Kayahan?ın ?Bizimkisi bir aşk hikâyesi? isimli şarkıyı çok severim. Sanırım yazımı da bu şarkıdan etkilenerek yazdım? Bu şarkıyı hemen hemen birçoğumuz biliriz. Kayahan?ın hakkını vermek gerek, nefis bir şarkı? Sosyolojik açıdan baktığımızda Türk aile tipi, geniş aile dediğimiz yani büyük ...
Baudelaire?in Paris sıkıntısı adlı eserini her şiir sever bilir. Fakat bu yazı ne şiirden ne Paris?ten ne Baudelaire den söz etmeyecek. Bu başlığı anımsatan tek şey sıkıntı olacaktır. Kasaba sıkıntısı?
Kent yaşamının pastörize yaşam biçiminden bunalıp, kaybettikleri doğallığı fellik fellik arayan ...
Hepimiz insan olmanın verdiği sorumluluk ve zorluklarla yaşıyoruz. En boş vermiş, amaçsız insanın bile bir mücadelesi var hayatta, hayatla.
İnsan yaşadığı müddetçe güzeli de görecektir çirkini de; iyiyi de görecektir kötüyü de; kolayı da görecektir zoru da. Sıkıntılar, olumsuzluklar olmadan hayat ...
Gökyüzü geceleri bile gri beyaz ışıklarıyla örtüyor ağır ağır kocayan bu kenti. Onu ne kadar yenilemeye çabalasalar o kadar tekmeliyor üzerindekileri. Tıpkı üstünü örtmeyen yaramaz çocuklar gibi. Yıllar önce yaşadığım bu kent tecavüze uğramaktan çektiği azapla şaşkına uğramış bir kadın ...
İnsanoğlunun bilimsel bilgi yolculuğunda son durağı kendisidir. Önce gökcisimleriyle başladı günümüz bilimsel çalışmalarının öncüleri. Yıldızlara o kadar çok bakıldı ki benlik ve onun muhtevası hep ertelendi. Her ne kadar felsefi akımlar ve dini inanışlar insanı merkez alan bir yapı arzetse ...
Hepimizce bilinmektedir, 31 Aralık günü Irak Devleti?nin devrik başkanı idam edildi. Bu görüntüleri televizyondan defalarca izledik hem de sansürsüz olarak. Filmlerde RTÜK?ün zorunlu koştuğu işaretleri haberlerde koymayı unuttu! televizyonlar, anneler babalar kendi meraklarını giderirken çocuklarının da merakını gidermiş oldular. Saddam ...
Yine o tahta masalar-
Nedendir beni bu masalara zaafım? Onları bana özel kılan kuvvet?
Sela veriliyor. Gözlerim yine bulutlara öykünüyor. Anneannemin terasını anımsıyorum. Meğer ne çok iz bırakıyormuş çocukluğun mekânları insanda
Ünlü filozof Sokrates böyle söylüyor. Ben onun yalancısıyım. Sokrates ruhların göçüne inanıyordu ve hayata tekrar tekrar geldiğimizi söylüyordu. Her seferinde edindiğimiz bilgilerinde zihnimizde saklı tutulduğunu ancak bunları doğarken unuttuğumuzu anlatıyordu. Yani bizler hayat ile ilgili her türden bilgiyi zaten bilerek ...
Oldukça keyifli bir çocukluğum vardı. Kim bilir ömrümün belki de en sağlıklı dönemiydi. Korkmamayı o vakitler öğrenmiştim. Babam hiçbir şeyden korkmazdı çünkü. Sevinmenin ne demek olduğunu o vakitler anlamıştım. Annemle doğum günü pastamı yaparken? Mutfakta sadece benim için saatlerce ayakta ...
Faşizmlerini entelektüalize edip, sözleriyle gerçeğin başını döndüren, birbirleriyle kalem yarışına giren bazı aydınlar, anal-sadistik dönemde takılıp kalmış olmalarının bedelini kendi halkına da ödetmekle kalmıyor, akademisyen kavgaları, köşeden köşeye atışmalar ve unvan yarışlarıyla, evrim geçirme umudumuzu, köreltiyorlar. İlkçağda taş ve sopayla ...
Kimi zaman beceremiyorum demenin bir başka ifadesidir bahane. Canımız bir şey yapmak istemediğinde mantıklı mantıksız sıralar dururuz. Daha çok da başarısız olduğumuzda yada başarısız olacağımız anlaşıldığında başlarız bahane uydurmaya. ?Öğretmenin ödevimi yapacaktım ama akşam elektrikler kesildi? ilköğretimde uydurulan en baba ...
İyi ki uzaklardasın Güldünya! Umarım Aşkın ve tanrının varlığına inanmanın daha mümkün olduğu çiçekli yollar kesiyordur ömrünü?
Şiddetin aile içi yansımaları özellikle feodal toplumların en derin yarası iken, en az değinilen ve medyada da ajitasyon unsuru olarak kullanılmasının dışında yer verilmeyen mesele çocuk istismarıdır.
Bu mevzunun derinliği birkaç yazının devamıyla ancak kavranabilir sanırım. Bu metinde daha çok fiziksel ...
İnsan kavramı nedir?ne iş yapar dünyada sadece yemek içmek midir?işi insan sınırları belirsiz bir umman.doğup büyüyüp,ölürken zaman kavramı ile sınırlımıdır?bence değil bana göre insan bütün zaman ve bilgiye hükmetmesini akıl anahtarıyla çözmüş bir varlık.Dünden bugüne,bugünden yarına ulaşan bir derya.
Ne güzel, ne dopdolu bir cümle? İnsanoğlu, elindekilerin kıymetini hep yitirince anlar nedense?
Bir bilebilsek, öylesine geçirdiğimiz günlerde, aslında neleri bozuk para gibi harcadığımızı, kıymetini bilmeden, hak ettiği kıymeti onlara vermeden neleri tükettiğimizi?