<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aktuel Eğitim ve Rehberlik Portalı (PDR) &#187; Akın Yıldırım</title>
	<atom:link href="http://www.aktuelegitim.com/author/akin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aktuelegitim.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Eğitim ve Rehberlik Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 23:36:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ebeveynin yanlış tutumu çocuğun sınav kaygısını yükseltir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ebeveynin-yanlis-tutumu-cocugun-sinav-kaygisini-yukseltir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ebeveynin-yanlis-tutumu-cocugun-sinav-kaygisini-yukseltir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 14:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öğrenme Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[sınav kaygısı ile başa çıma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2794</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek sınav kaygısı, öğrencilerin başarısını olumsuz yönde etkileyen hususlardan birisidir. Yüksek kaygının etkisiyle öğrenciler sınavda... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ebeveynin-yanlis-tutumu-cocugun-sinav-kaygisini-yukseltir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek sınav kaygısı, öğrencilerin başarısını olumsuz yönde etkileyen hususlardan birisidir. Yüksek kaygının etkisiyle öğrenciler sınavda panikler ve gerçek performanslarını ortaya koyamazlar. Sınavda yaşadıkları gerginliğin etkisiyle öğrendikleri bilgileri sınav esnasında etkili bir şekilde kullanamayan <span id="more-2794"></span>hatta bildikleri soruları dahi doğru cevaplayamayan bu öğrenciler, aynı soruları sınavdan sonra rahatlıkla çözebilirler.</p>
<p>Üniversite sınavını bir maratona benzetirsek, yüksek kaygı taşıyan öğrencinin durumu 20 &#8211; 30 kiloluk bir çantayla koşmaya çalışan atlet gibidir. Bu atlet ne kadar istekli olsa da taşıdığı yükün etkisiyle erken yorulacaktır.</p>
<p>Öğrencilerin sınav kaygısını tetikleyen hususların başında ebeveynlerin yanlış tutumu gelir. Ebeveynlerin sınavı bir ölüm &#8211; kalım meselesi gibi algılaması ve çocuğunu motive etme amaçlı da olsa &#8220;Sınavı kazanamazsan seni zor günler bekliyor&#8221;, &#8220;Herkesin gözü senin üzerinde&#8221;, &#8220;Kazanamazsan çevreye rezil oluruz&#8221; gibi ifadeler kullanması teşvik edici olmaktan çok adeta öğrenciyi kilitleyecektir.</p>
<p>Bunun yanı sıra ebeveynin, çocuğunun kapasitesini göz önünde bulundurmadan &#8220;Mutlaka Tıp Fakültesini kazanmalısın&#8221; ya da &#8220;Hukuk Fakültesini kazanamadıktan sonra başka bir bölüm kazansan da bir şeye yaramaz&#8221; gibi ifadeler kullanması öğrenci açısından çok yıkıcı sonuçlar doğurur. Yine ebeveynin çocuğuna güvenmemesi ve sınavı kazanması için ona baskı yapması, hatta aşırı otoriter bir tavır içine girmesi çocuğun kaygısını yükselteceği gibi onun ailesinden soğumasına da sebep olacaktır.</p>
<p><strong><em>Bu durumda ebeveynlerin aşağıdaki hususlara dikkat etmesi yararlı olacaktır:</em></strong></p>
<p>-        Sınavlar hayatın bir parçasıdır. Ebeveyn, çocuğuna sınavı bir ölüm &#8211; kalım meselesi gibi takdim etmemelidir.</p>
<p>-        Çocuğun kapasitesi konusunda gerçekçi olunmalı ve beklenti düzeyi ona göre belirlenmelidir.</p>
<p>-        Öğrenci, kesinlikle başkalarıyla kıyaslanmamalı. Bu durum onun aşkını-şevkini kırmaktan başka bir işe yaramaz.</p>
<p>-        Sınavı bir kişilik ölçüm aracı olarak kullanmamalı ve çocuğun değeri sınavdaki başarısı üzerinden biçilmemeli. Bilakis çocuğunuza &#8220;Sen bizim evladımızsın, kazansan da kazanmasan da bizim için çok değerlisin&#8221; mesajı verilmelidir.</p>
<p>-       &#8221;Senin imkânların bende olsaydı mükemmel bölümler kazanırdım, ama sen çalışmıyorsun&#8221; tarzındaki ifadeler öğrenciyi pek motive etmemektedir. Özellikle ebeveynin sunduğu imkânları çocuğun başına kakması çocuk tarafından itici kabul edilecektir. Bunun yerine beklentinizi ifade edip çocuğun ders çalışmamasının asıl sebeplerini araştırmanız daha yararlı olacaktır.</p>
<p>-        Çocuk ebeveynini bir korku objesi olarak görmemeli. Ebeveyn, öğrencinin ders durumunu takip ederken müfettiş edasıyla davranmamalı. Çünkü teftiş edilmek insanı gerginliğe sürükler. Böyle bir atmosferde sınava hazırlanan öğrenci yoğun bir kaygı taşıyacaktır.</p>
<p>-        Çocuğa sürekli &#8220;ders çalış&#8221; denmemeli. Eğer öğrenci, günlük çalışma programını bitirmişse elbette ki sosyal aktiviteler de yapabilmeli ve yeri geldiğinde nitelikli arkadaşlarıyla birlikte &#8220;nefes alabilmelidir.&#8221;</p>
<p>-        Ebeveynin sınava hazırlık süresince çocuğu adeta &#8220;karantinaya&#8221; alması, kimseye misafirliğe gitmemesi, eve misafir almaması, yemeği ve çayı çocuğun ayağına götürmesi, çocuk ders çalışacak diye evde &#8220;olağanüstü hal&#8221; ilan etmesi çocuğun iyice paniklemesine sebep olabilir. Unutulmamalı ki çocuğunuz nihayetinde savaşa değil sınava girmektedir.</p>
<p>-        Özellikle ekonomik durumu iyi olan ebeveynlerin çocuğunu özel okula ve dersaneye göndermekle yetinmeyip, hemen her ders için özel öğretmen ayarlaması, öğrencinin adeta &#8220;boğulmasına&#8221; sebep olabiliyor. Bu tarz abartılı &#8220;özel ders takviyeleri&#8221; öğrenciyi baskı altına almakta ve &#8220;Bunca emeğe rağmen kazanamazsam mahvolurum&#8221; düşüncesinin oluşmasına zemin hazırlamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Akın YILDIRIM</strong><br />
<strong>Özel Toros Akdeniz Lisesi</strong><br />
<strong>Rehber Öğretmeni</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ebeveynin-yanlis-tutumu-cocugun-sinav-kaygisini-yukseltir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Katsayı farkı kalktı, öğrenciler şimdi nasıl bir yol izlemeli?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/katsayi-farki-kalkti-ogrenciler-simdi-nasil-bir-yol-izlemeli.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/katsayi-farki-kalkti-ogrenciler-simdi-nasil-bir-yol-izlemeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 21:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS İle İlgili En Çok Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[katsayı farkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2672</guid>
		<description><![CDATA[28 Şubat sürecinin simgesi olan &#8220;farklı katsayı&#8221; uygulaması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından kaldırıldı. Eski uygulamaya... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/katsayi-farki-kalkti-ogrenciler-simdi-nasil-bir-yol-izlemeli.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat sürecinin simgesi olan &#8220;farklı katsayı&#8221; uygulaması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından kaldırıldı.</p>
<p>Eski uygulamaya göre öğrenciler alaniçi tercih yaptığında AOBP&#8217;leri (Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı)0,15 ile alan dışı tercih yaptığında ise 0,12 ile çarpılıyordu.Yapılan değişiklikle birlikte artık her öğrencinin AOBP&#8217;si 0,12 ile çarpılacak. Böylece adaylar hangi alanda ve hangi okulda olursa olsun istediği bölümü herhangi bir puan kaybına uğramadan tercih edebilecekler. Sözgelimi meslek lisesindeki bir öğrenciyle genel lisedeki &#8220;sayısalcı&#8221; bir öğrenci artık hukuk fakültesini tercih ederken yaklaşık 15 puanlık bir kayıp yaşamayacak.</p>
<p>Yeni uygulamayla birlikte öğrenciler arasındaki rekabet kızışacaktır. &#8220;Önemsiz ders&#8221; düşüncesi tamamen rafa kalkacak ve her öğrenci rakiplerinin bir adım önüne geçmek için ekstra gayret sarf edecektir.</p>
<p>Yükseköğretime Geçiş Sınavı&#8217;nın (YGS) önemi iyice arttı ve YGS puanı yüksek olanlar daha avantajlı olacaktır. Bu anlamda özellikle TM&#8217;ciler açısından Fen-1 ve sözelciler açısından da Mat-1 büyük önem kazandı.</p>
