Ben Öğrencimi Matematikle Kaybettim

Ben Öğrencimi Matematikle Kaybettim

(Matematik Özgüveni Yok Ediyor.)

Öğretmen çocuğu tahtaya çıkardı. Ona bir soru sordu.  Çocuk bir öğretmene bir tahtadaki soruya bakıyordu. Ama bir türlü sorunun cevabını bumlamıyordu. Soru şuydu:

 n < 24 X 10 eşitsizliğine uyan en büyük “n” doğal sayısı kaçtır?

 (4. Sınıf matematik sorusu)

A) 239 B) 240 C) 241 D) 242

Hadi be oğlum neden bekliyorsun. “Şu basit işlemi yap hadi” Zavallı öğrenci ne yaparsa yapsın bir türlü sorunun doğru cevabını bulamıyordu. Öğretmen “Ne beceriksiz adamsın” diye kızgınlığını ifade etti. Galiba öğretmen haklıydı. Öğrenci kendi kendine düşünmeye başladı. “Ne yapsam olmuyor. Başaramıyorum. Yoksa ben aptal mıyım?Öğretmenim doğru söylüyor galiba.”  Öğretmen sözünü tamamladı. “Matematik olmadan üniversitede iyi bir bölüm kazanamazsın evladım.”  Öğretmeni haklıydı. Çünkü aynı sorunun bir benzeri 2013 YGS’de çıkmıştı. Çıkan soru şuydu.

  x ve y iki basamaklı doğal sayılar olmak üzere,

   x-y= 65

Eşitliğini sağlayan kaç tane x sayısı vardır?

A)     20 B) 25 C) 30 D) 35 E) 40                        (2013 YGS matematik 19. Soru)

 

Öğretmen gerçekten çok haklıydı. Kendisine sorulan soruyu yapamayan öğrenci YGS ?de çıkan bu soruyu nasıl yapacaktı ki. Tabi buradaki sorun sadece öğretmenin değil. Kendisine verilen müfredatın ağır olması ve test sorusu hazırlayan kaynakların soru ağırlığının bu düzeyde olmasıydı.

SORU: sence bu öğrenci bu saatten sonra matematik dersini sevebilir mi?

Sevemez mi? Kesinlikle sevemez öyle mi? Ee, biz ne diye sevdirmeye çalışıyoruz ki. Zavallı öğrenciyi bir soru ile öğrenilmiş çaresizliğe sevk ederken, ondan neden başarı bekliyoruz. Bu boşa kürek çekmek değil mi?

Bu ve bundan daha ağır soruların arasında kendini kaybetmez mi öğrenci? Öyle de oluyor zaten. İlk kez matematikle tanışan öğrenci, hazır olunuşluk düzenin hep üzerinde olan matematik konuları altında eziliyor.

Bir kişi başaracağına inanınca başarabilirse, başarısızlığa inanırsa başaramaz.  Mantık bunu gerektirmez mi? Asıl sorun ne biliyor musun? Asıl sorun matematiğe karşı geliştirilen öğrenilmiş çaresizliğin öğrencinin tüm akademik yaşantısına hatta tüm genel yaşantısına yansıması.  Çocuk matematiği yapamayınca aile çocukta kusur aramaya başlıyor. Öğretmenleri onu başarısız olarak görüyor. Çünkü matematik bizim eğitim sistemimizde gerçekten çok önemli bir yeri tutuyor.

Çoğu lisenin matematik ortalaması 1-5 net arasında (30 YGS sorusunda). Aklıma gelen 25 soru ile biz neyi ölçme çalışıyoruz!

Biz kendi elimizle öğrencimizin sırtına kaldıramayacağı yükü yükleyip götürmesini bekliyoruz. Öğrencinin ne fizyolojisi, ne psikoloji, ne de zihinsel performansı bu yükü çekmeye uygun.  Olmuyor hocam olmuyor. Öğrenci bu ağır yükü çekemiyor.

Eğitimci Yazar  Kadir AKEL

Yazık sınav canavarı olmuşsun

Çocuğumu internette kaybettim

Beni kara gömdüler anne

Düş yolculuğu( Motivasyon öyküleri)

Allah sevdiği kulu nasıl korur    kitaplarının yazarı

%100 memnuniyet garantili motivasyon ve mutlu aile başarılı çocuk konulu seminer bağlantılarınız için

0 506 357 90 30

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz