
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Nevzat ÖZER</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/author/nevzat2/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 09:39:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Eğitimde Kullandığı 40 Taktik</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/peygamber-efendimizin-egitimde-kullandigi-40-taktik.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/peygamber-efendimizin-egitimde-kullandigi-40-taktik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 21:04:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim Öğretim Metodu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Öğretim Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz peyagamberin eğitim metodu]]></category>
		<category><![CDATA[peyagamber efendimizin eğitim metodu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2819</guid>
		<description><![CDATA[İslam aleminde olduğu gibi tüm dünyada çığır aşan görüşleri, düşünceleri,hal ve edasıyla insanların kalplerini gönüllerini... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/peygamber-efendimizin-egitimde-kullandigi-40-taktik.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslam aleminde olduğu gibi tüm dünyada çığır aşan görüşleri, düşünceleri,hal ve edasıyla insanların kalplerini gönüllerini kazanan o güzel insan, Allah&#8217;ın sevgili peygamberi olan efendimiz için eğitim çok önemlidir. Dinimiz bunu zaten ilk emri &#8220;Oku&#8221; kelimesiyle dile getirmiştir. Burada insanlara ne denli önemli bir mesajın olduğu ortadadır.</p>
<p>Bugünün modern eğitiminin söylediklerini efendimiz çok önceden keşfetmiş ve insanlara aktarmıştır. Bu gün bu yöntemleri uygulayan eğitimciler, öğrenciler ve birçok insanın başarı sağlayacağı aşikârdır. Gerek pedagojide gerek aile eğitiminde ve gerekse insan ilişkilerinde son derece faydasını göreceğimiz bu metotları okuyucularımıza aktarıyoruz.</p>
<p>1.  Söylediği hakikatleri bizzat yaşayarak hayatıyla göstermiştir.<br />
2. Dinî yükümlülükleri yavaş yavaş, basamak basamak bir sistemle öğretmiştir.<br />
3. Öğretmede orta yolda durmaya ve insanları bıktırmaktan uzak durmaya riayet etmiştir.<br />
4. Öğrenenler arasındaki kişisel farklılıkları göz önünde bulundurmuştur.<br />
5. Karşılıklı konuşma ve soru-cevap şeklini kullanmıştır.<br />
6. Yanlış düşünceyi söküp atmak ve gerçek doğru bilgiyi net bir şekilde muhatabın kafasına yerleştirmek için aklî ölçüleri kullanmıştır.<br />
7. Muhataplarına soru yöneltmiş, böylece onların zeka ve bilgi seviyelerini ölçmüştür.<br />
8. Mukayese ve örneklendirme metodunu kullanmıştır.<br />
9. Benzetme ve halk arasında yaygın olarak kullanılan örnekleri kullanmıştır.<br />
10. Anlattığı hususu, elinde herhangi bir şey ile yere ve toprağa çizerek bizzat göstermiştir.<br />
11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmış ve el ile işaretlerde bulunmuştur.<br />
12. Önemine binaen, halin mümkün kıldığı bir nesneyi bizzat eline almış, eliyle kaldırmış ve arkasından söyleyeceği hususu söylemiştir.<br />
13. Muhataplarından bir soru gelmeden söze önce kendileri başlamıştır.<br />
14. Muhatabının sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermiştir.<br />
15. Muhatabının sorusuna, onun ihtiyacına binaen sorduğundan daha fazlasıyla cevap vermiştir.<br />
16. Muhatabını, güzel bir hikmete binaen, sorduğu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdiği de olmuştur.<br />
17. Soru soranın sorduğu soruyu tekrarlamasını istemiştir.<br />
18. Muhatabın aldığı cevabı tekrar etmesini istemiştir. Böylece cevap unutulmayacaktır.<br />
19. Bildiği bir husustan dolayı kişiyi imtihan etmiştir ki bununla doğru cevap vereceği için kişiyi sena etmek, övmek istemiştir.<br />
20. Önünde olan bir olaya karşı susma yolunu tercih etmiştir.<br />
21. Öğretme esnasında meydana gelebilecek imkan ve fırsatları değerlendirmiştir.<br />
22. Latife ve şaka yoluyla öğretmeyi tercih etmiştir.<br />
23. Öğrettiği hususu yeminle tekit etmiş perçinlemiştir.<br />
24. Öğretilen hususun önemine binaen sözü üç kere tekrar etmiştir.<br />
25. Konunun önemini oturuşunu ve duruşunu değiştirerek ve sözü tekrar ederek göstermiştir.<br />
26. Cevabı geciktirerek muhatabın sorusunu tekrar etmesini sağlayarak onu uyarmıştır.<br />
27. Muhatabı intibaha sevk etmek için, onu omzundan veya elinden tutmuştur.<br />
28. Muhatabı teşvik için veya onu sıkıntıya sokacak bir durumdan dolayı, bazı hususların gizli kalmasını yeğlemiştir.<br />
29. Söyleyeceği hususun hafızalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kısa ve öz bir şekilde ifade etmiş, daha sonra ise ayrıntılarına geçmiştir.<br />
30. Cevabın birkaç madde ile verileceği durumlarda önce cevabın kaç maddeden oluştuğunu bildirmek için sayıyı söylemiş daha sonra saymıştır.<br />
31. Va&#8217;z etme, nasihat etme ve öğüt verme metodunu kullanmıştır.<br />
32. İnsanların şevklerini kamçılama veya neticesi elem verici hususlardan şiddetle uzaklaştırma metodunu kullanmıştır.<br />
33. Kıssa ve geçmiş ümmetlere ve insanlara dair haberlerle öğretme metodunu uygulamıştır.<br />
34. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda önce nazik bir hazırlık süreci hazırlamış ve soruyu öyle cevaplandırmıştır.<br />
35. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda üstü kapalı olarak kinaye yoluyla ve işaret ederek yetinmiştir.<br />
36. Kadınlara öğretmeyi ve nasihat etmeyi de asla ihmal etmemiştir.<br />
38. Talim ve tebliğde, kitabeti (yazma metodunu) da kullanmıştır.<br />
39. Yabancı dilleri (mesela Süryaniceyi) öğrenmesi için bazı sahabeleri görevlendirmiştir ki bu husus da günümüzde dünyanın dört bir tarafında İslam&#8217;ın güzelliklerini öğrenmek isteyenlere karşı yapılacak vazifenin çok önemli bir basamağını teşkil etmektedir.<br />
