



<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Deneme Yazıları</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/egitim-ogretim-genel/deneme-yazilari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 20:13:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Biz mükemmeliz, ya siz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 21:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gamze ALTUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2768</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki durumdan bir hayli farklı insanlar olduk. Aslında her insan kendisini sevmeli, değer vermeli ve kendisini önemsemeli. Ama bir orta yol bulamıyoruz. Ya kendimizi hiç sevmiyor, beğenmiyor ve yetersiz görüyoruz. Bu yüzden de sesimizi soluğumuzu çıkarmıyoruz. Ya da özgüvenin suyunu çıkarıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar içinde değişen hayat şartları, kültürel yapı neticelerini insan davranışlarına da yansıtmaktadır. Yıllar önce ki durumdan bir hayli farklı insanlar olduk.</p>
<p>Aslında her insan kendisini sevmeli, değer vermeli ve kendisini önemsemeli. Ama bir orta yol bulamıyoruz. Ya kendimizi hiç sevmiyor, beğenmiyor ve yetersiz görüyoruz. Bu yüzden de sesimizi soluğumuzu çıkarmıyoruz. Ya da özgüvenin suyunu çıkarıp kendimizden başkasını önemsemiyoruz. Orta da olan insan da var. Ama sayıları bence daha fazla olması gerekirken daha az.</p>
<p>Zaman içinde çok ciddi değişime uğradığımız gerçek. Annemizle babamız bu konuda en yakın örneklerimiz. Eğer bir başarı elde etiysek, iyi bir davranış sergilediysek bakın görün manzarayı. Anneyle baba paylaşamaz bu başarıyı. Anneye göre bu yönünüzle aynı annenize çekmişsinizdir. Babanıza göre de bu yönünüzle tam da babanız gibisiniz. Yani sen bizim evladımızsın değil sen benim evladımsın.</p>
<p>Ama bakın görün bir başarısızlık durumunda anne ve babanız alıcı değildir. Başarısızlığın alıcısı yoktur. Herkes diğerini suçlar. Başarılardaki payımızın peşinden koşarken, başarısızlık durumunda da başkalarının payının peşine düşeriz. Herkes bir suçlu arar. Bu durumda da tam tersi yaşanır. Anneniz babanıza; babanız da annenize çektiğiniz konusunda kararlıdır.</p>
<p>Geçenlerde Üstün DÖKMEN&#8217; i seyrettim. Çok güzel bir konuya değinmişti. Üstün DÖKMEN diyor ki; biz çocuklarımıza bebekken suçlamayı öğretiyoruz. Yere düştüğünde, masaya çarptığında suçu yere ve masaya atıyoruz. Onların gönlü olsun diye masayı ve yeri dövüyoruz. Halbuki masanın ve yerin ne suçu var? Böyle böyle işliyoruz çocuklarımıza karşımızdakini suçlamayı. Şimdi yeri, masayı suçlayan çocuk ilerde arkadaşını, öğretmenini ve anne babasını suçlayan genç haline geliyor.</p>
<p>Hiç kimse suçunu kabul etmiyor, kendisini mükemmel görüyor. Mevlana&#8217;ya kulak verin ne diyor:<br />
<strong>YÜZDE ISRAR ETME DOKSAN DA OLUR, İNSAN DEDİĞİNDE NOKSAN DA OLUR. BÜYÜKLENME ELDE NELER VAR. BİR BEN VARIM DEME YOKSAN DA OLUR.</strong></p>
<p>Sanırım bu sözü kabullenip, çözüm aramaya başladığımızda çok şeyi değiştirebileceğiz.</p>
<p>Gamze ALTUN<br />
PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE<br />
REHBER ÖĞRETMEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/biz-mukemmeliz-ya-siz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile Danışmanlığı Eğitimi Sertifika Programı</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/aile-danismanligi-egitimi-sertifika-programi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/aile-danismanligi-egitimi-sertifika-programi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2011 16:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik ve Psikolojik Danışma]]></category>
		<category><![CDATA[aile danışmanlığı eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile danışmanlığı eğitimi sertifika programnı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2340</guid>
		<description><![CDATA[Psikolojik Destek Derneği ( P:D:D) tarafından 2.si organize edilen &#8220;Aile Danışmanlığı Eğitimi Sertifika Programı&#8221; 17 Eylül &#8211; 16 Ekim 2011 tarihleri arasında Ankara&#8217;da düzenlenecek. Cumartesi &#8211; Pazar günlerinde ve 100 saatlik bir süreyi kapsayacak olan eğitim sonucunda Uluslararası Aile Terapileri Derneği IFTA(İnternational Family Therapy Association)  üyesi olan P:D.D tarafından Aile Danışmanlığı Eğitim sertifikası verilecek. sertifikalar Aile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikolojik Destek Derneği ( P:D:D) tarafından 2.si organize edilen &#8220;Aile Danışmanlığı Eğitimi Sertifika Programı&#8221; 17 Eylül &#8211; 16 Ekim 2011 tarihleri arasında Ankara&#8217;da düzenlenecek. Cumartesi &#8211; Pazar günlerinde ve 100 saatlik bir süreyi kapsayacak olan eğitim sonucunda Uluslararası Aile Terapileri Derneği IFTA(İnternational Family Therapy Association)  üyesi olan P:D.D tarafından Aile Danışmanlığı Eğitim sertifikası verilecek. sertifikalar <strong>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı&#8217;nın</strong> ilgili daire başkanlığı tarafından tanınmaktadır?</p>
<p>&#8220;Aile Danışmanlığı Eğitimi Sertifika Programı&#8221; Eğitimin içeriği ve katılım koşulları hakkında ki ayrıntılar şöyle&#8230;</p>
<p><a href="http://www.aktuelegitim.com/aile-danismanligi-egitimi-sertifika-programi.html/banner" rel="attachment wp-att-2345"><img class="aligncenter size-full wp-image-2345" title="banner" src="http://www.aktuelegitim.com/wp-content/uploads/2011/08/banner.jpg" alt="" width="451" height="181" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aile Danışmanlığı Eğitimi Sertifika Programı </strong></p>
<p><strong>Kontenjan:</strong> 35 Kişi</p>
<p><strong>Eğitim Tarihi:</strong>  17-18 Eylül -24-25 Eylül 1-2 Ekim  8-9 Ekim 15-16 Ekim</p>
<p><strong>Eğitim Yeri:</strong> Ankara İçkale hotel <a href="http://www.hotelickale.com/">http://www.hotelickale.com</a></p>
<p><strong>Toplam Ücret:</strong>  1600 TL Nakit &#8211; Lisans ve Yüksek Lisans  öğrencilerine  1200 TL</p>
<p><strong>Eğitim Süresi:</strong> 100 saat (Cumartesi &#8211; Pazar)</p>
<p><strong>Program Sorumlusu:</strong> Uzman Psikolog Gökhan Göksu (Dernek Başkanı Cep:0532 601 90 28</p>
