
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Ruh Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/psikolojik-problemler/ruh-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 10:21:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İnternette var olmanın psikolojisi üzerine</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 22:09:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2904</guid>
		<description><![CDATA[Zeynep Selvili 2005 yılında Miami Üniversitesi&#8217;nden Sinema ve Psikoloji çift ana bilim dalıyla mezun oldu. Mezuniyetinin... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zeynep Selvili 2005 yılında Miami Üniversitesi&#8217;nden Sinema ve Psikoloji çift ana bilim dalıyla mezun oldu. Mezuniyetinin ardından yüksek lisans için New York Üniversitesi&#8217;ne kabul edildi. Şu anda Ruh Sağlığı Danışmanlığı ve Sağlık Uzmanlığı dalında ikinci senesini tamamlamak üzere olan Zeynep ile siberpsikoloji üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.</p>
<p>Aynı zamanda bir blogger olan Zeynep, sosyal medyayı da kullanıyor ve internet üzerindeki psikolojiyi de takip ediyor. Blogu üzerinden uzmanlık alanları ile ilgili yararlı bilgiler ve tavsiyelerini paylaşıyor.</p>
<p><strong>Sami Eyidilli:</strong> Zeynep, öncelikle bloguna verdiğin isimden başlamak istiyorum; &#8220;Ben, siz ve onlar&#8221; demişsin. Bir sırrı var mı bu ismin? Sanki &#8220;biz&#8221; eksikmiş gibi geliyor bu isimde ama aslında bir &#8220;biz&#8221; oluşturuyorsun bu isimle.</p>
<p><strong>Zeynep Selvili:</strong> İnsana ilk bakışta eksik geliyor gerçekten. Genelleme yapmayı çok sevmediğimden, bir de Ben ve Siz, zaten Biz&#8217;i oluşturabileceğinden bunu ortaya çıkardım. Tam da söylediğin gibi, paylaşımlarla &#8220;biz&#8221; olalım istedim. Monologu andıran bir blog olmasın, okuyucular rahatça hem &#8220;haklısın&#8221; hem de &#8220;bu konuda sana katılmıyorum&#8221; veya &#8220;benim deneyimim daha farklı&#8221; diyebilsin istedim.</p>
<p><strong>S:</strong> Blog tutma fikri nasıl geldi aklına, nasıl başladın?</p>
<p><strong>Z:</strong> Uzun zamandır yazı yazıyorum. Esasında yazmaya çalışıyorum demek belki daha doğru olur bu aşamada. Şu zamana kadar teması, bütünlüğü hiçbir zaman olmamıştı yazılarımın. O gün ne hissediyorsam, başıma ne geldiyse, ne kalbimi kırdı ya da hoplattıysa kaleme almaya çalıştım, şiir aracılığıyla, deneme aracılığıyla, makale aracılığıyla. Geçen sene<strong> The Social Network</strong> filmini izledikten sonra iki yakın arkadaşımla, ne yalan söyleyeyim kendimizi bir karınca kadar küçük hissettik. Yüzyılımızın en önemli aracı olan internet acaba bize ne gibi bir fırsat verebilir, bunu düşünmeye başladık. Üç kız arkadaş oturduk ve birbirimize dedik ki, sen çiziyorsun, sen film çekiyorsun, sen de yazıyorsun, bunlar da bizim  ?yeteneklerimiz?. Paylaşmak için ne bekliyoruz? O gece herkes kendisine bir blog açtı. Benim blogum da yazılarımı bir tema altına toplamama vesile oldu. İyi ki de yapmışım. Müthiş bir zevk, müthiş bir besin kaynağı oldu benim için.</p>
<p><strong>S:</strong> The Social Network filmi gerçekten de pek çok insana girişimcilik ruhunu hissettirdi. İnsanların start-up&#8217;lara sarılmasına sebep oldu. Sen ve arkadaşlarında da değişik bir etki bırakmış gerçekten. Bu konuda bloggerlar için en önemli konu sanırım blogları ile ilgilenmek ve düzenli yazmak sanırım öyle değil mi? Tabii bunun için de iyi bir iş disiplinine ve psikolojiye ihtiyaç var desek sanırım yanlış olmaz.</p>
<p><strong>Z:</strong> Benim kendimi blogger olarak sınıflandırmam sanırım blogunu her gün güncelleyen bir çok gerçek blogger&#8217;a hakaret olur. Mesela arkadaşım Buse Terim gerçek bir blogger. Her gün güncellemek için averajın üstünde zaman ve emek harcadığı bir moda blogu var. Ben ise henüz bir blogger değilim. Bir blogum var, evet, ama onun beni blogger yapmak için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ek iş olarak blog yazarlığı yapıyorum desek sanki daha doğru olur. Sık sık güncelleyemiyorum blogumu maalesef, ki bu blogger dünyasında çok mühim bir vazife. Çünkü benim blog yazmam için tetikleyicilere ihtiyacım var, yeni bir teori öğrenmek, o gün eğitime gitmiş olmak, yeni bir kitaba başlamış olmak, atılan emaillerde ortak bir temanın gözüme çarpması gibi. Doğru söylüyorsun, başarılı bir blogger olmak aslında gerçekten müthiş bir disiplin gerektiriyor. Başarılının altını çiziyorum çünkü herkes blogger olabilir. Sonuçta bir blog açmak teknolojiyle bu kadar içli dışlı olan bizler için zor değil. Fakat başarılı bir blogger olmak disiplinin yanı sıra istek, motivasyon, ve başlı başına bir mesai gerektiriyor.</p>
<p><strong>S:</strong> Bazen kişisel, bazen de uzmanı olduğun psikoloji alanları ile ilgili paylaşımlarınla karşılaşıyorum. Neye göre belirliyorsun yazdıklarını ve bu periyodu nasıl ayarlıyorsun?</p>
<p><strong>Z:</strong> Sanırım hala bir tema sıkıntım var. Esasında daha çok &#8220;psikolojik&#8221; yazılar yazmak istiyorum. Çünkü blog üzerinden paylaşım yapmamın asıl nedeni farkındalığı arttırmak. &#8220;Bak, demek ben bunu bu nedenden yapıyormuşum&#8221; gibi bir reaksiyon alabilmek okuyucularımdan. Ya da yalnız olmadıklarını hissettirmek. Bazen elim sürçüyor ve kişisel şeyler de yazıyorum veya daha önceden yazdığım kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Bunu yaparken dikkat ettiğim şeyler olmuyor değil tabii. Bir psikolog olarak &#8220;gereksiz&#8221; kişisel detayları paylaşmak kariyerimi uzun vadede baltalayabilir. Bu nedenle, kişisel olarak seçtiğim ya da yazdığım yazılarda kendi rahatlamamdan, içimi dökebileceğim bir alan olmasından daha çok &#8220;karşımdaki bu yazıdan ne alır?&#8221;ı düşünerek paylaşımda bulunuyorum. Kısacası, kişisel yazılarım da dolaylı yönden de olsa farkındalık arttırabiliyorsa, buna kapasitesi varsa koyuyorum. Ne tür bir yazı yazacağımı da okuyuculardan gelen paylaşımlara gore belirliyorum. Bazen Twitter&#8217;a yazıyorum &#8220;şu şu şu konu hakkında bir paylaşımda bulunsam ilginizi çeker mi?&#8221; diye. Bazen de bana gelen e-postalarda ortak bir tema gözüme çarptığında, onu yazıyorum. Ama hiçbiri hasbelkader seçilmiyor. Genellikle Pazartesi geceleri ilham geceleri oluyor benim için çünkü her Pazartesi bir eğitime giriyorum. Yeni şeyler öğreniyorum; yeni teoriler, yeni bakış açıları, yeni araştırmalar ve sonrasında bu öğrendiklerimi nasıl paylaşabilirim, hangi üslup &#8220;kaybetmek&#8221; temasına daha uyar, hangisi &#8220;aşk&#8221; temasına daha uyar diye duşünmem de yön veriyor paylaşım sürecine.</p>
<p><strong>S:</strong> Hem Sinema, hem de Psikoloji; çift anadal yapmışsın Miami Üniversitesinde. Ben biraz da ilgili olduğumdan biliyorum, bu alanlar aslında birbiri ile çok alakalı öyle değil mi? İnternet ortamında, sinemada, televizyonda, reklamlarda insan psikolojinin, bilinçaltının kullanılması mesela? Belki apayrı bir röportaj konusu ama, ana hatları ila bahseder misin?</p>