<p>TM pastasına talip olan sayısalcılar karşısında geri kalmamak için, TM&#8217;cilerin özellikle Mat-1, Fen-1 ve Mat-2&#8242;ye ağırlık vermesi gerekecektir. Bu rekabet sözel pastasından pay almaya çalışan TM&#8217;cilerle sözelciler arasında da yaşanacaktır. Şüphesiz bu uygulamada en avantajlı olan sayısalcı öğrencilerdir. Hukuk, kamu yönetimi ve uluslararası ilişkiler gibi bölümleri düşünen bir sayısalcının, özellikle TM&#8217;cilerin zorlandığı Fen-1 ve Mat-2 testlerindeki başarısı onu bir adım öne geçirecektir. Fakat bu bölümleri düşünen sayısalcılar, &#8220;Edebiyat-Coğrafya&#8221; testini hafife almamalıdır. Bu test, kesinlikle son 1-2 aya bırakılmamalı ve zamana yayılarak hazmedilmelidir.</p>
<p>Tıp veya mühendislik yazmayı düşünen bir sayısalcının, bir taraftan Fen-2 testine çalışırken diğer taraftan da hukuk için gerekli olan Edebiyat-Coğrafya testine çalışması külfetli olacaktır. &#8220;Bir koltukta iki karpuz taşımaya&#8221; çalışan bu öğrenciler bunu iyi düşünmeli ve sağlıklı bir seçim yapmalıdır. Mat-2&#8242;si çok iyi olan, fakat Fen-2&#8242;si vasat olan bir sayısalcının TM seçeneğini değerlendirmesi mantıklı olacaktır. Sayısal öğrencileri bu değişiklikten önce de işletme, iktisat ve sınıf öğretmenliği gibi birkaç bölümü &#8220;ortak alan&#8221;dan yazabiliyordu. Yani bu bölümleri yazarken puanları kırılmıyordu. Dolayısıyla bu bölümlerin puanlarında abartılı bir yükselme beklenmemeli. Fakat yeni uygulamayla birlikte özellikle hukuk ve PDR gibi çok tercih edilen bölümlerin puanlarının yükselmesini bekleyebiliriz.</p>
<p>TM&#8217;ciler de artık mühendislik vs&#8230; yazabilecek. Fakat mühendisliği kazanabilmek için Fen-2 testini de yapmak gerekiyor. Durum böyle olunca Fen dersleriyle barışık olmayan bir TM&#8217;cinin mühendislik için Fen-2 gibi zor bir sınava girmesi pek gerçekçi olmayacaktır. TM&#8217;cilerin Mat-1, Fen-1 ve Mat-2 testine artık daha fazla çalışması gerekiyor. Bunun yanı sıra Edebiyat-Coğrafya testine de ayrı bir önem vermeleri gerekir ki sayısalcı olup da TM tercihi yapan öğrencilerden aşağı kalmasınlar.</p>
<p>TM&#8217;ciler daha önce tarih, coğrafya ve gazetecilik gibi bölümleri yazamıyordu. Bu bölümlere ilgi duyan ve Mat-2 si vasat olan TM&#8217;ciler için katsayı farkının kaldırılması bir fırsattır. TM&#8217;cilerin de sözel pastasından pay almaları sözelciler için dezavantaj olacaktır. Bu durumda sözelcilerin &#8220;Edebiyat-Coğrafya&#8221; testine ve &#8220;Sosyal Bilimler&#8221; testine ayrı bir önem vermesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle öğrencilerin zorlandığı &#8220;Sosyal Bilimler&#8221; testindeki &#8220;tarih sorularına&#8221; dikkat edilmelidir. Başvuran öğrenci sayısıyla kontenjan durumu kıyaslandığında &#8220;yabancı dil&#8221; en avantajlı kulvardır. Yabancı dile ilgi duyan öğrenciler bu durumu göz önünde bulundurmalıdır.</p>
<p>Akın YILDIRIM</p>
<p>Özel Toros Akdeniz Lisesi Rehber Öğretmeni</p>
<p>Zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/katsayi-farki-kalkti-ogrenciler-simdi-nasil-bir-yol-izlemeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Öğrenilmiş Çaresizlik&#8221; Üniversite Hayalinizi Engellemesin</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/ogrenilmis-caresizlik%e2%80%9d-universite-hayalinizi-engellemesin.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/ogrenilmis-caresizlik%e2%80%9d-universite-hayalinizi-engellemesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2011 20:25:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Motivasyon ve Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerde öğrenilmiş çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizliğin sebepleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=2347</guid>
		<description><![CDATA[Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyi bekleyen en büyük tehlike kazanma ümidini yitirmesidir. Koşulları ne kadar... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/ogrenilmis-caresizlik%e2%80%9d-universite-hayalinizi-engellemesin.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyi bekleyen en büyük tehlike kazanma ümidini yitirmesidir. Koşulları ne kadar iyi olursa olsun, eğer öğrencinin kazanacağına dair inancı yoksa üniversite sınavında başarılı olması gerçekten çok zordur.</p>
<p>Öğrencilerin kazanma ümidini yıkan faktörlerin başında <em>&#8220;öğrenilmiş çaresizlik&#8221;</em> gelmektedir. Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin herhangi bir sorunla karşılaştığında o sorunla mücadele etmek yerine kabuğuna çekilmesi ve başarısız olacağına dair kendisini inandırmasıdır. Öğrenilmiş çaresizliği, kişinin kendi kendisini frenlemesi veya kendisine &#8220;çelme takması&#8221; olarak da adlandırabiliriz. Çaresizlik sendromu kişinin üzerindeki ?ölü toprağı? gibidir. Bunun etkisiyle üniversite sınavına hazırlanan birçok öğrenci işe başlamadan pes etmekte ve gerçek performanslarını ortaya koyamamaktadır.</p>
<p><strong>Öğrenilmiş çaresizliğe kapılan öğrencilerde ne tür düşünceler hâkimdir?</strong></p>
<ul>
<li>&#8221; Üniversite sınavını kazanmam mümkün değil.&#8221;</li>
<li>&#8221; Zaten herkes fiziğin çok ağır bir ders olduğunu söylüyor. Fiziği asla yapamam.&#8221;</li>
<li> &#8221;Ülkemize birçok kaliteli okul var. Ve bu okullardan binlerce zeki öğrenci mezun oluyor. Bunlar arasından sıyrılıp sınavı kazanmam imkânsız gibi.&#8221;</li>
</ul>
<p><strong>Öğrenilmiş çaresizliğin sebepleri nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Öğrenilmiş çaresizliğin temeli çocukluk yıllarında atılmaktadır. Anne ve babanın çocuğa yönelik &#8220;sen yapamazsın&#8221; içerikli mesajları bu sendroma davetiye çıkarır.</li>
<li>Yaşları birbirine yakın olan iki kardeşten birinin çok zeki, diğerinin de beceriksiz şeklinde tanımlanması bu anlamda yıkıcı sonuçlar doğurur.</li>
<li>Özellikle ilkokul yıllarında çocuğun ödev yapma sorumluluğunu kazanmaması veya ödevlerini ailesine yaptırması çaresizliği tetikler. Bu durum çocuğu rehavete sürüklemekte ve zor bir konuyla karşılaşınca da çaresizliğe sürüklemektedir.</li>
<li>Okul fobisi de ciddi bir durumdur. Okul fobisinin etkisiyle çocuk dersleri gözünde büyütüp &#8220;asla başaramam&#8221; diye düşünebilir.</li>
<li>Bazı öğretmenlerin çocuğun bilinçaltına işlediği ?sen başarısızsın, sen yapamazsın? mesajları öğrenciyi olumsuz etkiler.</li>
<li>Özellikle sayısal derslere karşı önyargılı olmak da öğrenciyi çaresizliğe sürükler. Birçok öğrenci sabırlı olmayı gerektiren bu derslere yeteri kadar çalışmadıkları halde &#8220;yapamıyorum&#8221; diyerek işin içinden sıyrılırlar. Sayısal derslerden serzenişte bulunan birçok öğrenci var ki <em>bir aylık zaman zarfında üç-dört saat bile olsa </em>bu derslere çalışmazlar. Bu öğrencilerin çalışmadıkları bir ders için &#8220;niçin yapamıyorum&#8221; diye sızlanmaları, gerçekten büyük bir çelişkidir.</li>
<li> Arkadaş modellemesi de bu anlamda çok önemlidir. Çok kapasiteli olduğu halde olumsuz arkadaşlarının tesiriyle kabuğuna çekilen öğrenciler de bulunmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Öğrenilmiş çaresizlikten nasıl kurtulabiliriz?</strong></p>
<ul>
<li>Öğrenilmiş çaresizlik denilen ölü toprağını üzerinizden atabilmeniz için öncelikle sorunun ne olduğunun farkına varmalısınız. Hangi derse karşı çaresiz olduğunuzu ve bunun neden kaynaklandığını rehberlik servisine başvurup cevabını bulmaya çalışmalısınız.</li>
<li>Gözünüzde büyüttüğünüz derslerden ?kaçmak? yerine bu derslerle yüzleşmeli ve programlı bir şekilde çalışmalısınız.</li>
<li>Korktuğunuz derslere çalışırken, <em>&#8220;az da olsa her gün çalışmak&#8221; t</em>emel prensibiniz olmalıdır.  Bunun için de uzun süreli hedefler belirlemeli ve bu hedeflerinize <em>&#8220;küçük ama emin adımlarla&#8221; </em>ilerlemelisiniz.</li>
<li>Bu derslere yarım &#8211; yamalak çalışmamalısınız. Çünkü yüzeysel çalıştığınız konuları sınavlarda yapamayınca &#8220;çalıştım ama olmuyor&#8221; diyerek kendinize olan güveninizi kaybedebilirsiniz.</li>
<li>Çaresizlik sendromu yaşadığınız derslere tek başınıza çalışmak yerine, birisinden yardım almanız daha yararlı olacaktır. Bu kişilerin size göstereceği bazı püf noktalar, konuları daha kısa bir sürede kavramanızı sağlayacaktır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Akın YILDIRIM</strong></p>
<p><strong>Özel Toros Akdeniz Lisesi</strong></p>
