<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AktuelEğitim &#187; Çocuk Eğitimi ve Rehberlik</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/category/egitim-ogretim-genel/cocuk-egitimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 10:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Yaz Okulları: Yaz Okulu Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okullari-yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-edilmeli.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okullari-yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-edilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 16:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaz okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1392</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğu yaz okuluna göndermenin ebeveynler için de avantajları büyüktür. Her şeyden önce disiplinli ve denetimli bir ortamda çocuklarının, yaş grupları ile eğlenceli ve keyifli vakit geçirmeleri ebeveynlerin de gönül rahatlığı ile işleri ile ilgilenmelerini sağlar. Yaz Okulu Seçerken Dikkat Edilmesi GerekenlerPeki, yaz okulu nasıl seçilmeli, ebeveynler yaz okulu seçerken nelere dikkat etmelidirler? 1- Günümüzde internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğu yaz okuluna göndermenin ebeveynler için de avantajları büyüktür. Her şeyden önce disiplinli ve denetimli bir ortamda çocuklarının, yaş grupları ile eğlenceli ve keyifli vakit geçirmeleri ebeveynlerin de gönül rahatlığı ile işleri ile ilgilenmelerini sağlar.</p>
<p>Yaz Okulu Seçerken Dikkat Edilmesi GerekenlerPeki, yaz okulu nasıl seçilmeli, ebeveynler yaz okulu seçerken nelere dikkat etmelidirler?</p>
<p>1- Günümüzde internet aracılığı ile pek çok seçeneği oturduğumuz yerden değerlendirebiliyoruz. Çocuğunuz için uygun yaz okulu ararken yine en büyük yardımcınız internet olacaktır. Önce size en yakın ve en uygun seçeneklerin bir listesiniz yapın. Evinize yakın yazokulu yoksa sizin ya da eşinizin iş yerlerine yakın seçeneklere de bakabilirsiniz.</p>
<p>2- Yaz okulu seçiminde servis ve ulaşım seçenekleri bir diğer önemli ve seçim kriterinizi belirleyecek konu olmalıdır.</p>
<p>3- Seçmeyi düşündüğünüz yaz okulunun o yaz dönemi için uygulamak istediği eğitim ve aktivite programı ve bu programın çocuğunuz ile olan uyumuna bakmalısınız.</p>
<p>4- Yaz okulu seçimi yaparken mutlaka çocuğunuz ile düşüncenizi paylaşmalı, seçimi birlikte yapmalısınız. İlk elemenin ardından bütçeniz için uygun seçenekleri değerlendirerek çocukla paylaşmak sizin için daha iyi olacaktır.</p>
<p>5- Yaz okulu eğitim kadrosu bir diğer önemli konudur. Eğitmenlerin derse hakimiyeti, deneyim düzeyleri, eğitim kökenleri sorgulanmalıdır.</p>
<p>6- Yaz okuluna kayıt yaptıran diğer çocukların yapısı, yaş grupları ve cinsiyetlerine göre çocuk sayısı da sizin için önemli kıstaslardan olmalıdır.</p>
<p>7- Yaz okullarının pek çoğunda havuz aktivitesi bulunmaktadır. Bu noktada havuzun hijyeni ve Hepatit A aşısı sorgulanmalıdır.</p>
<p>8- Bir diğer önemli nokta da yaz okulunda ikram edilen yemektir. Okul dönemince çocuğunuzun ne ile besleneceği, beslenme programı hatta varsa haftalık yemek programı öğrenilmelidir.</p>
<p>9- Seçtiğiniz yaz okulunda spor dışı aktivitelerin ne olacağı sorulmalı, paylaşıma yönelik aktivitelerin çoğunlukta olmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>10- Çocuğunuzu ilk defa yaz okuluna gönderecekseniz, adaptasyon süreci için ek zaman istemeyi de ihmal etmeyin. Ne denli iyi bir kurum olursa olsun çocuğunuz adapte olmakta zorluk çekebilir. Bu noktada deneme süreci olan yaz okullarının tercihi bütçenizi koruma altına almak için akıllıca olacaktır.</p>
<p>Aslı ÖZAY<br />
<a href="http://www.makalemarketi.com">http://www.makalemarketi.com</a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 128 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okullari-yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz okulu seçerken nelere dikkat etmeliyim?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-etmeliyim.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-etmeliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 16:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yaz okulu]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1391</guid>
		<description><![CDATA[Okulların tatile girmesiyle aileleri bu kez de yaz okulu telaşı sardı. Uzun yaz tatili boyunca çocuklarını zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak isteyen aileler yaz okullarını tercih ediyor. Son yıllarda çok sayıda yaz okulunun açılması ve birçoğunun yüzme, futbol, çeşitli oyunlar gibi sportif alanlarda faaliyet göstermesi çocuğun sağlığı açısından son derece önem taşıyor. Uzmanlar, her türlü güvenlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okulların tatile girmesiyle aileleri bu kez de yaz okulu telaşı sardı. Uzun yaz tatili boyunca çocuklarını zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak isteyen aileler yaz okullarını tercih ediyor. </p>
<p>Son yıllarda çok sayıda yaz okulunun açılması ve birçoğunun yüzme, futbol, çeşitli oyunlar gibi sportif alanlarda faaliyet göstermesi çocuğun sağlığı açısından son derece önem taşıyor. Uzmanlar, her türlü güvenlik önlemi alınan, sağlık görevlisi bulunan ve alanlarında uzman eğitimcileri olan yaz okullarının tercih edilmesini öneriyor. </p>
<p>Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüdaverdi Adam, ailelere yaz okulu seçerken çocuklarının sağlıkları için titiz davranmalarını istedi. Adam, &#8220;Belediyeler ve çok sayıda özel kurum yaz okulları açıyor. Sağlıksız yaz okulları çocuklarımızın sağlığına ciddi şekilde zarar verebilir. Hijyene önem veren, her türlü alt ve üstyapıda güvenlik önlemi alan okullar tercih edilmelidir.&#8221; dedi. Hüdaverdi Adam, özellikle spor yaz okullarında mutlaka konusunda uzman kişilerin bulunması gerektiğini, yüzme gibi derslerin yüzme hocaları tarafından verilmesinin önemli olduğunu söyledi. </p>
<p>Sakarya Vatan Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Dursun Bostancı ise yoğun spor aktiviteleri gerektiren yaz okullarına girecek öğrencilerin mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Her bedenin her sporu yapmaya uygun olmadığının altını çizen Bostancı, &#8220;Bazen ağır hareketler sebebiyle ani ölümler yaşanabiliyor. Özellikle çocuklarımızın yapacakları sporla ilgili bir sağlık kontrolünden geçmelerinde fayda var. Bunun yanında yaz okullarında sürekli ve ağır sporlardan da kaçınılmalı. Spor hangi dalda yapılıyorsa o dalda uzman olanlar tarafından yaptırılmalıdır. Bu, sakatlanma ve diğer tehlikelerin önüne geçecektir.&#8221; diye konuştu.<br />
zaman.com.tr</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 170 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/yaz-okulu-secerken-nelere-dikkat-etmeliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğumuza ölümü nasıl anlatabiliriz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocugumuza-olumu-nasil-anlatabiliriz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocugumuza-olumu-nasil-anlatabiliriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 14:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Vblog]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1367</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babalar için anlatılması en zor durumlardan biridir. Ölüm gerçeği nasıl anlatılmalı? Çocuk bunu nasıl karşılar? Hayatın doğal bir parçası olan bu durumu çocuğunuza nasıl anlatabileceğinizi filmizi izleyerek bilgi sahibi olabilirsiniz. &#160; &#160; Benzer videolar i&#231;in t&#305;klay&#305;n Bu yazı 407 defa okundu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babalar için anlatılması en zor durumlardan biridir. Ölüm gerçeği nasıl anlatılmalı? Çocuk bunu nasıl karşılar? Hayatın doğal bir parçası olan bu durumu çocuğunuza nasıl anlatabileceğinizi filmizi izleyerek bilgi sahibi olabilirsiniz.</p>
<p><code>
<div style="width:450px"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab" id="uzmanEmbedPlayerZTVTQTDPeDf" width="450" height="404"><param name="movie" value="http://www.uzmantv.com/getswf/ZTVTQTDPeDf" /><param name="WMode" value="Transparent"><param name="allowNetworking" value="all"/><param name="allowScriptAccess" value="always"/><embed src="http://www.uzmantv.com/getswf/ZTVTQTDPeDf" wmode="transparent" width="450" allowScriptAccess="always" allowNetworking="all" height="404" name="uzmanPlayerZTVTQTDPeDf" type="application/x-shockwave-flash"/></object>
<div>
