
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/psikolojik-problemler/psikolojik-danisma-ve-rehberlik-servisi-vakalari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 10:21:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliğinin Tedavisi Nedir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 19:14:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi mümkünmü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği tedavisi nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliğinin çözümü nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2610</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Dikkat eksikliği&#8217; sorunu olan çocuklar, zekâlarını verimli kullanamıyor, derslerinde geri kalıyor. Dikkat eksikliği ile birlikte... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Dikkat eksikliği&#8217; sorunu olan çocuklar, zekâlarını verimli kullanamıyor, derslerinde geri kalıyor. Dikkat eksikliği ile birlikte ortaya çıkan hiperaktivite ise, erkek çocuklarda kızlara kıyasla beş kat daha fazla görülüyor. Çocuğun bütün hayatını etkileyen bu sorunların tedavisi mümkün</p>
<p>Dikkat eksikliği sorunu ilkokul çağında ortaya çıkıyor. Okuma yazmayı biraz gecikmeli de olsa öğrenebiliyorlar ancak bu sorun tedavi edilmezse hayatları boyunca akademik kariyerlerini zekaları düzeyinde sürdüremiyorlar. Okul başarıları zekalarına oranla hep daha düşük oluyor. Ağır hastalık şeklinde olmasa da dikkat eksikliği çocukluktan başlayarak bütün hayatı etkiliyor. Erkek çocuklarda hiperaktivite olarak kendini gösteriyor, kız çocuklarında daha çok bu sorun dikkat eksikliği ile beliriyor. Psikiyatri Uzmanı Profesör Doktor Zafer Atasoy, dikkat eksikliği sorunu ve çözüm yöntemleri konusunda sorularımızı yanıtladı&#8230;</p>
<p><strong>Dikkat sorunu ne zaman başlar?<br />
</strong>Bu sorunun doğuştan başladığını söylemek mümkün. Dikkat işlevi kişinin yaşı ile artış ve gelişme sergiler. Önemli olan, çocuğun yaşıtlarına göre dikkat sergileme düzeyidir. Yaş ilerledikçe artan dikkat, ergenlik döneminde bir erişkinden beklenen düzeye yakındır. Yaşın ilerlemesi ile dikkat süresinde ve şiddetinde artma olur. Dikkat eksikliğinden söz ederken, yaşıtlarına göre dikkat eksikliğinden söz edilmelidir. Dikkat sorunu göreceli bir kavramdır. Genellikle bu sorun okula başlamakla ortaya çıkar. Okul, okul öncesi döneme göre daha fazla dikkat gerektiren işlemlerin başladığı yerdir. Bu yeni sosyal ortama uyum sağlamaya çalışırken sık karşılaşılan bir durumdur.</p>
<p><strong>Ailesel nedenler etkili mi?<br />
</strong>Yaygın olarak klinikte gözlemlenen durum, aynı aile içinde dikkat sorunu sıklığının daha fazla olduğu yönündedir. Dikkat eksikliği olan çocukların kardeşlerinde, anne babalarında ve kan bağı olan yakınlarında, diğer çocuklara göre daha sık dikkat sorunu gözlemlenir.</p>
<p><strong>Dikkat eksikliğinin bilinen bir nedeni var mı?<br />
</strong>Dikkat eksikliğinin nedeni günümüzde bilinmiyor. İleri görüntüleme yöntemleri (PET) ile yapılan çalışmalarda dikkat eksikliği sergileyen çocukların beyinlerinin ön bölgelerinde (frontal lob) kan akımı ve metabolik hızda azalma tanımlanmıştır. Uzun süre duygusal yoksunluk yaşamış olan çocuklarda da dikkat süresinde azalmalar saptanmıştır. Duygusal yardım almakla (Örneğin: Evlat edinme, yakın ilgilenme, bozulmuş aile dengesinin onarılması, vb&#8230;) dikkat sorunları azalan çocuklar olduğunu biliyoruz. Dikkat eksikliğinin altında duygusal zedelenmelerin de olabileceğini biliyoruz.</p>
<p><strong>Neden büyük şehir çocuklarında bu sorun daha fazla ortaya çıkıyor? Örneğin kırsal kesim çocuklarında dikkat eksikliği yok mu?<br />
</strong>Dikkat sorunu önceki yıllarda da bu denli vardı ve kırsal kesimlerde de yoğunluğu benzer düzeydedir. Ortalama her 100 çocuğun 2 ila 20&#8242;sinde dikkat sorunu gözlenir. Günümüzde daha yoğun ortaya çıkmasında toplumsal gelişmişlik ve buna bağlı olarak çocuklardan beklenti düzeyinin artmasının önemli olduğunu düşünüyorum. 40 yıl önce ülkemizde okuma yazmayı sökme zamanı birinci yılın son ayları iken, günümüzde birinci yarı yılın sonu olmaya başladı. Toplumsal olarak çocuklardan beklentilerimiz arttı. Performans artışı ile ilgili beklentinin artması için daha dikkatli çocuklar gerekiyor. Bazen çocuklardan eğitim süresince aşırı bir beklenti içinde olduğumuzu düşünüyorum. Kısaca; eğitimciler, ana babalar onlardan daha yüksek verim alma peşinde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/dikkat-eksikliginin-tedavisi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Disleksi nedir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/disleksi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/disleksi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 16:07:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2485</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Psikiyatri Birliği&#8217;nin Mental Rahatsızlıklar Tanılama Sistemi (1994)&#8217;ne göre, Disleksi; Okuma Bozukluğu olarak Öğrenme Bozuklukları... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/disleksi-nedir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Psikiyatri Birliği&#8217;nin Mental Rahatsızlıklar Tanılama Sistemi (1994)&#8217;ne göre, Disleksi; Okuma Bozukluğu olarak Öğrenme Bozuklukları içinde tanımlanır. Diğer öğrenme bozuklukları; Matematik Bozukluğu ve Yazılı Anlatım Bozukluğu&#8217;dur.</p>
<p>Disleksi;en sık görülen tip olduğu<span id="more-2485"></span> için öğrenme bozukluğunun tanımlanmasında dünyada genel olarak kullanılan bir terim haline gelmiştir. Ülkemizde öğrenme bozukluğu yerine Disleksi teriminin kullanılmasının ayrı bir önemi vardır. Çünkü hem eğitimciler hem de anne babalar tarafından &#8220;Öğrenme Bozukluğu&#8221; ifadesi sıklıkla &#8220;Zeka Geriliği&#8221; olarak anlaşılmaktadır. Bu nedenle pek çok karışıklık ve yanlış anlaşılmalar yaşanmaktadır.</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi uzmanlarının Öğrenme Bozuklukları&#8217;nın tanısını koymak için referans aldıkları Amerikan Psikiyatri Birliğinin Mental Rahatsızlıklar Tanılama Sistemi (1994)&#8217;ne göre Öğrenme Bozukluklarının tanı kriterleri aşağıdaki gibidir.</p>
<p><strong>DİSLEKSİ-OKUMA BOZUKLUĞU İÇİN TANI ÖLÇÜTLERİ</strong><br />
Bireysel olarak uygulanan standart doğru okuma ya da kavrama testleri ile ölçüldüğü üzere, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısı beklenenin önemli ölçüde altındadır.</p>
<p>A Tanı Ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da okuma becerileri gerektiren günlük yaşam etkinliklerini önemli ölçüde bozar.<br />
Duyusal bir bozukluk varsa bile okuma zorluğu genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.</p>
<p><strong>DİSKALKULİ- MATEMATİK BOZUKLUĞU İÇİN TANI ÖLÇÜTLERİ</strong><br />
Bireysel olarak uygulanan standart testler ile ölçüldüğü üzere, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda matematiksel becerileri beklenenin önemli ölçüde altındadır.</p>
<p>A Tanı ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da matematik becerileri gerektiren günlük yaşam etkinliklerini önemli ölçüde bozar.<br />
Duyusal bir bozukluk varsa bile matematik becerisi sorunları genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.</p>
<p><strong>DİSGRAFİ-YAZILI ANLATIM BOZUKLUĞU İÇİN TANI ÖLÇÜTLERİ</strong><br />
Bireysel olarak uygulanan standart testler ile ölçüldüğü üzere (ya da yazma becerilerinin işlevsel değerlendirilmeleri),kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurduğunda yazma becerileri beklenenin önemli ölçüde altındadır.<br />
Duygusal bozukluk varsa bile yazma becerisi sorunları genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.</p>
<p>disleksidernegi.org</p>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-4080310628625812";
/* yaziarasi */
google_ad_slot = "3580384370";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/disleksi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektif Mutizm (Seçici Konuşmazlık)</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/elektif-mutizm-secici-konusmazlik.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/elektif-mutizm-secici-konusmazlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 07:18:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Elektif Mutizm]]></category>
		<category><![CDATA[Seçici Konuşmazlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1982</guid>
		<description><![CDATA[Elektif mutizm yani seçici konuşmama; çocuğun tanıdığı ev gibi ortamlarda akıcı ve normal konuşmasına rağmen,... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/elektif-mutizm-secici-konusmazlik.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektif mutizm yani seçici konuşmama; çocuğun tanıdığı ev gibi ortamlarda akıcı ve normal konuşmasına rağmen, konuşmasının beklendiği, okul gibi başka sosyal ortamlarda konuşmama durumudur. Suskunluğun şiddeti, yabancılarla konuşmamaktan, toplum içinde hemen her yerde sessiz kalmaya kadar değişebilir. Bu çocukların çoğu yabancı ortamlarda sessiz-sakindirler, ancak bazıları fısıldar veya tek heceli kelimeler kullanabilir.</p>