40. Bizzat kendi mübarek zatıyla talimde bulunmuştur.</p>
<p>Nevzat ÖZER /Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21 yy.da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;<br />
nevzatozer66@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/peygamber-efendimizin-egitimde-kullandigi-40-taktik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımız, akvaryum balıkları gibi&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarimiz-akvaryum-baliklari-gibi.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarimiz-akvaryum-baliklari-gibi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 20:13:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2678</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı dokunmadan yaşıyoruz, ya da yaşatıyoruz. Vurmadan, hırpalamadan, sökmeden, temas kurmadan, içine girmeden, acıtmadan, acılanmadan... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocuklarimiz-akvaryum-baliklari-gibi.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı dokunmadan yaşıyoruz, ya da yaşatıyoruz. Vurmadan, hırpalamadan, sökmeden, temas kurmadan, içine girmeden, acıtmadan, acılanmadan yaşamak&#8230; İşte bunlar çocukların istedikleri şeyler değil&#8230; Kendi çocukluğumuzu hatırlıyorum da biz, daha iyiydik. Şimdiki çocuklar <span id="more-2678"></span>apartmanlara tıkılmış kalmış durumdalar. Zaman geçirmek için imkânları yok. Dört duvar arasında bir tutsaklıkta büyüyorlar. Akvaryum balıkları gibiler. Nazik, sevimli ama dayanıksız&#8230; içlerindeki devasa enerji &#8220;sus, otur,kalkma,elleme ,dokunma,bağırma&#8221; gibi katı, soğuk ve depresif cümlelerle onları beton kulelerde adeta hapsediyoruz.oysa onların içinde depremlerin yarattığı dev tsunamiler oluşuyor,özgürce dalgalanıp büyümek isterken biz dalga kıranlarla,setlerle engellemeye çalışıyoruz.Başarılı olduğumuz da söylenemez aslında.Gerilen sinirler,psikolojiler, acı dolu sözler cabası&#8230;</p>
<p><strong>ONLARA ZAMAN AYIRMAZSAK ONLARDA BİZE AYIRMAYACAKLAR</strong><br />
Ne ilginçtir ki bebekken biz onların hep yanlarındayızdır. Sonra büyürler ve bize her zaman ihtiyaçları olur evlatlarımızın. Bazen paradan çok zaman isterler bizden az ya da çok. Verebilenleri iyi yolda ya veremeyenler&#8230; Zaman zuhur edecek onların bize zaman ayırmalarını isteyeceğiz. Mesela bayramlarda, önemli günlerde, hastalığımızda, onların yanımızda olmasını isteyeceğiz. Malum ne ekersek onu biçeceğiz.</p>
<p><strong>OYUNLAR SANKİ NOSTALJİ OLDU&#8230;</strong><br />
Oysa bizim çeşit çeşit oyunlarımız vardı. Toplu oyunlardı hepsi. Paylaşmayı, dayanışmayı, organizasyonu temel alan oyunlar&#8230; Televizyon hayatımızda bu kadar yoktu. Kanal sayısı azdı. Veya ilgimizi tamamen kapsayan boyutta bir alet değildi. Bisiklet mi birkaç çeşit mesela. Onun var benim niye yok tarzı bir ortam yoktu. Bakkallarda çocukların tüketeceği ürün çeşitleri azdı. Hırs ve haset duygusunun gelişme katsayısı şimdiki gibi ebatlı değildi.</p>
<p>Çok şey değişti&#8230; Sokaklar boş, enerjiler boşalamamış şekilde sanal sohbetlerin prim yaptığı, her şeyin hızlı yaşandığı ve hızlı tüketildiği bir HIZ muammasının içinde akan giden gençlerimiz&#8230;</p>
<p>Şimdi dört yaşındaki çocuklar bilgisayarlarda strateji oyunları oynuyorlar. Toza bulanmıyorlar, burunları akmıyor! Dirsekleri kanamıyor! Su bol, gıda bol, giysi bol, imkân bol; ama&#8230;</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21. yy da Anne ve Baba olmak İsimli kitabın yazarı&#8221;<br />
nevzatozer66@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocuklarimiz-akvaryum-baliklari-gibi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Dersten Nasıl Başarılı Olunur&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/bir-dersten-nasil-basarili-olunur.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/bir-dersten-nasil-basarili-olunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 14:10:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Motivasyon ve Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Verimli Ders Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[başarı olmak için ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[ders çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[derste başarı olmak için ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[Dersten Nasıl Başarılı Olunur]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Başarılı Olunur]]></category>
		<category><![CDATA[okulda başarı]]></category>
		<category><![CDATA[okulda başarı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[okulda başarı olmak için ne yapmalıyım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2604</guid>
		<description><![CDATA[Başarılı olmak için bir amaç bir hedef koy kendine, Birden fazla ve doğru kaynaktan çalış,... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/bir-dersten-nasil-basarili-olunur.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Başarılı olmak için bir amaç bir hedef koy kendine,</li>
<li>Birden fazla ve doğru kaynaktan çalış,</li>
<li>Elinde kesinlikle bir ders çalışma planı-programı olsun,</li>
<li>Ders çalışırken yeri geldiğinde duvarlara masana ya da ayna karşısına geçip kendine ders anlat,</li>
<li>öğrenme işinde aktif ol yani birden fazla duyu organınla ders çalış.(anlat, yaz, not tut.vs</li>
<li>Ders programında bir sözel dersten sonra bir sayısal ders koy ve öyle çalışmaya gayret et. Zıt kutuplar birbirini çeker, aynı kutuplar birbirini iter,</li>
<li>Sayısal derslere çalışırken elinin altında karalama kâğıdı olsun yani yazarak, işlem yaparak çalış,</li>
<li>Stresli ve gergin ortamlara girme,</li>
<li>Konu çalışırken önemli gördüğün yerlerin altını renkli kalemle çiz. Çünkü algıda seçicilik vardır,</li>