<p><strong>Sertifikasyon:</strong> Eğitim boyunca %80 devam takip edilecek ve sınavdan 100 üzerinden 70 alanlara &#8220;Aile Danışmanı Sertifikası&#8221; verilecektir.</p>
<p><strong>Katılımcılar Hangi Hakları Elde Edecekler? </strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özel Aile Danışmanlığı Yönetmeliği kapsamında yönetmelikde belirtilen ilgili meslek elemanlarının en az 100 saatlik aile danışmanlığı eğitimi almış olmaları halinde aile danışmanı yetkisi verilmekte ve bu alanda yasal olarak çalışabilmektedirler.</p>
<p><strong>Yasal Dayanaklar: </strong></p>
<p>1.Tarih : 25.02. 2009, Sayı : 27152 R.G,  Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri İle Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Hakkında Yönetmelik.</p>
<p>2.B.02.1.SÇE.0.15.00.02.00-604.02-791 sayılı Gerçek Kişiler ile Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Hakkındaki Yönetmelik Uygulamaları Hakkındaki Genelge</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>       <span style="text-decoration: underline;">Eğitimci Kadrosu </span></strong></p>
<ul>
<li><strong>Yard.Doç.Linda Nalan Frame</strong> (Fatih Üniv. Öğr görevlisi ve İFTA eğitim üyesi)</li>
<li><strong>Dr.Mert Akcanbaş:</strong> (Fatih Univ. öğr.görevlisi-Türk Travma Akademisi Başk.)</li>
<li><strong>Dr.Nevin Dölek:</strong> ( Boğaziçi univ. öğr.görevlisi)</li>
<li><strong>Uzm.Psk.Gökhan</strong> <strong>Göksu: </strong>( P.D.D Başk.)</li>
<li><strong>Gülseren Canpolat:</strong> (Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı Daire Başk.)</li>
<li><strong>Fatih Kılıçaslan:</strong> Sosyal Hizmet Uzmanı</li>
<li><strong>Av. Atakan Çelik: (</strong>Ankara Barosu)</li>
</ul>
<p><strong>Eğitime Kimler Katılabilir?</strong></p>
<p>- Eğitime psikoterapi alt yapısına sahip vaka ve klinik tecrübesi olan hekimler ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri katılabilir:<br />
- Uzman, Asistan ve Pratisyen Hekimler<br />
- Psikologlar<br />
- Psikolojik Danışmanlar<br />
- Sosyal Hizmet Uzmanları<br />
- Psikoloji ve PDR son sınıf örgencileri<br />
- Not :katılımcı ögrenciler mezuniyet belgesini ibraz ettikden sonra sertifikalarını alacaktır.</p>
<p><strong>Kayıt &#8211; Kabul Sırasında İstenen Belgeler</strong></p>
<p>- 2Adet fotoğraf<br />
- Lisans diploması ve varsa uzmanlık diplomasının önlü arkalı fotokopileri<br />
- Nüfus cüzdanının önlü arkalı fotokopisi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Verilecek Belge / Sertifika</strong></p>
<p>P.D.D. Onaylı AİLE DANIŞMANLIĞI Sertifikası</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Eğitim İçeriği</strong></p>
<p><strong>Aile Danışmanlığına Giriş ve Temel Kavramlar</strong></p>
<p>- Bir sistem olarak aile<br />
- Aile sistemi<br />
- Aile organizasyonu ve fonksiyonellik<br />
- Yaygın dört aile yapısı</p>
<p><strong>Temel Psikolojik Danışmanlık Becerileri ve bu becerilerin aile danışmanlığında kullanılması</strong><br />
- Aile danışmanlığı uygulamaları<br />
- Kişilik ve kişilik kuramları<br />
- Transaksiyonel analiz<br />
- Evlilik sürecinde oynanan iletişim oyunları ve bunların analizi<br />
- Davranış ve tutum değiştirme yöntemleri<br />
- Aile Danışma sürecinde yapılan hatalar<br />
- Aile danışmasının rol ve fonksiyonu<br />
- Aile danışmasında etik ilkeler</p>
<p><strong>Aile Danışmanlığında terapötik süreç ve yaklaşımlar</strong></p>
<p>- Çift terapisinde temel yaklaşımlar, çift iletişimi, çatışma, bağlanma, ayrılıklar ve uygulamaları<br />
<strong>Framo yaklaşımı </strong><strong><br />
</strong>- Kuramsal görüş / Güçlü ve sınırlı yanları<br />
<strong>Satir yaklaşımı</strong><br />
- Kuramsal görüş/ Güçlü ve sınırlı yanları<br />
<strong>Whitaker yaklaşımı</strong><br />
-Danışma süreci ve teknikleri<br />
<strong>Bowen yaklaşımı </strong><strong><br />
</strong>-Kuramsal görüş / Güçlü ve sınırlı yanları<br />
<strong>Bilişsel/ davranışcı aile danışması</strong><br />
-Kuramsal görüş / Güçlü ve sınırlı yanları</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aile Danışmanlığında post modern yaklaşımlar </strong></p>
<p>- Çözüm odaklı aile danışması<br />
- Öyküsel (Narrative) aile danışması<br />
- Çok mercekli aile terapisi<br />
- Çok mercekli aile terapisi süreci-I<br />
- Çok mercekli aile terapisi süreci-II<br />
- Etkileşimsel Aile terapisiStratejik Aile Terapisi Teknikleri<br />
- Sevgi Üçgeni Aile Terapisi Teknikler<br />
- Yapısal Aile Terapisi</p>
<p><strong>Evlilik ve evlilik süreçleri</strong></p>
<p>- Evlilikte Altın Kurallar<br />
- Evlilik Terapisinin PİN Kodları<br />
- Evliliğin Anatomisi<br />
- Evlilik Bir ?İş? midir?<br />
- Sorunlu Evliliklerde Evliliği Kurtaran Faktörler Nelerdir?<br />
- Evlilik Terapistinin Cinsel Kimliğinin Hem Cinsi ve Karşı Cins Üzerindeki Etkileri<br />
- Evlilik Dışı İlişkiler ? Aldatma<br />
- Evlilik Sözleşmesi Teknikleri</p>
<p><strong>Çiftlerde ve ailelerde cinsel sorunlar ve evliliğe etkileri</strong><br />
- Cinsellik Kavramı ve Cinselliğin Konuşulması<br />
- Cinsel İşlevler ve Cinsel İşlev Bozuklukları<br />
- Evliliklerde yaşanılan olası cinsel problemler<br />
- Kadınlarda Görülen cinsel problemler<br />
- Erkeklerde Görülen cinsel problemler<br />
- Çocuklarda cinsel egitim<br />
- Çocukluk, Ergenlik Çağı ve Cinsel Yaşam<br />
- Gebelik ve Menopozda Cinsel Yaşam<br />
- Yaşlılık ve Andropozda Cinsel Yaşam</p>
<p><strong>Hukuki Boyutuyla Aile Sorunları ve Müdahaleleri</strong></p>
<p>- Aile mahkemeleri ve işleyişleri<br />
- Boşanma sürecinde çocuklara yaklaşım<br />
- Aile içi şiddet ve ideal boşanma süreci<br />
- Medeni kanunda  kadın<br />
- Medeni kanunda Erkek<br />
<strong>Kayıt başvurusu için aşağıdaki iletişim bilgilerinden yararlanabilirsiniz.</strong><br />
<strong>Not:</strong> Kesin kayıt için başvuranlardan eğitim ücretinin 400 lirası peşin alınacaktır.<br />
Psikolojik Destek Derneği (PDD)</p>
<p>Şeyh keramettin mah.suat Akgün sok.Genç iş hanı no:1 kat:2 / Giresun Merkez</p>
<p>Tel: 0454 212 61 00 &#8211; Gsm:0532 601 90 28</p>
<p><strong>NOT: Dernegimiz IFTA Üyesidir ( İnternational Family Therapy Association)</strong></p>
