün Fatih Projesi ile sadece eğitim sisteminde değil, eğitimin etkilediği her alanda bir çağı kapatıyor, yeni bir çağı, bilgi çağını, bilgi teknolojileri çağını hep birlikte buradan açıyoruz.&#8221;<br />
&#8221;K<strong>ara tahta kavramını artık tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Böyle tarihi bir ana ve böyle unutulmaz bir açılışa şahitlik yapmanın heyecanını taşıdığını dile getiren Başbakan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, böyle bir projeyi vücuda getirmenin ve Türkiye&#8217;yi böyle bir projeyle tanıştırmanın haklı gururunu yaşadığını söyledi. Bu projenin her aşamasında görev alanları yürekten kutlayan Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığını projede yer alan ve projeye katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlar ile kamu ve özel sektörü kutladı ve teşekkür etti.<br />
<strong>&#8221;Bugün, 17 ilimizde, 52 okulumuzda FATİH Projesi start alıyor&#8221;</strong></p>
<p>Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: &#8221;Bugün, 17 ilimizde, 52 okulumuzda FATİH Projesi start alıyor. İnşallah, bu yılın Eylül ayına kadar 3 bin 657 orta öğretim kurumunda, yani Türkiye genelindeki liselerin yarısında Fatih Projesi&#8217;nin kurulumu tamamlanmış olacak. 4 yıl içinde de ülkemiz genelindeki yaklaşık 42 bin okulda, 570 bin sınıfta FATİH Projesi hayata geçecek. 570 bin sınıfla birlikte, kütüphanelerde, laboratuvarlarda, öğretmen odalarında da akıllı tahtaları kuracak, 620 bin akıllı tahtayı okullarımıza, sınıflarımıza, öğrencilerimize kazandırmış olacağız.</p>
<p>Fatih Projesi sadece akıllı tahtadan ibaret değil. Bu projeyle, artık okullara değil, tek tek sınıflara, yüksek hızlı internet bağlantısı gerçekleştiriyoruz. Her okula, 1 tane çok fonksiyonlu yazıcı, 1 tane de doküman kamera kazandırıyoruz. Bizim sevgili öğrencilerimize bir sözümüz vardı. Her öğrenciye bir tablet bilgisayar dağıtacağımızın sözünü vermiştik. İşte bugün, bu sözümüzün de arkasında duruyor, buradan ilk tablet bilgisayarları da dağıtmaya başlıyoruz. Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen Lisemize ilk 200 tablet bilgisayarı bugün vereceğiz. Yine burayla aynı anda, Türkiye genelinde, ilk etapta pilot uygulama olarak, 12 bin 800 adet tablet bilgisayarı da öğrencilerimize teslim ediyoruz. Allah&#8217;ın izniyle, şu andan itibaren kara tahta kavramını artık tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Kara tahta, tebeşir, tebeşir tozu zaten tarih olmuştu. Bugünden itibaren, diğer yazı tahtası türlerini de artık ikinci plana çekiyoruz. Öğretmenlerimizin adeta bir çilesi olan, sağlıklarını dahi etkileyen tebeşir ve tebeşir tozu, artık bir nostaljiden öteye geçemeyecek.&#8217;</p>
<p>Başbakan Erdoğan, öğrencilerin, elinde tablet bilgisayarı, bilgisayarın içindeki kitapları, sınıfında kablosuz interneti, karşısında en son teknoloji tahta ve içerikle, en modern şekilde eğitimlerini sürdüreceklerini ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8221;Eğitimde, çağ atlatacak, bir proje&#8221;</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Fatih Projesi&#8217;nin başlamasıyla eğitim ve öğretimde, yeni bir çağa geçildiğini belirterek, &#8221;Bugünden itibaren bilgi dünyasına yepyeni bir yolculuk başlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Bakan Dinçer, Fatih Projesi&#8217;nin başlaması dolayısıyla Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen Lisesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, öğrencilerin yeniden başlayan eğitim öğretim döneminden dolayı heyecan duyduğunu belirtti. Öğrencilerin asıl heyecanı ise Fatih Projesi&#8217;nin başlaması dolayısıyla duyduğunu ifade eden Bakan Dinçer, projeyi &#8221;Eğitimde, çağ atlatacak, bir proje&#8221; olarak nitelendirdi. Proje kapsamında, sınıflara kurulan etkileşimli tahtalardan, öğrencilere verilecek tablet bilgisayar dağıtımı aşamalarına kadar çok büyük bir emeğin olduğunu dile getiren Bakan Dinçer, projenin başlangıcından itibaren emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Bakan Dinçer, &#8221;Sayın Başbakanımızın, çocuklarımızın ihtiyaçlarını ve beklentilerini her türlü değerin üzerinde gören yüreklendirici ve destekleyici tutumu olmasaydı, bu proje ortaya çıkmazdı&#8221; dedi. Bilgi teknolojilerinin, yaklaşık 9-10 yıldır eğitimde kullanıldığını bildiren Bakan Dinçer, bu sürede 8 derslik ve üzeri tüm okullarda 29 bin 428 bilişim teknolojisi sınıfı kurulduğunu, tüm okullara 896 bin 521 bilgisayar gönderildiğini söyledi. ADSL kurulumu olan okul oranının ortaöğretimde yüzde 100&#8242;e, ilköğretimde ise yüzde 98&#8242;e çıkarıldığını vurgulayan Bakan Dinçer, bunun öğrencilerin merak etme, geniş bir ufuk kazanma, öğrenme gibi birçok özelliklerin üzerinde etkili olduğunu belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8221;Eğitimde yeni safha&#8221;</strong></p>
<p>Eğitimde yeni bir safhaya girildiğine dikkati çeken Bakan Dinçer, &#8221;Bugünden itibaren bilgi dünyasına yepyeni bir yolculuk başlıyor&#8221; dedi. Projenin yurt geneline yayılmasıyla Türkiye&#8217;nin bilgi toplumuna dönüşmesinde büyük katkı sağlanacağını ifade eden Bakan Dinçer, bilgi toplumlarının sadece teknolojiyi çok iyi kullanan insanlardan değil, demokratik ve insani değerleri özümseyen insanlardan da oluştuğunu söyledi. Bakan Dinçer, şunları kaydetti: &#8221;Hata yaptığında özür dilemek, karşısındakine &#8216;haklısın&#8217; demek, teşekkür etmek, incelik ve nezaketle davranmak, birbirine saygı duymak, hoşgörülü olmak gibi değerler insanı insan kılar. İlk bakışta, basit gibi gözükse de sonuçları bakımından önemli olan bu değerleri öğrencilere kazandırmak için öğretmenlerimizin gösterdiği çaba, eğitim ve öğrenimin temelini oluşturuyor.&#8221;</p>
<p>Eğitimin artık geleneksel okul anlayışında olduğu gibi dört duvar arasında, durağan ve toplumdan kopuk olmadığını belirten Bakan Dinçer, şunları söyledi: &#8221;Aksine toplumla iç içe, toplumla bütünleşmiş olarak değişim ve gelişime açık dinamik bir süreç olma durumundadır. Daha önce başladığımız, &#8216;Okullar Hayat Olsun&#8217; projesi ile Fatih Projesi, bizlere bu süreci yönetmemizin ve geliştirmemizin imkanlarını sunuyor. Bu imkanları sizlerin bilgi ve iletişim teknolojilerini aktif olarak kullanılabilen bilgi çağı becerilerini kazanmış, yenilikçi, girişimci bireyler olarak yetişmeniz için seferber ediyoruz. 52 okulumuzda başlattığımız proje ile 17 ilimize öğrencilerimiz, akıllı tahta ile tablet bilgisayarlarla ve z-kitap ile buluşuyor. Fatih Projesi, donanım ve yazılımdan, eğitsel e-içeriğe, öğretmen kılavuzu kitaplarından, hizmet içi eğitime ve her şeyden önemlisi güvenli internet kullanımı bileşenlerinden oluşuyor.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8221;Sağlanan imkanlar sürekli geliştirilecek&#8221;</strong></p>