<div style="float:left;"><a id="uzmanlinkZTVTQTDPeDf" href="http://www.uzmantv.com" target="_blank"><img src="http://www.uzmantv.com/images/uzmantv.png" style="border:none"/></a>&nbsp; &nbsp;</div>
<div style="padding-top:7px;"><a id="konulinkZTVTQTDPeDf" href="http://www.uzmantv.com/konu/olum-korkusu" target="_blank" style="font-family:Verdana;font-size:12px">Benzer videolar i&ccedil;in t&#305;klay&#305;n</a></div>
</div>
</div>
<p></code></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 407 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocugumuza-olumu-nasil-anlatabiliriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyalleşme yolunda ilk adım: oyun ve oyuncak</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/sosyallesme-yolunda-ilk-adim-oyun-ve-oyuncak.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/sosyallesme-yolunda-ilk-adim-oyun-ve-oyuncak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 07:13:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eyüp Sarı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1346</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun hayatının ilk yıllarında toplumsal kurallara uyum sağlamasını ve kendi güçlerini fark etmesini sağlar. Ayrıca çocuğu zor dünyayla karşı karşıya getirmek ve yaşama hazırlamak için bir fırsattır oyun ve oyuncak. Bunu bildikleri için Avrupa yüzyıllar öncesinden başlamadı  mı oyuncağa önem vermeye, biz ise ilk oyuncak müzesini daha 1990 yılında açtık. Dünyadaki gelişmiş ülkelere bakıyoruz, oyuncağa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun hayatının ilk yıllarında toplumsal kurallara uyum sağlamasını ve kendi güçlerini fark etmesini sağlar. Ayrıca çocuğu zor dünyayla karşı karşıya getirmek ve yaşama hazırlamak için bir fırsattır oyun ve oyuncak. Bunu bildikleri için Avrupa yüzyıllar öncesinden başlamadı  mı oyuncağa önem vermeye, biz ise ilk oyuncak müzesini daha 1990 yılında açtık. Dünyadaki gelişmiş ülkelere bakıyoruz, oyuncağa en çok önem veren ülkeler ilk sıralarda örnek mi istiyoruz: Çin, ABD  vs. O küçük oyuncakların en büyük çekiciliği bize dünyayı minyatür halinde göstermesidir. Onun için sevmez miyiz legoları, o yapbozların içinde yaptıklarımız kendimize ayrı bir dünya, ayrı bir ev yapmaktır.</p>
<p>Çocukların oynadıkları kutu kutu penseler, saklambaçlar, çetecilik oynama vs. bunların hepsi onları eğiterek, hırstan, kinden uzak tutar. Çocuğa ayrı bir kişilik kazandırır. Arkadaşları ile kaynaşmayı, dayanışmayı, yardımlaşmayı öğretir o genç beyinlere. Çocukları oynamaları için biz ne kadar engellesekte onlar her zaman oynamaya meyillidirler. Bir bakarsın meme emen bebek doyunca başlar annesinin memesiyle oynamaya, çok duymuşuzdur annelerin &#8220;yeter artık oynama&#8221; dediğini J Yaşam oyunla başlar çocuk için. Şunu da görmüşüzdür ki  hayatları boyunca çok oynayan çocukların çok güzel işler başardığını. Eskiden çocuk; çamurdan ev yapınca sevinirken, günümüzde; counter denen oyunda teröristleri vurunca seviniyor. Bilgisayar oyunları çocuklarımıza sokakta oyun oynama fırsatı vermemesinin yanında sosyalleşmesine de izin vermiyor.   </p>
<p>Oyun gibi oyuncağı da çocuğa bırakacaksın. Vereceksin önüne oyun hamurunu, çamuru veya tahtayı kendi oyuncağını kendi yapsın. Kendi oyuncağını yaparken kişiliğini kazansın bunun yanında, kendini tanıyıp, yaratıcı olsun. Oyun ve oyuncak daha neler mi kazandırır; günlük yaşamda kullanabileceği eşyaları ilk önce oyunla tanır. Doğayı, canlı ve cansız varlıkları oyunla keşfeder. Kendi anlatamadığı iç sorunlarını oyuncakları yardımıyla anlatmaya çalışır. Mesela;evcilik oynarken rol değişikliği yaparak empati yeteneğini geliştirir.Farklı arkadaşlarının duyguları ile ilgili bilgi sahibi olur,duyarlılık kazanır.Hoplayıp,zıplayarak gelişim aşamasındaki kaslarını geliştirir. Kendi bedenini kontrol altında tutmayı öğrenir. Dünyada tek olmadığını başka insanlarında var olduğunu, bencillikten kurtularak öğrenir. Dikkat toplamayı,kendini bir amaca yöneltmeyi,eşleştirme, sıralama,analiz, sentez gibi zihinsel süreçleri zihninde hızlandırır. Daha da önemlisi kendini ifade etme yeteneğini geliştirir.</p>
<p>Oyuncağı olan çocuk yaramazlık yapıp diğer aile fertlerini de rahatsız etmez. Oyuncağıyla oynar, nasıl yapıldığını, nelerden yapıldığını inceler.  Bozar sonra tekrar yapar, zihnini geliştirir. Bu süreç belki onun ilerde büyük bir araştırmacı olmasını sağlayacaktır. Buradan ebeveynlere sesleniyorum! Aldığınız oyuncakları süs eşyası olarak değil çocuğunuzun oynaması için alın. Aldığınız oyuncak, oyunun bir parçası olsun. Bazı anneler oyuncak alır, koyar vitrine, çocuk alıp oynamak isteyince &#8220;yok hayır kırarsın&#8221; der. Bu nasıl zihniyettir. Şimdilerde zaten oyuncak çocuklara değil anne-babalara satılır oldu, amaç oyuncağı onlara beğendirmek olunca bu da normal olsa gerek. Oyuncağı çocuklara bırakmakta fayda var, onların adına satın almak yerine.</p>
<p>Bir de alınan oyuncağın çocuğun gelişimine ve sağlığına uygun olmasına dikkat edelim. Plastik atıklarından, zehirli, ucuz ,sağlıksız maddelerden yapılan oyuncaklar yerine sağlıklı ürünleri tercih edelim. Hatta tahta oyuncak en mantıklısı. Çünkü çocuğun bu oyuncaklarla ilişkisi uzun sürer, kopan parçaları tekrar değerlendirip, onarır.</p>
<p>Aldığımız oyuncaklar Bekir Onur&#8217;un dediği gibi &#8220;anne-babalar çocuğa oyuncağı ağzını kapatmak için alıyor&#8221; mantığı olmasın.Oyuncağı onları avutmak için değil çocuğun daha yaratıcı olmasını,sosyalleşmesini sağlamak için almalıyız.Bir başka deyişle oyuncaklar çocuklarımıza ayıramadığımız vakitlere karşı verdiğimiz rüşvetler olmamalıdır.Sadece futbol topu almak yetmez, beraber oynamakta gerekir.</p>
<p>Eyüp SARI</p>
<p>PSİKOLOJİK DANIŞMAN</p>
<p><a href="javascript:top.opencompose('eyp_pdr@hotmail.com','','','')">eyp_pdr@hotmail.com</a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 403 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/sosyallesme-yolunda-ilk-adim-oyun-ve-oyuncak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda bilgisayar bağımlılığı</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-bilgisayar-bagimliligi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-bilgisayar-bagimliligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 21:03:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barış ÇAKIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gençlik Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1317</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayar çocuklarınızın zekasını ve araştırmacı yönünü geliştirmesi açısından oldukça faydalıdır. Ancak her şey gibi bilgisayarın da fazlası zarardır. Okul döneminde ve yaz tatilinde bilgisayarın önünden kalkmayan çocukları bu alışkanlıklarından vazgeçirmek için anne-babalar neler yapmalı ? Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. Ancak yaşamımıza kattığı kolaylıkların yanı sıra olumsuz sonuçlarını da görüyoruz. Çocukların bilgisayar kullanımında doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar çocuklarınızın zekasını ve araştırmacı yönünü geliştirmesi açısından oldukça faydalıdır. Ancak her şey gibi bilgisayarın da fazlası zarardır. Okul döneminde ve yaz tatilinde bilgisayarın önünden kalkmayan çocukları bu alışkanlıklarından vazgeçirmek için anne-babalar neler yapmalı ?</p>
<p>Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. Ancak yaşamımıza kattığı kolaylıkların yanı sıra olumsuz sonuçlarını da görüyoruz. Çocukların bilgisayar kullanımında doğru alışkanlıklar geliştirmesi için anne babaların konuya dikkat etmesi gerekiyor. Eğer çocuğunuzun bilgisayar başında geçirdiği süre giderek artıyorsa, başka bir işle meşgulken bile bilgisayarı özlüyorsa, sizi ve arkadaşlarını dikkate almıyorsa, başka faaliyetleri önemsemiyorsa, sırt, bilek, baş ağrısı gibi fiziksel sıkıntılar yaşıyorsa bağımlılıktan söz edilebilir. Anne ve babaların bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;bilgisayar ve internet bağımlısı&#8221; çocukların ailelerine aşağıdaki uygulaması basit önerilerin faydası olacağına inanıyorum;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle çocuğun her gün bilgisayara ayırdığı zaman belirlenmelidir. Toplam süre okul öncesi çağ çocuklarında bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında iki saatten fazlaysa yetişkinler sınırlandırmaya gidebilirler.</li>
<li>Çocukla evle ilgili bir iş yapmak şartıyla bilgisayar kullanma süresi kazanması konusunda bir sözleşme yapılabilir. Bilgisayar kullanmanın bedeli yüksek olursa çocuğun isteği de azalabilir. Örneğin &#8220;Markete gidip, alışveriş yaparsan yarım saatlik bilgisayar kullanma süresi kazanacaksın.&#8221; gibi.</li>