<p><strong>Z: </strong>Benim hala iyi bir şekilde yapmak istediğim şeyler arasında gelir senaryo yazmak. Her senaristin makul dozda bilmesi, anlaması gerekir insan davranışını, insan ruhunu. Yoksa nasıl gerçekçi ve senaryoların olmazsa olmazları &#8220;sıradışı&#8221; karakterleri oluşturabilir, öyle değil mi? Bu konuyla ilgilenenlere William Indick&#8217;in Senaryo Yazarları için Psikoloji kitabını tavsiye ederim. Indick diyor ki, ve ben de yüzde yüz katılıyorum, &#8220;bilinçaltı fonksiyonlarının rasyonel bir şekilde anlaşılması yaratıcı süreç için, sanıldığının aksine, çok gereklidir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sosyal medyada da olsa ait olmak bir ihtiyaçtır&#8221;</strong></p>
<p><strong>S:</strong> Gelelim internete ve sosyal medyaya. Psikolojimizi yansıtıyoruz değil mi?</p>
<p><strong>Z:</strong> Konuşma terapisinin babası Freud &#8220;Tesadüf diye bir şey yoktur&#8221; der.  Ruh halimizi yansıtmadığımız bir alan düşünemiyorum. Önemli veya önemsiz, bilinçli veya bilinçsiz, giymeyi seçtiğimiz kıyafetlerin renginden, partner seçimlerimize her sey psikolojimizin yansıması, psikolojimizin seçimi.</p>
<p><strong>S:</strong> Peki yansıtmamız doğru mu? Yani demek istediğim, bir şekilde hayatlarımızı artık internet ortamında da yaşıyoruz. Apayrı bir psikoloji ya da ruh hali diyebilir miyiz?</p>
<p><strong>Z:</strong> Ait olmak temel bir ihtiyaç. Psikoloji literatürüne geçmiş binlerce makale, binlerce araştırma, ve teori bulabilirsiniz ait olmanın insan için önemi ile ilgili. En önemlilerinden bir tanesi de Amerikali psikolog Abraham Maslow&#8217;un İhtiyaclar Hiyerarşisidir. Bu hiyerarşide Maslow, ait olmayı, fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından sonra 3. sıraya koyar. İkili ilişkilerden aileye, küçük topluluklardan toplumun bütününe, insan ait olduğunu, sevdiğini, sevildiğini hissetmelidir hayatta kalabilmek için. Yabancılaşma, soyutlanma birçok ruhsal hastalığa neden olabileceği gibi birçok ruhsal hastalığın da semptomudur. Sosyal medya da yüzyılımızın en onemli topluluklarından biri; bu devirde &#8220;başarılı&#8221; ve sağlıklı bir şekilde ait olmak, sosyal medyayı da kapsayan bir kavram. Bu gözle baktığım zaman ben, insanların internet üzerinden paylaşımlarda bulunmalarını, sanal iletişimden faydalanmalarını, düşüncelerini zaman zaman 140 harfe düşürmeye  çalışmalarını, kısacası zamanın getirdiklerine ayak uydurma çabalarını dozunda olduğu müddetçe sağlıklı buluyorum. Bu apayrı bir psikoloji mi? Apayrı belki doğru kelime olmaz fakat alışagelmişten farklı olduğu doğru. En basitinden, yüz yüze iletişimlerimizde yüzeye çıkarmaya çekindiğimiz, utandığımız, korktuğumuz taraflarını kişiliğimizin, özgürce ifade edebiliyoruz sanal ortamda.</p>
<p><strong>S:</strong> Aile terapisi ile ilgili de eğitim aldığını için özellikle sormak istiyorum, internet ve bilgisayar bağımlılığından dolayı biten evlilikler var mesela ya da birbirinden internet yüzünden kopmuş durumda aileler. Akşam herkes işten gelince, herkesin bilgisayarının başına çekildiği bir tablo. Açıkçası benim hoşuma gitmiyor. Var mı böyle şahit olduğun durumlar, neler önerirsin bu konuda ailelere? Bu durumun aileye yapısına zarar vermesi nasıl engellenebilir?</p>
<p><strong>Z:</strong> Sanal alem çok ironik bir &#8220;alem&#8221; esasında. İnsanlar interneti dünyayla daha fazla iletişim içinde olmak için kullandıkları halde, &#8220;asıl&#8221; dünyalarından kopuyorlar. Doğamız gereği yüz yüze iletişime, yani kanlı-canlı iletişime muhtacız, ve internet bunun önünü kesmeye başladığı an, yani başka bir şeyin yerini almaya başladığı an kötü bir bağımlılığa dönüşebiliyor. İnsanların zamanla kendi başlarına kalabildikleri zamanı (internet kullanım zamanlarını) sevdikleriyle geçirme zamanına tercih edebildikleri doğru. İnternetin aşırı dozlarda kullanılması sizi evdeki, ilişkinizdeki sorumluluklarınızdan uzaklaştırabilir ve partnerinizle ilişkinizi zedeleyebilir. Böyle bir durumda çift terapisini öneririm. Terapi esnasında, partnerler ilişkinin hangi yönünden tatmin olmadıklarını, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını, iletişimi kolaylaştıran bir profesyonelin huzurunda dile getirebilirler. Daha da önemlisi terapi bu çiftlere doğru iletişim kurabilmeyi, birbirlerini dinlemeyi öğretir. Daha açık ve samimi bir şekilde iletişim kurabilen çiftlerin birbirlerinin beklentilerini, isteklerini ihmal etmelerinin olasılığı daha azdır.</p>
<p><strong>&#8220;Psikolojik bir rahatsızlığa dönüşebilir&#8221;</strong></p>
<p><strong>S:</strong> Bağımlılıklar&#8230; Belki senin uzmanlık alanın dışında olabilir ama internet bağımlılığı ile ilgili de bilgi sahibi olduğunu düşünüyorum. Farkında olan var mı yok mu emin değilim ancak Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde İnternet Bağımlılığı ile ilgili bir birim var. Avrupa&#8217;da, Amerika&#8217;da sadece internet bağımlılığı ile ilgili destek veren klinikler var. Bunlara nasıl bakıyorsun?</p>
<p><strong>Z:</strong> İnternet bağımlılığı henüz, psikiyatristlerin ve psikologlarin tanı koymak için kullandığı Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından oluşturulan sınıflandırma sistemi el kitabında (DSM-4) yer almıyor. Fakat biliyorum ki revize edilmiş seneye çıkacak baskısında olup olmaması gerektiğinin tartışması sürüyor. Güncel olarak, internet bağımlılığı henüz resmi bir hastalık olarak görülmemekte ve depresyonun, anksiyetenin, sosyal fobi vb. hastalıkların bir semptomu, bir manifestosu olarak ele alınmakta. Yalnız bu demek değil ki araştırmalar yapılmıyor. Örneğin kimi araştırmalar, internetin limitinin olmadığı için bağımlılığa çok yatkın olduğunu savunuyor. Ben de katılıyorum. Sınırsız bir dünya, sanal dünya. Mesela bir internet çağı çocuğu olmama rağmen, hayrete düşürüyor dünyanın bir ucunda olan biri ile sanki yanıbaşındaymış gibi konuşabilme imkanı&#8230; Kullanım kontrolünden acizsek, internet gibi masum gözuken bir iletişim ağı bile psikolojik bir rahatsızlığa dönüşebilir. Masum diyorum çünkü konvansiyonel anlamda bağımlılık yaratan maddeler gibi değil internet. Makul dozlarda yararları zararlarından bahsettirmeyecek kadar fazla. Dengeyi kaçırdık mı, komplikasyonlar başlıyor. Mesela en basitinden, internet bağımlılığı her ne kadar internette geçirilen saatle belirlenmese de, bağımlı bir birey haftada ortalama 40-80 saatini internette geçiriyor. Bu ne demek; bu uyku duzeninin bozulması demek. Uyku düzeni bozulması bir çok psikolojik rahatsızlığa zemin hazırlamaya birebir! Tedavi şekilleri de sanıyorum ki kullanımını kontrol altına alabilmeyi öğrenmek, internet bağımlılığının getirdiği &#8220;yan etkileri&#8221; azaltmak veya elimine etmek, sorunun daha derinine inip, bu bağımlılığa aslen neyin neden olduğunu anlayabilmek (depresyon, sosyal fobi, anksiyete vb.) sonrasında ise onu tedavi etmek bazında. İnternet bağımlılığı gün geçtikçe ciddileşen bir sorun, bu nedenle de internet bağımlılığı tedavisi uygulayan meslektaşlarıma ve kliniklere sıcak bakıyorum.</p>
<p><strong>S:</strong> Siberpsikoloji ile ilgili bir sorum olacak. Örneğin Facebook&#8217;un bizim mutsuz ve üzgün olmamıza sebep olduğu ile ilgili ciddi araştırmalar var. Bunlara nasıl yaklaşmak gerekiyor, ciddiye alıp kendimizi uzaklaştırmak çözüm mü yoksa bilinçli kullanımla bu tarz bir baskıdan kurtulabilir miyiz? Hani psikolojimizi güçlü tutmak diye bir şey vardır ya, bu siberpsikolojide de mümkün mü sence?</p>