<p>Proje kapsamında, hazırlanan etkileşimli tahtaların Türkiye&#8217;ye özgü olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, &#8221;Bu tahtalarla tüm dünyanın kullandığı teknolojilerin bir adım önüne geçiyoruz&#8221; diye konuştu. Öğretmenlere ve öğrencilere, proje kapsamında dağıtılacak tablet bilgisayarlarda, z-kitap içeriklerinin de bulanacağını bildiren Bakan Dinçer, bundan sonraki süreçte sağlanan bu imkanların sürekli olarak geliştirileceğini anlattı.</p>
<p>Bakan Dinçer, şöyle devam etti: &#8221;Bu eğitim öğretim yılının ikinci yarısı, sadece bir deneme ve değerlendirme dönemi değil, bir milat olarak da ülkemizin eğitim tarihinde yerini alacaktır. Fatih Projesi, ülke genelinde yaygınlaştırıldığı zaman ise bunun sadece eğitimde değil, hayatın her alanında, her sektöründe ortaya çıkaracağı değişime ve yansımalara tanıklık edeceğiz. Bugün artık bilgili insan olmanın, okur yazarlığın tanımı bile bilgisayar üzerinden yapılıyor hale geldi. Hayat boyu öğrenmenin en önemli araçlarından olan bilgisayar okur yazarlığı ise kendini sürekli olarak geliştirmeyi gerektiriyor. Bilim teknolojilerinin, öğrencilerimize bir kapı araladığı, fırsat sunduğu düşünülmelidir. Bu teknolojileri onların nasıl kullanacağı, bunlar vasıtasıyla onların ne yapacağı önemlidir. Önemli olan bu teknolojilerin bizzat kendisi değil, öğrencilerimizdir. Eğer bu araçları amaçlarımız doğrultusunda, doğru ve etkin kullanabilirsek, bizlere önemli katkılar sağlayacaktır. Bugün teknolojik ilerlemelerden en etkili şekilde yararlanan toplumlar, uygarlık yarışında en ön saflarda yer alıyor. Bilgisini sürekli yenileyenler ve sahip olduğu bilgiyi bu yönde kullananlar, dünya üzerinde kalıcı etkiler bırakabiliyor.&#8221;</p>
<p>Bakan Dinçer, öğrencilerden meraklarını, öğrenme arzularını ve yapabileceklerine yönelik inançlarını sürekli ayakta tutmalarını isteyerek, ileri teknoloji sayesinde, öğrencilerin öğrenim süreçlerinin çok daha zevkli hale geleceğini belirtti. Bakan Dinçer, ülkenin kaynaklarını öğrenciler için seferber ettiklerini de vurgulayarak, öğrencilerin başarılarına yönelik büyük umutlarının olduğunu, bu sayede geleceğe umutla baktıklarını kaydetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8221;Bilgi Çağının Kapısını Aralayan Bir Proje&#8221;</strong></p>
<p>Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Fatih Projesi&#8217;nin, gerek öğrenci gerek sınıf sayısı, bedeli ve tüm içeriği açısından dünyada bir ilk olduğunu belirterek, &#8221;İlklerin yaşandığı ülkemizde bu projenin hayata geçiyor olması gençliğimiz açısından, ülkemizin geleceği açısından takdire şayan bir gelişmedir&#8221; dedi.</p>
<p>Bakan Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, bugünün eğitim dünyası ve milli eğitim için çok önemli olduğunu söyledi. 22 Kasım 2010&#8242;da Milli Eğitim Bakanlığının protokolünü imzaladığı Fatih Projesi&#8217;nin bugün hayata geçmeye başlayacağını ifade eden Yıldırım, projenin eğitim camiası ve öğrencilere hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu. Projenin gerek öğrenci gerek sınıf sayısı, bedeli ve tüm içeriği açısından dünyada bir ilk olduğunu belirten Yıldırım, &#8221;İlklerin yaşandığı ülkemizde bu projenin hayata geçiyor olması gençliğimiz açısından, ülkemizin geleceği açısından takdire şayan bir gelişmedir&#8221; dedi.</p>
<p>Artık bilgi çağının yaşandığını ve en büyük gücün bilgi olduğunu dile getiren Bakan Yıldırım, şöyle konuştu: &#8221;Dünyada topu-tüfeği güçlü olan ülkeler değil, bilgiye sahip olan, bilgiyi kullanan ve bilgiyi paylaşan ülkeler öne çıkıyor. Bundan mahrum kalanlar ise geri kalmış ülkeler sınıfından kurtulma şansını bulamıyor. Bu nedenle gençlerimize ve geleceğimize yatırım yapmayı hükümet olarak öncelikli ele aldık. Bu projeden önce de son 9 yılda okullarımızın tamamında evrensel hizmet kaynaklarını da kullanarak bilgi ve teknoloji sınıfları, bilgisayar destekli fen laboratuarları, öğretim nesneleri gibi birçok projeyi hayata geçirdik. Gururla ifade etmek istiyorum ki bu projelerde evrensel hizmet kaynaklarının yüzde 75&#8242;ini Milli Eğitim Bakanlığı projelerine ayırdık. Çünkü gelecek bilişim, gelecek gençlerimizle gelecek.&#8221;</p>
<p>80 yıldır okuryazarlık seferberliği için çaba gösterildiğini anlatan Yıldırım, artık yeni bir döneme girildiğini söyledi. Bilgisayarın günlük hayatın her alanına girdiğini ifade eden Yıldırım, bilgisayar okuryazarlığının da en önemli konuların başında yer aldığını kaydetti. e-Devlet Projesinin de tüm hızıyla devam ettiğini hatırlatan Bakan Yıldırım, 11,5 milyon vatandaşın bu hizmetten faydalandığını söyledi. &#8221;Fatih Sultan Mehmet İstanbul&#8217;u fethederek Orta Çağ&#8217;ı kapatırken Fatih Projesi de bilgi çağının kapısını aralayan bir projedir&#8221; diyen Bakan Yıldırım, bu projenin sadece Milli Eğitim Bakanlığına ve öğrencilere yönelik bir proje olmadığını, aynı zamanda Türkiye&#8217;nin 2023 bilgi toplumu hedeflerinin gerçekleştirilmesine vesile olacak bir proje olduğunu kaydetti. Bu projeyle birlikte öğrencilerin anne babalarına, yetişkinlere hatta dedelerine bu işi öğretir hale geleceğini ifade eden Yıldırım, onların bilgi toplumunun bir parçaları olmalarını sağlayacağını kaydetti.</p>
<p>Bakan Yıldırım, projenin, bilgi teknolojileri, yazılım, donanım alanında yerli sanayinin gelişmesine çok büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Gerek akıllı tahta, gerek tablet ve yazılımların yerli katkı oranının mümkün olduğunca artırılması için gerekli çalışmaları başlattıklarını anlatan Bakan Yıldırım, &#8221;Çok şükür ki bugün açılışını yapacağımız bu akıllı tahtalı sınıflardaki ürünler de yerli imalatçılarımızın geliştirdiği ürünlerden oluşmaktadır. Bundan sonraki dilimlerde yerli katkısını daha da artırmak için ilgili bütün bakanlıklar TÜBİTAK ve kurumlarla çalışıyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Törene, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş, çok sayıda milletvekili ve davetli de katıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/egitimde-fatih-projesi-basladi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternette var olmanın psikolojisi üzerine</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 22:09:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2904</guid>
		<description><![CDATA[Zeynep Selvili 2005 yılında Miami Üniversitesi&#8217;nden Sinema ve Psikoloji çift ana bilim dalıyla mezun oldu. Mezuniyetinin... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zeynep Selvili 2005 yılında Miami Üniversitesi&#8217;nden Sinema ve Psikoloji çift ana bilim dalıyla mezun oldu. Mezuniyetinin ardından yüksek lisans için New York Üniversitesi&#8217;ne kabul edildi. Şu anda Ruh Sağlığı Danışmanlığı ve Sağlık Uzmanlığı dalında ikinci senesini tamamlamak üzere olan Zeynep ile siberpsikoloji üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.</p>
<p>Aynı zamanda bir blogger olan Zeynep, sosyal medyayı da kullanıyor ve internet üzerindeki psikolojiyi de takip ediyor. Blogu üzerinden uzmanlık alanları ile ilgili yararlı bilgiler ve tavsiyelerini paylaşıyor.</p>