<li>Aşırı kullanımı engellemenin en kolay yollarından biri bilgisayarı koridor veya ortak çalışma odası gibi yetişkinlerin takip edebilecekleri bir yere koymaktır. Aile içinde birden fazla insan aynı bilgisayarı kullanırsa çocuk; sırasını bekleme, başkalarının eşyalarına saygı gösterme gibi sosyal beceriler geliştirir. Bunun yanı sıra çocuğun bilgisayar ve interneti hangi amaçla kullandığı belirlenir.</li>
<li>Ana-babanın bilgisayar dünyası üzerindeki hakimiyeti artarsa, çocuklarla birlikte oyun oynayabilirler. Program ve oyunların içeriklerini denetleyebilirler. Onları eğitimsel değerler içeren oyunlara yönlendirebilirler. Çocuklarının duygusal zekalarını geliştirmek isteyen anne-babalar problem çözme, düşünce ve duyguları ifade etmeye ve geliştirmeye yönelik program ve oyunlardan yararlanabilirler. 3-5 yaş dönemindeki çocuklar için anımsama, gruplandırma, göz-el koordinasyonuna ilişkin görevler içeren programlar, 6-8 yaş için okuma, yazma, mantık yürütmeyle ilgili etkinlikler, 9-12 yaş için soyut kavramlar, ileri düzeyde sorun çözmeyi içeren materyaller seçilmelidir.</li>
<li>Sanal yerine doğal aktiviteler tercih edilmeli, çocuklarınızı arkadaşları ile doğal yollardan görüşmeleri için yönlendirebilir, onlara yeni olanaklar yaratabilirsiniz.</li>
<li>Spor aktivitelerine zaman ayrılmalı, spor, çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimleri için son derece gerekli bir aktivitedir.</li>
<li>Arkadaşlık ilişkileri desteklenmeli, çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini desteklemelisiniz ve var olan arkadaşlık ilişkilerini sürdürmesi, yeni arkadaşlık ilişkileri kurması için onu yüreklendirmelisiniz. Çocuğunuz, bilgisayarda çok uzun ve gereksiz zaman geçirmek yerine arkadaşları ile olmayı seçecektir.</li>
<li>Sosyal beceri eğitimi verilmeli, çocuklar, kendi akran grupları içinde iletişim kurmaya özendirilmeli. Eğer çocuk iletişim kurmada, iletişimi başlatmada ve sürdürmede güçlük çekiyorsa, sosyal beceri eğitimlerinden faydalanılabilir.</li>
<li> Ana-babalar bilgisayar kullanımına ilişkin <strong><span style="text-decoration: underline;">uygulayamayacakları kurallar koymamalı</span></strong>, ?bu kötü alışkanlıktan vazgeç? diye söylenmemelidirler.</li>
<li>Uzman yardımı alınmalı. Bunları yaptığınız halde çocuğunuzun giderek bilgisayar oyunlarına, bilgisayarda sohbet etmeye bağımlı bir hale geldiğini gözlüyorsanız ve bu durum çocuğunuzun okul başarısını, sosyal yaşamını olumsuz etkiliyorsa, <strong><span style="text-decoration: underline;">bir uzmandan yardım alabilirsiniz.</span></strong></li>
</ul>
<p>7/24 Psikolojik Danışmanlık<br />
Rıhtım Kadıköy/İST.<br />
0506-239 58 80<br />
0216-347 60 03<br />
bariscakirhotmail.com</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 248 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarda-bilgisayar-bagimliligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk suçluluğu ve önlenmesi</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuk-suclulugu-ve-onlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuk-suclulugu-ve-onlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 19:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barış ÇAKIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk suçluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk suçluluğu türleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[suç nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1316</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUK SUÇLULUĞU, en basit anlatımı ile 18 yaşın altındaki yaş grubuna dahil çocuklarımızın karşılaştığı her türlü suça denilmektedir. Çocuk suçluluğunu şu şekilde kategorize edebiliriz;  1- Suça Yönelen Çocuk : Sosyal çevreleri, ana- baba tutumları, kişisel özellikleri nedeniyle  suç işlemeye yatkın ve suç işleme tehlikesi içinde bulunan çocuklardır. 2- Suçlu Çocuk : Kanunlarca suç sayılan fiilleri işleyerek, kanunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÇOCUK SUÇLULUĞU, en basit anlatımı ile 18 yaşın altındaki yaş grubuna dahil çocuklarımızın karşılaştığı her türlü suça denilmektedir. Çocuk suçluluğunu şu şekilde kategorize edebiliriz;</p>
<p> 1- Suça Yönelen Çocuk : Sosyal çevreleri, ana- baba tutumları, kişisel özellikleri nedeniyle  suç işlemeye yatkın ve suç işleme tehlikesi içinde bulunan çocuklardır.</p>
<p>2- Suçlu Çocuk : Kanunlarca suç sayılan fiilleri işleyerek, kanunun cezai hükümleri kapsamına       giren çocuklardır.</p>
<p>3- Çocuk Suçluluğu : Bir çocuktaki anti-sosyal eğilimlerin yasa müdahalesi gerektirecek bir duruma dönüşmesidir.</p>
<p>Bu konuda bazı önemli noktalara değinmeden, son yıllarda toplumumuzda hızla yaygınlaşan bu önemli sorunu anlamamız oldukça güç olur. Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 31-(1) maddesine göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur, bu çocuklar hakkında sadece onlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Dikkat çekici diğer bir nokta da Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 31. maddesinin 2. fıkrasında geçmektedir; burada da eğer çocuk fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşından gün almamışsa işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde de bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılmaz, bu çocuklarla ilgili olarak ta onlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.</p>
<p><strong>ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN TÜRLERİ</strong></p>
<p>1-       Zeka Geriliği veya Gelişimindeki Gerilik Nedeniyle Görülen Suçluluk : Bedensel, toplumsal ve zihinsel gelişimleri sınırlı olan bu çocuklar çoğunlukla sosyo-ekonomik düzeyi düşük, yoksul ailelerden gelmektedir. Bu tip çocuklar gerek zayıflıkları, gerekse dış baskılar sonucu suç işleyebilirler.</p>
<p>2-       Sosyal Eğitimden ve Kültürden Yoksun Olma Nedeniyle Görülen Suçluluk : Çevre çocuğun hem zihnen, hem bedenen gelişmesini destekler. Çocuğun içinde bulunduğu çevre, onun sosyal, eğitimsel ve temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa çocuk suça yönelebilir.</p>
<p>3-       Ergenlik Çağı Nedeniyle Oluşan Suçluluk : Bu çağdaki hızlı bedensel ve ruhsal değişim ile çocukluk evresine kadar uzanan yanlış eğitim ve yetersiz sevgi gibi nedenler, ergenin suça yönelmesini sağlayabilir.</p>
<p>4-       Bozuk Aile Düzeninin Neden Olduğu Suçluluk : Çocuk, birlikte yaşadığı ailenin kötü sosyal davranış örneklerini, ailesinin ve çevresinin kusurlu yanlarını benimser ve öğrenir. Dolayısıyla da suça yönelebilir.</p>
<p>5-       Organik Koşulların Neden Olduğu Suçluluk : Sara, beyin iltihabı gibi tümüyle organik koşullara karşı bir tepki olarak davranışın kontrol edilmemesi dolaylı olarak suçu oluşturabilir.</p>
<p>6-       Yoksulluğun Neden Olduğu Suçluluk : Yaşamının büyük bir bölümü yoksullukla geçmiş, çabuk ve kolay yoldan bu durumdan kurtulmak isteyen çocuklar suça yönelebilirler.</p>
<p>7-       Bilinçsiz Olarak Yapılan Davranışların Neden Olduğu Suçluluk ( Nöratik Suç ) : Nöratik kişilik bozukluğuna bağlı, bilinçsizce yapılan anti-sosyal davranışlar sonucu suçun işlenmesidir.</p>
<p>8-       Psikopatik Suçluluk : Anti-sosyal kişiler, ahlak açısından yozlaşmış, bozulmuş kişiler, kleptomaniler ve eşcinsellerin dahil olduğu bu gruptakiler suç işleyebilirler.</p>
<p><strong>SUÇA İTİLME NEDENLERİ</strong></p>
<p>Çalıştığım alandaki deneyimlerim sonucu şunu belirtebilirimki; suça yönelmiş çocuklarımız ile konuştuğumuz zaman çoğunun parçalanmış ailelerin çocukları olduğunu ( boşanma veya ölüm sonucu anne veya babanın ya da her ikisinin de olmaması ) görürüz.</p>
<p>Çocuk suçluluğu, sanayileşme ile orantılı olarak artış göstermiştir. Sanayileşme sonucu hızlı ve düzensiz kentleşme, işsizlik, gelir dağılımında eşitsizlik ve geleneklerde sarsılma oluşur. </p>
<p>Bu etkenler, aile ve bireylerde suça yatkınlığa neden olur. Köyden kente göç, çocuklar üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.</p>
<p>Köy ve kentteki insan ilişkileri, değer yargıları farklıdır. Bu iki yerleşim biriminin gerektirdiği beceri, bilgi ve deneyimler birbirine uymaz. Kente gelen köy çocuğunun kent güçlüğünü yenmesi, engelleri aşması güçtür.        </p>
<p>Gençlik çağında ise bireyler, yasaların suç saydığı davranışları daha fazla gösterirler. Çünkü bu dönem biyolojik, Psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik dönemi, düzensiz, dengesiz ve çocuklar için yaşanılması zor bir evredir. Ergen hızlı bir bedensel değişim ve gelişimin eşiğindedir. Bu hızlı değişme ve gelişme, önemli bir kaygı kaynağı oluşturur. Genç sürekli olarak kendini ve yerini aramaktadır. Yerini arama çabasında olan genç, özdeşleşme, sorumluluk, özerklik sorunlarına çözüm arar.        </p>