<li>Dersi daima masa ve sandalye üzerinde çalış. Yatarak uzanarak kanepede yatakta ders çalışılmaz.</li>
<li>Çalışma ortamında senin dikkatini dağıtacak afiş, poster olmasın,</li>
<li>Konu çok uzunsa parçalara böl; kısa ise bütün olarak çalış,</li>
<li>Konu çalışması yapmadan konuyla ilgili soruları sakın çözme. Önce konu sonra soru?</li>
<li>Her derse isteyerek ve severek çalış. Sevgi ve istek olmasa başarı gelmez.</li>
<li>Okulda işlenen konuları akşam gözden geçir yani tekrar</li>
<li>Anlamadığınız zorlandığınız derslere biraz daha zaman ayırın bu konuda grup çalışması da yapabilirsiniz</li>
<li>Ders çalışacağınız yer sessiz, sakin ve rahat olması gerek</li>
<li>Canınız ya da moraliniz bozuksa o duygunuz gecene kadar dersin başında oturmayın</li>
<li>Ders çalışırken kesinlikle müzik dinlemeyin TV seyretmeyin</li>
<li>Hiç bir zaman öğretmenin, anne babanın ya da başkasının zoruyla ders çalışmayın, zaten çalışsanız da verim alamazsınız.</li>
<li>Öğretmenin anlatacağı dersle, konuyla ilgili bir gün öncesinden ön hazırlık yapın ki öğretmen konuyu işlerken derse katılımınız daha çok artsın, daha iyi anlamış olacaksınız.</li>
<li>Çalışma masanız cam kenarında olmasın dikkatiniz dağılabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>İlerde olmak istediğin bir hedefin varsa bunu en kısa zamanda bir a4 kâğıdına büyük harflerle yaz ve odana ya da evinizin en görünür yerine asın.</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">BAŞARININ YOLUNU UNUTMA:</span></li>
</ul>
<p>-hedef belirlemek       -derse ön hazırlık</p>
<p>-planlı çalışmak           -dinlenmek</p>
<p>-motivasyon                 -test tekniğini bilmek</p>
<p>-verimli çalışmak         -dersleri tekrar etmek</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">KAZANMADA İLAÇ GİBİ 4 KLASİK YÖNTEM:</span></strong><br />
1-ANNENİZİN KETESİ,<br />
2-BABANIZIN KESESİ,<br />
3-ÖĞRETMENİN NEFESİ,<br />
4-ÖĞRENCİNİN HEVESİ,</p>
<p>Hayatta size en yardımcı olacak kişi gene sizsiniz; çünkü hayatınız direksiyonu sizin elinizde?</p>
<p>Yarın eyvah demeden pişman olmadan bugün iyiki şunu, bunu yaptım demesini bilin.</p>
<p>Çünkü hiç bir zafere çiçekli yollardan gidilmez, başarı tatlıdır ancak çoğu zaman ter kokar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nevzat ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
&#8220;21.yy da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;<br />
nevzatozer66@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/bir-dersten-nasil-basarili-olunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli Yapılan Eleştiri Bombadan Farksızdır</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/surekli-yapilan-elestiri-bombadan-farksizdir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/surekli-yapilan-elestiri-bombadan-farksizdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 14:38:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirinin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2555</guid>
		<description><![CDATA[1999 Bolu depremi, ülke ve birey olarak çoğumuzu derinden etkilemiş bir hadisedir. Deprem esnasında yaşanılan... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/surekli-yapilan-elestiri-bombadan-farksizdir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1999 Bolu depremi, ülke ve birey olarak çoğumuzu derinden etkilemiş bir hadisedir. Deprem esnasında yaşanılan dramatik bir olay aslında pedagoji kitaplarına ders olacak ibretlik bir malzeme&#8230;</p>
<p>Deprem esnasında koca bina büyük bir gürültüyle sallanırken o sırada anne, kızına: &#8220;Kızım nerdesin&#8221; diye seslenince kızdan şöyle bir cevap gelir: &#8220;Anne vallahi billahi ben yapmadım.&#8221;der.</p>
<p>Deprem sonrasında birçok insana psikolojik danışma ve terapiler yapıldı. Sağlık bakanlığı ve Milli eğitim Bakanlığı deprem bölgesine psikologlar, psikolojik danışmanlar gönderdi. Bu olayı daha sonra anne, bir uzmana anlatıyor ve diyor ki &#8220;Anne olarak kızımı çok eleştiren biriydim. Yaptığı birçok hareketi yerli yersiz ben ve eşim eleştirir, ona kızardık&#8221; diyor. Çocuğumuzun öz güveninin altına dinamit koyduğumuzu ise anlamakta zorluk çektik.</p>
<p>Sürekli yapılan, dillendirilen eleştirinin insan hayatında ne kadar etkili olduğunu bu örnekle anlıyoruz. Bir doğa olayında bile annesine korkup, bunu, kendisinin yapmadığını söyleyecek kadar etkili ve çok trajik.</p>
<p>Sürekli yapılan eleştiri, çocuk, genç, yetişkin fark etmez öz güvene sıkılan bir kurşun kadar etkilidir. Adeta bir dinamit, bir bombadan farksızdır. Bu bombalar, insanı bir şey yapamaz hale getirir, heyecanı, arzuları ve gayreti felç eder.</p>
<p align="center"><strong>ANNE VE BABA OLARAK NELER YAPABİLİRİZ?</strong></p>
<p> Peki, çocuklarımızı veya insanları hiç mi eleştirmeyeceğiz derseniz, elbette eğitim de disipline etmekte önemli bir yere sahiptir. Ancak eleştiri yaparken daha ziyade insanın kendisini yani kişiliğini değil, yapılan hareketi, eylemi ve davranışı eleştirmek önemlidir. Yani sen aptalın tekisin, ne kadar sakarsın vb. demektense yapmış olduğun şu eylem ya da konuşmuş olduğun şu cümle çok yanlıştı gibi ifadeler kullanmakta yarar vardır.</p>
<p align="center"><strong>TOST TEKNİĞİNİ KULLANIN</strong></p>
<p>Bir insanı eleştirmeden önce bu tekniği kullanmanızı öneriyorum.<span style="text-decoration: underline;"> Bir eleştiri, ancak iki övgü arasında sunulursa o kişide etkili olabilir ve davranışında değişiklik yaratabilir. </span>Yapacağınız ilk şey önce övün sonra eleştirin, en sonunda bir daha övün. Yoksa eleştiriniz o kişide bir direnç oluşturur, söyleminiz yerine ulaşmaz ve bir davranış değişikliği meydana getirmez. Bir dahaki seferde birini eleştirecekseniz önce düşünün onun iki iyi yönünü bulmadan eleştirmeyin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/surekli-yapilan-elestiri-bombadan-farksizdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>21.Yüzyılın Çocugu &#8220;Ninnisiz&#8221; Büyüyor&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/21-yuzyilin-cocugu-%e2%80%9cninnisiz%e2%80%9d-buyuyor%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/21-yuzyilin-cocugu-%e2%80%9cninnisiz%e2%80%9d-buyuyor%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 13:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2490</guid>