<p><strong>Sami Eyidilli:</strong> Zeynep, öncelikle bloguna verdiğin isimden başlamak istiyorum; &#8220;Ben, siz ve onlar&#8221; demişsin. Bir sırrı var mı bu ismin? Sanki &#8220;biz&#8221; eksikmiş gibi geliyor bu isimde ama aslında bir &#8220;biz&#8221; oluşturuyorsun bu isimle.</p>
<p><strong>Zeynep Selvili:</strong> İnsana ilk bakışta eksik geliyor gerçekten. Genelleme yapmayı çok sevmediğimden, bir de Ben ve Siz, zaten Biz&#8217;i oluşturabileceğinden bunu ortaya çıkardım. Tam da söylediğin gibi, paylaşımlarla &#8220;biz&#8221; olalım istedim. Monologu andıran bir blog olmasın, okuyucular rahatça hem &#8220;haklısın&#8221; hem de &#8220;bu konuda sana katılmıyorum&#8221; veya &#8220;benim deneyimim daha farklı&#8221; diyebilsin istedim.</p>
<p><strong>S:</strong> Blog tutma fikri nasıl geldi aklına, nasıl başladın?</p>
<p><strong>Z:</strong> Uzun zamandır yazı yazıyorum. Esasında yazmaya çalışıyorum demek belki daha doğru olur bu aşamada. Şu zamana kadar teması, bütünlüğü hiçbir zaman olmamıştı yazılarımın. O gün ne hissediyorsam, başıma ne geldiyse, ne kalbimi kırdı ya da hoplattıysa kaleme almaya çalıştım, şiir aracılığıyla, deneme aracılığıyla, makale aracılığıyla. Geçen sene<strong> The Social Network</strong> filmini izledikten sonra iki yakın arkadaşımla, ne yalan söyleyeyim kendimizi bir karınca kadar küçük hissettik. Yüzyılımızın en önemli aracı olan internet acaba bize ne gibi bir fırsat verebilir, bunu düşünmeye başladık. Üç kız arkadaş oturduk ve birbirimize dedik ki, sen çiziyorsun, sen film çekiyorsun, sen de yazıyorsun, bunlar da bizim  ?yeteneklerimiz?. Paylaşmak için ne bekliyoruz? O gece herkes kendisine bir blog açtı. Benim blogum da yazılarımı bir tema altına toplamama vesile oldu. İyi ki de yapmışım. Müthiş bir zevk, müthiş bir besin kaynağı oldu benim için.</p>
<p><strong>S:</strong> The Social Network filmi gerçekten de pek çok insana girişimcilik ruhunu hissettirdi. İnsanların start-up&#8217;lara sarılmasına sebep oldu. Sen ve arkadaşlarında da değişik bir etki bırakmış gerçekten. Bu konuda bloggerlar için en önemli konu sanırım blogları ile ilgilenmek ve düzenli yazmak sanırım öyle değil mi? Tabii bunun için de iyi bir iş disiplinine ve psikolojiye ihtiyaç var desek sanırım yanlış olmaz.</p>
<p><strong>Z:</strong> Benim kendimi blogger olarak sınıflandırmam sanırım blogunu her gün güncelleyen bir çok gerçek blogger&#8217;a hakaret olur. Mesela arkadaşım Buse Terim gerçek bir blogger. Her gün güncellemek için averajın üstünde zaman ve emek harcadığı bir moda blogu var. Ben ise henüz bir blogger değilim. Bir blogum var, evet, ama onun beni blogger yapmak için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ek iş olarak blog yazarlığı yapıyorum desek sanki daha doğru olur. Sık sık güncelleyemiyorum blogumu maalesef, ki bu blogger dünyasında çok mühim bir vazife. Çünkü benim blog yazmam için tetikleyicilere ihtiyacım var, yeni bir teori öğrenmek, o gün eğitime gitmiş olmak, yeni bir kitaba başlamış olmak, atılan emaillerde ortak bir temanın gözüme çarpması gibi. Doğru söylüyorsun, başarılı bir blogger olmak aslında gerçekten müthiş bir disiplin gerektiriyor. Başarılının altını çiziyorum çünkü herkes blogger olabilir. Sonuçta bir blog açmak teknolojiyle bu kadar içli dışlı olan bizler için zor değil. Fakat başarılı bir blogger olmak disiplinin yanı sıra istek, motivasyon, ve başlı başına bir mesai gerektiriyor.</p>
<p><strong>S:</strong> Bazen kişisel, bazen de uzmanı olduğun psikoloji alanları ile ilgili paylaşımlarınla karşılaşıyorum. Neye göre belirliyorsun yazdıklarını ve bu periyodu nasıl ayarlıyorsun?</p>
<p><strong>Z:</strong> Sanırım hala bir tema sıkıntım var. Esasında daha çok &#8220;psikolojik&#8221; yazılar yazmak istiyorum. Çünkü blog üzerinden paylaşım yapmamın asıl nedeni farkındalığı arttırmak. &#8220;Bak, demek ben bunu bu nedenden yapıyormuşum&#8221; gibi bir reaksiyon alabilmek okuyucularımdan. Ya da yalnız olmadıklarını hissettirmek. Bazen elim sürçüyor ve kişisel şeyler de yazıyorum veya daha önceden yazdığım kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Bunu yaparken dikkat ettiğim şeyler olmuyor değil tabii. Bir psikolog olarak &#8220;gereksiz&#8221; kişisel detayları paylaşmak kariyerimi uzun vadede baltalayabilir. Bu nedenle, kişisel olarak seçtiğim ya da yazdığım yazılarda kendi rahatlamamdan, içimi dökebileceğim bir alan olmasından daha çok &#8220;karşımdaki bu yazıdan ne alır?&#8221;ı düşünerek paylaşımda bulunuyorum. Kısacası, kişisel yazılarım da dolaylı yönden de olsa farkındalık arttırabiliyorsa, buna kapasitesi varsa koyuyorum. Ne tür bir yazı yazacağımı da okuyuculardan gelen paylaşımlara gore belirliyorum. Bazen Twitter&#8217;a yazıyorum &#8220;şu şu şu konu hakkında bir paylaşımda bulunsam ilginizi çeker mi?&#8221; diye. Bazen de bana gelen e-postalarda ortak bir tema gözüme çarptığında, onu yazıyorum. Ama hiçbiri hasbelkader seçilmiyor. Genellikle Pazartesi geceleri ilham geceleri oluyor benim için çünkü her Pazartesi bir eğitime giriyorum. Yeni şeyler öğreniyorum; yeni teoriler, yeni bakış açıları, yeni araştırmalar ve sonrasında bu öğrendiklerimi nasıl paylaşabilirim, hangi üslup &#8220;kaybetmek&#8221; temasına daha uyar, hangisi &#8220;aşk&#8221; temasına daha uyar diye duşünmem de yön veriyor paylaşım sürecine.</p>
<p><strong>S:</strong> Hem Sinema, hem de Psikoloji; çift anadal yapmışsın Miami Üniversitesinde. Ben biraz da ilgili olduğumdan biliyorum, bu alanlar aslında birbiri ile çok alakalı öyle değil mi? İnternet ortamında, sinemada, televizyonda, reklamlarda insan psikolojinin, bilinçaltının kullanılması mesela? Belki apayrı bir röportaj konusu ama, ana hatları ila bahseder misin?</p>
<p><strong>Z: </strong>Benim hala iyi bir şekilde yapmak istediğim şeyler arasında gelir senaryo yazmak. Her senaristin makul dozda bilmesi, anlaması gerekir insan davranışını, insan ruhunu. Yoksa nasıl gerçekçi ve senaryoların olmazsa olmazları &#8220;sıradışı&#8221; karakterleri oluşturabilir, öyle değil mi? Bu konuyla ilgilenenlere William Indick&#8217;in Senaryo Yazarları için Psikoloji kitabını tavsiye ederim. Indick diyor ki, ve ben de yüzde yüz katılıyorum, &#8220;bilinçaltı fonksiyonlarının rasyonel bir şekilde anlaşılması yaratıcı süreç için, sanıldığının aksine, çok gereklidir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sosyal medyada da olsa ait olmak bir ihtiyaçtır&#8221;</strong></p>
<p><strong>S:</strong> Gelelim internete ve sosyal medyaya. Psikolojimizi yansıtıyoruz değil mi?</p>
<p><strong>Z:</strong> Konuşma terapisinin babası Freud &#8220;Tesadüf diye bir şey yoktur&#8221; der.  Ruh halimizi yansıtmadığımız bir alan düşünemiyorum. Önemli veya önemsiz, bilinçli veya bilinçsiz, giymeyi seçtiğimiz kıyafetlerin renginden, partner seçimlerimize her sey psikolojimizin yansıması, psikolojimizin seçimi.</p>
<p><strong>S:</strong> Peki yansıtmamız doğru mu? Yani demek istediğim, bir şekilde hayatlarımızı artık internet ortamında da yaşıyoruz. Apayrı bir psikoloji ya da ruh hali diyebilir miyiz?</p>