<p>Çözüm, gencin içinde yaşadığı kesimin özelliklerine, özdeşim kurduğu bireyin özelliklerine göre değişik olur. Özdeşleşme, bireyin içinde bulunduğu grubun bir üyesinin duyuş, düşünüş ve davranışlarını izlemesi, onu taklit etmesi, kişilik yapısı bozuksa bu kötü davranış örneğinin gence yansıması demektir. Bunun sonucunda suçluluk oluşmaması için çocuklara ve gençlere, yetişkinlerin rehberlik etmesi gerekir. </p>
<p>Bireyin toplumsal değer hükümlerini kazandıran, ona ilk sosyal deneyim fırsatını veren aile ortamının gelişim sürecindeki önemi büyüktür. Öncelikle ailelerin çocuklarına karşı takındıkları olumsuz tavırlar çocuğun oluşturacağı kişilik yapısını belirler. Örneğin ; Aşırı hoşgörü ve düşkünlük çocuğu bencil yapar ; Aşırı koruma çocuğu diğer kimselere bağımlı, güvensiz bir kişi yapar ; Reddedilen, istenmeyen çocuk sinirli, zayıflara ve küçüklere karşı düşmanca duygulara sahip bir birey olabilir ; Baskı altında bulundurulan çocuk çekingen, aşırı duyarlı, başkalarının etkisinde kalan bir yapıya sahip olabilir.    </p>
<p>Ailenin disiplin anlayışının tutarsızlığı, cezaya yer verilmesi, aşırı sert ve otoriter tutum, hoşgörüden uzak ve baskılı disiplin uygulaması ile çocuğu tümüyle dürtü ve isteklerinin doğrultusunda serbest bırakan, aşırı hoşgörülü ya da umursamaz bir yetiştirme tarzı, yanlış ve zararlıdır. Çocuğun sağlıklı bir ruhsal ve toplumsal gelişme göstermesi için ailenin tutarlı bir disiplin uygulaması ve belli ölçüde otoritenin, denetimin varlığı bulunmalıdır.      </p>
<p>Bozuk aile yapısı da çocuk suçluluğunda önemli etkenlerden biridir. Yıkılmış ya da parçalanmış ailelerden gelen çocuklar ile geçimsizliğin, sürekli karı-koca kavgasının olduğu, babası içki kullanan veya işsiz olan ailelerden gelen ve ailede suçlu bireylerin bulunması durumunda da çocuk suça yönelebilir. Çünkü suçluluk öğrenilen bir davranıştır. Anne yoksunluğu veya düzensiz anne-çocuk ilişkisi çocuk suçluluğuna yol açabilir. Bebeklikte anne bakımından yosun çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal gelişim geriliği görülür. Çocuklar daha küçükken anne sevgisini ve ilgisini kaybetmemek için uslu durmayı, annenin istediği gibi davranmayı öğrenirler. Yani toplumsal davranışların öğrenilmesinin temelinde anneye duyulan sevgi ve bağlanma vardır. Bu sevgi ve bağlanma gelişmemişse çocuk toplumsal davranışları da öğrenemez. Başlangıçta anneye bağımlı olan çocuk, özellikle kişilik gelişimi için koruyucu ve gözetici bir babaya muhtaçtır. Baba, otorite ve toplumsal değerlerin temsilcisidir. Baba yokluğu, otorite boşluğu veya örnek olacak kişilik eksikliği yaratabilir. <strong>Çalıştığım alandaki deneyimlerim sonucu şunu belirtebilirimki; suça yönelmiş çocuklarımızın büyük çoğunluğunun parçalanmış ailelerin çocukları olduğunu ( boşanma veya ölüm sonucu anne veya babanın ya da her ikisinin de olmaması ) görürüz. </strong></p>
<p><strong>ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN ÖNLENMESİ</strong></p>
<ul>
<li>İlk çocukluk yıllarında çocuğa karşı tutarlı davranmak, onun zararsız davranışlarına müdahale etmemek, hareket alanını fazla kısıtlamamaya dikkat etmek, ama bazı kurallara uyulması gerektiğini hissettirmek gerekir.</li>
<li>Çocuk, anne ve babasının pek çok davranışını taklit eder. Çocukların yanında saldırganca davranışlarda bulunulmaması, yalan söylenmemesi ve çocuğun yalan söylememeye teşvik edilmesi yararlı olur.</li>
<li>Oyunun toplumsallaşmada önemli bir yeri vardır. Oyun oynamak çocuğa işbirliğini, toplu yaşam için gerekli kuralları öğretir.</li>
<li>Bu yüzden çocukların yeteri kadar oyun oynamalarına izin verilmeli, fakat oyun arkadaşlarının seçiminde çocuğa yardımcı olunmalıdır.</li>
<li>Her türlü maddi cezadan, özellikle dayaktan sakınılmalıdır. Dayak atılan çocukta düşmanlık hisleri gelişir.</li>
<li>Anne-baba özellikle uygulayacağı disiplin yönteminde tutarlı olmalıdır. Aşırı sert ve otoriter, hoşgörüden uzak, baskılı bir disiplin uygulamasının yanlışlığının yanında, umursamaz bir yetiştirme tarzı da yanlıştır.</li>
<li>Çocuğun zorunlu temel ihtiyaçlarının asgari düzeyde karşılanması, çocuğa yetecek kadar harçlık verilmesi, gerekli araç ve gereçlerin alınması gerekir.</li>
<li>Çocukluk yıllarında anne-babalar, çocuklarıyla arkadaşça bir diyalog kurmayı başarırlarsa, ergenlik döneminde de bu diyalog sürer ve ergenlik dönemi sorunları daha kolaylıkla çözülebilir. Bu nedenle ailenin öncelikle çocuklarını tanımaları, onların ilgi ve yeteneklerini bilmeleri, onlara kendilerine yeter duruma gelebilmeleri için fırsat hazırlamaları ve özellikle çocuklarının sorunlarına arkadaşça kuracakları diyalog yardımıyla eğilmeleri gerekir.</li>
<li>Anne-babanın, çocuğunun boş zamanlarını değerlendirmesinde ona rehberlik yapması, okuyacağı kitapların, seyredeceği filmlerin seçiminde çocuğa yardımcı olması gerekir. Eğer çocuğun, saldırganlık tepkilerini harekete geçiren film ve dizileri izlemesi engellenemiyorsa, anne-babanın bu tip programları çocukla birlikte izlemesi ve daha sonra programın iyi ve kötü yanları hakkında kısa bir söyleşi yapmaları yararlı olabilir.</li>
<li>Çocuğa her yaşta sorduğu cinsel bilgiler uygun bir dille verilmeli, kız-erkek arkadaşlıkları kontrollü bir şekilde teşvik edilmelidir.</li>
<li>Her şeyden önemlisi, çocuklar ve gençler yeteri kadar sevilmeli, kişiliklerine saygı gösterilmelidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> <strong>ÖĞRETMENE YÖNELİK ÖNERİLER</strong></p>
<ul>
<li>Okulun toplusallaştırma görevi genellikle sınıf içinde yerine getirilir. Öğrencinin benimseyeceği değer yargıları ve tutumları açısından öğretmenin rolü büyüktür. Öğrencinin grup içinde kendini geliştirmesinde öğretmen iyi bir rehberdir.</li>
<li>Öğretmen, sınıfta adaletiyle olduğu kadar sırdaşlığı ile de bir model oluşturmalıdır.</li>
<li>Öğretmen sınıfta bütünlüğü sağlarken, sevgi temeline dayalı bir saygıyı da oluşturmalıdır. Öğrencinin eksik ve yetersiz yönlerini vurgulamak yerine başarılarını kendisine hareket noktası yapmalı, sınıf içinde kıyaslama yapmamaya, aşağılayıcı sözler kullanmamaya özen göstermelidir.</li>
<li>Öğretmen kan davası, başlık parası gibi kültür kalıplarının olumsuz yönlerini sergilemeli, buna karşılık toplum yararına olan kültür kalıplarının benimsenmesini sağlamalıdır.</li>
<li>Öğretmen, çocuğun özdeşleşme modeli olarak sevecen, anlayışlı, geniş görüşlü, özgür düşünceli, aydın ve çevresel etkinlikleri izleyen bir kişi olmalıdır.</li>
<li>Öğretmen, ergenlik dönemi özellikleri ve sorunlarını bilen, ergenin özel sorunlarına eğilebilen bir birey olmalıdır.</li>
<li>Çocuğun suç işlediği durumlarda ( hırsızlık, yalan söylemek gibi.) mümkün olduğu kadar kendisi ile konuşulmalı, yaptığının yanlış olduğu anlatılmalı, başkalarına teşhir edilmemelidir. Ayrıca çocuğun suç işlemesinin ana nedeni ortaya çıkarılmalıdır. Nedenler giderilmezse, davranış alışkanlık haline gelir. Nedenlerin bilinmesi ve giderilmesi çözümü kolaylaştırır.</li>
</ul>
<p>7/24 Psikolojik Danışmanlık<br />
Rıhtım Kadıköy/İST.<br />
0506-239 58 80<br />
0216-347 60 03<br />
Bariscakir[@]hotmail.com</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 544 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuk-suclulugu-ve-onlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukta çalma davranışı ve nasıl çözüm yolu bulabiliriz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 18:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[çalma]]></category>
		<category><![CDATA[çalma davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş dönemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1273</guid>