<p><strong>NOT</strong>: Eğitim sonunda verilecek sertifikalar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ilgili daire başkanlığı tarafından tanınmaktadır. Verilen sertifikaların ilgil idaire başkanlığı tarafından kabul göreceğine yönelik resmi yazı  alınmış olup sertifikalarla beraber ileride kursiyerlerimizin sorun yaşamaması adına resmi yaznının bir kopyası kursiyerlerimize  verilecektir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2342" title="yonetmelikcercevesinde_istenilen_ifta_belgesi" src="http://www.aktuelegitim.com/wp-content/uploads/2011/08/yonetmelikcercevesinde_istenilen_ifta_belgesi.jpg" alt="" width="451" height="344" /></p>
<p>Kaynak: http://ailedanismanligi.org/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/aile-danismanligi-egitimi-sertifika-programi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arabaya Kim Binecek</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/arabaya-kim-binecek.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/arabaya-kim-binecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 16:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çelebi ÇAĞLAYAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2123</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Düşünmek kolaydır, yaşamak zordur. Dünyada en güç olan şey ise düşünüleni yapmaktır.&#8221; Goethe Okullar tatil oldu. Sınavlar bitti. Şimdi gözler tercihlere çevrildi. Bu dönemde adayların kafası herkes tarafından karıştırılmaya başlanır. Herkes bir şeyler söyler. Meslekler ve bölümler hakkında yorumlar yaparlar. Ama iş piyasası farklıdır. İşe girmek için sadece diploma yetmez. Farklı düşünebilme yeteneği de çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&#8220;Düşünmek kolaydır, yaşamak zordur. </strong></em><strong><em>Dünyada en güç olan şey ise düşünüleni yapmaktır.&#8221;</em><em> Goethe</em></strong></p>
<p><em>Okullar tatil oldu. Sınavlar bitti. Şimdi gözler tercihlere çevrildi. Bu dönemde adayların kafası herkes tarafından karıştırılmaya başlanır. Herkes bir şeyler söyler. Meslekler ve bölümler hakkında yorumlar yaparlar. Ama iş piyasası farklıdır. İşe girmek için sadece diploma yetmez. Farklı düşünebilme yeteneği de çok önemlidir. İşte size bir örnek.</em></p>
<p><em><strong>Arabaya Kim Binecek?</strong></em><strong></strong></p>
<p>İş verenlerin, işe alınacak işçileri elemek için çeşitli zeka testlerinden geçirdiklerini biliriz. İşte böyle bir kurumda çalışanlar düşünmüş ve bir soru hazırlamışlar.<br />
Soruyu en güzel cevaplayanın cevabı aşağıda. Ancak sizin yerinizde olsam cevabı  öğrenmeden önce kendimi denerdim.<br />
Soru şöyle:<br />
Akşam, yağmurlu bir havada arabanızla seyahat ediyorsunuz. Siz yağmurda ıslanmamanın tadını çıkarırken,  otobüs durağında bekleyen 3 kişi görüyorsunuz. Fakat arabanız iki kişilik küçük bir araba.<br />
Bu kişilerden biri, can çekişmekte olan ve acilen hastaneye yetiştirilmesi gereken yaşlı bir teyze, diğeri hayatınızı kurtaran arkadaşınız, diğeriyse hayatınızın kadını. Seçim sizin. Yaşlı teyzeyi götürmem en uygundur diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak hayatınızı kurtaran arkadaşınıza borcunuzu bu şekilde mi ödeyeceksiniz? Öte yandan hayatınızın kadınını bir daha bulamayabilirsiniz.</p>
<p>Yaklaşık 400 kişi arasından seçilen işçinin cevabı gerçekten güzel. Oldukça zeki olduğunu siz de kabul edeceksiniz. Cevabı: ?Arabanın anahtarlarını hayatımı kurtaran arkadaşıma verir ve yaşlı teyzeyi hastaneye yetiştirmesini rica ederim. Ve ben,  hayatımın kadınıyla otobüs beklerdim.?</p>
<p><em><strong>Unutmayın, sizin istediğiniz şeyleri başkaları da istiyor olabilir. Bu durumda sizin yapmanız gereken; diğer insanlardan farklı düşünebilmektir. Başarı için bu şarttır. </strong></em><strong><br />
<em>Özellikle iş görüşmelerinde kendinizi çok iyi ifade edebilmeli ve o işi isteyen diğer insanlar yerine neden işverenin sizi seçmesi gerektiğini düşünmesini sağlamalısınız</em></strong><em>.</em></p>
<p><em> Çelebi ÇAĞLAYAN</em></p>
<p><em>Psikolojik Danışman/Yazar</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/arabaya-kim-binecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahammül sınırımız alarm veriyor&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/tahammul-sinirimiz-alarm-veriyor%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/tahammul-sinirimiz-alarm-veriyor%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 May 2011 08:14:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özkan Emiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[değerler eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2022</guid>
		<description><![CDATA[Psikoloji biliminde bir eşik kavramı vardır.Eşik kavramı genel olarak alt ve üst olmak üzere 2ye ayrılıp aslında temel olarak bir sınır anlamına gelir ki bu sınırın altında kalan ve üstünde olan duyumları ifade eder.Mesela Duyum Eşiği: Organizmanın bir uyarıcıyı almaya başladığı en alt ve artık alamadığı en üst sınır arasındaki bölümdür. Alt eşik; Organizmanın uyarıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikoloji biliminde bir eşik kavramı vardır.Eşik kavramı genel olarak alt ve üst olmak üzere 2ye ayrılıp aslında temel olarak bir sınır anlamına gelir ki bu sınırın altında kalan ve üstünde olan duyumları ifade eder.Mesela Duyum Eşiği: Organizmanın bir uyarıcıyı almaya başladığı en alt ve artık alamadığı en üst sınır arasındaki bölümdür.</p>
<p>Alt eşik; Organizmanın uyarıcı almaya başladığı nokta<br />
Üst eşik: Organizmanın uyarıcıyı artık alamadığı noktadır.<br />
Örnek: İnsan kulağı 20 ile 20.000 frekans arası sesleri duyar. Bu verilerin altındaki ve üstündekileri alamaz.</p>
<p>Eşik, nicelik ve nitelik olarak bir sınırı ifade ediyorsa bu sınırın sınırını insan denen canlı organizmada kimler belirliyor. Sınırımızı kimler zorluyor. Bizim alt ve üst eşiklerimizi kimler daraltıyor, basınç uyguluyor veya gizliden gizliye tahrik ediyor.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz yüzyılda toplumsal ve insani reflekslerimizin zayıfladığı ortadadır. Her şeyden önce kendimize ve içinde yasadığımız toplumsal bir varlık olan hemcinslerimize hatta bu dünyayı paylaştığımız diğer canlılara karşı eşiklerimiz, tahammül sınırlarımız, limitlerimiz daralmakta ve daraltılmaktadır. Tahammül demek, insanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma ve dayanma gibi hatta Tasavvufta Mevlana daki hoşgörüye en güzel örnektir.</p>