<p>Bazı ortamlarda konuşmanın yokluğuna rağmen, çocuklar ev ve alışık olduğu ortamlarda akıcı konuşurlar. Sorunun düzeyi eğitimsel başarı ya da sosyal iletişimi engelliyorsa ve bir aydan uzun süredir devam ediyorsa bu tanı konulmalıdır. Yoksa çocukların hemen tümünde yeni girdikleri ortamı yabancılama ve evde olduğu kadar konuşmalara katılmama görülebilir. Ancak normalde ortama alışınca çocuk konuşup yaşıtlarıyla veya büyüklerle ilişki kurmaya sorulanlara yanıt vermeye başlarken, seçici suskunluğu olan çocuklar sessiz kalmaya devam ederler. Eşlik eden diğer belirtiler aşırı utangaçlık, içe çekilme, anne babaya aşırı bağımlılık olabilir.</p>
<p>Çocuğun konuşmayı anlama, anlamlandırma sorunu varsa bu tanı düşünülmemelidir. Ayrıca bu durum kekeleme gibi bir iletişim bozukluğu ya da uygun dil becerileri bilgisinde eksiklik ile daha iyi açıklanıyorsa da seçici konuşmazlık düşünülmez. Başlangıç yaşı genellikle 2-4 yaş olarak belirtilmekte ancak klinik ortamda sıklıkla okul başlangıcından sonraki 2 yıl içerisinde görülmektedir. Kızlarda erkeklerden daha sıktır.</p>
<p>Seçici konuşmamanın nedeni kesin olarak belli değildir. Doğuştan getirilen utangaç mizaçla birlikte çevresel etkilerin ortaya çıkarttığı bir kaygı bozukluğu olarak düşünülebilir. Kaygı bozukluklarına ailesel bir yatkınlık söz konusu olabilir.</p>
<p>Seçici konuşmazlığı olan bazı çocuklar tedavi almadan da ilerleme gösterebilir. Çocuk ne kadar küçükse, konuşmadığı süre ne kadar azsa çocuğun kendiliğinden konuşmaya başlama olasılığı o kadar yüksektir.</p>
<p>Anne baba ya da öğretmen böyle bir durumunun farkına vardığında çocuğu konuşmadığı için cezalandırmamalı, konuşmaya zorlamamalı, kandırmamalı veya konuşması için rüşvet önermemelidir. Yapılması gereken çocuk psikiyatrisi polikliniklerine başvurup destek almaktır. Çocuk için güvenilir ve destekleyici bir ortam oluşturulup, aşamalı olarak, çocuğun hızına uygun beklentiler oluşturulur. Tedavi bir ekip çalışmasını gerektirir. Çocuk psikiyatrisi uzmanları yanında, öğretmenler, okul danışmanları ve aile tedavide önemlidir. Gerekli durumlarda kaygıyı azaltmaya yönelik ilaç tedavisi de kullanılır.</p>
<p>HAZIRLAYAN: Dr. Özden Şükran ÜNERİ</p>
<p>Kaynak: saglikliyasam.gov.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/elektif-mutizm-secici-konusmazlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçak Korkusunu Nasıl Yenerim? &#8220;Uçak Fobisi&#8221;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ucak-korkusunu-nasil-yenerim-ucak-fobisi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ucak-korkusunu-nasil-yenerim-ucak-fobisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 09:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uçak Fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçak fobisi olanlara ne önerirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Uçak Korkusunu Nasıl Yenerim]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçuş fobisi kimlerde görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[Uçuş korkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1810</guid>
		<description><![CDATA[Uçuş fobisi; titiz, mükemmeliyetçi, kontrolcü ve stresle başetme sorunları yaşayan kişilerde yaygın olarak görülüyor. Uçak... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ucak-korkusunu-nasil-yenerim-ucak-fobisi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uçuş fobisi; titiz, mükemmeliyetçi, kontrolcü ve stresle başetme sorunları yaşayan kişilerde yaygın olarak görülüyor. Uçak kazalarından sonra TV&#8217;lerin yaptığı canlı yayınlar, fobisi olanların durumunu daha da şiddetlendiriyor. Uçuş fobisi mükemmeli arayan titiz insanları bulur</p>
<p>International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, uçuş fobisi hakkındaki soruları yanıtladı.</p>
<p><strong>Uçuş korkusu ne zaman bir fobiye dönüşür?</strong><br />
Uçuş korkusu insanların pek çoğunda vardır. Ancak henüz ortaya çıkmamış olabilir. Çünkü eğer bir kişinin uçağa binmesi gerekmiyorsa, o kişi uçuş fobisi olup olmadığını test edemeyebilir. Ancak bir gün uçağa binmesi gerektiğinde bu korku ile tanışabilir. Bir kişi eğer uçağa binmeden günlerce önce gerginleşmeye ve endişelenmeye başlıyorsa ya da uçağa binerken çok tedirgin oluyorsa, uçuş fobisine aday olduğu söylenebilir. Bazı kişilerde ise uçakta panikleme ve bir an önce uçaktan aşağı inme isteği biçiminde kendini gösterebilir. Bu gerginlik ve endişeler nedeniyle eğer kişi uçağa binmeyi erteliyorsa ya da binmiyorsa, bu kişinin uçuş fobisi olduğu söylenebilir.</p>
<p><strong>KORKSA DA BİNİYOR</strong><br />
<strong>Kişi uçmaktan çok korkuyor ama yine de biniyorsa, onunkine hastalık denir mi?</strong><br />
Bu daha iyi bir durumdur. Birçok kişi uçaktan korkmasına rağmen uçağa binmeyi başarabilir. Ancak bir süre sonra stresli ya da türbülanslı bir uçuş sonrasında uçuş fobisi daha fazla yoğunlaşabilir ve kişinin uçağa binmesini engelleyebilir. Hiç binememe kadar olmasa da, bir rahatsızlık olarak değerlendirilebilir.</p>
<p><strong>Uçuş fobisi kimlerde görülüyor?</strong><br />
Toplumun her kesiminde görülebilir. Ancak titiz, mükemmeliyetçi, kontrolcü ve stresle baş etmede sorunlar yaşayan kişilerde daha yaygın olarak görüyoruz. Ortalama 20-40 yaş arasında daha çok karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Uçuş fobisi ilk kez uçağa binildiğinde mi olur? Yoksa sürekli uçağa binen insanlarda bir gün aniden ortaya çıkabilir mi?</strong><br />
Her ikisi de olabilir. Bazen uçağa hiç binmemiş bir kişi uçaktan çok fazla korkabilir. Çünkü hiçbir tecrübesi yoktur. Başına nelerin gelebileceğini pek kestiremez. İkincil uçuş fobisi ise, kişinin bir süre uçak ile seyahat ettikten sonra uçuş gerilimine artık katlanamaması ve uçamaması şeklinde olmaktadır. Burada mutlaka ek etkenler aranmalıdır. Eşlik eden ek psikiyatrik bir sorun ya da stres artışına bağlı olarak uçuş korkusu gelişebilir</p>
<p><strong>Uçak kazaları uçuş fobisini artırır mı?<br />
</strong>Kesinlikle. Zaten bu fobinin artmasındaki en büyük etken, bu kazaların yanısıra, medyada fobik bir ortam oluşturulması. Bu tür durumlarda, televizyonların yayın akışını değiştirerek telaşla canlı yayınlara girişmesi, fobisi olan kişilerin yaşadığı sıkıntıyı artırır. Ortaya çıkan aksaklık ve kazaların tekrarlanarak verilmesi ise uçağın güvenilmez bir taşıt olduğu düşüncesini artırır.</p>
<p><strong>Uçuş fobisi olan kişi, yine de uçağa binmeli mi?<br />
</strong>Evet, korkmalarına rağmen uçağa binmelerini öneriyoruz. Ancak aşamalı olarak bu fobinin üzerine gidilmeli. Ani üzerine gidişler fobiyi artırabilir. Uçuş güvenliği konusunda bilgi sahibi olmaya çalışmak işe yarar.</p>
<p><strong>Kalp çok hızlı atıyorsa, fobi nedeniyle kriz geçirilebilir mi?<br />
</strong>Böyle bir şey mümkün değildir. Fobi bizi bilinçdışı bir tehditten korumak için vardır. Dolayısıyla bizi korumaya çalışan bir sistem bize neden zarar versin ki?</p>
<p><strong>Alkol almalı mı?<br />
</strong>Kimi insanlar, uçağa binmeden önce alkol alarak korkusunu yenmeye çalışır. Bu da başvurulabilecek bir harekettir. Çünkü alkollü içkiler bir miktar bizi rahatlatabilir, gerginliğimizi hafifletir. Ancak fazla miktarda alındığında ekstra sorunlara da yol açabilir. Bu nedenle alkolü limitli kullanmak gerekir. Diğer taraftan gerginliğini alkol ile bastırmayı öğrenen kişilerde alkol limiti sürekli artarak ek bir soruna neden olabilir. Bu noktada dikkatli olmakta fayda var.</p>
<p><strong>İlaç işe yarar mı?</strong><br />
Hastanemize uçuş fobisi nedeniyle başvuranların sayısı bir hayli fazla. Bize başvuran kişileri, uçuş fobilerinin yanında ek olarak başka bir psikiyatrik rahatsızlıkları var mı diye değerlendiriyoruz. Eğer panik atak ve depresyon durumuyla karşılaşırsak, öncelikle bu sorunları çözümlemeye çalışıyoruz. Gerekli durumlarda, bu hastalara antidepresan ilaçlar ve sakinleştirici olarak bilinen sıkıntı giderici ilaçları önerebiliyoruz. Ancak bu ilaçlar herkeste aynı faydayı sağlamıyor. Dolayısıyla bu tür ilaçları kullanmadan önce, mutlaka bir doktorla görüşmekte fayda var.</p>
<p><strong>Uçakta fobi yaşayan yolcu en iyi kokpitte sakinleşir</strong></p>
<p>Uçuş sırasında, türbülans gibi çeşitli nedenlerle paniğe kapılanlar, uçuş görevlileri tarafından sakinleştirilmeli. Gerekirse, aşırı panik yaşayan kişiler, uçuş güvenliğinin sağlanması için kokpite alınarak sakinleşmesi sağlanmalı</p>
<p>Psikiyatrist Nihat Kaya, uçuş fobisi yaşayanlar için soruları yanıtladı:</p>
<p><strong>Uçağa ilk kez binen insanın tedirginliği ile uçuş fobisi olan kişinin korkuları birbirinden farklı mıdır?</strong><br />
Kesinlikle farklıdır. İlk kez uçağa binecek birisinin, zaten uçuş fobisi yoktur. Ciddi fobisi olan; bırakın uçağa binmeyi; uçak, hatta havaalanı görmek istemez. Daha uçmanın bahsi geçtiğinde kalp atışları hızlanır, terlemeye, ürpermeye başlar. İlk kez binecek birisinde ise merak vardır. &#8216;Nasıl olacak, havada nasıl gidecek, sarsılacak mı?&#8217; endişeleri olabilir. Bunlar, kısa sürede geçecek endişelerdir. İlk defa binecek birisi, şayet kaygılı yapıdaysa, tedirgindir. Eğer uçuş esnasında türbülans ya da başka bir sorun olursa fobisi ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>KESİN ÖLECEĞİNİ DÜŞÜNÜR<br />