<p><strong>Rehber Öğretmen</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/ogrenilmis-caresizlik%e2%80%9d-universite-hayalinizi-engellemesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12.sınıf öğrencileri ygs ve lys sürecinde nasıl bir yol izlemeli?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/12-sinif-ogrencileri-ygs-ve-lys-surecinde-nasil-bir-yol-izlemeli.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/12-sinif-ogrencileri-ygs-ve-lys-surecinde-nasil-bir-yol-izlemeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2010 15:10:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS İle İlgili En Çok Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[öss sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1536</guid>
		<description><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte 12.sınıf öğrencilerini farklı bir heyecan sarmış durumda. Bu öğrenciler bir taraftan lise... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/12-sinif-ogrencileri-ygs-ve-lys-surecinde-nasil-bir-yol-izlemeli.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte 12.sınıf öğrencilerini farklı bir heyecan sarmış durumda. Bu öğrenciler bir taraftan lise son sınıfa gelmiş olmanın gururunu yaşarken diğer taraftan da YGS ve LYS&#8217;ye girecek olmanın kayısını yaşarlar. Bu öğrencilerin, üniversite sınavına hazırlık sürecinde aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmeleri yararlı olacaktır.</p>
<p>1-     Ygs ve Lys&#8217;ye çalışırken okul derslerini ihmal etmemelisiniz. Okul derslerini ihmal etmeniz yazılılardan düşük notlar almanıza, bu da Aobp&#8217;nizin düşmesine sebep olacaktır.  Yerleştirme puanınızın %13&#8242;ünün Aobp?den geldiğini unutmamalısınız.</p>
<p>2-     İlk yılınızda üniversite sınavını kazanmayı hedeflemelisiniz. Bazı öğrenciler okul dersleriyle birlikte üniversite sınavına hazırlanmanın zor olduğunu düşünerek kazanma düşüncesini erteleyebiliyor. Halbuki 12.sınıfta gördüğünüz konular zaten sınavda karşılaşacağınız konulardır. Okul derslerinize çalışırken aynı zamanda üniversite sınavına da çalışmış oluyorsunuz.</p>
<p>3-     Mutlaka bir hedefiniz olmalı. Hangi üniversiteyi ve hangi bölümü kazanmak istediğinize karar vermeli bu hedefinize ulaşmak için de hangi testten kaç net yapmanız gerektiğini öğrenmelisiniz. Bu durum çalışma iştiyakınızı arttıracaktır.</p>
<p>4-     &#8220;Konu bitirmek&#8221; öncelikli prensibiniz olmalı.<strong> </strong>Belirli bir program dahilinde ?konuları hazmederek? çalışmalısınız.   &#8221;Konular yetişmeyecek&#8221; diye telaşa kapılmamalı ve yarım-yamalak çalışmamalısınız. Planlı ve programlı bir şekilde çalıştıktan sonra konuların yetişeceğini bilmelisiniz.</p>
<p>5-     Bu dönemde çalışacağınız konular daha çok YGS konularından oluşmalıdır. Fakat bilgi düzeyi olarak sağlam bir alt yapınız varsa YGS konularının yanı sıra &#8220;seçici olmak şartıyla&#8221;  LYS konularına da çalışmanız yararlı olacaktır.</p>
<p>6-     Ders çalışmaya uzun süre ara vermemelisiniz<strong>.</strong> Üniversiteye hazırlık sürecinde ders çalışmaktan &#8220;soğumamanız&#8221; çok önemlidir. Çünkü derslerden soğumanız sizi &#8220;sınav havasından&#8221; uzaklaştıracağı gibi motivasyonunuzu da olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca yaşayacağınız bu boşluk döneminden sonra tekrar eski performansınızı yakalamanız da epeyce bir zamanınızı alacak ve sınav kaygınızı tetikleyecektir.</p>
<p>7-     Verimli ders çalışma tekniklerini bilmelisiniz. Saatlerce ders çalışmaktan ziyade programlı ve verimli bir şekilde ders çalışmalısınız. Bunun için de öğretmenlerinizin yanı sıra rehberlik servisinden de yardım alabilirsiniz</p>
<p>8-     Üniversite sınav sistemini iyice tanımalısınız<strong>.</strong> Sınav sistemini iyi bilmeniz kendinize olan güvenizi arttıracağı gibi mantıklı bir çalışma stratejisi takip etmenizi de sağlayacaktır. Mezun olacağınız alanla hangi bölümleri tercih edebileceğinizi, hangi testin kaç sorudan oluştuğunu ve bu soruların çoğunlukla hangi konulardan geldiğini bilmeniz çalışmanızın sonuca yönelik olmasını sağlayacaktır</p>
<p>9-     Çalışma sürecinde kendinize zaman ayırmayı ve rahatlamayı da ihmal etmemelisiniz. Bir ?robot? edasıyla çalışmanız zamanla &#8220;gerilmenize&#8221; ve &#8220;erkenden yorulmanıza&#8221; sebep olacaktır.  </p>
<p>10-  Psikolojik destek alın. Üniversiteye hazırlık sürecinde sınav kaygısı, başaramama korkusu, yetersizlik duyguları vb. problemler başarınızı doğrudan etkileyecektir. Bu kritik süreçte size yol gösterecek, size psikolojik destek sağlayacak bir uzmandan yardım almanız faydalı olacaktır. Bu amaçla okulunuzdaki rehberlik servisinden yardım alabilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Akın YILDIRIM</p>
<p>Özel Toros Akdeniz Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/12-sinif-ogrencileri-ygs-ve-lys-surecinde-nasil-bir-yol-izlemeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deneme sınavları &#8220;gerçek sınavın&#8221; bir provasıdır</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/deneme-sinavlari-%e2%80%9cgercek-sinavin%e2%80%9d-bir-provasidir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/deneme-sinavlari-%e2%80%9cgercek-sinavin%e2%80%9d-bir-provasidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 21:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seviye Belirleme Sınavı - SBS Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[ölçme değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1319</guid>
		<description><![CDATA[Deneme sınavlarına girmeniz, mevcut bilgi düzeyinizi ölçmeniz açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu sınavlar çalıştığınız... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/deneme-sinavlari-%e2%80%9cgercek-sinavin%e2%80%9d-bir-provasidir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deneme sınavlarına girmeniz, mevcut bilgi düzeyinizi ölçmeniz açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu sınavlar çalıştığınız konuları ne kadar kavradığınızı, dolayısıyla gerçek sınava ne kadar hazır olduğunuzu gösteren önemli verilerdir. Diğer bir ifadeyle deneme sınavları sizin için bir &#8220;boy aynası&#8221;dır. Denemelerde aldığınız puanlarla tercih etmeyi düşündüğünüz bölümlerin puanlarını kıyaslayarak mevcut durumunuz hakkında fikir sahibi olabilir ve çalışmalarınızı ona göre şekillendirebilirsiniz.  </p>
<p>Bilgi düzeyinizi &#8220;doğru&#8221; bir şekilde ölçmeniz için, girdiğiniz deneme sınavlarının nitelikli olmasına dikkat etmelisiniz. Bir deneme sınavının nitelikli olmasındaki en önemli ölçüt, &#8220;üniversite sınavına paralel olan sorulardan oluşmasıdır.&#8221; Bu sorular, gerek zorluk düzeyleriyle gerekse konuları kapsayıcı olmasıyla üniversite sınavına yakın bir nitelikte olmalıdır. Piyasada bazı deneme sınavları vardır ki gerçekten de &#8220;ölçücü&#8221; olmaktan çok uzaktırlar. Bundan dolayı deneme sınavı alırken öğretmenlerinize danışmanız yararlı olacaktır.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Deneme sınavlarını nasıl yorumlamalısınız? </strong></p>
<p>Gerçek başarı düzeyinizin sadece bir &#8211; iki deneme sınavıyla ölçülemeyeceğini unutmamalısınız. Bazı öğrenciler vardır ki bir- iki denemede yüksek netler çıkarınca adeta sevinçten ayakları yerden kesilir. Ya da bir &#8211; iki denemede kötü sonuçlar alınca da psikolojileri alt &#8211; üst oluverir. Hâlbuki her iki durum da pek mantıklı değildir. Bir ilke olarak bilmelisiniz ki gerçek başarınız <em>en son girdiğiniz 4-5 denemedeki netlerinizin aritmetik ortalamasıdır. </em>Örneğin son 5 denemede Türkçe testinden elde ettiğiniz netler sırasıyla 30, 33, 27, 35 ve 25 olsun. Bu 5 testin ortalaması 30&#8242;dur. Yani sizin asıl başarı düzeyiniz 30 nettir. Son sınavda aldığınız 25 net sizi gerçekte yansıtmadığı gibi önceki denemelerdeki 35 net te sizi tam olarak yansıtmamaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Deneme kolik&#8221; olmamaya özen gösterin</strong></p>
<p>Konu eksiği çok fazla olan öğrenciler için çok sık yapılan deneme sınavları zaman kaybıdır. Bunun yanı sıra çalışılmamış, bilinmeyen ya da tam hazmedilmemiş konulardan gelen sorular &#8220;yapılamayacağı&#8221; için psikolojik açıdan öğrencide yetersizlik duygusunun oluşmasına ve ileride de öğrencinin başarısız olacağına dair bir ön yargı geliştirmesine sebep olmaktadır.</p>