<p>Atalarımızın bunu anlatmak için kullandığı bir söz olsa gerek ?eşref saati ve eşek saati? Bir insanin iyi bir ruh halinde bulunduğu, olumlu ve dirik duyguların tavan yaptığı, istekli olduğu zaman dilimlerini tasvir eden sözcükler bütünü olan eşref saati ve bunun tam tersi olan eşek saatimiz?</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Şimdi eşref saatlerimiz azalıyorken, eşek saatlerimiz fazlalaşmakta&#8230;</span></p>
<p>21. yüzyıl insanı olarak yaşamı hızlı yaşamak, her şeyi hızlı görmek, hızlı tüketmek, hızlı koşmak ve hızlı yemek yemek gibi garip ve çekici alışkanlıklar önümüze servis ediliyor. Ve bunlar belli bir zaman sonra alışkanlıklar haline geliyor ki tehlikede burada başlıyor. Çünkü alışkanlıkları terk etmek zordur&#8230;</p>
<p>Bir hâkimden duymuştum. Mesleki yaşamımda en zor anlarım eşlerin boşanması için verdiğim kararlardır. Ve bu kararlarda özellikle daha evliliklerinin iki üç yılı olmalarına rağmen &#8220;bu adama, bu kadına tahammül edemiyorum, katlanamıyorum, sabrım kalmadı, dayanamıyorum&#8221;  gibi ifadelere çok şahit olduğundan bahsediyordu&#8230;</p>
<p>Bugün bizlerin yetiştirdiği çocuk ve gençlerde de aynı tahammülsüzlüğü, katlanamamayı, fedakârlığı, hoş görüyü maalesef göremiyoruz. Tahammül sınırımız ve eşiklerimiz çok daraldı. Bunları tekrar açmak zorundayız. Bu aralıkları genişletmek zorundayız?</p>
<p>Eğitimde özellikle gençlerimize ve çocuklarımıza &#8220;değerler eğitimi&#8221; de dediğimiz kavramları onlara âdeta aşılamak zorundayız&#8230; Burada sadece eğitimcilere değil, anne ve babalara, sivil toplum örgütlerine, basın ve medyaya kısaca insan olarak hepimize görevler düşmektedir.</p>
<p>Bizler katlanmayı, hoşgörüyü, idare ediciliği, sabretmeyi lügatinden silen insanlar istemiyoruz&#8230;</p>
<p>Nevzat ÖZER</p>
<p>Psikolojik Danışman</p>
<p>&#8220;21yy da Anne ve baba olmak&#8221; isimli kitabın yazarı</p>
<p><a href="mailto:nevzatozer66@hotmail.com">nevzatozer66@hotmail.com</a></p>
<p>0505 387 4312</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/tahammul-sinirimiz-alarm-veriyor%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Paket Arasında Bir Yaşam</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/iki-paket-arasinda-bir-yasam.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/iki-paket-arasinda-bir-yasam.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 17:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1288</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılı, üniversiteden mezun olacağım bir yıldı. Yer, Erzurum Atatürk üniversitesi kampusu içinde güzel bir cami. Günlerden cuma, aylardan şubat. Soğuk mu soğuk bir kış günü. Cami imamı hutbede vaaz veriyor. Ağzından çıkan bir cümle, beni çok etkiliyor. Kafam allak bullak? Kafamın içinde acayip sorular oluşmaya başlıyor. Bu cümle, Sofi gibi, Sokrates gibi, Mevlana gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2001 yılı, üniversiteden mezun olacağım bir yıldı.</p>
<p>Yer, Erzurum Atatürk üniversitesi kampusu içinde güzel bir cami.</p>
<p>Günlerden cuma, aylardan şubat. Soğuk mu soğuk bir kış günü.</p>
<p>Cami imamı hutbede vaaz veriyor. Ağzından çıkan bir cümle, beni çok etkiliyor.</p>
<p>Kafam allak bullak?</p>
<p>Kafamın içinde acayip sorular oluşmaya başlıyor.</p>
<p>Bu cümle, Sofi gibi, Sokrates gibi, Mevlana gibi Yunus emre gibi hayatı tekrardan ve derinden sorgulamama neden oluyor&#8230;</p>
<p>Neydi o cümle? O cümle şuydu: &#8220;<strong>Hayat iki ambalaj ya da paketlenme arasında gecen bir süredir&#8221; </strong>diyor cami imamı<strong>&#8230; </strong>  </p>
<p>Sonra açıklamaya başlıyor&#8230; &#8220;Biz insanoğlu, Annemizden doğduğumuz anda, hemen bir beyaz örtü ile üstümüz sarılır bir nevi güzel bir paket haline getiriliriz.(buna da kundak diyoruz) Aradan zaman geçer? Çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık? Derken süremiz dolar ve ölürüz. Yani hayat saatimizin tik takları susuverir. Öldüğümüzde de gene aynı işlem devam eder. Yani gene bir örtü ile güzelce sarılır bir paket haline getiriliriz. Biz buna kefen diyoruz? Yani çıplak gelmiştik çıplak gidiyoruz? Yanımıza hiçbir şey almamıştık gelirken? Giderken de elimiz ve cebimiz boş&#8230; Zaten ağlayarak gelmiştik bu yalan dünyaya, sonra ağlatarak ayrılıyoruz?</p>
<p>Kısaca, iki paketlenme arasında bir yaşam sürer ve biter&#8221;?</p>
<p>Ne kadar düşündürücü ve sorgulayıcı bir cümleydi benim için.</p>
<p>İşte bu iki paketlenme arasında neler yapıyoruz. Nelerle meşgale içindeyiz.</p>
<p>Sanırım hepimizin sorgulaması gereken dinsel ve felsefi bir soruydu?</p>
<p><strong>Yaşamın ve yaşamın içinde var olan her şeyin üstü birden kapanı verir. </strong></p>
<p><strong>Bir daha bu paketin içine girmekte çıkmakta imkânsızdır. </strong></p>
<p><strong>İki paket arasına girmeden insanlığımızı, yaşamımızı, kendimizi gözden geçirmek dileğiyle? </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Nevzat ÖZER</em></strong></p>
<p><strong><em>Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak&#8221; isimli kitabın yazarı</em></strong></p>
<p><strong><em>nevzatozer66@hotmail.com</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/iki-paket-arasinda-bir-yasam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu yazı canın yanmasına bir başkaldırıdır</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/bu-yazi-canin-yanmasina-bir-baskaldiridir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/bu-yazi-canin-yanmasina-bir-baskaldiridir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 17:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[acı çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Oysa onu, isimsiz patika yollarında topladığım çiçeklerin diliyle sevmiştim. Yapmış olduğumuz fedakârlıkları anlatmayacağım bile&#8230; Biliyorum, umursamaz ve vurdumduymaz tavırlarının, beni ne derecede tahrik ettiğini ve yıktığını bildiğin halde bu davranışlara devam ediyorsun&#8230; Anladım ki insan, aslında hayatı tek kişilik yaşıyor&#8230; Gereğinden fazla seversen ya kahroluyorsun ya da kaybediyorsun&#8230; Sonra aşkı sorguluyorsun. Acaba gerçek aşk var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oysa onu, isimsiz patika yollarında topladığım çiçeklerin diliyle sevmiştim.<br />