<p><strong>Z:</strong> Ait olmak temel bir ihtiyaç. Psikoloji literatürüne geçmiş binlerce makale, binlerce araştırma, ve teori bulabilirsiniz ait olmanın insan için önemi ile ilgili. En önemlilerinden bir tanesi de Amerikali psikolog Abraham Maslow&#8217;un İhtiyaclar Hiyerarşisidir. Bu hiyerarşide Maslow, ait olmayı, fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından sonra 3. sıraya koyar. İkili ilişkilerden aileye, küçük topluluklardan toplumun bütününe, insan ait olduğunu, sevdiğini, sevildiğini hissetmelidir hayatta kalabilmek için. Yabancılaşma, soyutlanma birçok ruhsal hastalığa neden olabileceği gibi birçok ruhsal hastalığın da semptomudur. Sosyal medya da yüzyılımızın en onemli topluluklarından biri; bu devirde &#8220;başarılı&#8221; ve sağlıklı bir şekilde ait olmak, sosyal medyayı da kapsayan bir kavram. Bu gözle baktığım zaman ben, insanların internet üzerinden paylaşımlarda bulunmalarını, sanal iletişimden faydalanmalarını, düşüncelerini zaman zaman 140 harfe düşürmeye  çalışmalarını, kısacası zamanın getirdiklerine ayak uydurma çabalarını dozunda olduğu müddetçe sağlıklı buluyorum. Bu apayrı bir psikoloji mi? Apayrı belki doğru kelime olmaz fakat alışagelmişten farklı olduğu doğru. En basitinden, yüz yüze iletişimlerimizde yüzeye çıkarmaya çekindiğimiz, utandığımız, korktuğumuz taraflarını kişiliğimizin, özgürce ifade edebiliyoruz sanal ortamda.</p>
<p><strong>S:</strong> Aile terapisi ile ilgili de eğitim aldığını için özellikle sormak istiyorum, internet ve bilgisayar bağımlılığından dolayı biten evlilikler var mesela ya da birbirinden internet yüzünden kopmuş durumda aileler. Akşam herkes işten gelince, herkesin bilgisayarının başına çekildiği bir tablo. Açıkçası benim hoşuma gitmiyor. Var mı böyle şahit olduğun durumlar, neler önerirsin bu konuda ailelere? Bu durumun aileye yapısına zarar vermesi nasıl engellenebilir?</p>
<p><strong>Z:</strong> Sanal alem çok ironik bir &#8220;alem&#8221; esasında. İnsanlar interneti dünyayla daha fazla iletişim içinde olmak için kullandıkları halde, &#8220;asıl&#8221; dünyalarından kopuyorlar. Doğamız gereği yüz yüze iletişime, yani kanlı-canlı iletişime muhtacız, ve internet bunun önünü kesmeye başladığı an, yani başka bir şeyin yerini almaya başladığı an kötü bir bağımlılığa dönüşebiliyor. İnsanların zamanla kendi başlarına kalabildikleri zamanı (internet kullanım zamanlarını) sevdikleriyle geçirme zamanına tercih edebildikleri doğru. İnternetin aşırı dozlarda kullanılması sizi evdeki, ilişkinizdeki sorumluluklarınızdan uzaklaştırabilir ve partnerinizle ilişkinizi zedeleyebilir. Böyle bir durumda çift terapisini öneririm. Terapi esnasında, partnerler ilişkinin hangi yönünden tatmin olmadıklarını, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını, iletişimi kolaylaştıran bir profesyonelin huzurunda dile getirebilirler. Daha da önemlisi terapi bu çiftlere doğru iletişim kurabilmeyi, birbirlerini dinlemeyi öğretir. Daha açık ve samimi bir şekilde iletişim kurabilen çiftlerin birbirlerinin beklentilerini, isteklerini ihmal etmelerinin olasılığı daha azdır.</p>
<p><strong>&#8220;Psikolojik bir rahatsızlığa dönüşebilir&#8221;</strong></p>
<p><strong>S:</strong> Bağımlılıklar&#8230; Belki senin uzmanlık alanın dışında olabilir ama internet bağımlılığı ile ilgili de bilgi sahibi olduğunu düşünüyorum. Farkında olan var mı yok mu emin değilim ancak Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde İnternet Bağımlılığı ile ilgili bir birim var. Avrupa&#8217;da, Amerika&#8217;da sadece internet bağımlılığı ile ilgili destek veren klinikler var. Bunlara nasıl bakıyorsun?</p>
<p><strong>Z:</strong> İnternet bağımlılığı henüz, psikiyatristlerin ve psikologlarin tanı koymak için kullandığı Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından oluşturulan sınıflandırma sistemi el kitabında (DSM-4) yer almıyor. Fakat biliyorum ki revize edilmiş seneye çıkacak baskısında olup olmaması gerektiğinin tartışması sürüyor. Güncel olarak, internet bağımlılığı henüz resmi bir hastalık olarak görülmemekte ve depresyonun, anksiyetenin, sosyal fobi vb. hastalıkların bir semptomu, bir manifestosu olarak ele alınmakta. Yalnız bu demek değil ki araştırmalar yapılmıyor. Örneğin kimi araştırmalar, internetin limitinin olmadığı için bağımlılığa çok yatkın olduğunu savunuyor. Ben de katılıyorum. Sınırsız bir dünya, sanal dünya. Mesela bir internet çağı çocuğu olmama rağmen, hayrete düşürüyor dünyanın bir ucunda olan biri ile sanki yanıbaşındaymış gibi konuşabilme imkanı&#8230; Kullanım kontrolünden acizsek, internet gibi masum gözuken bir iletişim ağı bile psikolojik bir rahatsızlığa dönüşebilir. Masum diyorum çünkü konvansiyonel anlamda bağımlılık yaratan maddeler gibi değil internet. Makul dozlarda yararları zararlarından bahsettirmeyecek kadar fazla. Dengeyi kaçırdık mı, komplikasyonlar başlıyor. Mesela en basitinden, internet bağımlılığı her ne kadar internette geçirilen saatle belirlenmese de, bağımlı bir birey haftada ortalama 40-80 saatini internette geçiriyor. Bu ne demek; bu uyku duzeninin bozulması demek. Uyku düzeni bozulması bir çok psikolojik rahatsızlığa zemin hazırlamaya birebir! Tedavi şekilleri de sanıyorum ki kullanımını kontrol altına alabilmeyi öğrenmek, internet bağımlılığının getirdiği &#8220;yan etkileri&#8221; azaltmak veya elimine etmek, sorunun daha derinine inip, bu bağımlılığa aslen neyin neden olduğunu anlayabilmek (depresyon, sosyal fobi, anksiyete vb.) sonrasında ise onu tedavi etmek bazında. İnternet bağımlılığı gün geçtikçe ciddileşen bir sorun, bu nedenle de internet bağımlılığı tedavisi uygulayan meslektaşlarıma ve kliniklere sıcak bakıyorum.</p>
<p><strong>S:</strong> Siberpsikoloji ile ilgili bir sorum olacak. Örneğin Facebook&#8217;un bizim mutsuz ve üzgün olmamıza sebep olduğu ile ilgili ciddi araştırmalar var. Bunlara nasıl yaklaşmak gerekiyor, ciddiye alıp kendimizi uzaklaştırmak çözüm mü yoksa bilinçli kullanımla bu tarz bir baskıdan kurtulabilir miyiz? Hani psikolojimizi güçlü tutmak diye bir şey vardır ya, bu siberpsikolojide de mümkün mü sence?</p>