		<description><![CDATA[Hırsızlık, başka insanlara ait herhangi bir eşyanın kötü niyet ile izinsiz alınmasıdır. Bazen de, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde sadece o heyecanı yaşamak için çalma durumuna patolojik çalma olarak da bilinen kleptomani hastalığı neden olmaktadır. Eğer çalma hali rahatsızlık durumunda ise, çalmaya yönelik karşı konulamaz bir dürtü ve eylemden önce gerginlik ve çalma esnasında haz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hırsızlık, başka insanlara ait herhangi bir eşyanın kötü niyet ile izinsiz alınmasıdır. Bazen de, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde sadece o heyecanı yaşamak için çalma durumuna patolojik çalma olarak da bilinen kleptomani hastalığı neden olmaktadır. Eğer çalma hali rahatsızlık durumunda ise, çalmaya yönelik karşı konulamaz bir dürtü ve eylemden önce gerginlik ve çalma esnasında haz ve rahatlama duyguları tanımlanır. Bu bir dürtüsel kontrol bozukluğudur. Bu tür eylemler, anti sosyal kişilik bozukluğundan ya da tavır bozukluğundan kaynaklanmaz. Çalan kişi uzun uzun plan yapmamakta ve hiç kimseden yardım almamaktadır. Böyle bir patolojik durum halinde, kişi hemen kontrol altına alınıp, tedavi edilmelidir. Bu rahatsızlık çocuklarda da görülür. Ancak, bu çalma eylemi her zaman patolojik olmayabilir. Çocuklar için durum farklıdır. Çocuklarda okul öncesi çağında mülkiyet kavramı gelişmemiş olduğundan ve çocuklar hırsızlığın ne olduğunu bilmediği için, başkalarına ait eşyaların kendilerine ait olması gerektiği hissini engelleyemezler, kendi haklarıymış gibi görüp izinsiz alabilirler. Çoğu zaman aileler, çocuklarının hırsızlık yaptığı düşüncesiyle paniğe kapılırlar. Bu durumda çocuğa yaklaşımlarda doğru tutumları sergilemek, doğru çözüm yollarına ulaşmak için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Yaş Dönemlerine Özgü Özellikler: </strong></p>
<p><strong>2 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Sahiplik kavramı gelişmemiştir.</li>
<li>Her şeyin kendisine ait olduğunu zanneder. Dolayısıyla, bir başkasının elinden bir şey almak isteyebilir.</li>
<li>Zamanla kendine ait olanı ve olmayanı ayırt edebilir ama bencil tutumları bir süre değişmez, çünkü kendini engelleyemez.</li>
</ul>
<p><strong>3-4 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Bu yaş döneminde çocuk izinsiz bir şey alınamayacağını bilir ama yine de alma isteğine karşı koyamaz.</li>
<li>Ceplerinde de onlara ait olmayan oyuncaklar ya da parlak nesneler bulunur.</li>
</ul>
<p><strong>5-8 yaş çocukları:</strong></p>
<ul>
<li>Yapılan gözlemlerde bir şeyler aşırma, çalma bu yaş döneminde daha sık görülür.</li>
<li>Bu dönemde gösterişli olan her şey hoşlarına gider. Birbirlerine ait olan kokulu silgileri, renkli kalemleri alabilirler.</li>
<li>Çoğu çocuk izinsiz aldıkları nesnelere, &#8220;yolda buldum&#8221;, &#8220;arkadaşım verdi&#8221;, &#8220;kendim aldım&#8221; ya da &#8220;ödünç aldım&#8221; şeklinde açıklama getirebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Çalma Davranışına Neden Olan Öğeler:</strong></p>
<ul>
<li>Çalmanın en önemli nedeni doyumsuzluktur. Doyumsuzluk çok çeşitli, kısa ya da uzun süreli olabilir. Bu davranışın altında yatan sebep anne-baba tarafından çocuğun yüzüstü bırakıldığı düşüncesi ve öç alma isteğidir. Sevilmediğini ya da anne-babasını yitirdiğini düşünen çocuklarda çok yaygın bir davranıştır. Bu davranışı ile sevgiyi geri getirebileceğini düşünür. Olumsuz da olsa ilgiyi kendi üzerinde görmek hoşuna gider. Çalma genellikle en son başvurulan yol, yardım çağrısıdır.</li>
<li>Yaşına göre olgunlaşmamış çocuklar, anne-babalarının çanta ya da ceplerinden aldıkları paraları ya öteberiye yatırır ya da diğer çocuklara dağıtır. Sahip olamadığı arkadaşlıkları bu yolla kazanmaya çalışır.</li>
<li>Yine yaşına uygun olmayan olgunluktaki çocuklar, durmadan almaya alışkın oldukları ve sınırlarını bilmediği için almakta sakınca görmezler. Eve getirdiği nesneler de denetlenmiyorsa bu davranışı sürer.</li>
<li>Hediye vermek, sevginin bir belirtisidir. Çalan çocuk hak ettiğine sevgiyi hak ettiğine inandığı için kendi hediyelerini kendi alarak elde etmeye çalışır. Sevgi açlığı ile çalma ilişkisinin en belirgin özelliği anne-baba sevgisinin yoksunluğudur.</li>
<li>Bazen de anne-baba tutumunda yanlış bir şey olmadığı halde, yoksunluk ve buna bağlı güvensizlik ile kendine ait bir şeyler edinmeye çalışarak bu duygularını gidermeye çalışır.</li>
<li>Başka bir haksızlığın karşılığını da vermeye çalışıyor olabilir.</li>
<li>Çok büyük baskı altındaki çocukların hırsızlık yapmaları daha muhtemeldir.</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Engelleyebiliriz ve Çözüm Yolu Bulabiliriz?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuğa daha küçük yaşlarda mülkiyet kavramı öğretilmelidir. Bunun için önce çocuğun özel eşyaları olması sağlanmalı ve anne-baba çocuğun özel eşyalarını alırken izin istemelidir. ?Bu senin, bu benim? gibi cümleler ile algılamasına yardımcı olmalı ve izinsiz almaması gerektiği öğretilmelidir.</li>
<li>Çocukların temizlik, uyku gibi temel ihtiyaçlarına dikkat edilmeli, bu konuda çocuklar asla cezalandırılmamalıdır.</li>
<li>Çocuk küçükse, izinsiz aldığında hırsızlık yaptığının farkında değildir. Çocuk bu yüzden cezalandırılmamalıdır ama yaptığının da doğru olmadığı anlatılmalıdır. ?Bu eşya sana ait değil, senin olmasını istediğini anlayabiliyorum ama başkasına aitse izinsiz alman doğru değil? şeklinde bir açıklama getirilebilir.</li>
<li>Okul çağlarında devam eden çalmalar üzerinde daha sık durulmalıdır.</li>
<li>Çocuklar ve aile yönünden nedenler araştırılmalıdır.</li>
<li>Bir şey çaldığında çocuk, hırsız damgası yemeden, şiddet uygulamadan, ağır suçlamalara maruz bırakılmadan, evden atılmadan, korkutulmadan, aldığının geri verilmesi en iyi çözümdür. Çocuk gereksiz yere suçlanmamış ama davranışı da onaylanmamış olacaktır.</li>
<li>Yetişkinler, çalınanlar için çocuklarına bağırırsa bu onların sevilmedikleri ve yanlış anlaşıldıklarına yönelik inançlarını güçlendirir ve daha fazla hırsızlık yapmalarına neden olabilir. Çalma eylemin çocuğun ilgi ve sevgi isteğine bir işaret olduğunu unutmayarak öfkeyi bir kenara bırakmak, çözüm bulma olasılığını arttıracaktır.</li>
<li>Hırsızlık kriminal bir suça ya da patolojik bir soruna dönüşürse mutlaka bir uzmandan psikolojik yardım alınmalıdır.</li>
</ul>
<p>Psk. Dan. Mine ÇELİK</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 881 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocukta-calma-davranisi-ve-nasil-cozum-yolu-bulabiliriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul öncesi çocukta benlik saygısı ve ebeveynlerin dikkat etmesi</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/okul-oncesi-cocukta-benlik-saygisi-ve-ebeveynlerin-dikkat-etmesi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/okul-oncesi-cocukta-benlik-saygisi-ve-ebeveynlerin-dikkat-etmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 13:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[benlik algısı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik saygısı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu benlik algısı]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1271</guid>
		<description><![CDATA[Benlik saygısı; çocuğun kendi değer, yetenek ve başarılarına bağlı olarak kendisi hakkında oluşturduğu doğal duygular sonucu ortaya çıkar. Benlik saygısı; değerli olma, yeterli olma, yapabiliyor olma duygusudur. Çocuğun benlik imajı ilk olarak aile içinde gelişir. Çocuklar, ebeveynlerinin kendilerine ilişkin duygularından ve algılamalarından büyük ölçüde etkilenirler. Anne/ babanın sevip istediği, destekleyip ilgi gösterdiği çocuklar, olumlu benlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benlik saygısı; çocuğun kendi değer, yetenek ve başarılarına bağlı olarak kendisi hakkında<br />
oluşturduğu doğal duygular sonucu ortaya çıkar.</p>
<p>Benlik saygısı; değerli olma, yeterli olma, yapabiliyor olma duygusudur. Çocuğun benlik imajı ilk olarak aile içinde gelişir. Çocuklar, ebeveynlerinin kendilerine ilişkin duygularından ve algılamalarından büyük ölçüde etkilenirler. Anne/ babanın sevip istediği, destekleyip ilgi<br />
gösterdiği çocuklar, olumlu benlik saygısı geliştirebilirler.</p>
<p>Sağlıklı ailelerde üyeler birbirine inanır ve güvenir, birbirlerinin bireysel farklılıklarına saygı duyar ve sevgi iletişimi içinde olurlar. Aile olmak; özellikle şu üç ihtiyacımızı karşılamada önemlidir: Güç, samimilik, anlamlılık.</p>
<p><strong>*İnsanların başkalarıyla birlikte olmaya ihtiyaçları vardır. ( GÜÇ )<br />
*Aynı zamanda kendilerini ifade etmeye ve &#8220;biricik&#8221; olmaya ihtiyaçları vardır.(SAMİMİLİK)<br />
*Bütün bunların bir anlamı ve insan hayatının bir amacı olmalıdır.( ANLAMLILIK)</strong></p>
<p><strong>İLİŞKİLERİMİZE ANLAM KATABİLMEK İÇİN BU DÜNYADA DEĞİL MİYİZ ?</strong></p>
<p>Çocukların anne babaları ile duygusal iletişimleri her zaman sağlıklı olamaz! Olumsuz, zor, çatışmaların yoğun olduğu anlar da yaşanır çocuk-ebeveyn ilişkisinde? Böyle anlarda emir vermek, tehdit etmek, yargılamak, suçlamak, ad takmak, alay etmek, kıyaslamak, vaaz vermek v.b. yanlış yaklaşımlar çocuğu son derece örseler ve büsbütün yetişkinden uzaklaştırır! Çocuk kendi zihninde duygu, düşünce ve yeteneklerine ilişkin olumsuz şemalar kurar. &#8220;Beceriksizim&#8221;, &#8220;Yapamıyorum&#8221;, &#8220;Aptalın tekiyim&#8221;, &#8220;Korkuyorum&#8221;, &#8220;Beni sevmiyorlar&#8221;,&#8221;Değersizim&#8221; şeklindeki tüm bu olumsuz şemalar ileride benlik saygısı düşük, güvensiz, sindirilmiş bir yetişkinin tohumlarını atacaktır.</p>