<p><strong>Z:</strong> Kıyaslama çogu zaman mutsuzlukla sonuçlanabilecek bir eylem. Facebook kıyaslamayı tetikleyebildiği için bireyi mutsuz yapma ihtimali var. Facebook sayesinde insanlar, başkalarını gerçekte olduklarından daha mutlu zannebiliyorlar. Özellikle eğlenirken çekilmiş resimler, kalabalık arkadaş listeleri, duvarlara yazılan sevgi dolu mesajlar kendine döndürüyor insanı, kendi hayatının sayfasını diğerlerinki ile kıyaslamaya itiyor. Kendine dönen ve kıyaslama yapmaya başlayan insan kendinde var olanlardan çok başkalarında var olanları görmeye başlıyor. Facebook eksikliklerin gözler önüne serildiği bir yer olmadığı için, kişi kendi hayatındaki eksikliklerle başbaşa kalıyor bir sayfadan diğerine geçip mutlu insan portreleri gördükçe. İyisiyle kötüsüyle, tam anlamıyla bilebildiğimiz tek hayat kendimizinki değil midir ne de olsa? Dışarıdan bakılan hayatlar eksiklerini, acılarını, hayal kırıklıklarını, başarısızlıklarını saklayabilir. Bakanın perde indirebilir muhakemesinin önüne. &#8220;Canım çok sıkıldı&#8221; durum güncellemelerini, ya da ağlarken çekilmiş profil resimlerini çok nadir görmemiz de bundan; Facebook&#8217;un çoğu zaman bir ilüzyon olmasından. Sanki popüler, eğlenceli, güleç, hazır cevap olmak ön koşulu Facebook üyeliğinin&#8230; Sanal alemin bu kıyas yaptırmaya yatkın yapısının farkındalığında olmak ve bu farkındalıkla üyelik sürdürmek çok önemli bence. Bir kaç yüzeysel veriyle genelleme yapmamayı; uzaktan bakıldığı takdirde sanal alemde sürdürülen hayatların ideal hayata çok yakın gözükebileceğini kendine sık sık hatırlatmalı kendi hayatını başkalarınınkilerle kıyaslarken bulan insan.</p>
<p><strong>S:</strong> Son olarak eklemek istediklerin var mı Zeynep?</p>
<p><strong>Z:</strong> Bu keyifli röportaj için teşekkürler. Umarım ulaşabildiğimiz okurlarınıza bir yararı olur ve son olarak buradan tüm okurlara seslenerek psikolojik destek almanın utanılacak bir şey olmadığını hatırlatmak istiyorum. Hayat bazen çok zor olabiliyor. Ama ne mutludur ki yalnız baş etmelisiniz diye bir kaide yok. Gelin izin verin, birbirimize destek olalım.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.webrazzi.com/">http://www.webrazzi.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/internette-var-olmanin-psikolojisi-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet bağımlılığı, beyinde hasara yol açıyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-beyinde-hasara-yol-aciyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-beyinde-hasara-yol-aciyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 00:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet zararları]]></category>
		<category><![CDATA[internetin beyine zararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2822</guid>
		<description><![CDATA[İnternet bağımlılığının beyinde değişikliğe yol açtığı belirlendi. Çin&#8217;de yapılan bir araştırmada, yaşları 14 ve 21... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-beyinde-hasara-yol-aciyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet bağımlılığının beyinde değişikliğe yol açtığı belirlendi. Çin&#8217;de yapılan bir araştırmada, yaşları 14 ve 21 arasında değişen gençlerin beyinleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemiyle tarandı. </p>
<p>Katılımcılar arasında kontrolsüz internet kullanımı olarak tanımlanan internet bağımlıları<span id="more-2822"></span>  da bulunuyordu. İnternet bağımlısı gençlerin beyinlerindeki sinir liflerinden oluşan beyaz maddenin değişime uğradığını belirten araştırmacılar, beynin duygular, dikkat, karar verme ve bilişsel kontrolle ilgili merkezlerini birbirine bağlayan sinir liflerinin bağlantılarının da hasar gördüğünü kaydetti. Benzeri hasar, alkol ve kokain bağımlılarında da görülüyor. </p>
<p><strong>10 KİŞİDEN 1&#8242;İ BAĞIMLI </strong></p>
<p>Araştırmacılar, her 10 internet kullanıcısından birinin internete bağımlı hale geldiğini belirledi. &#8220;Plus One&#8221; adlı dergide yayımlanan araştırma sonuçlarının, bağımlılar için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasına yardımcı olması bekleniyor. Worcesters Üniversitesi araştırmacıları da bir süre önce yaptıkları çalışmada, akıllı telefonların bağımlılığa yol açtığını, çok sayıda kullanıcının &#8220;hayali titreşimler&#8221; duyduğunu açıklamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-beyinde-hasara-yol-aciyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet bağımlılığı erkeklerde daha fazla</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-erkeklerde-daha-fazla.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-erkeklerde-daha-fazla.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 17:40:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2784</guid>
		<description><![CDATA[Ankara il merkezinde bir liseye devam eden ve çalışmaya gönüllü olarak katılan öğrenciler üzerinde yapılan... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-erkeklerde-daha-fazla.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara il merkezinde bir liseye devam eden ve çalışmaya gönüllü olarak katılan öğrenciler üzerinde yapılan internet bağımlılığı araştırması, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH)&#8217;nin bilimsel dergisi Düşünen Adam&#8217;da yayınlandı. Araştırma sonuçları, erkek cinsiyette internet bağımlılığının daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırmada, liseye devam eden bir grup ergende internet bağımlılığı ile yaş, cinsiyet, anne-baba yaşı, anne-baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, evde internet erişiminin mevcudiyeti, ergenin internet başında geçirdiği süre, ergenin odasında bilgisayar bulunup bulunmaması, ergenin sigara kullanıp kullanmaması ve depresyon ölçek puanı gibi değişkenlerin internet bağımlılığı ölçek puanına etkisinin incelenmesi amaçlandı.</p>
<p><strong><strong>İNTERNETTE KALMA VE DEPRESYON ARTTIKÇA BAĞIMLILIK DA ARTTI<br />
</strong></strong>Örneklem, yüzde 54&#8242;ü kız, 211 öğrenciden oluşuyor. İnternet Bağımlılığı Ölçek puanı ile değişkenlerin ilişkisi incelendiğinde, internette kalma süresi ve depresyon skoru arttıkça bağımlılık ölçek puanının da arttığı, erkeklerin kızlara göre bağımlılık ölçek puanlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu, diğer değişkenlerle bağımlılık ölçek puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olmadığı saptandı.</p>
<p>Ayrıca, bağımlı grubu bağımlı olmayan gruptan ayırt etmede, sırasıyla, erkek olmanın, depresyon skorunun yüksek olmasının ve internette uzun süre kalmanın istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu görüldü.</p>
<p>Çalışma sonuçlarına göre, lise öğrencilerinde internet bağımlılığı olasılığının erkek cinsiyette daha fazla olduğu ortaya çıktı. İnternet bağımlılığını etkileyen olası risk etkenleri olarak gencin depresyon düzeyi ve internette geçirdiği süre belirlendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/internet-bagimliligi-erkeklerde-daha-fazla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lisede her üç öğrenciden biri akran baskısı görüyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/lisede-her-uc-ogrenciden-biri-akran-baskisi-goruyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/lisede-her-uc-ogrenciden-biri-akran-baskisi-goruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 09:12:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akran baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[akran baskısı nasıl azaltırım]]></category>