<p><strong>Z:</strong> Kıyaslama çogu zaman mutsuzlukla sonuçlanabilecek bir eylem. Facebook kıyaslamayı tetikleyebildiği için bireyi mutsuz yapma ihtimali var. Facebook sayesinde insanlar, başkalarını gerçekte olduklarından daha mutlu zannebiliyorlar. Özellikle eğlenirken çekilmiş resimler, kalabalık arkadaş listeleri, duvarlara yazılan sevgi dolu mesajlar kendine döndürüyor insanı, kendi hayatının sayfasını diğerlerinki ile kıyaslamaya itiyor. Kendine dönen ve kıyaslama yapmaya başlayan insan kendinde var olanlardan çok başkalarında var olanları görmeye başlıyor. Facebook eksikliklerin gözler önüne serildiği bir yer olmadığı için, kişi kendi hayatındaki eksikliklerle başbaşa kalıyor bir sayfadan diğerine geçip mutlu insan portreleri gördükçe. İyisiyle kötüsüyle, tam anlamıyla bilebildiğimiz tek hayat kendimizinki değil midir ne de olsa? Dışarıdan bakılan hayatlar eksiklerini, acılarını, hayal kırıklıklarını, başarısızlıklarını saklayabilir. Bakanın perde indirebilir muhakemesinin önüne. &#8220;Canım çok sıkıldı&#8221; durum güncellemelerini, ya da ağlarken çekilmiş profil resimlerini çok nadir görmemiz de bundan; Facebook&#8217;un çoğu zaman bir ilüzyon olmasından. Sanki popüler, eğlenceli, güleç, hazır cevap olmak ön koşulu Facebook üyeliğinin&#8230; Sanal alemin bu kıyas yaptırmaya yatkın yapısının farkındalığında olmak ve bu farkındalıkla üyelik sürdürmek çok önemli bence. Bir kaç yüzeysel veriyle genelleme yapmamayı; uzaktan bakıldığı takdirde sanal alemde sürdürülen hayatların ideal hayata çok yakın gözükebileceğini kendine sık sık hatırlatmalı kendi hayatını başkalarınınkilerle kıyaslarken bulan insan.</p>
<p><strong>S:</strong> Son olarak eklemek istediklerin var mı Zeynep?</p>
<p><strong>Z:</strong> Bu keyifli röportaj için teşekkürler. Umarım ulaşabildiğimiz okurlarınıza bir yararı olur ve son olarak buradan tüm okurlara seslenerek psikolojik destek almanın utanılacak bir şey olmadığını hatırlatmak istiyorum. Hayat bazen çok zor olabiliyor. Ama ne mutludur ki yalnız baş etmelisiniz diye bir kaide yok. Gelin izin verin, birbirimize destek olalım.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.webrazzi.com/">http://www.webrazzi.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demir eksikliği beyin gelişimini etkiliyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/demir-eksikligi-beyin-gelisimini-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/demir-eksikligi-beyin-gelisimini-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 06:15:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği için hangi gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliğinin etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliğinin tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliğinin tedavisi nasıl yapılmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2893</guid>
		<description><![CDATA[Dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan demir, çocukların beyin ve fiziksel gelişiminde önemli rol oynuyor. Demir... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/demir-eksikligi-beyin-gelisimini-etkiliyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan demir, çocukların beyin ve fiziksel gelişiminde önemli rol oynuyor. Demir eksikliği tedavisi için hızlı büyüme dönemi kaçırılırsa kaybın geri dönüşü de olmuyor.</p>
<p>Demirin, sinir sistemi gelişiminde önemli rol oynadığını söyleyen Biyokimya Uzmanı Doç. Dr. Nezih Hekim, özellikle büyüme çağındaki çocukların serum demir, transferin ve ferritin düzeylerinin gelecekteki başarıları açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Amerikan Pediatri Akademi Komitesi?nin, yenidoğanların 9-12. ayda, prematürelerin 6. ayda demir eksikliği açısından taranmasını önerdiğini belirten Doç. Hekim, ?Araştırmalar, erken çocukluk döneminde yaşanan demir eksikliği anemisinin, okul performansının anlamlı derecede azalmasına neden olabileceğini söylüyor. Araştırmacılar, kötü beslenme sonucunda oluşan demir eksikliğinin çocuklarda okul başarısını etkilediğini özellikle matematik ve lisan derslerinde başarısızlığa yol açtığını belirtiyor. Bazı araştırmacılara göre 20?li yaşlardaki beyin gelişimi 10?lu yaşlarda belirleniyor. Araştırmalar, yetersiz demirle beslenen çocukların beyindeki sinir hücrelerini koruyan kılıfı oluşturan hücrelerle bağlantı kurmada yetersiz kaldığını; bilişsel, lisan ve motor gelişimini bozduğunu gösteriyor? dedi.</p>
<p>Beynin demir içeriğinin sadece beslenme ile değil, genetik alt yapıyla da ilişkisi bulunuyor. Bu nedenle bebeklik ve çocukluk döneminde demir açısından yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğini belirten Doç. Dr. Nezih Hekim, kandaki demir düzeyinin dönemsel olarak ölçülmesini önerdi.</p>
<p>ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/demir-eksikligi-beyin-gelisimini-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeteneksizsin Türkiye</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 14:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir AKEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefik ve Yaşama Dair Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeteneksizsin Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2810</guid>
		<description><![CDATA[Televizyonun dahi çocuğu Acun Ilıcalı, Türkiye&#8217;nin yetenekli insanlarını arıyor. Oltaya takılanları Türk komu oyuna sunuyor.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyonun dahi çocuğu Acun Ilıcalı, Türkiye&#8217;nin yetenekli insanlarını arıyor. Oltaya takılanları Türk komu oyuna sunuyor. Beğeni toplayan yoluna devam ediyor. Yeteneklerini geliştirmeye çaba harcıyor.  Birbirine benzeyen yetenekler, benzer şeyler yaparak finale ulaşmanın ipuçlarını <span id="more-2810"></span>yakalamaya çalışıyorlar.</p>
<p>Acun Ilıcalı sadece çok yetenekli kişileri tespit etmiyor. Bir o kadar da yeteneksizleri tespit ediyor. 60 yaşında bir adamın 6 yaşında çocuk gibi davrandığını hayretler içinde izliyorum. &#8220;Nasıl olur diyorum.&#8221; Bir kocaman adam &#8220;Ben çok iyi eşek taklidi yaparım&#8221; diyerek başlar &#8230;maya. Be adam kendine acımıyorsan evdeki karına acı.  Çünkü senin durumunu izah etmesi kolay olmayacak.</p>
<p>Ne derler karın için; &#8220;şu bizim Ayşe&#8217;nin kocası geçen gün  Yeteneksizsiniz Türkiye programında eşek taklidi yapmış&#8221;.  Sadece Eşşekle kalsa Ayı, tilki, horoz ve diğerleri. Hayvanat bahçesi mübarek.  Hepsi de birbirinden kötü. Bu ne maskaralık demek geçiyor. Kendini ifade ediyor ve HAYIR alıp geldiği gibi gidiyor. Geçen gün bir adam izledim. &#8220;Ben herkesi eğlendirmeye geldim&#8221; dedi ve yaşına yakışmayacak öyle bayat öyle ucuz espriler yaptı ki millet kına getirdi.</p>
<p>Dedim ya Acun Bey aynı zamanda en beceriksizleri seçiyor. Tabi durumları komik. İzleyici  &#8220;bir insan nasıl olur da böyle bir duruma düşebilir&#8221; diye düşünüyor ve gülüyor.</p>
<p>20 gün önce TRT de aktüel bir program seyrediyorum. Kızımın birisi sanırım Arnavutluk&#8217;u geziyordu. Sokakta bir adam gördü. Yanına vardı. Adam oturmuş bir pozisyonda duruyordu. Kızımız adamın yanına geldi. Şok oldu. Adam havada oturuyordu. Yani yerle teması yoktu. Adam kızın şok olduğunu fark etti ve havada durduğunu ispatlar gibi bir şemsiye çıkardı ve altından defalarca geçirdi. Ve yaptığı hareket o kadar sıradan gibi gözüküyordu ki. Ama inanılmaz bir şey yaptığının belki de farkında bile değildi.</p>
<p>Benim bir ilkokul öğretmenim vardı. Kâğıda yazılmış notları gözünü kapatıp kulağıyla okuyordu. İnanılmazdı, şok ediciydi. Ama gerçekti.</p>