Bu fobi yükseklik korkusundan mı olur?</strong><br />
Aslında &#8216;uçuş fobisini&#8217; alt başlıklara ayırmak lazım. Gerçek uçuş fobisi olanlar, uçağın mutlaka düşeceğini ve öleceklerini düşünürler. Bu; ölüm ve kapalı alan korkusu olanların, panik atak nedeniyle uçamayanların, ayağını topraktan kaldıramayanların fobisidir. Kara taşıtları dışında hiçbir vasıta kullanamazlar. Uçuş-uçak fobisi olanlar ise genellikle şöyle düşünürler: &#8220;Havadayız, uçağa bir şey olursa, arıza yaparsa kesin düşüp ölürüz.&#8221; Ya da &#8220;Bana bir şey olursa, kalp krizi ya da başka bir sağlık sorunu yaşarsam kim bana yardımcı olacak?&#8221; Kapalı alan fobisi olanlarda da, uçak kapıları kapandığında, kapana sıkışma psikolojisiyle panik atak yaşanabilir.</p>
<p><strong>SOHBET EDİLMELİ<br />
Uçaktayken panik geçiren kişiye nasıl müdahale edilmeli?<br />
</strong>Uçak içerisinde fobisi ortaya çıkan kişide; çarpıntı, baş dönmesi, terleme, uyuşma, karın ağrısı, gaz, boğulma hissi, kasılma, tuvalete gitme arzusu, tansiyonda yükselme, nadiren alçalma gözlenir. Kişi; &#8216;Sonum geldi, kurtuluşum yok, kesin ölüyorum&#8230;&#8217; der. Bütün uçağı ayağa kaldırır. Bu gibi durumlarda, görevlilerin son derece sakin, kendilerinden emin, sevecen davranmaları çok önemlidir. Kişiyi kokpite götürmek, rahat davranmak, onunla sohbet etmek yatıştırabilir. Doktor varsa müdahale edebilir. Ama bir doktor ortaya çıkmadıysa kesinlikle &#8216;Doktor var mı?&#8217; diye anons ettirilmemesi gerekir. Çünkü doktor olmadığını öğrenen kişinin krizi derinleşir. Uçuş emniyeti sarsılabilir.</p>
<p><strong>Uçuş korkusu olan insanlar, bir uçak kazası olduktan sonra neler yaşar?</strong><br />
&#8220;İyi ki uçağa binmiyorum. Bakın gördünüz mü, &#8216;Düşmez&#8217; diyorlar, nasıl da düşüyormuş&#8221; diye olumsuz düşünce ve kaygılarını pekiştirirler. Haklı çıkmanın psikolojisini yaşarlar. Bu nedenle, uçak kazalarıyla ilgili haberlerin çok detaylı ve uzun süreli verilmemesi gerekir. Bu, fobisi olanların fobisini pekiştirdiği gibi, yeni fobiklerin ortaya çıkmasına da neden olur. Büyük işadamları, sırf uçuş korkuları nedeniyle yatırımlarından geri kalıyor, sanatçılar konser veremiyor. Uçuş fobisi olanlara tavsiyem; son kaza vesilesiyle, sıcağı sıcağına, yani fobinizin kemikleşmesine fırsat vermeden bir terapi programına katılın.</p>
<p><strong>Önce panik atak tedavi edilmeli </strong></p>
<p>Uçuş fobisi tedavisinde seans sayısı; uçuş fobisinin nedenleri, şiddeti ve eşlik eden diğer fobilere göre değişir. Seans sayısı bireyin durumuna göre belirlenmelidir. Panik atağı olmayanlarda, yedi günlük programlardan iyi sonuç alınır. Panik atağa bağlı uçuş korkusunda ise altı ayla bir buçuk yıl arasında tedavi sürebiliyor. Kişinin motivasyonu yüksekse, başarı şansı da yüksektir. Panik ataklıları, paniği tedavi etmeden uçağa bindiremezsiniz.</p>
<p><strong>Korkana ısrar edilmez<br />
Uçak fobisi olanlara ne önerirsiniz?</strong><br />
Kaygı düzeylerini azaltacak spor, yoga, gevşeme egzersizleri ve meditasyon yapmalarını, dua etmelerini, düzenli ve sağlıklı beslenmelerini, mizahla ilgilenmelerini, kontrollü yapılarını gevşetmelerini öneririm. İlk uçuşlarında çok güvendikleri biriyle uçağa binmeliler ve uçağa binerken görevlilere durumlarını açıklamalılar. Buna rağmen uçağa binemezlerse, hiç uzatmadan terapiye gitsinler.</p>
<p><strong>Bu fobi çocuklarda görülüyorsa, aileler ısrarcı davransın mı?</strong><br />
Kesinlikle ısrarcı olmasınlar. Onlarla detaylı konuşsunlar, anlamaya çalışsınlar. Uzmanlardan bilgi almalarına yardımcı olsunlar. Bu korkuları nereden ve nasıl gelişmiş, onu ortaya çıkarsınlar. Gerekirse bir uzmandan yardım alsınlar.</p>
<p><strong>Uçuş fobisi için kimler tedaviye geliyor?</strong><br />
Şiddetli türbülans nedeniyle fobisi gelişenler, işi nedeniyle sık sık seyahat etmesi gerekenler, &#8216;Yeter artık&#8217; diyen fobikler, etraftan utanan, mazereti kalmayan fobikler, fobisi nedeniyle işinde yükselemeyenler tedaviye geliyor.</p>
<p><strong>Bu fobi tam olarak tedavi ediliyor mu?</strong><br />
Tedavi tamamen bireyseldir. Başarı; fobinin şiddeti ve kişinin kişilik yapısı, deneyiminin olup olmaması, tedavi ekibinin profesyonelliği gibi parametrelere bağlıdır. Başarı şansı yüzde 80&#8242;dir.</p>
<p><strong>Fobisi olan kendini uçağa binmeye zorlayarak iyileşebilir mi?<br />
</strong>Her uçuş fobisi olan bunu yapamaz. Yapabilenler &#8216;sistematik duyarsızlaştırma&#8217; dediğimiz olayı gerçekleştirmiş olarak bunu başarabilirler. Kişinin kendisinin bunu yapması önemlidir.</p>
<p><strong>Bu korkunun ilacı var</strong><br />
Uçak korkusu çoğu kişinin, özellikle de işadamlarının hayatını zindana çeviriyor ve işlerini engelliyor. Özellikle işadamları için, uçuş sırasında rahatlamalarını sağlayacak ama uçaktan inince performanslarını etkilemeyecek bir ilaç ya da iğne var mı?<br />
Böyle ilaçlar var. Zaman zaman işadamlarına, hacca gideceklere ya da değişik nedenlerle seyehat edeceklere acil durumlarda ilaçla yardımcı olunuyor. Bu konuda doktorlarına danışabilirler.</p>
<p><strong>En güvendiğiniz kişiyle uçun</strong><br />
<strong>Uçuş korkusu yaşayan insan kiminle uçmalı? Ailesinden biriyle mi, yalnız mı, uçaktan kendisi gibi korkan biriyle mi, yoksa hiç uçak korkusu olmayan biriyle mi?<br />
</strong>En çok güvendiği, yardım alabildiği, kendisini anlayan, seven, korkusunu saygıyla karşılayan ve onu küçümsemeyen, eleştirmeyen biriyle uçması en doğrusudur. Uçuş korkusunu yenmiş birisi de iyi bir destek olabilir.</p>
<p><strong>&#8216;Çarpmaya hazırlıklı olun&#8217; denir mi?</strong><br />
<strong>Uçak kalkmadan önce &#8216;çarpmaya karşı hazırlıklı olun&#8217; uyarıları fobiyi tetiklemiyor mu?</strong><br />
Kaza ve felaketi hatırlatan her türlü anons, fobiyi tetikleyebilir. Gerçekten bir tehlike varsa; ses tonu çok naif, rahatlatıcı ve güven verici bir görevli, sakin sakin doğru bilgiler vermeli. Yolculara nasıl davranmaları gerektiğini söylemeli.</p>
<p><strong>Hosteslerde fobi olur mu?</strong><br />
<strong>Uçuş ekibinde, pilotta ya da hosteslerde uçuş fobisi olur mu?<br />
</strong>Olabilir&#8230; Ciddi kaza atlatmış bazı hostesler ve pilotların görevlerini bıraktığını biliyoruz. Benim de bu tür, kaza nedeniyle fobisi oluşan biriki hostes hastam olmuştu.</p>
<p>Yazının Devamı İçin Kaynak:</p>
<p>Esra TÜZÜN (Sabah)</p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/tuzun/2009/03/02/Ucus_fobisi_mukemmeli_arayan_titiz_insanlari_bulu" target="_blank">Kaynak1</a></p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/tuzun/2009/03/05/Ucaktan_korkanlar_hayali__felaket_senaryolari__ya" target="_blank">Kaynak2</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ucak-korkusunu-nasil-yenerim-ucak-fobisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda tik problemi ve çözüm yolları</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-tik-problemi-ve-cozum-yollari.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-tik-problemi-ve-cozum-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2010 22:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[tik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tik nerede görülür]]></category>
		<category><![CDATA[tik problemi]]></category>
		<category><![CDATA[tik probleminin çözümü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tikin nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1713</guid>
		<description><![CDATA[Tik, istem dışı ve ani olarak kendisini gösteren ve belli özellikleri ile tanımlanan, herhangi bir... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-tik-problemi-ve-cozum-yollari.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tik, istem dışı ve ani olarak kendisini gösteren ve belli özellikleri ile tanımlanan, herhangi bir amca hizmet etmeyen kas kasılmalarıdır.</p>
<p>Başlangıcı genellikle erken yaşlarda olur.</p>
<p>Tikler genellikle refleks halinde kişinin farkında olmadan tekrarlanır.</p>
<p><strong>Tikler ne şekilde görünür</strong></p>
<p>Kol ve ayaklar sallamak,<br />
Yüz adalelerinin devamlı hareketi,<br />
Boyun kaslarında oluşan tikler,<br />
Göz kırpmalar,<br />
Boğaz temizlemeye zorlama,<br />
Kısa kısa öksürmeler,<br />
Yutkunma ve yutar gibi hareket etme,<br />
Omuz silkmek,<br />
Parmak çatlatmak,<br />
Dizini ve ayaklarını sallamak,<br />
Sık sık gözlerini alışılmamış şekilde ayırmak,<br />
Gerekmediği halde sık sık burun çekme,<br />
Kulakları oynatmak, kaşları sık sık kaldırıp indirme.</p>
<p><strong>Nedenleri;</strong><br />
Tikler çocuğun duygusal durumuyla sıkı ilişki gösterir. Ortaya çıkışı genellikle aşırı bir heyecan, korku ve irkme yaratan bir olayı izler. Tik geliştirmeye eğilimli olan çocuklar genellikle tedirgin, kaygılı, gergin çocuklardır. Pek çoğunun ana babaları da titiz, kuralcı kişilerdir. Çocuğu sıkı denetlerler. Bu tutumla yetişen çocuk örseleyici bir olaya tepki olarak tik geliştirebilir. Ör: Bir ameliyat, yüze vurulan bir tokat, ürkütücü bir olaya tanık olma, kazalar tiki oluşturabilir.</p>
<p>Tiklerin diğer bir sebebi de taklittir. Bazen küçük yaşlarda çocuklar ana baba veya öğretmenlerin bazı hareketlerini taklit edebilirler. Sonra bu alışkanlık haline dönüşür.</p>