		<category><![CDATA[akran baskısının etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[akran baskısının etkileri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akran zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[akran zorbalığının nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2744</guid>
		<description><![CDATA[Liselerde öğrenciler arasında gruplaşmalar, kız-erkekçatışmaları ve gençler arasındafarklıbaskışekilleriortaya çıkabiliyor. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/lisede-her-uc-ogrenciden-biri-akran-baskisi-goruyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Liselerde öğrenciler arasında gruplaşmalar, kız-erkekçatışmaları ve gençler arasındafarklıbaskışekilleriortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi (BRSHH), Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özden Şükran Üneri, &#8220;akran zorbalığı&#8221;na maruz kalan çocuklarda, psikosomatik belirtiler, depresyon gibi içe atım sorunlarının arttığını söylüyor. Üneri, ülkemizde lise öğrencilerinde yapılan bir çalışmada, öğrencilerin yüzde 33&#8242;ünün sözel, yüzde 35,5&#8242;inin fiziksel, yüzde 28,3&#8242;ünün duygusal ve yüzde 15,8&#8242;inin ise cinsel içerikli zorbalığa uğradığının saptandığını belirtiyor. Üneri, zorbalığın öğrenciler için ciddi bir travma olduğu, etkilerinin okul dönemi ile sınırlı kalmayıp, hayat boyu sürdüğü ve toplum sağlığını da olumsuz etkilediğini ifade ediyor.</p>
<p>Ülkemizde yapılan bir çalışmada da, akran zorbalığı sıklığı ile depresyon belirtilerinin ilişkili olduğunu aktaran Özden Şükran Üneri, &#8220;Ayrıca akran zorbalığının yol açtığı psikiyatrik sorunlar süreğenlik de göstermektedir. Çözümü, ancak okul yöneticileri, okul rehberlik servisi, öğretmenler, okul hemşiresi ve gerektiğinde hekimden oluşan çok disiplinli bir ekibin koordineli bir şekilde çalışması ile mümkündür.&#8221; diyor. Üneri şunları söylüyor: &#8220;Zorbalık herhangi bir biçimde ortaya çıktığında uygun tepki vermemek, tekrarlama riskini desteklemek demektir. Öğrencilerin okul ortamı içinde kendilerini güvende hissedebilmeleri için, sorumlu yetişkinler tarafından dinleneceklerini ve zorbalığa karşı tolerans gösterilmeyeceğini bilmeleri gerekir. Öğrencilere problem çözme, sosyal desteklerini artırma gibi stresle baş etme yöntemleri öğretilmelidir.&#8221;</p>
<p>zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/lisede-her-uc-ogrenciden-biri-akran-baskisi-goruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası depresyon</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 19:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonu atlatmak için ye yapmak gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyonunun belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2741</guid>
		<description><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım &#8220;Yeni anneler doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğumdan itibaren anne ile bebek arasında kurulan ilişkinin, tanımlanamayacak kadar özel bir ilişkidir. Bebek sahibi olmak gerek anne gerekse babanın hayatında büyük değişiklik yaratır.&#8221; diyor. Yıldırım, ayrıca, doğum sonrası depresyonun belirtileri ve tedavisini anlatıyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonunun belirtileri </strong></p>
<ul>
<li>Kendini kötü hissetme,</li>
<li>Mutsuzluk, çaresizlik, sebepsiz ağlama krizleri,</li>
<li>Kendini değersiz ve suçlu hissetme,</li>
<li>Hüzün, boşluk duygusu, duyarsızlık,</li>
<li>Özellikle bebeğe olan ilginin azalması,</li>
<li>Bebekle ilgili kaygı duyma,</li>
<li>Bebeğe zarar verme korkusu,</li>
<li>Enerjinin azalması ve aşırı yorgun hissetme,</li>
<li>Uykuya dalmada zorluk ve uyku bozukluğu,</li>
<li>Cinsel isteksizlik,</li>
<li>Aşırı yeme ya da iştah kaybı,</li>
<li>İntihar düşünceleri</li>
</ul>
<p>Daha önce depresyon yaşamış olan kişilerin, gebelik ve doğum sürecini travmatik geçirenlerin, eşiyle ilgili sorunları olanların doğum sonrası depresyonu yaşama ihtimali daha yüksek.</p>
<p>Doğum sonrası depresyonu demek için depresyon belirtilerinin doğum sonrası ilk 4 haftada ortaya çıkması gerekiyor. Gene de bazı kadınlarda belirtiler haftalar ya da aylar sonra, daha sinsi bir şekilde başlayabiliyor.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu tedavisi </strong><br />
Doğum sonu depresyonla başa çıkmak için yeni anne olan kadınların hislerini, şikayetlerini eşleriyle ve yakınlarıyla paylaşmaları gerekir. Ayrıca, gerekirse profesyonel yardım almaktan da kaçınılmamalıdır.</p>
<p>Özellikle yeni anneler, doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Bu hem çok güzel hem de zor süreç zarfında yeni annelerin bebeklerine nasıl özenle bakıyorlarsa kendilerine de çok iyi bakmaları gerekir.</p>
<p><strong>Doğum sonrası depresyonu atlatmak için öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Kendinizi aşırı derecede yormayın.</li>
<li>Bebeğiniz uyurken siz de uyumaya çalışın. Uyku zihinsel sağlık açısından çok önemlidir.</li>
<li>Bebeğiniz gece hareketliyse ve uykunuzu bozuyor ise onu başka bir odaya almayı deneyin.</li>
<li>Eşinizden size destek olmasını isteyebilirsiniz. Bu şekilde bebekten sadece siz sorumlu olmazsınız. Bebek bakımı konusunda çevrenizdeki akraba ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Kendinize dinlenecek zaman ayırın.</li>
<li>Gebelik esnasında ve emzirme döneminde beslenmenize dikkat edin.</li>
<li>Kendinizi çaresiz ve güçsüz hissediyorsanız bir psikolog veya psikiyatrdan destek almak için zaman kaybetmeyiniz. Unutmayın, anne olarak siz ruhen ve bedenen sağlıklı olmadıkça bebeğinize gerekli bakımı sağlamanız zordur.</li>
</ul>
<p>pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dogum-sonrasi-depresyonun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pornografi Cinsel Performansı Zayıflatıyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/pornografi-cinsel-performansi-zayiflatiyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/pornografi-cinsel-performansi-zayiflatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 15:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[pornonun ruh sağlığına zararı]]></category>
		<category><![CDATA[pornonun zararı]]></category>
		<category><![CDATA[pornonun zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2695</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan &#8216;Psychology Today Dergisi&#8217;nde yayımlanan bir araştırma, internet pornosunun, erkeklerin yatak performanslarını düşürdüğünü ortaya koydu.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/pornografi-cinsel-performansi-zayiflatiyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan &#8216;Psychology Today Dergisi&#8217;nde yayımlanan bir araştırma, internet pornosunun, erkeklerin yatak performanslarını düşürdüğünü ortaya koydu.</p>