		<description><![CDATA[Modern çağ, yaşamımıza birçok şeyi kattı doğrusu. Aldıkları kattıklarından fazla olsa gerek. Modernliğin en önemli... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/21-yuzyilin-cocugu-%e2%80%9cninnisiz%e2%80%9d-buyuyor%e2%80%a6.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağ, yaşamımıza birçok şeyi kattı doğrusu. Aldıkları kattıklarından fazla olsa gerek. Modernliğin en önemli sıkıntılarından biriside bize dönecek bir ev bırakmamasıdır. Özlem, maziyle beraber gölge gibi yanımızda gezmekte, her yerde geçmişin derin hatıralarını aramakta,aradıkça da acı çekmektedir.</p>
<p><strong>21.yüzyılınçocukları &#8220;Ninnisiz&#8221; büyümekteler. Peki, 21.yüzyılın Anneleri, babaları ninni bilmekteler midiye ironik bir soruya cevabımız maalesef hayır olacak gibi gözüküyor. Dedelerimiz,ninelerimizninnileri söylerken sadece çocukları uyutmak, oyalamak için söylediklerinidüşünmüyorum. Bunun altında farklı mesajlar vardı. Neler mi: İletişimdehası, Sıcaklık, zamanayırmak, göze- gönle kulağa hitap etmek daha birçokartıları. Modernpedagojinin söyledikleriniya dasöyleyemediklerini atalarımız çok öncelerikeşfetmiş.</strong></p>
<p>Günümüzün çocuklarına, Dandinidandana,danalar girmiş bostana, danaların bostana girişi ve kahraman bostancının daha lahanaları yemeden danayı kovması bilinçaltına işlenmemiştir. Uyuşunda büyüsün demeden çabukça büyüdük ve bu çabukluk ve hızlı yaşam, peşimizi hiç bırakmadı. Her şeyi hızlı tükettik, Her şeyi hızlı yaşadık. Bu çağa &#8220;<strong>hız çağı&#8221; </strong>dersek yalan olmaz sanırım.<strong></strong></p>
<p><strong>Ninniler; içinde gizem kokan, nostaljinin tatlı esintileridir. Ninniler bir gün biter,günler geçer, çocuk büyür, dünyayı tanımaya başlayınca ninniler, Masallar yerini anılara bırakır ve büyüklerinden dinlediği anılar sayesinde hem aile üyelerine olan bağları kuvvetlenir, hem onlara hayranlıkları bir kat artar&#8230;</strong></p>
<p>Bu çağ da doğmuş çocuklar maalesef ninnilerle büyümediler, ninni dinleyerek rüyaya geçemediler. Büyük ihtimalle annelerinin ya da babaların işleri vardı&#8230; Bu çağda doğan çocukları, tek bir &#8216;dandini&#8217; bile duyamadan yatıp uyumak zorundaydılar&#8230;Teknoloji harikası modern bakıcılar dediğim Televizyonlar, bilgisayarlar ve onların yerine konuşan ruhsuz hissiz mekanik aletler ninninin yerini doldurdular&#8230;<br />
Ninni söylemeye vakti olmayan annelerin daha anlamlı hangi şeylere vakitleri vardı&#8230; Diyesoramadı bu çağın çocukları&#8230;</p>
<p><strong>Onlar ermiş muratlarına  biz  çıkalım kerevetine, Gökten üç elma düşmüş, bir varmış bir yokmuş,eeeeeeeekzım -eeeeeeoğlum, </strong>develer tellâl, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken<strong> , uyusun yavrum büyüsün ,yüzünü güller bürüsün vs ağzınızdan hiç eksik olmasın&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21.yy da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</strong></p>
<p><a href="mailto:nevzatozer66@gmail.com"><strong>nevzatozer66@gmail.com</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/21-yuzyilin-cocugu-%e2%80%9cninnisiz%e2%80%9d-buyuyor%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüz Çocukları Hayatı Bir Savaş Gibi Algılıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 07:52:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2330</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük bir hata yaptık. Hastalıklı ruha sahip insanlar yetiştirdik.&#8221; Korku, panik ve güven duygusundan yoksun. Hayatı hep bir savaş gibi algılayan bir toplum haline geldik. Benim kliniğime gelen hastalarımın birçoğu, kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi verirken, yorulup pes eden veya yıkılan kişilerden oluşuyor. Ben, sağlıklı insanı, &#8220;kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan insan olarak tarif ediyorum&#8221;</p>
<p>Bu sözler, emekliliğine az kalmış ve tüm ömrünü on binlerce ruh hastasını gözlemleyerek geçirmiş, yaşlı bir psikiyatr olan Hollandalı  Profesör Cees Van Der Hilst samimi tespitleri idi.</p>
<p><strong>O halde, anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken, kapasitelerini ve sınırlarını zorlamak, çocuklarının, ileride taşıyamayacağı bir yükün altına girmelerini teşvik etmek, onların yeteneklerini ve gizil güçlerini tanımadan pofpoflamak,tek başına ayakta kalma mücadelesine yönlendirmek yerine, onları, sosyal yaşamla,çevreyle diyalog,işbirliği ve etkileşime geçerek hayatlarını sürdürmeye teşvik etmelidirler.</strong></p>
<p>Bundan yüzyıl sonra bu dünyada olmayacağız dertlerimiz, sıkıntılarımız, ahlarımız vahlarımız, borçlarımız, bitmez bilmeyen her türlü işimiz hep bu dünyada kalacak&#8230; Hayat bir savaş değil&#8230;</p>
<p>Sırtına, taşıyamayacağından fazla yük yüklenmiş, hayatı bir mücadele ve ayakta kalabilme savaşı olarak tanımış çocuklar, korku, endişe ve şüphe içinde kalarak etrafları ile iletişim kuruyorlar. Her an kendisinin bir darbe alacağını, her an aldatılacağını ve her an kandırılacağı paranoyası ile çevrelerine şüphe ile bakıyorlar ve bu gergin bekleyiş bir gün akıl zembereğinin boşalmasına kadar devam ediyor.</p>