<p>Bu örnekler yanında sahneye çıkıp abuk sabuk hareket yapmak ve bir şeyler yaptığını zannetmek gerçekten acı. Bir zaman Ajdar diye bir tuhaf karakter çıkıverdi. Doğal ve komik haliyle Yıllarca popülerliğini korudu. Güldü güldürdü. Ama yaptığı hiçbir şey yoktu. Yetenek adına sıfır çeken bu insan yetenekliymiş gibi tanıtıldı. Ve sonunda internetin unutulmuş sayfalarında kayboldu gitti.</p>
<p>Sonra Sorvivor Taner çıkıverdi. Sahneye uçarak geldi ve kendisini bir ıssız adaya düşmüş bir halde buldu. Doğaldı komikti, diğerleriyle ortak bir özelliği vardı o da abuk sabuk hareketler yapıyordu. Hangi akıllı adam yengecin kıskaçları arasına dilini verir.  Tabî ki Taner. O da popülerliğin zirvesine çıktı. Sonra gece kulüpleriyle sönmeye başladı ve bir mum ateşi gibi sönüp gitti. Toplumsal hafızadan siliniverdi.</p>
<p>Burada bir şey dikkatimizi çekiyor. Hiçbir yeteneğiniz olmasa da popülerliği yakalayabilirsiniz. Ama popüler olarak gündem de kalamazsınız. Gelirsiniz tuhaf bir hareketiniz herkesin dikkatini çeker. Sonra unutulur gidersiniz.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin yeteneksizleri,</strong></p>
<p>Sizden bir şey rica ediyorum. Sahneye çıkmadan önce lütfen bir aynanın karşısına geçip kendinizi seyredin.</p>
<p>Kadir AKEL<br />
Eğitimci-Yazar<br />
<strong>Çocuğumu İnternette kaybettim,</strong><br />
<strong>Düş Yolculuğu,</strong><br />
<strong>Yazık sınav Canavarı Olmuşsun,</strong><br />
<strong>Beni Kar&#8217;a Gömdüler Anne,</strong><br />
<strong>kitaplarının yazarı.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yeteneksizsin-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklere, bir yaşından önce verilmeyecek gıdalar</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/bebeklere-bir-yasindan-once-verilmeyecek-gidalar.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/bebeklere-bir-yasindan-once-verilmeyecek-gidalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 21:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hangi gıdalar bebeklere verilmemeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2800</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklere bir yaşından önce bazı gıdalar verilmemeli. Onlar şunlar: Bal: Kabızlık, emme ve yutma güçlüğü,... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/bebeklere-bir-yasindan-once-verilmeyecek-gidalar.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklere bir yaşından önce bazı gıdalar verilmemeli.<br />
Onlar şunlar:</p>
<p>Bal: Kabızlık, emme ve yutma güçlüğü, solunum durması, kas zayıflığı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve ölüme neden olabilen botulizm hastalığına yol açabiliyor.</p>
<p>Yumurta akı: Alerjiye neden olabiliyor.</p>
<p>İnek sütü: Alerji, kabızlık ve demir eksikliğine yol açabiliyor.</p>
<p>Kakao, çikolata ve çilek: Alerjik reaksiyon oluşturabiliyor.</p>
<p>Şarküteri ürünleri: Aşırı tuz ve nitrat içerdikleri için kalp damar ve böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p>Kuruyemiş gibi sert taneli ürünler: Nefes borusuna kaçma riski var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/bebeklere-bir-yasindan-once-verilmeyecek-gidalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yiyecekler hastalıklara karşı da koruyuculuk sağlıyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yiyecekler-hastaliklara-karsi-da-koruyuculuk-sagliyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yiyecekler-hastaliklara-karsi-da-koruyuculuk-sagliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 20:33:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı besinler]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz nasıl hafif atlatılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2797</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalara göre, yiyecekler sadece günlük enerji, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamıyor, hastalıklara karşı da koruyuculuk... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yiyecekler-hastaliklara-karsi-da-koruyuculuk-sagliyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalara göre, yiyecekler sadece günlük enerji, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamıyor, hastalıklara karşı da koruyuculuk sağlıyor.</p>
<p>Beslenmenin yanı sıra vücuda olumlu katkıları bulunan böyle besinlere fonksiyonel besinler deniyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya&#8217;ya göre, fonksiyonel besin, hiç işlem görmemiş doğal bir besin olabileceği gibi fonksiyonel bir besinle zenginleştirilmiş bir gıda maddesi de olabilir. Örneğin omega-3&#8242;ü direkt balıktan alabileceğimiz gibi, omega-3&#8242;le zenginleştirilmiş yem yiyen tavukların ürettiği Omega-3&#8242;lü yumurtaları yiyerek de alabiliriz.</p>
<p>Fonksiyonel besinler direkt olarak ilaç yerine geçmez ancak uzun vadeli düzenli kullanımlarında kalp hastalıkları, kemik erimesi, tiroit hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu oldukları biliniyor.</p>
<p><strong>MENOPOZU HAFİF ATLATMANIN YOLU</strong></p>
<p>Östrojen hormonu; kadın ve erkekte üreme sisteminin işleyişinde, kemik sağlığında, kalp-damar sisteminde, çeşitli kanserlere karşı vücudu korumada, derinin parlaklığı ve gençliğinde önemli rol oynuyor. Belirli bir yaştan sonra östrojenin azalması ile bu sistemlerde yavaşlama ve çeşitli hastalıklara karşı yatkınlık artıyor.</p>
<p>Dr. Kaya, fitoöstrojenlerin, yani bitkisel östrojenlerin hem östrojen benzeri hem de östrojene karşıt etki yaptıklarını söylüyor ve bitkisel östrojenlerin doğru kullanımı ile ilgili şu bilgileri veriyor:</p>
<p>&#8220;Vücutta aşırı östrojen varsa östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin fazla etkisini giderirler, vücutta az östrojen varsa östrojen gibi etki gösterirler. Fitoöstrojenlerin en yaygın iki grubu; İzoflavonlar ve lignanlardır. İzoflavonlar özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze, çay ve şarapta bulunur. Lignanlar ise; tüm tahıl ürünleri, keten tohumu, susam, ay çekirdeği, yer fıstığı, zeytin gibi yağlı yemişler, kiraz, şeftali, erik, elma, armut, havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen ve şerbetçiotunda bulunur. Bira yapımında şerbetçiotu kullanıldığından dolayı bira da lignan bakımından zengindir.</p>
<p>Genel olarak ister izoflavon olsun ister lignan olsun bitkisel östrojenler hormon bağımlı kanserlerin (meme, rahim, testis ve prostat kanseri gibi ) gelişmesini önler. Ancak meme kanseri tanısı almış bir hastaya fitoöstrojen verilmemelidir. Fitoöstrojen çok kuvvetli antioksidanlardır. Menopoz sonrası ortaya çıkan kemik erimesinin esas nedeni vücuttaki östrojen eksikliğidir. 6 Ay süre ile günde 40 gram soya proteini tüketimi; Kemik mineral dansitesini artırır. Sadece günde 25 gram soya proteini tüketimi bile kötü kolesterol olan LDL&#8217;yi yüzde 12,9 oranında azaltır, iyi kolesterol olan HDL&#8217;yi ise yüzde 2,4 oranında bir artırır. Koroner kalp hastalıklarından korur. Aynı zamanda menopozdan sonra ortaya çıkan sıcak basması, terleme, sinirlilik gibi semptomları da azaltır.</p>
<p><strong>DOKTORUNUZA DANIŞMADAN KULLANMAYIN!</strong></p>