Yapmış olduğumuz fedakârlıkları anlatmayacağım bile&#8230;<br />
Biliyorum, umursamaz ve vurdumduymaz tavırlarının, beni ne derecede tahrik ettiğini ve yıktığını bildiğin halde bu davranışlara devam ediyorsun&#8230;<br />
Anladım ki insan, aslında hayatı tek kişilik yaşıyor&#8230;<br />
Gereğinden fazla seversen ya kahroluyorsun ya da kaybediyorsun&#8230;<br />
Sonra aşkı sorguluyorsun. Acaba gerçek aşk var mı diye? Varlığını veya yokluğunu tartışmaya açmak sayfalar dolusu yazmaya ve konuşmaya itecek beni biliyorum&#8230;<br />
Hayır hayır çok değer vermeyeceksin. Sonra Freud?un psikodinamik kuramlarını sorguluyorsun? Mesela EGO yu? Buna nefiste diyebilirsiniz&#8230; İşte bu ego yüzünden ne geliyorsa başımıza sanırım&#8230;</p>
<p>Öğrendim ki, karşıdaki insana acı çektiriyorsan ve bunu da sana alenen hissettiriyorsa sanırım egodan kaynaklanıyor. Çünkü ego ?gel bakalım seni mahvedeceğim sana gücümü göstereceğim, seni kendime kul köle edeceğim demeye getiriyor? Çünkü senin onu çok sevdiğini iyi biliyor ya da onsuz yapamayacağını&#8230;</p>
<p>İşte burada, &#8220;duygularını paranteze al mantığınla hareket et&#8221; düşüncesi her ne kadar etrafınızdakiler tarafından söylense de, işte alamıyorsun duyguları bir kenara? Ellerin kolların paslı prangalarla bağlanmış bir kere?</p>
<p>Seni yemesini, bitirmesini bekliyorsun&#8230; Seni öyle kolayda yemeyecek elbet&#8230; Azar azar, parça parça en acınası yerlerini bildiği için, tuz basıp yaralarını okşayacak&#8230; Bu okşama o kadar sarsıcı bir okşama olacak ki, her seferinde seni yerlere serecek. Tam kalkacakken, toparlanacakken gene aynısı olacak&#8230;</p>
<p>Evet, sanırım hiçbir insana zaaf noktalarını açmayacaksın. Seni mesela tanımayacak, bilmeyecek? Her ne kadar seni ben çok iyi tanıyorum dese de gülüp geçeceksin.<br />
Koşmayacaksın mesela arkasından&#8230;<br />
Gülmeyi bileceksin.<br />
Unutmadan, gülmek en güçlü silahtır? Onu çok fazla kaale aldığını hissettirmeyeceksin&#8230;</p>
<p>Onu ne kadar sevsen de bunu belli etmeyeceksin&#8230;<br />
Üzüntülerini yudumlarken,mahzun bakışlarına maske takacaksın&#8230;</p>
<p>Mesela çok vermeyeceksin&#8230; İçindeki hazineni tüketmeyeceksin&#8230;<br />
Ve zamana bırakacaksın. En asil, en bilge kavramdır zaman&#8230;<br />
Acılar olduğu sürece yaşam, yaşam olduğu sürece acılar olacak&#8230;<br />
Sanırım canım acıdı&#8230;</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21 YY da anne ve baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</p>
<p>nevzatozer66@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/bu-yazi-canin-yanmasina-bir-baskaldiridir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizimkisi bir apartman hikâyesi&#8230; GRİ ve MAT</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/bizimkisi-bir-apartman-hikayesi%e2%80%a6-gri-ve-mat.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/bizimkisi-bir-apartman-hikayesi%e2%80%a6-gri-ve-mat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 17:17:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[Kayahan&#8217;ın &#8220;Bizimkisi bir aşk hikâyesi&#8221; isimli şarkıyı çok severim. Sanırım yazımı da bu şarkıdan etkilenerek yazdım&#8230; Bu şarkıyı hemen hemen birçoğumuz biliriz. Kayahan?ın hakkını vermek gerek, nefis bir şarkı? Sosyolojik açıdan baktığımızda Türk aile tipi, geniş aile dediğimiz yani büyük anne büyük baba, amca vb gibi akrabaların oluşturduğu aile şeklinden ayrılıp, çekirdek aile dediğimiz anne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayahan&#8217;ın &#8220;Bizimkisi bir aşk hikâyesi&#8221; isimli şarkıyı çok severim. Sanırım yazımı da bu şarkıdan etkilenerek yazdım&#8230; Bu şarkıyı hemen hemen birçoğumuz biliriz. Kayahan?ın hakkını vermek gerek, nefis bir şarkı? Sosyolojik açıdan baktığımızda Türk aile tipi, geniş aile dediğimiz yani büyük anne büyük baba, amca vb gibi akrabaların oluşturduğu aile şeklinden ayrılıp, çekirdek aile dediğimiz anne baba ve evlenmemiş çocukların oluşturduğu aile tipine büyük oranda geçmiştir. Bu da ister istemez ayrı evlerin ve mekânların oluşmasına neden oldu. Ve karşımıza olağanca büyüklükte apartman dediğimiz beton yığınları çıkmaya başladı. Amacım apartmanların varlığını eleştirmek değil elbet. Olaya pedagojik açıdan yaklaşıp özellikle 0?12 yaş grubu çocukların ve bu yaş guruna sahip olan ailelerin, bu çocuklara apartman dediğimiz evlerde bakmak zorunda olmalarını ve bunun getirdiği sıkıntıları tahlil etmek, apartman hayatının çocuklar üzerindeki olumsuz yönlerine dikkat çekmektir. Bunu yaparken de ister istemez ?apartmanlarda? bu eleştiriden pay alacaklar?<span id="more-1010"></span></p>
<p>                                         ******</p>
<p>Apartman hayatı sadece çocukları etkilemiyor. Ya bizleri? Kaçımız acaba yaşadığımız apartmandaki komşularımızı tanıyabiliyoruz? En azından yarısını tanıyabiliyor muyuz? Kaçımız bir bayram günü bayramlaşmak için komşularımızın yanına çıkıyoruz? Bulunduğumuz apartmanda; kimler hasta, kimler yalnız, kimlerin bir sıkıntısı var, kimlerin çocuğu evleniyor? Evet, işin doğrusu bilmiyoruz. Belkide bilmek istemiyoruz. Bu apartmanlara girip bir asansöre biniyor iyi ya da kötü bir insanla karşılaşma durumu olmaksızın asansör bizi doğrudan oturma odasının kapısına ulaştırabiliyor. Kişisel ilişki kurma fırsatları giderek bizden alınıyor. Günümüzde güvence, grift alarm sistemleri, güvenlik görevlileri anlamına geliyor. Arabamıza, evimize her yere alarm sistemleri kurduk? Onları kilitledik sağlam mühürler vurduk. <strong>Bu mühürleri onlara vururken gönüllerimize de vurduğumuzu hesaba katamadık?</strong></p>
<p>Ev alma komşu al derken atalarımız komşuluk ilişkilerinin ne denli önemli olduğuna bu yüzden mi dikkat çekmek istediler acaba&#8230; Korkuyorum ki artık ?komşu alma ev al yarışı? başladı? Ne yazık ki izole edilmiş bir hayat ve ilişkiler çıkmazındayız&#8230; İlişkilerimiz o kadar çok birincil ve organik ki?(resmi, soğuk, duygusuz ve mesafeli)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>                                                              *****</p>