<p>Tikler tamamlanmamış bir fiilin temsilcisi olabilirler. Çocuk bu tamamlanmamış fiili istenmeyen bir davranış olduğu için açıklayamaz. Fakat onu bilinçaltı dürtülerle dışlar. Ör: Kavgacı, saldırganlık ve kırıcılık göstermek isteyenlerin bu hareketi yapmadığı için devamlı olarak el ve kol hareketleri bunun temsilcisi olabilir.</p>
<p><strong>Düzeltici önlemler;</strong><br />
Küçük tikler genellikle geçici tikler, özel bir ihtimam ve bakım gerektirmezler.</p>
<p>Ciddi ve ağır tikler devamlılık gösterirler. Çocuğun ailedeki, okuldaki ve yakınları ile olan çatışmaları ve bunların nedenlerinin bulunup ortadan kaldırılması uygun ve köklü tedbirlerdir.</p>
<p>Taklit etmekten, çocuğun dikkatini çekmekten, tenkit etmekten, akranları ile kıyaslamaktan sakınılmalıdır.</p>
<p>Yeteneklerini iyice saptamadan birçok derslerde daha başarılı olmaya zorlamaktan çekinmek gerekir.</p>
<p>Hakaret, azarlama ve bu çocuklara dayak atılması tiklerin daha da artmasına ve buna eşlik eden bir seri duygusal bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olabilir.</p>
<p>Ana-babanın çocuğun bu halinden utanması ve çocuğu utandırması olumlu bir önlem değildir.</p>
<p>Devamlı olarak ana-babanın çocuğu kendi arzularına ve kurallarına uydurmaya çalışması yanlış bir önlemdir.</p>
<p>Gerilimleri ve endişeleri azaltmak ve yatıştırmak için ilaçlar faydalı olabilir. Sakinleştirici etki göstererek hareketleri kolaylaştırırlar. Doktor tavsiye ederse ilaç verilmelidir. Öncelik anne ve babanın davranışları ve çocuğun sıkıntılarını azaltıcı yönde terapi alınması olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-tik-problemi-ve-cozum-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukta çalma davranışı ve nasıl çözüm yolu bulabiliriz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 18:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[çalma]]></category>
		<category><![CDATA[çalma davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş dönemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1273</guid>
		<description><![CDATA[Hırsızlık, başka insanlara ait herhangi bir eşyanın kötü niyet ile izinsiz alınmasıdır. Bazen de, hiçbir... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hırsızlık, başka insanlara ait herhangi bir eşyanın kötü niyet ile izinsiz alınmasıdır. Bazen de, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde sadece o heyecanı yaşamak için çalma durumuna patolojik çalma olarak da bilinen kleptomani hastalığı neden olmaktadır. Eğer çalma hali rahatsızlık durumunda ise, çalmaya yönelik karşı konulamaz bir dürtü ve eylemden önce gerginlik ve çalma esnasında haz ve rahatlama duyguları tanımlanır. Bu bir dürtüsel kontrol bozukluğudur. Bu tür eylemler, anti sosyal kişilik bozukluğundan ya da tavır bozukluğundan kaynaklanmaz. Çalan kişi uzun uzun plan yapmamakta ve hiç kimseden yardım almamaktadır. Böyle bir patolojik durum halinde, kişi hemen kontrol altına alınıp, tedavi edilmelidir. Bu rahatsızlık çocuklarda da görülür. Ancak, bu çalma eylemi her zaman patolojik olmayabilir. Çocuklar için durum farklıdır. Çocuklarda okul öncesi çağında mülkiyet kavramı gelişmemiş olduğundan ve çocuklar hırsızlığın ne olduğunu bilmediği için, başkalarına ait eşyaların kendilerine ait olması gerektiği hissini engelleyemezler, kendi haklarıymış gibi görüp izinsiz alabilirler. Çoğu zaman aileler, çocuklarının hırsızlık yaptığı düşüncesiyle paniğe kapılırlar. Bu durumda çocuğa yaklaşımlarda doğru tutumları sergilemek, doğru çözüm yollarına ulaşmak için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Yaş Dönemlerine Özgü Özellikler: </strong></p>
<p><strong>2 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Sahiplik kavramı gelişmemiştir.</li>
<li>Her şeyin kendisine ait olduğunu zanneder. Dolayısıyla, bir başkasının elinden bir şey almak isteyebilir.</li>
<li>Zamanla kendine ait olanı ve olmayanı ayırt edebilir ama bencil tutumları bir süre değişmez, çünkü kendini engelleyemez.</li>
</ul>
<p><strong>3-4 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Bu yaş döneminde çocuk izinsiz bir şey alınamayacağını bilir ama yine de alma isteğine karşı koyamaz.</li>
<li>Ceplerinde de onlara ait olmayan oyuncaklar ya da parlak nesneler bulunur.</li>
</ul>
<p><strong>5-8 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Yapılan gözlemlerde bir şeyler aşırma, çalma bu yaş döneminde daha sık görülür.</li>
<li>Bu dönemde gösterişli olan her şey hoşlarına gider. Birbirlerine ait olan kokulu silgileri, renkli kalemleri alabilirler.</li>
<li>Çoğu çocuk izinsiz aldıkları nesnelere, &#8220;yolda buldum&#8221;, &#8220;arkadaşım verdi&#8221;, &#8220;kendim aldım&#8221; ya da &#8220;ödünç aldım&#8221; şeklinde açıklama getirebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Çalma Davranışına Neden Olan Öğeler:</strong></p>
<ul>
<li>Çalmanın en önemli nedeni doyumsuzluktur. Doyumsuzluk çok çeşitli, kısa ya da uzun süreli olabilir. Bu davranışın altında yatan sebep anne-baba tarafından çocuğun yüzüstü bırakıldığı düşüncesi ve öç alma isteğidir. Sevilmediğini ya da anne-babasını yitirdiğini düşünen çocuklarda çok yaygın bir davranıştır. Bu davranışı ile sevgiyi geri getirebileceğini düşünür. Olumsuz da olsa ilgiyi kendi üzerinde görmek hoşuna gider. Çalma genellikle en son başvurulan yol, yardım çağrısıdır.</li>
<li>Yaşına göre olgunlaşmamış çocuklar, anne-babalarının çanta ya da ceplerinden aldıkları paraları ya öteberiye yatırır ya da diğer çocuklara dağıtır. Sahip olamadığı arkadaşlıkları bu yolla kazanmaya çalışır.</li>
<li>Yine yaşına uygun olmayan olgunluktaki çocuklar, durmadan almaya alışkın oldukları ve sınırlarını bilmediği için almakta sakınca görmezler. Eve getirdiği nesneler de denetlenmiyorsa bu davranışı sürer.</li>
<li>Hediye vermek, sevginin bir belirtisidir. Çalan çocuk hak ettiğine sevgiyi hak ettiğine inandığı için kendi hediyelerini kendi alarak elde etmeye çalışır. Sevgi açlığı ile çalma ilişkisinin en belirgin özelliği anne-baba sevgisinin yoksunluğudur.</li>
<li>Bazen de anne-baba tutumunda yanlış bir şey olmadığı halde, yoksunluk ve buna bağlı güvensizlik ile kendine ait bir şeyler edinmeye çalışarak bu duygularını gidermeye çalışır.</li>
<li>Başka bir haksızlığın karşılığını da vermeye çalışıyor olabilir.</li>
<li>Çok büyük baskı altındaki çocukların hırsızlık yapmaları daha muhtemeldir.</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Engelleyebiliriz ve Çözüm Yolu Bulabiliriz?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuğa daha küçük yaşlarda mülkiyet kavramı öğretilmelidir. Bunun için önce çocuğun özel eşyaları olması sağlanmalı ve anne-baba çocuğun özel eşyalarını alırken izin istemelidir. ?Bu senin, bu benim? gibi cümleler ile algılamasına yardımcı olmalı ve izinsiz almaması gerektiği öğretilmelidir.</li>
<li>Çocukların temizlik, uyku gibi temel ihtiyaçlarına dikkat edilmeli, bu konuda çocuklar asla cezalandırılmamalıdır.</li>
<li>Çocuk küçükse, izinsiz aldığında hırsızlık yaptığının farkında değildir. Çocuk bu yüzden cezalandırılmamalıdır ama yaptığının da doğru olmadığı anlatılmalıdır. ?Bu eşya sana ait değil, senin olmasını istediğini anlayabiliyorum ama başkasına aitse izinsiz alman doğru değil? şeklinde bir açıklama getirilebilir.</li>
<li>Okul çağlarında devam eden çalmalar üzerinde daha sık durulmalıdır.</li>
<li>Çocuklar ve aile yönünden nedenler araştırılmalıdır.</li>
<li>Bir şey çaldığında çocuk, hırsız damgası yemeden, şiddet uygulamadan, ağır suçlamalara maruz bırakılmadan, evden atılmadan, korkutulmadan, aldığının geri verilmesi en iyi çözümdür. Çocuk gereksiz yere suçlanmamış ama davranışı da onaylanmamış olacaktır.</li>
<li>Yetişkinler, çalınanlar için çocuklarına bağırırsa bu onların sevilmedikleri ve yanlış anlaşıldıklarına yönelik inançlarını güçlendirir ve daha fazla hırsızlık yapmalarına neden olabilir. Çalma eylemin çocuğun ilgi ve sevgi isteğine bir işaret olduğunu unutmayarak öfkeyi bir kenara bırakmak, çözüm bulma olasılığını arttıracaktır.</li>
<li>Hırsızlık kriminal bir suça ya da patolojik bir soruna dönüşürse mutlaka bir uzmandan psikolojik yardım alınmalıdır.</li>
</ul>
<p>Psk. Dan. Mine ÇELİK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlerin intihar ve şiddet tehditlerini önemsemezlik etmeyin!</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 21:31:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[alay edilme]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte intihar]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[intihar girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[intihar nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[intihara eğilimli kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[Öldüreceğim kendimi!, Atacağım kendimi aşağı!, Mahvedeceğim onları!, Yakacağım bu evi!, Kaçacağım bu evden!, Bir daha... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öldüreceğim kendimi!, Atacağım kendimi aşağı!, Mahvedeceğim onları!, Yakacağım bu evi!, Kaçacağım bu evden!, Bir daha yüzümü bile görmeyeceksiniz!</p>