<p>Çocuklarda olumlu bir kendilik değeri oluşturmak istiyorsak, her şeyden önce çocuğumuzun içinde bulunduğu yaşın gelişim özelliklerini, o yaşa ait yetileri, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çok iyi bilmemiz gerekir. Bu konu ile ilgili şimdi okumakta olduğunuz dergi başta olmak üzere pek çok yayın; kitap, dergi, web sitesi mevcuttur. Gelişim özelliklerini bilmek önemlidir, çünkü sadece çocuğu sevmek yeterli değildir, çocuğun kendi potansiyelini ifade edebilmesi için, onun ebeveyni tarafından akıllıca korunabilmesi ve yönlendirilebilmesi gerekir. Disiplin olmadan sevgi hiç bir işe yaramaz! Çağdaş anlamda disiplin; çocuğun kendisine ve çevresine zarar vermemesi için bazı davranışlara sınırlar getirmek, kurallar belirlemek ve uyulmasına yardımcı olmaktır. Sınırlamalar çocuğun yaşına uygun olmalı, yetileri ve iç disiplini geliştikçe kurallar esnetilmeli ve özgürlükleri arttırılmalıdır.</p>
<p>Ebeveyn-çocuk ilişkisinde ebeveynin tutarlı olması; aynı davranışlara aynı tepkileri vermesi tepkilerin &#8220;duygusal&#8221; değil, &#8220;durumsal&#8221; olması çocuğun da kurallara uymasını kolaylaştıracak ve küçük sorumluluklarını yerine getirebildikçe yemek, uyku, tuvalet eğitimi gibi temel alışkanlıkları kazandıkça kendisine ilişkin olumlu şemalar kurabilecek, kendine güveni ve saygısı artacaktır. Tutarlı davranıldığında, çocuk, ailesine ve bulunduğu ortama güvenmeyi öğrenir.</p>
<p>Çocuklar güzel şeyler yaptıklarında, uygun davranışlar gösterdiklerinde anında takdir edilmeli, övgü ve onay almalıdırlar. Takdir ve teşvik çocuğu mutlu eder, motivasyonunu artırır. &#8220;Oyuncaklarını topladığın için mutluyum.&#8221;, &#8221; Saat 9.00 ve sen yatağındasın, bu çok iyi&#8221; &#8220;Yemeğini tabağında bırakmadan bitirmen çok hoşuma gitti.&#8221; şeklinde olumlu geri bildirimler, yanı sıra fiziksel temaslar; öpmek,  kucaklamak, sarılmak, okşamak en güçlü duygusal iletiler ve cesaretlendiricilerdir. Diğer bir önemli nokta da; aile içi diyaloglarda &#8220;teşekkür ederim&#8221; ifadesini çocuğun lügatçesine, algı dünyasına yerleştirmek olmalıdır. Öncelikle çiftler birbirine nezaketle ricada bulunmalı ve sıkça teşekkür etmelidirler ki, çocuklarda da bu anlamlı güçlendirici ; yani &#8220;teşekkür&#8221;, &#8220;şükran&#8221;,&#8221;varlığından hoşnudum, iyi ki varsın !&#8221; sirayet edebilsin, zihinlerine proseslensin. &#8220;Bana şu gazeteyi uzatır mısın ?&#8221;, &#8221; Kapıyı açar mısın lütfen &#8220;.  &#8220;Kardeşinin biberonunu getirir misin?&#8221; , &#8221; Çiçekleri sulamama yardım eder misin?&#8221; şeklindeki isteklerimize çocuklar yorgun ya da hasta değillerse büyük ölçüde olumlu yanıtlar verirler.En küçük bir ricamız yerine geldiği her defasında onlara teşekkür etmeliyiz ki onlar da diğer akran yada büyükler ile bir araya geldiklerinde bu iki sihirli sözcüğü sıklıkla kullanabilsin, böylelikle sevgi ve saygı yüklü iletişimler kurabilsinler. Değerli hissedilmek, kabul edilmek, sevilmek çocuğunuzun ileride okul başarısını, arkadaşlarına olan tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkileyecek, kendisi ve çevresi ile barışık bir bireyin oluşumuna temel hazırlayacaktır.</p>
<p>Çocuğun girişim yeteneğini kazanabilmesi için, küçük cesaret verici adımları birlikte atmak önemlidir. Çocuğun o an için başaramadığı, beceremediği bir konuda, &#8221; Biraz beklememiz gerekli galiba &#8221; Şimdi şunlarla ilgilenelim.&#8221; diyerek onu yapabileceklerine odaklandırmak gerekir. &#8220;Ben de ağabeyim gibi kartondan maske yapmak istiyorum!&#8221; diyen 4 yaş çocuğunun annesi de bilmelidir ki bu çocuk bir daireyi makasla sınırlarından kesemez, ancak düz hat boyunca kesme çalışması yapabilir. &#8220;Öyleyse biz de maskenin parçalarını yapıştıralım, boyamasını yapalım .&#8221; şeklindeki cevap ve teşvik çocuğun öz saygısını güçlendirici , doğru bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Benlik saygısını geliştirebilmek için çocuğu yapabileceklerine odaklandırmak kadar, potansiyelinin çok az olduğu konularda da farkındalığını artırmak, kendisini doğru tanıması hususunda yardımcı olmamız, doğru yaklaşımlar sergilememiz gerekmektedir. Müzik kulağı olmayan bir 6 yaş çocuğuna provaları da izlediği halde &#8220;Yuvanın yıl sonu gösterisi için bu şarkıyı senden daha iyi söyleyebilecek bir çocuk görmedim.&#8221; demek, çocuğu boş yere pohpohlamak ya da yuva öğretmenine birtakım hediyeler alarak ısrar etmek son derece yanlış yaklaşımlardır! Arkadaşlarından az miktarda alkış alan 6 yaş çocuğu her şeyin farkındadır. Bu durumda çocuk kendinden beklentilerin çok fazla olduğunu düşünür ve inanır. Beceremediği konularda kaygıya kapılır, övgüyü yapan kişiye; anneye inancı ve bağlılığı azalır. Doğru yaklaşım şöyle olabilir: &#8221; Müzik kulağın çok iyi olmayabilir, herkesin farklı düzeylerde özel yetenekleri vardır. Sen hızlı düşünebilen, çok sayıda şeyi aklında tutabilen, güzel bilmeceler bilen ve soran, arkadaşlarını neşelendirebilen bir çocuksun! Yıl sonu Gösterisini izleyen herkesin yanaklarında gülücükler uçuşacak, bunu şimdiden görüyor gibiyim&#8230;&#8221; şeklindeki yaklaşım öz saygıyı güçlendirici yaklaşımdır.</p>
<p>Çocuğun sevdiği şeyleri onunla paylaşmak; onunla oynamak, parka gitmek, kek yapmak, sofra kurmak, maket uçak, kukla, maske yapmak , yap-boz, kumdan şatolar yapmak,köpeği gezdirmek, çiçekleri sulamak, müzik dinlemek, şarkı söylemek v.b. ona sevgi ile her gün, ancak kesintiye uğratmaksızın 30 dakika ayırmak, ailenin &#8220;biricik&#8221; değerli üyesi olduğunu hissettirmek, çocuğunuzun benlik saygısını güçlendirecektir. Aksi takdirde ilgi ile dinlenilmeyen, kendisine özel bir zaman ayrılmayan, destek, teşvik ve takdir görmeyen sadece biyolojik gereksinimleri karşılanan bir çocukta giderek benlik saygısı azalacak ve bu durumda da sosyal geri çekilme, depresyon, hatta suça zemin hazırlayacak yıkıcı davranışlar bile baş gösterebilecektir.</p>
<p>Aşağıda küçük çocuklar için gelişmeye yönelik övgü mesajları vardır. Okul öncesi dönemde benlik saygısını arttırmak için, aileler çocuklarına şu mesajları vermelidirler:</p>
<p><strong>&#8220;Yaşadığın için çok mutluyum !&#8221;<br />
&#8220;Sen buraya aitsin .&#8221;<br />
&#8220;Seni seviyorum ve sana isteyerek bakıyorum.&#8221;<br />
&#8220;Senin gereksinimlerin bizim için çok önemli.&#8221;<br />
&#8220;Neye ihtiyacın olduğunu anlayabilir ve bunun için yardım isteyebilirsin.&#8221;<br />
&#8220;Aynı anda hem güçlü olup hem de yardım isteyebilirsin.&#8221;<br />
&#8220;Davranışlarının sonuçlarını bulabilirsin.&#8221;<br />
&#8220;Neyin hayal, neyin gerçek olduğunu bulabilirsin.&#8221;<br />
&#8220;Hissettiğin her şeyi kabul ediyorum.&#8221;<br />
&#8220;Dilediğin hızda büyüyebilir ve gelişebilirsin.&#8221;<br />
&#8220;Seni olduğun gibi, koşulsuz seviyorum&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Olumlu benlik saygısı; ruh sağlığını, okul başarısını, sorumluluk alabilmeyi, strese dayanıklılığı olumlu etkiler . Tek yapmanız gerekli şey ; <strong>ONLARA SEVGİ İLE ZAMAN AYIRMAK, HAYATI ANLAMLI KILMAK&#8230; SEVGİYLE KALIN&#8230;</strong></p>
<p>Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Psikoloji Bölümü</p>
<p>Uzm.Psikolog Banu Beyaz</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">KAYNAKÇA</span></p>
<p>1) BEYAZ, B. Çocuk  Ruh  Sağlığı  Ders  Notları.  Beykent  Üniversitesi,  İstanbul, 2006 .</p>
<p>2) CLARKE J.I. v.d. Çocuk  Bakımı  ve  Eğitimi - II ,  Çev: E. Sağlamtunç&amp;S.Yakar, Papirüs Yayınları, İstanbul, 1996 .</p>
<p>3) YAVUZER, H. Çocuğunuzun  İlk  6  Yılı .  Remzi  Kitabevi,  İstanbul, 1998 .</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 977 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/okul-oncesi-cocukta-benlik-saygisi-ve-ebeveynlerin-dikkat-etmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel tacize uğrayan çocuk bundan nasıl etkilenir?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 18:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1250</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hiçbir yaştaki çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki çocuklarda bile aşırı uyarılma ile baş edememenin yarattığı sorunlar gelişecektir.&#8221; Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan cinsel tacize uğrayan çocukların bundan nasıl etkileneceği, ailelerin cinsel tacizi önlemek ve cinsel tacize uğramış çocuklarına yardımcı olmak için neler yapmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Hiçbir yaştaki çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki çocuklarda bile aşırı uyarılma ile baş edememenin yarattığı sorunlar gelişecektir.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan</strong> cinsel tacize uğrayan çocukların bundan nasıl etkileneceği, ailelerin cinsel tacizi önlemek ve cinsel tacize uğramış çocuklarına yardımcı olmak için neler yapmaları gerektiği konusunda bilgiler verdi&#8230;</p>