<p>Bazı öğrenciler adeta &#8220;deneme kolik&#8221;tir. Bitirilmesi gereken birçok konuları olduğu halde sürekli deneme sınavlarına girerek kendilerini test ederler. Yeni konular bitirip bilgi dağarcığınızı genişletmedikten sonra her seferinde aynı düzeydeki bilginizi ölçmenizin size ne faydası olacak ki? O nedenle her öğrenci kendi durumuna göre deneme sınavı çözme sıklığını belirlemelidir.</p>
<p>İlk zamanlarda &#8220;aylık deneme&#8221; çözmeniz yeterli olacaktır. Sonraki zamanlarda bilgi düzeyinizi arttırdıkça &#8220;iki hafta bir&#8221; deneme çözebilirsiniz. Sınava son bir ay kaldığında ise &#8220;haftada 1-2&#8243; veya konuları bitirme durumunuza göre daha fazla deneme çözebilirsiniz. Unutmayın ki &#8220;eksik konularınız&#8221; çok olduğu halde sık sık deneme çözmeniz size pek yarar sağlamayacaktır.   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Deneme sınavlarında netlerim niçin yükselmiyor?</strong></p>
<p>Bazı öğrenciler çalıştıkları halde netlerinin bir türlü yükselmemesinden yakınırlar. Netlerinin yükselmediğini düşünen bu öğrenciler zamanla karamsarlığa kapılmakta ve çalışma iştiyaklarını kaybetmektedirler. Böyle durumlarda öğrencilerin psikolojik destek almaları yararlı olacaktır. Öğrencilerin netlerinin neden yükselmediği hususuna gelince;</p>
<ul>
<li>Net artış hızınızı frenleyen en önemli faktör konu eksiğinizin fazla olmasıdır. Yeni konular bitirmediğiniz halde netlerinizin yükselmesini beklemeniz elbette ki gerçekçi olmayacaktır.</li>
<li>Yeni konular bitirdiğiniz halde hâla netleriniz yükselmiyorsa &#8220;çalışma stratejinizden&#8221; kaynaklanan bazı yanlışlıkların olduğunu düşünmelisiniz.  Birçok öğrenci ders çalışırken genellikle çalıştığı konuyu tam olarak &#8220;özümsemeden&#8221; diğer bir konuya geçer. Bazı konuları %50 oranında, bazılarını da %30 vs oranında anlar. Öğrencinin bu tarz bir çalışmayla 8 konu bitirdiğini düşünelim. Bu öğrenciler herhangi bir sınava girdiklerinde çoğu kez istedikleri sonucu alamamaktadırlar. Çünkü konuları tam özümsemedikleri için sınav esnasında bu konuları ya tam olarak hatırlayamazlar ya da birbiriyle karıştırırlar. Tabii bunun neticesinde hayal kırıklığı yaşarlar. Sonra da&#8221;çok çalışmıştım, ama yine de soruları cevaplayamadım&#8221; diye yakınırlar. Böyle bir durumun yaşanmaması için çalışılan herhangi bir konunun en az %80 oranında halledilmesi gerekir. %80 oranında halledilen bir konu özümsenmiş demektir. Ve özümsenen konular kolay kolay unutulmaz, diğer konularla karıştırılmaz. Unutmayın ki yarım-yamalak 8 konu bitirmektense 4 konuyu %80 oranında özümseyerek anlamak daha mantıklıdır.</li>
<li>Test çözme tekniğinizden kaynaklanan bazı problemler olabilir. Bu anlamda probleminizin olduğunu düşünüyorsanız öğretmenlerinizden gerekli yardımı almalısınız.</li>
<li>Net artışını engelleyen hususlardan birisi de &#8220;sınav kaygısıdır&#8221;. Eğer yoğun bir şekilde sınav kaygısı yaşıyorsanız sınavdaki performansınız bundan olumsuz yönde etkilenecektir.</li>
<li>Çok çalıştığınız halde netlerinizde bir türlü yükselme olmuyorsa &#8220;yanlış kulvarda yarışma&#8221;  ihtimalini de göz önünde bulundurmalısınız. Yani diğer bir ifadeyle &#8220;yanlış alan seçimi&#8221; yapmış olabilirsiniz. Bu durum özellikle sayısal dersleri iyi olmadığı halde ısrarla sayısal bölümden sınava hazırlanan öğrencilerde gözlenmektedir. Bu öğrencilerin alan seçiminde yaptıkları bu hatayı görmezden gelmeleri çoğu kez kendilerine pahalıya mal olmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Deneme çözerken nelere dikkat edilmelidir?</strong></p>
<ul>
<li>Deneme sınavları hem teknik, hem taktik, hem de psikolojik anlamda &#8220;gerçek sınavın&#8221; bir provasıdır. Dolayısıyla prensip olarak her denemeyi ciddiye almalısınız.</li>
<li>Okulunuzda ya da dersanenizde girdiğiniz denemelerde kesinlikle kopya çekmemelisiniz. Çünkü kopya çekerek aldığınız sonuçlar gerçek başarı düzeyinizi yansıtmayacaktır. Yani kendinizi kandırmış olacaksınız. Öğrenciler genellikle &#8220;netlerim düşük gelirse arkadaşlarımın içinde rezil olurum&#8221; düşüncesiyle kopyaya yönelirler. Bu tarz &#8220;çocuksu&#8221; davranışlar öğrenciye geçici bir mutluluk verse de uzun vadede zararlı sonuçlar doğurmaktadır.  </li>
<li>Evinizde yaptığınız denemelerde de &#8220;sınav atmosferinden&#8221; çıkmamalısınız. Zihninizin dinç olduğu vakitte sınavı çözmeli ve mutlaka zaman sınırlamasına da riayet etmelisiniz.</li>
<li>Hesap makinesi, cep telefonu vb. materyaller kullanmamalısınız.</li>
<li>Gerçek sınavda testleri hangi sıraya göre çözmeyi düşünüyorsanız denemelerde de aynı şekilde hareket etmelisiniz. Bunun için de en iyi olduğunuz testle sınava başlamanız ve kendinizi en zayıf hissettiğiniz testi de sona bırakmanız yararlı olacaktır. Sözgelimi sözelci bir öğrencinin sırasıyla Türkçe, Sosyal Bil, Matematik ve Fen testini çözmesi gerektiği gibi&#8230;</li>
<li>Her deneme sınavının sonunda yanlış yaptığınız soruları mutlaka gözden geçirin. Ve bu soruların özellikle hangi konularda yoğunlaştığını belirleyin. Belirlediğiniz bu konuları tekrar gözden geçirip bol soru çözerek pekiştirmelisiniz. Deneme sınavlarının sonunda bu tarz bir analiz yapmadıktan sonra bu sınavların sizin için pek verimli olmayacağını bilmelisiniz.   </li>
<li>En zor durumlarda olsanız bile deneme sınavına başlandığınızda mutlaka sınavı bitirmelisiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Akın YILDIRIM</strong></p>
<p><strong>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</strong></p>
<p><strong>Rehber Öğretmeni</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/deneme-sinavlari-%e2%80%9cgercek-sinavin%e2%80%9d-bir-provasidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alan seçiminde gerçekçi olan öğrenciler daha başarılı oluyor</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/alan-seciminde-gercekci-olan-ogrenciler-daha-basarili-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/alan-seciminde-gercekci-olan-ogrenciler-daha-basarili-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 19:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alan Seçimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek ve Alan Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[alan seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[meslek seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[Alan seçimi, üniversite hazırlık sürecinin en önemli kilometre taşlarından biridir. Sınıf geçme yönetmeliği gereğince her... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/alan-seciminde-gercekci-olan-ogrenciler-daha-basarili-oluyor.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alan seçimi, üniversite hazırlık sürecinin en önemli kilometre taşlarından biridir. Sınıf geçme yönetmeliği gereğince her öğrenci 9.sınıfın sonunda istediği bir alanı seçmekte ve bir anlamda üniversite maratonunda, &#8220;hangi kulvarda koşacağına&#8221; karar vermektedir. Öğrencinin seçmiş olduğu bu kulvarın &#8220;kendisine uygun olması&#8221; üniversite sınavında daha başarılı olmasını sağlarken, yanlış kulvar seçmesi de üniversiteyi kazanmasını zorlaştırmaktadır.</p>
<p><strong>Alan seçimi yaparken nelere dikkat edilmelidir?</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle tercih edeceğiniz alanın, gelecekte seçmeyi düşündüğünüz mesleğe uygun olması gerekir. Sözgelimi tıp fak. tercih etmek istiyorsanız &#8220;Fen alanını&#8221;, hukuk okumak istiyorsanız &#8220;Türkçe-Matematik&#8221; alanını seçmelisiniz.</li>
<li>Seçtiğiniz alan, bir bakıma gelecekteki mesleğinizi de belirlediğinden dolayı ilgi ve kabiliyetlerinizin yanı sıra kişilik yapınıza da uygun olmalıdır.  </li>
<li>Alan seçimi yaparken &#8220;kendi yeterliliğinizi&#8221; göz önünde bulundurmalı ve gerçekçi davranmalısınız. Örneğin sayısal dersleriniz çok iyi olmadıktan sonra tıp fak. kazanma ümidiyle fen alanını seçmeniz pek mantıklı bir tercih olmayacaktır. </li>
</ul>