<p>Çocuğunuz sık sık kendisine ya da bir başkasına zarar vereceğini mi söylüyor? Çocuğunuzun şiddet içeren düşünce ve planları sizi kaygılandırıyor mu? Bu tehditlerin gelip geçici bir öfkeyle söylenen sözler olmayı aşıp, kaygı verici boyutlara ulaştığını mı düşünüyorsunuz? Çocuğunuzun bu gibi tehditlerini mutlaka önemsemeniz ve hiç zaman yitirmeden uzman yardımı almanız gerekiyor!</p>
<p>Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan çocuk ve ergenlerin tehdit içeren davranış ve sözleri konusunda bilgiler vererek, zamanında yardım alınmaması durumunda, bu tehditlerin çok ciddi sonuçlara yol açabileceği konusunda aileleri uyardı.</p>
<p><strong>Çocuk ve ergenler neden tehditlerde bulunurlar?<br />
</strong>Çocuk ve ergenler &#8220;ağır&#8221; konuşma ya da ilgi çekme yöntemi olarak zaman zaman çeşitli tehditlerde bulunurlar. Bu tehditler bazen de incinme, reddedilme ya da kendisine yönelik bir saldırı algılamasından kaynaklanır.</p>
<p><strong>Hangi tehditler acil müdahale edilmesini gerektirir?</strong><br />
Çocuk ve ergenlerin yönelttiği ve tehlikeli olabilecek ya da acilen müdahalede bulunulması gerekebilecek tehditler şunlar olabilir:</p>
<ul>
<li>
<div>Birine zarar verme ya da öldürme tehdit ya da uyarıları</div>
</li>
<li>
<div>Kendine zarar verme ya da öldürme tehdit ya da uyarıları</div>
</li>
<li>
<div>Evden kaçma tehditleri</div>
</li>
<li>
<div>Mal, mülke zarar verme, imha etme tehditleri</div>
</li>
</ul>
<p class="\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;MsoNormal\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\&quot;">Ancak çocuğun gelecekte yapacağı davranışları tam olarak kestirmek çocuk ruh sağlığı uzmanları için dahi çok kolay değildir. Buna karşın, genellikle çocukların geçmişteki davranışları gelecekteki davranışları açısından en doğru ipuçlarını verir. Örneğin geçmişte şiddet içeren veya başkalarına zarar verici davranışlarda bulunan birinin tehditlerini gerçekleştirme ve şiddet uygulama olasılığı daha yüksektir.</p>
<p><strong>Çocuk ve ergenlerin tehditlerinin riskli sonuçlar doğurması olasılığını artıran durumlar var mı?</strong><br />
Aşağıdakilerden bir ya da daha fazlasının varlığı şiddet içeren veya tehlikeli davranışlarda bulunma riskini artırır:</p>
<ul>
<li>
<div>Geçmişteki şiddet içeren veya saldırgan davranışlar (kontrol edilemeyen öfke patlamaları da buna dahildir)</div>
</li>
<li>
<div>Çocuğun ateşli veya diğer silahlara erişim olanağının olması</div>
</li>
<li>
<div>Okula silah getirmesi</div>
</li>
<li>
<div>Geçmişte intihar girişimi veya intihar tehdidinde bulunması</div>
</li>
<li>
<div>Ailede şiddet davranışları veya intihar girişimi öykülerinin olması</div>
</li>
<li>
<div>Kendi davranışlarının suçunu başkalarına atması ve/veya davranışlarının sorumluluğunu kabul etmek istememesi</div>
</li>
<li>
<div>Yakın zamanlarda alay edilme, utanma, kayıp veya reddedilme gibi durumlar yaşamış olması</div>
</li>
<li>
<div>Akranları veya kendinden daha küçük çocukları tehdit etmesi, alay etmesi, baskı uygulaması</div>
</li>
<li>
<div>Tehditlerinin belli bir tarz içermesi</div>
</li>
<li>
<div>İhmal veya istismar kurbanı olması (fiziksel, cinsel ya da duygusal)</div>
</li>
<li>
<div>Evde istismar veya şiddete tanık olması</div>
</li>
<li>
<div>Konuşmalarında, yazılı ifadelerinde, okumak için tercih ettiği kitap ve dergilerde veya sanat çalışmalarında ölüm ya da depresyon temalarının tekrar etmesi</div>
</li>
<li>
<div>TV dizileri, filmler, müzik, dergiler, çizgi romanlar, video oyunları ve Internet sitelerinde şiddet teması ve eylemlerinin takıntı biçiminde yer alması</div>
</li>
<li>
<div>Depresyon, mani, psikoz veya bipolar bozukluk gibi ruh sağlığına ilişkin sorunların olması</div>
</li>
<li>
<div>Alkol veya uyuşturucu kullanımı</div>
</li>
<li>
<div>Okulda ve toplum içerisinde disiplinle ilgili sorunlar yaşaması</div>
</li>
<li>
<div>Geçmişte mülke zarar vermesi</div>
</li>
<li>
<div>Hayvanlara karşı acımasızlık</div>
</li>
<li>
<div>Yangın çıkarma davranışları</div>
</li>
<li>
<div>Arkadaş ilişkilerinin zayıf olması ve/veya sosyal izolasyon</div>
</li>
<li>
<div>Çetelere veya suç gruplarına katılma</div>
</li>
<li>
<div>Anne-babalar veya diğer bakım veren yetişkinlerin ilgi, denetim ve desteğinin az olması</div>
</li>
</ul>
<p class="\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;MsoNormal\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\&quot;\\\\\\\\\\\\&quot;\\\&quot;"><strong>Çocuğun tehditlerinden dolayı endişe eden yetişkinler ne yapmalı?<br />
</strong>Çocuklar ciddi tehditler yönelttiğinde bunlar boş konuşmalar olarak değerlendirilip, önemsiz görülmemelidir.</p>
<p>Anne-babalar, öğretmenler ve diğer yetişkinler derhal çocukla konuşmaya çalışmalıdır. Çocuğun risk içinde olduğunun belirlenmesi veya çocuğun konuşmayı reddetmesi, tartışmacı bir tutum içinde olması, savunmacı cevaplar vermesi veya şiddet içeren davranış, düşünce ya da planlarının devam ediyor olması durumunda derhal bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır.</p>
<p>Çocuk ve ergenlerin yönelttiği ciddi tehditlerin değerlendirmesi çocuğun geçmişteki davranışları, kişiliği ve mevcut stres yaratıcı durumlar ışığında yapılmalıdır. Profesyonel yardım alınana kadar çocuk yakın gözetimde bulundurulmalıdır.</p>
<p>Ciddi tehditler yönelten çocuğun derhal uzman tarafından değerlendirilmesi ve uygun tedavilerin başlatılması sorunlu çocuğa yardımcı olabilir ve bir trajedi yaşanması riskini azaltır.</p>
<p>Dikkat! Ergenlerin intihar düşünceleri acil müdahale gerektiren bir durumdur. Kızınız ya da oğlunuz intiharla ilgili sözler ya da davranışlar sergiliyorsa, zaman geçirmeden uzman yardımı almanız gerekir</p>
<p>Kaynak: www.aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ergenlerin-intihar-ve-siddet-tehditlerini-onemsemezlik-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Yalan Söyleriz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/neden-yalan-soyleriz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/neden-yalan-soyleriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 20:29:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[antisosyal]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1185</guid>
		<description><![CDATA[Yalan bir hastalık mıdır? Hangi kişilik tipleri yalana yatkındır? Masum yalan ile çıkar yalanı arasında... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/neden-yalan-soyleriz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalan bir hastalık mıdır? Hangi kişilik tipleri yalana yatkındır? Masum yalan ile çıkar yalanı arasında fark var mıdır? Yalan öğrenilir mi? Yalanın altında yatan psikolojik dinamikler nelerdir? Neden antisosyaller ve histriyonikler daha çok yalan söylerler?</p>
<p>Hürriyet&#8217;te yer alan habere göre, yalan toplumu kemiren en önemli sosyal bir hastalık aynı zamanda. Çocuklar arasındaki kavgaya neden olan yalan akrabaları da zehirler. İş yaşamında kişileri birbirine düşürebildiği gibi ailede mutluluğun en önemli düşmanıdır aynı zamanda. Boşanmaların artışındaki sinsi düşman olarak yalan çıkar karşımıza. Politik kavgaların temel nedeni de yalanlardır. Çocukluk çağında başlayan yalanların ergenlik ve yetişkinliğe taşınmaması için neler yapılabilir? Yalanların arka planında neler var? Hangi psikolojik etkenler kişiyi yalana iter? Tüm bu merak edilen soruları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi&#8217;nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan yanıtladı.</p>
<p><strong>-Yalanı yalan yapan şey nedir?</strong></p>
<p>Söyleyenin inanmamasıdır.</p>
<p><strong>-Yalan bir psikolojik kaçış olabilir mi?</strong></p>
<p>Bazı kişiler sadece ilgi çekmek için çok renkli hikayeler uydururlar. Hedefleri zor bir durumdan kurtulmak veya çıkar sağlamak değildir. Sadece ilgi odağı olmaktır. Bu tür yalanlara &#8216;pseudologia fantastica&#8217; denir, &#8216;fantastik laflar uydurma&#8217;. Bunlar genellikle &#8216;histriyonik&#8217; dediğimiz &#8216;oyuncu&#8217; kişiliklerdir.</p>
<p><strong>-Kişi hangi durumlarda kendini yalan söylemek zorunda hisseder?</strong></p>
<p>Antisosyal kişilikler çıkar sağlamak için, hem de hiç pişman olmadan yalan söylerler. Histriyonikler ise ilgi odağı olmak için yalan söylerler.</p>
<p><strong>-Yalan söyleyen kişileri katagorize etmek mümkün müdür? Örneğin; yarar için yalan söyleyenler, narsistik duyguların tatmini için, zarar görmekten korunmak için vs..</strong></p>
<p>Evet, tabii kabaca yukarıdaki tasnif yapılabilir: Antisosyaller ve histriyonikler. Ama herkes yalan söyleyebilir.</p>
<p><strong>-Peki yalanı bir başka açıdan da sınıflamak mümkün müdür? Mesela, adi yalanlar, entelektüel yalanlar gibi..</strong></p>
<p>Antisosyallerin yalanı, adi yalana iyi örnek olur. Bu kişilerde sahte kimlikler, sahte adlar, adi suçlardan ceza evine girişler gırla gider. Üstelik hep kendilerini haklı görürler. Histriyonikler çıkar gütmezler, ama doktorlarını bile kandırabilirler. Entelektüel yalana iyi örnek, 20nci yüzyılın ünlü bilim felsefecisi Popper&#8217;in &#8216;pseudoscience&#8217;, yani &#8216;sahte bilim&#8217; dediği şey olabilir. Sahte bilime marksizm ile psikanalizi misal gösteriyordu. Çünkü marksistler ve psikanalistler hipotezlerini &#8216;yanlışlanmaya&#8217; değil &#8216;doğrulanma&#8217;ya açık olarak kuruyorlar ve ne olursa olsun daima haklı çıkıyorlardı. Halbuki Einstein 1919&#8242;da güneş tutulması olacağını yıllar evvel yazmıştı, güneş tutulmasaydı hipotezi yanlışlanacaktı, bu yüzden Einstein&#8217;in bilimi doğru bilimdi.</p>