<p>Çocukların olan biteni söylemekten korkmaları ve yaşananları hukuksal olarak ortaya koymanın güçlüğü nedeniyle çocuk tacizlerinin sayısının resmi kayıtlara yansıyandan çok daha fazla olduğunu belirten Dr. Erdoğan, cinsel tacizin yol açacağı uzun vadeli duygusal ve psikolojik hasarın çocuk açısından yıkıcı olabileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Cinsel taciz nedir?</strong></p>
<p>Çocukların cinsel tacize uğraması diğer pek çok toplumda olduğu gibi ülkemizin de yaygın olarak görülen acı bir gerçeğidir.</p>
<p>Çocuğa yönelik cinsel taciz, bir yetişkin ya da yaşça daha büyük bir çocuğun çocukla yaptığı her türlü cinsel aktivitedir. Bu aktivite çocuğun cinsel organlarını okşamayı; çocuğa diğer kişinin cinsel organlarını okşattırmayı; ağız yoluyla cinsel organa dokundurmayı içerebileceği gibi çocuğun vajina ya da anüsüne cinsel organ ya da başka şeylerin sokulmasını içerebilir.</p>
<p>Cinsel tacizin diğer formlarının saptanması ise güç olabilir. Bir yetişkinin cinsel organını çocuğa göstermesi, çocuğa pornografik ya da açık saçık materyallerin gösterilmesi veya çocuğun pronografik materyal üretmek amacıyla model olarak kullanılmasını bunlar arasında sayabiliriz.</p>
<p><strong>Kimler çocuğa cinsel tacizde bulunur?</strong></p>
<p>Çocuğa yönelik taciz ebeveyn, üvey ebeveyn, kardeş ya da başka bir akraba gibi aile içindeki kişilerden veya komşu, arkadaş, bakıcı, öğretmen ya da yabancılar gibi ev dışındaki kişilerden gelebilir.</p>
<p>Buna karşın, tacizlerin genellikle çocuğun tanıdığı ve çocuk üzerinde otorite kullanabilecek kişilerden kaynaklandığı görülmektedir. Tacizciler çocuğu cinsel ilişkiye girmek ya da cinsel aktivitelerde bulunmak için ikna edebilir, rüşvet verebilir, kandırabilir ya da zorlayabilir. Her durumda cinsel tacizi yaşayan çocukta çeşitli stres verici duygular, düşünceler ve davranışların gelişebilir.</p>
<p><strong>Hangi yaştaki çocuklar cinsel tacizden daha fazla etkilenir?</strong></p>
<p>Hiç bir çocuk cinsel uyarımla baş etmeye hazırlıklı değildir. Öyle ki, cinsel aktivitenin yanlışlığını bilemeyecek iki-üç yaşındaki çocuklarda bile aşırı uyarılma ile baş edememenin yarattığı sorunlar gelişebilir.</p>
<p>Tacizcinin aileden biri olması çocuğu çok daha yıkıcı biçimde etkiler. Beş yaş ve daha büyük olup, tacizciyi tanıyan ve ona karşı sevgi besleyen bir çocuk, bu kişiye yönelik şefkat veya sadakat duyguları ile onunla yaşadığı cinsel aktivitelerin aşırı derecede yanlış olması duygusu arasında sıkışıp kalabilir. Çocuk cinsel tacizden uzaklaşmaya çalıştığında tacizci çocuğu şiddet uygulamak ya da artık sevmemekle tehdit edebilir. Cinsel tacizin aile içerisinde meydana gelmesi durumunda çocukta öfke, diğer aile bireylerine karşı kıskançlık ya da utanma duyguları gelişebilir veya sırrı açıklaması halinde ailenin dağılmasından korkabilir.</p>
<p>Çocukların taciz karşısındaki tepkisi farklılık gösterebilir. Özellikle de tacizi açıkladığında gördüğü yaklaşım çocuğun tacizi ve kendisinin bu olaydaki rolünü algılama biçimini önemli ölçüde etkiler. Kendisine inanan ve destek veren bir aile ortamının olması çocuğun travma ile baş etme ve travmanın etkilerini azaltma kabiliyetini artırır.</p>
<p><strong>Cinsel taciz çocuğun ruh sağlığını nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Süreğen bir cinsel tacizin kurbanı olan çocukta düşük özsaygı, değersizlik duygusu ve cinselliğe yönelik anormal veya bozulmuş bir bakış gelişebilir. Çocuk içine kapanabilir ve yetişkinlere güvenini kaybedebilir ve intihara eğilim gösterebilir.</p>
<p>Cinsel tacize uğrayan çocukların bazıları başkaları ile cinsellik harici konularda bağlantı kurmakta zorlanabilirken, bazıları da yetişkin olduklarında cinsel tacizde bulunmaya veya fahişeliğe yönelebilir ya da daha başka ciddi sorunlar geliştirebilir.</p>
<p>Tacizin aile içinden biri tarafından yapılması; tekrarlayan nitelik arz etmesi; şiddet ve zor kullanılması veya şiddet ve zor kullanma tehdidinin olması ruhsal sorunların ağırlığını artıran unsurlardan bazılarıdır.</p>
<p><strong>Hangi çocuklar risk altındadır?</strong></p>
<p>Çocuğa yönelik cinsel taciz her türlü sosyoekonomik ve sosyokültürel sınıfta görülebilmekle birlikte, vakalar ve çalışmalar bazı durumların cinsel taciz riskini artırdığını göstermiştir.</p>
<p>Fiziksel ve zeka engelli çocukların cinsel tacizlere daha açık olduğu bilinmektedir. Bunun yanında başkalarından izole edilmiş, soyutlanmış çocukların tacize uğrama olasılığı da daha yüksektir. Arkadaşları, kardeşleri veya ailedeki yetişkinler ile iletişim şansı zayıf olan çocuklar daha yüksek taciz riski altındadır. Bazı hallerde tacizci çocuğun bu yalnızlığından yararlanırken, bazı hallerde de taciz eden çocuğu kendisini diğer kişilerden soyutlamaya zorlayabilir, teşvik edebilir, yöneltebilir.</p>
<p><strong>Çocuklar cinsel tacize uğradıklarını söylerler mi?</strong></p>
<p>Öncelikle çocukların cinsel tacizi sözlü olarak ifade etmelerinin çok güç olduğu bilinmelidir. Bunun nedenlerinden biri çocukların dünyasında pek çok şeyi yetişkinlerin kontrol etmesi ve çocuğun yetişkinlerin her şeyi bildiğini düşünmesidir. Özellikle de tacizi uygulayan kişinin çocuğu tehdit etmesi veya bu kişinin çocuğun tanıdığı biri olması durumunda çocuk bu kişinin otoritesini sorgulamayı aklına getirmeyebilir.</p>
<p>Öte yandan çocuklar neredeyse her durumda uğradıkları tacizi anlatmayı ve bunun sona ermesini isterler. Ancak kendilerine inanılmayacağından veya korunmayacaklarından korkar ya da anlatmaları durumunda bunun sonuçlarının neler olacağını bilememekten dolayı kaygı duyabilirler. Bu nedenle çocuğun cinsel tacize uğradığını söylemesi tacizin başlamasından sonra bir yıl ya da daha fazla bir süreyi alabilir. Özellikle tacizcinin aile içinden biri olması durumunda çocuk bunu hiçbir zaman açığa vurmayabilir ya da ancak yetişkin olduktan sonra açığa vurabilir. Aynı kişinin mağduru olan başka birinin konuşması veya taciz olasılığı hakkında dolaysız sorular yöneltilmesi konuşmalarını kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>Şu unutulmamalıdır:</strong> Çocukların yalan yere taciz iddiasında bulunması veya bir yetişkinin bazı davranışlarını yanlış anlamak suretiyle taciz olarak değerlendirmeleri çok çok nadir görülen bir durumdur. Çocukların yalan yere taciz iddiasında bulunduğu son derece nadir vakalarda da bunu bir yetişkinin yönlendirmesi ile yaptıkları görülmüştür.</p>
<p>Tam tersi, olan bir tacizi saklamak ya da daha önce dile getirdiği bir taciz durumunu sonradan inkâr etmek, olmayan bir tacizin olduğunu iddia etmekten çok çok daha sık görülen bir durumdur.</p>
<p>Çocuk tacizcileri çocuğu olan biteni söylememesi konusunda aşırı derecede korkutabilir ve böyle bir durumda çocuk sadece kendisini güvende hissetmesi için özel çaba gösterilmesi (aile desteği, profesyonel yardım gibi) durumunda rahatça konuşabilir.</p>
<p>Mahkemeye yansımış vakalarda, çocuğun ifade vermeden önce profesyonel yardım alması olayın zamanı, yeri ve şekli konusunda daha net ve doğru ifade vermesine yardımcı olacağı gibi çocuğun bu durumdan daha az zarar almasını sağlar.</p>
<p><strong>Çocuğun cinsel tacize uğradığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Genellikle cinsel tacizin dışarıdan fark edilen açık belirtileri yoktur. Bazı belirtiler ise ancak doktor tarafından yapılacak fizik muayene ile saptanabilir.</p>
<p>Cinsel tacize uğrayan çocuklarda şunlardan bazıları görülebilir:</p>
<ul>
<li>Cinsel nitelik taşıyan her şeye karşı olağan dışı bir ilgi gösterme veya bunlardan olağan dışı biçimde kaçınma</li>
<li>Belli kişi ya da yerlere karşı belirgin bir korku sergileme</li>
<li>Kendisine herhangi birinin dokunup dokunmadığı sorulduğunda beklenmedik ya da olağandışı bir cevap alma</li>
<li>Fiziksel muayenelerden olağandışı biçimde ürkme ve kaçınma</li>
<li>Uyku sorunları veya kabuslar</li>
<li>Depresyon veya arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşma</li>
<li>Başka çocukları cinsel aktivitelerde bulunmaya sevk etme teşebbüsleri</li>
<li>Mesane ya da bağırsak kontrolünü aniden yitirme</li>