<p>ABD&#8217;de yayımlanan saygın psikoloji dergisi &#8216;Psychology Today&#8217;de yer alan bir araştırmaya göre, internet pornosu yüzünden <span id="more-2695"></span>cinsel yönden zavallı bir genç nesil yetişiyor. </p>
<p>Araştırma internet pornosunun, erkeklerin gerçek kadınlarla aralarındaki ilişkileri yok ettiğini ortaya koydu. </p>
<p>Günümüzde herkesin her yerden kolayca ulaşabildiği bir malzeme haline gelen internet pornosu yüzünden, erkekler duygusuzlaşıyor ve artık normal partnerlerinden zevk alamaz hale geliyorlar. </p>
<p>Erkeklerin libidosu (cinsel arzu) çok erken yaşlarda düşüyor. Bu sayede artık iktidarsızlık orta yaş erkeğinin sorunu olmaktan çıktı, yirmili yaşlarda yaşanmaya başlandı bile. </p>
<p>AŞIRI GÖRÜNTÜLERE ALIŞIYORLAR</p>
<p>&#8216;Porno yüzünden yaşanan cinsel bozukluklar büyüyerek artan bir problem haline gelmeye başladı&#8217; makalesinde, internette porno seyreden erkeğin beyninin, sürekli aşırı uyarılma yüzünden vücudundaki seks zevkini ileten sinirlere cevap veremez hale geldiği belirtiliyor. </p>
<p>Bir nevi ikilem yaratan bu durum ile her yaşanan heyecan beyinde karşılık bulamıyor. Sonunda porno kullanıcısı orgazma ulaşmak için çok daha aşırı görüntülere yöneliyor. Ancak gerçek hayatta kadınlarla normal ilişkilerden mutsuz olmaya başlıyor. </p>
<p>Uzmanlar bu durumun evlilikleri olumsuz etkileyecek seviyede olduğu konusunda uyarıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/pornografi-cinsel-performansi-zayiflatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikoeğitim Programı ve Kaynak Dokümanlar</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/psikoegitim-programi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/psikoegitim-programi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 17:55:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoeğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoeğitim el kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoeğitim Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoeğitim Programının Amacı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2688</guid>
		<description><![CDATA[17Ağustos ve 12Kasım 1999&#8242;da ülkeyi sarsan depremler hepimizin yaşamını önemli ölçüde değiştirmiştir. Toplumun bir kısmı... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/psikoegitim-programi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>17Ağustos ve 12Kasım 1999&#8242;da ülkeyi sarsan depremler hepimizin yaşamını önemli ölçüde değiştirmiştir. Toplumun bir kısmı aradan uzun bir süre geçmesine rağmen bu olayın etkilerini hala hissediyor olabilirler.Depreme maruz kalan insanların büyük bir kısmı normal yaşamlarına bir ölçüde dönmüş olsalar bile, bir kısmı olan bitenleri uzun bir süre hatırlayabilir. Hatırlananların büyük çoğunluğu yıkımlarla, kayıplarla ve afetten sonra depremi yaşamış insanlar açısından tamamen değişmiş olan bir dünya ile ilgili ve oldukça acı verici anılar olabilir.</p>
<p>Bu ve benzeri olaylar karşısında, yetişkinler gibi çocuklar da duygusal, bilişsel ve davranışsal tepkiler verebilirler. Bu tepkiler deprem, sel, yangın, taciz, trafik kazası, ölüm gibi travmatik bir olay ve kayıp yaşayan kişilerde görülen normal tepkilerdir ve bazen çok şiddetli olabilmektedirler. Aslında travmatik bir olay sonrasında hem çocukların hem de yetişkinlerin gösterdikleri tepkiler arasında pek çok benzerlik vardır. Bu el kitabında, bu tepkiler ayrıntılı olarak tanımlanacak ve sizlere gerek çocuklar ve ana-babalar gerekse öğretmenlere bu yaşantıların üstesinden gelmelerinde nasıl yardımcı olacağınıza ilişkin bazı bilgiler verilecektir. Bu el kitabında yer alan bilgiler, MEB ve UNICEF&#8217;in birlikte geliştirdiği Psikososyal Okul Projesi&#8217;nin Psikoeğitim Programını oluşturmaktadır ve çocukları, ana-babaları ve öğretmenleri travmatik olaylara karşı normal psikolojik tepkilerin neler olduğu ve neler yapılabileceği konusunda bilgilendiren bir başvuru kaynağı olarak kullanılabilir.</p>
<p>Toplumumuzda kişisel sorunlar ve duygular hakkında konuşmak zaman zaman bir tabu olarak algılanabilmektedir. Bu el kitabı ile, travmatik yaşantılara maruz kalmış herkesi yaşadıkları hakkında konuşmaya cesaretlendirmek ve kendilerini ifade etmeleri için yöntemler önermek istiyoruz. Bunun, özellikle ülkemizde üst üste yaşadığımız depremler, trafik kazaları, sel, yangın gibi olaylardan sonra çoğunlukla ihmal edilen veya üzerinde pek de durulmayan çocukların duygularının anlaşılmasına katkıda bulunacağına inanıyoruz. Gerçekten de küçük çocuklar bile, bu el kitabında tanımlayacağımız tepkilerin bazılarını gösterebilirler ve onlarla da geçirmiş oldukları yaşantılar hakkında konuşmak mümkün olabilir.</p>
<p>Bu el kitabı, travmatik bir yaşantı sonrasında çocuklara, ana-babalarına ve öğretmenlerine verilecek psikososyal destek konusundaki bazı temel bilgileri ve yararlı olduğu görülen bazı önerileri kapsamaktadır. Bu kitap kesinlikle öğretmenlerin bir &#8220;psikoterapist&#8221; veya &#8220;psikolojik danışman&#8221; görevini üstlenmeleri için <span style="text-decoration: underline;">hazırlanmamıştır.</span> Çünkü öğretmenler psikolojik danışma veya psikoterapi yapmak için <span style="text-decoration: underline;">eğitilmemişlerdir</span>. Bu kitap, travmatik olaya ilişkin yaşantıları hakkında kendilerini ifade edebilmeleri için çocuklara, ana-babalara ve öğretmenlere en iyi şekilde nasıl yardım edilebileceği konusunda bazı temel ve yararlı bilgiler içermekte ve psikolojik danışmanlara (rehber öğretmenlere) ve öğretmenlere, bu gruplarla iletişim kurarken, yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Özetle, bu el kitabının hazırlanmasındaki temel amaç, çocukların verdikleri tepkileri anlayarak çocuklara ve ana-babalarına yardımcı olma yolları hakkında yol göstermektir.</p>
<p><strong style="text-align: -webkit-center;"> </strong></p>
<p><strong>PSİKOEĞİTİM PROGRAMI</strong></p>
<p>Bu program MEB ve UNICEF tarafından düzenlenen ve desteklenen okul Psikososyal Okul Projesi&#8217;nin bir bölümüdür. Bu programı yürütmek özel bir uzmanlık ya da kaynak gerektirmemektedir ve ülkemizdeki bütün okullarda psikolojik danışmanlar (rehber öğretmenler) ve öğretmenler tarafından uygulanması önerilmektedir.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Programın Amaçları</strong></p>
<ol>
<li>Travmatik olayların normal psikolojik etkileri hakkında öğretmenler, ana-babalar ve çocukları bilgilendirmek ve onların bu konuya ilişkin  anlayışlarını  geliştirmek.</li>
<li>Çocuklar, ana-babalar ve öğretmenleri bilgilendirerek, kendi tepkilerini anlama ve paylaşma olanağı vermek, tepkilerinin doğal olduğunu göstermek ve normalleştirmek.</li>
<li>Okul sistemi ile aileler arasında yaşantıların paylaşılmasını sağlamak, böylece iki sistem arasındaki iletişimi geliştirmek.</li>
</ol>
<p>Olumlu başa çıkma yöntemlerini vurgulayarak bunların gerektiğinde kullanılmalarını sağlamak</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
Note: There is a file embedded within this post, please visit this post to download the file.
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/psikoegitim-programi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliğinin Tedavisi Nedir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 19:14:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi mümkünmü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliğinin çözümü nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2610</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Dikkat eksikliği&#8217; sorunu olan çocuklar, zekâlarını verimli kullanamıyor, derslerinde geri kalıyor. Dikkat eksikliği ile birlikte... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Dikkat eksikliği&#8217; sorunu olan çocuklar, zekâlarını verimli kullanamıyor, derslerinde geri kalıyor. Dikkat eksikliği ile birlikte ortaya çıkan hiperaktivite ise, erkek çocuklarda kızlara kıyasla beş kat daha fazla görülüyor. Çocuğun bütün hayatını etkileyen bu sorunların tedavisi mümkün</p>
<p>Dikkat eksikliği sorunu ilkokul çağında ortaya çıkıyor. Okuma yazmayı biraz gecikmeli de olsa öğrenebiliyorlar ancak bu sorun tedavi edilmezse hayatları boyunca akademik kariyerlerini zekaları düzeyinde sürdüremiyorlar. Okul başarıları zekalarına oranla hep daha düşük oluyor. Ağır hastalık şeklinde olmasa da dikkat eksikliği çocukluktan başlayarak bütün hayatı etkiliyor. Erkek çocuklarda hiperaktivite olarak kendini gösteriyor, kız çocuklarında daha çok bu sorun dikkat eksikliği ile beliriyor. Psikiyatri Uzmanı Profesör Doktor Zafer Atasoy, dikkat eksikliği sorunu ve çözüm yöntemleri konusunda sorularımızı yanıtladı&#8230;</p>
<p><strong>Dikkat sorunu ne zaman başlar?<br />
</strong>Bu sorunun doğuştan başladığını söylemek mümkün. Dikkat işlevi kişinin yaşı ile artış ve gelişme sergiler. Önemli olan, çocuğun yaşıtlarına göre dikkat sergileme düzeyidir. Yaş ilerledikçe artan dikkat, ergenlik döneminde bir erişkinden beklenen düzeye yakındır. Yaşın ilerlemesi ile dikkat süresinde ve şiddetinde artma olur. Dikkat eksikliğinden söz ederken, yaşıtlarına göre dikkat eksikliğinden söz edilmelidir. Dikkat sorunu göreceli bir kavramdır. Genellikle bu sorun okula başlamakla ortaya çıkar. Okul, okul öncesi döneme göre daha fazla dikkat gerektiren işlemlerin başladığı yerdir. Bu yeni sosyal ortama uyum sağlamaya çalışırken sık karşılaşılan bir durumdur.</p>
<p><strong>Ailesel nedenler etkili mi?<br />
</strong>Yaygın olarak klinikte gözlemlenen durum, aynı aile içinde dikkat sorunu sıklığının daha fazla olduğu yönündedir. Dikkat eksikliği olan çocukların kardeşlerinde, anne babalarında ve kan bağı olan yakınlarında, diğer çocuklara göre daha sık dikkat sorunu gözlemlenir.</p>
<p><strong>Dikkat eksikliğinin bilinen bir nedeni var mı?<br />
</strong>Dikkat eksikliğinin nedeni günümüzde bilinmiyor. İleri görüntüleme yöntemleri (PET) ile yapılan çalışmalarda dikkat eksikliği sergileyen çocukların beyinlerinin ön bölgelerinde (frontal lob) kan akımı ve metabolik hızda azalma tanımlanmıştır. Uzun süre duygusal yoksunluk yaşamış olan çocuklarda da dikkat süresinde azalmalar saptanmıştır. Duygusal yardım almakla (Örneğin: Evlat edinme, yakın ilgilenme, bozulmuş aile dengesinin onarılması, vb&#8230;) dikkat sorunları azalan çocuklar olduğunu biliyoruz. Dikkat eksikliğinin altında duygusal zedelenmelerin de olabileceğini biliyoruz.</p>
<p><strong>Neden büyük şehir çocuklarında bu sorun daha fazla ortaya çıkıyor? Örneğin kırsal kesim çocuklarında dikkat eksikliği yok mu?<br />
</strong>Dikkat sorunu önceki yıllarda da bu denli vardı ve kırsal kesimlerde de yoğunluğu benzer düzeydedir. Ortalama her 100 çocuğun 2 ila 20&#8242;sinde dikkat sorunu gözlenir. Günümüzde daha yoğun ortaya çıkmasında toplumsal gelişmişlik ve buna bağlı olarak çocuklardan beklenti düzeyinin artmasının önemli olduğunu düşünüyorum. 40 yıl önce ülkemizde okuma yazmayı sökme zamanı birinci yılın son ayları iken, günümüzde birinci yarı yılın sonu olmaya başladı. Toplumsal olarak çocuklardan beklentilerimiz arttı. Performans artışı ile ilgili beklentinin artması için daha dikkatli çocuklar gerekiyor. Bazen çocuklardan eğitim süresince aşırı bir beklenti içinde olduğumuzu düşünüyorum. Kısaca; eğitimciler, ana babalar onlardan daha yüksek verim alma peşinde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği Van Depremi Psikososyal Müdahalesi Çalışmaları</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/afetlerde-psikososyal-hizmetler-birligi-van-depremi-psikososyal-mudahalesi-calismalari.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/afetlerde-psikososyal-hizmetler-birligi-van-depremi-psikososyal-mudahalesi-calismalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 19:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Van Depremi Psikososyal Müdahalesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2546</guid>
		<description><![CDATA[Degerli Meslekdaslarim Van Depreminin hemen arkasindan baslayan APHB catisi altinda yuruttugumuz calismalar devam etmektedir. Van... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/afetlerde-psikososyal-hizmetler-birligi-van-depremi-psikososyal-mudahalesi-calismalari.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Degerli Meslekdaslarim</p>
<p>Van Depreminin hemen arkasindan baslayan APHB catisi altinda yuruttugumuz calismalar devam etmektedir. Van ve Ercisdeki durum duzelmeye baslamakla birlikte kis kosullarinin gelmesiyle yeni sorunlar olacagi aciktir.Biz ekip olarak ekteki raporlarda da goreceginiz gibi ilk mudahaleleri yapmak ve ilk gunlerde halkimizin yaninda oldugumuzu gostermek amaciyla geldik. Iyi bir ekip olusturduk ve burada bize herkes gercekten yardim etti bu isi basarmamizda.</p>
<p>Kosullara ragmen bundan sonraki asamalarda gelecek arkadaslarin rahat calismasi icin iyi bir altyapi olusturmaya calistirdik.Yaklasik 5-6 merkezde hizmet vermeye devam edecegiz ve bu Van halkinin ihtiyaci devam ettikce surecek.</p>
<p>Dernek genel merkezleri tarafindan hazirlanan ve APHB koordinasyon ekibi ile calisan ilk grup alana gelecek hafta inecek. Su anda artcilar siddeti azalarak da olsa devam etmekte ve hava oldukca soguk. Tuvaletler ise alana yeni kondu ve elektrik su hizmetleri aksak da olsa basladi. Yemek sorunu hic yok. Biz ekiplerin kalacagi yerleri olusturmaya calissak da aksakliklar olabilir ve cadirda kalmak gerekebilir. Gelen arkadaslarin bu kosullari gozonune alarak hazirlanmasini isteriz.</p>
<p>Daha epeyce yapilacak is var, gerek mail gerek telefon yoluyla destek olan herkese gonulden tesekkurler.</p>
<p>Hepimize kolay gelsin</p>
<p>sevgiler saygilar</p>
<p>Nedret Oztan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>APHB Van Raporu 1</strong></p>
<p align="center"><strong>AFETLERDE PSİKOSOSYAL HİZMETLER BİRLİĞİ</strong></p>
<p align="center"><strong>VAN DEPREM</strong><strong>İ PSİKOSOSYAL MÜDAHALESİ</strong></p>
<p align="center"><strong>24-25-26 EKİM FAALİYET RAPORU</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>APHB Ekibi:  Nedret ÖZTAN- Türk Psikologlar Derneği(TPD)</p>
<p>Filiz DEMİRÖZ Sosyal Hızmet Uzmanları Derneği</p>
<p>Feyza ÇELİK- Türkiye Psikiyatri Derneği</p>
<p>Gülgez AGABABA Sosyal Hızmet Uzmanları Derneği</p>