<p>Asyalı kadınlarda; meme kanserinin, kemik erimesinin, kalp-damar hastalıklarının ve menopoz semptomlarının batılı hemcinslerine göre daha az görülmesinin nedeni soya proteinini temel besin maddesi olarak kullanmalarıdır. Ancak gerek menopoz olsun gerek kalp damar hastalıkları olsun gerek yukarıda bahsettiğimiz diğer hastalıklar olsun tek başına fitoöstrojen kullanmak bu hastalıkları tedavi etmez. Tıbbi tedavi ve fitoöstrojen kullanım gerekliliğine doktorunuz karar vermelidir.&#8221;</p>
<p>http://www.ntvmsnbc.com/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yiyecekler-hastaliklara-karsi-da-koruyuculuk-sagliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz mükemmeliz, ya siz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 21:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gamze ALTUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2768</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki durumdan bir hayli farklı insanlar olduk.</p>
<p>Aslında her insan kendisini sevmeli, değer vermeli ve kendisini önemsemeli. Ama bir orta yol bulamıyoruz. Ya kendimizi hiç sevmiyor, beğenmiyor ve yetersiz görüyoruz. Bu yüzden de sesimizi soluğumuzu çıkarmıyoruz. Ya da özgüvenin suyunu çıkarıp kendimizden başkasını önemsemiyoruz. Orta da olan insan da var. Ama sayıları bence daha fazla olması gerekirken daha az.</p>
<p>Zaman içinde çok ciddi değişime uğradığımız gerçek. Annemizle babamız bu konuda en yakın örneklerimiz. Eğer bir başarı elde etiysek, iyi bir davranış sergilediysek bakın görün manzarayı. Anneyle baba paylaşamaz bu başarıyı. Anneye göre bu yönünüzle aynı annenize çekmişsinizdir. Babanıza göre de bu yönünüzle tam da babanız gibisiniz. Yani sen bizim evladımızsın değil sen benim evladımsın.</p>
<p>Ama bakın görün bir başarısızlık durumunda anne ve babanız alıcı değildir. Başarısızlığın alıcısı yoktur. Herkes diğerini suçlar. Başarılardaki payımızın peşinden koşarken, başarısızlık durumunda da başkalarının payının peşine düşeriz. Herkes bir suçlu arar. Bu durumda da tam tersi yaşanır. Anneniz babanıza; babanız da annenize çektiğiniz konusunda kararlıdır.</p>
<p>Geçenlerde Üstün DÖKMEN&#8217; i seyrettim. Çok güzel bir konuya değinmişti. Üstün DÖKMEN diyor ki; biz çocuklarımıza bebekken suçlamayı öğretiyoruz. Yere düştüğünde, masaya çarptığında suçu yere ve masaya atıyoruz. Onların gönlü olsun diye masayı ve yeri dövüyoruz. Halbuki masanın ve yerin ne suçu var? Böyle böyle işliyoruz çocuklarımıza karşımızdakini suçlamayı. Şimdi yeri, masayı suçlayan çocuk ilerde arkadaşını, öğretmenini ve anne babasını suçlayan genç haline geliyor.</p>
<p>Hiç kimse suçunu kabul etmiyor, kendisini mükemmel görüyor. Mevlana&#8217;ya kulak verin ne diyor:<br />
<strong>YÜZDE ISRAR ETME DOKSAN DA OLUR, İNSAN DEDİĞİNDE NOKSAN DA OLUR. BÜYÜKLENME ELDE NELER VAR. BİR BEN VARIM DEME YOKSAN DA OLUR.</strong></p>
<p>Sanırım bu sözü kabullenip, çözüm aramaya başladığımızda çok şeyi değiştirebileceğiz.</p>
<p>Gamze ALTUN<br />
PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE<br />
REHBER ÖĞRETMEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası depresyon</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 19:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonu atlatmak için ye yapmak gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonunun belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2741</guid>
		<description><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğumdan itibaren anne ile bebek arasında kurulan ilişkinin, tanımlanamayacak kadar özel bir ilişkidir. Bebek sahibi olmak gerek anne gerekse babanın hayatında büyük değişiklik yaratır.&#8221; diyor. Yıldırım, ayrıca, doğum sonrası depresyonun belirtileri ve tedavisini anlatıyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonunun belirtileri </strong></p>
<ul>
<li>Kendini kötü hissetme,</li>
<li>Mutsuzluk, çaresizlik, sebepsiz ağlama krizleri,</li>
<li>Kendini değersiz ve suçlu hissetme,</li>
<li>Hüzün, boşluk duygusu, duyarsızlık,</li>
<li>Özellikle bebeğe olan ilginin azalması,</li>
<li>Bebekle ilgili kaygı duyma,</li>
<li>Bebeğe zarar verme korkusu,</li>
<li>Enerjinin azalması ve aşırı yorgun hissetme,</li>
<li>Uykuya dalmada zorluk ve uyku bozukluğu,</li>
<li>Cinsel isteksizlik,</li>
<li>Aşırı yeme ya da iştah kaybı,</li>
<li>İntihar düşünceleri</li>
</ul>
<p>Daha önce depresyon yaşamış olan kişilerin, gebelik ve doğum sürecini travmatik geçirenlerin, eşiyle ilgili sorunları olanların doğum sonrası depresyonu yaşama ihtimali daha yüksek.</p>
<p>Doğum sonrası depresyonu demek için depresyon belirtilerinin doğum sonrası ilk 4 haftada ortaya çıkması gerekiyor. Gene de bazı kadınlarda belirtiler haftalar ya da aylar sonra, daha sinsi bir şekilde başlayabiliyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu tedavisi </strong><br />
Doğum sonu depresyonla başa çıkmak için yeni anne olan kadınların hislerini, şikayetlerini eşleriyle ve yakınlarıyla paylaşmaları gerekir. Ayrıca, gerekirse profesyonel yardım almaktan da kaçınılmamalıdır.</p>
<p>Özellikle yeni anneler, doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Bu hem çok güzel hem de zor süreç zarfında yeni annelerin bebeklerine nasıl özenle bakıyorlarsa kendilerine de çok iyi bakmaları gerekir.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu atlatmak için öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Kendinizi aşırı derecede yormayın.</li>
<li>Bebeğiniz uyurken siz de uyumaya çalışın. Uyku zihinsel sağlık açısından çok önemlidir.</li>
<li>Bebeğiniz gece hareketliyse ve uykunuzu bozuyor ise onu başka bir odaya almayı deneyin.</li>
<li>Eşinizden size destek olmasını isteyebilirsiniz. Bu şekilde bebekten sadece siz sorumlu olmazsınız. Bebek bakımı konusunda çevrenizdeki akraba ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Kendinize dinlenecek zaman ayırın.</li>
<li>Gebelik esnasında ve emzirme döneminde beslenmenize dikkat edin.</li>
<li>Kendinizi çaresiz ve güçsüz hissediyorsanız bir psikolog veya psikiyatrdan destek almak için zaman kaybetmeyiniz. Unutmayın, anne olarak siz ruhen ve bedenen sağlıklı olmadıkça bebeğinize gerekli bakımı sağlamanız zordur.</li>
</ul>
<p>pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayal Kurmak Bilgiden Önemlidir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/hayal-kurmak-bilgiden-onemlidir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/hayal-kurmak-bilgiden-onemlidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 18:31:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin KILIÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon ve Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgimi hayalmi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayal Kurmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2723</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.&#8221; Marc Victor Hansen     Her insanın... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/hayal-kurmak-bilgiden-onemlidir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.&#8221;</em></strong><strong></strong></p>