<p> Bu çocuklar, bir şekilde ev de kalmak zorunda. Hormonlar, şaha kalkmış bir at gibi yerinde duramıyor iken, içlerindeki bu devasa enerjiyi nereye boşaltacaklar? Tabi ki ister istemez evlere&#8230; Kırılsın camlar, kovalar, tencereler? Sadece kırılan ezilen eşyalar değil? Ezilen, hırpalanan, taşan sinirlere, psikolojilere ne olacak. Bunlarda ister istemez ebeveynlerin ruh hallerini etkileyecek. Ebeveynler, bu kitleyi zapt etmek için olağanca enerjilerini bu çocukların kontrollerini sağlamaya aktaracak. Kalpler kırılacak, eşler arasında zamansız ve acımasız tartışmalar yaşanacak, çocuklara bir takım kısıtlamalar ve yasaklar konacak. Sonra ne olacak. Birde bakmışınız ki o anneyi, babayı; çocuğu okuldaysa, bir psikolojik danışmanın odasında ya da bir psikiyatrın bekleme salonunda göreceksiniz.? Hocam bu çocuk çok yaramaz, hiç yerinde durmuyor, durduramıyorum bu çocuğu, düz duvarlara tırmanıyor, hiperaktif mi ne? Gibi cümleler ağzınızdan dökülüverecektir. Elbette, bu anlamda ciddi sorun yaşayan çocuklara, velilerimize kesinlikle bir uzman desteği almasını da öneriyoruz. Ama burada esas etken, insanoğlunun yapısına, anatomisine uygun olmayan, doğal bir sürecin engellenmesinden kaynaklanan dürtülerin mevcut bir alana kanalize olamaması gerçeğidir.</p>
<p><strong>Çocuklarımız Akvaryum Balıkları gibi? </strong></p>
<p><strong>Çok şey değişti? Şimdi 4 yaşındaki çocuklar oturdukları yerden bilgisayarlarda, atarilerde strateji oyunları oynuyor. Toza bulanmıyorlar, burunları akmıyor! Dirsekleri kanamıyor! Su bol, gıda bol, giysi bol, imkân bol; ama&#8230; Hayatı dokunmadan yaşıyoruz, ya da yaşatıyoruz. Vurmadan, hırpalamadan, sökmeden, temas kurmadan, içine girmeden, acıtmadan, acılanmadan yaşamak? İşte bunlar çocukların istedikleri şeyler değil? </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Yozgat Kız Meslek Lisesi</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@hotmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/bizimkisi-bir-apartman-hikayesi%e2%80%a6-gri-ve-mat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köpekler anlamadıkları şeye havlarlar</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/kopekler-anlamadiklari-seye-havlarlar.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/kopekler-anlamadiklari-seye-havlarlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 19:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Günay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Baudelaire?in Paris sıkıntısı adlı eserini her şiir sever bilir. Fakat bu yazı ne şiirden ne Paris?ten ne Baudelaire den söz etmeyecek. Bu başlığı anımsatan tek şey sıkıntı olacaktır. Kasaba sıkıntısı? Kent yaşamının pastörize yaşam biçiminden bunalıp, kaybettikleri doğallığı fellik fellik arayan aydın ya da eğitimli kişiler şirin bir sahil kasabasında yaşamanın hayallerini kurarlar. Fakat bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baudelaire?in Paris sıkıntısı adlı eserini her şiir sever bilir. Fakat bu yazı ne şiirden ne Paris?ten ne Baudelaire den söz etmeyecek. Bu başlığı anımsatan tek şey sıkıntı olacaktır. Kasaba sıkıntısı?<br />
Kent yaşamının pastörize yaşam biçiminden bunalıp, kaybettikleri doğallığı fellik fellik arayan aydın ya da eğitimli kişiler şirin bir sahil kasabasında yaşamanın hayallerini kurarlar. Fakat bu eylemlerine geçmeden evvel Weber?in ve Durkheim?ın sosyoloji teorilerine göz gezdirmelerini salık vermeliyiz. Cemaat ve Cemiyet ayırımı ile yaşama biçimini sınıflayan sosyologlar kasaba ve kent yaşamının getirilerini de objektif biçimde sıralarlar?</p>
<p><span id="more-184"></span></p>
<p>Fakat kasaba kültüründe ki birincil ilişkilerin birey olma sürecinde insan zihnini nasılda gölgelediğinden ve samimiyet ya da yardımlaşma adına yaşanılan ikiyüzlü mücadelelerin sakıncalarından söz etmezler. Etliye sütlüye dokunmadan, yukarıdan aşağıdan geçmeden, sağa sola çarpmadan nasıl anlatılır bir sıkıntı hep birlikte deneyeceğiz. Sıkıntısı olanlar eşlik edecekler denemeye ve olmayanlar içinse zaten no problem!<br />
Ne yapalım bizde o zaman yukarı aşağı gezeceğiz, sağa da sola da çarpmayı göze alacağız. Ete kokuyor, suya da akmıyor diyeceğiz.<br />
Hemen tüm psikoloji literatürü anlatır ki; kişinin bilinçdışı diye bir gerçeklik alanı vardır (eskiler buna şuuraltı derler)bu bilinç dışı öyle ne menem bişiydir ki sizin kendinizle ilgili kabul edemediğiniz her türlü duygu ve düşünceyi alır, saklar ve sizin eylemlerinizde size hissettirmeden yön verir. Kimi zaman rüyalarımızda ve hayallerimizde kimi zamanda gün içinde anlam veremediğimiz öfkelenmelerimizde çoraptan kaçan bir başparmak gibi meydana çıkıverir.<br />
İnsan kendi doğasına ne kadar az yabancılaşırsa bilinçdışı çelişkilerle baş etmesi o kadar mümkün oluyor. Fakat modern akıl bugün öyle büyük bir açmazda ki kendi hayvani çıkarlarını rasyonalize ederek(aklileştirmek-akla bürümek)kendi çelişkilerinden kaçıyor. Kendiyle baş edemeyen insan başkalarıyla uğraşarak hayatında ki anlamsızlığı ört bas etmeye çabalıyor. Bunun adına sevgi diyenler bile var? Trajikomik tabii? Ama zaten hayat trajik komiktir. Freud, bilinçdışının sakladığı en derin duyguların; kıskançlık ve düşmanlık duyguları ile komplekslerimiz olduğunu 19, yy da söylemişti. Hoş Freud un üzerinden çok sular aktı ve bugün psikoloji bilimi varoluşçu ve eklektik yaklaşımlarla yeni vizyonlara kulaç atıyor. Lakin bu Freud? u haksız çıkarmaz.<br />
Yapaylığın hüküm sürdüğü kent yaşamında ikincil(soğuk)ilişkiler insanı hayattan bezdirirken,<br />
Doğallığın(?) hüküm sürdüğü kasaba yaşantısın da ise birincil(sıcak)ilişkiler bireyin birey olmasını engeller. Tabi burada sıcak yerine aslında ??vıcık?? demeyi tercih ederim çünkü kast ettiğim ve gelişmemiş zihniyetlerde yaşanan şey sıcaklık değil, ??vıcık vıcıklık??tır.<br />
Fütursuzca başkalarının hayatlarına burnunu değdirmekte sakınca görmeyen kişiler bu samimiyet kisvesine bürünmüş cıvık ilişkilerin ağını örüyorlar. Bir de düşmanlık ve kıskançlık duygularına en çok kapılanlar da kendilerini eğitimli, aydın ya da entelektüel, hümanist, şair, öğretmen, devrimci, demokrat olarak tanımlayan ve tanıtanlar ise halimiz nice olacak?</p>
<p>??Her ruh kendi iblisini taşır haset ve kıskançlığın doyumsuz kuyularında /Mücadele kaçınılmaz iken meydanlarda/Korku nam salar ücralarda??<br />