<p>Bizler de diyoruz ki evet, hayat bir savaş değil elbet. Her şeyi derse, sınava, indirgemek, yaşamı sürekli bir yarış gibi algılamak ve bu yarışta her şeyi başarmak, kazanmak ve sonuç üzerine odaklanmış bireyler yetiştirme hevesi bir anne ve baba için son derece sakıncalı tutumlardır. Önemli olan sizin çocuğunuzdur. Bu gerçeği kabul etmek ve var olan kapasitelerini en iyi şekilde kullanmalarına yardımcı olmaktır. Kazananlar ve kaybedenler, kalanlar ve geçenler, bitmez tükenmez mücadeleci ruhu, hem anı yaşamayı zorlaştırmakta, hem yaşamın içercisindeki güzel enstanteleri ıskalamakta, hem de birçok güzellikleri hırs ve tutku yüzünden görmememize neden olmaktadır. Bu amansız ve insafsız yarış yorgun zihinler ve bedenlerin oluşmasına imkan sağlamaktadır&#8230;</p>
<p><strong>Yaşamın merkezine sadece kendilerini koymamalarını, özgürlüğün sınırsız olmadığını, her an her şeyin elde edilemeyecegini, sabrın, çalışmanın, fedakarlıgın, vicdanın, sevebilmenin önemli bir erdem olduğunu eylemlerimizle, davranışlarımızla ve alacakları eğitimle adeta beyinlerine kazımalıyız. Burada eğitimcilere, ebeveynlere ve topluma her zamankinden daha fazla görev düşmekte olduğu unutulmamalıdır.</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com">http://www.aktuelegitim.com </a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak&#8221; isimli kitabın yazarı</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/gunumuz-cocuklari-hayati-bir-savas-gibi-algiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gereğinden Fazla Fedakârlık Gereginden Fazla Stres Demektir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/gereginden-fazla-fedakarlik-gereginden-fazla-stres-demektir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/gereginden-fazla-fedakarlik-gereginden-fazla-stres-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 00:40:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile çocuğunu kaygısını nasıl azaltabilir]]></category>
		<category><![CDATA[aile çocuğunu stresini nasıl azaltabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ygs lys stresini nasıl yenerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2272</guid>
		<description><![CDATA[Gereğinden fazla fedakârlık hem çocuk eğitiminde hem de yetişkin insanların yaşamlarında streslere ve değişik beklentilerin... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/gereginden-fazla-fedakarlik-gereginden-fazla-stres-demektir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gereğinden fazla fedakârlık hem çocuk eğitiminde hem de yetişkin insanların yaşamlarında streslere ve değişik beklentilerin oluşmasına neden olur. Malum, içinde yasadığımız yüzyılda yapılan iyiliklerin, fedakârlıkların bir şekilde farklı kanalarda tekrar ödenmesi, iade edilmesi ya da karşılığının beklenilmesi yolunda büyük bir eğilim vardır.</p>
<p>Özellikle çocuk ve genç eğitiminde Anne ve Baba olarak, çocuklarımız için birçok maddi ve manevi sıkıntılara boyun eğiyoruz. Parası olan anne-babalar ekstradan özel derslere, kurslara çocuklarını gönderiyorlar ve haliyle çocuklarının başarılı olmalarını ve girmiş oldukları sınavları kazanmalarını bekliyorlar.Bir de bakmışız ki anne ve baba olarak gereğinden fazla fedakârlıkların içine girmişiz. Örneğin bir yıl boyunca eve misafir çağırmamak, evde televizyonu açmamak gibi. Öğrenci bu durumu, &#8220;Ailemin bu fedakârlıklarına karşılık vermek zorundayım&#8221; biçiminde düşünerek daha fazla kaygılanabilir. Bu fedakârlıkların sürekli hatırlatılması öğrenciyi ders çalışamaz hale getirir.</p>
<p>Çocukları sınavlara hazırlanan bazı aileler, kendi yaşamlarını bir kenara bırakarak çocukları için uğraşmaya başlamaktadırlar. Örneğin, çocuğuna daha fazla yardımcı olmak için annenin işinden ayrılması, annenin çocuğunu sınav salonlarının kapısında beklemesi gibi?</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">&#8220;3&#8243; HATAYI  YAPMAMAK GEREK:</span></strong></p>
<p><strong></strong><strong>1.     </strong><strong>YGS-LYS-SBS gelene kadar birçok anne ve baba evine misafir bile kabul etmiyor. Evine gelmek isteyenleri de nazikâne geri çeviriyor.</strong></p>
<p><strong></strong><strong>2.     </strong><strong>Maddi -manevi yapılanların gündeme sık getirilmesi.</strong></p>
<p><strong></strong><strong>3.     </strong><strong>Hemen hemen her gün evde sınavlardan konuşulması.</strong></p>
<p>Öğrenci, şöyle düşünmeye başlıyor. Ey vah! &#8220;Ailem bana dünyanın masrafını etti, benim için eve misafir bile çağırmıyorlar. Aman Allah&#8217;ım ben bunların karşılığını veremezsem hapı yuttum&#8221; duygusuna kapılıyor. Ya da &#8220;Benden ziyade ailem için, harcadıkları paralar ve emekleri daha önemli&#8221; gibi duygulara da kapılabiliyor.</p>
<p>Çocuklarınıza tekrar tekrar &#8220;ders çalış&#8221; demeyin. Sorumluluğunu bilen ve sınavlara hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ihtiyaç yoktur. Bazı öğrenciler bu nedenle kendisi için değil ailesi için ders çalışması gerektiği düşüncesine kapılıp daha yoğun kaygı hissedebilir. Ya da ailesine tepki göstererek ders çalışmayı aksatabilir.</p>
<p>Gereğinden fazla fedakârlık yapmak onların daha fazla strese girmesine ve yapılan her türlü fedakârlığın bir şekilde ödenmesi gerektiği gibi düşüncelere kapılmasına neden olacaktır. Burada önemli olan orta yolu tutturmaktır. Bizler burada şunu ima etmek istemiyoruz. Onlara karışmayın, onları sıkmayın, hiçbir şeyleriyle ilgilenmeyin demiyoruz. Elbette ki onların üstünde bir otokontrol mekanizması kurulmalı. Ancak onları boğmadan, sıkmadan, eleştirmeden, anlayacağı bir dil ve üslupla işe başlamalıyız&#8230;</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com/">http://www.aktuelegitim.com</a></strong></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak&#8221; isimli kitabın yazarı</strong></p>