<p><strong>Öğrencinin yanlış alan seçmesinin sebepleri nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Alan seçimi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak. Yanlış alan seçiminin en önemli sebebi &#8220;bilgisizliktir&#8221;. Öğrencilerin &#8220;alan seçiminin mantığını&#8221; yeterince kavramadan kulaktan dolma bilgilerle hareket etmesi çoğu kez kendilerine pahalıya mal olmaktadır.</li>
<li>Öğrencinin &#8220;kendi yeterliliğini&#8221; gerçekçi bir şekilde değerlendirmemesi: Bu sorun daha çok &#8220;fen alanını&#8221; tercih edenlerde gözlenmektedir. Bu öğrenciler sayısal derslerde yeteri kadar başarılı olmadıkları halde, sayısal puanla öğrenci alan bir fakültede okuma ümidiyle ısrarla fen alanını tercih ederler. Oysa bu durumda öğrencinin mantıklı davranıp başarılı olabileceği başka bir alana yönelmesi gerekir.</li>
<li>Anne ve babanın beklentilerinin öğrenciyi yanlış alana yönlendirmesi: Bazı ebeveynler, çocuklarının istedikleri alana gitmesine müsaade etmeyip kendi istedikleri alana yöneltirler. Aslında bu durum ebeveynin zamanında gerçekleştiremediği hedeflerini kendi çocuğunda görmeyi istemesinden kaynaklanmaktadır. Halbuki bu süreçte ebeveynin kendi beklentilerine ters düşse bile çocuğunun seçimini onaylaması ve ona destek vermesi gerekir.  </li>
<li>Arkadaş grubunun etkisi: Bazı öğrenciler &#8220;kendilerine uygun&#8221; olan alanı seçeceği yerde, arkadaş grubunun seçtiği veya kendisine önerdiği alanı seçerler.</li>
<li>Yanlış düşünce kalıplarının olumsuz etkisi: Toplumumuzda başarılı öğrencilerin &#8220;fen alanını&#8221;, başarısız öğrencilerin de &#8220;Türkçe- matematik&#8221; veya &#8220;Sosyal bilimler&#8221; alanlarını tercih ettiği kanaati vardır. Sayısal alanların yüceltilip diğer alanların horlandığı bu düşünce tarzının etkisiyle, öğrenci sayısal alanda başarılı olamayacağı halde fen alanını seçebilmektedir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/alan-seciminde-gercekci-olan-ogrenciler-daha-basarili-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lys&#8217;ye hazırlanırken nasıl bir yol izlemelisiniz?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/lysye-hazirlanirken-nasil-bir-yol-izlemelisiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/lysye-hazirlanirken-nasil-bir-yol-izlemelisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 19:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[YGS - LYS]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS İle İlgili En Çok Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[sınava hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1297</guid>
		<description><![CDATA[Üniversite sınav maratonunun ilk adımı olan YGS&#8217;yi geride bıraktık. YGS sonucunda öğrencilerin 6 puan türü... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/lysye-hazirlanirken-nasil-bir-yol-izlemelisiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sınav maratonunun ilk adımı olan YGS&#8217;yi geride bıraktık. YGS sonucunda öğrencilerin 6 puan türü hesaplanacak ve bu puan türlerinden herhangi birisinden 180 ve yukarı puan alan öğrenciler haziran ayında yapılacak olan LYS&#8217;ye katılmaya hak kazanacaklar. YGS puanlarıyla 2 yıllık bölümlerin yanı sıra açık öğretim programları ve bazı 4 yıllık bölümler tercih edilebilecek.</p>
<p>Öğrencilerin YGS&#8217;nin ardından bir süre dinlendikten sonra &#8211; rehavete kapılmadan &#8211; disiplinli bir şekilde çalışmaya devam etmesi büyük bir önem taşımaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Peki LYS hazırlık sürecinde öğrenciler nelere dikkat etmelidir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>LYS&#8217;deki başarınızın yerleştirme puanınızı % 60 oranında etkileyeceğini unutmamalısınız. Dolayısıyla YGS&#8217;de elde ettiğiniz sonucu bir tarafa bırakıp tüm gücünüzle LYS&#8217;ye yüklenmelisiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>YSG&#8217;de yüksek bir net çıkarmanız sizi rehavete sürüklememeli, düşük bir puan almanız da asla ümidinizi kırmamalıdır. YGS&#8217;den sonra rehavete düşmeniz performansınızın düşmesine ve derslerden kopmanıza sebep olacaktır. İstediğiniz başarıyı elde edemediyseniz -nasıl olsa ilk sınavım kötü geçti, artık konuları toparlayamam- diye düşünmemelisiniz. Çünkü LYS için yaklaşık 2 aylık bir süre var ki, bu da çalışan bir öğrenci için çok büyük bir zaman dilimidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>LYS&#8217;deki sorular bilgi ağırlıklı olacağı için konulara yüzeysel çalışmamalısınız. Özellikle sözel derslerdeki kavram, isim ve eserleri özümsemeden geçmemelisiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Çok iyi bildiğiniz konular üzerinde fazla durmamalı, bunun yerine eksik olan konulara odaklanmalısınız.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Hedeflediğiniz bölümü kazanmak için yaklaşık kaç net yapmanız gerektiğini hesaplayın. Bu puanı yakalamak için de -çalışınca sonuç alabileceğiniz- konulara ağırlık vermeniz mantıklı olacaktır. Özellikle Sayısalcıların Fen-2 konularına, TM&#8217;cilerin de Mat-2 konularına çalışırken seçici olması gerekir. Sözgelimi Uludağ Üniv. İşletme bölümünü kazanmak için  ( 50 Edebiyat Coğrafya) ve ( 35 Mat- 2 ) sorusu çözmeniz gerekiyorsa, Mat-2&#8242;nin tüm konularına çalışmaktansa 35 neti rahatlıkla yapabileceğiniz kadar konu bitirmeniz daha gerçekçi olacaktır. Fakat sözelcilerin ders ayırımı yapmadan mümkün olduğunca fazla konu bitirmesi gerekmektedir. Çünkü sözelcilerin mesul olduğu testler, mat-2 ve fen-2 testleri gibi çok zor olmadığından dolayı böyle bir ayırıma gitmelerine gerek kalmamaktadır. Sözelcilerin en sık yaptığı hata ise -bu konudan soru gelmez- düşüncesiyle bazı konulara ya çalışmamaları ya da yarım-yamalak çalışmalarıdır.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Deneme sınavlarında çoğunlukla yanlış yaptığınız konuları belirlemeli ve bu konular üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmalısınız.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Soru çözerken farklı kaynaklardan yararlanmalısınız. Bu size farklı bir bakış açısı kazandıracaktır.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Moralinizin bozulmamasına dikkat etmelisiniz. Bu anlamda gerektiğinde psikolojik destek almayı ihmal etmemelisiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Hedefinizi belirlerken veya herhangi bir konu hakkında bilgi alırken itimat ettiğiniz kişilere danışmanız çok önemlidir. Fakat bu danıştığınız kişilerin alanında uzman olmasına dikkat etmelisiniz. İyi niyetli de olsa bazı kişilerin subjektif değerlendirmeleriyle sizi yanlış yönlendirebileceğini unutmamalısınız. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>AKIN YILDIRIM</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/lysye-hazirlanirken-nasil-bir-yol-izlemelisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne ve babanın yanlış tutumu gençleri riskli davranışlara sürükleyebilir</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 17:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı baskı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[riskli davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babanın çocuğa yaklaşım tarzı, çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkilediği gibi kişilik yapısını da önemli derecede şekillendirmektedir. Anne ve babanın tutarlı, yapıcı ve sevgi eksenli yaklaşımı çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasını sağlarken; aşırı otoriter, ilgisiz ve empatiden uzak tavırları da çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.  </p>
<p>Çocuklar ergenlik öncesi dönemde, ebeveynlerinin yanlış tutumları karşısında genellikle &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; kalırlar. Çocuklar bu dönemde maruz kaldıkları yanlış tutumlar karşısında bir takım davranış bozuklukları sergilese de çoğu kez bu davranışlar &#8220;riskli davranış&#8221; grubuna girmemektedir. Fakat bu durum bir bakıma &#8220;fırtına öncesi sessizlik&#8221; gibidir. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte &#8220;çaresiz ve pasif&#8221; olan çocuğun yerini sorgulayan, beğenmeyen ve agresif davranışlar sergileyebilen bir genç almaktadır. Çoğu ebeveyn, çocuğundaki bu değişim karşısında şaşkınlığa uğrar ve çocuğunun huysuzluklarına, öfke patlamalarına bir anlam veremez. En yumuşak ikazlara bile çok sert tepki veren genç karşısında nasıl davranacağını şaşırır.</p>