Evet, birde korkuyoruz sahiden. Zaten en büyük zırvalıkları da korktuğumuz için yapıyoruz. Kendimizi ne kadar az tanırsak o kadar çok korkuyoruz. Çünkü bir gün birilerinin o saklı gizli benliklerimizi görmesinden kaçınıyoruz. Goethe boşuna söylememiş ??insan kendini insanda tanır??aslında,<br />
Ta batıya gitmeye de gerek yok, Rumi de dememiş miydi?<br />
??insan insanın aynasıdır??diye?<br />
Eğer bir kasabada yaşıyorsanız, kıskançlık ve düşmanlık duygularını gizlemeye çalışan sahte tebessümlerle daha çok karşılaşırsınız. Kenttekiler sizi tanımadığı için böyle bir sahtekârlığın tarafı olmazsınız.<br />
Şirin bir sahil kasabasına taşınmayı düşünen şahsiyetli ve üretken insanlar bir kez daha düşünmeliler. Bu sahtekâr tebessümlerle yaşayabilecekler mi?<br />
Kasaba sıkıntısının ardında ki vıcık vıcık samimiyetsizliği gördükçe heveslisi oldukları bol oksijen kalplerinde ki kırgınlığı aşıp damarlarına işleyebilecek mi?<br />
Ve her şeye rağmen her ne iseler o olmaya devam edecek yürekliliği gösterebilecekler mi?<br />
İyice düşünmeleri lazım?<br />
Bazılarımız kasaba sıkıntısı ile baş edebiliyor. O dostlar bunu nasıl yapıyor kendileri anlatsın ya da yazsınlar ancak ben kendi payıma bir Herakleitos meraklısı olarak onun şu aforizmasını zihnimden çıkarmayarak bu sıkıntıyla baş edebiliyorum;<br />
??köpekler anlamadıkları şeye havlarlar??</p>
<p>Pınar Nurhan<br />
Eğitimci Yazar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/kopekler-anlamadiklari-seye-havlarlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYAT</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/hayat.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/hayat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 19:32:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/deneme-yazilari/hayat.html</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz insan olmanın verdiği sorumluluk ve zorluklarla yaşıyoruz. En boş vermiş, amaçsız insanın bile bir mücadelesi var hayatta, hayatla. İnsan yaşadığı müddetçe güzeli de görecektir çirkini de; iyiyi de görecektir kötüyü de; kolayı da görecektir zoru da. Sıkıntılar, olumsuzluklar olmadan hayat olmayacaksa insana düşen mücadele etmek olmalıdır. Yaşadıklarına boyun eğip köşeye çekilmek zayıflıktır, ?Ben oynamıyorum? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz insan olmanın verdiği sorumluluk ve zorluklarla yaşıyoruz. En boş vermiş, amaçsız insanın bile bir mücadelesi var hayatta, hayatla.</p>
<p>İnsan yaşadığı müddetçe güzeli de görecektir çirkini de; iyiyi de görecektir kötüyü de; kolayı da görecektir zoru da. Sıkıntılar, olumsuzluklar olmadan hayat olmayacaksa insana düşen mücadele etmek olmalıdır. Yaşadıklarına boyun eğip köşeye çekilmek zayıflıktır, ?Ben oynamıyorum? deyip omuz silkip küsen bir çocuk gibi. Tabii ki üzüleceğiz, zorlanacağız ama kendini kaptırıp koyuvermemek, kast edilen; hayata daha bir sıkı tutunmak, inadına güçlü olmak.</p>
<p><span id="more-121"></span></p>
<p>Olgun insan, acısını, yoluna çıkan engeli kabul eder fakat umutsuzluğa kapılmaz. Varsa bir hatası onu anlar, alacağı dersi alır ve yoluna devam eder. Azimle, sabırla mücadele etmek, tribünde değil, sahada olmak olgun insanın özelliğidir. Sabır olduktan sonra sabrın meyvesi de er geç olacaktır; ağacın meyve vermesinin belli bir zaman sonra gerçekleşmesi gibi.</p>
<p align="center"><strong>1 GÜNDE OLMAZ AMA BİR GÜN OLUR.</strong></p>
<p>Umut olmazsa insan yaşayamaz; çünkü umudunu kaybedenin kaybedecek başka bir şeyi kalmaz. Bu sebepledir şarkılarda, şiirlerde çokça yer alması bu konunun:<br />
?&#8230;Umut fakirin ekmeği, umar ha umar umar&#8230;?</p>
<p>? ?Bunca yükle öleceksin!? dedim hamala,<br />
?Ölüm kolay, sen umuttan haber ver? dedi,<br />
?Umut var oldukça dünyayı ver sırtıma!? ?</p>
<p>İnsan nasıl düşünürse aynı düşüncesi hayatta çıkıyor karşısına. Psikolojide ?Kendini Doğrulayan Kehanet? diye bir olgu var. Buna göre, insan olumlu düşünürse olumlu sonuçlara, olumsuz düşünürse olumsuz sonuçlara ulaşıyor. ?Başarılı olacağım? dersek de biz haklı çıkıyoruz, ?Başarısız olacağım? dersek de. Her iki durumda da kendi düşüncemizi doğrulamış oluyoruz. Özellikle öğrencilerimizde ?Kendini Doğrulayan Kehanet? örnekleri görüyoruz. Öğrenci, daha her şeyin başında, kendine güvensiz bir şekilde ?Ben yapamam ki!?, ?Ben beceremem ki!?, ?Ben bu dersi anlayamam ki!? deyip işin içinden sıyrılıyor. Sonuçta da istemediği ama kendini hazırladığı durumla karşılaşıyor.</p>
<p>Kuşağımızın en büyük devrimi,<br />
insanların zihinlerini değiştirerek<br />
yaşamlarını değiştirebileceklerinin keşfedilmesidir.</p>
<p>? William James ?</p>
<p>Hayatımızın direksiyonunda biz olduğumuza göre iyi veya kötü yoldan gitmek de bizim elimizde, yani iş insanın seçimine kalıyor. İnsanın olumlu düşünmeyi seçerse kazançlı çıkacağı bellidir. Olumlu düşünmeyi, amaca odaklanmayı (motive olmayı) ve başarıya ulaşmayı sağlamak için NLP adı verilen, zihnin programlanmasına dayanan uygulamadan yararlanılabilir.</p>
<p>NLP?de amaç; zihnin duygu ve düşüncelerle yeniden ele alınıp olumlu şekilde programlanmasıdır. NLP?nin günlük hayatta kolaylıkla ve zevkli bir şekilde uygulanabilen teknikleri var. Bu uygulama, kişisel değişime inanan ve başarıyı elde edememenin imkânsız olduğunu savunan teknikler sunar.</p>
<p>Yaşamak aslında o kadar güzel ki kıymetini bilmiyoruz. Her gün uyandığımızda hayatta olduğumuza şükretmemiz, her şeye rağmen gökyüzüne bakıp güzel şeyler düşünmemiz, hayallerimizi ve amaçlarımızı kaybetmememiz, sürekli olarak kendimizi meşgul edecek etkinlikler bulmamız ve ne kadar olursa olsun sahip olduğumuz imkânları en iyi şekilde değerlendirmemiz, ruh sağlığımız açısından oldukça önemlidir.<br />
Gülebilmek, mutlu olmak, mutlu kalmak bize bağlı.</p>
<p>HER ŞEY SENİN ELİNDE, YAŞAMINI RENKLENDİR.</p>
<p><strong>Unutmayın!<br />
ZİHNİNİZDEKİ HARİTAYI DEĞİŞTİRMEK, DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEKTEN DAHA KOLAYDIR.</strong></p>
<p>Nuran GÖNÇ Konya Cihanbeyli İmam-Hatip Lisesi Rehber Öğretmeni<br />
Kaynak: Savaşçı &#8211; Doğan Cüceloğlu<br />