<p><strong>nevzatozer66@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/gereginden-fazla-fedakarlik-gereginden-fazla-stres-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kpss &#8220;Eğitim Bilimleri&#8221; Neden Zorlaşıyor?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/kpss-%e2%80%9cegitim-bilimleri%e2%80%9d-neden-zorlasiyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/kpss-%e2%80%9cegitim-bilimleri%e2%80%9d-neden-zorlasiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 17:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[Sınavlar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim bilimleri sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[kpss sınavı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2219</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmen adayları tek kelimeyle ne yapacaklarını şaşırdı.Onların bu halini ancak onlar gibi bu sınavın sillesini... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/kpss-%e2%80%9cegitim-bilimleri%e2%80%9d-neden-zorlasiyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretmen adayları tek kelimeyle ne yapacaklarını şaşırdı.Onların bu halini ancak onlar gibi bu sınavın sillesini yemişler iyi anlar.1999&#8242;da &#8220;Devlet Memurları Sınavı&#8221;ile başlayan bu sınav serüveni,2008&#8242;e kadar sınav ve soru içeriği anlamda birbirini izleyen bir paralellik söz konusu iken 2009&#8242;da adeta farklı bir tarz ve soru stili, öğretmen adaylarını bayağı bir sıkıntıya soktu. 2009 dan bu yana farklılık devam ede geldi.Bunun en iyi göstergesi de 2011 deki KPSS&#8217; deki  Eğitim bilimleri soru stil ve tarzları ortaya koymaktadır. 2012 KPSS&#8217;nin zor olacağı konusunda da endişelerimiz var.</p>
<p><strong>Memurlar.netin anketinde &#8220;</strong>2011 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı, size göre nasıldı? Sorusuna 31,807 kişiden yaklaşık 20 bini zor ifadesini kullanmış. Bu konuda genel olarak edinilmiş temayül ise sınavın <strong>yüzde 80 olarak zor</strong> olduğu konusunda. Bu sene eğitim bilimleri ortalamasının düşeceği ise aşikar.</p>
<p>Yaklaşık 5 yıldır özel bir dershanede alanım itibariyle formasyon yani eğitim dersleri vermekteyim. Öğrencilerimin bazıları benden büyük, kimisi hamile hamile dershaneye geldi, kimisi ise zaman zaman oğluyla, kızıyla&#8230; Durum çok dramatik ve hüzünlü&#8230; Çok çaresizler, depresifler, kızgınlar ve kaygılılar.</p>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-4080310628625812";
/* yaziarasi */
google_ad_slot = "3580384370";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlış hatırlamıyorsam 2006 yılında bakanlığımız <strong>alan sınavı</strong> yapacaktı ya da yapmak için alt yapı oluştururken Danıştay&#8217;dan döndü.</p>
<p>Birileri bu sese, bu çığlığa kulak vermeli. KPSS mevcut hali ile öğretmen adaylarını perişan etmekte, psikolojilerini zıplatmakta, kimyalarını bozmaktadır. Adeta öğretmen adayları lise yıllarına geri dönmüş YGS-LYS ye çalışır gibi hatta bunlardan daha fazla ders çalışmaktalar. Çalışmadıkları konu kalmadı. Bir yığın kavram dağı, bir yığın ezber salatası adeta&#8230; Eğitim bilimlerinde şuan için yaklaşık 2500 e yakın terminoloji ve tanım var. Artık herkes KPSS ye ciddi çalışılmadan kazanılmayacağının farkında. Büyük şehirlerde dershane sektöründe anormal paralar dönüyor.</p>
<p>İkinci büyük bir sıkıntı ise sosyal baskının onları ezmesi. Hele birde anlayışsız bir yörede otuyorlarsa öğretmen adayımızın &#8220;vah haline&#8221;&#8230; <strong>&#8220;okudun da ne oldun bak halen atanamadın</strong>&#8220;, ya da girmiş olunan her sınav puanını veya seninle ilgili her şeyin senden daha yakın ve merakla takip edilmesi&#8230;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç ve Öneri:</span></strong></p>
<p>Öğretmen adayları patlamaya hazır bir bomba gibi. Birçoğu bu yarışı yarı yolda bıraktı. Bazılarının yaşı 36,37,38?Malum yasal şart kriteri olan 40 yaşından sonra allameyi cihan olsalar öğretmenliğe başvuramazlar.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Bu sınav sistemi ve şekli acilen masaya yatırılmalı ve </span></strong></p>
<p><strong>1-Alanlarına göre sınav yapılmalı. Yüzde elli alan sınavı yüzde elli gene eğitim bilimleri olmalı.</strong></p>
<p><strong>2-Mezun olunan bölümün diploma notları hesaba katılmalı.&#8221;</strong>Malum sınavdan başkada bir alternatif gözükmediğine de göre&#8221;</p>
<p>Herkesin kendi alanından sınava girmesi hem öğretmen adaylarının daha mesleğe adım atarken hem de mesleğin içinde onlara daha yardımcı olacaktır. Dünya eğitim anlayışı hızla davranışçı ekolden uzaklaşmakta. Kimse artık Pavlovun köpeğinin salyasıyla ilgilenmiyor, bu konuda ne anlatmak istediğimi öğretmen adaylarının iyi anladığına eminim. Bazıları şimdiden acaba klasik koşullanma neydi diye kitap bile karıştırmaya başlamışlardır.</p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman-Eğitimci-Yazar</strong></p>
<p><strong><a href="mailto:nevzatozer66@hotmail.com">nevzatozer66@hotmail.com</a></strong></p>
<p><strong>&#8220;21 yy da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/kpss-%e2%80%9cegitim-bilimleri%e2%80%9d-neden-zorlasiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi ve Dikkatli Bir Tercih Nasıl Yapılmalı?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/iyi-ve-dikkatli-bir-tercih-nasil-yapilmali.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/iyi-ve-dikkatli-bir-tercih-nasil-yapilmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 08:14:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS İle İlgili En Çok Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[2011 lys tercihleri nasıl yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[lys tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[lys tercihleri nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[lys tercihlerinde püf nokta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2158</guid>