<p>Gençlerin bu tepkiselliği karşısında bazı ebeveynler empatik olup çözüm odaklı davranmak yerine, genci yargılamayı ve suçlamayı tercih ederler. Hatta bazen de sertlikle bu işin üstesinden gelmeye çalışırlar. Hâlbuki bu durum &#8220;yangına körükle gitmeye&#8221; benzemekte ve çatışmaları daha da körüklemektedir. Ebeveyn ile ergen arasındaki bu çatışmaların &#8211; sürtüşmelerin süreklilik kazanması, ergenin bazı riskli davranışlara yönelmesine sebep olabilir.   </p>
<p><strong>Bu süreçte gençler en çok hangi &#8220;riskli davranışları&#8221; sergilemektedir?</strong></p>
<p>Aileleriyle yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü düşünen bazı gençler, bu sorunlarının çözümüne ilişkin ümitlerini de kaybedince evden kaçma, alkol ve uyuşturucuya sığınma, çetelere katılma, şiddete yönelik davranışlar sergileme, hatta intihara teşebbüs etme gibi bir takım riskli davranışlar sergileyebilirler. Gençler bu tür davranışları sergilerken çoğu kez bu yaptıklarının daha da büyük sorunlara yol açacağını hesaplamadıkları gibi, bilakis bu riskli davranışlarının bir &#8220;çözüm&#8221; olduğunu sanırlar. Bazı gençler de bu tarz riskli davranışlar sergilerken bir bakıma kendilerini anlamayan ailelerinden intikam aldıklarını da düşünürler.</p>
<p><strong>Anne - babanın hangi tutum ve tavırları gençleri riskli davranışlara sürüklemektedir?</strong></p>
<p><strong>1. Gencin sürekli rencide edilmesi</strong>: Anne &#8211; babanın gençle iyi bir iletişim kuramaması, genci sürekli eleştirip basit gerekçelerle rencide etmesi gencin zamanla onlardan soğumasına sebep olabilir. Bu tarz rencide edici davranışların toplum içinde -özellikle gencin arkadaş grubunun önünde- yapılması çok daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü ergenlik dönemiyle birlikte kendi kişisel dünyasını oluşturmaya çalışan genç için toplum önünde &#8220;rezil olmak&#8221;, katlanılabilir bir durum değildir. Her seferinde onurun kırıldığını ve rezil olduğunu düşünen genç, ailesine karşı büyük bir öfke duyacak ve çözümü &#8220;riskli davranışlarda&#8221; arayacaktır.</p>
<p><strong>2.  Anne-babanın otoriter ve baskıcı bir tavır içinde olması</strong>: Hemen her şeyin katı kurallarla sınırlandığı ve cezanın önde tutulduğu bu yaklaşım tarzı, gencin kişiliğini hiçe saydığı gibi kendisine olan güven duygusunu da ortadan kaldırmaktadır. Bu tür ailelerde katı bir disiplin olduğu için gençler, attığı her adımda yanlış yapma korkusu yaşarlar. Neticede ise ya silik ve çekingen birisi olurlar ya da isyankâr bir kişiliğe bürünürler. İçinde bulundukları baskıcı ortamı bir &#8220;kâbus&#8221; olarak değerlendiren bu gençler, yaşadıkları baskıların tahammül sınırlarını aştığını düşündüğünde ilk fırsatta evden uzaklaşmayı tercih ederler.</p>
<p><strong>3.  Gencin ciddiye alınmaması ve yeterince değer görmemesi</strong>:  Aile içi iletişimde belirgin bir problem olmadığı müddetçe çocukların &#8220;ilk çocukluk dönemini&#8221; genellikle çalkantısız ve sükûnetli geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde çocuklar ebeveynlerinin ulaşılmaz ve yanılmaz insanlar olduğunu düşündüğünden dolayı, onların çizdiği çizgiden pek dışarı çıkmazlar. Bundan dolayı &#8220;ilk çocukluk döneminde&#8221; ebeveyn ile çocuğu arasında krize dönüşen sürtüşmeler pek yaşanmaz. Fakat ergenlik dönemiyle birlikte genç, artık yetişkin bir birey olduğunu, dolayısıyla ciddiye alınması gerektiğini düşünür. Ailesinden yeterince değer görmeyen gençler, bu boşluğu doldurmak için değişik arayışlara girebilirler.  Bu anlamda gencin ilk tercih ettiği kişiler genellikle &#8220;kafa dengi&#8221; arkadaşlarıdır. Fakat bazen de çetelerin hatta terör örgütlerinin kıskacına girebilirler. Terör örgütleri gençlerin ilgi ve sevgi eksikliğinden faydalanıp onlara ilgi gösteriyormuş gibi görünerek örgüt içine çekmekte ve daha sonra gerçek yüzlerini yansıtmaktadırlar. Gençler yanlış olduğunu bildikleri halde sırf kendilerini &#8220;daha değerli&#8221; ve &#8220;işe yarar&#8221; olduklarını düşündüklerinden dolayı bu hatayı göze alabiliyorlar.</p>
<p><strong>4.  Gencin başkalarıyla kıyaslanması</strong>: Anne-babalar çocuklarını başkasıyla kıyaslarken temelde &#8220;senden hoşnut değilim, falan kişi ya da kişiler senden daha iyi, sen onlara göre yetersizsin&#8221; mesajı verirler. Aslında ebeveynler gençleri olumlu davranışlara yönlendirmek için bu tür ifadeleri kullanırlar. Fakat ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yapılan kıyaslamalar gençlerin tepkisine yol açmakta ve onların öfkesini &#8211; inatlaşmasını arttırmaktadır. Sıkça kıyaslanan gençlerde içe kapanma, , öz güven eksikliği, çekingenlik ve bazen de şiddete başvurma gibi durumlar gözlenebilir. Kendi değerlerinin başkaları üzerinden biçildiğini düşünen bu gençlerde yoğun bir şekilde değersizlik duyguları da gözlenir. Ebeveynin abartılı derecede yaptığı kıyaslamalar bir anlamda &#8220;psikolojik şiddete&#8221; dönüşünce, gençleri riskli davranışlara iten bir sorun haline gelebilir.</p>
<p><strong>5. Kuşak çatışmasının etkisi</strong>: Ebeveyniyle anlaşamamak, birçok gencin en büyük sorunlarından birisidir. &#8220;Kuşak çatışması&#8221; olarak da bilinen bu durum, ebeveyn ile gencin arasındaki &#8220;duygusal mesafeyi&#8221; açmakta ve onları birbirinden uzaklaştırmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte büyük bir değişim geçiren gencin ebeveynine ve çevresine &#8220;eleştirel&#8221; bir gözle bakmasına karşı, ebeveynin bu değişimi görmezden gelmesi ve kendi doğrularından taviz vermemesi kuşak çatışmasının en büyük sebebini oluşturmaktadır. Bu tür ailelerde ebeveynler gençleri &#8220;asi ve saygısız&#8221; olmakla itham ederken, gençler de ebeveynlerini anlayışsız davranmakla ve &#8220;modası geçmiş&#8221; yüzeysel düşüncelere bel bağlamakla suçlarlar.  Ebeveyniyle ayın çatı altında yaşamasına rağmen farklı bir dünyanın insanı olduğunu düşünen genç, onlarla sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kuramayınca bu ihtiyacını başka kişiler ya da gruplarda arayabilir. Fakat gençlerin &#8220;ebeveynlerine alternatif&#8221; olarak benimsedikleri bu kişilerin etkisiyle çok riskli maceralara girdiği, alkol ve uyuşturucu bağımlısı hale geldiği hatta &#8220;satanizm&#8221; gibi bir takım sapık düşüncelere kaydığı bilinmektedir. Özellikle son yıllarda televizyonlarda ve gazetelerde bu durumla ilgili haberlere sıkça rastlamaktayız.  </p>
<p><strong>6.Gencin okul başarısızlığı karşısında anne-babanın çok sert tepki vermesi</strong>: Ergenlik döneminde gençlerin ilgi alanları daha çok sosyal hayata kaydığı için derslerinde bir düşüş gözlenebilir. Özellikle aşırı otoriter ve baskıcı aileler derslerindeki bu düşüşten dolayı çocuklarına karşı sert tepki gösterip cezalandırma yolunu seçebiliyor. Bu gençler, karnelerindeki kötü notlardan dolayı ailelerine verecekleri hesabın endişesiyle yalana başvurma, evden kaçma, hatta intihara teşebbüs etme gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Bunun yanı sıra çocuğunun kapasitesi hususunda gerçekçi davranmayıp yüksek beklenti içine giren bazı ebeveynler, hayal kırıklığına uğradıkları gibi çocuklarının da &#8220;eziklik&#8221; hissetmesine sebep olurlar. Ailesinin beklentisine cevap veremeyen çocuğun yaşadığı bu başarısızlık duygusu özgüvenine büyük bir darbe vurduğu gibi, yoğun bir suçluluk duymasına da sebep olmaktadır. Böyle hassas bir zamanda çocuğun tembel, sorumsuz ve geri zekâlı gibi olumsuz sıfatlarla yargılanması çok yıkıcı sonuçlar doğurmakta ve çocuğun iç dünyasında deprem etkisi oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Çocuğun riskli davranışlar sergilememesi için anne ve babaların dikkat etmesi gereken bazı hususlara gelince;</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle çocuğunuzu ciddiye almalı ve ona sevginizi hissettirmelisiniz.</li>
<li>Çocuğunuzun ergenlik dönemine girişiyle birlikte ailedeki kuralları bir miktar esnetmeniz yararlı olacaktır.</li>