Negatif Limanlardan Pozitif Sulara ? Oğuz Saygın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/hayat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canavar</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/canavar.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/canavar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 May 2008 22:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Günay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelpdr.com/deneme-yazilari/canavar.html</guid>
		<description><![CDATA[Gökyüzü geceleri bile gri beyaz ışıklarıyla örtüyor ağır ağır kocayan bu kenti. Onu ne kadar yenilemeye çabalasalar o kadar tekmeliyor üzerindekileri. Tıpkı üstünü örtmeyen yaramaz çocuklar gibi. Yıllar önce yaşadığım bu kent tecavüze uğramaktan çektiği azapla şaşkına uğramış bir kadın şimdi. Mahremiyeti kalmamış ilişkilerin ağılında boğulan insan kalabalıkları, buhranlarını üflüyorlar sokaklara? Kimsenin kendisini koruyamayacağı zehirli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzü geceleri bile gri beyaz ışıklarıyla örtüyor ağır ağır kocayan bu kenti. Onu ne kadar yenilemeye çabalasalar o kadar tekmeliyor üzerindekileri. Tıpkı üstünü örtmeyen yaramaz çocuklar gibi. Yıllar önce yaşadığım bu kent tecavüze uğramaktan çektiği azapla şaşkına uğramış bir kadın şimdi. Mahremiyeti kalmamış ilişkilerin ağılında boğulan insan kalabalıkları, buhranlarını üflüyorlar sokaklara?<br />
Kimsenin kendisini koruyamayacağı zehirli bir duman geçiyor aramızdan. Boğazım ağrıyor.<br />
Ezan okunmaya başladı. İkişer dakika aralıklarla bu senfoniyi duymak, tepelerinden birinde doğduğum bu kente keskin bir dalış yapmak.</p>
<p><span id="more-117"></span><br />
Namaz kılmak için uyanan teyzem abdest almak için banyoya giderken koca evin antresinde oraya buraya giderken beni görünce ciddi bir sıkıntım olduğunu sandı. Kalem aradığımı fark edince de endişesi dinmedi.<br />
??Allah Allah tövbe??diye kıkırdadı<br />
??bişey yok teyzecim. Mektup yazacağım??<br />
Başını sallayarak abdestine başladı. Annem ise sadece midem ağrıyor zannedip elimde kalem ve kâğıdı görünce rahatladı.<br />
Aslında bir çeşit ağrıydı tabi şu an yaşadığım lakin nerem ağrıyor kestirmek güç. Yine de mide hapımı aldım. Lakin içimi kemiren fareden kurtulamadım. Anneme söylemedim tabi çünkü geçen ay geçirdiğim ülser nöbetlerinden sonra her an ölecekmişim gibi davranıyor. Aslında haklı. Her an ölebilirim fakat sadece benim için geçerli değil ki bu durum. Sizde her an ölebilirsiniz. Ne var bunda?<br />
Tam olarak içimden geçenleri söylemek ile söylememek arasında yaşadığım bir girdap bu?<br />
Sancı, iç kaşıntısı, çivi yutmak, ya da çivi kusmak işte öle bir şey?<br />
Adeta bilimkurgu romanlarından cümlecikler okuyordum kentin her bir köşesinde. Maymunlar cehennemi ya da ubik ya da beşinci elementte ki dekorlara öykünmeye başlamıştık artık. Bazen kestiremiyorum aslında bu yazarlar mı öngörebiliyor yoksa onlar yazdığı için mi böyle şeyler oluyor?<br />
İnsanlar artık kendilerini kusuyorlar. Hayatı yiyor, kendilerini kusuyor, kusmuklarını hayat sanıp tekrar yiyorlar. Burada ne gök vardı ne de yüzü? Bir avuç görüntüde gri beyaz bir bulutsu o kadar!<br />
Güneş doğacağı zamanı bekliyor sabırla. İnsanlar dışında her şey beklemeyi nasılda biliyor!<br />
Herkes uyuyor. Bayram sabahı. Mutfak tuzaklarla dolu&#8230; Ocakta kendi halinde soğumaya terkedilmiş bir tencere dolusu yaprak sarması? Fırının içinde üzeri sofra beziyle örtülmüş su böreği, dolapta çeşitli salatalar ve meyveli turta.<br />
Hemen çıkmalıyım buradan?<br />
Erkekler yavaş yavaş uyanmaya başlamışlardır. Bayram namazı için caminin içinde yer bulmak zor. Çünkü hiçbir namaza olmasa bile bayram namazına gidenler çok oluyor. Bir çeşit günah çıkarma gibi. Bu davranışın ardında şöyle bir ses var sanki<br />
??yani böle uzun aralıklarla ve azar azar olsa şu namaz işi kılacağız işte. Öyle her gün beş kere deyince kılamıyoruz ??</p>
<p>Erkek milleti Sufli hayatlarında kendilerini kusmalarından dolayı tanrıdan af dileyecekler. Tanrının affı dedikleri şey, insanların kendilerini affetmesi olmasın sakın? Vicdanın son durağı? İnsan kendini affetmeyince tanrının affetmesi de olası değil ki zaten.</p>
<p>Çok uzun apartmanlar var bu kentte. Ben şu anda 10, kattayım. Ağaçlara bacaklarından asılmış kediler gibiyiz. Toprak yok. Geldiğimden bu yana hiç kuş sesi duymadım. Teyzemin torunlarının oynadığı sesli kitaplar var. Kuş resmine basınca ötüyor. Bir tek onu duydum yalan olmasın. Eşek, inek filan da var.</p>
<p>Ülkemde sinsi sinsi gezinen ve geçtiği yerdeki insanların ruhlarını yutup, onları hayalete çeviren bir canavar var. İnsanların yalnızlığından ve mutsuzluğundan besleniyor adeta. Doğduğum kenti çoktan ele geçirmiş. Artık burası doğduğum kent değil.<br />
Ezanlar kirlenmemiş lakin. ızdırabın orta yerine düşen Ateş topları gibi ezici ve ürkütücü artık.<br />
Şimdi 10, katında oturduğum binaların yerinde çamurlar içinde minik minik gecekondular vardı bir vakitler. Mustafa ve safiye vardı sınıf arkadaşlarım. Ayaklarında, paçalarında kat kat çamurla gelirlerdi Çukuranbar?dan yüzüncü yıl?a?<br />
??evladım her yeri mahvettiniz!??diye kızardı öğretmenimiz onlara.<br />
Mahcup mahcup geçerlerdi yerlerine. Muhtemelen kendilerine ağabey ya da ablalarından kalmış büyük botları çamurda debelenmekten daha da büyümüş olurlardı. Onları gizlemek için büzüşürlerdi sıranın altında. Onlar büzüştükçe çizmeler daha da büyür, pıt pıt dökülürdü çamurlar. Bütün sınıf gülüşürdük hallerine.<br />
Dere tepe düz gittik misali belki de bir saati bulan ayaz bir yolculuktan çıkıp gelirlerdi okula?<br />
Şimdi burada yollar var artık. Mustafa ve safiye yok. Gecekonduları iyi para etmiştir umarım. Bu sosyetik evlerden birine geçmişlerdir. Fakat ilginç olan şu; çamur hala var.<br />
Ankara ve çamur sadece yürüyenlere bulaşabilir.<br />
Kendi yolunu? Kendi ayaklarıyla?<br />
Kendini kusarak değil,<br />
Yaşayarak?<br />
Şimdilik,<br />
Elveda Ankara</p>
<p>Pınar Nurhan</p>
<p>Eğitimci Yazar</p>
<p><a href="http://narkizindefteri.blogspot.com" title="http://narkizindefteri.blogspot.com/">http://narkizindefteri.blogspot.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/canavar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