		<description><![CDATA[2011&#8242;de 140 ve üzeri alan 1.520.774kişi;180  ve üzeri alan 1.313.274kişi var.LYS&#8217; lere başvuran ise 895.000kişi.... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/iyi-ve-dikkatli-bir-tercih-nasil-yapilmali.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>2011&#8242;de 140 ve üzeri alan 1.520.774kişi;180  ve üzeri alan 1.313.274kişi var.LYS&#8217; lere başvuran ise 895.000kişi.</li>
</ul>
<ul>
<li>YGS ve LYS&#8217;de soruları cevaplamak kadar,doğru tercih yapmakta iyi bir üniversiteye girmek için gereklidir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yüksek puan alsanız bile yanlış tercihin başarınızı gölgeleyeceğini unutmayın</li>
</ul>
<ul>
<li>Tercihinize ve geleceğinize karar verme sorumluluğunun sizde olduğunu unutmayın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Üniversiteye yerleştirilebilmek için öğrencinin 2011 YGS &#8216;ye girmiş olması gereklidir. 2011 YGS giren ve herhangi bir puan türünde 140.000 puan barajını aşan öğrenci kazanmış sayılmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Üniversite adayları tercih yapma hakkı bulunan tablolardan toplam 30 tercih yapabileceklerdir.(Tercih alanlarının tamamının doldurulması gerekmemektedir. Öğrenci tercih listesinde sadece yerleşmek istediği yükseköğretim programlarına yer vermelidir.)</li>
</ul>
<ul>
<li>Seçilen yükseköğretim programının özel koşulları titizlikle gözden geçirilmelidir. (ÖSYM nin kılavuzu çok acil incelenmelidir.)</li>
</ul>
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-4080310628625812";
/* yaziarasi */
google_ad_slot = "3580384370";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
<ul>
<li>En çok istediğiniz programdan itibaren tercih ettiğiniz bölümleri sıralayın. Bunu sağlamak için her tercihinizi bir alttaki tercihinizle karşılaştırın. Üstteki tercihinizin daha çok istediğiniz bir bölüm olmasına dikkat edin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yerleştirme puanlarınızı, yüzdelik dilimlerinizi ve başarı sıralamalarınızı tercih etmeyi düşündüğünüz bölümlerin taban puanları, yüzdelik dilimleri ve geçen yıl o bölümü en son kazanan kişinin sıralamasıyla karşılaştırın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Farklı puan türlerindeki tercihlerinizin de kendi içinde ve diğer puanlarla tutarlı olmasına çalışın. Örneğin, sayısalcı bir öğrenci hem sayısal hem de eşit ağırlıklı bölümlerden tercih yapmayı istiyor. Her iki alandan yapacağı tercihleri belirleyip bunları istek sırasına koyarken sınav sonucunda kendine gelen sayısal ve eşit ağırlık yerleştirme puanları arasındaki farkı dikkate almalı ve farklı puan türündeki bölümleri bu farka göre sıralamalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tercihlerinizi yaparken muhakkak bir uzmandan yardım alın. Tercih listesinin kişiye özel olduğunu unutmayın ve arkadaşlarınızın yaptığı tercih sıralamasının sizin için geçerli olmayabileceğini unutmayın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tercihlerinizin tutarsız olmamasına çalışın. Bu nedenle aynı puan türünde alt sıralarda yazdığınız bir bölümün yüzdelik dilimi üst sıralardakinden yüksek olmamalıdır. Eğer böyle bir durum varsa ya o bölümü listenizden çıkartın ya da sırasını değiştirin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yeni açılan bölümlerin tablolarda puanları belirli olmadığından diğer üniversitelerdeki emsalleriyle karşılaştırarak ve istek sırasına koyarak tercih listenizde yer verin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yeni açılan üniversite ve programları dikkate alın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Geleceğin meslekleri ile ilgili olarak teknik bilgi desteği alın. ( Rehber Öğretmenler, Meslek elemanları, internet, meslek odaları vb. )</li>
</ul>
<ul>
<li>Kazansanız bile kaydolmayı düşünmediğiniz bölümleri kesinlikle yazmayın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ortak alan tercihlerine dikkat edin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sınav sisteminde alan testleri ön planda olduğu için öncelikli olarak alan tercihleri yapılmalı. Sistemin alanlar üzerine odaklı olduğunu unutmayın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Meslek lisesi çıkışlı adaylar sınavsız geçiş imkânının göz önünde bulundurmalı ve sınavsız geçişin kriterleri dikkatli bir şekilde değerlendirilmeli.</li>
</ul>
<ul>
<li>Adaylar özel yetenek sınavlarında istedikleri kadar üniversiteye müracaat edebilirler. Özel yetenek sınavında başarılı sayılan aday, kayıt yaptırmasa dahi ilgili bölüme yerleştirildi olarak kabul edileceğinden bir sonraki yıl sınavda puanı düşecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Okul birincisi olan adaylar kendileri için ayrılan bu kontenjana sadece mezun oldukları yıl bir defaya mahsus kullanabilirler.</li>
</ul>
<ul>
<li>Farklı puan ve alan tercihi yapabileceği, ancak bu durumun ciddi zorlukları beraberinde getireceği unutulmamalı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Okul türü, alan, bölüm, yaş, sağlık, cinsiyet vb. bütün koşullarını tam olarak karşılayamadığınız bölümleri tercih etmeyin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Adaylar gerek yüzdelik dilemlerin, gerek en küçük puanların yol göstermek amacıyla kılavuza konulduğu, bunların hiçbir zaman kendi yüzdelik dilimleriyle ve puanlarıyla tam karşılaştırma olanağının bulunmadığını unutmamalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Hangi tablodan kaç tercih yapabileceğinizi göz önünde tutun ve tabloları dikkatli bir şekilde ayrıntılı olarak inceleyin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Puanlarınıza göre tercihlerinizi yaparken göz önünde tutmanız gereken en önemli nokta AOÖP alan içi tercihlerde 0,15 ile, alan dışı tercihlerde 0,12 katsayı ile çarpılacağını unutmayın. Ek puanlı yerlerde ise 0.06.</li>