<p>Ali ERDOĞAN-Türk Psikolojik Danışman. Rehberlik Derneği (PDR Der)</p>
<p>Hakan ERMAN- Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği (ÇGRS Der)</p>
<p>Sevil YÜKSEL &#8211; Türk Kızılayı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>APHB Ekibinden  Nedret Öztan 23 Ekimde Kızılay ekibiyle Vana ulaşmıştır. Ekibin diger üyeleri de ertesi gün Vana ulaşmışlardır. Van da meydana gelen 7.2 lik depremden sonraki durum kısaca özetlenecek olursa</p>
<p>*Son rakamlara göre yaklaşık 500 kayıp, 1500 yaralı bulunmakta</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Arama kurtarma çalışmaları devam etmekte, en son canlıya ulaşmak için gayret edilmekte</li>
<li>Bölgedeki tüm arama kurtarma ve sağlık ekipleri, güvenlik güçleri inanılmaz bir gayretle çalışmakta</li>
<li>Halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması için gayret sarfedilmekte</li>
<li>Sehirde ve civarında güçlü artçılar birbini izlemekte</li>
<li>Organizasyon ve ihtiyaçların hemen karşılanmasında yaşanan zorluklar nedeniyle halk bazen öfke patlamaları yaşamakta</li>
<li>Van merkezde dukkanlar acılmaya basladı elektrik ve su hizmetleri verilebiliyor</li>
<li>Van merkezde gündüz hayat normale yakın olmasına rağmen gece barınma nedeniyle zorluklar yaşanmakta</li>
<li>Ercişin durum daha vahimi enkaz kaldırma ve kurtarma devam ediyor, insanlar kazıların başında.</li>
<li>Gece ise evlerin yanındaki çadırlarda ya da açıkta kalmaya devam etmekteler. Hava soğumaya başladı ve yağmur var</li>
<li>Açık dükkan yok, her tarafta arama kurtarma ekipleri, güvenlik elemanları güvenliği sağlamaya çalışıyor</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gerçekleştirilen Faaliyetler:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Il Acil Afet Müdürlüğüde yapılan toplantılara katılım ve durum değerlendirme</p>
<p>Aile ve Sosyal Calısmalar Bakanlığı temsilcisi Aziz Yıldırım ile toplantı ve değerlendirme</p>
<p>Hastane psikososyal ekip ile toplantı</p>
<p>Vali yardımcısı Mehmet Güzel ile toplantı</p>
<p>Il Sağlık Müdürü ile toplantı</p>
<p>İl Milli Eğitim Müdürü ve okul müdürleri ile toplantı.</p>
<p>Tabibler Birligi ekibi ile görüşme</p>
<p>Erciş Kaymakamlığı ile gorusme</p>
<p>Psikososyal Destek Merkezi icin  Van ve Erciste yer tespiti</p>
<p>Ercis Sahra Hastanesi Çadırkent alanında psikososyal faaliyetlerini yurutulmeye başlanması ( PSP cadırının faal hale getirilmes, ihtiyaç tespit çalışmalarına başlanması)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Planlanan  Faaliyetler:</strong></p>
<p>Van&#8217;da 1 ve Ercis&#8217;te 2 merkez olmak üzere 2 bölgede psikososyal faalıiyetlerin sürdürülmesi planlanmaktadır. Bu  kapsamda yurutulecek çalısmalar:</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li> Çocuk çadırlarınında 17&#8242;ye kadar etüt ve oyun etkinlikleri sürdürülmesi</li>
<li>Ergen kız ve erkek çocuklarına yönelik sohbet toplantıları ve etkinliklerinin belli saat ve konular çerçevesinde sürdürülmesi</li>
<li> Tüm meslek elemanlarına yönelik ilerde alanda çalışacak uzmanların belirlenmesi için liste oluşturulması</li>
<li>Okullar açılınca öğrenciler için durum tespiti ve okul temelli psikososyal programın başlatılmasi</li>
<li>Uzun vadede sahada  çalışacak uzmanların belirlenmesi ve programa dahil edilmesi</li>
<li>Yetişkin erkek ve kadın gruplarına yönelik sohbet toplantılarının düzenlenmesi</li>
<li>Yetkililer ve saha çalışanlarına yönelik çalışana destek eğitim/toplantılarının yapılması</li>
<li>Eylem planının netleştirilmesi</li>
<li>Planlanan faaliyetlerin yetkililerin katılımıyla halka duyurulması</li>
<li>Raporlama faaliyetleri</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Görevli Psikologlar</strong></p>
<p>Erciş Çadırkent:</p>
<p>Deniz Okutan  FSM Istanbul</p>
<p>Şeyda Okutan  FSM Istanbul</p>
<p>Özgür Evre SHIM Istanbul</p>
<p>Masum Aydın Adana</p>
<p>Mahmut Kayagan UMKE</p>
<p>Ersın Koç UMKE Gaziantep</p>
<p>Secri Çalboğa</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eğitim ve Araştırma Hastanesi</p>
<p>Tamer Duman</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>APHB Van Raporu 2</strong></p>
<p align="center"><strong>AFETLERDE PSİKOSOSYAL HİZMETLER BİRLİĞİ</strong></p>
<p align="center"><strong>VAN DEPREMİ PSİKOSOSYAL MÜDAHALESİ</strong></p>
<p align="center"><strong>27-28  EKİM FAALİYET RAPORU</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">27.10.2011</span></strong></p>
<p>-RAM de 16  psikolojik danışmanla bilgilendirme toplantısı yapıldı. APHB hakkında bilgi verildi.</p>
<p>-Aktivite cadırları icin afış hazırlandı</p>
<p>-Devlet Hastanesi icinde ayrılan odada poliklinik hizmetlerine başlandı</p>
<p>-Aktivite çadırları icin yer tesbitleri yapıldı</p>
<p>-Erciş Saglık muduruyle toplantı yapıldı. Koordinasyon saglandı.</p>
<p>-Gedik Bulak koyu merkez üssü oldugu ve ölü sayısı cok oldugu ıcın ziyaret edildi. İhtiyac tesbiti yapıldı.</p>
<p>-Ercişte her iki çadır kentte çadır ziyaretlerine devam edildi. Psikososyal görüsmeler ve hizmetlere erisim konusunda görüsmeler yapıldı.  Aynı zamanda çadır kentte görevli olan Kızıllay temsilcileri emniyet görevlileri ve saglık ekibiyle bilgi alma,  calışana destek ve koordinasyon toplantıları yapıldı. Afetzedelere yaklaşım konusunda bilgi verildi.</p>
<p>-APHB hizmet cadırında yaklasık 30 kisiye psikososyal müdahaleler yapıldı.</p>
<p>-Yeni katılan psikiyatriste oryantasyon toplantısı yapıldı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">28.10.2011</span></strong></p>
<p>-Van 100 yıl rektörlugunde Prof. Peyamı BAttal rektor ile gorusuldu. Universite ogrencileri, ogretim uyeleri ve digger calışanlar icin psikososyal destek çalısmaları planlandı. Kampus ıcıne bır medıkososyal merkez kurulması ve personel egıtımıne destek olunması kararlastırıldı.</p>
<p>-Sahra hastanesinde kurulan cadır kent icinde  devlet hastanesi bahcesinde ve otogardaki cadır kent icinde 3 aktıvıte cadırı kuruldu.</p>
<p>-Cocuklarla acık hava etkinliklerine devam edildi. Cadır kent sakınlerıne gunluk yasam etkinliklerine eslik edildi.</p>
<p>-SHCEK tarafından görevlendirilen sosyal hizmet uzmanlarından cadır erciste yurutulen calışmalarıyla ilgili bilgi alındı . APHB ile isbirliği oluşturma konusunda planlamalar yapıldı.</p>
<p>-Cadır zıyaretlerıne devam edildi</p>
<p>-Yerli ve yabancı haber ajanslarına Birlik çalışmaları konusunda bilgi verildi.</p>
<p>-Psikologlar dernegi uyesi Ustun Dokmen ın halk konferanslerı vermesı organıze edildi.</p>
<p>-İlce saglık müdürü ile hasta sevki ve ilaç temini konusunda toplantı yapıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Planlanan Faaliyetler</span></strong></p>
<p>-İlgili Vali yardımcısı ile Van Merkezde oluşturulacak psikososyal hizmet merkezlerinin yerleri , hasar tespiti ve tefrişi konularının muzakere edilmesi.</p>
<p>-Saptanan gereksinimler çerçevesinde çocuklar ve yetiskinler için belirlenen (giysi, ayakkabı vs)</p>
<p>-Köylerde hizmet verecek mobil ekip oluşturulması</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>APHB Van Raporu 3</strong></p>
<p align="center"><strong>VAN PSİKOSOSYAL</strong></p>