<p><strong>Marc Victor Hansen    </strong></p>
<p>Her insanın yapabilecekleri kapasitesi ile orantılıdır.Kapasitemiz ile ne büyüklükte işler başarabileceğimizin sınırını da hayallerimiz belirler. Aynı kapasite, imkan ve zekaya sahip kişilerin birbirinden çok farklı işler başarabilmelerini, çevre şartları, fırsatlar ile açıklayamayız. Aradaki farkı hayallerimizin büyüklüğü tayin eder. Biz ancak hayallerimiz kadar büyüğüz&#8230; Neyi gerçekleştirmeyi hayal ediyor isek ancak o kadar büyüklükte işler başarırız.</p>
<p>Sobacılık yapan birisinin hayali dedesinin de, babasının da yaptığı sobacılığı sürdürmek ise bu kişinin önüne bütün imkanları sunsanız bile soba fabrikası kurmak, işleri daha da büyütmek gibi bir kaygı ve düşünce taşımayacaktır. Bu kişinin bu yönde bir gayreti olmayacaktır. Kış yaklaşmakta iken geçen yıl aynı dönemde ne kadar soba satmışsa bu dönemde de o kadar satmayı hayal eder ve üç aşağı beş yukarı bu hayali kadar satabilecektir&#8230; Hayallerimizin büyüklüğü kadar işler başarabiliriz. Hiç kimse hayallerinden daha büyük şeyler başaramamıştır. Böyle bir başarıya sadece tesadüfen ulaşılabilir ki bu da bir laboratuar ortamında tesadüfen cep telefonu icat etmeye benzer. Cep telefonu yapmayı birileri önce hayal ettiler ve hayallerini gerçekleştirmek için gereken çalışmayı yaptılar ve başardılar&#8230; Araba, televizyon, bilgisayar vb. her şey önce hayal edildi ve bu hayallerin adım adım gerçekleştirilmesiyle ortaya çıktılar&#8230;</p>
<p>Bir insan bazı bilgilere sahip olabilir ama hayalleri yoksa bu bilgileriyle hangi hayallerin gerçekleştirilebileceğine dair düşünce içerisinde değilse bu bilgilere sahip olmanın bir anlamı olmayacaktır. Ne yapacağını bilmeyen, hayalleri olmayan birisine çok büyük miktarda para verseniz bu parayla neler yapacağını tahmin etmek hiç de güç olmayacaktır! <strong>Einstein</strong>&#8216;ın dediği gibi <strong><em>&#8220;Hayâl kurmak bilgiden önemlidir&#8230;&#8221;</em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p>Biz neyin hayalini kurarsak ona layık olduğumuzu, o kadar büyük ya da küçük şeyleri hak ettiğimizi düşünürüz. Hayatımızda büyük şeylerin gerçekleşmesini istiyor isek, önce büyük düşünüp hayatımızda bu hayalin yeşermesi için uygun zemini oluşturmamız gerekir. Hayallerimiz bir şeyler ekip biçeceğimiz tarlamızdır. Bu tarlanın ne kadar büyük olacağı, bu tarlada neler yetiştireceğimiz ile ilgili olarak bizi  kimse sınırlayamaz. Bize her türlü engeli koyabilirler ama hayallerimize asla&#8230;</p>
<p>Hayallerimizi kısıtlamamıza neden olabilecek engeller, Orville ve Wilbur Wright kardeşlerin önünde de vardı. Ama Wright kardeşler bir bisiklet atölyesine sahip iken uçmayı hayal ettiler. İlk planörlerini yaptıklarında havada sadece 10 saniye kalabildiler. Gece gündüz çalışarak hafif bir motor yapmayı başardılar ve 17 Aralık 1903 tarihinde ilk motorlu araçlarıyla havalanmayı başardılar. Bugün ilk uçaktan bu yana çok büyük mesafeler elde edilmiş ise bu bir çok insanın hayal kurması ve bu hayallerin gerçek olması için çaba harcamaları ile sağlamıştır.</p>
<p>Wright kardeşleri dönemindeki diğer bisiklet atölyesi sahiplerinden ayıran en önemli özellik onların hayallerinin olması idi&#8230; Onlarında hayalleri olmasaydı iyi bir bisiklet tamircisi olarak hayatlarını sıradan kişiler olarak sonlandıracaklardı. Hayal kurmak sıradanlığı reddetmek, mantık ve akıl sınırlarını zorlamaktır. Hayaller akılla, mantıkla her zaman izah edilemeyebilir.  Mantık ve akıl hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirmek için kullanabileceğimiz bir araçtırlar. Bu araçların daha çoğuna bizden fazla sahip olanlar olabilir ama, bu araçlar ne için ve nerede kullanıldığına göre işe yarayacaktır. Sadece mantık, akıl ve zeka tek başına bundan sonraki buluşların gerçekleştirilmesine yetmeyecektir, bundan evvelde yetmediği gibi&#8230;</p>
<p><em>Öğretmen, öğrencilerinden büyüdükleri zaman ne  yapmak istedikleri konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister.</em></p>
<p><em>Seyis çocuğu, bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlatarak 200 dönümlük çiftliğin krokisini çizer. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini  gösterir. Hatta 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekler.</em></p>
<p><em>Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev tam kalbinin sesidir. İki gün sonra ödevi geri alır. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir &#8220;0&#8243; ve &#8220;Dersten sonra beni gör&#8221; uyarısı vardır.</em></p>
<p><em>Çocuk; &#8220;Neden &#8220;0&#8243; aldım?&#8221; diye merakla hocasına sorar. </em></p>
<p><em>&#8220;Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayâl. Paran yok, gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok, at çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım, damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız.&#8221; </em><em></em></p>
<p><em>&#8220;Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.&#8221; </em></p>
<p><em>Çocuk evine döner ve uzun uzun düşünür, babasına danışır.</em></p>
<p><em>Babası: &#8220;Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!&#8221; der.</em><em></em></p>
<p><em> Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan hocasına geri götürerek,</em><em></em></p>
<p><strong><em>&#8220;Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ben de hayallerimi?&#8221; </em></strong><em>demiş.<strong></strong></em></p>
<p><em>Şimdi O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev de şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.</em></p>
<p><em>Etrafımıza baktığımızda hayalleri olanlar ile hayalleri olmayanları birbirinden kolayca ayırabiliriz. Çabamız, çalışmamız, ortaya koyduğumuz performans,ancak hayallerimiz kadardır&#8230;</em></p>
<p>Hayallerimiz ile ortaya yeni bir şeyler koyduğumuzda, ilk etapta bizi taklit edenler ortaya çıkıncaya kadar biz o gerçekleştirdiklerimizle önemli bir mesafe almış ve ilk olarak ortaya koyduğumuz  o ürün ile birlikte anılır hale geliriz. Bir çok üründe  bu buluşu ilk ortaya çıkaran kişilerin ismi ile ürünün özdeşleşmiş olması ve o ürün söz konusu olunca akla ilk olarak o kişinin gelmesi tesadüfi değildir. Mobilya, tıraş bıçağı, televizyon, vb. bir çok sektörde ürün ile belli markalar ve isimler adeta özdeşleşmişlerdir. Genellikle de ürünü ilk olarak ortaya koyanlarda bu durum söz konusudur?<em></em></p>
<p><strong>Benjamin Franklin&#8217;in </strong>dediği gibi<strong> <em>&#8220;Siz kafanızı büyük hayallerle doldurmaya bakın. Kafanız sonradan cebinizi parayla dolduracaktır.&#8221;</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Metin KILIÇ<br />
Psikolojik Danışman<br />
Metinkilic66@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/hayal-kurmak-bilgiden-onemlidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