<p><strong>-Yalan bilgisizlik bağlantısı kurulabilir mi?</strong></p>
<p>En bilgili insanlar bile yalan atabilirler. Bilgisizler, belki yalana daha çok muhatap olabilirler. Ama entelektüel yalanların muhatabının genellikle okumuş kesim olduğunu da unutmamak gerekir.</p>
<p><strong>-Biraz değiştirerek şöyle sorayım o halde. Sizce cahiller mi daha çok yalan söyler, okumuş yazmış tabaka mı?</strong></p>
<p>Okumuş yazmışlar entelektüel yalana maruz kalır ve entelektüel yalan atarlar. Ama iyi niyetli, samîmî oldukları için buna yalan demek zordur. Kanabilirler, ama kandırmazlar.</p>
<p><strong>-Zekice üretilen yalanlar gerçekten zeka işareti midir?</strong></p>
<p>Yalanın bile iyisini uydurmak zekâ gerektirir. Mesela henüz olgunlaşmamış olan çocukların yalanları hemen anlaşılacak tarzdadır, çok masumanedir.</p>
<p><strong>-Politik yalanlar konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Turgut Özal sağlığında İncirlik&#8217;e Çekiç Güç&#8217;ü konuşlandırmıştı. Saddam Kürtleri Irak&#8217;ın kuzeyine doğru kovalıyordu ve kendisini katliamdan alıkoyacak vicdanı yoktu. Ya sınır kapısını Kürtlere açacaktık (nitekim bir süreliğine açtık da) veya Saddam&#8217;ın gözünü korkutacak askerî gücü güney bölgemize yığacaktık. Bu askeri gücün Türk ordusu olması, her an Türkiye&#8217;yi savaşa sokmaya çalışmak demekti. Tatsız bile olsa en makul ve ehven çözüm İncirlik&#8217;e Amerikan kuvveti yığmaktı, yani Çekiç Güç&#8217;tü. Ama muhalefet Çekiç Güç&#8217;e şiddetle karşı çıktı, ülkemiz ABD tarafından işgal edilecekti vesaire. O devirde muhalefette olan bütün partiler 90&#8242;lı yıllarda iktidara geldiler ve hepsi de Çekiç Güç&#8217;ün görev süresini uzattılar. Yalan, Türk siyasetinin en büyük zaaflarından biridir. Bu kötü mirastan kurtulmadıkça ülkemizde iyi şeylerin olması çok zor?</p>
<p><strong>-İddia ve yalan sizce nasıl bir ikilidir?</strong></p>
<p>İddia sahibi kişiler yalana inanmaya da yalan söylemeye de daha yatkındırlar. İnançlarını ateşli biçimde savunan, sonra fikir değiştiren, fikir değiştirdikten sonra sanki hiç öyle bir geçmişleri olmamış gibi yeni inançlarını çok yüksek sesle haykıran, kendileri gibi düşünmeyenleri ihanetle suçlayan insanlar aramızda eksik değil. Hepimiz yanılabiliriz, ama iddiacı kişiler yanılgılarını fanatikçe savunurlar ve başkalarını inandırmak için söylenecek yalanları meşru görürler.</p>
<p><strong>-Kişilerin yalanları olduğu gibi devletlerin de yalanları var. Bunu nasıl değerlendirmek gerekir?</strong></p>
<p>Yalan, modern devletin temelidir desek yanlış olmaz belki de. Benedict Anderson, meşhur &#8216;Hayalî Cemaatler&#8217; kitabında tarihte millet diye soyut bir cemaatin olmadığını, 19uncu yüzyılda milliyetçilik akımı doğduktan sonra milletin icat edildiğini, sonra bu milletlerin savaşarak devletlerini kurduklarını anlatır. Yunanlılar, Bulgarlar, Arnavutlar, Macarlar, Romanyalılar, Sırplar, Macarlar, Çekler önce kendilerine bir geçmiş yaratmışlar, bu geçmişte kendilerine kahramanlar bulmuşlar, tarih müzeleri kurmuşlar, hamasî bir edebiyat oluşturmuşlar, sonra da Osmanlı ve Avusturya-Macaristan&#8217;dan bağımsızlaşmışlardır. 19uncu yüzyıl ortalarında İtalyan milliyetçiliğinin çalışmalarıyla İtalya Birliği kurulmuş, ama çeşitli İtalyan şehirlerinden gelen kişiler birbirleriyle anlaşamadıkları için Fransızca konuşmak zorunda kalmışlardır. Devlet yalanları konusunda Türklerin de sicili temiz değildir. Eti Türkleri, Sümer Türkleri, Güneş Dil Teorisi gibi icatlar yalan konusunda pek de başarılı olamadığımızı gösterir.</p>
<p><strong>-Biraz söyleşinin yönünü değiştirelim müsadenizle? İnsan yaşamına dönelim. Yalanın mayalandığı dönem size göre hangi yaşlardır?</strong></p>
<p>Çocuklukta yalan sıktır ve bu pek de anormal değildir. Ancak bir insanın ileride yalancı olup olmayacağı genellikle ergenlik yıllarında kendisini belli eder.</p>
<p><strong>-Yalan aileden veya büyüklerden öğrenilen bir durum mudur?</strong></p>
<p>Bütün huylar gibi yalancılıkta da öğrenmenin rolü büyüktür. Fakat bazen çocuklarını aşırı dürüst yetiştirmeye çalışan aileler, katı ve cezalandırıcı davranarak, çocuklarını yalan söylemeye itebilirler.</p>
<p><strong>-Peki yalana yatkın olmaktan söz edilemez mi? Aynı aileden yetişmiş iki kişi bu konuda çokta farklı olamazlar mı?</strong></p>
<p>İkizler bile pek çok konuda birbirinden farklılık gösterirler. Kardeşler, aynı ortamda büyüseler bile aynı şartlarda büyümemişlerdir. Bir tarlanın verdiği ürünün lezzeti her sene farklı olabilir. Kardeşlerin huyları da farklı olabilir.</p>
<p><strong>-Hastalık haline gelmiş olan patolojik yalanı tarifler misiniz? Hangi unsurları içerir?</strong></p>
<p>Antisosyallerin çıkara yönelik yalanları ve histriyoniklerin pseudologia fantastica&#8217;ları.</p>
<p><strong>-Yalan söyleyen kişilerin her konuda yalan söylerler şeklindeki bir genelleme doğru mudur?</strong></p>
<p>Çoğu insan yalan söyler, ama bunların çok azı yalancıdır. Sadece bazı konularda yalan söyleyenleri yalancı kabul etmek doğru olmaz. Ama antisosyaller ve histriyonikler sürekli yalan söylerler.</p>
<p><strong>-Yalancılığı yaşam tarzı haline getirmiş kişi düzelebilir mi peki?</strong></p>
<p>Düzelmeleri zordur. Düzelmelerinden çok bir miktar değişmelerini beklemek daha gerçekçi olur.</p>
<p><strong>-Sizce toplum olarak en çok hangi konularda yalan söylüyoruz?</strong></p>
<p>Gülten Kazgan birkaç sene evvel İstanbul gençliğinin değerleri konusunda yaptığı araştırmada, geçler arasında milliyetçiliğin yaygın olduğunu görmüştü. Fakat Türk olmakla böbürlenen bu gençler, fırsat bulur bulmaz yurt dışında yaşamayı tercih edeceklerini söylüyorlardı. Demek ki kendi üstünlüğümüz konusunda söylediğimiz şeyler, kendimizin bile inanmadığı kadar abartılı.</p>
<p><strong>-İnsanların &#8220;Ben kötü niyetle söylememiştim&#8221; savunmalarının bir anlamı olabilir mi?</strong></p>
<p>Kötü niyetle söylenen yalanın yol açacağı zarar elbette daha fazladır. Yalan şüphesiz onaylanamaz, ama niyetin kötü olmaması bir hafifletici sebep olabilir.</p>
<p><strong>-Yalan bir savunma aracı olarak da kullanılıyor mu? Ne dersiniz?</strong></p>
<p>İnsanların çoğu zor bir durumdan kurtulmak için yalan atarlar. Kendilerini iyi durumda göstermek için de yalan söyleyenler vardır.</p>
<p><strong>-Yalan mutlaka söze dökülen kelimeler ile mi söylenir? Takınılan tavrında yalan oluşundan söz edebilir miyiz?</strong></p>
<p>İletişimin daha önemli bölümü, sözel olmayan iletişimdir. Yani beden diliyle, gözlerle, bakışlarla, tavırla, edayla, ses tonuyla kurulan iletişimdir. Tavırla yalan söylemeye verilen güzel bir de ad vardır: &#8216;yapmacık&#8217;.</p>
<p><strong>-Yalan ile özgüven eksikliğinin bağlantısı nedir? Ya da var mıdır?</strong></p>
<p>Hayır. Özgüveni fazla olanlar daha az yalan söylerler. Çünkü olumsuz durumlarla yüzleşmeye daha fazla hazırdırlar. &#8216;Obsesif&#8217; dediğimiz mükemmeliyetçi, titiz, kılı kırk yaran, inceleyip sık dokuyan insan türü de hastalık derecesinde dürüsttür.</p>
<p><strong>-Korku ile yalan ikiz kardeştir diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Korku insanı yalana götürür. Ama asıl tehlikeli yalan, içinde korku değil çıkar unsurunun bulunduğu yalandır.</p>
<p><strong>-Dünyayı uyutan yalanlar desem neler gelir aklınıza?</strong></p>
<p>Futbol, fado, fiesta&#8230;</p>
<p><strong>-Keyifle okuduğumuz masallar, romanlar ve tiyatrolar nedir? Buna yalandan ya da hayalden doğru çıkartmak çabası denebilir mi?</strong></p>
<p>Edebiyat elbette tabiatı gereği &#8216;kurmaca&#8217;dır, &#8216;fiction&#8217;dur. Ancak iyi edebiyat eseri, insanı anlama yönünde en değerli çabadır. Meselâ Dostoyevski&#8217;yi veya Marcel Proust&#8217;u bu kadar sevmemizin sebebi, insan ve hayat hakkında bize çok şey öğretmeleridir.</p>
<p><strong>-Kişinin kendine yaptığı övgülerin ne kadarı yalan olarak değerlendirilebilir?</strong></p>
<p>Kendilerini övenler yalan uydurmaktan çok iyi yönlerini abartarak vurgularlar.</p>
<p><strong>-Yalanın tedavisi var mıdır?</strong></p>
<p>Elbette yapılabilecek çok şey var. Ancak kişilik bozukluklarında (bu bağlamda antisosyaller ve histriyonikler) bu problem geç ve güç düzelir</p>
<p>Uğur İlyas CANBOLAT / HÜRRİYET</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/neden-yalan-soyleriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaramaz çocukla nasıl baş edersiniz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yaramaz-cocukla-nasil-bas-edersiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yaramaz-cocukla-nasil-bas-edersiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 22:44:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaramaz]]></category>
		<category><![CDATA[yaramaz çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1182</guid>