<li> Çocuğunuzun yaptığı hatalar karşısında da hemen suçlayıcı ve rencide edici tartışmalara girmemeniz çok önemlidir.</li>
<li>Aşırı baskıyla çocuğunuzun davranışlarını kontrol altına almamalı ve onun hatalarını bir dedektif edasıyla araştırmamalısınız. Bu durum çocuğunuzla aranızdaki &#8220;güven köprüsünü&#8221; zedeleyeceği gibi onun sizden &#8220;gizli şeyler&#8221; yapmasını teşvik edecektir.</li>
<li>Yetişkin bir insan muamelesi görmek, ergenler için &#8220;psikolojik bir ihtiyaçtır&#8221;.Ergenin bu ihtiyacı karşısında duyarlı olmalı ve ona çocuk muamelesi yapmamalısınız.</li>
<li>Ergenin kendi adına karar verebilmesine müsaade etmelisiniz. Bu yaklaşımınız ergenin özgüven gelişimine katkıda bulunacağı gibi,  ergenin size olan sevgisinin de derinleşmesini sağlayacaktır.</li>
<li>Kuşak çatışması yaşamamanız için, çocuğunuzdaki değişim sancılarını anlayışla karşılamalı ve onun &#8220;kimlik kazanma&#8221; sürecinde yaptığı bazı hatalar karşısında da soğukkanlılığınızı korumalısınız.</li>
<li>Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat vermelisiniz. Çocuğunuzu dinlemekten ziyade kendi doğrularınızı ona dikte etmeniz, çocuğunuzda anlaşılmadığı duygusunu oluşturacak ve size tepki duymasına yol açacaktır.</li>
<li> Ders başarısı uğruna çocuğunuzla aranızdaki köprüleri yıkmamalısınız.</li>
<li>Ergenlik çağında ceza etkili bir yöntem olmaktan çıkar. Bunun yerine çocuğunuza verdiğiniz imtiyazları kısmanız daha etkili olacaktır.</li>
</ul>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehber Öğretmeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/anne-ve-babanin-yanlis-tutumu-gencleri-riskli-davranislara-surukleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuza &#8220;Ahlâki Değerleri&#8221; Kazandırmak İçin Nasıl Davranmalısınız?</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuza-ahlaki-degerleri-kazandirmak-icin-nasil-davranmalisiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuza-ahlaki-degerleri-kazandirmak-icin-nasil-davranmalisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 21:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki değer]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik servisi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1149</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun &#8220;insanî vasıflara&#8221; sahip olarak yetişmesinde, ahlâki değerlerin önemli bir rolü vardır. Ahlâkî değerler, çocuğun... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/cocugunuza-ahlaki-degerleri-kazandirmak-icin-nasil-davranmalisiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun &#8220;insanî vasıflara&#8221; sahip olarak yetişmesinde, ahlâki değerlerin önemli bir rolü vardır. Ahlâkî değerler, çocuğun olumlu davranışlar kazanmasına öncülük ettiği gibi, toplum içinde kabul görmesinin de sınırlarını belirler. Çocuğun ahlâki eğitiminden birinci derecede sorumlu olan ebeveynleridir. Ebeveynler, kişilik yapısının oluşmaya başladığı 3-4 yaşından itibaren çocuğun davranış gelişimini yakından takip etmeli ve çocuğun ahlaki kavramları anlamaya başladığı 7-8 yaşından itibaren de ahlâki değerleri ona kazandırmaya başlamalıdır. Çocukluk döneminden itibaren alınan &#8220;ahlâki telkinler&#8221;, kişide derin bir tesir bıraktığı için, bu dönemin çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Ebeveynin çocuğuna zamanında vermediği veya eksik bıraktığı ahlâki terbiyenin ne okulda ne de toplumda hakkıyla telafi edilemeyeceği unutulmamalıdır. Zira &#8220;gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de öyle devam etmektedir. &#8221;</p>
<p><strong>Bu süreçte ebeveynler nelere dikkat etmelidir?</strong></p>
<p>1. Çocuğa iyi bir örnek olmalısınız. Çocuklar özellikle belli bir yaşa gelene kadar birçok şeyi model alarak öğrenirler. Bu nedenle anne babalar çocuklarını yetiştirirken sergiledikleri davranışlarına di kkat etmelidirler. Sürekli yalan söyleyen, küfür eden, çocuklarının yanında insanların zaaflarını deşifre eden ve onu-bunu çekiştiren ebeveynlerin çocuklarının da bu davranışları sergilemeleri doğal bir durumdur.</p>
<p>2. Sevgiye dayalı bir eğitim metodunuz olmalı. Çocuğunuza değer verip sevginizi hissettirmeniz onun size karşı &#8220;pencerelerini açmasını&#8221; sağlayacağı gibi, ahlâki değerleri benimsemesini de kolaylaştıracaktır. Çocuğa karşı kırıcı ve ilgisiz davranmanız ise çocuğun size olan tepkisini ona kazandırmaya çalıştığınız ahlâki değerlere yöneltmesine sebep olabilir. Yani diğer bir ifade ile çocuk, ahlâki değerlere &#8220;sırtını dönerek&#8221; sizden intikam almaya çalışabilir.</p>
<p>3. Ahlaki değerler &#8220;yasaklar zinciri&#8221; olarak sunulmamalı. Çünkü bu tarz bir algılama, çocuğun ahlaki değerlere karşı tepki duymasına sebep olacaktır. Ebeveynler, makul ve mantıklı izahlarla ahlâki değerlerin gerekliliğini ve bu değerlerle donatılmış olmanın günlük hayattaki önemini çocuğa açıklamalıdır. Örneğin ikiyüzlü olmamanın, yalan söylememenin, sözünde durmanın, aldatmamanın hayatın her döneminde kişiye büyük bir prestij kazandırdığını ve bu yönüyle de ahlaki değerlerin kişi için &#8220;büyük bir sermaye&#8221; olduğu vurgulanmalıdır. Çocuklara ahlaki değerlerin gerekliliğini anlatabilmenin en etkili yollarından birisi de çocuğun &#8220;empati&#8221; kurmasını sağlamaktır. Söz gelimi biriktirdiği harçlığıyla çok sevdiği bir oyuncağı satın alan çocuğunuza, bu oyuncağının çalınması halinde neler hissedeceğini sorabilirsiniz. Çocuk, harçlığını biriktirerek ve bir anlamda tasarruf ederek aldığı oyuncağın haksız bir şekilde çalınması durumunda &#8220;hırsızlığın emeğe karşı ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu&#8221; kavrayacaktır.</p>
<p>4. Anne ve baba birlikte hareket etmelidir. Babanın hatalı kabul ettiği bir davranış, anne tarafından teşvik edilirse veya annenin çok önemsediği bir davranışı baba pek ciddiye almazsa çocuk neye göre - kime göre hareket edeceğini şaşıracaktır. Küfrettiği için annesinin sert tepkisiyle karşılaşan bir çocuk aynı tepkiyi babasından da görmezse, aslında küfretmenin annesinin abarttığı!!! kadar kötü bir davranış olmadığını düşünebilir.</p>
<p>5. Çocukların iyi arkadaşlar edinmeleri sağlanmalıdır. Olumsuz arkadaş grubu, çocuğun ahlaki gelişiminin önündeki en büyük engellerden birisidir. Çünkü ailenin çocuğa kazandırmaya çalıştığı olumlu davranışlar kötü arkadaş grubunun tesiriyle kalıcı olmamaktadır. Bu durum bir inşaat ustasının gün boyunca bin bir zahmetle yaptığı duvarın aynı günün sonunda birileri tarafından yıkılmasına benzemektedir. Böyle bir durumda ustanın yapacağı en mantıklı iş öncelikle duvarı yıkan kişilere engel olmak, daha sonra da duvarı yapmaya devam etmektir. Aksi takdirde boşuna uğraşmış olacaktır. Aynı şekilde anne-babanın da çocuğa ahlaki değerleri kazandırmak için öncelikle çocuğu zararlı arkadaşlarından uzaklaştırması gerekmektedir.</p>
<p>6. Çocuğu kendi haline bırakmamalısınız. Çocukların uygunsuz davranışlarını büyütüp telaşa kapılmak ne kadar yanlışsa, yanlışlarını ciddiye almamak da o kadar yanlıştır. Çocuğun yaptığı yanlışlar düzeltilmez ve ikaz edilmezse çocuk bunun normal bir davranış olduğunu düşünebilir. Özellikle küçük yaştaki çocuklar, bazen yaptıklarının yanlış olduğunu bilemeyebilirler. Burada çocuğun niyetini öğrenmek ve sergilediği davranışın yanlış olduğunu anlatmak gerekir. Örneğin, sırf hoşuna gittiği için, bir arkadaşının oyuncağını çalan çocuk, tepki görmezse bunu alışkanlık hâline getirebilir.</p>
<p>7. Ahlâki değerlerinizi çekilmez kılmamalısınız. Yaptığı basit hatalardan dolayı çocuğa her seferinde uzun uzun nasihat etmeniz, ona yönelik abartılı derecede kısıtlamalar yapmanız zamanla çocuğun bunalmasına ve ahlaki değerlere karşı lakayt davranmasına sebep olabilir. Özellikle anne-babanın &#8220;biz senin yaşında iken&#8230;&#8221;, &#8220;bizim zamanımızda &#8230;&#8221;, formatındaki öğütleri pek işe yaramadığı gibi çoğu kez çocuklarıyla karşı karşıya gelmelerine de sebep olmaktadır. Unutmamalısınız ki çocuğunuza ne kadar çok kural koyarsanız, onunla o kadar çok çatışır ve disiplin sorunu yaşarsınız. Çocuğunuzun hatalarına karşı müsamahalı olmalı ve asla onu aşağılayıcı bir tavır içine girmemelisiniz.</p>