<li>Bedenlerinin kirli ya da hasarlı olduğuna dair ifadeler veya genital bölgelerinde bir sorun olduğu korkusu</li>
<li>Okula gitmeyi reddetme</li>
<li>Suça yönelme veya davranım bozuklukları</li>
<li>Ketumluk</li>
<li>Resimlerinde, oyunlarında, hayallerinde cinsel tacize ilişkin unsurlar</li>
<li>Olağandışı saldırganlık</li>
<li>İntihar davranışı</li>
</ul>
<p><strong>Çocuğun tacize uğradığını söylemesi durumunda ebeveynler ne yapmalı?</strong></p>
<p>Tacize uğrayan bir çocuğun ebeveynleri her şeyden önce sakin olmaya çalışmalı ve çocuğun söylediklerini mutlaka ciddiye almalıdırlar. Ne yazık ki tacize uğradığını söyleyen pek çok çocuk söylediklerine inanılmaması durumu ile karşılaşmakta ve bu da çocuğun yaşadıklarını yeniden ifade etme şansını azaltmaktadır. Çocuğun anlattıkları ciddiyetle ele alınmalı ve çocuğa tacizin ne olduğu açıklanarak bu olanların kendi hatası olmadığı konusunda güven verilmelidir. Ayrıca ebeveynler  en kısa zamanda durumu adli makamlara bildirmeli ve çocuğun tıbbi muayeneden geçirilmesini ve psikiyatrik yardım almasını sağlamalıdırlar.</p>
<p><strong>Ebeveynler cinsel tacize uğramasını önlemek için neler yapabilirler?</strong></p>
<p>Ebeveynler cinsel tacizleri önlemek ya da cinsel taciz riskini azaltmak için şunları yapabilirler:</p>
<ul>
<li>Çocuğa birisi bedenine dokunmaya kalkışması ve kendisinin bir gariplik hissetmesi durumunda bu kişiye HAYIR demesini ve hemen durumu kendilerine anlatmasını istemeliler.</li>
<li>Çocuklara saygının yetişkinlere ve otorite figürlerine kayıtsız şartsız itaat anlamına gelmediğini öğretmeliler. Örneğin çocuklara öğretmen ya da bakıcının yapmasını istediği her şeyi mutlaka yapması söylenmemelidir.</li>
<li>Çocuklara yaşlarına uygun cinsel bilgileri vermeli, çocuğa her konuda olduğu gibi bu konuda da rahatlıkla konuşup kendini ifade edebileceği, sevgi ve güven ortamını sağlamalılar.</li>
<li>Okul eğitim sisteminde profesyonel önleyici programların yer alması için talep ve çaba göstermeliler.</li>
</ul>
<p><strong>Cinsel olarak tacize uğrayan çocuklar ve ailelerinin acil profesyonel değerlendirme ve tedavi görmeleri gerekir. Tacize uğrayan çocuklara yeniden özsaygı ve özgüven kazanmaları, tacizden kaynaklanan suçluluk duyguları ile baş etmeleri ve travmanın üstesinden gelme sürecine girmeleri için çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı hekimler yardımcı olabilir. Bu tedavi çocuğun yetişkinliğinde  ciddi sorunlar geliştirme riskini de azaltacaktır.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.aile.org">http://www.aile.org</a></strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 890 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cinsel-tacize-ugrayan-cocuk-bundan-nasil-etkilenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne-babalar, sınava hazır mısınız?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 19:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1211</guid>
		<description><![CDATA[Çocukları ile beraber sınavlara hazırlanan, sınavlara giren ve sınav sonuçlarını da kendi başarı ve/veya başarısızlıkları gibi algılayan anne babaların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur? Çocuklarımız sınava hazırlanırken, ortaya çıkan sonuçtan ya gurur duyarız, ya da büyük bir hezimete uğrarız! Biz sınava ne kadar çok ağır anlamlar yükler isek, çocuğumuz bu ağır anlamları algılayacak ve bu anlamlarımıza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukları ile beraber sınavlara hazırlanan, sınavlara giren ve sınav sonuçlarını da kendi başarı ve/veya başarısızlıkları gibi algılayan anne babaların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur?</p>
<p>Çocuklarımız sınava hazırlanırken, ortaya çıkan sonuçtan ya gurur duyarız, ya da büyük bir hezimete uğrarız! Biz sınava ne kadar çok ağır anlamlar yükler isek, çocuğumuz bu ağır anlamları algılayacak ve bu anlamlarımıza uygun olarak bir sorumluluk içine girecektir.</p>
<p>Çocuğumuzun kapasite, ilgi ve yeteneklerine uygun bir hedef belirlemesine yardımcı olduktan sonra, bunu gerçekleştirmek için bizim sağlayacağımız imkanları kendisine sunduktan sonra çocuğumuza olumlu motivasyon sağlayarak ona olan, inancımızın, takdirimizin, sevgimizin ve bizim gözümüzde ki değerinin sınav sonucuyla ilgili olmayacağını göstermemiz gerekmektedir.</p>
<p>Çocuğumuzun başarıları ile, elde ettiği iyi sonuçlarla gurur duyduğumuzda, aldığı sonuçlar için &#8220;daha iyisini alabilirdin&#8221;, &#8220;neden 5 değil de 4 aldın&#8221; veya &#8220;neden sınıf birincisi gibi olmadın&#8221; türünden ifadelerimizle önüne hedef olarak (ulaşmasını istediğimiz) koyduğumuz kriterlere ulaşmayınca gözümüzde yeterince değerli olamadığı gibi bir sonuca ulaşabilecektir?</p>
<p>Ben anne-babamın gözümde değerli olabilmem için &#8220;daha iyisini yapabilmeliydim&#8221;,&#8221;neden 5 değil de 4 aldım&#8221; ve ya neden sınıf birincisi olamıyorum? gibilerden stres yaratan düşünceleri çocuklarımıza kazandırmış oluyoruz?</p>
<p>Öğrenciler bu düşünceleri kafasında taşımaya başladıklarında artık tek hedefleri vardır, <strong>&#8220;anne-babalarına layık olan evlatlar olmaktır!&#8221;</strong> Artık kendi hedefleri değildir önemli olan&#8230; anne-babaların büyük fedakarlıklarla sundukları imkanlar karşısında borçludurlar artık&#8230; Anne babalar da bu hedeflerine ulaşamayan çocuklarının durumlarına bir anlam verememektedirler&#8230; Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Bir dedikleri iki olmamaktadır. Özel dersler, dershaneler, kitaplar&#8230;. anne babaların yaptıklarına karşılık çocuklarımızın da 4 yerine 5 almalarını istemek, sınıf birincisi, okul birincisi olmasını istemek hakkımız olsa gerek değil mi!</p>
<p>Çocukları üzerinde aşırı yüksek beklenti içerisine giren veya senden bir şey olmaz düşüncesini yansıtan anne-babalar her iki durumda da olumsuz motivasyon yapmışlardır. Anne- babalarının beklentilerine cevap vermek için çaba harcayan, &#8220;&#8230;sonucuna ulaşamazsam anne-babamın yüzüne nasıl bakacağım&#8221; diye düşünerek çalışmaya çalışan ve denemelere giren öğrencinin yerinde olmak istemezdiniz herhalde?</p>
<p>&#8220;Şu sonuca ulaşmalıyım artık&#8221; düşüncesi &#8220;anne babam beni değerli görsünler artık&#8221;,&#8221;"u sonuca ulaşayım ki anne-babamın gözünde değerli birisi olayım, buna ihtiyacım var&#8221; demektir. Bu &#8220;şartlı değer verme&#8221; çocuğumuzun kendisini mutsuz ve değersiz görmesine neden olacaktır&#8230;</p>
<p>Hangimiz değerli olmayı şarta bağlayan bir yaklaşım içerisinde kendimizi mutlu ve değerli görebiliriz?</p>
<p>Aileler, çocuklarının kapasitelerini, özel yeteneklerini, yapabildikleri-yapamadıkları ile ve en önemlisi de gösterdikleri çaba ve gayretlerini görmelidirler. Çocuklarımızın sadece başarılarını ve /veya ulaştıkları sonuçlarını değil gösterdikleri çaba ve gayretlerini görmemizi ve desteklememizi beklemektedirler&#8230;</p>
<p>&#8220;anne-babam çalışmamı görüyor&#8221;,&#8221;elimden geleni yaptığımı biliyor&#8221;,&#8221;benim başaracağıma inanıyorlar&#8221;, &#8220;kendi hedeflerim konusunda beni destekliyorlar&#8230; diye düşünceler taşıması çocuğumuzun üzerindeki zaten var olan stresin daha da artmasına engel olacaktır&#8230;</p>
<p>Biz çocuğumuzun çalışma sürecine değil de aldığı sonuçlara odaklandığımızda &#8220;senin gayretin çaban benim için önemli değil&#8221;, &#8220;o sonucu alamadığın sürece gözümde değerin yok&#8221; anlamını çocuğumuzun hissetmesini sağladığımızda çocuğumuzun stresini arttırmış oluyoruz&#8230;</p>
<p>Anne- babalar olarak ne kadar rahat olur isek, çocuğumuzun da o kadar çok rahat olmasını sağlamış oluruz&#8230; çünkü bütün duygular gibi kaygı da bulaşıcıdır&#8230; anne- babam kaygılandıklarına, telaş ettiklerine göre bir anormal durum var demek ki diye düşünebilirler&#8230;</p>
<p>Anne-baba olarak mükemmeliyetçi, rekabetçi kişilik yapınız çocuğunuzdaki kaygıyı arttırır. Çocuğunuz &#8220;en iyi&#8221; olmak gibi bir kaygıya düşecektir&#8230;</p>
<p>Anne-baba olarak çocuklarımızın sınav kaygılarını arttırıcı söz ve davranışlardan uzak durarak onların yükünü arttırmamamız ve tam tersine yüklerini taşıyabilmeleri için kendileri güçlü hissetmelerine yardımcı olmalıyız&#8230;</p>
<p>Çocuklarımızın hazırlandıkları sınavları için kendi hedeflerini gerçekleştirmeleri için çalışmalarının dışında bir anlam yüklemeyelim&#8230;</p>
<p>Metin KILIÇ</p>
<p>Uzman rehberlik  Öğretmen-Psikolojik Danışman</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 1153 defa okundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-babalar-sinava-hazir-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