		<description><![CDATA[Biz annelerin en büyük sıkıntısı yaramaz çocukla baş etmek. Saldırgan, sinirli, kırıcı davranışları olan çocuklarımızı... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/yaramaz-cocukla-nasil-bas-edersiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz annelerin en büyük sıkıntısı yaramaz çocukla baş etmek. Saldırgan, sinirli, kırıcı davranışları olan çocuklarımızı anlamak ve bu davranışları çok geç olmadan değiştirmek için onlara yardımcı olmak çok önemli.</p>
<p>Bunun için yaramazlık konusunu pudra.com&#8217;da ele alıyoruz: Çocuklar neden yaramazlık yapar.. Bunu nereye kadar normal kabul etmek, ne zaman psikolog desteği almak gerekir, çocuğu cezalandırmak doğru mu? Çocuklarda yaramazlık sorunu ile ilgili merak ettiğimiz tüm konuları Psikolog Berna Akpınar açıklıyor&#8230;</p>
<p><strong>Çocuklarda yaramazlığın nedenleri? </strong></p>
<p>Çocuklarda yaramazlık yapma sebeplerinin başında ailenin davranışlarının tutarsız olmasıdır. Çocuğa istenilmeyen bir davranış yaptığında kızılır, fakat bunun çocuğun karakterinden dolayı olduğu düşünülür. Aslında çocuğun karakterinin oluşmasında ailenin çok büyük önemi vardır. Ailenin tutumu yanlış olduğu için, çocukta istenmeyen davranışlar görülür.</p>
<p>Yaramazlık dediğimiz bazı davranışlar, çocuğun saldırgan olduğu davranışlardır. Kırıp dökme, vurma, itme gibi davranışlar, çocuğun dışarıya yönelttiği saldırganlıktır. Bir de anne baba ve çocuk arasında güvensizlik sorunu, çocuğun saldırgan davranmasına yol açabilir. Çocuk küçükken, anne ve babayla güvenli bir bağlanma yaşayamamıştır, bu sorun gelişim dönemlerinde de ilerleyerek görülür.</p>
<p>Çalışan anne babalar, genelde çocuklarını kreşe gönderirler. Çocuklar &#8220;okula gelmek istemiyorum, yemek yemek istemiyorum&#8221; gibi davranışlar sergilerler. Bundan dolayı özellikle anneler, çocuğa negatif ilgi göstermeye başlar. &#8220;Sen neden böyle yapıyorsun, beni üzüyorsun&#8221; şeklinde gösterilen negatif ilgi, çocuk pozitif ilgiyi göremediği için almak istediği bir ilgi haline gelir. Negatif de olsa ilgi görmek için davranışını devam ettirir.</p>
<p><strong>Hangi durumlarda çocuk daha yaramaz olabilir? </strong></p>
<p>Anne ve babadan biri yanında değilse, uzak bir iş yerinde çalışıyorsa, yurt dışındaysa veya ebeveynlerden biri eve sürekli geç geldiği için çocuk onu çok fazla görmüyorsa yaramazlık yapabilir.</p>
<p>Ayrı olan ailelerde anneanne, babaanne gibi bazı yetişkinlerin olmamasının da çocukları kötü etkileyebilir. Çocuk kendini yalnız hisseder ve bunu da dışarıya karşı bir saldırı olarak ortaya çıkarabilir. Ya da tam tersi içeriye karşı saldırı olarak tırnak yeme, parmak emme gibi davranışlarla gösterebilir.</p>
<p>Özellikle boşanmış çiftlerde, çocuk ebeveyninden birini daha az gördüğü için ilgi çekmeye çalışarak yaramazlık yapar. Evde baskıcı tutum sergileyen ailelerde de çocuklar yaramazlık yapmaya daha meyilli olur.</p>
<p><strong>Yaramazlık yapan çocukla nasıl konuşmak gerekir?</strong></p>
<p>6 yaş üzeri çocuklarla büyük bir yetişkinmiş gibi konuşma, açıklama yapma şansınız var. Ama daha küçükken ne kadar açık anlatırsanız anlatın, çocuklar için bazı şeyler çok soyut kalır.</p>
<p>Bu durumda çocuklara hikayeler anlatmak iletişimi kolaylaştırır ve daha çabuk anlamalarını sağlar. Örneğin, yaramazlık yapan çocuk konulu bir hikaye uydurabilirsiniz. Bu hikayenin sonuçlarını da çocuğa anlatıp ona yaramazlık olarak kabul edilen davranışları yapmaması gerektiğini hikaye üzerinden ulaştırabilirsiniz. Hiçbir zaman onun yaptığı davranışı direkt olarak ?Senin yaptığın bu davranış çok yanlış? şeklinde anlatmamalısınız. Hikayedeki çocuğun yaptıklarının sonucunda mutlu olmadığını göstererek çocuğunuza dolaylı yoldan anlatmak daha iyidir.</p>
<p><strong>Çocuklar her şeyi anlar</strong></p>
<p>Çocukların hiçbir şeyi anlamadığını düşünmek yanlış olur. Çocuklar her şeyi duyarlar ve unutmazlar. Onlara her şeyi net ve basit bir dille anlatmak, kafalarında soru işareti bırakmamak gerekir.</p>
<p><strong>Çocuklarda yaramazlık nereye kadar normal kabul edilir?</strong></p>
<p>Bizim yaramazlık olarak algıladığımız davranışlar aslında çocukların yaşlarının gereği gibi davranmalarından kaynaklanıyor. Onlar bir şeyleri keşfetmeye çalışıyorlar sürekli. Biz yetişkinlerin yaramazlık diye nitelendirdiği davranışlar, çocukların belirli yaş dönemleri için çok normaldir, kabul etmek gerekir.</p>
<p>4-6 yaş arası çocuklar toplumsal kuralları öğrenmeye, 6 yaşından sonra okula başlıyorlar. Bu dönemde yaramazlık dediğimiz davranışların azalmış olması gerekir. Eğer bu dönemde azalmazsa, yardıma başvurulabilir. Çocuk yaramazlığa devam ediyorsa, aslında ailenin sorunu vardır çocukla ve onun davranışlarıyla baş edemiyordur. Büyük ihtimalle tutarsız davranış sergiliyordur aile.</p>
<p><strong>Yaramazlık yapan çocuğu cezalandırmak doğru mu?</strong></p>
<p>Çocuğa hiçbir zaman ceza uygulanmaması gerekir. Ceza eğitimde negatif etken olduğu için, cezanın sonuçlarının da negatif olur.</p>
<p>Ebeveynlerin &#8220;Bunu yaptığın için şunu yapamayacaksın&#8221; gibi çocuğa yaptığı davranışın sonrasında bir ceza uygulanacağı mesajı vermesi, olumlu bir sonuç yaratmaz. Öncesinde çocuğa yaptığının istenmeyen ve kötü davranışlar olduğu anlatılmalı. Örneğin, çocuk bir şeyi kırdığında bunu yaptığı için çok sevdiği programı izleyemeyeceğini önceden bilirse, seçimi kendisi yapacak ve programı izlemek istiyorsa bir şeyi kırmayacak. Davranışı yaptıktan sonra ceza vermek, hiçbir şey elde etmenizi sağlamaz.</p>
<p><strong>Yaramazlığın yol açtığı ne gibi davranış bozuklukları vardır?</strong></p>
<p>Çocuğun yaramazlık yapmasının arkasından psikolojik sorunlar gelebilir. Çocuk negatif ilgiden sonra bir haz arayışına girer, aslında yaramazlık ile ilgi çekse de haz duygusunun eksik kalabilir. Bu da bağlandığı ebeveynlerden birinin eksik olması ya da ev içinde bir şekilde kendini iyi hissetmemesinden kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>Parmak emme, tırnak yeme, mastürbasyon</strong></p>
<p>İşte bu noktada çocukların en önemli haz noktası, 1 yaşına kadar normal sayılan, bazen 3 yaşına kadar devam eden, ancak daha ileriki yaşlarda sürmesinin sağlıksız olduğu parmak emme davranışıdır.</p>
<p>Çocuk tırnak yemeye hatta mastürbasyon yapmaya da başlayabilir. Çocuğun cinsel organını keşfettikten ve haz aldığını fark etmesinden sonra bunu devam ettirmesi, çocukta bir şeylerin eksik olduğunun, çocuğun bu eksikliği gidermeye çalıştığının bir göstergesidir. Buna özellikle anne babadan birinin olmaması ve özlem duygusu neden olabilir.</p>
<p><strong>Yaramaz çocuğu psikologa götürmek gerekir mi?</strong></p>
<p>4-6 yaştan sonra çocuğunuzda yaramazlık belirtileri devam ediyorsa kesinlikle uzmana başvurmalısınız. Uzman, önce çocuğunuzla birlikte sizi aile olarak dinleyecek, sonra sizinle ebeveynleri olarak ayrıca çalışacak, en son yine çocuğunuzla birlikte sizi dinleyecek ve çözüm üretmeye çalışacak.</p>
<p>Eğer aile çok tutarsızsa, çocuğu istediği gibi davranması konusunda serbest bırakıyorsa, ailenin tutumunu değiştirmesi istenir.</p>
<p>Bu durumda ailenin yapması gereken, gün içinde çocuğa neler yapacağını açık ve net şekilde anlatmaktır. Hangi davranışı yaptığında sonucunda ne olacağını çocuğa önceden söyleyerek, ona seçim hakkı tanıması gerekir. Böylece çocuk hem kararını verecek hem de sorumluluk alarak kendisini yetişkin gibi hissedecektir. Yaramaz davranışlarından bu sayede sıyrılması, takdir edildikçe yetişkin gibi davranması gözlenecektir.</p>
<p>pudra.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yaramaz-cocukla-nasil-bas-edersiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Yakınlarının Kaybını Anlamalarına Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-yakinlarinin-kaybini-anlamalarina-nasil-yardimci-olabilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-yakinlarinin-kaybini-anlamalarina-nasil-yardimci-olabilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 16:41:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1170</guid>
		<description><![CDATA[Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-yakinlarinin-kaybini-anlamalarina-nasil-yardimci-olabilirsiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. <strong>Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.</strong></p>
<p>Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. <strong>Küçük çocuklar aileden birinin ölümüyle ilgili duygularını dile getiremezler.</strong> Bu yüzden çocuklar, ölüm hiç olmamış ve kendileri bundan hiç etkilenmemiş gibi davranabilirler. Ölümle ilgili duygularını anlaşılması zor, farklı davranışlarla ve oyunlarıyla belli ederler. Çok küçük çocuklar bile, ifade edememelerine rağmen derin bir yas duygusu yaşarlar.</p>
<p><strong>Okul öncesi yaştaki çocuklar ölümü genellikle geçici bir durum sanırlar.</strong> Ölenin geri gelmesinin mümkün olduğuna inanırlar. Çizgi filmlerde ölen ve tekrar yaşama dönen kahramanları gördükleri için bu inancı taşımaktadırlar. <strong>Yaşları 5 ila 9 arasında olan çocuklar, ölümü yetişkinler gibi algılamaya daha hazırdırlar ama yine de kendilerinin veya yakınlarının ölebileceğine inanmazlar.</p>
<p></strong><strong>Çocuklar sevdikleri birinin ölümü karşısında nasıl davranırlar?</strong><br />