</ul>
<ul>
<li>30 tercihinizin ilk sıralarına &#8220;puanım yeterli olmayabilir&#8221; endişesine kapılmadan sadece ilginizi göz önüne alarak belirleyebilir, en çok istediğiniz programları yazabilirsiniz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tercih listenizdeki programların sırası gerçekten istek sıranıza uygun mu? ( Örneğin 5. tercihinize giriş hakkı kazanacak olsanız keşke 6. tercihimi kazanmış olsaydım demeyeceğinizden emin olun)</li>
</ul>
<ul>
<li>Tablo 4 için,1 den (programın kodu ile başlayıp)12 ye kadar(en küçük puanda biten kısım) olan kısma son derece dikkat ediniz. Taplo 3A için ise 1 den 7 ye kadar olan kısma iyi bakın&#8230;</li>
</ul>
<p><strong>SON OLARAK:</strong><br />
<strong> Yolunuz ve bahtınız acık, Tercih aralığınız geniş,</strong><br />
<strong> Puanınız bol, Üniversiteniz ferah,</strong><br />
<strong> Hocalarınız cana yakın, Sağlığınız ve neşeniz yerinde</strong><br />
<strong> Karizmanız sağlam, Evden gelecek olan paranın miktarı çok olsun&#8230;</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com ">http://www.aktuelegitim.com </a></p>
<p>NEVZAT ÖZER<br />
Psikolojik Danışman<br />
nevzatozer66@hotmail.com<br />
0505 387 4312<br />
&#8220;21.YY. da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/iyi-ve-dikkatli-bir-tercih-nasil-yapilmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşler ve Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek İçin Matematiksel Bir Formül</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 09:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevzat ÖZER</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile rehberliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışmayı Önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşler Arasındaki Çatışmayı Önlemek için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşler ve Çocuklar Arasındaki Çatışmayı Önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2115</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kavga ve matematik arasında nasıl bir ilişki vardır?&#8221; diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Matematikte bir kural... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kavga ve matematik arasında nasıl bir ilişki vardır?&#8221; diye sorduğunuzu duyar gibiyim.</p>
<p><strong>Matematikte bir kural vardır: İki sayı birbirine ne kadar yakınsa, çarpımları o kadar büyük olur. Çarpımların küçük olması için sayının birisi küçük olmalıdır</strong>.</p>
<p>Örneğin: 9&#215;8=72 ederken, 9&#215;2=18 eder. Burada esas anlatmak istediğim şey, gerek eşinizle gerekse evlatlarınızla olan sıkıntılarınızda ya da muhtemel bir kavga esnasında tarafların birinin alttan alması, yani şiddetin dozajını küçültmesi.</p>
<p>Şiddetin dozajı şiddet kadar büyükse, yani şiddete yakınsa, matematikte olduğu gibi daha fazla bir çarpım ortaya çıkacak, bu da daha fazla bir şiddete karşılık gelecektir. Oysa şiddetin, öfkenin, kızgınlığın biri büyükse, diğeri küçük olmalı ki sonuç daha küçük olsun. Bu da kavganın ve çatışmanın az bir problemle çözüleceğini gösterecektir. Yani eşimiz &#8220;9&#8243; şiddetinde ise biz &#8220;2&#8243; şiddetinde ona karşılık verirsek, olay az bir hasarla sonuçlanacak tersinde ise malum ortada&#8230; Büyük çarpışmalardan her zaman büyük patlamalar meydana gelir.</p>
<p><strong>ORTAK PAYDA YÖNTEMİ</strong></p>
<p>Aile içi ilişkilerimizde ortak payda yöntemini de unutmamak gerekiyor. Mutlulukta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde, açmazımızda, çıkmazımızda paydalarımız ortak olmalı&#8230; 10:2=5 eder, 20:2=10 eder&#8230; Bu, bize şunu söylemek istiyor aslında: Mutluluğuna ortağım, onu paylaşıyorum. Yarısını benim olarak görüyorum. Sıkıntılarını bölüyorum ve kendi sıkıntım gibi görüyorum. Çözümde, çözümsüzlükte, sıkıntıda, bunalımda, her zaman seninle ortak bir noktada olmak istiyorum. Bu ortaklık birçok problemin de en aza inmesini sağlayacaktır. Matematikten konu açmışken, mail kutuma gelen güzel bir sözü sizle paylaşmak istiyorum. &#8220;Dost dediğin matematiksel olmalı. Sevincini çarpmalı&#8230; Üzüntünü bölmeli&#8230; Geçmişini çıkarmalı&#8230; Yarını toplamalı&#8230; Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı&#8230; Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı&#8230;</p>
<p><strong>New York Rochester Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar ise anne- baba geçimsizliğinin küçük çocukların duygusal durumunu nasıl etkilediğini belirlemek üzere bir araştırma yaptılar.</strong></p>
<p>Bu araştırmada da birbirine karşı &#8220;düşmanca veya kayıtsız&#8221; bir tutum takınan anne- babanın arasındaki etkileşimin çocuklarda duygusal zorluklara yol açma olasılığının yüksek olduğu belirlendi. Uzmanlar büyük tartışmaların, her zaman olmasa da çoğunlukla kapalı kapılar ardında yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Buna karşın anne-babaların mutlaka çocukların önünde yapması gereken bir şey var: Çatışmanın çözüme kavuştuğu sürece, bizzat çocukların şahit olması gerekiyor.</p>
<p>Çocukların anne-baba arasındaki çatışmanın çözümlenmesine tanık olması, hem çatışma çözümleme konusunda onlara model olur, hem de anne-babalarının bazen tartışma yaşasalar da, bunu bir çözüme bağlayacaklarını bilmek çocuğun güven duygusunu artırır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.aktuelegitim.com/">http://www.aktuelegitim.com</a></p>
<p><strong>Nevzat ÖZER</strong></p>
<p><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><strong>&#8220;21.yy da Anne ve Baba olmak isimli kitabın yazarı&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/esler-ve-cocuklar-arasindaki-catismayi-onlemek-icin-matematiksel-bir-formul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