<p>8. Çocuğun iyi eğilimlerinin ortaya çıkması için sergilediği olumlu davranışları pekiştirmelisiniz. Söz gelimi yaptığı herhangi bir hatayı açık yüreklilikle ebeveyniyle paylaşan çocuk, bu dürüstlüğünden dolayı tebrik edilirse her seferinde bu yolu tercih edecektir. Fakat bu açık yürekliliğine rağmen yaptığı hatadan ötürü ebeveyni tarafından azarlanırsa sonraki zamanlarda benzer durumlarla karşılaştığında yalan söyleyerek durumu ört-bas etmeye çalışabilir.</p>
<p>9. Çocuğunuzu kitle İletişim araçlarının -bilhassa internetin- zararlarına karşı korumalısınız. Günümüzde bir hastalık haline gelen ve gençleri büyük bir ahlaki çöküşe sürükleyen &#8220;internet bağımlığı&#8221; büyük bir tehlike arz etmektedir. Birçok genç internette müstehcen sitelere girmekte veya karsı cinsle chat(sohbet) yapmaktadır. Chat yapmak, ilk başta çok basit ve zararsızmış gibi görünse de aslında gençleri yavaş yavaş zehirleyen büyük bir tehlikedir. Normalde karşı cinsle konuşmaktan çekinen gençler, &#8220;nasıl olsa beni tanımıyorlar&#8221; diyerek hiç çekinmeden, her türlü müstehcen konuları konuşabiliyorlar. İlk önceleri Chat&#8217;te isimlerini açıklamayıp lakap kullanan gençler, zamanla sanal alemde tanıştıkları kişilerle samimi olunca kimliklerini açıklamaktan da çekinmiyorlar. Karşı taraftan resim istiyor, kendi resmini gönderiyor veya kamerayla sanki yüz yüze görüşüyormuş gibi işi çığırından çıkarıp utanç verici gayri ahlaki davranışlar dahi sergileyebiliyorlar. Bu süreçte çoğu kez kızların zararlı çıktığı bilinmelidir. Kızlar, çoğu kez karşı tarafa güvenmenin bedelini ağır bir şekilde öderler. Tüm bu sakıncalar ebeveynlerin internet kullanımı konusunda oldukça dikkatli olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ebeveynlerin, çocuğunun yalnızken internete girmesine izin vermemesi ve zararlı siteleri engellemek için filtre programlarını kullanılması yararlı olacaktır. Bunun yanında çocuğun girdiği siteleri kontrol etmesi ve çocuğunun saatlerce internette dolaşmasına müsaade etmemesi de büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Çocuğun ahlaki gelişimini sekteye uğratan faktörlerden birisi de &#8220;televizyon esaretidir.&#8221; Özellikle &#8220;okul dizilerinde&#8221; çocuklara model olarak sunulan kişilerin seviyesiz hal ve hareketleri, dağınık giyim ve kuşamları çocukların karakter gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu dizilerdeki karakterlerle özdeşleşen çocuklar, normal zamanlarda yapmayı akıllardan dahi geçirmedikleri uygunsuz davranışları sergilemeye cesaret edebiliyorlar. Bunun yanı sıra magazin programlarında &#8220;özgürlük maskesi altında&#8221; gençlere empoze edilen çarpık ilişkiler, gençlerde ciddi bir ahlaki erozyona yol açtığı gibi bu gençlerin toplumsal değerlere karşı yabancılaşmasına da sebep olmaktadır. Çocuklarıyla birlikte magazin programlarını izlemekte herhangi bir sakınca görmeyen ebeveynler, farkında olmadan çocuklarının kendi dünyalarından uzaklaşıp magazin dünyasının fantastik ve aldatıcı dünyasıyla özdeşleşmesine sebep olmaktadır.</p>
<p>Akın Yıldırım</p>
<p>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</p>
<p>Rehberlik Servisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/cocugunuza-ahlaki-degerleri-kazandirmak-icin-nasil-davranmalisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karne sendromuyla çocuğunuzun tatilini &#8220;kâbusa&#8221; dönüştürmemelisiniz</title>
		<link>http://www.aktuelegitim.com/karne-sendromuyla-cocugunuzun-tatilini-%e2%80%9ckabusa%e2%80%9d-donusturmemelisiniz.html</link>
		<comments>http://www.aktuelegitim.com/karne-sendromuyla-cocugunuzun-tatilini-%e2%80%9ckabusa%e2%80%9d-donusturmemelisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 18:01:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[karne sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aktuelegitim.com/?p=1064</guid>
		<description><![CDATA[Bir eğitim ve öğretim dönemi daha tamamlanıyor. Yoğun ve yorucu geçen bir dönemin ardından bazı... <a class="meta-more" href="http://www.aktuelegitim.com/karne-sendromuyla-cocugunuzun-tatilini-%e2%80%9ckabusa%e2%80%9d-donusturmemelisiniz.html">more <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir eğitim ve öğretim dönemi daha tamamlanıyor. Yoğun ve yorucu geçen bir dönemin ardından bazı öğrenciler ?parlak bir karne? almanın mutluluğuyla ailesine koşarken, bazı öğrenciler de ?karnesindeki kırık notların ezikliğiyle? tedirgin bir şekilde evinin yolunu tutarlar.</p>
<p>Özellikle aşırı otoriter ve baskıcı ailelerin çocukları için karne günü adeta bir ?kâbusa? dönüşebiliyor. Bu çocuklar, karnelerindeki kötü notlardan dolayı ailelerine verecekleri hesabın endişesiyle yalana başvurma, evden kaçma, hatta intihara teşebbüs etme gibi davranışlar sergileyebiliyorlar.</p>
<p><strong>Başarısızlığın tek sorumlusu çocuklar mıdır?</strong></p>
<p>Anne-babanın yıl içinde çocuğunun eğitimiyle yakından ilgilenmesi çocuğunun başarısına büyük bir katkı sağlarken, bu konudaki ilgisizliği de ?kırık notlarla? kendisini göstermektedir. Bu anlamda karnedeki notların sadece çocuğa ait olmadığını, en az  çocuklar kadar ebeveynlerin de notları olduğu bilinmelidir.</p>
<p>Zayıf ya da düşük notlarla dolu bir karneyle karşılaşmak elbette pek ?sevimli? bir durum değildir. Ancak hiçbir olumsuz durumun da çocuklarımızdan daha önemli olmadığı unutulmamalıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Karne döneminde anne-babanın dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir? </strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle ?parlak bir karne? getiren çocuğunuzu tebrik etmeli ve onunla gurur duyduğunuzu ifade etmelisiniz. Aslında çocuğun başarılı bir karne getirmesi zaten kendisi için oldukça motive edici bir deneyimdir. Fakat bu başarının diğer bireyler (özellikle anne-baba) tarafından fark edilmesi ve onay görmesi çocuğun bu başarısından daha fazla haz almasını sağlayacaktır.</li>
<li>Çocuğunuzu, gösterdiği bu başarıdan dolayı abartıya kaçmadan ödüllendirmeyi ihmal etmemelisiniz.    </li>
<li>Eğer çocuğunuzun karnesi pek iç açıcı değilse -hatta ?kırık notları? olsa bile- asla onu dövmemeli ve kişiliğini rencide etmemelisiniz.</li>
<li>Çocuğu insanların içinde küçük düşürmemeli ve onu başkalarıyla kıyaslamamalısınız. Unutmayın ki kötü karneyi düzeltmek mümkündür; fakat çocuğun ruhsal dünyasında açılacak yarayı tedavi etmek pek kolay olmamaktadır.</li>
<li>Çocuğunuzun okul başarısızlığını çok iyi tahlil etmeli ve başarısızlığının sebeplerini anlamaya çalışmalısınız. Çok fazla tepki göstermek kadar, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak da doğru değildir. Fazla tepki gösterildiğinde çocuklar, sevilmediklerini ve aileleri tarafından başarılı olmaları koşulu ile sevilebileceklerini düşünürler. Hiç tepki göstermeme ise çocuk tarafından ilgisizlik ve umursamazlık biçiminde yorumlanabilir.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklar tatili nasıl değerlendirmeli?</strong></p>
<ul>
<li>Karnesinde kırık notlar olsa bile çocuğunuzun tatilde dinlenmesini ve eğlenmesini sağlamalısınız. Zayıf dersi var diye çocuğu tatilden mahrum etmeniz, onun size büyük bir öfke duymasına ve derslerini iyice ?salıvermesine? sebep olabilir. Unutmayın ki çocuk için tatil bir ihtiyaçtır.</li>
<li>Karnesindeki zayıfları sürekli çocuğa hatırlatıp, onun tatilini ?zehir etmemelisiniz.?</li>
<li>Tatil döneminde çocuğunuzu aşırı ?ders çalış baskısı? ile bunaltılmamalısınız. Bu dönemde hafif tekrarlarla çocuğun derslerden kopmaması yeterli olacaktır.</li>
<li>Tatiller, aile içi ilişkilerin kuvvetlendirilmesi için de çok iyi bir fırsattır. Özellikle çalışan annelerin çocuklarıyla birlikte nitelikli zaman geçirmesi çok yararlı olacaktır.<strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>Akın YILDIRIM</strong></p>
<p><strong>Özel Balıkesir Fırat Lisesi</strong></p>
<p><strong>Rehber Öğretmeni</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aktuelegitim.com/karne-sendromuyla-cocugunuzun-tatilini-%e2%80%9ckabusa%e2%80%9d-donusturmemelisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