<strong>Yas tepkisi beş aşamadan oluşur. Bunlar şok, korku, öfke, suçluluk ve kederdir.</strong> Bu aşamalar, aslında ister çocuk, ister yetişkin, ister doktor, ister hemşire olsun, ölümü yaşayan herkes için geçerlidir. Ancak herkesin bu aşamalardan geçerken gösterdiği davranışlar farklılaşabilir.</p>
<p><strong>Kardeşi ya da anne-babasından biri ölen bir çocuk, çok büyük bir şok yaşayabileceği için bu ölümün gerçek olduğuna inanmaz</strong>. Sanki olmamış gibi davranabilir. Aile üyeleri ya da akrabalar, kendileri olayın şokunu üzerlerinden atamadıkları için, çocuğu istemeden ihmal edebilirler. ?Çocuktur? diye onun neler hissettiği ile ilgilenmeyebilirler. Bu da durumu daha karmaşık hale getirir.</p>
<p><strong>Anne ya da babasının ölümünden sonra çocuk kendisine şimdi kimin bakacağını merak eder, endişe duyabilir.</strong> Sevdiği diğer insanları da kaybedeceğini düşündüğü için yoğun bir korku içinde olabilir. Yakınlarının eteğine yapışır ve sıklıkla kendisini sevip sevmediklerini ya da ne kadar sevdiklerini sorabilir.</p>
<p>Ölen kişi, çocuğun dünyasında çok önemli bir yer tuttuğu ve çocuk kendini onun yanında güvende hissettiği ve o kişinin ölümü ile birlikte bu güven duygusunu yitirdiği için çocuk <strong>öfkelenebilir</strong>, <strong>kızabilir</strong> ve <strong>saldırganlaşabilir</strong>. Bunlar normaldir. Bu öfke onun itiş-kakışmalı oyunlarında, kabuslarında, gergin ve sinirli davranışlarında kendini gösterebilir. Çocuğun öfkesini, ailenin sağ kalan bireylerine yöneltmesi de epey sık görülür.<br />
<strong>Annesi ya da babası ölen bir çocuk genellikle, daha küçük bir çocukmuş gibi davranabilir.</strong> Bebeksi tavırlarla, sürekli beslenmeyi, kucaklanmayı ve altının bağlanmasını isteyebilir. Konuşması bebek gibi olur parmağını emmeye, kekelemeye ve gece altını ıslatmaya başlayabilir.<br />
BUNLARIN ÇOK DOĞAL AMA GEÇİCİ TEPKİLER OLDUĞUNU UNUTMAYIN.</p>
<p><strong>Küçük çocuklar yakınlarının ölümüne kendilerinin sebep olduğuna inanırlar.</strong> Şöyle ki, eğer depremden çok daha önce, kardeşi, anne ya da babasına kızdığı için, yaşının gereği çok doğal bir tepki olarak, ?keşke ölse? diye düşünmüşse bu dileğinin gerçekleştiğini sanır ve bundan büyük bir suçluluk duyabilir. Çocuk baş ve mide ağrısı çekebilir, kendisinin de öleceğinden korkabilir. Daha büyük çocuklar ölen kişiyi taklit edici davranışlar içine girebilir.</p>
<p>Çocuğun ölüm olayı karşısında gösterebileceği bu davranışların <strong>hepsi normaldir</strong>. Bu tür bir yas sürecinden geçen kişi için zaman önemli bir faktördür. Uzmanlara göre, çocuğun önemli bir ölüm olayının ardından 6 ay sonra, artık yavaş yavaş normal davranışlarına dönmesi ve günlük yaşantısını sürdürmesi beklenir. Ancak aileler, bu davranışların yanında, normal olmayan belirtilerin de farkında olmalıdırlar. Ölümü izleyen haftalarda, bazı çocukların ölen yakınının sağ olduğu konusunda ısrar etmesi doğaldır. Ama <strong>ölümün uzunca bir süre inkar edilmesi veya ölenin arkasından ağlayıp üzülmekten kaçınma, üzüntüyü uzun bir süre bastırmak, sağlıklı tepkiler değildir.</strong> Bu davranışlar, daha ileride kendini ciddi sorunlar halinde gösterebilir. Eğer bu altı aylık süre sonunda, söz konusu tepkiler devam ediyorsa ve aşağıdaki türden belirtiler varsa, çocukla ilgilenen kişilerin bir öğretmen, çocuk doktoru ya da bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemeleri yararlı olacaktır.</p>
<p><span style="font-family: Symbol;">· </span>Çocuğun altı aydan daha uzun sürecek şekilde, gündelik olaylar ve faaliyetlerle ilgilenmemesi, herşeye karşı ilgisiz olması;<br />
<span style="font-family: Symbol;">·</span> Altı aydan daha uzun bir süre, ?bebeksi? davranışlarını sürdürmesi;<br />
<span style="font-family: Symbol;">·</span> Ölen kişinin davranışlarını aşırı şekilde taklit etmesi, sürekli onunla beraber olmak istediğini tekrarlaması;<br />
<span style="font-family: Symbol;">·</span> Arkadaşlarından uzaklaşması;<br />
<span style="font-family: Symbol;">·</span> Okul başarısının çok önemli bir şekilde gerilemesi; okula gitmek istememesi;</p>
<p><strong>Ölüm Olayının Çocuğa Söylenmesi:</strong><br />
Sevilen birinin ölümünün ardından geride kalanlar için en zor işlerden biri, bu konuyu çocuğa söylemektir. Aile üyeleri zaten kendileri kederliyken, bu sorun katmerlenmektedir.</p>
<p>Ölümü kabul etmek ve bu üzüntünün üstesinden gelmek, pek çok yetişkin için bile çözülmesi zor bir sorun olduğundan, onlar çocukların da bu konuyla baş edemeyeceğine inanırlar. <strong>Ölümle ilgili konuşmalardan, törenlerden çocuğu uzak tutmaya çalışarak, onu koruyacaklarını sanırlar. Asıl bu durum çocukları endişelendirir, şaşkınlık yaşamalarına ve kendilerini yalnız hissetmelerine yol açar.</strong> Çevrelerindeki insanlardan en çok destek ve güvence istedikleri bir zamanda, zihinlerini kurcalayan pek çok soruyla baş başa kalırlar. Bu sorulardan bazıları arasında: ?Bana şimdi kim bakacak??, ?Babam/annem/kardeşim/dedem, <acronym title="vBulletin">vb</acronym>. neden öldü??, ?Ne zaman gelecek?? gibi sorular bulunmaktadır. Çocukların bu sorularına, onların anlayabileceği tatlı bir dille, olabildiğince gerçek ama basit cevaplar verin. Örneğin, 5 yaşından küçük bir çocuğa, ölen kişinin, uzun bir yolculuğa çıktığını, bu yolculuğun bildiğimiz yolculuklardan farklı olduğunu, o yüzden kendisine veda edemediğini ama her zaman bizi sevmeye devam edeceğini, bizi düşüneceğini söyleyebilirsiniz. Eğer çocuk 6 yaşında ya da daha büyük ise, ölümü, diğer canlıların (bir çiçek veya bir hayvan gibi) ölümü ile ilgili bir örnek vererek açıklayabilirsiniz.</p>
<p><span style="font-family: Symbol;">·</span><strong> Ölümün ardından olabildiğince kısa bir sürede </strong>gündelik<strong> yaşantıya dönün.</strong> Kimsenin kendisini bırakmayacağına, onu sevip bakacağına inanabilmesi için, şefkat ve ilginizi sık sık, çok açık bir biçimde gösterin. Sorularına yanıt vermiş olsanız bile o size tekrar tekrar sorabilir.</p>
<p><span style="font-family: Symbol;">·</span><strong> Sabırlı davranın ve sorularını tekrar tekrar yanıtlayın. Bazen çocuğun sorularının cevaplanması kadar sormaya cesaret edemediği ancak sizin sezdiğiniz ihtiyaçları da önemli olabilir.</strong> Bunların hepsi için çocuğu tatmin edecek şekilde açıklama yapmaya dikkat edin. Örneğin ?Babam ne zaman geri gelecek?? sorusunun altında, ?Bize kim bakacak??, ?Bizi kim koruyacak?? korkusu olabileceğinden, yanıtınız şöyle olabilir: ?Yavrum, baban maalesef geri gelmeyecek, biz onu artık göremeyeceğiz ama hep seveceğiz. Hep düşüneceğiz. Ama merak etme hayatımız çok fazla değişmeyecek, sen okuluna gidebileceksin, arkadaşlarınla oyun oynamayı sürdürebileceksin. Ben de hep yanında olacağım ve seni koruyacağım.?<br />
Çocuk böyle bir durumda yapılması gereken uygun davranışların da ne olduğunu bilemeyebilir. Sorular sorması, hissettiklerini söylemesi için cesaret verin. Kendi başınızdan geçmiş ölüm olaylarında neleri merak ettiğinizi; ailedeki bu kayıpla ilgili olarak yaşadığınız duyguları paylaşın. Ama <strong>asla, ?Metin olmalısın, ağlamamalısın, sen ağlarsan o da üzülür gibi? sözlerle, neler hissetmesi, neler hissetmemesi gerektiğini söylemeyin.</p>
<p></strong><span style="font-family: Symbol;">·</span><strong> Size sevgisini göstermesine izin verin.</strong> Yakın bir zamanda sevdiği başka insanların ölmeyeceği konusunda güvence verin. Ölüm olayının çocuğun o kişiye yönelik herhangi bir kızgınlığıyla ya da öfkesi ile ilişkili olmadığını özellikle vurgulayın.</p>
<p><span style="font-family: Symbol;">·</span><strong> Ölen kişinin ölümünden sonra yapılacak törenlere şu ya da bu şekilde çocuğun da katılmasını sağlayın.</strong> Cenaze töreninin ne olduğu ve neden yapıldığını ona açıklayın, fakat <strong>gelmesi için ısrar etmeyin.</strong> Korku içinde olan bir çocuğu cenaze törenine gitmesi için zorlamak doğru değildir. Onun yerine, dua etmesi, bir süre sonra ziyaret etmek amacıyla kabristana götürülmesi uygun olacaktır.</p>
<p><span style="font-family: Symbol;">·</span><strong> Çocuklar bir kez ölümü kabullendiklerinde, yaşadıkları kederi, zaman zaman ve bazen de hiç beklenmedik anlarda ifade edeceklerdir ve bu uzun sürebilir.</strong> Geride kalan akrabaların, çocukla birlikte olabildiğince fazla zaman geçirmeleri, ona korku ve üzüntülerini açıklamak için fırsat tanımaları çok yararlıdır. Ancak özellikle okul çağındaki ve daha büyük çocukların, istedikleri zaman yalnız kalmalarına da izin verin. Zaman zaman üzüntülerini kendi başlarına yaşamak istemelerini anlayışla karşılayın.</p>
<div>ÇOCUKLARIN ÖLÜMÜ ANLAMALARI VE ÖLÜMÜN ÜSTESİNDEN GELEBİLMELERİ İÇİN, HER FIRSATTA ÇOCUĞU SEVİN, YALNIZ KALMAYACAĞINA VE GÜVENDE OLDUĞUNA İNANDIRIN. GERÇEKLERİ ANLAYACAĞI DİLLE ANLATIN VE VERDİĞİNİZ CEVAPLARIN TUTARLI OLMASINA DİKKAT EDİN.</div>
<div>NOT: Yazının kaynağı aranmasına rağmen bulunamadı. Ancak bir çok sitede yayınlanmış olması bakımından anonim kabul edilerek yayınlandı.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarin-yakinlarinin-kaybini-anlamalarina-nasil-yardimci-olabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