<p align="center"><strong>29  EKİM FAALİYET RAPORU</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>APHB Ekibi:  Nedret ÖZTAN- Türk Psikologlar Derneği(TPD)</p>
<p>Filiz DEMİRÖZ Sosyal Hızmet Uzmanları Derneği</p>
<p>Feyza ÇELİK- Türkiye Psikiyatri Derneği</p>
<p>Gülgez AGABABA Sosyal Hızmet Uzmanları Derneği</p>
<p>Ali ERDOĞAN-Türk Psikolojik Danışman. Rehberlik Derneği (PDR Der)</p>
<p>Hakan ERMAN- Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği (ÇGRS Der)</p>
<p>Sevil YÜKSEL &#8211; Türk Kızılayı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyal Hizmetler il müdürlügüyle Toplum Merkezinde Adıyaman, Diyarbakır,Malatya ve Ankara dan gelen Ail eve Sosyal Politikalar bakanlıgından gorevlendirilen meslek elemanlarıyla toplantı yapıldı. APHB hakkında bilgi verildiç Van ekiplerinin yaptıgı taramalar hajkkında bilgi alındı. Görüşme  ve deprem çalışma süreçleri hakkında bilgi verildi. Calışma planları belirlendi. Alanda calışan ekiplerin soruları cevaplandırıldı. Erciş ilçe merkezi ve köylerinde gereksinim belirleme çalışmaları yapıldı.</p>
<p>Vali Yardımcısı ile toplantı yapıldı yürütülen APHB çalışmaları hakkında bilgi verildi. Kültür  merkezinin APHB etkinlikleri için kullanılması, emniyet mensuplarına götürülecek psikososyal hizmetlerin planlaması yapıldı.</p>
<p>Van il merkezindeki 2 cadır kent ziyaret edildi. Bu çadır kentlerde aktivite merkezleri oluşturulması  planlandı.</p>
<p>Van YY Universitesinde  25 Psikolojik danışmanla alanda çalışmanın temel ilkeleri ile ilgili bilgilendirme toplantısı yapıldı. Oyun etkinliklerinden ornekler yapıldı.</p>
<p>Toplum Saglıgı Merkezinde 2. Bir  poliklinik  organize edildi. Yarından itibaren Erciş te iki merkezde poliklinik hizzmetleri yürütülmeye başlanacak. Hasta sevkinin  kolaylaştırılması  ile ilgili  toplantı  İlce sağlık müdürüyle yapıldı. Cocuk Psikiyatrisi poliklinik hizmetlerine devam edildi.</p>
<p>TTB yetkilileri ile ve TBMM Meclis Komisyon üyesiyle bilgilendirme toplantısı yapıldı.</p>
<p>İlaç temini ile ilgili koordinasyon  saglandı</p>
<p>Aktivite cadırları ile ilgili duyurular  değişik yerlere asıldı</p>
<p>Yenisehir cadır kentinde çocuklarla aktivitelere devam edildi. Otogar cadır kentinde yarın başlayacak cocuk aktiviteleri cocuklara duyuruldu.</p>
<p>Üstün  Dokmen  calışana destek ve afetzede konferansı icin organizasyon tamamlandı.</p>
<p>Etkinlik cadırlarının  tefrişi  için malzeme tedarik edilmeye calışıldı.</p>
<p>SYDV (Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı) Genel Müdürü Aziz Yıldırım, Vali Yrd Mehmet Güzel ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ile toplantı yapıldı. Calışmalar ve yardımlar hakkında bilgi  alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Van da görev yapan tüm STK ların koordinasyon toplantısına katılındı. Yapılan çalışmalar ve ihtiyaçlar  karşılıklı tanıtıldı.</p>
<p>psikolog.org.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/afetlerde-psikososyal-hizmetler-birligi-van-depremi-psikososyal-mudahalesi-calismalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendime Güveni Arttırmak İçin Ne Yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/kendime-guveni-arttirmak-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/kendime-guveni-arttirmak-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 18:43:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kendime güven nasıl artar]]></category>
		<category><![CDATA[kendime nasıl güvenirim]]></category>
		<category><![CDATA[kendine güven]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2518</guid>
		<description><![CDATA[İçe kapanık, sessiz, bastırılmaya alışmış ve kendini beğenmeyen biri olarak yaşamaya mecbur hissediyorsanız özgüveninizi geri... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/kendime-guveni-arttirmak-icin-ne-yapmaliyim.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçe kapanık, sessiz, bastırılmaya alışmış ve kendini beğenmeyen biri olarak yaşamaya mecbur hissediyorsanız özgüveninizi geri kazanmak için size bazı yöntemler öneriyoruz&#8230;</p>
<p>Bazı insanlar ne kadar da kendilerine güvenli görünüyorlar. Siz neden hep içe kapanık, sessiz kalan, bastırılmaya alışmış ve kendini beğenmeyen biri olarak yaşamaya mecbur hissediyorsunuz kendinizi? Bu hisse mahkum değilsiniz.</p>
<p><strong>Geçmişin geçip gitmesine izin verin</strong></p>
<p>Geçmişte aldatılma ya da herhangi bir kabalığa maruz kalma gibi üzücü olaylarla karşılaştıysanız, bu tür negatiflikleri hayatınızdan çıkarmak çok zordur. Öncelikle kendinizi suçlamayı bırakmanız gerekir. Olan bitenler sizin değil, karşınızdakinin sorunudur aslında. Eğer etrafınızda bu tarz olaylara sıkça maruz kalmanıza yol açan negatif kişiler varsa derhal onları hayatınızdan çıkarın.</p>
<p>İnsanların bu negatifliklerinin nedeni, kendilerine saygı gösterilmesi için mücadele ediyor olmalarıdır. Kendilerini daha iyi hissetmek için kendilerine kolay hedefler arıyorlardır. Bu durumun özrü olamaz ve siz buna katlanmak zorunda değilsiniz. Negatif insanları ve size yaşattıklarını maziye gömmelisiniz.</p>
<p><strong>Olumlulukları açığa çıkarın</strong></p>
<p>Kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda sahip olduğumuz bütün olumsuzluklarımıza odaklanırız genelde. Aynaya baktığımızda tek gördüğümüz, eğri dişlerimiz, iri basenlerimizdir. Siz belki gülme şeklinizden ya da telaffuzunuzdan şikayetçisinizdir. Bu, sizin kendinizle ilgili algınızı etkiler ve kendinizle ilgili diğer olumlu özelliklerin üzerine de gölge düşürmeye neden olur.</p>
<p>Arkadaşlarınıza ve ailenize sizin en çok neyinizi sevdiklerinizi sorun. Espri anlayışınız, geniş yürekliliğiniz, öğrenmeye açık olmanız&#8230; Muhtemelen sizin hakkınızda sizin zannettiğinizden güzel şeyler düşünüyorlar. Siz de çok şaşırabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kendinizi kutlayın</strong></p>
<p>Kendinizde keşfettiğiniz iyi özellikler için kendinizi tebrik edin. Mesela güzel bacaklarınızı açığa çıkarmak için etek giyin ya da gözlerinizi vurgulayan bir makyaj yapın. Aynaya her baktığınızda ne kadar eğlenceli, akıllı ve şefkatli olduğunuzu kendinize söyleyin. Kendinize bunu söylemekten daha çok buna inanmalısınız da. İşte o zaman kendinize güveniniz yerine gelecektir.</p>
<p><strong>Kazandıklarınızı kaybetmeyin</strong></p>
<p>Kendinize güven ve özsaygıyı oluşturmaya çalışıyorken, hiç kimsenin ve hiçbir şeyin sizi yeniden aşağı çekmesine, geri adım attırmasına müsaade etmeyin. Negatif insanları hayatınıza sokmadığınızdan ve arkadaşlarınızın sizi destekleyip cesaret verdiklerinden emin olun.</p>
<p>Yeni ilişkinizde ya da var olan ilişkinizde partnerinizin sizi bastırmasına izin vermeyin. Aksi takdirde yeniden eskiye doğru bir kayma yaşayabilirsiniz. Oysaki siz en iyisine sahip olmaya layıksınız ve daha azıyla yetinmeye mecbur değilsiniz.</p>
<p>Herkes kabul edilen ve takdir edilen özelliklere sahiptir. Siz de bu özelliklerinizi keşfettiniz ve kendinize güvenmeyi öğrendiniz. Kimsenin bu yeni, özgüvenli halinizle dalga geçmesine izin vermeyin.</p>
<p>Kaynak : www.pudra.com</p>
<p><span style="font-size: small;"><span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/kendime-guveni-arttirmak-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

